GALATASARAY DERGİSİ / RÖPORTAJLAR

05.05.2007 17:17

Bu 'Çağrı'ya Kulak Verin

Çağrı Yarkın

 

10 OCAK 1989 MANİSA SALİHLİ DOĞUMLU ÇAĞRI YARKIN... 1992 YILINDA HAKAN ŞÜKÜR, BURSASPOR’DAN GALATASARAY’A TRANSFER OLDUĞUNDA ÇAĞRI YARKIN KAÇ KELİMEYİ DUDAKLARININ ARASINDAN FISILDAYABİLİYORDU BİLİNMEZ, BU İKİ FUTBOLCU 1 NİSAN 2007 AKŞAMI ANKARAGÜCÜ KARŞILAŞMASINA  SOYUNMA ODASINDA BİRLİKTE HAZIRLANDILAR.

(Galatasaray Dergisi, Mayıs 2007, Sayı: 56)

Çağrı’nın futbolla ilk ilişkileri her Türk çocuğu gibi başlar… Manisa Salihli’de Çağrı 7 yaşında iken iki taş arası kalelerden oluşturulmuş evlerinin karşısındaki arsada saatlerce ter dökerek başlamış futbola. Aklımızdan geçiriyoruz neden batıdaki gibi semtlerimizde çim sahalar olmaz diye, Çağrı’dan da bu onayı almak için sorduğumuzda, bizi ilk başta şaşırtan, sonra normal hayata döndüren bir cevap alıyoruz “Aslında bir tane çim sahamız vardı. Ama çim olduğu zamanlar çok azdı”. Salihli’de de dayanamamış çimler minik ayaklara.

Futbolcu Ağacı
Çağrı’daki yeteneğin fark edilişi ise zor olmamış. Mahallelerde bir kural vardır. Büyükler sahada top oynarken, boş kontenjana küçük çocuklar arasından en kabiliyetli olan adaydır. Salihli’nin toprak arsasında o küçük çocuk Çağrı’dır. 7 yaşındayken, kendisinden 3-4 yaş büyüklerle top oynaması Çağrı’nın fark edilmesini kolaylaştırır. Ve aynı yıllarda babası Feridun Yarkın’ın 24 yaşındaki sakatlığına kadar futbol oynadığı Salihlispor’da futbola başlar. Aileden sporcu yani Çağrı Yarkın. Bir soy ağacı oluşturulsa mesleği futbolcu olanlar ağaçta bayağı bir yer kaplayacak. Rahmetli dedesi Salihlispor forması giymiş. Büyük dayısı ise Antalyaspor’da oynamış. Diğer dayısını ise hepimiz tanıyoruz; Beşiktaş formasını giyen Ali Tandoğan. Ve beden eğitimi öğretmeni olan bir anne, futbol antrenörü olan bir baba. Çağrı’daki yeteneğe şaşırmamak gerekir.
10 yaşına geldiğinde ise ilk transferini yapar Çağrı Yarkın. Salihli Belediyespor’a transfer olur. Aileden Galatasaraylı olan Çağrı’nın, Galatasaray’la buluşmasından önceki ilk teması ise Galatasaray’a karşı oynadıkları bir maçta olur. Kaybettikleri maçta Recep Hoca (Recep Yazıcı) kendisini beğenir. Ve İstanbul’a dönerken aklının köşesinde bir yere not eder. Ardından Ege karmasına seçilir ve Ege Karması ile Riva’da turnuvaya katılır. Malum gözler Çağrı’nın üzerindedir. Turnuvayı ve Galatasaray’a transferini;  “Riva’da diğer il karmalarıyla karşılaştığımız bir turnuvaya katıldık. Ben o turnuvada gol kralı oldum. Tabii birçok takım tarafından takip edilen bir turnuvaydı. Galatasaray’ın dahil olduğu birçok takımdan  istediler. Galatasaray çok sevdiğimiz için bir an  bile düşünmedik. Galatasaray’ı seçtik” sözleriyle anlatıyor Çağrı.
O sıralarda Ege bölgesinde adından çok söz ettiren ikinci futbolcu da Galatasaray’a transfer olmuştur. Manisa Akhisarspor’dan Galatasaray’a transfer olan Oğuz Sabankay’dan bir ay sonra, Çağrı Yarkın da Galatasaray’dadır. Galatasaray günleri başlamaktadır Çağrı için. Ailesi ile Florya’nın kapısından girdiği günün heyecanını hala taşıdığını söylüyor bizlere.

Çağrı: Ali hoca (Ali Yavaş) , Fatih hoca (Fatih İbradı) ve ailem; birlikte yemek yedik. Benim için çok heyecanlı bir gündü. Ali hocanın, Cafercan ve İrfan’ı çağırışı gözlerimin önündedir. Kendisi, ‘Çağrı, yeni arkadaşınız’ dedi ve onlar da o anda beni aralarına aldılar. Gerçekten çok sıcak davranmışlardı. PAF takımda, hayatımda görmediğim arkadaşlığı gördüm diyebilirim. Hepimiz yarışmacıyız ama hepimiz birbirimizin destekçisiyiz aynı zamanda. Biz de şimdi onlardan ne gördükse, yeni gelenlere öyle davranıyoruz.

Arsenal vs ManU
Koca İstanbul, Çağrı Yarkın için bir gurbet gibi gözükse de onun gurbeti sadece Florya’dır. 24 saatini Florya’da geçirmeye başlar.  Çağrı’nı yeni evi de haliyle Florya Metin Oktay Tesisleri olur.

Çağrı: Kulüpte kalıyorum. 24 saat Galatasaray, başka hiçbir şey yok. Sabah kalkarız, kahvaltımızı yaparız. Daha sonra burada kalan arkadaşlarımızla toplanıyoruz. Dışarıda kalan arkadaşlarımız da erken gelirler kulübe. Hep beraber toplanırız. Aramız çok iyi takım olarak. O yüzden erken gelirler kulübe. Bizim odalarımızda toplanırız. Playstation oynarız mutlaka. Eksik olmaz hayatımızda. Öğle yemeği ve akşamüstü idmanı günün sonunu getiriyor. Zamanın da nasıl geçtiğini pek anlamıyoruz. Maçtan sonraki gün hocalarımız izin verir. Yine arkadaşlarımızla toplanırız. Dışarı çıkarız. Burada arkadaşlık inanılmayacak  derecede iyidir.

Galatasaray’a geldikten sonra ilk olarak B Genç, daha sonra da süper genç takımlarında da forma giyen Çağrı’nın oda arkadaşları İrfan Başaran ve Muhammed Ali Atam. Playstation tutkudur Galatasaray’ın altyapısındaki gençler için. Çağrı, parmaklarının ucunda Arsenal’i yönetir, bir numaralı rakibi ise, oda arkadaşı İrfan. İrfan’ın Manchester United’ına karşı bu aralar biraz şansız olduğunu söylüyor.  Seçtiği takım Arsenal olsa da Çağrı’nın sadece bir hayali var. Bir gün Galatasaray A Takımı’nın vazgeçilmezi olmak. Çok da uzak sayılmaz bu düşüncesine Çağrı. İlk defa Kayseri Erciyesspor’la Kayseri’de oynanan maçlarda PAF takımdan arkadaşları ile birlikte kadroda yer aldı.

Çağrı: Takımla, Kayseri Erciyesspor maçına çıktık. İlk çıktığımda çok heyecanlanmıştım. Heyecanlanmamak gerekir ama yapacak bir şey yok. İnsan ister istemez bu duyguyu yaşıyor. Benim bir hedefim var. O da, Galatasaray A Takımı’nda oynamak. Herkes oynamak istediği bir yeri söyler. İngiltere der, İtalya der. Ama benim şu anda tek hedefim var. Galatasaray A Takımı’nda forma giymek.

1 Nisan günü Ankaragücü ile PAF liginde karşılaştıkları maçtan sonraysa, kendisine 1 Nisan şakası yapıldığını zanneder. Takım antrenörü Zafer hoca (Zafer Koç) maçtan sonra tüm takımı tebrik eder. Karşılaşmadaki iki golden birine imza atan Çağrı’ya ise söyleyecekleri vardır.
Çağrı: 90 dakika PAF takım maçında forma giydim. Maçtan sonra Zafer hoca hepimizi tebrik etti. Bana geldi ve, “Seni şimdi A takıma yolluyoruz” dedi. O gün, 1 Nisan olduğu için “Hocam şaka yapıyorsunuz” dedim.  “Hasan ağabeyin (Hasan Kabze) antrenmanda sakatlanmış, o yüzden kadrodasın, hoca seni çağırıyor” dedi. Hemen A takıma katıldım. Orada gördüklerimi unutamam. Soyunma odası çok farklı. Bambaşka, inanılmaz hırslı bir takım Galatasaray. Etrafıma dikkatlice baktım. Ağabeylerim ellerinden geleni yapıyorlar. Tüm güçleriyle çıkacakları maça hazırlanıyorlar. Benim için çok güzel bir deneyimdi.

Adriano Leite Ribeiro
Herkes yeteneğine göre küçüklüğünde sahada var olacağı yeri belirler. En iyiler hep en uçta oynar. O toprak sahalarda golleri atan hep en iyilerdir. Çağrı Yarkın, “Gerek deneme amaçlı, gerek ihtiyaçtan birçok mevkide oynadım”  diyor. Ama gerçek mevkisinin forvet, yani en uç olduğunu söylüyor. Ya gol atmak Çağrı için ne ifade eder? Anlatırken adeta o heyecanı yaşıyor.

Çağrı: Gol atmak! Ben saha içinde çok hırslıyım. Gol atmak, derseniz inanılmaz zevk alıyorum. Mevkiim bunu gerektiriyor zaten, ama benim için çok önemli, çok farklı bir şey. Benim gerçek mevkiim santrfor. Ama sol ayağımı iyi kullanabildiğim için, sol bek, sol açık mevkilerinde de oynadım.

Adriano, Inter’in forvet oyuncusuna benzetir herkes Çağrı’yı. Çağrı alçakgönüllükle “Öyle diyorlar, belki de fiziğimden dolayı söylüyor olabilirler” diyor. 1.83 boyundaki Çağrı’nın gerçekten Adriona’dan pek bir eksiği yoktur görüntü olarak. Ama zaten beğendiği iki oyuncudan bir tanesidir Çağrı’nın. Diğeri ise Patrick Vieira.  Her ne kadar "Favori oyuncum Brezilyalı Adriano" dese de, hayranlıkla takip ettiği lig İngiltere Premier Ligi’dir. Küçüklüğünden beri televizyon başına geçip maç izlemek bir alışkanlık olmuş onun için. Brezilyalılar mı? “Onlar sadece şov yapıyor. Mücadele İngiltere’de” diyor, Çağrı Yarkın.  Mücadele gücünün üst düzeyde olduğunu söylerken, A Takım idmanlarında kendisinde bir eksiklik hissetmediğini ekliyor.

Çağrı: Fiziksel olarak ağabeylerimiz bizden çok güçlüler, bunu hissediyoruz. Ama ben de çok geride olduğumu söyleyemem. Uyum sağlayabildim. Gelişme dönemini daha yeni bitirdiğimiz için, salonda bu sene çalışmaya başladım… Galatasaray altyapı oyuncuları fizik bakımdan yetersiz görülebilir. Ama Emre ağabey, Okan ağabey, Suat ağabey… Galatasaray altyapısından yetiştiler. ‘Size’ olarak küçük olsalar da fizik güçleri çok üst düzeyde. Önemli olan da bu.

İlginin kendisine yöneldiğinin farkında olan Çağrı; Arda, Ferhat, Uğur ve Aydın’ın geçtiği yolda aynı şekilde ilerlediğini biliyor ve bu durumu tek cümleyle özetliyor: “Demek ki işinizi iyi yapabiliyorsanız, böyle şeyler başınıza gelmeye başlıyor”.
Kararlılık başarıdaki ilk şartlardandır. Çağrı Yarkın’da da gördük bunu. Galatasaray altyapısı uzun yıllardır Türk futboluna verimli bir tarla oldu, olmaya devam ediyor ve gelecekte de olacak. Hem Çağrı’yı hem de o ve onun gibilerini meydana çıkran organizasyonu sorgularken, anlatımımızın kifayetsiz kaldığı yerde, Çağrı’ya sığınmak gerekir.

Çağrı: Galatasaray çok farklı, başka bir yer. Buradaki insanlar, altyapı hocalarımız A takımdaki ağabeylerimiz Galatasaray’ı çok seviyor. Ali hoca ve Fatih hoca bize çok yardımcı oluyorlar. Zafer hoca, Halim hoca (Halim Fıçıcı) ve Erkan hoca (Erkan Ültanır) konularında çok bilgililer. Bir sorunumuz olduğunda takımımızın psikoloğu Ceren ablamız (Ceren Tokdemir)  var. İdman eksiğimiz varsa kondisyoner Fatih hocamız (Fatih Yıldız) var. Kendisi yardımcı olur. Bizim eksiklerimizi söylememize gerek kalmaz, mutlaka daha öncesinde görülür. Her gün farklı kişiler özel idmanlara alınır. Gol vuruşu çalışırız. 70’te oyundan mı düştük, kondisyon çalışırız. Buraya ilk geldiğimde herkes sordu. Zorluk çekiyor musun. İstanbul’a başka takımlara benden önce gelip zorluk çekenler oldu. Bunu Salihli’deyken görmüştüm. Geldikten sonra da, bu sorular çok kez soruldu. Çünkü ben buraya 14  yaşında geldim, ailemden ayrılıp. Yani zorluk çekenleri görüyorduk, duyuyorduk. Tabii bu sadece gidilen kulüple alakalı değil, insanın kendisiyle de ilgili. Mutlaka hasret çekiyorsunuz ama ben hiçbir zaman geri dönmek istemedim. Buraya geldim ve arkadaşlarımız bize kardeş gibiydi. Ben hemen ikinci gün, üçüncü gün sanki uzun zamandır buradaymışım gibi hissetim kendimi. Benim aynı mevkide oynadığım Erhan Şentürk diye bir arkadaşım var. Ben A takıma çıktığımda beni ertesi gün ilk arayan Erhan’dı. “A takıma çıktın, beni niye haberdar etmedin” dedi. Tabii çok mutlu oluyorsunuz. Bu böyle bir ortamda yaptığınız işe de yansıyor. Sercan,  A takıma çıkmıştı. Yine bu sevinci yaşamıştık. Aramızdan birisinin A takıma çıkması sadece çıkanı değil, tüm takımı mutlu ediyor. Şimdi altyapıya bizden daha küçük yaşta Tunahan diye bir kardeşimiz geldi. 1995’ li, O da bizim kardeşimiz. Biz de ona yol gösteriyoruz.

 

DİĞER HABERLER
» Karşılıklı Saygıyla Kalıcı Başarılara (26.08.2008 13:38)
» Keskin Nişancı! (09.07.2008 16:08)
» Savunma Bakanı (11.06.2008 12:50)
» O Toplantı! (11.06.2008 12:14)
» Küçük Dev Kız (11.06.2008 12:00)
» A'dan Z'ye Aykut (26.05.2008 17:11)
» Adını Ezberletti! (29.04.2008 18:42)
» Cenk Akyol’un Yolu… (08.04.2008 18:34)
» Florya Manzaralı Ankara Apartmanı (07.03.2008 14:46)
» Savaşçı... (06.03.2008 15:55)
» ‘Bek’lemiyor, koşuyor… (07.02.2008 15:48)
» 'Kaya' Gibi Murat (05.02.2008 16:14)
» Deli Fişek (03.01.2008 15:24)
» Türkü Baba (06.12.2007 16:00)
» Yükseklerde Bir Yerde (05.12.2007 16:36)
» Les coeurs sont ensembles* (03.12.2007 16:20)
» “Ate A Minha Ultima Gota De Sangue...”* (07.11.2007 17:47)
» Bizim Gattuso (05.11.2007 16:54)
» Ve Sahnede... (04.11.2007 16:59)
» Kadife Elli Dev (06.10.2007 17:31)


» DİĞER HABERLERİN DEVAMI İÇİN TIKLAYINIZ.



İLGİLİ HABER VE LİNKLER

GALATASARAY DERGİSİ 71. SAYISI ÇIKTI!

GALATASARAY DERGİSİ 71. SAYISI ÇIKTI!

İNTERNETTEN OKUMAK İÇİN TIKLAYINIZ!

İNTERNETTEN OKUMAK İÇİN TIKLAYINIZ!

EKSİK SAYILARINIZI TAMAMLAYIN

EKSİK SAYILARINIZI TAMAMLAYIN

GALATASARAY TV HEDEFLERİ

GALATASARAY TV HEDEFLERİ

TESİSLER

TESİSLER

GALATASARAY LOGOSUNUN DOĞUŞU

GALATASARAY LOGOSUNUN DOĞUŞU

PROFESYONEL FUTBOL TAKIM KADROSU

PROFESYONEL FUTBOL TAKIM KADROSU

SL FORMULA | FOTOĞRAF ARŞİVİ

SL FORMULA | FOTOĞRAF ARŞİVİ