26.05.2008 17:11
A'dan Z'ye Aykut
AYKUT ERÇETİN
"Anne-baba" ile başlayan, "zemin" kavramıyla biten futbol ve hayata dair bir söyleşi. Bir kalecinin sözlüğünden taşanlar...
(Röportaj: Bülent Timurlenk | Galatasaray Dergisi, Mayıs 2008, Sayı: 67)
Anne – Baba: Hayatımdaki en değerli insanlar. Onlarla maç sonrası konuşmazsam, onların benimle gurur duyduğunu her an hissetmezsem futbol bana anlamsız gelir. Beş yıldır onlardan ayrıyım, Almanya’dan arada bir maça geliyorlar.
Burak Dilmen: Çok iyi ve sempatik bir hoca. Çok zor bir iş yaptı ve yardımcı antrenör olarak takımla teknik direktör arasında uyum sağladı.
Cevat Güler: Bizim için çok büyük bir şans. Çünkü bizi senelerden beri tanıyan bir hoca. Bana göre özellikle uzun süredir burada oynayan oyuncular için şans oldu çünkü bizimle ilgili A’dan Z’ye iyi ve kötü taraflarımızı biliyor. O yüzden bizim için çok iyi bir hoca. Büyük bir avantaj bizim için.
Çalışmak: En büyük sevdalarımdan biri. Ben bugün oynuyorsam ve kaleyi devraldıysam, seneler boyu çalıştığım içindir. Beş sene boyunca bugün için çalıştım. O yüzden çalışmanın her zaman ön planda olması lazım. Çalışmak kadar önemli bir şey yok futbolcu için. Antrenman öncesi en az yarım saat, antrenmandan sonra bir saat çalışırım. İzin günlerimde de ekstra çalışma yaparım. Kendi isteğimle yaptığım salon çalışmaları var. Antrenman sonrası Nezih Hoca ile 15-20 dakika takımdan ayrı çalışırız.
Derbi: Elbette ki diğer karşılaşmalardan çok daha önemli. Ne zaman, nerede oynanırsa oynansın derbi karşılaşması hem futbolcu hem de taraftar için büyük değer taşır. Futbolcu her zaman taraftarına bir derbi galibiyeti yaşatmak ve onların bu mutluluğunu paylaşmak ister. Taraftar da sosyal hayatında rakip takım taraftarı arkadaşlarının karşısına rahat çıkabilmek için bu galibiyeti ister. İstanbul derbilerinin bence atmosfer olarak dünyada büyük kabul edilen Boca-River, Barça-Real Madrid derbilerinden aşağı kalır yanı yok.
Euro 2008: İnşallah Türkiye çok başarılı olur. Bir Türk olarak isterim ki Türkiye çok çok başarılı olsun. Her futbolcu gibi orada oynamak isterim ama benim amacım çok çalışmak, antrenmana çıkmak, maç oynamak. Takdir hocalarındır.
Feldkamp: Geçmişte kalmış bir hoca artık. Çok teknik adamla çalıştık. O da geçmişte olan hocalardan bir tanesi. Benim felsefem budur zaten, geçmişte kalan ya da değiştiremeyeceğim şeylere fazla kafayı takmam.
Gelecek: İnşallah şampiyon olur, büyük başarılar elde ederiz. Kişisel olarak da bazı oyuncular der ki, “Ben bir gün şurada oynamak istiyorum. Ben uzun vadede burada kalmak istiyorum. Milli takımda oynamak istiyorum”. Benim felsefem başka. Benim felsefem, her gün kendini biraz daha, adım adım geliştirmek. Kendimi ne kadar geliştirirsem, bu adımlar ne getirir görürüz. Yarın daha iyi olayım, ertesi gün daha da iyi olayım. Gelecek düşüncem böyledir. Çalışırken her gün biraz daha gelişiyorsunuz. Ne kadar çalışırsanız o kadar iyi oluyorsunuz.
Hakemler: Bana göre Türkiye’de çok tartışılıyorlar. Benim hakemlere dair üzüldüğüm bir konu varsa, medyada futbol bazen dışarıda kalıyor. Özet izliyorsunuz, pozisyondan daha fazla hakemin tartışılacak pozisyonları gösteriliyor! Ben bir futbolcu olarak, daha çok gol pozisyonu, kalecinin çıkardığı pozisyon izlemek isterim. Ama bir penaltının 8-9 defa tekrarlanması bana çok mantıklı gelmiyor. Türkiye’de bu çok konuşulan bir şey ama aynı zamanda gereksiz. Türkiye’deki hakem standartını Avrupa’dan düşük görmüyorum. Herkes hata yapabilir. Bizde çok büyütüyorlar.
İzin Günü: Köpekle gezmeyi çok severim. Bir köpeğim var, onunla zaman geçiririm. Eğer kendimde bir eksik görüyorsam bazen izin günlerimde bile çalışırım. Onun dışında İstanbul’un tadını çıkarmayı çok seviyorum. Sahile gider yürürüm. Genelde dışarıda yemek yerim. Çok severim farklı mutfakları keşfetmeyi. Trafik gerçekten bazen eziyet. Kalabalık çok önemli değil ama bazen şunu istiyor insan: İzin gününüzdür, dışarı çıkıp futboldan uzak kalmak istersiniz. Ama bizim ülkemizde futbol o kadar çok seviliyor ki; izin gününüzde bile insanlar sizi tanıdığı anda sorarlar; “Bu takımın durumu nasıl, nedir?” diye. Dinlenmek biraz zor! O yüzden bazen mümkünse, 2-3 gün iznim varsa kafayı dinlemek için yurtdışını tercih ederim.
Kale: Hayatımı ifade ediyor. Bir kaleci her zaman ters adamdır. Oyunu bozan biziz. Futbolda amaç gol atmaksa, kaleci tam tersi, oyunu bozuyor. 11 futbolcudan 10’u aynı formayı giyer, kaleci ters bir forma giyiyor! 10 futbolcu hep ayakla oynuyor, topa elle dokunabilen sadece kaleci! Kaleci hep ters adamdır. Ona göre de kaleciye saygı göstermek lazım. Hem de desteklemek lazım. Kolay bir meslek değil. Her zaman söylerim; kendinizi ne kadar daha formda hissederseniz, arkanızdaki kale o kadar küçülür. Çünkü artık her yere daha rahat yetişiyorsunuzdur. O yüzden hiç zorlanmazsınız.
Lincoln: Çok büyük bir oyuncu, çok teknik bir oyuncu. Galatasaray’ın çok istediği, çok ümitlendiği bir futbolcu. Özellikle taraftar dört gözle bekliyordu. Ve Galatasaray’ın onu alması, hem Galatasaray hem de Lincoln için büyük bir fırsat. Biz Lincoln’ü iyi kullanırsak, Lincoln de her şeyini, yüreğini koyarsa çok büyük başarılar elde edebiliriz.
Mondragon: Çok iyi bir kaleciydi. İyi anlaşıyorduk sahada. Aramızda hiçbir zaman sorun olmadı. Çok büyük yaş farkımız vardı. 11 sene. Daha yeni başlayan biriydim ve yıllarını bu işe vermiş bir kaleciyle karşılaştım. O gitti, ben devam ettim. Öğrendiğim çok şey var. Çok büyük saygı duyuyorum. Bütün benden önce oynayan kalecilere çok büyük saygı duyarım.
Nezih Ali Boloğlu: Benim için çok önemli. Çünkü bir kaleci için senelerden beri çalıştığı hoca çok büyük avantajdır. Aynı düşüncede olduğumuz için çok daha rahat çalışıyoruz. Şimdi başka bir kaleci antrenörü geldiğinde belki zorluk çekebilirsiniz. Ama hep aynı sistemle çalışmamız çok büyük avantaj. Sahadaki beyaz çizgiyi geçince herkes dışarıya göre farklıdır. Nezihi Hoca da çok ciddi biri olur antrenmanda. Bu kadar iyi bir kaleci antrenörüyle çalışmak benim için bir şans. Başarımda en büyük pay sahiplerinden biri odur.
Orkun Usak: Çok iyi bir kaleci. Zaten bunu ispatladı. Türkiye’de çok takımda oynadı. Çok başarılıydı. Bana göre çok yetenekli bir kaleci.
Özgürlük: Benim için çok önemli. Serbestlik, rahatlık demek benim için. Kendi sorumluluğunu almak. Bir tek kendinize hesap veriyorsunuz. Bunlar önemli şeyler. Özgür olmak gibi yok...
Penaltı: Sonuçta penaltıda kalecinin kaybedecek az şeyi vardır. Ama çok şey kazanabilir. Aslında kalecinin penaltıda hiçbir şansı yoktur. Rakip oyuncu topu çok sert ve isabetli olarak bir köşeye atarsa, kalecinin yetişmesi çok çok çok zor. İmkansız bile olabilir. (Köşeye sert vurulan bir şutun kaleye ulaşma süresi 0.5 saniye. Kalecinin reaksiyon gösterip köşeye uzanma süresi ise 1.5 saniye). Kurtarırsa da çok büyük başarı. Bu bir rahatlık sağlamıyor tabii kaledeyken. Çünkü bir sorumluluk var. Her zaman hem kalecinin kendisinden hem de taraftarın - takım arkadaşlarının bir beklentisi var. Gerginlik hissetmem penaltıda ama kolay da değildir.
Shabani Nonda: Çok iyi bir forvet. Özellikle ilk devre geldiğinde çok iyi uyum sağladı. Çok iyi bir çıkış yakaladı. Tabii bu çıkıştan sonra herkes aynı istikrarla devam etmesini bekledi. Maalesef birkaç sakatlığı oldu. Ama ben inanıyorum ki bu sakatlıkları atlattıktan sonra yine çok büyük faydaları olacaktır.
Şampiyonluk: Galatasaray için çok önemli. Çünkü her sene şampiyonluğa oynayan bir takım Galatasaray. Zaten ‘bir aday’ değil, ‘en büyük aday’dır Galatasaray. İnşallah bu sene de oluruz, hedefimiz bu. Şampiyonluğu kutlamak bir futbolcu için en büyük mutluluk anıdır.
Tatil: Benim için çok önemli. 4-6 haftamı genelde yurt dışında geçiririm. Yurtdışında herhangi bir yere gider kafamı dinlerim. İspanya’ya, Seyşel Adaları’na, Dominik Cumhuriyeti’ne gittim. Çoğu ülkeleri gezdim. Benim için en önemlisi, hem vücut hem beyin olarak dinlenmek. Yeni sezona hazırlanmak. Tatilin son iki haftasında Almanya’da hem ailemle birlikte olurum hem de yeni sezon için özel antrenman yaparım...
Uğur Uçar: Geleceği çok iyi olan bir oyuncu olduğuna inanıyorum. Bu yaşta bu kadar maç çıkarması, bu kadar başarılı olması çok önemli. Diğer taraftan bir sakatlığı var. Çok üzücü olabilir belki ama bu dünyanın sonu değil. Çünkü bakarsanız, Avrupa’nın en büyük futbolcuları da kariyerlerinde her zaman büyük sakatlıklar yaşamışlardır. Bu dağın zirvesinden vadiye inmek gibi. Örneğin Zidane, bir ara dizinden sakatlık geçirdi. Oliver Kahn’ın aşil tendonu koptu, bir yıla yakın hiç oynamadı. Bunun örnekleri çok. Ama önemli olan bu aylarda şunu fark etmek: Bazen biz futbolcular nankörüz, her şey elimizdeyken anlamayız. Ama bunları bir anda kaybettiğiniz anda her şey çok değerli oluyor. Uğur da bu sakatlık döneminde elinde neler olduğunu anlarsa, o noktaya gelmekle kalmaz, o noktayı da aşabilir, çok daha yükseklere çıkabilir. Bir gün Avrupa’da çok büyük bir oyuncu olacağına kesinlikle inanıyorum.
Ümit Karan: Kendisine de söyledim, hiç ama hiç çözemediğim bir topçu. Normalde bir futbolcu, daha iyi olmak için antrenmanda çok çalışır, bir şeyler yapar. Ama Ümit’te bir yetenek var. Öyle bir yetenek ki bütün kuralları kıran bir isim Ümit Karan. Çünkü Ümit’in bir özelliği var: Tek vuruş. Bunu da zaten çalışamazsınız. Bir ara demiştim, daha fazla çalışsa daha mı iyi olur? Ama gerçekten Ümit’in yeteneği tek vuruştur ve bu çalışılacak bir şey değil. Bunu size vermişler ve fazla değiştiremezsiniz. Ya vardır ya yoktur. Bana göre tek vuruşta Türkiye’nin en yetenekli oyuncusu. Öyle goller atıyor ki o golleri hiç kimse atamaz. Tek vuruşta Avrupa seviyesinde, en başarılı golcülerden biri.
Vefa: Denizli maçında Galatasaraylı oyuncu olarak sevindim çünkü gol attık. Üç puanı alacağız diye seviniyordum ama diğer tarafta bir kaleci olarak bir meslektaşın (Süleymanou) hissettiğini ben de hissedebildiğim için, kendimi onun gibi düşünebildiğim için üzüldüm. Ama bu bana ve meslektaşlarıma özel değil. İnsani bir şey. O anda bir insan olarak da üzüldüm. Çünkü herkes hata yapar, ama o ana kadar o kadar başarılı oynayan bir oyuncu, maçın kahramanı olacak bir oyuncunun, işleri tersine çevirmesine çok üzüldüm. Maalesef orada gözüktü ki bizim meslek nankördür.
Yalnızlık: “Yalnızlık eşittir kaleci” bir yerde doğru, bir yerde yanlış. Çünkü her konuda terssiniz, oyunu bozmaya çalışıyorsunuz. Defans oyuncusu da kaleyi korur ama aynı zamanda atağa katılır, gol atmaya çalışır. Kalecinin böyle bir imkanı yok. Siz ayrısınız, farklısınız. Farklılık da bazen yalnızlık getirir. Antrenmanlarda da çoğunlukla kaleciler, takımdan ayrı çalışır. Meslekteki yalnızlığın özel hayata da yansıması olabilir. Çünkü kaleciler o kadar baskı altında oynadığı için çoğunlukla maçtan sonra stres yaşamamak ister, o yüzden yalnızlığı tercih eder. Ben aslında yalnız kalabilecek bir insan değilim. Ama bazen öyle oluyor.
Zemin: Zemin, bir kaleciyi her zaman bir oyuncuyu etkilediğinden daha fazla etkiler. Oyuncu orta sahada topu ıskalarsa, kontrol edemezse çok büyük zarar görmez. Son noktada duran bir kaleci ıskalarsa ya da top zeminden dolayı sekerse, bu büyük ihtimalle çok kötü bir andır! Telafisi yoktur çünkü. Herkes maçtan önce der ki “Bu zemin çok kötü”... Kaleci ise o sırada gider soyunma odasına, maçtan önce birkaç dakika oturur, iyice düşünür ve der ki: “ Bu zemin bu kadar kötü değil. Ben bunu düşünmeyeceğim. Tabii zeminin kötü olduğunu ben biliyorum ama kafama takmayacağım”. Ali Sami Yen’in zemini de ilk başlarda çok kötüydü, şimdi biraz düzeldi. Ama yine de çok zorluk çektiğimiz maçlar oldu burada. Maalesef Türkiye’de çoğu statta böyle bir sorunumuz var.
DİĞER HABERLER
» Keskin Nişancı! (09.07.2008 16:08)
» Savunma Bakanı (11.06.2008 12:50)
» O Toplantı! (11.06.2008 12:14)
» Küçük Dev Kız (11.06.2008 12:00)
» Adını Ezberletti! (29.04.2008 18:42)
» Cenk Akyol’un Yolu… (08.04.2008 18:34)
» Florya Manzaralı Ankara Apartmanı (07.03.2008 14:46)
» Savaşçı... (06.03.2008 15:55)
» ‘Bek’lemiyor, koşuyor… (07.02.2008 15:48)
» 'Kaya' Gibi Murat (05.02.2008 16:14)
» Deli Fişek (03.01.2008 15:24)
» Türkü Baba (06.12.2007 16:00)
» Yükseklerde Bir Yerde (05.12.2007 16:36)
» Les coeurs sont ensembles* (03.12.2007 16:20)
» “Ate A Minha Ultima Gota De Sangue...”* (07.11.2007 17:47)
» Bizim Gattuso (05.11.2007 16:54)
» Ve Sahnede... (04.11.2007 16:59)
» Kadife Elli Dev (06.10.2007 17:31)
» Florya'dan Mezun (05.10.2007 18:37)
» DİĞER HABERLERİN DEVAMI İÇİN TIKLAYINIZ.