GALATASARAY DERGİSİ / RÖPORTAJLAR

05.12.2007 16:36

Yükseklerde Bir Yerde

Haywood Christopher Owens

1930’lara damgasını vuran efsanevi atlet Jesse Owens’ın öz yeğeni, Chris Owens. Büyük amcasının mirası ile gurur duyuyor ama kendi servetini tek başına oluşturmak istiyor. Ve şimdi Avrupa’daki beşinci durağı, Galatasaray Cafe Crown’da yeni hedeflere yelken açıyor.

(Röportaj: Tarık ÜNLÜTÜRK | Galatasaray Dergisi, Aralık 2007, Sayı: 62)

Herkes ondan iyi bir atlet olmasını bekledi. O annesini dinleyip basketbolcu oldu. Gittiği her yerde büyük amcası olan olimpiyat şampiyonu Jesse Owens’ın mirası ona göz kırptı. O amcası ile gurur duyduğunu söylerken, kendi ismi ile var olmak istediğini söyledi. Christopher Owens’ın hikayesi bu kadar kısa değil elbette. 11 yaşında annesinin ısrarları sonucu, amcasının değil de, babasının yaptığı spor olan basketbola başlamış. Gerçi herkes onun iyi bir atlet olacağı görüşünde birleşmiş… Basketbolcu olmasının doğru bir karar olduğuna inandığımız Chris’le bir antrenman öncesinde buluştuk ve neden yükseklere zıplamayı, hızlı koşmaya tercih ettiğini sorduk…

Basketbol senin için ne ifade ediyor?
Aslında başta şunu söylemem gerekir. Bu tip şeyleri çok düşünmüyorum. Şu anda basketbol oynuyorum, çünkü bunu yapmalıyım. Sürekli elimden gelenin en iyisini yapmaya çalışıyorum. Sürekli çok çalışıp, hazır halde kalmak benim için çok önemli. Amacım daha iyi oynayıp takıma faydalı olmak. Basketbol benim işim ve bunu en iyi şekilde yapmalıyım.

Basketbola nasıl başladın?
Basketbol 11 yaşında annemin teşvikleri sayesinde başladım. Herkes benden atlet olmamı bekliyordu. Atletizm için teşvik edenler de çok oldu ama boyumun uzun olması ve annemin ısrarı nedeniyle basketbola yöneldim. Bizimki küçük bir kasabaydı. Basketbol tabii ki benim için bir şans. Tabii çok çalıştım. Baskete başladığım zaman atmosfer farklıydı. Beraber başladığım arkadaşlarımdan bazılarının yolu çok farklı çizildi. İyi yerlere gelen de oldu. Bu açıdan basketbolun çok faydasını gördüğümü söylemeliyim. Beni kötülüklerden uzak tuttu.

Peki gerçekten ben bu işi profesyonelce yapacağım dediğin zaman…
Küçükken Michael Jordan’a hayranlığım vardı. Michael Jordan’ı izlerken basketbolcu olmaya karar verdim. Doğru kararı vermişim.

Ailede başka basketbolcu var mı?
Babam basketbolcuydu. Kolejde basketbol oynadı. İyi bir basketbolcuydu.

Amcan Jessie Owens da bir olimpiyat şampiyonuydu, dünyaca ünlü bir atletti…
Normal bir insandı benim için. Bu konuda bana çok soru sorulur. Soyadım dolayısıyla bu bağ anlaşılıyor. Tabii ki çok gurur verici bir şey. İnsanlar başarılar elde edebilir. Ama bizim ailemiz için kişilerin karakteri çok önemli. Ben kendisini hiç görmedim. Başarıları tabii ki çok güzel, büyük başarılar. Ama ailemizde bu başarılardan çok, karakterli bir insan oluşu konuşulurdu. Yaptığı hareket ikon oldu. Aslında onun ne kadar karakterli bir insan olduğunu da gösteriyor.

Geçtiğimiz sezon Alba Berlin’de oynadın, ilginç bir tesadüf, Berlin Olimpiyat Stadı’nı ziyaret ettin mi?
Stadyumu ziyaret ettim. Gurur duydum. Rekoru kırdığı yerde bulunmak benim için çok güzeldi.

Sahada çok soğukkanlı gözüküyorsun ama smaç pozisyonlarında en çok seni yakalıyoruz…
Oyunda ne yapmam gerektiğini düşündüğüm için oyuna konsantreyim. Soğukkanlı olsam da bir kaybetme korkusu var. Bu da kaybetme korkusu da rakibi düşman olarak görmeyi doğuruyor. Smaç pozisyonları bir patlama. Sonucu bu şekilde ortaya çıkıyor.

Kendi gelecek planların neler, sence kariyerin nasıl gelişecek?
Şu an iyi oynamaya çalışıyorum. Kendimi geliştirmeyi seviyorum. Ama şunu da yapayım demiyorum. İçinde bulunduğum zaman önemli benim için. Şu an yapmak istediğim şeyi yapıyorum. Dediğim gibi daha çok çalışmalıyım, işimi daha iyi yapmalıyım.

Milwaukee Bucks draftından sonra Memphis’e takas edildin. Orada bir maç oynadın, sonra Avrupa’yı tercih ettin, bu seçiminden dolayı pişmanlık duyuyor musun?
Pişmanlığım yok. Burada olduğum için mutluyum. Enerjim iyi. Oyunumu oynuyorum. Gerisini düşünmüyorum. Olaylar bu şekilde gelişti. Ben her zaman yapmam gerekeni yapıyorum.

Türk basketbolunu nasıl değerlendiriyorsun?
Türkiye’de kaliteli bir lig oynanıyor. Almanya’dan çok daha rekabetçi. Almanya’da iki üç takım vardı. Diğer takımların rekabetçi bir özelliği yoktu.

Sence bu sezon Galatasaray Cafe Crown neyi hedeflemeli, neler yapabiliriz?
Avrupa’da ve Türkiye’de daha iyi olmalıyız. Çok daha iyi oynayabiliriz, benim düşüncem bu. Takımda bu potansiyel var. Çok iyi oyunculardan kurulu bir takım. Benim düşünceme göre nasıl şampiyon olacağım diye düşünmemeliyiz. Daha sert, daha rekabetçi nasıl olabiliriz diye düşünmeliyiz. Başarının yolu bu. Ne kadar sert olursak, rakiplerimiz üzerinde de maça çıkmadan önce bir baskı yaratabiliriz. Bu bize büyük avantaj sağlar.

Takım arkadaşlarını değerlendirmeni istesek, en iyi kiminle anlaşıyorsun takımda?
Takım arkadaşlarım çok iyi oyuncular. Zaten burada olmalarının nedeni de o. Hepsi ile iyi anlaşıyorum. Ama bir isim isterseniz benden… Altay’ın benimle diyalog kurmayı çalışması çok hoşuma gidiyor. Herkesle aynı mesafedeyim ama Altay’ın iletişim için kendini zorlaması çok güzel. Biz Türkçe bilmiyoruz yabancı oyuncular olarak. Altay’ın kendini zorlaması, benimle diyaloğa girmesi bir fedakarlık. Bu çok güzel bir şey.

Türkiye’yi nasıl buldun, kafanda nasıl bir Türkiye vardı, gelince neler gördün?
Türkiye güzel ve yaşanabilecek bir yer. Gelmeden önce araştırdım tabii. Çok fazla şaşırmadım. Ama bir de şu nokta vardı. Müslüman bir ülkeye geliyordum. Açıkça söylemek gerekirse bundan daha katı bir ülke bekliyordum. Müslüman bir ülkeye gelirken böyle bir yere geleceğim düşünmüyordum.

Senin için şu anda Türkiye, İstanbul demek. İstanbul’da bir günün nasıl geçiyor, neler yapıyorsun?
Genelde günlerimiz antrenman ve maç trafiği içinde geçiyor. Haliyle boş günlerimiz çok az. Boş günlerde de kulübe gidiyor ve antrenman yapıyorum. Söyleşinin başında söyledim, ben buraya oynamak için geldim. Sinemaya gitmeyi ve okumayı seviyorum. Kendimi geliştirme amaçlı yazılmış kitapları seviyorum. Daha iyi nasıl yapılır. İnsanı motive eden kitaplar, yararını gördüğümü söylemeliyim. Türkiye’de futbol çok popüler. Futbolu seviyorum, izlemeyi de seviyorum. Ama hiç gitmedim. Televizyondan izliyorum.

Yemeklerle aran nasıl?
Kendime bir aşçı tuttum. Sporcu olarak beslenmem çok önemli. Haftanın iki günü yemek yapıyor bana. Ben de Türkçe olarak yemek isimlerini öğrenmeye başladım.


Jesse Owens Kimdir?
Berlin Olimpiyatları’nda ari ırkın üstünlüğünü kanıtlayacağını düşünen Hitler’i düş kırıklığına uğratan, siyahi bir sporcuydu, Jesse Owens. 12 Eylül 1913’te Alabama’da Henry ve Emma Owens’ın yedinci çocuğu olarak dünyaya geldi. Asıl adı James Cleveland Jesse Owens olan dünyaca ünlü atlet, 1935 yılında 2.5 saat içinde dört dünya rekoru kırarak ulaşılması imkansız bir başarı elde etti. 22 yaşındaki ABD’li siyahi atlet Jesse Owens, olimpiyatlara, bir yıl kadar önce, dört dünya rekoru kırmış biri olarak geliyordu. 1936 Berlin Olimpiyatları’nda 100 m, 200 metre, 4x100 metre ve uzun atlamada dört altın madalya kazanan Owens, “Hitler”i stadyumdan kaçıran atlet” olarak ün yaptı.
Berlin Olimpiyatları’nda 100 metreyi 10.06 saniyede, 200 metreyi 20.7’de koşan Owens, uzun atlamada ise 8.06’lık dereceye ulaştı. Owens’ın de yer aldığı ABD’nin 4x100 bayrak takımı, 39.8’lik bir derece elde ederek altın madalya kazandı. 1976 yılında ABD Başkanı tarafından “Özgürlük Madalyası” ile ödüllendirilen Owens, 31 Mart 1980’de öldü. Owens, 100 metreyi 10.3, 200 metreyi 20.3 saniyede koşma başarısını gösterirken, uzun atlamadaki en iyi derecesini ise 8.28 metre ile elde etti. Bütün bu ırkçılığa, dev gamalı haçlı bayraklara Jesse Owens’ın verdiği yanıt, dört altın madalya oldu.
Alman yetkililer Owens’ı aşağılamayı sürdürüyordu, ancak Alman izleyiciler ona bir kahraman gibi davrandılar.
31 Mart 1980’de, Jesse Owens, Tucson’da akciğer kanseri yüzünden öldü, 1984 yılında, Berlin’deki bir caddeye Jesse Owens’ın adı verildi.

DİĞER HABERLER
» Keskin Nişancı! (09.07.2008 16:08)
» Savunma Bakanı (11.06.2008 12:50)
» O Toplantı! (11.06.2008 12:14)
» Küçük Dev Kız (11.06.2008 12:00)
» A'dan Z'ye Aykut (26.05.2008 17:11)
» Adını Ezberletti! (29.04.2008 18:42)
» Cenk Akyol’un Yolu… (08.04.2008 18:34)
» Florya Manzaralı Ankara Apartmanı (07.03.2008 14:46)
» Savaşçı... (06.03.2008 15:55)
» ‘Bek’lemiyor, koşuyor… (07.02.2008 15:48)
» 'Kaya' Gibi Murat (05.02.2008 16:14)
» Deli Fişek (03.01.2008 15:24)
» Türkü Baba (06.12.2007 16:00)
» Les coeurs sont ensembles* (03.12.2007 16:20)
» “Ate A Minha Ultima Gota De Sangue...”* (07.11.2007 17:47)
» Bizim Gattuso (05.11.2007 16:54)
» Ve Sahnede... (04.11.2007 16:59)
» Kadife Elli Dev (06.10.2007 17:31)
» Florya'dan Mezun (05.10.2007 18:37)


» DİĞER HABERLERİN DEVAMI İÇİN TIKLAYINIZ.



İLGİLİ HABER VE LİNKLER

GALATASARAY DERGİSİ 70. SAYISI ÇIKTI!

GALATASARAY DERGİSİ 70. SAYISI ÇIKTI!

İNTERNETTEN OKUMAK İÇİN TIKLAYINIZ!

İNTERNETTEN OKUMAK İÇİN TIKLAYINIZ!

EKSİK SAYILARINIZI TAMAMLAYIN

EKSİK SAYILARINIZI TAMAMLAYIN

GALATASARAY TV HEDEFLERİ

GALATASARAY TV HEDEFLERİ

TESİSLER

TESİSLER

GALATASARAY LOGOSUNUN DOĞUŞU

GALATASARAY LOGOSUNUN DOĞUŞU

PROFESYONEL FUTBOL TAKIM KADROSU

PROFESYONEL FUTBOL TAKIM KADROSU

SL FORMULA | FOTOĞRAF ARŞİVİ

SL FORMULA | FOTOĞRAF ARŞİVİ