GALATASARAY DERGİSİ / RÖPORTAJLAR

07.11.2007 17:47

“Ate A Minha Ultima Gota De Sangue...”*

Cassio de Souza Soares Lincoln

*Kanımın son damlasına kadar


Son yıllarda hiçbir transfer biz Galatasaraylılar’ı bu kadar heyecanlandırmamıştı. Haziran ayında sabahlara kadar internet başında "Lincoln nöbetleri" tutuldu. Herkes nefesini tuttu, Almanya'dan gelecek müjdeli haberi bekledi. Papatya falı açanlar da vardı, "inanmıyorum gelmez" diyenler de. İletişim Komitesi'nin üyeleri de transferin heyecanına kendini kaptırınca, 15 dakikalığına resmi internet sitesinde yayınlanan "Lincoln Galatasaray'da" haberi ortalığı ayağa kaldırdı. Haber yayından kaldırıldığında bardağın dolu tarafından bakanlar "Demek ki geliyor, baksanıza haberi bile hazır" dediler ve haklı çıktılar. Menajerine "Beni İstanbul'da bir kulüp görevlisi karşılar mı?" diye soran Lincoln'ü Atatürk Havalimanı'nda beş bine yakın taraftar karşıladı. Çıldırdığımız bir gündü...

(Röportaj: Bülent TİMURLENK | Galatasaray Dergisi, Kasım 2007, Sayı: 61)

İsviçre ve Almanya kamplarında ilk fan kulübünü, Galatasaray'ı takip eden medya mensuplarından oluşturdu. Saha kenarında 20 yıllık muhabirlerin -kısık sesle de olsa- "Lincoln, Lincoln" tezahüratları yaptığı gözlendi. Rakibe feyk atan "no look" pasları, ince bilek hareketleri ve bize "Artık bu sezon oturarak frikik izlemeyeceksiniz" dedirten serbest vuruşlarıyla, antrenmanları en az maçlar kadar seyredilir kıldı. Saha dışında da bir meslektaşımızın dediği gibi "Konuşurken gözümüzün içine bakıyor ve biz o samimiyeti görüyoruz"un sahibiydi Lincoln. Sıcakkanlı, "merhaba"sı, "günaydın"ı eksik olmayan, takım arkadaşlarıyla sürekli diyalog içinde olan, genç futbolcularla yakından ilgilenen bir Brezilyalı.

Dört ay boyunca futboluna baktı ve konuşmadı. 120 günün muhasebesini yapmak için medya mensuplarının karşısına geçtiğinde, yanında Futbol A.Ş. Genel Müdürü Adnan Sezgin ve adaptasyonunda en büyük emeğe sahip olan, aynı dili konuştuğu takım menajeri Mustafa Turgun vardı. Adnan Sezgin, sözü ona "İyi ki seni almışız" diyerek verdi. Her şey soruldu, dobra dobra cevapladı Lincoln...

Portre
22 Ocak 1979’da Sao Bras do Suacui’de doğdu. 1989 yılında, 10 yaşında Atletico Mineiro’nun altyapısında futbola başladı. Amatör kariyerinde bütün yaş gruplarında oynadı ve 186 maçta 38 gol attı. 1997 yılında yetiştiği kulüp Atletico Mineiro’nun profesyonel kadrosuna dahil edildi. Ülkesinde beş sezon forma giydi. 1999 yılında Lincoln, Belletti, Caçapa, Galvan’lı kadrosuyla Atletico Mineiro, Brezilya Ligi’ni ikinci sırada tamamladı. Atletico Mineiro’da 90 maçta forma giydi ve 16 gol attı. 2001 yılında Bundesliga ile tanıştı ve Kaiserslautern formasını giymeye başladı. 53 maçta, 12 gol attı ve Almanya Kupası’nda final oynadı. 2004-2005 sezonunda Schalke 04’e transfer oldu. Schalke 04’deki ilk sezonunda oynadığı futbolla takımını zirvede tuttu. Schalke 04 sezonu ikinci sırada tamamladı ve Şampiyonlar Ligi vizesi aldı. Almanya Lig Kupası’nı kazanan Schalke 04’te sezonun en iyisi Lincoln idi. 2005-2006 sezonunda Bundesliga’nın en iyi oyun kurucularından biri olduğunu yine muhteşem futboluyla ispatladı ve Schalke 04’ü hem Şampiyonlar Ligi hem de Bundesliga’da attığı goller ve yaptığı asistlerle yukarılara taşıdı. Schalke 04 kariyerine 83 maç / 20 gol istatistiğiyle nokta koydu ve 2007-2008 sezonunda Galatasaray formasını sırtına geçirdi. Brezilya Milli Takımı’nda bugüne kadar hiç forma giymeyen Lincoln, 2007 Copa America öncesindeki hazırlık kampına teknik direktör Carlos Dunga tarafından davet edildi ancak Copa America kadrosunda yer almadı.

Dört ayın ardından...
Türkiye'ye gelir gelmez bu kadar kısa sürede uyum göstereceğimi sanmıyordum. Çok kısa bir sürede kendimi evimde hissettim. Yalnız bu adaptasyonda burada birçok insanın büyük katkısı oldu. Geldiğim günden itibaren herkes bana yardımcı oldu. Sahada bakım yapan insandan başkana kadar herkes beni sevdiğini hissettirdi. Bunun için en alt kademeden başkana kadar herkese binlerce defa teşekkür ediyorum.

Beşiktaş derbisi öncesi...
Bu konuda tek bir cevap vereceğim ve herkesin bunu anlamasını istiyorum. Öncelikle burada bulunduğum dört ay süresince yaşadığım olumsuz tek olay budur. Bunu tabii yaşamak istemezdim ancak herkes her zaman istediği şeyleri yaşayamaz. Kulübün kuralları vardır, ben bunlara uymadım ve hata yaptım. Beni ziyarete gelen insanlar dosttan önce ailem gibi gördüğüm insanlardı. Onlar beni büyük bir maçtan önce yüreklendirmeye gelmişlerdi, ben hata yaptım ve kadro dışı kaldım. Hata yapınca insanların özür dilemesi gerekir. Ben de takım arkadaşlarımdan onları yalnız bıraktığım için özür diledim. Daha sonra hocam ile görüştüm. Hocam kurallar çerçevesinde bir karar almıştır ve doğrudur ancak bu konuda ona katılmadığımı da söyledim. Çok üzüldüm bu karar karşısında. Bunu saklamakta bir sakınca görmüyorum. O gece sabaha kadar uyuyamadım. Bana yakın olan insanlar bunu gördü zaten. Bu kadar ağır bir karar beklemiyordum. Sonuçta bir karar alınmıştır ve bize de buna uymak düşer. Biz oyuncular buraya bir hoca için oynamak için gelmedik, burada herkes Galatasaray'a hizmet için gelmiştir. Bu gerçek dahilinde ben bu kararı kabullendim.

Beşiktaş derbisi sonrası...
Beşiktaş maçının ertesi günü hocam ile bir araya geldik. Bu kararın üzüntüsünü onunla paylaştım ve katılmadığımı söyledim. O da bana "Bundan sonra nasıl olacak?" diye sordu, ben de açık bir şekilde şu cevabı verdim: Buraya gelme kararımı verdim ve burada elimden gelenin en iyisini yapmaya geldiğimi söyledim. Aramızdaki buzlar biraz eridi. Sion maçına çıkınca 10-15 bin taraftarımızın adımı söylemeye başladığı zaman büyük moral buldum ve o gün moralim yüzde 80 düzeldi. O moralle çıktım ve oynadım, bunun için taraftara çok teşekkür ediyorum ancak yine de yüzde 100 her şeyi unuttuğumu söyleyemem. Bu konu kapanmıştır, benim Galatasaray ile dört yıllık mukavelem var, bu dört yılın ardından da futbola devam etmek istemiyorum. Galatasaray futbolu bırakmak istediğim kulüptür.

Türk Milli Takımı'nda oynar mı?
Türk Milli Takımı'nda oynamam konusunda açıkçası yazılanları ben de gazetelerden takip ediyorum. Şu ana kadar resmi olarak bana gelmiş bir teklif yok. Resmi olarak böyle bir teklif gelirse bu bana büyük gurur verir. Bu benim iyi bir oyuncu olduğumu gösterir. Böyle bir teklif gelirse, sevdiğim insanlarla bir araya gelip düşünürüm. Yöneticilerime ve aileme danışıp ciddi bir şekilde düşünürüm. Türk vatandaşlığına geçersem, Milli Takım'da oynamak işin zor kısmı değil, zor kısım ismimi değiştirmek olur.

Galatasaray taraftarı ve seyircisiz maçlar
Seyircisiz maç daha önce hiç oynamamıştım. Şu ana kadar oynadığım tüm kulüplerde büyük bir taraftar grupları vardı. Bugüne kadar Galatasaray'da gördüğüm seyirci desteğini ve taraftarı hiçbir yerde görmedim. Seyircisiz oynadığımız maçların sonuncusuna geldiğimiz için son derece memnunum. UEFA maçlarını seyircili oynadığımız zaman seyircimizin eksikliğinin ne kadar büyük olduğunu anlıyoruz, seyirci olduğu zaman kendinizi çok daha iyi hissediyorsunuz.

İstanbul'a ayak bastığı gün
Brezilya'dan Türkiye'ye gelirken Almanya'da aktarma yaptığımda menajerime, "Türkiye'de beni kimse karşılayacak mı?" diye sordum; o da gülerek, "Birkaç kişi herhalde seni karşılar" dedi. Havaalanında beni karşılayan binlerce insanı görünce doğru yerde olduğumu anladım ve inanılmaz bir pozitif havaya girdim ve kendi kendime "Tanrı beni olmam gerektiği yere gönderdi" diye düşündüm. Bu etkileyici bir başlangıçtı. Bunun için de ayrıca herkese teşekkür ediyorum.

Adaptasyon ve Mustafa Turgun
Futbolumla ilgili şunları söylemek istiyorum. Dört aydan beri iyi futbol oynamam için gerekli tüm ortam bana sağlandı. Burada dostlarım var, bana destek olan insanlar var. Tüm sorunlarımı çevremdekiler hallediyor, bana yalnızca futbolu düşünmek kalıyor. Adaptasyonumda en çok yardımcı olan aynı dili konuştuğumuz Mustafa Turgun'dur.

Hagi ile karşılaştırılmak
Herhalde bu benim kaderimde var, gittiğim tüm kulüplerde başka oyuncular ile karşılaştırıldım. Bu karşılaştırmaları doğru bulmuyorum, çünkü büyük oyunculara çok saygım var. Hagi ile karşılaştırılınca alttan aldım, çünkü onun burada yaptıklarını başka hiçbir futbolcunun yapacağını düşünmüyorum. Buraya elimden gelen her şeyi yapmaya geldim ve kanımın son damlasına kadar Galatasaray'ın başarısı için çabalayacağım. Fakat Hagi ile karşılaştırılmamı çok doğru bulmuyorum. Bu dört ay içinde Hagi hakkında o kadar çok güzel şey duydum ki; gerçekten bire bir tanışmak istediğim insan. Kim bilir belki Hagi ile beraber sizlerle bir röportaj yaparım.

Neden 32 yaşında futbolu bırakmak istiyor?
Doğrusunu söylemek gerekirse, bu fikrimi açtığımda tüm insanlar bana aynı şeyi söylüyor. Beni yakinen tanıyan insanlar bilir ki; geleceğini planlayan bir insanım. Şunu da unutmamak lazım, geleceği bir tek Tanrı bilir. O yaşa geldiğimde kendimi oynayacak güçte hissedersem oynarım ancak şu an için kararım bu. Ancak nihai bir karar değil. Şu an kafamda yalnızca Galatasaray'da dört yıl oynamak var.

Alex de Souza hakkında...
Karşılaştırılmalardan hoşlanmıyorum, hiçbir oyuncu birbiriyle karşılaştırılmaktan hoşlanmaz. Kendisi ile ümit milli takımda da beraber oynamıştık ve iyi bir oyuncu. Alex, Fenerbahçe'nin kontratlı oyuncusu ve elinden gelen her şeyi Fenerbahçe için yapıyor; ben de Galatasaray'ın kontratlı oyuncusuyum ve elimden gelen her şeyi takımım için yapıyorum. Olayı böyle düşünmek lazım, bu soruların da tekrar tekrar geleceğini biliyorum.

Brezilya Milli Takımı'nda neden yok?
Bu sorunun cevabı aslında çok zor, Brezilya A Milli Takımı'na çağırıldım, Copa America'nın hazırlık bölümününde vardım ancak oynama fırsatım olmadı. Milli Takım'a çağrılmak önemli, bu iyi oynadığınızı gösterir ancak oynamadığım için de sorun yapmam. Çünkü önemli olan kulüp takımımda ne yaptığımdır; orada kontratım vardır ve önemli olan budur. Düşününce ben de niye çağrılmadığımı bilemiyorum, 22 yaşımda Avrupa'ya geldim ve sürekli 11'de oynadım. 2005 yılında Almanya'nın en iyi oyuncularından biri seçildim. Niye çağırılmadığımı ben de anlam veremiyorum

UEFA Kupası'na Lincoln bakışı
Bizim grubumuz çok kolay bir grup değil. Çünkü herkes elinden gelenin en iyisini yapacak. Özellikle Galatasaray'ın ne kadar büyük bir kulüp olduğunu bilip ellerinden gelenin en iyisini yapacaklar. Biz de Galatasaray'ız ve yapabildiğimizin en iyisini yapmak için uğraşacağız. Şu ana kadar geçtiğimiz iki turu unutup önümüze bakmalıyız. Adım adım ilerlemeliyiz. Aynı takımın oyuncuları birkaç sene beraber oynadığı zaman verim artar, biz yalnızca üç aydır beraberiz, buna karşın iyi işler çıkardık ve bu şekilde devam etmek istiyoruz.

Bizim ligimiz vasat mı?
Türkiye Ligi'nin vasat bir lig olduğuna katılmıyorum. Bu ligin tarihine baktığımız zaman buradan da Bundesliga'da olduğu kadar önemli oyuncular gelip geçti. Bundesliga'dan buraya geldiğimde beni şaşırtan bir şey olmadı. Kararımı uzun süren görüşmelerin ardından verdim.

Acımasız tekmelerin muhatabı Lincoln
Daha önceki oynadığım liglerde bu kadar sertliğe maruz kalmıyordum, çünkü o liglerde bire bir markaja maruz kalmıyordum. Galatasaray için ne ifade ettiğimi biliyorum, diğer takımlar da bunu biliyor ve markajda kalmama şaşırmıyorum. Şu ana kadar maçlarımızı yöneten tüm hakemlere teşekkür ediyorum. Ancak onlara da şunu söylemek istiyorum: Bugüne kadarki gibi iyi yönettikleri maçları bundan sonra da iyi yönetirlerse bir sorun olacağını düşünmüyorum.

Neleri sever?
Lincoln, zamanın çoğunun evinde geçirmeyi seviyor. Evde ise yapmayı en sevdiği şey, uyumak. Uykudan aldığı keyif kendisine “benim en büyük hobim uyku mu” sorusunu sormasına sebep olmuş. Brezilya’da bulunduğu sırada ise plajda su sporları yapmak ya da ayak voleybolu oynamak favori faaliyeti. Aile ile yapılan barbekü partileri ise bir başka vazgeçilmezi. Ülkemiz sinemalarında “Esaretin Bedeli” adıyla oynayan, Shawshank Redemption ve Brezilyalı yönetmen Hector Babenco’nun Carandiru adlı filmi Lincoln’ün beyazperdedeki favorileri. Pilav, sahanda yumurta, ızgara biftek ve patates kızartması ise en sevdiği yemekler. Müzik denilince de bir Brezilyalı gibi cevap veriyor: “Dans müziği ve samba dinlerim”. En sevdiği şarkıcı Beth Carvalho. Bilgisayar oyunları ile arası olmayan Lincoln’ün evinde bilgisayar açmadan geçirdiği günler oldukça fazla. Her maç öncesi dua eden Cassio Lincoln’ün tek fobisi olan uçak ise artık çok gerilerde kalmış.

Son söz
“Son olarak ise Türkiye’de kendimi evimde hissettiğimi eklemek istiyorum. Çevremdeki herkes bana kendimi evimde hissettirmek için çalışıyor. Tabii ki yabancı bir ülkede yalnız bir erkek olarak hayatını sürdürmenin birçok zorluğu var ama başka bir kulüpte belki bir yılda göstereceğim uyumu Galatasaray’da üç ayda gösterdiğimi düşünüyorum. Taraftarın bana olan ilgisi beni çok mutlu ediyor. Galatasaraylılar bu ilgiye layık olmak için sahada elimden geleni yapmaya çalıştığımdan emin olsunlar”.

DİĞER HABERLER
» Keskin Nişancı! (09.07.2008 16:08)
» Savunma Bakanı (11.06.2008 12:50)
» O Toplantı! (11.06.2008 12:14)
» Küçük Dev Kız (11.06.2008 12:00)
» A'dan Z'ye Aykut (26.05.2008 17:11)
» Adını Ezberletti! (29.04.2008 18:42)
» Cenk Akyol’un Yolu… (08.04.2008 18:34)
» Florya Manzaralı Ankara Apartmanı (07.03.2008 14:46)
» Savaşçı... (06.03.2008 15:55)
» ‘Bek’lemiyor, koşuyor… (07.02.2008 15:48)
» 'Kaya' Gibi Murat (05.02.2008 16:14)
» Deli Fişek (03.01.2008 15:24)
» Türkü Baba (06.12.2007 16:00)
» Yükseklerde Bir Yerde (05.12.2007 16:36)
» Les coeurs sont ensembles* (03.12.2007 16:20)
» Bizim Gattuso (05.11.2007 16:54)
» Ve Sahnede... (04.11.2007 16:59)
» Kadife Elli Dev (06.10.2007 17:31)
» Florya'dan Mezun (05.10.2007 18:37)


» DİĞER HABERLERİN DEVAMI İÇİN TIKLAYINIZ.



İLGİLİ HABER VE LİNKLER

GALATASARAY DERGİSİ 70. SAYISI ÇIKTI!

GALATASARAY DERGİSİ 70. SAYISI ÇIKTI!

İNTERNETTEN OKUMAK İÇİN TIKLAYINIZ!

İNTERNETTEN OKUMAK İÇİN TIKLAYINIZ!

EKSİK SAYILARINIZI TAMAMLAYIN

EKSİK SAYILARINIZI TAMAMLAYIN

GALATASARAY TV HEDEFLERİ

GALATASARAY TV HEDEFLERİ

TESİSLER

TESİSLER

GALATASARAY LOGOSUNUN DOĞUŞU

GALATASARAY LOGOSUNUN DOĞUŞU

PROFESYONEL FUTBOL TAKIM KADROSU

PROFESYONEL FUTBOL TAKIM KADROSU

SL FORMULA | FOTOĞRAF ARŞİVİ

SL FORMULA | FOTOĞRAF ARŞİVİ