GALATASARAY DERGİSİ / RÖPORTAJLAR

05.11.2007 16:54

Bizim Gattuso

Barış Özbek

Siz sakın adına bakıp aldanmayın. O sahada savaşıyor. Savaşmak için de cephe gerisinde çok çalışıyor. İmzayı attığı gün “Ben bu formayı alırım” dedi. Sözünü tuttu. Dünyada her takımın taraftarı bir Gattuso’su olsun ister takımında. Ona düşen bunun yanında “bir de Barış’ı” cümlesini ekletmek...

(Röportaj: Bülent TİMURLENK| Galatasaray Dergisi, Kasım 2007, Sayı: 61)


Bir yıl önce Almanya’da biri sana “Sen gelecek sezon Lincoln ile beraber Galatasaray’da oynayacaksın” dese, ne cevap verirdin?
Önce inanmazdım ama mucize gibi de gelmezdi. Tabii sonra neden olmasın derdim. Futbolda her şey olabilir. Çalışıyor, kendime güveniyordum.

Hazırlık kampındaki ilk izlenimimiz “ayaklarının yere sağlam bastığı”. Türkiye’de altyapılarda en çok eleştiri fizik üzerine yapılır. Bu fizik güç senin karakteristiğin mi yoksa bunu Almanya’da altyapıda mı edindin?
Tabii ki Almanya’da fizik gücü önemli. Fiziği güçlü futbolcular her ligde daha fazla. Ben bunu kendi çabamla kazandığımı düşünüyorum. Çünkü takımla antrenmanla yetinmedim. Tek başıma yaptığım antrenmanlarda çok ağır çalıştım. Çok koşu yaptım. Kondisyon yükledim. Plan program dahilinde değildi. Bunu sağlayan da babamdır. Bana “Herkesten çok daha fazla çalışman lazım; onlar bir tur atıyorsa sen üç tur at” dedi. Ben de bu şekilde çalıştım. Maç olmadığı günlerde araba lastiğini ağırlık yapsın diye sırtıma bağladım, koştum. Yokuşları bu şekilde çıktım. Beni görenler bu çocuk ne yapıyor diye şaşkın şaşkın bakıyorlardı. Biraz Rocky gibi!

Biraz Rocky gibi başlamışsın. Baban da özel antrenörün gibi olmuş. Baban futbol oynadı mı?
Babam amatör olarak oynamış. Çok seviyor futbolu. 2-3 maçı arka arkaya izler. Bana çok destek olmuştur futbolda. Ben altı yaşındaydım, 1993 senesiydi, annem yazdırdı beni. Oturduğumuz şehrin takımı, Schwerin şehrinin takımında başladım. Zaten önemli olan şey anne babanın desteğidir. Herkesin anne babası maça gelmezdi ama babam her maçıma geldi. Kulüpler arası maçlar yapardık. 16 takımlı bir ligde mücadele ettik. Haftada bir maç iki de antrenmanımız olurdu. O zamanlar çok da çalışamazdık. Ama küçük bir çocuk futbolu severse dışarıda da oynuyor. Bulunduğumuz yerde arkadaşlarım vardı, sabah kalkardık, bütün gün futbol oynardık.

Okulla aran nasıldı?
Futbolu çok sevdiğim için küçük yaşlarda derslerime pek dikkat etmezdim. 15-16 yaşında sınıfın en çalışkan öğrencilerinden biri oldum. Çünkü futbolcu olabileceğimin garantisi yoktu. Babam hep derdi, “Hem futbolda hem de derslerinde başarılı ol”. Babam bana okul ve futbol dışında hep arkadaşı gibi yaklaştı. Fakat okul ve futbol olunca taviz vermezdi. Kötü bir maçımdan sonra çok kızardı. Ben de babam kızınca azimli bir insan olduğum için odama kapanırdım. Ve odamda ne hatalar yaptım diye düşünürdüm. Ertesi hafta daha iyisini yapmak için çalışırdım.

Baban da seni biraz Alman disipliniyle büyütmüş…
Evet biraz öyle. Derslerden kötü not alırsam karneyi eve getirmeye korkardım.

Hala korkar mısın babandan?
Kötü oynadığım maçlardan sonra telefon ediyor. Yine kızıyor (gülüyor).

Kaç kardeşsiniz, onlar da oynuyor mu futbol?
Üç kardeşiz. Küçük kardeşim de Schalke 04’ün altyapısında oynuyor. 1992 doğumlu. O doğduğunda ben futbola başlamıştım. Ağabeyim ise üniversitede okuyor. Babam madenciydi. Disiplinli şekilde büyütüldük. Şimdi kardeşimin üzerinde var o tatlı baskı.

Hangi mevkiide futbola başladın?
Hep 10 numara, forvet arkasında oynadım. Çalım atıp, adam eksiltmek ve gol atmaktı beni işim. Hep o bölgede oynadım.

Alt yaş gruplarında daha açık oynanır. Defansif orta saha yetiştiriliyor mu mesela Almanya’da ufak yaşta?
Evet, o yaş gruplarında taktik olarak daha hücum düşünülür ama Almanya’da bu disipline daha erken başlanıyor. Galatasaray’da sağ tarafta oynuyorum, ama pozisyon gereği topun peşinden bütün sahayı kat edebiliyorum. Almanya’da bu görülmez. Bunu oradaki maçlarda yaparsam hemen uyarılıyordum. Çünkü disiplin çok ön planda. Herkes kendi bölgesinde oynasın ve hata yapmasın, kural bu. Kardeşim Ufuk’un son maçını izledim. O yaşta bu kadar disiplin ve günden güne artıyor. Adam geçmek yasaktır adeta Alman altyapısında.

Alman altyapısının sorunu da bu değil mi? Oyuncuların tekniğini, oyun disipliniyle köreltmiyorlar mı? Lincoln, Diego, Ribery gibi yabancı oyuncular bu yüzden en çok sevilen futbolcular oluyor tekniğe hasret tribünlerde...
Evet, ben de bunu anlamıyorum. Çalım atılması sevilmez. Fizik gücüne dayalı bir futbol isterler, çalımı yasaklarlar. Ama bu tür futbolcuları da dışardan getirmek isterler. Diego en güzel örnek. Almanya’da ben öyle futbolcular tanıyorum ki tekniği ona yakın ama o oyuncuları yetiştirmiyorlar. Kardeşimin tekniği çok yüksek ama en fazla bir kişiyi çalımlayacak lüksü var. Bazı futbolcular sahada çalım atarak güçlenirler. Ama sen bu tip futbolculara “tek pas oyna” dediğin zaman oyuncunun özelliklerini sınırlıyorsun. Ben buna Almanya’da anlam veremiyorum, çünkü ben de öyle bir futbolcuydum. Topu hızlı oynar, çalım atardım. Ama bana bunu küçük yaşta yasakladılar. Tek pas oynamamı istediler. Bunu şu şekilde açıklarlar: “Hiçbir futbolcu toptan daha hızlı koşamaz”.

Şimdi Türkiye’desin, hangi futbolu tercih edersin?
Türkiye’de futbol daha özgür. Ben oyun içinde hangisi gerekliyse onu oynamaya gayret ediyorum.

Altyapıda geçen yıllarından bahsedelim şimdi de...
Altı yaşında başladığım Schwerin’de altı sene oynadım. 13 yaşımda büyük takımlardan teklif aldım. Schalke 04, Borissia Dortmund istedi beni. Karma takımların birbirlerine karşı yaptığı maçlarda takip edilirdik. Ben Wattenscheit 09’a gittim. Orada Halil ve Hamit Altıntop da oynuyordu. Onlar benden 4-5 yaş büyük. Onlar da altyapıdalardı ama tabii ki benden daha üstteki takımlarda oynuyorlardı. O kulüpte Türkleri seviyorlardı. Üç sene Wattenscheit 09’da oynadım. 16 yaşında yine kendi takımıma döndüm, çünkü şehrin altyapısı güçlenmişti. Bir sene orada oynadıktan sonra 17 yaşında Essen’e gittim. Orada çok iyi bir antrenörüm vardı ve beni çok seviyordu. Bana hep derdi ki, “Sen elmassın, seni işlememiz lazım”. İki sene beraber çalıştık. İki sene sonunda, profesyonel olarak “Artık yukarıya çıkabilirsin” dedi. Serkan (Çalık) da ikinci sene geldi. Bizi çok sevdi ve üzerimize çok düştü. Bizde emeği çoktur. O yıllarda da babamla birlikte Türkiye Ligi’ni seyrediyordum. Küçüklüğümde de Galatasaray hayranıydım. Hagi’ye hayrandım. Ama Almanya’da Fenerbahçeli, Beşiktaşlı olan da Hagi’ye hayrandı.

Almanya’da yüzlerce Türk genci var futbol altyapılarında. Profesyonelliğe ulaşmak için şans ne kadar gerekli?
Ben şansa aslında inanmam. Ben çok çalıştım. Futbolcular var, az çalışır. Çok yetenekli olduğu için bir yere varabilir. Ama ben öyle olduğumu düşünmüyorum. Ben çok çalıştım.

Bir pozisyon hatırlatalım sana o zaman. Sion maçında skor 5-1 ve uzatmalar oynanıyor. Sen hala Orkun’dan uzun oynamasını istiyorsun ve depar atıyorsun. O gün bir 90 dakika daha oynar gibiydin...
Çalışmakla oluyor. Ben kondisyon çok çalıştım. Hiçbir futbolcu 90 dakika sürekli koşamaz. Ben bunu çok yaptım. Almanya’da bizim takım üçüncü ligde şampiyonluğa oynuyordu. Ben sakatlanmıştım. Ben geri döndüğümde bizim takım liderdi. Çok zordur, lider takımın 11’ine sonradan girmek. 20 dakika süre alıyordum. Akşam eve giderdim, idman sonrasında yaklaşık bir buçuk saat koşu yapardım. Çünkü ben 20 dakika oynamıştım. 90 dakika oynayanlarla aradaki farkı kapatmam lazım derdim. Burada birinci hafta maçta oynadım, sonra Bursa’ya karşı 20 dakika oynamıştım. Ardaki farkı kapatmam lazımdı. Tabii salonda çalışmak da çok önemli. Onu da çok yapıyorum. Futbolcular için önemli olan karın kasları ve bel bölgesi. Çünkü idmanda bacaklar yeterince çalışıyor. Daha güçlü olmak için ağırlıklarla çalışırım. Bence futbolda önemli olan fizik gücüdür. Bir futbolcunun tekniği iyi ama gücü yoksa konsantrasyon problemi yaşıyor. Konsantrasyon azalınca hatalar oluyor doğal olarak.

Örnek aldığın futbolcular kimler?
Linderoth
’un pozisyonu, benim asıl pozisyonum.

Gattuso’ya benzetiyoruz biz seni...
Gattusso’yu çok beğeniyorum. Onun oyun stiline benzetiyorlar oyunumu. Çünkü çok pres yapıyor. Almanlar da U21’de bu yönümü çok seviyor. Linderoth da öyle bir futbolcu. İkimiz de baskılı oynayınca aynı 2000’deki Suat-Okan-Emre ağabeyin oynadığı orta saha gibi oluyor.

Sağ kanattasın ancak sahada çok gezginsin...
Herkes en iyi kendi pozisyonunda oynar. Ben artık sağ kanatta da oynuyorum. Zaten Alman U21 milli takımında da sağ kanatta oynuyorum.

Almanya U-21 forması giyiyorsun. İki maç önce İsveç’e gol attın. Nedir milli takım konusundaki fikrin?
Sadece bir maç Almanya U-20’de oynadım. Ondan sonra da U-21’de oynamaya başladım. Bu konu hakkında çok yorum yapıldı. Tabii bu işin uzaması yanlış anlaşılmaları da doğurdu. Benim ya da babamın Türk Milli Takımı’nı istemediği söylendi. Hangi Türk istemez ki oğlunun Türk Milli Takımı’nda oynamasını! Son durum Almanya U-21’de yaşım gereği -FIFA kuralı gereği- 2009’a kadar oynayabiliyorum.

Galatasaray’a transferin nasıl oldu?
Geçen sene Adnan Sezgin beni izledi ve beğendi. Beni resmen istedi ama mukavelem vardı. Takımımım beni vermedi. Bu yaz döneminde yine istediler. Menajerimle konuştular. Tabii ki Feldkamp Hoca da izlettirmiş. Onun da katkısı oldu.

Almanya’da hangi kulüpte oynamayı hayal ediyordun?
Ben açıkçası Almanya’da kalmayı düşünüyordum. Fenerbahçe, Beşiktaş ve üç Alman birinci lig takımından teklif aldım: Arminia Bielefeld, Bochum ve Mönchengladbach. Feldkamp Hoca izlettirmiş ve beğenmiş. Ben de bunu öğrenince Galatasaray’a geldim.

Kamp döneminde adaptasyonun nasıl oldu?
Ben zaten imzaların atıldığı ilk basın toplantısında kendime güveniyordum. Çalışarak her şeyi başaracağımı biliyordum. Basın toplantısında da söyledim; buraya oynamaya geldim diye. Yeni bir takıma geliyorsun ve yeni yüzler var. Ünlü, kariyerli futbolcular var. UEFA şampiyonluğu yaşamışlar. Ama bizi çok iyi karşıladılar. İlk antrenmandan beri hep sordular, nasıl yardım edebiliriz diye. Hiçbir sıkıntım olmadı.

Kariyerini planlar mısın orta vadeli?
Hayır, hep basamak basamak düşünürüm. Şimdi büyük bir kulüpteyim. Bir şeyler başarmak istiyorum. Hiç şampiyonluk kupası kaldıramadım. İlk hedefim bu sezon Galatasaray formasıyla şampiyonluk kupasını kaldırmak.

Maç bittiğinde ilk baban mı arar?
İlk babam arar. Geçmiş olsun der. Sonra da eleştiri başlar. Ama ben iyi oynamışsam hemen ben çeviririm numarasını...

Tesiste mi kalıyorsun?
Üç ay kaldım tesiste. Şimdi Serkan ile birlikte eve geçtim. Essen’de tanıştık. Çok iyi arkadaşız. Hep beraberiz. Kampta, kamptan sonra beraber alışveriş yaparız. Her şeyi birlikte yaparız.

Transfer olduğunuz ilk günden beri zaten “Barış-Serkan” olarak birlikte anılıyorsunuz. Serkan da kampın en başarılı isimlerindendi. Senin kadar forma şansı bulamadı...
Serkan da benim gibi büyük bir camiaya geldiğinin farkında. O da zor olanı başarmayı sever. Essen’de birlikte girdik takıma. Çok çalışıyor takıma girmek için. Çalışmaya devam da edeceğiz.

Futbol dışında ne yapıyorsunuz?
Evde yemek pişmiyor. Yorgun oluyoruz. Dışarıya genelde yemek yemeye çıkarız. Bu bölgeden (Florya-Yeşilköy) fazla uzaklaşmayız.

Mesela Taksim’i görmediniz mi daha?
Hayır görmedik...

Televizyonda naklen yayınlanan bütün maçları izler misin?
Ben çok maç izlemem. Bütün gün futbolun içindeyiz. Aslında her maçtan bir şey öğrenebilirsin. Ama ben sadece büyük maçları izliyorum.

En beğendiğin orta saha oyuncuları kim?
Gattuso’yu, Gerrard ve Lampard’ı çok beğenirim. Pozisyonlarının en iyisi onlar.

Bundesliga ile buradaki futbolu karşılaştırırsan neler söylersin?
Almanya’dakiler buradaki futbolu biraz küçümsüyor. O kadar güçlü bir lig değil diyorlar. Ama ben öyle olduğunu düşünmüyorum. Aradaki fark, Almanlar futbola daha düşkün. Orada ikinci lig maçlarına bile 20 bin seyirci gelir. İkinci ligde 40 bin kişiye oynadığımızı biliyorum. Türkiye’de ise sadece üç büyüklerin stadı doluyor. Bir de Bursa deplasmanında çok taraftar gördüm.

Peki hangi ligde daha fazla sertlik var? Bundesliga mı bizim Süper Lig mi?
Sertlik açısından bir fark yok ama fiziki güç açısından bazı futbolcular burada daha yetersiz.

Kariyerinin çok başındasın. Geliştirmen gereken yönlerin nelerdir?
İyi ve kötü taraflarım demek çok doğru değil. Her konuda kendimi geliştirmem lazım. Pozitif gördüğüm benim iki yönlü futbolcu olmam. Ben defansif yönden çok çalışıyorum. Ofansım da iyi.

Galatasaray taraftarına bir mesajın var mı?
Onlardan 90 dakika destek istiyoruz. İyi bir takımız, şampiyonluk için bizi desteklesinler.


Barış Özbek notları:
Uğurlu sayısı 10, fobisi yok. Kitap okumayı sever. İnternetten Alman gazetelerini takip eder. Marka tercihi Lotto. Türk halk müziği dinler, Ferhat Tunç sever. Matrix en beğendiği filmdir, Kadir İnanır ve Brad Pitt favorisidir. En sevdiği yemek karnıyarık, Florya mutfağından ise en çok salatayı tercih ediyor.

DİĞER HABERLER
» Savunma Bakanı (11.06.2008 12:50)
» O Toplantı! (11.06.2008 12:14)
» Küçük Dev Kız (11.06.2008 12:00)
» A'dan Z'ye Aykut (26.05.2008 17:11)
» Adını Ezberletti! (29.04.2008 18:42)
» Cenk Akyol’un Yolu… (08.04.2008 18:34)
» Florya Manzaralı Ankara Apartmanı (07.03.2008 14:46)
» Savaşçı... (06.03.2008 15:55)
» ‘Bek’lemiyor, koşuyor… (07.02.2008 15:48)
» 'Kaya' Gibi Murat (05.02.2008 16:14)
» Deli Fişek (03.01.2008 15:24)
» Türkü Baba (06.12.2007 16:00)
» Yükseklerde Bir Yerde (05.12.2007 16:36)
» Les coeurs sont ensembles* (03.12.2007 16:20)
» “Ate A Minha Ultima Gota De Sangue...”* (07.11.2007 17:47)
» Ve Sahnede... (04.11.2007 16:59)
» Kadife Elli Dev (06.10.2007 17:31)
» Florya'dan Mezun (05.10.2007 18:37)
» Leoparlar'ın Kaptanı (05.10.2007 18:05)


» DİĞER HABERLERİN DEVAMI İÇİN TIKLAYINIZ.



İLGİLİ HABER VE LİNKLER

GALATASARAY DERGİSİ 68. SAYISI ÇIKTI!

GALATASARAY DERGİSİ 68. SAYISI ÇIKTI!

İNTERNETTEN OKUMAK İÇİN TIKLAYINIZ!

İNTERNETTEN OKUMAK İÇİN TIKLAYINIZ!

EKSİK SAYILARINIZI TAMAMLAYIN

EKSİK SAYILARINIZI TAMAMLAYIN

GALATASARAY TV HEDEFLERİ

GALATASARAY TV HEDEFLERİ

TESİSLER

TESİSLER

GALATASARAY LOGOSUNUN DOĞUŞU

GALATASARAY LOGOSUNUN DOĞUŞU

PROFESYONEL FUTBOL TAKIM KADROSU

PROFESYONEL FUTBOL TAKIM KADROSU

SL FORMULA | FOTOĞRAF ARŞİVİ

SL FORMULA | FOTOĞRAF ARŞİVİ