GALATASARAY DERGİSİ / RÖPORTAJLAR

05.02.2008 16:14

'Kaya' Gibi Murat

Ankara’da Büyük Kolej’in antrenörü “gel” dedi, o da gitti. Basketbola iki cümle içinde başladı Murat Kaya. Büyük Kolej’deki performansı onu Ankara’dan İstanbul’a getirdi. Geçtiğimiz sezon Galatasaray Cafe Crown’a transfer oldu. Bir kalecinin basketbolcu oğlu. Bugün güçlü Galatasaray savunmasının en kalın zinciri. Basketbolu her gün biraz daha büyüyor. Büyük Kolej’in generaliydi, “Şimdi neden askersin?" sorusuna “Bazen var olmak için değişmek zorunda kalıyorsunuz” cevabını veriyor.

(Röportaj: Tarık ÜNLÜTÜRK | Galatasaray Dergisi, Şubat 2008, Sayı: 64)

Basketbola nasıl başladın?
İlkokul üçe gidiyordum. Basketbola başlayan çoğu çocukla aynı kader bende de geçerli oldu. Boyum uzundu. Büyük Kolej’deydim. Antrenör gördü beni. Sen gel bakalım buraya dedi. Ben de gittim. İlkokuldan, birinci lige kadar hep Büyük Kolej’de oynadım.

Bizde en uzun boylu çocuk, hangi pozisyona uygun olup olmadığına bakılmadan hemen potanın altına konur. O çocuk yetenekleri tartılmadan ister istemez pivot olur. Sende de böyle bir şey oldu mu?
Yok, ben hep forvet oynadım. Sonra oyun kurucu, sonra yine forvet oynadım. Boyum ortalamanın üzerindeydi ama pivot olacak kadar da uzun değildim.

Ailende başka sporcu var mıydı, senin sporcu olmanı nasıl karşıladılar?
Ablam da ilkokul ve ortaokulda basketbol oynadı. Babam ise Ankara Altındağ’da kalecilik yapmış. Aslında hep destek oldular. Ama bizim oğlumuz basketbolcu olacak diye bir amaçları olmadı. Sonra iş ciddileşince onlar da dediler, bizim oğlan basketbolcu oluyor diye.

Senin kafanda var mıydı, “Başka bir alternatifim yok. Ben basketbolcu olacağım” diye bir hedef?
Çocukken sadece oyun olsun diye oynuyorduk belki de. Dışarıdan söylenirdi, bu çocuk yetenekli diye. Benim de kafamda yoktu, yani basketbolcu olacağım diye bir hırsım yoktu. Bir de şu var. Ben o yaşlarda basketboldan çok futbol oynardım. Sokak arasında da oynardık. Spor tesisleri vardı, evimize yakın. Hafta sonları da oraya gider oynardık. Halı saha maçlarımız olurdu. Büyük Kolej’de forma giyerken de halı saha maçları yapardım. Özellikle ilk sene Büyük Kolej’de oynarken, maçtan çıktıktan sonra halı saha maçlarına gittiğimi hatırlarım.

Futbolla bu kadar ilgisi olan bir aile, hangi takımı desteklerdi?
Babam Galatasaraylı'ydı. Biz de tüm aile Galatasaraylı'ydık.

Eğitim hayatından bahseder misin? Geleneği olan bir okulda okudun…
Evet, Büyük Kolej’de okudum. Bizim ev ile okul arası 100 metreydi. Ortaokulda burs aldım. Büyük Kolej’de okumak tabii ki büyük fırsat. Basketbol oynayanlar için de ayrı bir avantajı var. Çünkü yıllarca basketbol takımı birinci ligde oynadı.

Şöyle bir değerlendirme yapsan, basketbolcu gözüyle değerlendirirsen. Bu okuldan neden basketbolcu çıkar da, futbolcu çıkmaz…
Futbol biraz daha mücadele sporu. Yağmurda, çamurda da mücadele ediyorsunuz. Belki de daha zorlu bir eğitimi var kendi içinde. Basketbolun eğitimle yürüme şansı biraz daha fazla. Ben Hacettepe’deyken amatör liglerde futbol oynayan arkadaşlarım vardı. Onlardan da defalarca dinledim bu zorluğu. Futbol ve basketbol ikisi de zorlu sporlar. Ama futbolcu olmak için verilen mücadele, şartlar açısından biraz daha zor galiba.

Galatasaray’daki ikinci sezonun... Transferin nasıl gerçekleşmişti?
Ben Ülker’e geliyordum. Murat Abi Ülker’deyken sürekli konuşuyorduk transferim üzerine. Daha sonra bir pürüz çıktı. Murat Abi de Galatasaray’ın başına gelince, benim transferim Galatasaray’a gerçekleşti. Diğer konular halledilince de çok da mutlu oldum.

İstanbul’a Ankara’dan geldin. İstanbul gerçekten sporcular için kötü bir yer midir, bir yeri tercih etmek zorunda kalsan nereyi ederdin?
Ankara Türkiye’nin ikinci büyük şehri. Oradan gelen kendini bilen birisi için bir bozulma olmaz. Ama İstanbul çok farklı bir yer. Bunu da kabul etmek gerekir. Kıyas götürmez. İstanbul’un imkanları çok fazla. Olumsuz etkilenenler de oluyor. Ben şu sıralar Ankara’ya gidemiyorum. Çok maç var. Ailem ve kız arkadaşım bu durumdan çok şikayetçi. Ankara doğup büyüdüğüm yer, küçük, düzen şehri. Bir yerden sonra sıkılıyorsun. İstanbul’dan vazgeçmek zor.

Büyük Kolej’de takımın en skorer oyuncusu sendin. Ama Galatasaray’da hem farklı bir mevkide oynuyorsun, hem de skordan önce savunmanla ön plana çıkıyorsun? Biraz daha görev oyuncusu mu oldun burada?
Oyuncu bazen biraz kendinden feragat etmek zorunda kalıyor. Büyük Kolej’in hedefleri belliydi. Ligin en düşük bütçelisi bizdik. Bir takım organizasyonundan çok aile gibiydik. Altı sene ligden düşmeden birinci ligde mücadele ettik. Benden büyük olan oyuncuların hepsi beni orada kardeşleri gibi kabul ettiler. Naci Özonat antrenörümüzdü. Beni oyuncusundan ziyade oğlu gibi görürdü. Bu rahatlığın dışında orada benim üzerime kurulu bir düzen vardı. Zaten takımımıza çok Amerikalı gelmezdi. İki Amerikalı gelirdi. Onları da kendi içimize alırdık. Onlar da Türk gibi olurdu. Yani anlatmak istediğim orada, bizim kendi içimizde bir sistemimiz vardı. Beklentiler bu kadar büyük değildi. Rahat bir ortam vardı ve bu ortamda belki de üretken olmak daha kolay. Galatasaray’da ise hedefler çok büyük, hatta gitgide daha da büyüyor.

Türk oyuncular, hatta şöyle düzelteyim senin gibi potansiyeli yüksek Türk oyuncular Amerikalılar ile birlikte verdikleri forma mücadelesinde yeteneklerinden mi feragat ediyor?
Büyük takımlarda çok daha fazla yaşanıyor. Gelen Amerikalı oyuncu, onun da hedefleri var. O da kendini göstermek istiyor. Şimdi hal böyle olunca da birinin fedakarlık yapması gerekiyor. Bunlar da Türk oyuncular oluyor. Büyük Kolej’deki rolümde değilim burada. Ama Galatasaray’da başka bir yönümü geliştirme fırsatı buluyorum. İlk basketbola başladığımdan yana oynadığım takımlarda hücumda ilk tercih hep bendim. Ama burada takım çok daha güçlü, çok daha fazla seçenek var. O yüzden üçüncü, dördüncü tercih olduğum oluyor. Fakat başarılı olmak istiyorsan buna alıştırman gerekiyor kendini. Neden böyle oldu diye kafaya takarsan, insan kendisine çok büyük kötülük yapmış olur.

Yabancı oyuncu sayısı için ne diyorsun?
Bilmem ki bir şey söylemek gerekir mi! Herkes bir şey söylüyor bu konuda. Amerikalılar'la başarının geleceği düşünülüyor. Türk oyuncusu oynamak istiyor. Herkes kendine göre haklı. Çünkü herkes kendi açısından bakıyor. Başarı belki de yabancı oyuncusu fazla olduğu takdirde daha kolay gelebilir. Ama bunun zararları da olabilir. Dengeyi iyi kurmak gerekiyor. Yani yabancı sayısı kriteri koymak çok kolay bir şey değil. Biraz güven meselesi. Olay bence yabancı sayısından çok takımdaki kimyayla ilgili. Kaç yabancı olduğu ile ilgili değil. Bizde şu anda dört yabancı var ve biz çok iyi anlaşıyoruz.

Büyük Kolej’de oyun kurucu pozisyonunda oyuyorsun, ama Galatasaray’da 2 hatta 3 numarada oynadığın oluyor…
Bana antrenör ne derse onu yapıyorum. Benim başka yapacağım bir şey yok. Murat Abi oyunu bazen benim kurmamı istiyor. O zaman topu benim getirdiğim de oluyor. Bazen biz çift guard oynuyoruz. İki numara olarak da sahada olsam oyunu kuruyorum. Forvet oynasam da, pozisyon yaratmayı sevdiğim için oyun kurucu gibi oynayabiliyorum. Ama benim kafamda forvet oynayayım ya da guard oynayayım diye bir tercihim yok.

Takımım potansiyeli için ne düşünüyorsun, sence neler yapabilecek Galatasaray Cafe Crown bu sene?
Takımın potansiyeli gerçekten çok fazla. Güçlü bir rotasyonumuz var. Ligde maksimumuzu sergilersek şampiyon oluruz. Yeni bir takım olduğumuz için biraz sıkıntı yaşıyoruz. Geçtiğimiz sezonki takımdan çok az oyuncu kaldı. Takımdaki yeni oyuncular da çok süre alan oyuncular. Çok da kolay değil. Ama her geçen gün bizim lehimize işliyor. Biz ayrıca çok neşeli bir takımız. Hiçbir huzursuzluk yok takımda. Kimsenin birbiri ile bir sorunu yok. İyi bir takımız. Adı üstünde bir takımız.

Maç içinde Tufan’la birbirinizin nerede olduğunuzu çok iyi biliyorsunuz. Biriniz dip çizgide boş ise, diğerinizde top varsa mutlaka birbirinize asist yapıyorsunuz…
Tufan’la birbirimizi çözdük. Aramızda birbirimizi bulalım diye bir şey yok. Setlere göre herkesin duracağı yer belli. Ama şöyle bir şey var. Birbirimizi iyi tanıdığımız için de onun nerede sayıya gideceğini biliyorum. O da aynı şekilde benim nerede ne yapabileceğimin farkında. İkimiz de şutör oyuncuyuz sonuçta. Biraz da mecburiyet boş oyuncuyu bulmak. Maç ve antrenman dışında da Tufan’la beraberizdir. Galatasaray’ın futbol maçlarına gidiyoruz. İkimiz de takip ederiz futbol takımını. Fırsat bulursak Tufan’la birlikte Numaralı'da izliyoruz maçları. Beraber yapıyoruz her şeyi. Evlerimiz de çok yakın.

Büyük Kolej’in maçlarını takip eden azdı. Galatasaray’da bu sene ilk beş oynamaya başladın. Belki de basketbolseverler senin maksimumda neler yapabileceğini tam olarak bilmiyorlar. Çok iyi bir şutörsün…
Şut özelliğim küçüklükten gelen bir özelliğim. Büyük Kolej’deyken daha çok top geliyordu. Daha çok sokuyordum. Ama dediğim gibi burada seçenek çok. Bir de şey var. Ne oyuncular geldi, inanılmaz yetenektiler, hiçbir şey olamadılar. Bir yere gelmesi zor olanlar vardı, nereler geldiler. Doğru yerde, doğru zamanda, doğru insanlarla olmak çok önemli. Bunu oyuncunun oynadığı takım için de söylüyorum. Sadece beş kişi sahada bu takım sporunda. Bunun üçü yabancı. Belki ilerde daha fazla yabancı oyuncu olacak sahada. O yüzden her şarta hazırlıklı olunmalı. Ben ilk kez 16 yaşındaydım birinci ligde oynadığımda. Genç oyuncular kendileri gibi oynuyorlar. Ama bir döngü var. Bazen var olmak için değişmek zorunda kalıyorsunuz.

Neden Murat değil de, Kaya diyorlar sana?
Kaya diyorlar. Hatta bazen de Murat Kaya diyorlar. Ama hiç Murat demezler. Bulunduğum ortamlarda benden başka Murat da olmamıştır. Ben de bilmiyorum bunun nedeni. Ama rahatsız da değilim.



Facebook
Ben Facebook’tan haberdar olduğumda daha bu kadar popüler değildi. İki sene önce Amerika’dayken Engin Atsür’ün yanındaydım. Onun hesabından girerdim. O zaman Avrupa’dan dahi üye almıyorlardı. Ama ben biraz daha önce keşfetmişim. Türkiye’ye geldikten sonra ben de hemen üye oldum. Ama son üç ayda öyle bir patladı ki. İnanılmaz.

Playstation
Tufan’la aramızda olan meşhur maçlarımız var. Kim kazanıyor dersen, kime sorarsan ben kazanıyorum cevabını alırsın. Ben Arsenal’le oynuyordum. O da Inter’le oynuyordu. Ama ben Henry’nin transferinden sonra takım değiştirmek zorunda kaldım. Playstation 3 alacağız. Playstation 3, evden eve oynanabiliyor. O zaman artık hiç dışarı çıkmayacağız herhalde.

Bir gün
İstanbul’da yalnız kalıyorum. Günler antrenman - maç trafiği arasında geçiyor. Antrenman yoksa öğleden önce kalkmam. Uyumayı çok severim. Kalkınca da sinemaya giderim arkadaşlarla.

Sinema-Müzik-Yemek-Giyim
Eğlenceli film severim. Drama sevmem. Her türlü müziği dinlerim. Bekar yaşıyoruz. O yüzden hazır yemekler tercihim. Makarna ve tavuk yerim. Kendim de yaparım. Küçüklüğümden beri severim yemek yapmayı. Spor giyiniyorum. Spor ayakkabı, kot ve tişört. Sonra tamamdır.

Unutamadığı maç
Büyük Kolej’de forma giyiyordum. Beşiktaş ile İstanbul’da karşılaşmıştık. Bizim Amerikalı orta sahadan atıp maçı uzatmaya götürmüştü. Sonra kazandık o maçı.

Milli Takım
Yıldız, ümit, genç milli oldum. A Milli oyuncu olmak için Türkiye’de bir şekilde o döngünün içine girmek lazım. Çünkü çok iyi oyuncular var.

DİĞER HABERLER
» Savunma Bakanı (11.06.2008 12:50)
» O Toplantı! (11.06.2008 12:14)
» Küçük Dev Kız (11.06.2008 12:00)
» A'dan Z'ye Aykut (26.05.2008 17:11)
» Adını Ezberletti! (29.04.2008 18:42)
» Cenk Akyol’un Yolu… (08.04.2008 18:34)
» Florya Manzaralı Ankara Apartmanı (07.03.2008 14:46)
» Savaşçı... (06.03.2008 15:55)
» ‘Bek’lemiyor, koşuyor… (07.02.2008 15:48)
» Deli Fişek (03.01.2008 15:24)
» Türkü Baba (06.12.2007 16:00)
» Yükseklerde Bir Yerde (05.12.2007 16:36)
» Les coeurs sont ensembles* (03.12.2007 16:20)
» “Ate A Minha Ultima Gota De Sangue...”* (07.11.2007 17:47)
» Bizim Gattuso (05.11.2007 16:54)
» Ve Sahnede... (04.11.2007 16:59)
» Kadife Elli Dev (06.10.2007 17:31)
» Florya'dan Mezun (05.10.2007 18:37)
» Leoparlar'ın Kaptanı (05.10.2007 18:05)


» DİĞER HABERLERİN DEVAMI İÇİN TIKLAYINIZ.



İLGİLİ HABER VE LİNKLER

GALATASARAY DERGİSİ 68. SAYISI ÇIKTI!

GALATASARAY DERGİSİ 68. SAYISI ÇIKTI!

İNTERNETTEN OKUMAK İÇİN TIKLAYINIZ!

İNTERNETTEN OKUMAK İÇİN TIKLAYINIZ!

EKSİK SAYILARINIZI TAMAMLAYIN

EKSİK SAYILARINIZI TAMAMLAYIN

GALATASARAY TV HEDEFLERİ

GALATASARAY TV HEDEFLERİ

TESİSLER

TESİSLER

GALATASARAY LOGOSUNUN DOĞUŞU

GALATASARAY LOGOSUNUN DOĞUŞU

PROFESYONEL FUTBOL TAKIM KADROSU

PROFESYONEL FUTBOL TAKIM KADROSU

SL FORMULA | FOTOĞRAF ARŞİVİ

SL FORMULA | FOTOĞRAF ARŞİVİ