GALATASARAY DERGİSİ / RÖPORTAJLAR

04.09.2007 19:18

Uzaktan İyi Vuran Bilgisayar Programcısı

Volkan Yaman

Anadolu takımlarında oynayan bir futbolcu da 3 büyüklerdekiler gibi sezonda 34 maça çıkar sakatlığı ve cezası yoksa… Üç büyüklerdeki futbolcular gibi adını ezberletmek için ise sadece 8 maç şansı vardır. Galatasaray, Fenerbahçe, Beşiktaş ve Trabzonspor ile oynanan ve televizyondan naklen yayınlanan 8 maç… Üç dakikalık özet görüntülere girmek için illa ki gol atmak gerekir, hele bir de defans oyuncusuysan halin “Yaman”dır.

 

(Röportaj: Bülent Timurlenk | Galatasaray Dergisi, Eylül 2007, Sayı: 59)

Milli takım teknik kadrosu, menajerler, scout ekipleri elbette ki tüm maçları takip eder, lakin ekran başındaki taraftarın “Antalya’nın sol beki”ni hafızasına kazıması için iyi oynamak da yetmez. Sıfır hatayla, rakibin sağ açığını oyundan aldıran bir performans ortaya koyman gerekir.
İşte Galatasaray formasını sırtına geçirmeden önce bunu başardı Volkan Yaman. Adını hatırlamayanlar vardı ama “Antalya’nın sol beki” diye namı yürümüştü taraftar sohbetlerinde.
Çok değil altı ay önce, A Milli Takım Euro 2008 elemelerinin anahtar maçlarından birine çıkacaktı Atina’da. Rakibi ezeli mi ezeliydi: Yunanistan. Nuri Şahin’in sakatlanması sonrasında Teknik Direktör Fatih Terim, Milli Takım İdari Menajeri Şükrü Hanedar’a direktif verdi: Antalyaspor’dan Volkan Yaman hemen kampa katılsın. Milli Takım’da 15 yıl önce de mükemmel bir futbolcu izleme organizasyonuna imza atan Fatih Terim, 15 yıl sonra yine nokta bir atış yapmıştı.
Bırakın A Milli Takımı, Ümit Milli Takım dahil alt yaş gruplarında bir kez olsun milli olmayan Volkan Yaman, Şükrü Hanedar aradığında, milli maç için verilen aradan faydalanıp Almanya’daki ailesiyle hasret gidermeye gitmiş ve Antalya’ya dönüş için Münih havaalanına gelmişti. Antalya’ya değil Atina’ya uçtu o gün.

Gruptaki en zor deplasmandı Atina’daki maç. Cehennem muadili bir stat. Yedek kulübesindeydi Volkan. Onun da dediği gibi “İbrahim Üzülmez kolay kolay sakatlanmazdı ama o gün sakatlandı”. Terim, onu işaret etti. Basın tribünündeki Türk gazeteciler ve ekran başındaki milyonlar, “ateşli tribünler önünde bu tecrübesiz genç ne yapabilir ki” diye akıllarından geçirdiler. Bakalım Volkan nasıl anlatıyor o geceyi:
“Sahaya girince insan her şeyi unutuyor. Takım arkadaşlarının sana nasıl davrandığı, nasıl yardımcı olduğu da önemli bir faktör. Fatih Hocam’a öncelikle bana güvendiği ve beni Milli Takım’a layık gördüğü için teşekkür etmem lazım. Daha önce Ümit Milli Takım’ı bile görmemişim. Hiç tanınmayan bir oyuncuyu doğrudan A Milli Takım’a çağırdı. Ben oyuna girdiğimde birçok insan tedirgin olmuştur: ‘Bu oyuncu kim, nereden geldi, oynayabilecek mi?’ diye...”

Atina’da bir bahar akşamı Türkiye, Yunanistan’ı sahadan sildi. Sürklase olmuştu komşu. Oyuna girdiği dakikadan itibaren sakin oyunuyla, “bıraktığı yerden devam ediyormuş” performansıyla sınıfı geçti Volkan. Peki kimdi Volkan Yaman? Cevabı için, filmi 25 yıl öncesine sarmamız gerekiyor:
Zonguldak-Bartınlı Rıza Yaman, işinin ehli bir zanatkaardı. Altı çocuklu ailesine daha iyi şartlar sunabilmek için Almanya’ya çalışmaya gitmişti 80’lerin başında. Önce düzenini kurdu, sonra ailesini yanına aldı. Volkan, Yaman ailesinin Almanya’da doğan ilk çocuğuydu. Tarih 27 Ağustos 1982. Bir kız ve bir erkek kardeşi daha oldu. Nüfus memurunu terletecek kadar kalabalık bir aile. Beş erkek, dört kız çocuk, anne ve baba. 7 numaraydı Volkan ya da babasının dediği gibi ortanca. Ne güzeldir kalabalık aile. Bir kardeşinle küs olsan, bir diğeriyle oynarsın; mahallede biri seni kovalasa çağıracak üç ağabeyin vardır ya da üstüne titreyen üç ablan. Ağabeylerine pek iş düşmemiş Volkan’ın. “Uslu çocuktum” diyor yeniyetmelik günlerini anlatırken. Zaman bu, durmuyor elbet. Ablaları, ağabeyleri evlenip ayrılmışlar evden. Hepsi Almanya’da yaşıyor. Özleyeceğin o kadar çok insan var ki diyoruz, 10 kişi hesap ederek: “15 de yeğen var” diyor.

Türkiye’de 80 ve sonrası doğumluların bilmediği, görmediği bir şey var Münih’te. Bahçe ve semt sahaları! Bizde çocuklar futbolu Playstation’da, televizyon ekranında keşfederken Almanya hala çim kokuyor buram buram. Evin bahçesi olur da top oynanmaz mı? O bahçe ona dar gelince soluğu Freimann kulübünde alıyor. Semt takımı, okula da yakın. O yaşlarda altyapı deyince fazla da abartmamak lazım, biraz disiplin, biraz fundamental, haftada 2 antrenman. Okul hiç aksatmaya gelmezdi, baba Rıza Yaman’dan tembihi almıştı, önce mesleğini edineceksin sonra futbol. Münih Türkgücü’nde oynadığı dönemde profesyonel olarak yoğun antrenman programında bile okulunu aksatmadı Volkan. Gittiği okullarda Türkçe dersi yoktu. Ek dil olarak İngilizce öğrendi. Evde anne ve babasının Almanca pratiği yapması için kimi zaman Almanca, kimi zaman anadiliyle konuştu. Almanya’daki Türk gençleri arasında yüksek okul, üniversiteye devam edenler hala azınlıkta. Volkan da işte o gruba dahil. 18 yaşında babasının “önce mesleğin” salığını yerine getirdi ve Bilgisayar Programcılığı bölümüne kayıt yaptırdı. Yakında Galatasaray’a atom mühendisi futbolcu da gelirse şaşırmayacağız! “Dünya artık bilgisayarlar üzerine kurulu, ben de bu yüzden bu mesleği seçtim. Bir gün Allah korusun futbolda bir şey olmazsa, iş konusunda problem çekmeyeyim dedim”.

Nasılsın programcılıkta deyip, iş görüşmesine çevirmeyeceğiz elbette sohbetimizi ama merak etmeden de duramıyoruz: “Okulda bazı programlar yazıyorduk ama o işi yapabilmek için her gün ekran başında olmak lazım. Çünkü bilgisayar dünyasında her gün bir şeyler değişiyor. Ben de çoktan beri oturmadığım için çoğunu unuttum”. Unutmadığı ve vazgeçmediğiyse futbol.
“Meslek sahibi olmadan gidemezsin” diyen babasının şartını yerine getiren Volkan için ilk durak Antalya. Almanya’daki Türkler hakkında bir gözlemini de paylaşıyor ki bizlerle, hiçbir şey uzaktan görüldüğü gibi değilmiş, onu anlıyoruz: “Türk çocukları, daha çok genç yaşta okulu bırakıyorlar. Benim sınıfım yaklaşık 20 kişiydi, üç Türk vardı. Almanya’da hayat şartları çok zorlaştı. Türk gençleri için iş bulma sorunu büyüdü. Kardeşim, benimle aynı okulu bitirdi, bayağı sorun çekti iş bulmakta”.

2004-2005 sezonunda Antalyaspor formasıyla ilk sezonuydu. Takımı çalıştıran Coşkun Demirbakan sezon sonunda ayrılıp göreve “Süper Lig’e çıkarma” misyonuyla Yılmaz Vural geldiğinde, kadroda büyük revizyon yapılmış ancak kadroda yerini koruyan futbolculardan biri olmuştu Volkan. Sakatlıkla boğuştuğu sezonun ilk yarısının sonlarını doğru toparladı ve 20 maçta forma giydi. Süper Lig’e çıkan Antalyaspor’da geçen sezon 33 maçta görev yaptı ve bir kez olsun cezalı duruma düşmedi. Peki ne oldu o taraflı, tarafsız herkesin “iyi futbol oynuyor” dediği Antalyaspor’a?

“Küme düşmeyi neye bağlayabiliriz, bugün bile bilmiyorum. Ama genç bir takımdık. Belki tecrübesizlik vardı. Gerçekten çok mücadele eden bir takımdık. İyi top oynuyorduk. Ama sonuca gidemiyorduk. Galipken son dakikalarda gol yiyorduk. 7-8 maçta, +92-93. dakikalarda goller yedik.”

Soruları soranlar kadere inanıyor, cevapları veren de: “Antalya düşmese belki gelemezdim. Her şeyin hayırlısı. Burası nasipmiş”.

Son maçta Antalyaspor küme düşmese ve sözleşmeli oyuncusunu kadroda tutmak için dirense, İbrahim Üzülmez sakatlanmasa ve Volkan milli forma altında rüştünü ispat etmese belki de bugün bu satırlar yazılmayacaktı.

Galatasaray’a imza attığı gün “Hayallerimin takımına geldim” dedi. Galatasaray taraftarının yüreğini hedef almış, profesyonelce söylenmiş bir söz değildi bu. Baba Rıza Yaman, 80’lerin sonundan beri Avrupa’da yüzlerini güldüren tek Türk takımının, Galatasaray’ın aşığıydı. Baba severdi de, oğul sevmez miydi? Lakin profesyonel olarak futboldan ekmeğini kazanıyor: “Profesyonel futbolcuyuz. Fenerbahçe ve Beşiktaş’a gitmezdim dersem samimi olmaz. Sevdiğim ve taraftarı olduğum kulübe gelmek, başka bir heyecan yaratıyor insanda”.

O sahadaki çok rahat Volkan, İsviçre kampında Servet ile medyanın karşısına çıktığında pek heyecanlıydı. Bursa maçında çizgiden top çıkartan Servet, o gün medyanın karşısında da Volkan’ın imdadına yetişti. Peki nasıl geçti ilk günler Galatasaray’da? “Heyecanlı biri olduğum için, ortam nasıl olacak düşüncesi vardı. Birkaç kişiyi Milli Takım’dan tanıdığım için, geldim, 4-5 senedir beraber oynuyormuşuz gibi bir ortam oldu. Hiç yabancılık çekmedim”.
Almanca biliyordu ve ona sorulan standart soru “teknik direktör de Alman, bu senin için avantaj mı?” oluyordu. Almanca biliyordu da, sonuçta o ilk kez bir Alman teknik adamla çalışıyordu. Soru kısa: Feldkamp?
“Çok cana yakın biri. Gelir sohbet eder, hataların olunca söyler. Daha iyi nasıl yapabileceğini anlatır. Her hocanın kendine göre bir çalışma tarzı vardır. Kimi taktik, kimi kuvvet üzerine çok çalışır. Hocamızla hem kuvvet, hem de taktik üzerine çok çalıştık. Çok keyifli geçti kamp dönemi”.

Rizespor ve Slaven maçlarında attığı frikik golleri, yaz kampını takip eden gazetecileri şaşırtmadı. Rastlantı değildi bu goller. Teknik direktör Feldkamp, kampın ilk gününden itibaren duran top organizasyonu, korner, frikik çalışmasıyla bir “ezberi” bozmuş, başka bir ezber yaptırmıştı futbolcularına. Biz Galatasaraylılar artık oturarak frikik izlemeyecektik.
Antalya’da neden atmıyordu peki frikik? “Çalışıyorduk ama bizim takımda İlyas (Kahraman) ağabey gibi frikik ustaları vardı. Biz de saygımızdan, onlara bırakıyorduk. Rizespor maçından önce idmanda şut çalışması yapıyorduk. Hocam da bana vur diyordu ama biraz çekiniyordum. Ümit (Karan) ağabey de beni teşvik etti. Rizespor’a golü attıktan sonra UEFA maçında güvenim daha arttı, topun başına o özgüvenle geldim”.

İki jenerik goller gazete manşetlerine de taşıdı elbette Volkan’ı. Çokça da söylemedikleriyle… Türkiye’de siftahı olmayan Roberto Carlos’u “örnek aldım” diye yazdılar onun ağzından: “Ben o konuda tecrübesiz olduğum için bazen üzücü oluyor. Herhalde bunu da biliyorlar ve değerlendirmeye çalışıyorlar. Bazen bir şey demek istiyorum, tam tersinden anlıyorlar. Biliyor ne demek istediğimi ama iyi bir haber olsun diye değiştiriyorlar. Bazen ağzımdan çıkmayan şeyleri yazıyorlar. Bunlar üzücü ama demek ki alışmam lazım”.


Volkan Yaman’a dair...
İspanya ve İngiltere ligi favorisi; Playstation’da Barcelona ile oynar. Kırmızıyı; Denzel Washington’u (John Q), Eddie Murphy’yi, komedi ve aksiyon filmlerini, C. Zeta Jones’u izlemeyi; Hande Yener’i dinlemeyi; Hugo Boss’tan giyinmeyi; ailesiyle vakit geçirmeyi; İtalyan mutfağını ve annesinin yemeklerini; heavy metal dışında her türlü müzik dinlemeyi ve frikikten gol atmayı sever! Örümcekten korkar, uçaktan korkmaz Volkan Yaman…

 

DİĞER HABERLER
» Keskin Nişancı! (09.07.2008 16:08)
» Savunma Bakanı (11.06.2008 12:50)
» O Toplantı! (11.06.2008 12:14)
» Küçük Dev Kız (11.06.2008 12:00)
» A'dan Z'ye Aykut (26.05.2008 17:11)
» Adını Ezberletti! (29.04.2008 18:42)
» Cenk Akyol’un Yolu… (08.04.2008 18:34)
» Florya Manzaralı Ankara Apartmanı (07.03.2008 14:46)
» Savaşçı... (06.03.2008 15:55)
» ‘Bek’lemiyor, koşuyor… (07.02.2008 15:48)
» 'Kaya' Gibi Murat (05.02.2008 16:14)
» Deli Fişek (03.01.2008 15:24)
» Türkü Baba (06.12.2007 16:00)
» Yükseklerde Bir Yerde (05.12.2007 16:36)
» Les coeurs sont ensembles* (03.12.2007 16:20)
» “Ate A Minha Ultima Gota De Sangue...”* (07.11.2007 17:47)
» Bizim Gattuso (05.11.2007 16:54)
» Ve Sahnede... (04.11.2007 16:59)
» Kadife Elli Dev (06.10.2007 17:31)
» Florya'dan Mezun (05.10.2007 18:37)


» DİĞER HABERLERİN DEVAMI İÇİN TIKLAYINIZ.



İLGİLİ HABER VE LİNKLER

GALATASARAY DERGİSİ 70. SAYISI ÇIKTI!

GALATASARAY DERGİSİ 70. SAYISI ÇIKTI!

İNTERNETTEN OKUMAK İÇİN TIKLAYINIZ!

İNTERNETTEN OKUMAK İÇİN TIKLAYINIZ!

EKSİK SAYILARINIZI TAMAMLAYIN

EKSİK SAYILARINIZI TAMAMLAYIN

GALATASARAY TV HEDEFLERİ

GALATASARAY TV HEDEFLERİ

TESİSLER

TESİSLER

GALATASARAY LOGOSUNUN DOĞUŞU

GALATASARAY LOGOSUNUN DOĞUŞU

PROFESYONEL FUTBOL TAKIM KADROSU

PROFESYONEL FUTBOL TAKIM KADROSU

SL FORMULA | FOTOĞRAF ARŞİVİ

SL FORMULA | FOTOĞRAF ARŞİVİ