26 Kasım 2020 Perşembe 19:16

Başkanımız Mustafa Cengiz, Uluslararası Futbol Ekonomi Forumu’na katıldı

Başkanımız Mustafa Cengiz, Uluslararası Futbol Ekonomi Forumu’na katıldı

Başkanımız Mustafa Cengiz, Turkuaz Medya tarafından düzenlenen futbolun zirvesi Uluslararası Futbol Ekonomi Forumu'nda katıldı.

Gençlik ve Spor Bakanı Sayın Mehmet Muharrem Kasapoğlu'nun katılımcı olduğu forumda, Türkiye Futbol Federasyonu Başkanı Nihat Özdemir ve kulüp başkanları yer aldı. Türkiye Futbol Federasyonu Başkanı Nihat Özdemir ve Kulüpler Birliği Başkanı Mehmet Sepil’in açılış konuşmalarıyla başlayan Uluslararası Futbol Ekonomi Forumu’nda Başkanımız Mustafa Cengiz, Beşiktaş Jimnastik Kulübü Başkanı Ahmet Nur Çebi ve Trabzonspor Başkanı Ahmet Ağaoğlu ile birlikte özel oturumda konuşmacı olarak yer aldı.

Başkanımız Mustafa Cengiz kulüplerin ekonomik durumu ve yapılandırma ile ilgili şu açıklamaları yaptı:

Sosyal medyanın etkileşimleriyle birlikte her vatandaşın sorgulayabileceği bir iletişim dünyasına gelindi. Bu iletişim dünyası 30 milyon taraftarınız varsa 30 milyon avukat, 30 milyon muhasebeci, 30 milyon teknik direktör yarattı. Ben de öyleyim. Bir taraftar olarak başkan değilken bazen ben de sorguluyordum. Bazen sert, bazen de yüz yüzden utanır diyerek yumuşak. Bazı işlerin tıkandığı belli oldu. Bunun miladı yine sağ olsun devletimiz kanalıyla oldu. Nihat Başkanım hatırlar, ilk toplantı Ziraat Bankası'nda, o zaman TFF eski Başkanı Yıldırım Demirören ile birlikte, yaklaşık 6-7 kulüp başkanı ve ilgili CFO'ların katılımı ile yapıldı. Sanırım 3 yıl oluyor. Yalnız devletimizi hiç boşa almayalım. Bunun ön çalışmalarını çok daha önce yaptı. 3,5 yıl önce devletimiz birtakım sondajlamalar yaptı. Çünkü devlet kötü gidişi gördü. Dediğiniz gibi borcu gördü. Üç sene önceki toplantılarda ve karşılıklı konuşmalarda, devletle olan temasımızda bize, ne düşündüğümüzü ve nasıl çıkış yapabileceğimizi sordular. Biz önerilerde bulunduk ve toplandığımızda ilk önerimiz, bize en az 10 yıllık süre verilmesi oldu. Bunun ilk 4 yılı ödemesiz olsun dedik. Kimse buradan feryat etmesin. Ben harcamadım. Ahmet bey harcamadı. Ali Bey'i de katabiliriz buna. Geçmiş yönetimleri de suçlamıyorum ben. Keşke geçmiş yönetimlerden enkaz alsaydım. Sistemin içine işlemişti çünkü. Neden 10 yıllık süre ve 4 yıl ödemesiz. Bunu anlatayım. O zaman, kulüplerin toplam borcu 14 milyar TL idi. Gelirleri toplam 4 milyar TL idi. Buradan bir ratio çıkardık. Bu ratio, en az ödemesiz dönem 4 yıl olursa, bu borçlar kapanabilir dedik ve 10+4 istedik. Ben hep bunu savundum; fakat devletin imkanları da mahdut. Öyle bir ana geldik ki 5 yıllık yapılandırma yapıldığında covid yoktu. Buna rağmen hem Beşiktaş hem Trabzonspor, sonradan da biz katıldık... Biraz daha maddi durumumuz Avrupa kupalarına katıldığımız için rahattı. Daha nefesliydik. Onun için yapılandırmayı madde madde tartıştık. Çok iyi niyetliydi; ama batmış şirketin İstanbul yapılandırması vardı. İstanbul yapılandırmasının spor kulüplerine uygulanması gibiydi. Bankalarımız da haklı. Önlerinde örnek yok. Bir emsal alacakları yapılandırma yok. Şimdi bankalarımız öyle değil. Ziraat Bankası'na devlet duruşuyla, devlet karakteriyle çok teşekkür ediyorum. Bankalar Birliği'ndeki özel bankalara da çok teşekkür ediyorum; ama geldiğimiz noktada 5 yılın yetmeyeceği görüldü. Vadesi geçmiş borçlar ödendi. Bizim 60 milyon'a yakın futbolcu ödememizin yüzde 80'i yabancı futbolculara yabancı para cinsinden. Kurun artışına kim sevinir? Spekülatörler sevinir. Varsa vatan hainleri sevinir. Bu bizi, tüm kulüpleri çok zorluyor. Zaten geçmişten gelen birikimler var. Şu anda gelirlerimiz çok büyük kısmını borç ödemeye veriyoruz. Kendi dönemimle ilgili olayı net görebilmeniz için net bir rakam vereceğim. 24 Ocak 2018'de göreve geldim. 20 Kasım 2020 itibarıyla benim kredi kullanımım 2 milyar 723 milyon. Kredi ana param ve faiz ödemem 3 milyar. Ben artıdayım; ama neyle? Kazandığımız gelirlerle. Bunun en büyük kısmı UEFA Şampiyonlar Ligi geliri. Şimdi bu yok. Gişe gelirleri. Ne elde etmişiz biz 2,5-3 yılda? 377 milyon. Yıllık bazda bu 200-250 milyon. Yayın hakkı geliri... Yayın hakkı ile ilgili arkadaşlar izliyordur. Çok büyük tartışma var. Yayıncı kuruluş, gelirinin artmadığı sebebiyle dolar bazlı ödemeye yanaşmamakta, TFF, Kulüpler Birliği ve kulüpler bu konuda müthiş bir çaba göstermekte. Sayın Mehmet Sepil başkanlığında hepimiz büyük bir çaba veriyoruz. Kırmızı çizgiler koyuyoruz. Emeğe saygı. Emekçiden yana karakteri olan insanların emeğe saygı duyması gerek. Yayınların yüzde 60'ı kaçak diyor yayıncı kuruluş. Buradan ilgililere sesleniyorum. Lütfen meclisten bir yasa çıkartalım. Bu yasa ile kaçak kullanımı engelleyelim. Emeğe saygı duyalım. Bu, olmazsa olmaz. Acil olarak, eğer bizi şu anda dinleyen siyasiler varsa lütfen bunu meclise yansıtsınlar. Sadece Digiturk için değil, birçok şey için. Türkiye'nin bu konuda sağlam bir yasal düzenlemeye, ağır cezalara ihtiyacı var.

Yayıncı kuruluşun gelirlerini azalması biz kulüpleri çok vurdu. Biz 3 milyar bekliyorduk kulüpler olarak. 2,650 milyar kendisine görüşün dedik. Çünkü artı 300'lük bir gelir bekliyorduk. Fiili olarak işin içinde olmayan insanlar iddialarda bulunuyor. Bu bizi rahatsız ediyor. Biz 3 milyara yaklaşmasını bekliyoruz. Meşhur bir atasözü var. Azdan az, çoktan çok gider. En büyük gelir bende. Türk spor kulüpleri içinde en fazla geliri olan bendim. 230 milyon TL idi. 170'e düştü, 130'a doğru gidiyor. İnsanlar bunu dediğimizde totale bakıyor. Bir Anadolu kulübünün 90 milyonluk, 60 milyonluk gelirlerinin içinde yayın geliri 30 milyon. Yani gelirinin yüzde 70-80'i yayın geliri. Benim gelirimin yüzde 20'si, 6'da biri. Şimdi bunu artırmamız gerekiyor.

Anadolu kulüplerinin sahasında oynadığımız zaman mutlak favori diye bir şey kalmadı.  Onların güçlenmesi bizi rahatsız eder mi? Eskiden üç takımımızın hegemonyası vardı. Trabzonspor bunu kırdı. Anadolu ihtilali yaptı. Müthiş bir şey yaparak, aleyhimize olduğu halde hepimizin sempatisini kazandı. Bunun çeşitlenmesi bizi mutlu kılar. 8 takımın, 10 takımın şampiyonluğa oynaması bizi mutlu eder. Çünkü olay büyür. Müthiş bir hale gelir. Bu, milli takımı da etkiler. Hocamızın bahsettiği Fransız sistemi, Türk sistemi olarak oturur. Türkler kadar dünyada futbola düşkün, futbolla yatıp kalkan bir millet bence yok. 33 yeni saha, 405 yeni kapalı salon... Türklerin spora olan ilgisini gösteriyor. Tek rahatlama unsuru, ek deşarj unsuru spor ve bunun yüzde 70'i futbol.

Sponsorların çeşitlenmesi lazım. Bu virüs gidecek. Bundan emin olun. Özel sektörün bu işlere artık müdahil olması lazım. Özel sektör kendini tanıtmalı, yürekli olmalı. Bakın bize bir araç kiralama şirketi, 58 milyon TL gibi müthiş bir rakamla sponsor oldu. Türk Telekom isim hakkını 1 yıl uzattı. Sponsorluk gelirlerimizde biz Galatasaray olarak zorlanıyoruz. TL bazında iyiyiz ama Euro bazında kötüyüz. Gidişat iyi değil. 2020 yılı mali tablolarımız iyi sonuç vermeyecek. Bundan emin olalım. Bizim tüm çabalarımızı ve uğraşlarımızı olumsuz etkileyecek. Bunu görelim. Store satışlarında yüzde olarak artırdık; ama satışlarda haliyle düşme var. Bu konuda biz E-Mağazacılık'a yöneliyoruz. Önümüzdeki 4 ayda bu zorlukları fırsata çevirmemiz, dijital dünyaya ağırlık vermemiz gerek. Dün bir Socios lansmanı yaptık. Trabzonspor da yaptı. Beşiktaş'ın da yapmasını dilerim. Tek tek sms ile para toplayacağımıza, taraftarın da kazanabileceği dijital varlıklara dönelim. Dijital aktiflere girmek gerek. Bu çok önemli. Bütün düşüncemizi, projemizi dijital dünyaya yönlendirmemiz gerek.

Bankalar Birliği konusunda... Cumhurbaşkanımız sağ olsun, sporla çok ilgili bir insan. Bu bizim için şans. Bunu dediğim zaman başka yerlere yormasınlar. Siyaseti ne bize ne kulüplere sokmayın; ama yiğidi öldür, hakkını inkâr etme. Her platformda söylerim. Hiç gocunmam, rahatsız olmam. Ben 68 kuşağındanım. Yetmez ama evetçi de değilim.

Yapılandırma bizi disipline etmek istiyor. Bazı kırmızı çizgileri var. Kendinizi disipline edeceksiniz. Yıllar itibarıyla futbolcu giderini Euro bazında düşürmeniz lazım diyor. Katılıyorum. Benim düşürmem gerekir. Bana diyor ki har vurup harman savuramazsın. Derneğe çok veriyoruz. Futboldan kazandığımı mecburen amatör sporlara veriyorum. Benim 1850 tane sporcum var. Kız basketbol deniyor. Bu profesyonelleşti. Tepede öyle ama altta öyle değil. Aileler bize teslim ediyor. Bunlar profesyonel değil. Asgari ücret bile almıyor. İaşesi var. Yemek gideri, yol gideri var... Çok cüzi paralar; ama bunlar 1850 ile çarptığınızda bir yekün tutuyor. Devlet bana diyor ki, olimpik sporları destekle. Devletin bizi desteklemesinin en büyük nedenlerinden biri de bu. 14 branşta faaliyet gösteriyorum. Kızlar, erkekler ve yaş grupları var. Müthiş bir gider. Biz bunu UEFA'ya anlattığımızda onlar da futboldan kazanılanı diğer branşlara vermememiz gerektiğini söyledi. Biz bunu yapamayız dedik. Biz genç bir cumhuriyetiz. Üretmemiz şart. Bizim en çok övündüğümüz transfer, Ozan Kabak transferi. Bununla övünüyorum. Trabzonspor Yusuf Yazıcı ile, Beşiktaş Cenk Tosun ile övünüyor.