Adnan Öztürk GSTV’de Gündemi Değerlendirdi
Galatasaray Spor Kulübü Başkan Yardımcısı Adnan Öztürk, GSTV'de canlı yayınlanan Gündem programına konuk olarak, TFF Olağanüstü Genel Kurul öncesi seçim sürecini ve son günlerde spor kamuoyunda yaşanan gelişmeleri değerlendirdi.
Öztürk, Türk futbolunun geçirdiği bu sıkıntılı dönemde, gündemle ve Galatasaray'la ilgili tüm merak edilen konulara açıklık getirdi.
Bu sezon Türk futbolunun keyfini fazlasıyla yaşamak istiyoruz. Belki Galatasaray olarak elimizden geldiğince bunun keyfini yaşamaya çalışıyoruz, tadına varmaya çalışıyoruz ama maalesef elimizde olmayan nedenlerden dolayı bunu yaşayamıyoruz. Özellikle Türkiye Futbol Federasyonu Olağanüstü Genel Kurul Seçim sürecinde yaşananlar bizleri olduğu gibi birçok sporseveri hatta sporla ilgisi olmayan insanları bile şaşırtmaya devam ediyor şu anda baktığımızda. Biliyorsunuz Futbol Federasyonu Olağanüstü Genel Kurulu için 21 tane başkan adayı çıktı. Bu durumu nasıl değerlendiriyorsunuz. Çok merak ediyoruz açıkçası. Bu süreçte neler yaşandı? Bundan 19 gün önce 3 Şubat’ta sizinle bir yayınımız vardı ve bu yayında sizin söylediğiniz birçok şey adım adım gerçeğe dönüştü. 19 gün içinde çok inanılmaz bir noktaya gelindi ve sizin dedikleriniz ortaya çıkmış oldu. Bunlar sizi şaşırtıyor mu şu anda?
Biz kesinlikle bu yaşananlara şaşırmıyoruz. Hatta olayların dediğimiz şekilde ilerlemesi bizi biraz üzüyor ve ciddi anlamda da endişelendirmeye başladı. Kulüpler Birliği’nin yanlış hatırlamıyorsam Ağustos ayındaki bir toplantısında 16 kulübün imzasıyla ki Galatasaray buraya hiçbir zaman imza vermedi. 16 kulübün imzasıyla, küme düşme kaldırılsın diye Türkiye Futbol Federasyonu’na bir dilekçe verilmişti. Ağustos’ta yapılan senaryo bugün de devam ediyor. Süreci incelediğimiz zaman 27 Şubat’ta yani önümüzdeki Pazartesi günü hep beraber Türkiye Futbol Federasyonu Genel Kurulu’na katılacağız ama artık bu seçimi zamanlamasıyla, yaklaşımlarıyla ne yazı k ki düzenleyenler, düzenlenmesine ön ayak olanlar, o günkü fikirlerini gerçekleştirme yolunda bir adım daha atmak istiyorlar. Ben şimdiden özür dileyerek söylüyorum belki biraz sert eleştiri olarak kabul edilecek ama ciddi anlamda zorlanıyoruz. Türk futbolunda son dönemlerde yaşananlarla alakalı ve son dönemde de sıkça gördüğümüz camiamıza yapılan sataşmalarla ilgili nezaketimizi ve camiamızın tipik özelliklerinden bir tanesi olan efendiliğimizi, beyefendiliğimizi korumakta ciddi anlamda zorlanmaya başladık. Biliyorsunuz Türkiye Türkiye Futbol Federasyonu Başkanı Mehmet Ali Aydınlar döneminde yaşanan diyaloglar yavaş yavaş medyaya yansımaya başladı. Artık güneş gözüktü ve bulutlar dağılmaya başladı. Bu olayı bir şekilde Türk futboluna zarar vermeden nasıl hallederiz diyenler aslında suçlular cezalandırılmazsa herkesin zarar göreceğini anladıkları anda görevi bırakıp gidiyorlar. Sayın Mehmet Ali Aydınlar yine söylüyoruz, kişiliğine, beyefendiliğine hiçbir zaman eleştirimiz olmadı. Kendisinin takdir ettiğimiz taraflarından birisi ama Türkiye Futbol Federasyonunu Olağanüstü Genel Kurula çağırıp, 58. madde değişsin mi değişmesin mi gündemiyle yapılan toplantının nihayetinde ‘’hayır, 58. madde değişmesin’’ kararı çıktığı andan itibaren önünde tek bir yol kalmıştı. Yol haritası teke inmişti ve 58. madde uygulanacaktı. Mehmet Ali Aydınlar bugün bizzat kendisi Türkiye Futbol Federasyonu’na başkan adayı olan Sayın Yıldırım Demirören tarafından istifaya davet edildi. Biz Galatasaray olarak bir girişimde bulunduk. Kulüpler Birliği’nde ciddi tartışmalarımız oldu, görüşmelerimiz oldu gereği yerine getirilsin diye. Ama Sayın Mehmet Ali Aydınlar hala nedenini anlayamadığım bir şekilde ki bu nedeni zamanı geldiğinde açıklayacaktır, istifa ederek gitti.
Açıklamasını sanki biraz yaptı ama çok gerçekçi kalmadı gibi. Kısmet Erkiner’in açıklamalarından dolayı istifa ettiğini söyledi.
Kısmet Erkiner’in açıklamalarında hiç sürpriz bir taraf yok. Hatta medyayı eleştirmek için söylemiyorum ama manşetlere taşınacak hiçbir şey de yok. Tazminat davasındaki bir evrak gelmiş, gitmiş. Onu kim imzalamış, tazminatı kim ödeyecek... Bunun Türk futbolunun içinde bulunduğu sıkıntılarla uzaktan yakından alakası yok. Dolayısıyla orada ona kızdım, buna kızdım o yüzden istifa ettim söylemi ne yazık ki bu kabın içini doldurmuyor. Sayın Mehmet Ali Aydınlar, yaşananları açıklar veya açıklamaz bu kendi bileceği iş. Artık bu gerginliğin bir anlamda giderilmesi için artık futbol kamuoyunun biraz sakinleşmesi için statlarda demin sizin bahsettiğiniz gibi futbol keyfinin yavaş yavaş ön plana çıkması için tansiyonun indirilmesi anlamında futbol bakanı bile bu işle ilgilenir oldu ve Sayın Şenes Erzik’in ismi gündeme getirildi. Biz her zaman şunu söyledik: Bizim kişilerle problemimiz yok. Bizim kimin Türkiye Futbol Federasyonu başkanı olacağıyla da ilgili bir sorunumuz yok. Tuttukları takımlarla ilgili de bir problemimiz yok. İlk günden beridir söylediğimiz şey, uygulanacak yok haritasının evrensel ilke ve hukukla ne kadar uyuşacağı ve iç içe olacağıyla ilgili problemimiz var. ortaya koyduğumuz bütün rezerv, yaptığımız bütün çıkışlar bunun üzerine yapılmıştı. Bizi de Sayın Spor Bakanı davet etti ve bunun saklanacak bir tarafı olmadığı için medyaya yansıdı. Sayın Ünal Aysal Başkanımızla birlikte ben gittim. Orada bu söylemi yaptık. Bizim kişilerle ilgili bir problemimiz olmadığı, çekincelerimizi Türk futbolunun geleceği açısından bir kere daha tekrar ettik ama o gün enteresan bir şey daha söyledik. Hatta bunu Sayın Bakan’a ben söyledim ve onun için de bir sürpriz oldu. Sayın Bakanım ‘’Tabi ki Sayın Şenes Erzik’i çok sayıyoruz ve tecrübelerini, kredibilitesini tartışacak değiliz ama bir B planı yapılmasında fayda görüyoruz.’’ Dediğimde çok şaşırdı. Daha sonradan bunu söylemekteki sebep Sayın Şenes Erzik biliyorsunuz UEFA’da başkan yardımcısı ama en kıdemli olanı. Dolayısıyla dünyanın her ülkesinde sürekli ve ciddi anlamda sıfır tolerans istiyorum diye bir çalışma yapan dünyanın en ciddi spor örgütlerinden bir tanesi en kıdemli asbaşkanının imzasıyla Türkiye gibi çok önemli bir ülkede ki herhalde bazıları bu ehemmiyetin farkında değiller ve biz fırsat buldukça anlatmaya çalışıyoruz, sıfır toleranstan başka hiçbir uygulamaya imza atamazdı, bu mümkün değildi. Bazıları bunu görmek istemediler bu işin ciddiyetini anlamadılar. Hep birlikte Şenes Erzik’i destekleyelim denildiği zaman ‘’tabi ki destekleyelim, sonuna kadar destekleriz’’ dedik. Hatta bununla ilgili olarak kulübün resmi internet sitesinden bir destek mesajı verdik ama tabi o mesajın yarım saat sonrasında Sayın Şenes Erzik doğabilecek komplikasyonlardan dolayı bu göreve talip olamayacağını bildirdi ve ondan sonra yeni bir süreç başladı. Artık bu süreç de Ağustos ayında ‘’küme düşme kalksın, UEFA kim, Türk futbolunun geleceğini kendi içinde çözelim, Avrupa 4-5 sene oynamasa da olur’’ diyenlerin senaryosu devreye girdi. 21 tane başkan adayı var. Hepsini tek tek tenzih ederek söylüyorum ama bu kadar komplike bir durum için 21 tane başkan adayı çıkması tabi ki halkımızın futbola olan ilgisini gösteriyor ama ben çok da ciddi bir durum olarak görmüyorum.
Şenes Erzik kısmıyla ilgili bir soru daha sormak istiyorum. Şenes Erzik aday olmayacağını açıkladığı süreçte şu ifadeleri kullandı: FIFA ve UEFA benim iki görevi birden yürütmeme izin vermiyor. Fakat İspanya ve İtalya’da buna benzer örnekler aslında var. dolayısıyla Sayın Şenes Erzik’in açıklaması bu örneklerle çelişmiş oluyor. Fakat daha sonraki günlerde sizin bahsettiğiniz konunun daha gerçekçi olduğu ortaya çıktı.
Türk sporu olarak, Türk futbolu ve Türk futbol kamuoyu olarak öyle hassas bir durumdayız ki artık bu olay artık birinci gündem maddesi haline geldi. Konuya hassasiyetle ve yapıcı bir şekilde yaklaşmak isteyenler nezaketle bazı şeyleri anlatmaya çalışırken, bazı özürler bulmak zorunda kalıyorlar. Tabiki bu Şenes Bey’in de kendine has nezaketiyle, nazik tavrıyla bulabildiği bir mazerettir ama tabi ki bu mazeretin yeterli olmadığı Türk spor kamuoyu biliyor.
Adaylar konusu var. Bahsettiğimiz gibi 21 aday var ancak 16 Spor Toto Süper Lig kulübünün desteğini alan Yıldırım Demirören var. Sayın Demirören adaylığını açıkladıktan sonra daha çok Sayın Başbakan ile görüştü şeklinde kamuoyuna yansıtıldı. Aynı zamanda Spor Bakanı Sayın Suat Kılıç’ın desteğini alarak aday olduğunu açıkladı ve bir gün içerisinde destek veren kulüp sayısı 7-8’ken 16 kulübe kadar çıktı. Sayın Demirören’in ve diğer isimlerin adaylığını nasıl değerlendiriyorsunuz?
Sayın Yıldırım Demirören’in adaylığı hayırlı olsun. Sayın Ata Aksu’ya da adaylığı hayırlı olsun. Diğer 19 adaya da adaylıkları hayırlı olsun. Biz yine nezaketimizi göstererek hayırlı olsun dileklerimizi iletelim ama her konuşmaya çok dikkat etmemiz lazım. Her beyanatımıza çok dikkat etmemiz lazım. Türk futbol kamuoyu artık o kadar gerildi ki biz yöneticilere düşen, bu gerginliği azaltacak, bu gerginliği engelleyecek hatta nefret tohumları ekmeyecek şekilde davranmaya her zamankinden daha fazla hassas olmamız gerekiyor. Çok tehlikeli konular konuşuyoruz. UEFA’nın olmazsa olmaz konularında şike, teşvik, ırkçılık, fanatizm gibi konuların yanında en önem verdikleri ve hassas oldukları konu futbolun özerkliği konusu. Sayın Spor Bakanı Suat Kılıç, kulüplerle birkaç kere toplantı yaptı ve her toplantısında Sayın Bakan futbolun özerkliğinin altını çize çize konuşmasına başladı. Endişelerini dile getirirken de bu konuşmaların altını çizdi. Türkiye Cumhuriyeti Devleti çok önemli konumda bulunan bir ülke. 75 milyon nüfusumuz var, çok önemli bir coğrafyadayız, dünyada liderliğe soyunmuş bir ülkeden bahsediyoruz. Çok problemli bir bölgede olduğumuz için bu liderlik o kadar kolay değil. Herhalde Sayın Başbakan’ın Türkiye Cumhuriyeti Devleti gibi önemli bir ülkede Başbakanlık makamında oturan şahsın dakikalarının sayılı olduğunu, hesaplı olduğunu artık herkesin bilmesi lazım. Onun için Sayın Başbakan ile kapısından içeri girip çıktıktan sonra ‘’ben desteğini aldım, ben görüştüm’’ gibi sözler bana pek bir şey ifade etmiyor. Çok samimi söylüyorum. Sayın Başbakan da futbolun özerkliğinin son derece farkındadır. Spora ve futbola olan sevgisini biliyoruz. Ama Sayın Bakan’ın her zaman altını çizdiği özerkliğin olduğu yerde Sayın Başbakan da bunun ehemmiyetini çok iyi biliyor. Çünkü o da bir spor adamı ve futboldan gelme bir siyasetçi. Ayrıca öyle bir ambiyans yaratılıyor ki sanki Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı’nın futboldan başka işi yok, hiç başka bir problemimiz yok ve sadece futbolla yatıp kalkıyormuşuz gibi... bunu doğru bir yaklaşım olarak bulmuyorum. Sayın Başbakan’ın desteği varmış yokmuş, mesela bunlar değil. Burada bence en güçlü aday Sayın Yıldırım Demirören olarak gözüküyor. Sayın Yıldırım Demirören’e hayırlı olsun dileklerimizi ilettik ama Yıldırım Demirören’in yol haritasını artık tüm kamuoyu biliyor. Başkan adayı olduktan sonra buraya kadar yaptığı tüm söylemleri değiştirse bile bizim açımızdan bir inandırıcılığı olmaz çünkü biliyorsunuz ‘’4-5 sene Avrupa’ya gitmesek ne olur, kendi içimizde toparlanırız daha iyi olur’’ diyen bir mantalite ‘’UEFA’ya karşı geliriz, mücadele ederiz, koskoca Türkiye UEFA’dan mı çekinecek’’ diyen bir mantalite Türk futbolunun en hassas anında Genel Kurul’da kürsüye çıkıp Türkiye Futbol Federasyonu Başkanı’nı ve yönetim kurulunu istifaya davet eden bir mantalite ve yol haritasını biliyoruz. Yol haritası da; ‘’ne pahasına olursa olsun küme düşme olmasın, puan silmeyi minimum nasıl yaparım. UEFA ile anlaşacağım.’’
UEFA’yı ikna edeceğim ve hiçbir kulübe zarar gelmeyecek diyor. Yani bu sözler Mehmet Ali Aydınlar ve Şenes Erzik’in yapamadığını ben yapacağım demek oluyor aslında.
UEFA’nın adresi belli, UEFA ve FIFA’nın kuralları belli. İnternet sitesinde de hepsi yazıyor. Bu kuralları Sayın Yıldırım Demirören’in hatrı için, sempatisi için değiştireceklerse hay hay gitsin görüşsünler. Ben çok fazla yorum yapmak istemiyorum ama uluslararası kurallarda ben bir istisna yaratacağım söylemini bizi kulüp olaral etmemiz mümkün değil bunu da inandırı bulmamız da mümkün değil. Diğer kılüpler destekleyebilirler tabi ki kendi görüşleri vardır ama desteklemeyen ve açıklama yapan Bursaspor Kulübü’yle Galatasaray Kulübü olarak biz varız. Olabilir ama çok uzun zaman var daha. Pazartesi’ye az kaldı gibi gözükse de aslında uzun bir zamandır. Kulüpler fikirlerini değiştirebilirler ama ben Yıldırım Demirören’in UEFA’yı ikna edeceğim söylemini ne yazık ki ciddiye almam pek mümkün değil. Diğer taraftan biz Yıldırım Demirören’i desteklemeyeceğimizi söyledik açık açık. Bu süreçte tüm açıklamalarımızı çok net yaptık. Politik davranmadık. Tek politikamızı da ülke sporunun menfaati için yapmaya çalıştık. Ben Başkan Ünal Aysal’ın verdiği yetkiyle Ata Aksu ile de görüştüm. Ata Aksu Beyefendi’ye de aynen şunları söyledim. Hayırlı olsun dedim ama Galatasaray olarak sırf Sayın Yıldırım Demirören’i desteklemiyoruz. Dolayısıyla rakibi olarak sizi destekleyeceğiz anlamını çıkartmayınız dedim. Biz sizin de yol haritanızı dinlemek istiyoruz ve sizin söylemlerinizden öte biraz da taahhütlerinizi dinlemek istiyoruz dedik. Galatasaray’ın bu konuda Türk futboluyla ilgili fikirlerini tek tek anlattım. Hatta kendisine bununla ilgili olarak bir tane de mail gönderdim çünkü bunda gizli saklı bir şey yok. Çekincelerimizi de anlattım. Şimdi Sayın Ata Aksu’nun açıklamalarını bekliyoruz. Futbol kamuoyuna vereceği taahhütleri bekliyoruz. O taahhütleri de aldıktan sonra kulüpte Sayın Ünal Aysal ile birlikte bir değerlendirme yapacağız. Bundan sonra Ata Aksu’ya destek verip vermeyeceğimizin de kararını vereceğiz.
Sayın Başkanım ben bir yorum getirmek istiyorum, bu yoruma ne kadar katılacaksınız merak ediyorum. 2020 Olimpiyatları’na ülke olarak talibiz ve Başbakanımız, Cumhurbaşkanımız tarafından imzalanmış bir proje var ortada. İstanbul belki bambaşka bir çehreye kavuşacak bu proje kapsamında aynı zamanda. Artı Avrupa Futbol Şampiyonası’na aday bir konumdayız. Yıllardır bu şampiyonayı, bu olimpiyatları istiyoruz ve oldukça da iddialı aday durumundayız şu anda. Bu şekilde bu organizasyonlara ciddi şekilde aday olan bir ülkenin futbol takımlarını uluslar arası arenaya gitmemesine müsaade edeceğini düşünüyor musunuz? Çünkü böyle durumda bu organizasyonlar da ciddi şekilde tehlikeye girer hatta imkânsız hale gelir. Yani evet tabiî ki Futbol Federasyonu özerktir ama tehlike durumu oluştuğu zaman da herhalde ister istemez devletimizin bir tavsiyesi olacaktır Futbol Federasyonu’na.
Şimdi bakın dünyada en çok konuşulan lisan artık İngilizce, İspanyolca deniyor ama dünyada artık tek ortak lisan var, o da futbol. Artık ortak lisan futbol. Türkiye, dünyada coğrafyasında hatta Avrupa’da çok hassas konularda liderliğe soyunmuş, bu yolda giden bir ülke. Bu yolda çaba sarf eden bir ülke. Şimdi dünyanın en büyük ekonomisini oluşturan G20’nin dönem başkanı olacağız. Dünyanın 17. büyük ekonomisiyiz. Biliyorsunuz, görüyorsunuz, Dünyada ekonomik kriz her tarafı kasıp kavururken tabiî ki Türkiye’de de problemleri var. Biz de uzayda yaşamıyoruz ama bu süreci en metanetli şekilde atlatmaya çalışan bir ekonomi halindesiniz dolayısıyla eskiden dünyanın 17. büyük ekonomisiydiniz ama şimdi ülkelerin iflas ettiği durumda çok daha önemli bir yere gelmişsiniz ve Olimpiyatlara adaysınız. Her türlü ulusal, uluslar arası organizasyonlara adaysınız. Hatta Dünya’da öyle bir durum var ki artık aday olan ülkelerin verdikleri taahhütleri, verdikleri sözleri ekonomik olarak yerine getirip getirmeyeceğinin tartışılıp karar verildiği bir ortamda, Dünya’nın ortak lisanı olan futbolla Türkiye Cumhuriyeti’ne, Türkiye devletine, Türk sporcusuna şikeci damgası yerilmesine müsaade edileceğine benim verdiğim ihtimal sıfırdır. Böyle bir şey mümkün değildir, dolayısıyla daha önceki açıklarımızda defalarca altını çizdik. Türkiye Cumhuriyeti’ne bu kadar şerefine, milletine karşı hassas olan bir ülkede, bu ülkeye şikeci damgası yeme riskini en küçük şekilde alabilecek olanların tarih önünde vereceği çok ciddi hesaplar olur. Ben aracılığınızla bir kere daha ikaz ediyorum. Bir kere daha günü kurtarmak için, bir kere daha hamaset nutuklarıyla bir yere varılmayacağının altının iyice doldurulması lazım. Bu riski alanlar tarih önünde çok ciddi şekilde hesap vermek zorunda kalırlar.
Bir de şöyle bir kamuoyu oluşturulmaya da çalışılıyor belki. Galatasaray UEFA’ya ülkemizi ispiyonlamakla suçlanıyor.
Şimdi bakın ben bunu bir canlı yayında da söyledim. Böyle ispiyonlamaktı, işte böyle gittiler geldiler bunlar çok gayriciddî söylemler. Şimdi bir kere Galatasaray kültüründeki en ayıp şeylerden, en hakil görülen davranışlardan bir tanesi ispiyonculuktur. Bizim kültürümüzde ispiyon ciddi anlamda hiç hoş karşılanmayan bir şeydir. Bir kere bizim kimseye ispiyonlamaya ihtiyacımız yok. Şimdi bir kere kamuoyunu yanlış yönlendirmemek lazım. Şimdi ben çalıştığım sektör itibariyle her sabah büroma gittiğimde benim bilgisayarımda Dünya’nın her ülkesinde, her ciddi basın yayın organında kendi sektörümle ilgili çıkmış her türlü yayın İngilizce olarak benim masamda var. Bunu aylığı afedersiniz çok cüzi bir rakama bir medya şirketiyle bir ajansla anlaşırsınız. Dolayısıyla Türkiye’de futbolla ilgili ne oluyor, ne bitiyor önünüze, bilgisayarınıza gelir. Türkiye’de ispiyonlanacak bir durum yok. Ha bu arada çok ispiyonlama meraklısıysa kimlerin kime dosya verdiğini, ne zaman dosya verdiğini kendi ağızlarından dinledik. Yani çok sataşmak istemiyorum ama konuşmalar yaparken de ilerde nasıl tenakuza düşeriz, düşer miyiz acaba diye de düşünmeleri lazım birilerinin. Bizim ispiyonlamaya falan ihtiyacımız yok. Biz bir kere inanın eğer afedersiniz yaygara yapmak isteseydik, eğer eleştiri yapmak isteseydik, eğer popülizm yapmak isteseydik, eğer yıpratmak isteseydik şu anda bize o kadar çok malzeme var ki her gün manşetlerden inmezdi. Biz neyi seçtik? Biz dedik ki hayır Türk Futbolu’nun geleceği çok önemli, Türk Futbolu’nun geleceği Avrupa’dadır. Evrensel hukuk dedik. Uluslar arası hukuk kurallarına dikkat edelim dedik. İnsani olarak sonuna kadar yanınızda varız dedik. Bunları söyledikten sonra ispiyonladı, hayır Galatasaray’ın yolu Türk Futbolu’nun dünyada herhangi bir şekilde kötü bir damga yememesi için, Türk Futbolu’na herhangi bir yasak gelmemesi için biz sonuna kadar da mücadele ederiz. Bu mücadeleyi de her platformda veririz. Bu mücadeleyi verebilecek kalite ve kapasite de Galatasaray’da vardır. Bundan hiç kimsenin endişesi olmasın. Bu çabayı birileri ispiyonculuk olarak değerlendiriyorsa ben onları kendi sözleriyle baş başa bırakırım, muhatap bile olmam.
Gündemde olan birkaç konu daha var. Onlara geçmek istiyorum . Öncesinde bu süreçle ilgili eski bakanlardan Kürşat Tüzmen aday olmuştu Federasyon Başkanlığı için. 24 saat geçmeden adaylıktan çekildiğini açıkladı. Gerekçe olarak da UEFA ile Türkiye’deki kulüplerin isteğinin bağdaşmamasının buna bir çözüm olamayacağını gördüğü için çekildiğini ifade etti. Sayın Tüzmen uzun zaman bakanlık yapmış çok üst düzey bir isim. Bunu ifade ederek tereddütsüz şekilde çekiliyorsa eğer, bazı taraflara mesaj vermiş olduğunu düşünüyorum.
Hatta mesajdan ötesini veriyor. Mesajı vermiyor bence. Bu söylemiyle çok ciddi bir ikazda bulunuyor. Sayın Kürşat Tüzmen Galatasaraylıdır. Ama ben bu süreçte hiç kendisiyle görüşmedim. Hatta kontrol ettim kulübümüzle de hiçbir görüşmesi olmadı. Tabii ki Kürsat Tüzmen daha önceden ilgi alanı olan bakanlık itibarıyla uluslar arası arenada görevli olduğu için uluslar arası mekanizmaların ciddiyetini gayet iyi bilen bir politikacıdır, devlet adamıdır. Onun söylemi çok net. Türkiye’de futbol federasyonundan yapılması istenenler var. Bu istenenlerle uluslar arası kurallar hiçbir şekilde örtüşmüyor. Dolayısıyla buradan ben bu konuyu çıkartamam dedi ve bir itirafta bulundu. Ama çok ciddi bir ihtarda bulundu ve adaylıktan çekildi. Bundan alınması gereken çok ciddi dersler olduğunu düşünüyorum.
Galatasaray için bu anlamda tehlike hala devam ediyor mu? Ya da Galatasaray’ın çabası ne uğraşı ne? UEFA aslında beklide görüyor doğruların olması gerektiği yönde verilen çabayı. Neler söylemek istersiniz bu konuda?
Biz bir şey göstermek ihtiyacı içerisinde değiliz. Deminde söyledim. Politika yapmak ihtiyacında da değiliz. Yalnız burada tehlike Galatasaray için değildir. Türk futbolunun uluslararası arenada tanınması için tartışmasız açık ara liderlik yapmıştır. Liderlik yapmaya da devam edecektir. Bu şike teşvik dosyasında 8 tane kulübün adı geçiyor. Öyle ya da böyle bir şekilde adları geçiyor. O kulüp şu cezayı alsın diye de bir söylemde bulunmadık. O bizim işimiz değil. Ama adı geçmeyen 10 tane de kulüp var. Şimdi Türk futbolunun ekonomik olarak moral olarak ve Türkiye’nin imajı olarak Avrupa2da önümüzdeki sene ve ondan sonraki senelerde temsil etme potansiyeli olarak bugün itibarıyla tabii ki futbol federasyonu suçsuzdur diye karar verirse bu sayı artacaktır. Sakın kimse Galatasaray kendi çıkarları için bağırıyor çağırıyor demesin. Biz aynı durumda olan 10 tane kulübüz. Bu 10 tane kulüpten bazıları ben Avrupa’ya gidemiyorum. Ben şimdi bu kavgada öne çıkmayayım diyebilirler. Bizde eleştirmeyiz. Demeyi tercih edenlerde olabilir. Biz Galatasaray olarak çok net söylüyorum. Bizim hiç kimseden korkumuz çekincemiz yok. Biz yaygara kültürüne primde vermeyiz. Biz doğru bildiğimiz yolda yalnızda kalsak sonuna kadar devam ederiz. Dolayısıyla Galatasaray bu konuda kurallar çerçevesinde hem etik kurallar hem de hukuk kuralları çerçevesinde Türk futbolunun ve kendi kulübümüzün haklarını sonuna kadar ararız.
Bir yandan dava da sürüyor. Savunma sürecine geçildi. Fakat savunma sürecinde Galatasaray’ın ismi çok fazla kullanıldı. Belki de hiç kullanılmaması gerekiyordu. Bu konuda bir şey söylemek ister misiniz?
Buradan sizin vasıtanızla camiamıza da bir mesaj vermek istiyorum. 20 gün önce yine burada bazı söylemlerde bulundum. Dedim ki kaostan beslenmeye çalışacaklardır. Bizi kaosun içine çekmeye çalışacaklardır. Türk futbolu kaosa gitsin hatta bu konuda o kadar içinden çıkılmaz bir hale gelsin ki deminki söyleme geri gelelin ya biz Avrupa’ya gitmeyelim kendi işimizde hu işleri halledelim. Hatta buna da çok yakışıklı bir isim takmışlar Thatcher modeli diye. Halbuki bu konuyla uzaktan yakından bir alakası yok. Burada Galatasaray’ı bu kaosu n içine çekmenin birinci amaçları olacağı konusunda ben buradan camiamızı ikaz etmiştim. Üzülerek yanılmadığımı görüyorum. Bu eylemleri, bu niyetler artarak devam edecek. Sürekli Galatasaray camiası tahrik edilecek. Galatasaray ‘dan manşetler medyanın söylediği gibi gündeme bomba gibi düşecek açıklamalar bekleyecekler. O açıklamaları yapmak yolunda bizi tahrik edecekler. Seyreden bazı medya mensupları da diyorlardır ki Adnan Öztürk Galatasaray televizyonuna çıkıyor, bomba açıklamalar yapacak. Hayır. Galatasaraylı olarak biz bu tuzağa düşmeyiz. Galatasaraylı olarak şunu söyleriz. Tuluat yapacaksanız Galatasaray ismini kullanmamanızı tavsiye ederiz. Anlayamayacağınızdan çok eminim. Ama ben bir kere daha ciddiyete davet etmekte fayda görüyorum. Tuluatınızı başka şekilde yapın. Sayın başkanımızın da söylediği gibi üzerindeki kiri başkasına sıçratarak kimse temizlenmemiş. Geçen sefer burada da söyledim. Cambaza bak cambaza bak diye kaos gündemini genişletip geçmeye çalışmanın ne Türk futboluna ben yaptıkları savunmaya ne de şu andaki davaya en küçük bir katkısı olmaz. Buradan da bir fayda beklememek lazım. Yine söyledim. Cambaza bak sirklerde olur bizde olmaz. Bizde bu tuzağa düşmeyiz.
16 kulüp şu an destek veriyor Sayın Yıldırım Demirören’e. İlk açıklayacağını duyurduğu anda bu sayı 6-7'yken ertesi gün bir anda öğleden sonra bu sayı 16'ya çıktı bu kulüp sayısı. Ne değişti de, ne oldu da birden 6-7’lerden 16’ya çıktı ve hepsi Yıldırım Demirören’e destek verdi?
Bu olaya başka bir açıdan bakmak istiyorum. Tabii kulüpler birliğinde toplantılar dolayısıyla gayet iyi ilişkiler içerisindeyiz bir çok kulüple, oradan pırıl pırıl insanlar var. Bakın şimdi burada birileri Türk futbolunda tansiyonu arttırmak istiyor, birileri kaosu tırmandırmak istiyor. Onun için devamlı birileri olayın altına odun atıyor. Birileri de tansiyon artmasın, tansiyon düşsün çünkü bizler yönetici olarak çok ciddi anlamda topluma karşı sorumluluklarımız var. Bizim yapacağımız her söylem tribünlerde gerginlik olarak tribünlerde, Allah korusun arbede olarak şiddet olarak yansıyabilir. Her cümlemize her kelimemize dikkat etmemiz lazım gelen bir ortam. Anadolu kulüplerinin çoğu da bir an önce bu tansiyonun bitirilmesi için, bir an önce artık ne olursa olsun zihniyetiyle, o arada da Sayın Yıldırım Demirören’e karşı bir hareket başlatılmadığı için ki bu konuda da eleştiri alıyoruz. Galatasaray olarak niye bir hareket başlatmadınız, Galatasaray olarak neden liderliğe soyunmadınız? diye. Şimdi Galatasaray olarak biz liderliğe soyunabilirdik. Yineliyorum bizim Hiç kimseden çekincemiz korkumuz yok. Hatta bunu bu sabah Sayın Ünal Aysal başkanımızla konuşurken, acaba Adnan seni aday olarak çıkarsaydık daha mı iyi olurdu gibilerinden konuştuk. Şimdi Galatasaray’ın böyle bir atmosferde biz bu kadar saygılı bu kadar her cümlemizi, her kelimemizi tartıp konuşurken,bu kadar sağduyuya çağrı yaparken, birilerinin sürekli tahrik ettiği bir ortamda Galatasaraylı bir başkan adayının çıkması toplumu çok çok fazla gererdi ve toplumun huzurunu kaçıracak ,hoş olmayan provakasyonlar olabilirdi. Biz sadece bunun bilinciyle bu konuda liderlik yapmak istemedik. Dolayısıyla biz lider olarak çıksaydık inanın o kulüp dengeleri çok fazla değişirdi. Hiç kimseyi suçlamak için söylemiyorum. Anadolu kulüpleri bu yönde bir tasarrufta bulundular. Doğrudur, saygı duymak lazım tasarrufa. Çünkü onlar da bir an önce bu ortam bitsin diye uğraşıyorlar. Çünkü çok ciddi ekonomik problemleri var. Dolayısıyla o yönde tasarrufta bulundular önümüzdeki günler neler getirecek göreceğiz ama bir kere daha tekrar etmek istiyorum. Birinci önceliğimiz tabiî ki Türk futbolu ama bu tansiyonu arttırmanın, bu tansiyonu arttırmaya çalışmanın, kaosu büyütmeye çalışmanın ne Türkiye’ye, ne Türk futboluna ne de hiçbir kulübe faydası yok. Bunu birilerinin çok net bir şekilde anlaması ve üzerinde çok ciddi bir şekilde düşünmeye başlaması lazım.
Gazetede bugün çıkan bir haberse Gençlik Ve Spor Genel Müdürlüğü’nden Ali Sami Yen Spor Kompleksi Türk Telekom Arena’nın kira bedeli ödenmediği gerekçesiyle Galatasaray’a mahkeme açıldığı haberleri var. Böyle bir şey var mı?
Bu haber tamamiyle yanlıştır demek olmaz. O zaman biraz sağından solundan dolaşıyor gibi oluruz. Şimdi stadın durumunu iyi anlamak lazım. Bu stadın ilk yapılmaya başlama anlaşmasında sevgili ve rahmetli Özhan Canaydın başkanımızın imzasının yanında sayın Başbakan’ın, sayın Maliye Bakanı’nın ve dönemin Bakanları’nın hepsinin imzası var. Şimdi Galatasaray’ın elinde böyle bir mutabakatla sonuçlanmış bir kontrat var. O kontratta da çok açık maddeler var. Bu açık maddelerden bir tanesinde diyor ki bila-bedel 49 seneliğine Galatasaray Spor Kulübü’ne tahsis edilecektir diyor. Daha sonra stad açılışında olaylar oldu biliyorsunuz Galatasaray’ın o biraz tramvatik döneminde o dönemdeki yönetim bir an önce stadın devir teslim anlaşmasını neticelendirmek için,hatta mayıs ayı başlarında tam tarihi hatırlamıyorum,gidip Ankara’da spor genel müdürlüğü yetkilileriyle ve bakanlık yetkilileriyle yeni bir anlaşma imzalamış,biz de bunu yönetime geldikten sonra gördük.Bu ikinci imzalanan anlaşmada senede 1.5 milyon TL kira olarak değil ki o yanlış, amatör sporlara katkı payı olarak spor genel müdürlüğüne ödenecek bir aidat mı dersiniz,senelik faturamı dersiniz ama kira değil kesinlikle. 49 yıllığına bir imza atılmış, hatta bunun yanında stadın reklam gelirlerinden ciddi bir miktar yüzdeyle ilgili bir taahhütte bulunulmuş.
Sizin o dönemde haberiniz yok mu?
Bizim haberimiz yok. O dönemki yönetim yapmış. Tabii şimdi biz bunu incelediğimiz zaman burada çekincelerimiz vardı. Neden çünkü elimizde iki tane kontrat var. Tabi kimseyi suçlamak için söylemiyorum ama bir kere Galatasaray Spor Kulübü’nde bizim tüzüğümüze göre uzun vadeli borçlanmalara, uzun süreli taahhütlere başkanı ve yönetim kurulu imza atabilmesi için Genel Kurul’dan karar çıkması gerekir. Genel Kurul’dan karar çıkmadan, 1,5 milyon, 50 sene deseniz 75 milyon TL’lik reklamıydı, her sene verilecek bedelsiz VIP koltuklardı, derken bu rakam çok ciddi rakamlara gidiyor. Gerçi sürede 50 sene. Dolayısıyla seneye böldüğümüz zaman çok baş ağrıtacak zamanlar değil ama burada hukuksal bazda Galatasaray’ın sıkıntıları var. Biz Gençlik Ve Spor Genel Müdürü Mehmet Baykan’la sürekli temas halindeyiz, artık stadın tam devir tesliminin yapılması gerekiyor. Stadın eksikleri var, bunların saptanması yapıldı. Geçici olarak teslim aldık ama teslim alırken bütün eksikleri bir zapta geçirdik, TOKİ, inşaatı yapan VARYAP, Galatasaray, Gençlik Ve Spor Genel Müdürlüğü imzaladı. Dolayısıyla bu bürokratik ve hukuki süreç. Şimdi bunun içinde Galatasaray’ın iddiası, tabiî ki ortada çok ciddi bir tartışma konusu yok. Askıda kalan bir konu var, biz Galatasaray olarak diyoruz ki, bila-bedeldi, şimdi ortada böyle bir şey var, Spor Genel Müdürü de yetkilileri de haklı olarak diyorlar ki, iyi de siz imzaladınız diyorlar. Ama bütün bunlar stadın devir teslimi içerisindeki detaylardan bir tanesi. Burada endişelenecek, işte icra geldi, ortalıkta velvele yapılacak bir durum yok.
Hiç kimseye sorulmadan gelen bir Play off sistemi var. Bu çok fazla eleştiri aldı, hatta eleştiriler devam ediyor. Bu sistem sadece bu sene için mi, yoksa diğer senelerde de devam edeceğini düşünüyor musunuz?
Ramazan ayında bir otelde iftara davet edildik federasyon tarafından. İftarın sonlarına doğru play off sistemi bize tebliğ edildi. Tebliğ edilme tarzı da, tabakların yanına birer tane dosya koydular, dediler ki bundan sonra böyle oynayacağız. Oynayacakmıyız yoksa tartışacakmıyız. Hayır böyle oynanacak dendi. Yaptık oldu, dendi. Biz eleştirdik ama yaptık, oldudan da kıyamet koparacak halimiz yok. Play off sistemini iyi anlamak lazım. Play off sistemi futbolda takım olarak az takıma sahip ülkelerde uygulanan rekabeti biraz körükleyici, maç sayısını arttırıcı önlemlerden bir tanesi. Türkiye’nin futbol sevgisiyle, Türkiye’nin takım adediyle ilgili hiçbir problem yok. Reytingle de ilgili bir problemi yok. Cezalar verilirken bazı şeylere önlem olarak hesaplanmış, bir şark kurnazlığıyla yapılmış bir hesap kitaptı ama ne işe yarayacağını en sonunda görüceğiz. Galatasaray için ne fark eder, Galatasaray için bir şey fark etmez. Bizim hedefimiz belli, hedefe varmak için de her türlü donanıma ve güce sahibiz. Ama play off sadece ve sadece bir senelik taahhüt edildi, dolayısıyla önümüzdeki sene olacağını hiç mi hiç tahmin etmiyorum. Önümüzdeki sene yapmaya çalışanlar olursa, bu sene yapmadığımızı yaparız, şimdiden ikaz ediyorum, yapmadığımız yaparız. Biz mahkemeleri, hukuku, hukuk devletini çok ciddiye alan bir camiayız. Türkiye’nin en önemli hukuk adamlarının birçoğu Galatasaraylıdır. Galatasaray mezunudur. Galatasaray Üniversitesi Hukuk Fakültesi Türkiye’nin en önemli hukuk fakültelerinden bir tanesidir. Yine söylüyorum hukuku biz çok ciddiye alıyoruz. Bir daha böyle play off diye fikirler alınmadan, tartışılmadan bir dayatmayla gelirlerse biz de adliyeye sevkederiz.
Galatasaray’da futbol, basketbol ve voleybol takımları gayet başarılı gidiyor. Futbol takımının hafta sonu Beşiktaş’la oynayacağı bir derbi maçı var. Bu derbi mücadelesi öncesi ne söylemek istersiniz?
Galatasaray iki direk ve bir toptan ibaret değil. Galatasaray dünyanın en büyük camialarından bir tanesi. 11 tane branşımız var. Bu tenisle beraber yakında artacak. Tenisle ilgili de müjdelerimiz olacak. Dün akşam bayan voleybolcularımız CEV Kupası’nda çeyrek finalin ilk maçında çok net bir skorla önümüzdeki hafta Belgrad’a gidecekler. Bayanlar çok ciddi bir şekilde Avrupa’da ilerliyorlar. Bu akşam Euroleague’de çeyrek final kapısındayız, futbolda arayı açmış lider durumdayız. Beşiktaş’ı hafta sonu konuk edeceğiz. Gayet centilmence ağırlayacağız. Ben hepsine başarılar diliyorum ama buradan taraftarlara bir kere daha mesajı vermek istiyorum. Kesinlikle tahriklere kapılmasınlar. Bu öyle bir süreç ki bu süreçte sırf gündem yaratmak için, hergün bir şeylere cevap vermekki, cevap vermesini gayet iyi biliriz. Yine söylüyorum hiç kimseden ve hiçbirşeyden korkmayız. Cevap vermesini de gayet iyi biliriz. Fakat bu yapılan tahriklerin bir tuzak olduklarını bilsinler. Sezon başından beri yaptığımız gibi biz yine stadımızda küfürsüz, stresi mümkün olduğunca kontrollü, diğer camialara hakaret eden tüm söylemlerden uzak şekilde takımlarımızı destekleyelim. Biz çıktığımız yolda ilerlemeye devam edelim. Galatasaray olarak konuları noktasına ve virgülüne kadar takip ediyoruz. Her konuşulanları bir kenara not alıyoruz. Avukatlarımız da not alıyorlar. Zamanı geldiğinde biz gerekeni yaparız ama benim bir yönetici olarak isteğim çok ciddi destek veriyorlar. Camiada çok ciddi bir sinerji yaratılıyor. En büyük katkı onların. Sakın ola bu tuzaklara gelmesinler, sakın ola bu tahriklere katılmasınlar, biz kendi işimize bakalım.
Tüm sporseverler adına şu soruyu sormak istiyorum. Bu sezon futbolumuzda çok büyük bir kaos var. Bu hepimizi futbol ve spor sevgisinden ister istemez uzaklaştırıyor. Tünelin ucunda ışık görünüyor mu bundan sonrası için?
Akıl yolunu bulur. Akıl yolunu her zaman bulur. Velvele ve yaygaralar ile bu yapılan stratejilerin bir yere varacağına prim vermem. Vermek de istemiyorum. Vermedim de. Türk halkı da sessiz çoğunlukla olayları takip ediyor. Kimin ne yapmaya çalıştığı, kimin nereye varmaya çalıştığını da iyi analiz ediyor. Türk halkının spora ve futbola olan sevgisi azalmaz. Azalmaz ama birilerinin konuşurken, birilerinin strateji yaparken, birilerinin gündem oluştururken, aslında neleri kırıp döktüklerini, daha iyi hesaplamasında fayda var. Hepimizin sükunete ihtiyacı var. Hepimizin akıl üretmeye ihtiyacı var. Biz Galatasaray olarak mümkün olduğunca akıl üretmeye mümkün olduğunca yol göstermeye çalışıyoruz. Bundan fazlasını yapabilirmiyiz, tabiî ki yapabiliriz. Ama Türkiye’de kamuoyunu daha fazla germenin, artık statlarda neredeyse terör yaratacak kadar söylemlere götürmenin hiç kimseye faydası yok. Benim tavsiyem sakince özellikle Galatasaraylılardan rica ediyorum. Diğer futbolseverlerden de. Her türlü demeci akıl süzgecinden geçirsinler. Bu çok önemli.
Bu haber kez okundu.
DİĞER HABERLER
» İyi Ki Doğdun Ali Sami Yen (20.05.2012 12:07)
» 19 Mayıs Atatürk'ü Anma Gençlik ve Spor Bayramını Kutluyoruz (19.05.2012 07:37)
» Florya’da UEFA Kupası Yemeği (17.05.2012 16:18)
» UEFA Kupası Zaferinin 12. Yılı (17.05.2012 00:11)
» Şampiyonluk Kupamız Galatasaraylılar Derneği'ndeydi (17.05.2012 00:05)
» Fenerbahçe Maçının Kazanan Fotoğrafı Belli Oldu (16.05.2012 14:06)
» Duyuru: Fotoğraf Yarışması (15.05.2012 22:27)
» Galatasaray Takımlarının Haftalık Maç Programı (15.05.2012 12:00)
» Duyuru (14.05.2012 14:07)
» Oktay Mahmuti ile Sözleşme Yenilendi (14.05.2012 14:00)
» İstersen Donatalım Dört Bir Yanı Bayraklarla! (14.05.2012 13:40)
» Başkan Ünal Aysal Fatih Terim'e Efsane Ödülünü Verdi (13.05.2012 23:02)
» Arena'da Büyük Şampiyonluk Kutlaması (13.05.2012 21:36)
» Taraftarımıza Teşekkürler (13.05.2012 14:15)
» Şampiyonluk Gecesinden Özel Kareler (13.05.2012 11:43)
» Florya’da Şampiyonluk Coşkusu (13.05.2012 10:41)
» Anneler Günü Kutlu Olsun (13.05.2012 08:43)
» Futbolcularımızdan Şampiyonluk Yorumları (13.05.2012 01:51)
» Başkan Ünal Aysal Galatasaraylılar Cemiyeti’nde Kutlamalara Katıldı (13.05.2012 01:43)
» Başkan Ünal Aysal: "İki Şampiyonluğu da Hak Ettik" (13.05.2012 00:12)
» DİĞER HABERLERİN DEVAMI İÇİN TIKLAYINIZ.