20 Mart 2017 Pazartesi 17:27

“Teşhisi doğru yapmak lazım”

“Teşhisi doğru yapmak lazım”

Kulüpler Birliği tarafından organize edilen 2. Futbol Zirvesi Haliç Kongre Merkezi'nde gerçekleştirildi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın da katıldığı zirvede Gençlik ve Spor Bakanı Akif Çağatay Kılıç, TFF Başkanı Yıldırım Demirören, Galatasaray Kulübü Başkanı Dursun Özbek, Kulüpler Birliği Başkanı Göksel Gümüşdağ, Türkiye Futbol Direktörü Fatih Terim, kulüp başkanları ve siyasetçiler yer aldı.

Farklı başlıklarda oturum ve panellerin düzenlendiği etkinlikte, Galatasaray Kulübü Başkanı Dursun Özbek; UEFA FFP Direktörü Andrea Traverso, Beşiktaş Kulübü Başkanı Fikret Orman ve Borussia Mönchengladbach Başkanı Rolf Königs ile birlikte "Güçlü lig ve güçlü kulüplere sahip olmanın önemi" başlıklı panelde konuşma gerçekleştirdi.

Başkan Özbek; bu bölümde yaptığı konuşmada şunları söyledi:

"Bugün Türk futbol ailesinin tamamı buradaydı. Bu zirve Türkiye için gerekliydi. Tekrardan emeği geçenlere teşekkür ediyorum. Futbol öyle bir mekanizma ki çok önemli ve sayılı sektörler arasında. Bacasız bir fabrika gibi. Bütçesi çok büyük. Galatasaray, Beşiktaş ve Fenerbahçe 200 büyük şirket arasında. Fakat bir zorluk var burada. Genç oyuncu yetiştirmek lazım deniyor. Genç oyuncu 10-12 yaşında eğitilmeye başlanıyor. 20'li yaşlarda yani 10 yıl sonra bu çocuk yıldız olabilir ya da olamayabilir. Başka şirketlerde ise durum farklı. Üretim konusunda hemen sonuç alabiliyorlar."

"Futbol kulüplerinin başarılı olabilmesi için finansal yapının güçlü olması, Finansal Fair Play ile uyum içinde olması lazım. Galatasaray, bu konuda yara almış bir kulüp. Daha önce Traverso ile görüşmüştük. Finansal yapılanmadaki aksaklıklara UEFA 'dur' diyor. 'Sen artık yarışmalara katılamazsın' diyor. Bize de bu cezayı verdi. Damdan düşen kişi olarak bunu yaşadık. Ne yapılmaması gerektiği konusunu herkese açıklamakta fayda var..."

“Futbol takımlarının hedefi sadece Türkiye'de kalmayıp uluslararası alanda mücadele etmek ise UEFA'nın Finansal Fair Play kriterlerine uyulmak zorunda. UEFA bu konuda destek verici, yardımcı. Bütün kulüplerin UEFA'nın kriterlerine uyması için temas halinde olup özümsemesi lazım. 'Bana bir şey olmaz' denilmesin. Çok net kriterler var. Borç yapısının, borçlanma şeklinin çok iyi ayarlanması lazım. Türkiye gibi döviz paralitesine karşı devalüasyon riski nedeniyle dikkat edilmesi gerekiyor. Avrupa'da harcamalar Euro bazında olduğu için bir şey değişmiyor. Bizde ise durum farklı ve bir anda büyük rakamlar ortayı çıkabiliyor. Bu nedenle banka kredileri de zararı tetikleyen faktörlerden. Yapılan transfer harcamalarına da dikkat edilmesi lazım. Altyapıdan futbolcu yetiştirme gerekliliği de var. Hazır futbolcuya yöneldikçe; Traverso'nun de belirttiği gibi yaşlı oyuncuların nispeten fazla olduğu bir lig ortaya çıkıyor... Merchandising'e de önem verme zorunluluğumuz var.  Traverso'nun da sunumunda anlattığı gibi verilen maaşların gelir-gider durumuna dikkat edilmesi gerekiyor. Bunları kitapçıklarında belirtmişler. Bu oranlara uyulması lazım. Kulüplerin Finansal Fair Play olayını dikkate almaları ve çok iyi incelemeleri gerektiğini düşünüyorum..."

"Finansal Fair Play bir sonuç. Futbol dünyası bir yerden bir yere gelmiş ve Finansal Fair Play kuralları uygulanması zaruri hale gelmiş. UEFA gidişatı izliyor. 'Bu kulüpler her sene 40-50 milyon zarar ediyor' şeklinde düşünüyor. Belki de UEFA kulüplerin uçak parası bile bulamayacak endişesini düşünüyorlar. Belki de tüm kulüpler para kazansa ve bütçeler artıverseydi bu Finansal Fair Play olmayacaktı. Bunu analiz edebilmek için önce neden buraya gelindiğini araştırmak lazım. Hastalığı önce teşhis etmek lazım. Türkiye'deki futbol kulüpleri dernek statüsünde yönetiliyor. Futbol şirketleri; anonim şirket seviyesinde ve halka açık şirket olabiliyor. Yönetimler dernek tarafından seçimle geliyor ve sık sık seçim oluyor. Yönetim projesini bitiremeden gidiyor; yeni yönetim filmi yeniden başa sarıyor. Mehter takımı gibi; iki ileri bir geri... Yönetimlerin yaptığı borçlanmaların eziyetini bir sonraki yönetim çekiyor. Ben geldiğimde öyle oldu. Bu hastalığın giderilmesi lazım. Yönetimlerde süreklilik olması lazım. Hastalığı tedavi etmek için bir gelişme ve çaba gösteremezseniz Finansal Fair Play'e uymanız mümkün değil. Galatasaray özelinde anlatayım. 2014 Mayıs ayında UEFA ile ön anlaşma yapılıyor. UEFA, Galatasaray'a geliyor. Mercek altına alıyor ve sözleşme yapılıyor. Sözleşme yapılıyor ama yapılan zarar 130 milyon Euro'yu bulmuş. Sonrasında bütçe dengesini yakalamak mümkün değil. Kulüpler UEFA ile irtibatta geç kalmasın. Turnuvaya katılsın veya katılmasın Finansal Fair Play kuralı varsa çok açık bir biçimde doğru bilançoları göstererek destek alınması lazım. UEFA herkese eşit seviyede bir kurum zaten. M'gladbach başkanı tesisleşmeden bahsetti. İşin başlangıç noktası orası. Bizim altyapımız en iyi altyapılardan bir tanesi. Alt yapılardaki yaş kategorilerini çalıştırmak için yeterli saha yok. İki nizamı sahamız var. Birinde maç oynanıyor, diğerinde A takım idman yapıyor. Altyapıdaki çocuklar uygun olmayan şartlarda çalışıyor. Yönetimlerde; bir sonraki yönetime borcu devretme kolaylığı oldukça problem devam eder. Dolayısıyla mali kriterlerin yeniden yapılandırılması gerekir. Popülist olmamak gerekiyor. Öyle sihirli koltuklar ki popülist olmamak çok zor. 20-25 milyon taraftarı olan kulüp, kıblesini çok kolay şaşırabilir. Yönetimlerin istikrarlı ve sürekli olmasını sağlaması lazım. Evet, Finansal Fair Play konusunda sıkıntımız var. Geçen sene turnuvaya katılamadık. Bunun için şunu yaptık; Avrupa kulüpleri de bunu yapmış. Mevcut gayrimenkullerin değerlendirilmesi nedeniyle finansal kaynak yaratma yoluna gittik. İlk kapital girişini gerçekleştirdik. Yüksek faiz, kur farkı, geçmişten gelen borç yükü nedeniyle bir stabilizasyona gelmek lazım. Borçların sıfırlanması, tesisleşmeyi de sağlarsanız kendi dengenizi sağlamış olursunuz. Önce borç yükünden kurtulmak lazım..."

"UEFA FFP Direktörü Andrea Traverso 'Önümüzdeki planlamayı yapın' dedi. Galatasaray yönetimi olarak söylüyorum. Borç yükü çok fazlaydı. Borç yüküne yeni kaynak yaratmak suretiyle önümüzdeki orta vadede borcu tasfiye edecek projeyi yaptık. Traverso'nun söylediklerinin uygulaması böyle başladı. Bu borç yükü altında kulüplerin sportif faaliyetlerini yürütmesi çok zor. Bu borç yükünü belli bir seviyeye getirmek, mümkünse sıfırlamak zorundasınız. İkincisi; Türkiye'deki futbol kulüpleri özellikle Galatasaray, Fenerbahçe ve Beşiktaş birçok branşta hizmet ediyorlar. Avrupa'da rekabet ettiğimiz kulüplerin çoğunda sadece futbol var. Bir kulüp düşünün. Finansmanı öyle ayarlamak zorunda ki 17 branşa hizmet edecek. Bunlar finansal olarak katkı vermeyen ama Türk sporuna hizmet ediyor. Bu branşlarda gençlerin yetişmesi gerek. Milli takımlara, olimpiyatlara oyuncu veriyoruz. Kulüplerin mali yapısının bozulmasında dikkatsiz yönetimler, yabancı transferler olduğu kadar üç büyük kulübün bütçelerini saptıran faktörlerden biri de amatör sporlar. Hastalığımızın teşhisini iyi yapmalıyız. UEFA; basketbol ya da voleybol ile ilgili değil. Amatör sporların da gündeme gelmesi lazım finansal yapı konuşuluyorsa. Bunları kulübün dışında tutmak mümkün değil. Kulüplerin yüklendiği misyonlar var. Galatasaray, Beşiktaş ve Fenerbahçe spor kulüplerini tepeden tırnağa röntgeninin çekilmeden ve neden zarar edildiği analiz edilmeden Finansal Fair Play konuşmak çok zor."