6 Haziran 2012 Çarşamba 23:56

Taraflar: Gökhan Zan ve Gripin

Taraflar: Gökhan Zan  ve Gripin

Galatasaray Televizyonu’nun sevilen programlarından ‘Taraflar’ın bu haftaki konukları sarı kırmızılı futbol takımının başarılı savunma oyuncusu Gökhan Zan ve Gripin Grubu’ydu.

İşte programdan yansıyanlar;

Sarı kırmızılı takım için yaptığınız marş hayatımıza girdiği günden bu yana Galatasaray giderek yükselen bir ivme yakaladı. Marşın hikayesi ile başlayalım dilerseniz.

Gripin: Aslında marşın hikayesi bizim hayat boyu hayal ettiğimiz, büyük bir motivasyondu. Madem yaptığımız iş müzik, sevdiğimiz takım, aşık olduğumuz renkler Galatasaray’ın renkleri, bir şey yapalım şeklinde gelişti. Sonra yeni stada geçerken böyle bir proje ortaya çıktı. Bir şekilde şans yanımızdaydı. İlk açılış günümüze yetişmedi, iyi oldu bir yandan da. Daha sonra yönetim değişti derken Oğuz Altay Ultraslan Genel Koordinatörü geldi. Kardeşim yapmamız lazım dedi. Başladık, ultraslandaki arkadaşlarımızla beraber, onların fikirleriyle yavaş yavaş oluşturduk. Marşı bitirdikten sonra yönetim değişiklikleri oldu. İzin alması uzun sürdü, biraz karışık oldu. Birde geçen sezonun sonlarına denk geldi. Bizim için iyi olmayan o sezonun sonuna geldi. Sonra bu sezon 3-1 lik Fenerbahçe derbisi öncesi Galatasaray Dergisiyle röportajımız vardı. Orada İrem Özbey’le tanıştık sağ olsun hemen Adnan Öztürk’le bağlantıya geçildi. Adnan Bey hemen dinledi. Siz yapmışsınız zaten, haydi yapıyoruz derken bizim Fenerbahçe maçında şarkıyı çaldık. İnternetten yayınladık ve 3-1 kazandık. Uğurlu geldiğine inandık, ondan sonra devam etti. Bütün maçlarda çalındı, cd basmak için başka izinler gerekiyordu bu sefer. Onları hallettik, orada biraz delilik yaptık. İzin alıp cd’yi bastığımız gün 0-0 lık Fenerbahçe-Galatasaray maçı günü yani Şampiyonluk günü. O günün öğleninde cd, dükkanlara girdi. Aslında bir risk. Mesela o gün son dakikada Gökhan Zan’ın müdahaleleri olmasa, o gün bizim cd de bambaşka yerlere gidecekti.

Gökhan Zan : İkisi de Fenerbahçe maçında oldu o zaman.

Gripin: O gün şampiyon olduk. Oh dedik tamam rezil olmadık. İyi ki basmışız. Şimdi programdan önce konuştuk. İngilizcesini yapamadık, Şampiyonlar Ligi’nde çeyrek finallere kalıp yapalım diye.

Gripin’e bu şarkı uğurlu geldi diyorlar acaba bu şarkının İngilizcesini yayınlarsak Şampiyonlar Ligi’nde yayınlar mıyız ?

İlerleyen günlerde bununla ilgili izin problemi yaşamayız.

İlerleyen günlerde Şampiyonlar Ligi’nde başarı gelirse o zaman kıtalararası olacak o zaman Japoncasını yaparsınız.

Gripin: O zaman yardıma ihtiyacımız var, bayağı büyük yardıma.

Gökhan Zan: Bu arada Fenerbahçe’yi 3-1 yendiğimizde ve şampiyonlukta kredileri çoğaldı.

Gökhan biz uğurlu geldiğine inanıyoruz, sizin futbolcular arasında inandığınız uğurlar var mıdır?

Gripin: Yani herkes gibi biz de inanırız. Herkesin bir uğuru vardır.

Mesela bu marş uğurlu geldi mi?

Gökhan zan: Artık gelmiş yani…

Gripin: Bizim formalarımızda bile totemlerimiz var. O gün de konuşmuştuk. Bilmiyorum futbolcularında var mı, o ayakkabıyı giyeyim, o gün giymeyeyim gibi.

İzleyiciler hep merak ediyor? Mesela çok iyi oynadığını düşündüğün maç sonrası o ayakkabı ekstra değer kazanır mı senin için?

Gökhan Zan: Ayakkabı var, sahaya ilk adımınızı atışınız var. Kimisi sağ ayakla, kimisi sol ayakla girer, kimisi yeri öpmeye çalışır. Herkesin bir uğuru vardır. Birileri annelerini arar dualarını ister. Herkesin bir uğuru var tabi ki.

Senin nedir uğurun?

Gökhan Zan: O da kendime kalsın bence. Uğurunu bozmayalım.

Şampiyonluktan bahsedelim. Uğruna çok mücadele ettiğin kupa var. Galatasaray taraftarı adına her dakika sahaya girmek için olan mücadelen için, gençlere yaptığın örnek davranışlar için ve onlara sürekli yeni sayfa açmak için sürekli bir şeyler ürettiğin için çok teşekkür ediyoruz.

Gökhan Zan:
Beni Galatasaray camiasına kazandıranlara teşekkür etmek istiyorum. İlk geldiğimde söylemiştim bugün de bir kez daha tekrarlamak istiyorum. Buraya geldiğimde Galatasaraylı Gökhan Zan olarak anılmak bu forma ve bu arma altında Galatasaray’da şampiyonluk yaşamak en büyük hedeflerimden biriydi. Bunu gerçekleştirdiğim için çok mutluyum, çok gururluyum. Bu onuru yaşadığım ve yaşattığımız için. Galatasaray camiasında kalıcı olmak çok mühim. Çünkü Galatasaray forması giymek bu formaya layık olmak bu bilinçle çalışmak bu zorluklarla çalışmak ve bunların üstesinden gelmek gerektiğini düşünüyorum. Sadece Galatasaray forması için saha içerisinde davranışınız yetmiyor. Sahaya çıkıp oynamak da yetmiyor. Bazen saha dışında tavırlarınız ve davranışlarınız en az saha içerisinde davranışınız kadar önemli olduğunu düşünüyorum. Bende bu sene burada her ikisini yaşadım. Sezon başında çok iyi başlamıştım. Güzel bir performansım vardı. Galatasaray formasına en iyi şekilde layık olmaya çalışıyordum. İyi ya da kötü oynarım ama en iyisini yapmaya çalışıyordum. Bu onuru bana yaşatanlara teşekkür etmek istiyorum. Fatih hocama teşekkür etmek istiyorum. Daha sonra genç oyunculardan Semih arkadaşımız formayı devraldı ve kendisini alkışlıyorum takdir ediyorum. Hem duruşuyla hem performansıyla Galatasaray forması altında bu şampiyonluğu yaşaması Semih açısında da çok önemliydi. Ben yedek kulübesinde otururken de genç arkadaşımızı motive ettim. Sadece kendisi de değil tüm takımı motive etmek çok önemli. Bu da bir erdemlilik ve bir duruştur. Dediğim gibi hem oynarken hem de yedekteyken de Galatasaray çatısı altında en iyi şekilde temsil etmek çok önemli. Bunu başardığım için çok mutluyum. Her futbolcunun böyle profesyonel olması gerekir. Profesyonellik çerçevesi içerisinde oynarsın ya da oynayamazsın. Hocaların her zaman bir tercihi olur ve bur tercihe de her zaman saygı duymak gerektiğini düşünüyorum. Hiçbir zaman hiçbir futbolcunun sözleşme sonrası imza atıp ilk 11 ‘de oynaması ile ilgili bir kaide yok. Bizim sadece tek düşüncemiz ve amacımız eğer bizim bir sözleşmemiz var ise o sözleşmeye ayak uydurmak ve Galatasaray forması altında o formayı onurlandırmak lazım. O forma altında mücadele eden oyuncuları taraftarların da onurlandırması gerektiğine inanıyorum. Şampiyonluğu aldığımız için de çok mutluyum.

Şampiyon Galatasaray tişörtünde bana benzememiş dediğin oldu mu veya şu çok benzemiş dediğin?

Gökhan Zan: Valla ben biraz başkasına benzemiş gibiyim. Yani yapanın eline sağlık çok güzel olmuş, harika olmuş. Bu sene Galatasaray Store’u çok başarılı buluyorum. Bütün taraftarlarımızın alması gereken ve daha fazla bundan sonra rağbet göstermesi gereken bir durum. Çünkü bu sene çok güzel olmuş, çok güzel şeyler yapılmış. İnşallah daha güzel başarılarla, güzel şeyler yapmaya devam edeceğiz.

Bu sene Kadıköy hatırası tişörtü kapış kapış gidiyor. O Kadıköy hatırası tişörtünü merak ediyoruz. Canlı şahitlerinden birisin. Nasıl çıktı o anı, ilk kim yazdı ?

Gökhan Zan: Açıkçası ilk kimin yazdığını hatırlamıyorum. Ama artık duvarda bir şampiyon Galatasaray yazısı vardı. Bir iki arkadaş imza atmaya çalışıyordu. O anda bende gördüm bende attım herkes sırayla attı ve önünde güzel bir hatıra fotoğrafı çektirdik. Tabi Fenerbahçe stadında bunların olması Galatasaray takımının kupayı orada kaldırması çok mühim çok önemliydi. Kupayı sabaha kadar bekleyeceğimizi söyledik. Çok güzel bir atmosferdi çok güzel bir duyguydu. O onuru gururu yaşattığımız için bütün takım arkadaşlarımıza emeği geçen herkese çok teşekkür etmek istiyorum. O anı gerçekten orada yaşamak gerekiyor. O anda bende orada, Galatasaray forması altında olduğum için çok mutluyum.

Telefonla baya bir şey çekerken biz izledik sonradan hep görüntüleri aslında almışsın yani kaydedebildiğin kadar kaydetmişsin.

Gökhan Zan: Yani tabi ki kaydettik. Hepsi bizde duruyor anı olarak. Hoş duygular gerçekten hani şuanda kelimelerle ifade çok zor edilebilir. Çünkü o anı yaşamak çok önemliydi. Galatasaray Televizyonu da canlı olarak yayınlandı. Tüm taraftarların o anı yaşadığına inanıyorum. Umarım böyle güzel hatıralarla daha nice şampiyonluklar yaşarız.

Son 10 dk’yı da merak ediyorum. Sen giderken neler geçti kafandan? Ne hissediyordun? Hiçbir heyecan gözükmüyordu girerken sen de…

Gökhan Zan: Tabi ki saha içerisinde olmak çok zor. Süper final maçında son maçta özellikle böyle bir maçta ve hiçbir zaman affedilebilir bir maç değil. Son kritik dakikalara giriyoruz, son maç. Oradan alacağımız beraberlik ve galibiyetle şampiyon olacağız. Fenerbahçe’de saha ve seyirci avantajını kullanmak istiyor. Her iki takım açısından çok önemli bir maçtı. Böyle bir maçta yedek kulübesinde oturmak bile, takım arkadaşlarımızı hazırlamak bile çok önemli. Takım arkadaşlarımızın hepsi inanmıştı maçtan önce bir kere onu söyleyeyim. Son 10 dakikaya girilirken de Fatih Terim hocamız beni ısındırmaya kaldırdı. O anda Fenerbahçe’den Yobo forvete geçmişti. Fenerbahçe artık uzun toplara dönmüştü. Böyle 1-2 dakika ya da artık oyuna girecektim. Son dakikalara girerken Ujfalusi’nin sarı kart görmesi sonucu daha tam ısınmadan oyuna girdim. Kalkmamla oyuna girmem bir oldu. Tabi ki o anda benim için kolay değildi. Hiçbir futbolcu için kolay değildi. Çünkü yaklaşık 6-7 ay ilk 11’de oynamamıştım. Bir de defans oyuncusunun ya da herhangi bir oyuncunun sürekliliğe ihtiyacı vardır. Çünkü sadece kondisyon olarak değil koordinasyon olarak da ihtiyacı vardır. Ben şuna inanıyorum oynamak kadar dışarıda kendini hazır tutmak da çok önemli ve daha zor diye düşünüyorum. Bunu başardığım için ve da bana bu şansı verdiği için gerçekten çok mutluyum. Fenerbahçe stadında Galatasaray forması altında o şampiyonluğu yaşadığım için, bu sevinci hocam bana yaşattığı için sizlerin aracılığıyla kendisine bir kez daha teşekkür ediyorum. Demek ki bana inanmış ve güvenmiş ki son 10 dakikada görevi üstlendim ve elimden gelenin en iyisini yapmaya çalıştım. Tabi ki kolay değildi. Ama o zoru kolaya çevirmek bizim görevimizdi. Eğer bizler profesyonel futbolcuysak, sadece oynarken değil oynamazken de oyunun her anında hazır olmamız gerekir. Bende bunlardan bir tanesini yaptım. Sezon boyunca kendimi hep oynayacak gibi hazırladım ve bana son 10 dakikaya nasip oldu. İyi ki son 10 dakikaya nasip oldu. Fenerbahçe stadında şampiyonluk oldu. Bunun için de çok mutluyum.

Gökhan, Kadıköy’deki şampiyonluktan sonra neler hissettin?

Gökhan Zan: Harika şeyler hissettim, öncelikle sorun için teşekkür ediyorum. Bu heyecanı bir kez daha yaşadım ve kelimeler bulamıyorum. Çok güzel bir duyguydu, harikaydı. Zaten Galatasaray Televizyonu her anımızda yanımızdaydı. Çok mutluyduk, herkesle paylaşmak istiyorduk. Galatasaray taraftarıyla, ailemizle, canlı yayında herkesle konuşmaya çalışıyorduk. Dediğim gibi o anı orada yaşamak çok önemliydi.

Öncelikli olarak geçtiğimiz yıl ve önceki yılın Florya atmosferiyle bu seneki atmosferin arasında ne fark vardı? Bir de şampiyon olduğumuz gece otobüsle Florya’ya giderken neler hissettiniz?

Gökhan Zan: Geçen seneki kötü gidişatımızdan sonra bu kadar kısa zamanda Fatih Terim Hocamızla birlikte bence küllerimizden doğduk. Hocamızın birlik beraberliği sağlaması, dostane bir şekilde arkadaşlarımızla kaynaşmamızı sağlaması, taktiğiyle, disipliniyle çok önemliydi. Nitekim bunun sonucunu da aldık ve bu değişimin hızlı yaşanması bizi iyi yönde etkiledi. Taraftarımızla tekrar bütünleşmemiz, herkesi Florya’da görmek, taraftarımızın bizi Florya’dan uğurlaması çok güzeldi. Bizi maçlar sonrasında antrenman sahamızda karşılamaları, şampiyonluk şarkıları söylememiz gerçekten bizim göğsümüzü kabarttı. Galatasaray formasını giydiğimiz için bir kez daha gururlandım kendi adıma. Tabii ki maçtan sonra yola çıkarken çok geç kaldık oradaki sıkıntılardan dolayı. Kupanın verilmemesi için bütün gayretler sarf edildi. Ancak biz orada Sayın Başkanımız ve arkadaşlarımız olarak sabaha kadar bekleyeceğimizin sözünü verdik. Kupanın orada karanlıkta verilmesi bizi etkilemedi. 25 milyon taraftarın ruhu ve ışığı, mücadele eden arkadaşlarımın ruhuyla orayı aydınlattık. Onun için de çok geç saatte Florya’ya vardık. Ayrıca Galatasaray’ın çok büyük bir camia olduğunu o gece bir kez daha anladım. Binlerce kişiler gerek yollarda, gerek Florya’da beni çok etkiledi. Daha önce de şampiyonluklar yaşadım ama böyle bir şey yaşamadım. Farklılık olduğunu açık yüreklilikle söyleyebilirim. Harikaydı, herkese bunu yaşadığımız ve yaşattığımız için çok mutluyum.

Konserlere Galatasaray formasıyla çıkmak istiyor musunuz?

Gripin: İsteriz tabi ki diğer taraftarları da rahatsız etmemek lazım.

Madonna Galatasaray formasıyla çıkacak

Gripin: Bizde şampiyonluktan sonra çıktık ama karşı tarafında hayal kırıklığını, üzüntüsünü anlamak gerekiyor. Marşı ilk defa Galatasaray Lisesi’nde çaldık. Ultraslan ile iki tane organizasyonumuz var. Biri Belçika’da 23 haziranda, diğeri İzmir’de 13 haziranda orada her yer sarı kırmızı olur tabi ki.

En iyi arkadaşın kim? Emre ve Semih’le çok iyi arkadaş görünüyorsun.

Gökhan Zan: Semih ile Emre benim yan odamda kalıyorlar. Her gece maçtan önce kamplarda devamlı yanlarına giderim. Gidip konuşurum. Onları motive etmeye çalışırım. Emre ve Semih’le daha fazla ilgilendiğim doğru. Çünkü onlar Galatasaray’ın çiçeği diyebilirim. Onlar yeni filizlenmiş ve altyapıdan gelmiş futbolcular. Onlara daha fazla değer vermemiz gerektiğini düşünüyorum. Onların üzerinden daha fazla ısrarcı olmamız gerekiyor. Hem taraftarın hem camianın hem de takım arkadaşlarının üstüne düşmesi gerekiyor. Özel ilgi göstermek gerekiyor. Ama bu ilgiyi hak ediyorlar. Çok mütevaziler, çok beyefendiler. Galatasaray’ın armasına, camiasına yakışıyorlar. Güzel bir duruş sergilediklerini söyleyebilirim.
Selçuk benim hem memleketimden hem de Çanakkale Dardanelspor’dan arkadaşım. Üç yıl beraber forma giydik. Aynı zamanda A milli takımda da beraber forma giydik. Kendisiyle daha fazla samimiyim. Daha fazla dertleşebiliyoruz.

Defansta Servet ile sen olunca yani iki uzunken mi daha rahat oynuyorsunuz yoksa bir kısa bir uzun olunca mı?

Ben Servet’e çok saygı duyuyorum. Galatasaray forması altında inanılmaz mücadeleler verdi. Şampiyonluklar yaşadı. Onu göz ardı etmemek gerektiğini düşünüyorum. Mukavelesi bitti. Ne yapacağını bilmiyorum ama hem Galatasaray’da hem de milli takımda beraber oynadık. Uzun yıllardı tanıyorum. Çok iyi arkadaşım. Galatasaray forması altında kiminle sahaya çıkarsanız çıkın en iyi şekilde anlaşmak zorundasınız. Çünkü siz profesyonel oyuncusunuz ve görevinizi yerine getiriyorsunuz. Hocanız size görev verdiyse hiç bir şeye bakmaksızın en iyi şekilde uyum içerisinde mücadele etmek zorundasınız. Zaten antrenmanlarda hep beraberiz.

Şampiyonluk günü maçı nerede izlediniz? Kiminle izlediniz maçı?

Gripin: Şampiyonluk maçını sadece Galatasaraylıların olduğu bir mekanda izledik. Hep beraber uzun bir masa yaptık. Herkes Galatasaray’a gönül vermiş kişilerdi. Totem yaptık. Masadan kimse kalkmayacaktı. Son 10 dakika kimse kıpırdamadı. Maçtan sonra derneğe yürüdük. Orada bayağı eğlendik. Ama asıl ertesi gün hayatımızın gecesini yaşadık. Arena’da ki şampiyonluk gecesinde yaşadık. Orada olmak başka bir şeydi. Hayatımızın en güzel günlerinden biriydi. Bütün müzisyenlerin yaşamasını isteriz. Gönül verdiği renklerle şampiyonluk kupasını kaldırıyorsunuz şarkınızla. Orası bizim için zirveydi.

Kadıköy’de son maçta seni Volkan’ı teselli ederken gördük. Orada nasıl bir diyalog yaşandı?

Gökhan Zan: Her şeyin maçta kalması gerektiğini düşünüyorum. Bizler arkadaşız. Tabi ki Fenerbahçe’yle yüz yılı aşkındır ezeli rekabetimiz devam ediyor. Dostluğumuzun her zaman var olması gerektiğini düşünüyorum. Galatasaraylı futbolcunun da ayrıcalığı ve duruşunun bu olması gerektiğini düşünüyorum. Benim de o anda içimden gelen teselli etmekti. Yanına gittim. Teselli ettim. Doğrusu bu olduğunu düşünüyorum. Eğer biz saha içinde doğru mesaj verirsek, dışarıdan doğru algılarsa daha doğru şeyler yapabileceğimize inanıyorum. Çünkü onlar için çok zor bir geceydi. Biz kendimizi onlar yerine koyduğumuzu düşünürsek her şey tam tersi olabilirdi. Biz çok keyifliydik diğer taraf üzüntülüydü. Teselli etmek bizim duruşumuzdur. Sonuçta bir maç oynanıyor. Üç ihtimalde biri olacak. İlla birileri üzülecek. Tabi ki bizler her maçı kazanmak istiyoruz. Ama bazen mağlubiyeti de hazmetmemiz gerekiyor. Çünkü bunun bir spor olduğunu düşünmeliyiz. Her zaman alkışlamak gerekiyor. Herkes elinden geleni yapmaya çalışıyor. Onun için sahaya çıkan herkesi alkışlamak gerekiyor. Saha içindeki ve saha duruşumuzda çok önemli tabi ki. İnşallah bundan sonra daha iyi başarılar elde ederiz.

Seneye şampiyonlar liginde hangi takımları görmek istersiniz?

Gripin: Barcelona sempatizanı olarak Real Madrid’i isterim. Burada onları yenmek hoş olabilir. Hem de Türk futbolcularını izleriz. Olimpiakos’ta olabilir. Bize de Yunanistan gezisi çıkmış olur.

Gökhan Zan: Galatasaray için rakip fark etmez. Önemli olan bizim ne yaptığımız. Biz duruşumuzla ve Galatasaray’a özgü mücadelemizi sahaya yansıtırsak yenemeyeceğimiz rakip yok diye düşünüyorum.

İdmanlara şimdiden başladığın söyleniyor. Ne demek istersin?

Gökhan Zan: Tatil döneminde antrenmanları yapıyorum. Sizleri ve bu taraftarı kırmamak için buradayım. Onlarla beraber olmak ve şampiyonluğu yaşamak benim için çok değerli. Onlara bir kez daha teşekkür ediyorum. Bizler profesyonel futbolcularız. Belli bir yaşa kadar futbol oynayabiliyoruz. Bu tatil döneminde kendimizi fazla hırpalamadan hem dinlenerek hem de spor aktivitelerinde bulunmak kamplara hazır girmek için çok önemli. Benim düşüncem o şekilde. Bu benim işim ve profesyonelim. Bende bunu yapmaya çalışıyorum.

Gripin: Biz de buradan teşekkür etmek istiyoruz. Gönlümüzde kopan bu şarkıyı sahiplendikleri için tüm taraftarlara. Arena’da bize mutluluğu yaşattığı için yönetime ve en büyük mutluluğu yaşattığı için Gökhan’a, takım arkadaşlarına ve teknik heyete teşekkür ederiz.


Basın fotoğrafları için tıklayınız...
(İçeriği kaydetmek için sağ tıkladıktan sonra, hedefi farklı kaydeti seçiniz)