GALATASARAY DERGİSİ / RÖPORTAJLAR

04.10.2007 17:43

Kupalara Abone

Cüneyt Erden

Daha güçlü bir kadro kurmak için kılı kırk yaran Galatasaray Cafe Crown, yılın en iyi yerli oyuncu transferlerinden birini yaptı. Başarılarla dolu bir kariyere sahip Cüneyt Erden, yeni sezonda Galatasaray Cafe Crown forması giyecek.

(Röportaj: Memetcan DEMİRAY | Galatasaray Dergisi, Eylül 2007, Sayı: 59)


Beko Basketbol Ligi’ni geçen sezon 3. olarak tamamlayan Galatasaray Cafe Crown, bu sezon hem Türkiye hem de Avrupa için çok daha iddialı bir kadro kurmaya hazırlanıyor. Bu amaçla çalışmalara başlayan takımımız, yılın en iyi yerli oyuncu transferlerinden birine imza attı. Kariyerinde birçok kupa bulunan, Türkiye’nin en tecrübeli oyun kurucularından Cüneyt Erden, yeni sezonda Galatasaray Cafe Crown forması giyecek.

Bursa doğumlu Cüneyt Erden’in Tofaş altyapısında başlayan basketbol kariyeri, aynı takımda yaşadığı iki şampiyonlukla (1999 ve 2000) devam etti.

2006’da bu kez Ülkerspor’la şampiyonluk kupası kaldıran Erden, geçen sezon Efes Pilsen ile 27 maça çıkarken 5.81 sayı - 2.6 asist ortalaması yakaladı. Erden, Euroleague’de ise 4.8 sayı, 1.2 asist ile oynadı.

Şimdi Cüneyt Erden’in kariyerinde, yine başarılarla dolu olması beklenen yepyeni bir sayfa açılıyor. Üstelik kader, Cüneyt Erden’i Ülkerspor’da şampiyonluk sevinci yaşadığı coach’u Murat Özyer’le tekrar bir araya getirdi. Peki sonra? Sonrasını Cüneyt Erden’den dinledik.

Kariyeriniz herkesin malumu. Peki basketbolla ne zamandan beri ilgilisiniz?
Ailemde büyük ağabeyim voleybolcuydu. Küçük ağabeyim de basketbolcu... Onları seyrederken, 8 yaşında basketbola başladım. 22 senedir basketbol oynuyorum.

Seçme şansınız yok muydu?
Futbolda da yetenekliydim. Bursaspor’dan da istemişlerdi. Ama hem kapalı alanda olması, hem daha temiz olması, sakatlıkların da daha az yaşanmasından dolayı basketbolu seçtim.

Futbolla ilginiz kalmadı mı?
Yok. Seyrediyorum sadece... Takım tuttuğum da yok... Kaliteli maçları, derbileri seyretmeyi severim.

Spor dışında bir meslek düşünmediniz mi?
Açıkçası sporcuların başka mesleklere yeteneği az oluyor. Hayatım ve ailemde hep basketbol vardı.

Galatasaray’a transferiniz nasıl oldu?
İki sene önce Murat ağabeyle (Özyer) Ülkerspor’da şampiyon olduk. Kendisi benim basketbol düşüncelerime çok saygı duyan bir insan.

Yeni hedeflerimizin bu transferde etkisi oldu mu?
Açıkçası Murat ağabeye paradan çok Galatasaray’ın geçen seneki çıkışının devam edip etmeyeceğini sordum. Hedefleri konuştuk. Nur ağabeyin (Germen) olsun, Murat ağabeyin olsun, Recep (Şen) ağabeyin olsun, hedefler konusunda söyledikleri mantıklı geldi bana. FIBA Eurocup ve lig hedeflerimiz de yüksek. Ben de büyük hedefleri seven bir insan olduğum için Galatasaray Cafe Crown’la sözleşme imzaladım.

Bu hedeflerin adını koydunuz mu?
Murat ağabeyin bir röportajında da okudum. Geçen sene takım yarı final oynadı. Onun altında bir derece, başarısızlık sayılacaktır dedi. Ben de kendisine katılıyorum. En az ilk 4’ü yakalamamız gerekiyor tekrar. Türkiye Kupası’nda final, yarı final oynamamız gerekiyor. ULEB’de de tur atlamamız gerekiyor. Bu bizden beklenen bir hedef değil zannedersem. Ama uzun senelerden sonra Avrupa’ya giden Galatasaray olarak turu atlayabiliriz.

Murat Özyer’in Ülkerspor’da baş antrenör olmasıyla sizin aldığınız süre de arttı. Buna ne dersiniz?
Evet. Ben de onun düşüncelerine çok saygı gösteriyorum. İyi bir coach’tur. Mantıklı bir coach’tur ve 24 saat basketbolu düşünür. Ülkerspor’a gelmesiyle oyuncuları daha serbest bıraktı. Tabii kendisinin de kuralları vardır. Ama oyuncuları serbest bırakınca insanların içindeki potansiyel daha çok ortaya çıkıyor. Onun için de şampiyonluğu yakaladık.

Yabancı oyuncuların takıma geç katılması; sahada bir uyum sorunu yaratır mı? Oyun kurucu olarak ne dersiniz?
Açıkçası aldığınız oyuncu sorunlu çıkabiliyor. Zannedersem, Avrupa deneyimi olmayan oyuncu da almayacaklar. Onlar ABD’liler gibi değildir. Çok sorun yaşayacağımızı sanmıyorum.

William Avery ile aynı mevkiyi paylaşacaksınız...
Ben kendisini tanımıyorum ama Murat ağabey tanıyor. İyi oyuncu olduğunu söylüyor herkes. Bize çok yardımcı olacağını düşünüyorum.

Milli Takım’da olmamanız konusuna ne dersiniz?
1999’dan beri çağrılmıyorum. Bundan sonra da çağrılmayı beklemiyorum. Çağrılırsam seve seve giderim tabii... Ama hak ettiğim sürelerde bile çağrılmadığıma göre artık bir şey beklemiyorum.

Avrupa’ya gitmeyi düşünür müsünüz?
Bu çok sık sorulur basketbolculara. Tabii ki düşünürüm.

Buradan aile yaşantınıza geçsek? Onlar ne derler, ülke dışında yaşamaya?
2000 yılında evlendim. 2006 Mart ayında da ikiz çocuklarımız dünyaya geldi. Çok evcimen bir hayatımız var. Basketbol dışında tüm zamanımı, Nişantaşı’ndaki evimizde, ailemle geçiriyorum. Yazları da Kınalıada’da tatile gidip kafamızı dinliyoruz. Eşim de beni transfer konusunda destekliyor, “Her yere beraber gideriz” diyor.

23 yaşında evlenmek, bir sporcu için avantaj mı?
İnsanların karakteriyle ilgili. Ben evlenmeden önce de evcimen bir insandım. Gece hayatını sevmezdim. Zaten düzenli bir hayatım vardı, evlenince daha da düzene girdi. Kendi açımdan 23 yaşında evlendiğim için çok mutluyum. Sadece çocuk için geç kaldığımızı düşünüyorum!

Geçen sezona dönersek... Efes Pilsen tam bir hayal kırıklığıydı. Neden sizce?
Son iki sezondur bu hayal kırıklığı vardı. Çok sorunlar ve sakatlıklar yaşadık. Guard geldi gitti. Kadro dışı kaldı. O arada ben 35 dakikaya alışmaya çalıştım. Kadrodaki karmaşa, final serisine de yansıdı. Aslında ligde değil, Euroleague’de alınan yenilgiler çok kötüydü.

Efes’in oyun kurmakta zorlandığı da yazıldı çizildi...
Set zenginliği vardı. 15-20 tane set vardı. Ama bir yerde, bütün setler Andrew Nicholas üzerine kurulu gibiydi. Başka oyunculara opsiyon yaratılmıyordu. Dediğim gibi, Murat ağabeyin de sevdiğim yanı o. Serbest bırakıyor saha içinde insanları... Potansiyeli ortaya çıkarıyor.

Sizin tercihiniz nedir maçta; sayı atmak mı, asist yapmak mı?
Birinci tercihim, skorerleri sayıya ısıtmaktır. Sıkıştıkları anda ben devreye girmeyi seviyorum. İlk 5 -10 dakikalık bölümde, herkesin eline topu değdirmeye çalışırım. Ondan sonra atamayan, eli soğuk olan, kötü gününde olan varsa, ben devreye girerim. Kendimi sona saklıyorum diyeyim.

Darüşşafaka’da 10 sayı civarına ulaşan sezon ortalamanız, sonra yeniden düştü. Bu bilinçli bir tercih miydi?
Tercihimden değil, kulübün tercihinden dolayı olabilir. Daçka’yla Efes ve Ülker’in durumu, kalitesi çok farklı. Daçka’da skorer kimliğe bürünüyorsunuz. Ülker’de çok skorer oyuncular olduğu için, onları oynatmaya yönelik bir oyuncu oluyorsunuz. Daçka’daki, çok istemediğim bir kimlikti. Ülker’de, Efes’te bunu yaparsanız, çok top kullanan kötü oyuncu gibi görünürsünüz.

Sezona sayı ve asist hedefleyerek mi başlarsınız?
Hayır, daha çok yabancı oyuncular buna dikkat ediyor. Çünkü transferlerini düşünüyorlar. Bende bu yok. Sadece doğaçlama. O sene nasıl gidiyorsa...

Kendinizi artı ve eksi yönlerinizle değerlendirir misiniz? Örneğin pick & roll oyununda kimse elinize su dökemez deniyor!
Pas ve şut iyi yönlerim. Müdaafada problem olduğunu düşünüyorum.

Ama savunmayı da sevmediğiniz için yapmadığınız söyleniyor.
Yapabildiğim zamanlar da var. Konsantrasyonla ilgili olduğunu düşünüyorum. Yine de iyi yaptığım yönlerin kötülerden çok fazla olduğunu düşünüyorum. Hepsini yapacak potansiyelim de var, bunu da biliyorum! Biraz da o sezon takımındaki kimliğinizle ilgili bu. Güzel bir hava yakalanınca her şeyi yapabiliyorsunuz.

Pas ve şut yeteneğiniz doğuştan mı, yoksa çok çalışmakla mı alakalı?
Çok çalışmak gerek tabii. 20 küsur senede ister istemez o elin bir alışkanlığı oluyor. Tabii yetenek söz konusu ama onu çalışarak çoğaltmak sizin elinizde.

Sahadaki karakterinizle saha dışında da benzer misiniz? Örneğin sizin için “muzip” derler...
Evet! Şaka yapmayı çok severim. Sahanın içinde ve dışında, gülmeyi, eğlenmeyi çok severim. Bazı takımlarda bu yanlış anlaşıldı. Ama gergin ortamlardan sıkılıyorum. Yerine göre tabii... Eğlenceli bir insanımdır sonuçta.

Galatasaray’daki arkadaşlık ortamını nasıl buldunuz?
Zaten oyuncuların çoğunu tanıyordum. Tek önemli olan, yeni yabancı arkadaşları buraya adapte etmek olacak. Onun da sorun olacağını sanmıyorum.

Ve Galatasaray taraftarı... Onlar için ne diyeceksiniz?
Cafe Crown’ın sponsorluğundan sonra maçlara, önceki senelere göre güzel taraftar kitlesi gelmeye başladı. Murat ağabey de demişti, yenilgiden sonra bile takımı tribünlere çağırmaları çok güzeldi. Basketbol için çok güzel bir görüntüydü. İnşallah bu sene daha güzel olur.

Efes Pilsen’in final serisinde rakip taraftardan dolayı 5’e 8 oynadığını, çok zorlandığını söylemişsiniz. Nasıl bir etkisi var taraftarın?
Açıkçası ilk kez bir kulüp takımında oynayacağım. Olumlu etkilerini arkamda hissetmeyi çok istiyorum. Geçen sene Efes Pilsen’de yaşadık; öyle bir seyirci vardı ki karşımızda, birbirinizi duyamıyorsunuz. O baskı altında 5’e 8, 5’e 10 oynadık. Oyuncu olarak bunlara alışığız ama ister istemez seyirciler rakip takıma baskı yapabiliyor. Bu sene inşallah biz de bu desteği yaşamak istiyoruz. Bütün taraftarımızı bekliyoruz.

Lincoln de Kısaymış!

Boyunuz 1.85 metre. Ama guard olarak, 2 küsur metrelik oyuncuların yanında ‘kısa’ duruyorsunuz! Buna ne dersiniz?
Aralarında çok kısa gözüküyoruz! Ama kalıplı insanlarız. Futbolda da bu böyle... Geçen gün Lincoln’ü gördük sahada, diğer futbolcuların yanında 1.90 ya da 2 metre gibi gözüküyor ama ipince, 1.70 – 1.75 bir adammış! Biz de şaşırıyoruz onları görünce...

Sokakta böyle tepkiler alıyor musunuz?
Çok hem de... Bir alışveriş merkezinde falan görüyorlar, “Bayağı uzunmuşsunuz, kalıplıymışsınız” falan diyorlar. Oysa dediğim gibi, öteki basketbolcuların arasında küçük gözüküyoruz.

Boyum daha uzun olsaydı da farklı mevkide oynasaydım dediniz mi hiç?
Arkadaşlarla aramızda takılırız öyle. Mesela uzun oyuncu vardır takımımızda, “Yahu senin boyunda olsam ben NBA’e gitmiştim” diye... Ama benim öyle bir derdim olmadı, memnunum hayatımdan.

Cüneyt Erden’in
“FAVORİ”leri

Müzisyen: Rhythm and Blues (R&B) dinlerim.
Basketbolcu: Tek favorim Michael Jordan!
Aktör: Anthony Hopkins
Film: Taxi Driver (Martin Scorsese ’76)
Yemek: Eşimin yaptığı tereyağlı pilav.
Parfüm: Herhangi bir Armani.
Otomobil: Takıntım yoktur. En son çocuklar için jip aldım.

DİĞER HABERLER
» Futbolcu, Profesyonel ve Delikanlı… (14.10.2008 14:02)
» Karşılıklı Saygıyla Kalıcı Başarılara (26.08.2008 13:38)
» Keskin Nişancı! (09.07.2008 16:08)
» Savunma Bakanı (11.06.2008 12:50)
» O Toplantı! (11.06.2008 12:14)
» Küçük Dev Kız (11.06.2008 12:00)
» A'dan Z'ye Aykut (26.05.2008 17:11)
» Adını Ezberletti! (29.04.2008 18:42)
» Cenk Akyol’un Yolu… (08.04.2008 18:34)
» Florya Manzaralı Ankara Apartmanı (07.03.2008 14:46)
» Savaşçı... (06.03.2008 15:55)
» ‘Bek’lemiyor, koşuyor… (07.02.2008 15:48)
» 'Kaya' Gibi Murat (05.02.2008 16:14)
» Deli Fişek (03.01.2008 15:24)
» Türkü Baba (06.12.2007 16:00)
» Yükseklerde Bir Yerde (05.12.2007 16:36)
» Les coeurs sont ensembles* (03.12.2007 16:20)
» “Ate A Minha Ultima Gota De Sangue...”* (07.11.2007 17:47)
» Bizim Gattuso (05.11.2007 16:54)
» Ve Sahnede... (04.11.2007 16:59)


» DİĞER HABERLERİN DEVAMI İÇİN TIKLAYINIZ.



İLGİLİ HABER VE LİNKLER

GALATASARAY DERGİSİ 73. SAYISI

GALATASARAY DERGİSİ 73. SAYISI

İNTERNETTEN OKUMAK İÇİN TIKLAYINIZ!

İNTERNETTEN OKUMAK İÇİN TIKLAYINIZ!

EKSİK SAYILARINIZI TAMAMLAYIN

EKSİK SAYILARINIZI TAMAMLAYIN

GALATASARAY TV HEDEFLERİ

GALATASARAY TV HEDEFLERİ

TESİSLER

TESİSLER

GALATASARAY LOGOSUNUN DOĞUŞU

GALATASARAY LOGOSUNUN DOĞUŞU

PROFESYONEL FUTBOL TAKIM KADROSU

PROFESYONEL FUTBOL TAKIM KADROSU

SL FORMULA | FOTOĞRAF ARŞİVİ

SL FORMULA | FOTOĞRAF ARŞİVİ