8 Kasım 2017 Çarşamba 11:32

Veni, Vidi, Feghouli!

Veni, Vidi, Feghouli!

"Veni, Vidi, Vici", Julius Sezar tarafından Roma Senatosu'na yazılmış Zela Savaşları'ndaki zaferini anlatan mektupta geçer. Özlü söz sadece Sezar'ın zaferinin büyüklüğünü değil, onun askeri hünerini de vurgulamaktadır. Bir bakış açısıyla Sofiane Feghouli'nin, futbol hayatında oynadığı takımlardaki ince dokunuşu gibi...

Galatasaray Dergisi'nin 171. sayısı raflardaki yerini alırken, Kasım sayısının kapağında ve ana röportaj sayfasında  Galatasaray'ın Cezayirli futbolcusu Sofiane Feghouli yer alıyor. Tarık Ünlütürk'ün sorularını yanıtlayan Soso'nun röportajından öne çıkan başlıklar şöyle:

"Normal bir mahalle hayatıydı yaşadığımız. Annem ev hanımıydı. Bir yandan da temizlik yaparak bizleri geçindiriyordu. Dört erkek kardeştik. Hızlıca büyüyerek hayata atılmamız gerekiyordu. Çünkü annem her zaman evde olamıyordu. Çok güvenli olan bir yer olduğunu söyleyemem ama biz iyi olmak zorundaydık. Doğru yoldan sapmamak için de kendi yolumuzu çizmeliydik. Bunun için de futbol oynarken çok fazla fedakarlıkta bulundum."

"Ben futbolcu olacağıma her zaman inanıyordum. Hatta sana şunu söylemeliyim; annemle konuşurken her zaman, 'Anne merak etme, bir gün büyük bir futbolcu olacağım ve biz bu mahalleden çıkıp gideceğiz' derdim. Bunu söyleme arzusu her zaman içimde vardı. Bir an değil, her zaman inandım. Çocukluk arkadaşlarımla karşılaştığımda bana 'Senin başaracağını biliyorduk' derler. Futbol oynadığım dönemde benden daha yetenekli çocuklar olurdu etrafımda ama birçoğu başaramadı. Belli bir noktadan sonra kopup gittiler. Ben her zaman inandım.

"Valencia’da oynarken kupa kazanmak çok kolay değil. Çünkü Barcelona ve Real Madrid gibi çok zorlu iki rakibiniz var. Avrupa kupalarında ise iki kez yarı final oynadık. Benim Galatasaray’a geliş amaçlarımdan bir tanesi de kupa kaldırmak. Burada hem ligde hem Avrupa’da kupa kaldırma hedefim var."

"Valencia’dan ayrılmam çok hızlı gerçekleşti. Evet, bana bir teklif oldu. Ama bana sunulan teklifle, karşılaştığım durum arasında büyük fark vardı. Bana verilen sözlerin uzağında kaldılar. Bu farklılıklar benim ayrılma kararı vermeme neden oldu. Sezon başladıktan sonra bir sakatlık yaşadım. Sakatlıktan döndükten sonra galiba hak ettiğim fırsatları bulamadım. Ardından Galatasaray’ın teklifi geldi. Ben de bu teklifi kabul ettim."

"1998 yılında Zidane benim için önemli bir örnekti. Onun gittiği yoldan gidiyordum. Hatta aynı hayatı yaşıyordum. O da Fransa’ya gelen göçmen bir ailenin çocuğuydu ve benim oturduğum mahalleye benzer bir mahalleden geliyordu. Büyük bir futbolcu oldu ve benim için örnek alınması gereken kişi oydu. 1998 yılında Fransa’ya büyük bir hediye verdiğini düşünüyorum. Toplumsal anlamda baktığınızda o dönem Fransa’daki herkes hangi milletten olursa olsun bütünleşti. Fransa’da yaşayan insanlar için çok güzel bir andı. Irkçılık bir sorun olarak kenara konmuştu. Sonra tekrar geçmişteki düzen geri geldi. Zidane hem Fransızların hem de Cezayirlilerin desteğini almıştı. Önemli bir örnekti. Bence o, alçakgönüllülüğü ile bizleri gururlandırdı."

"Aslında lider bir oyuncu olup olmadığımı bilmiyorum. Ama şu kesin; ben sahada saklanan bir oyuncu değilim. Gerektiğinde sorumluluk alırım. Her zaman en iyisini yapmak için sahaya çıkacağıma dair söz verebilirim. Sahaya çıkarken hiçbir zaman kişisel istatistikleri düşünmem. Aklımda sadece bir şey var, o da takım. Bütün kariyerim boyunca bu şekilde düşünüp, hareket ettim. Doğru olduğuna inandığım şeyleri insanların yüzlerine söylerim. Doğru şekilde yaşamak ve sahada her şeyimi vermek benim için çok önemli."

"2014 Dünya Kupası sırasında Gazze’de sevincimi yansıtan bir grafiti yapıldı... Bundan gurur duydum. Filistin’de beni takip etmelerinden dolayı çok gururlandım ve derinden etkilendim. Biz Cezayirliler, Filistinlilere karşı her zaman dostluk hissederiz. Cezayir’e gittiğinizde Filistin bayraklarını görebilirsiniz. Korkunç şeyler yaşıyorlar ve buna rağmen benim başarımı duvara taşımaları beni derinden etkiledi."

"Çok uzun zamandır Galatasaray’ı tanıyorum ve büyük bir kulüp olduğunu biliyordum. Batıdaki Türkiye imajı ile buradaki durum arasında fark var. Açıkçası gelince şaşkınlığa uğradım. Geldiğim için çok mutluyum. Ben büyük bir kulüpte oynamak, büyük heyecanlar yaşamak ve kupalar kazanmak istiyordum. Yapılan teklif hoşuma gitti, kabul ettim ve kontratı imzaladım. Buraya beş sene içinde kazanabileceğim kadar kupayı almak için geldim."

"Her zaman yaptığımız gibi tüm maçları tek tek değerlendirmek gerekir. Biz tüm hafta boyunca maçlar öncesinde antrenmanlarda çok çalışmalıyız. Tüm hafta boyunca kendimizi zorlarsak, maç anı geldiğinde vücudumuz için normal yoğunlukta bir maça çıkmış oluruz. O yüzden antrenmanlarda çok çalışmalıyız. Lig uzun, bu uzun süre içinde iyi ve zor zamanlar olacak. Bizim yapabileceğimiz çok çalışmak ve birbirimize kenetlenmek. Sadece bu şekilde devam edersek başarabiliriz."

"Eşim ağırlıklı olarak Cezayir yemeklerini yapıyor. Türk yemeklerini de denemeye başladı. Her iki mutfak da birbirine benziyor."