9 Ocak 2010 Cumartesi 18:06

Neeskens ve Pujol Avea Kamp Günlüğü'nde

Neeskens ve  Pujol Avea Kamp Günlüğü'nde

Galatasaray Antrenörleri Johan Neeskens ve Albert Roca Pujol, Galatasaray Televizyonu’nda Yayınlanan AVEA Kamp Günlüğü Programına Konuk Oldu

Tatil nasıl geçti, geride bıraktığınız 10 günü nasıl değerlendirirsiniz?

Johan Neeskens: Bu tatili ailemle geçirdim. Güzel bir adaya gittik. Okyanusun ortasında çok dinlendirici bir tatil oldu, 28-32 dereceler arasında inanılmaz güzel bir hava vardı. Çok iyi dinlendiğimi hissediyorum, ligin ikinci yarısına hazırım diyebilirim.

Albert Roca Pujol:  Ben de tatilimi ailemle beraber Barcelona’da geçirdim. Annemin yemeklerini özlemiştim. Arkadaşlarımı gördüm, ailemleuzun süre vakit geçirme imkanı buldum. İkinci yarı çok büyük başarılara imza atabilmek için enerji topladım.

İstanbul’a geldiğiniz ilk günden beri Galatasaray maceranız nasıl gidiyor? Belki sizin için annenizin yemekleri kadar özel değiller ama, Türk yemeklerini nasıl buldunuz?

Albert Roca Pujol:  Kesinlikle yeni bir kültürü gözlemliyorum. Her şey çok farklı, her şey çok yeni ama çok güzel zaman geçirdiğimi ve Türkiye’de çok mutlu olduğumu söyleyebilirim. Türk yemeklerine kısa sürede adapte oldum ve Türk restaurantlarına gitmekten büyük keyif duyuyorum. Barcelona’da, İspanya’da olan ama burada bulamadığım ve özlediğim şeyler oldu. Oraya gittiğim zaman bu özlemimi de giderdim. Genel olarak değerlendirmek gerekirse farklı bir kültüre giriyorsun, bu aslında hiç de kolay bir şey değil. Hiç bilmediğiniz, hiç tanımadığınız bir ülke ve farklı alışkanlıklarla karşı karşıya kalıyorsunuz. Ama bütün bunlar burada mutlu olduğum gerçeğini kesinlikle değiştirmiyor. Türkiye’de ve Galatasaray’da olmaktan dolayı çok mutluyum.

Ligin ilk yarısını nasıl değerlendirirsiniz? Galatasaray’ı üç kulvarda değerlendirdiğimiz zaman ‘’Ligin ilk yarısı iyi bitti’’ diyebilir miyiz?

Johan Neeskens: Genel olarak takımımızın bu üç kulvarda gösterdiği performanstan memnunum. Olayı en başından, Almanya ve Hollanda kamplarına dönerek değerlendirmek gerekirse, yeni bir futbolcu grubuyla çalışıyorsunuz, belirli futbol felsefenizi onlara aşılamaya çaba sarfediyorsunuz,. Takımımızın bizi çok iyi anladığını, bizim isteklerimize çok iyi karşılık verebildiğini, felsefemizi çok iyi algıladığını düşünüyorum. Bunu da oynadığımız maçlarda herkese gösterdik. Biliyorsunuz ki sezonu Avrupa Ligi ön elemesinde oynayacağımız karşılaşmalar sebebiyle erken açtık. O karşılaşmalarda sergilediğimiz performans, ligin başındaki oyunumuz belli, oldukça iyiydik. Lakin herkesin bilmesi gereken bir şey var ki, bu futbolcularımızın da insan olduğu gerçeği... Bu sebepten ötürü de iyi bir başlangıcın ardından alınan beklenmedik sonuçlar oldukça normal. Bu tip puan kayıpları elbette olacaktır, herkesin puan kayıplarına müsamaha göstermesi gerekiyor. Hem ligde, hem Türkiye Kupası’nda, hem de Avrupa Ligi’nde bulunduğumuz durumdan memnunum. Türkiye Kupası’nda şu ana kadar iki maç oynadık ve rakiplerimizi mağlup ettik. Burada da hedefimiz her zaman olduğu gibi bütün maçlarımızı kazanıp, gidebildiğimiz en iyi noktaya kadar gidebilmek. Genel olarak ilk yarı benim için oldukça iyi geçti.

Ligin ilk yarısına baktığımızda fizik-kondisyon anlamında bir eksiğimiz var mıydı? Eğer varsa, o eksiklik kamp döneminde nasıl gideriliyor?

Albert Roca Pujol:  Öncelikle Sayın Neeskens’in ilk yarı değerlendirmesine katıldığımı belirtmek isterim, ben de takımın ilk yarı performansından oldukça memnunum. Futbol biliyorsunuz ki bire bir mücadelelerin en fazla yaşandığı oyunlardan biri ve bu durum olası sakatlıkların önünü açabiliyor. Bu sakatlıkların tamamına müdahele etme imkanımız malesef yok, kontrolümüzün dışında gelişen bazı durumlar oluşabiliyor, bu gayet doğal. İlk yarıya baktığımızda çok ciddi sakatlıklar yaşadığımızı düşünmüyorum. Gökhan Zan’ın omzundan yaşadığı sakatlığın dışında büyük bir sorunumuz olmadı. Bir takımın fiziksel durumunun yanısıra aynı zamanda taktik anlayışı, futbolcuların psikolojik olarak hazır hale gelmesi bizim için çok önemli. Hepsini masaya yatırdığımızda ilk yarıdan gayet memnunum.

Ligin ikinci yarısına baktığımızda bir öngörünüz var mı?  ‘’Şu aşamada şu performansa ulaşırız’’ diyebiliyor musunuz?

Johan Neeskens: Ligin ilk yarısında bir performans düşüklüğü yaşadık, bu doğru... Ama bu performans düşüklüğü sadece Galatasaray’da değil, bütün takımlarda yaşandı. İlk yarıda pek çok futbolcumuz 35-36 karşılaşmada mücadele etti. Bir futbolcunun bu sayıda maçta devamlı olarak aynı performansı sergilemesini bekleyemezsiniz. Bliyorsunuz ki rakiplerimizden Fenerbahçe’de üç maç üst üste kaybetti. Bu performans düşüklüğü bizim haricimizde kalan takımlarda da yaşanıyor. Bazı maçlarda yapmamamız gereken hatalar yaptık, biz de bunların farkındayız. Bu tip durumları engellemeye çalışacağız. Biz de insanız biz de hatalar yapabiliyoruz. Çalışmamızın altında yatan sebeplerden biri de elbette ki bu hataları minimuma indirmektir.

Şampiyonluk yolunda mücadele eden bir takım psikolojisini sağlam tutmayı nasıl başarır?

Albert Roca Pujol:  Biz de futbolcular da insanız ve elbette hatalar yapabiliriz. Psikoljik durum gerçekten çok karmaşık bir olaydır. Psikolojik durumu hem bireysel, hem de grup olarak ele almakta fayda var. Sonuçta çok farklı karakteristik özelliklere sahip insanlar bir araya geliyor ve bir amaç uğruna birlikte mücadele ediyor, bu kolay bir şey değil. Futbolcularımıza elimizden geldiği kadar bireysel olarak da yardım ediyoruz. Onları karşılaşmalara mental olarak iyi hazırlamaya çalışıyoruz. Onları ulaşabilecekleri en üst seviyeye çıkarmak bizlerin öncelikli sorumluluğu... Yabancı futbolcularımızı ele aldığımızda onların da durumu kolay değil, bunu görebiliyoruz. Tıpkı bizim gibi onlar da farklı ülkelerden geliyorlar, yeni bir kültüre alışmak için çaba sarfediyorlar. Yabancı bir futbolcunun yeni bir ülkeye gelip iki günde uyum sağlamasını bekleyemezsiniz. Bizler teknik ekibin üyeleri olarak hem yerli hem de yabancı futbolcularımızın bu tip konularda en az sayıda sıkıntı yaşamaları için çaba gösteriyoruz.

Galatasaray’ın neşeli antrenmanları için gerekli olan programları nasıl hazırlıyorsunuz?

Albert Roca Pujol:  Bizim amacımız muhakak ki yaptığımız çalışmalarla beraber, elimizden gelenin en iyisini sergilemek. Sezon öncesi kamplarında genellikle fiziksel yüklemeler yapıyoruz. Bu yüklemeler de futbolcuları normal olarak yorar. Bu tip antrenmanları eğlenceli hale getirirseniz futbolcuları mental olarak çok fazla yıpratmadan dilediğiniz fiziksel yüklemeyi yapabilirsiniz.

Maçlarda çok heyecanlısınız, neredeyse kulübeye sığmıyorsunuz. Bizimle karşılaşmalar esnasında saha kenarında yaşadığınız heyecanı paylaşabilir misiniz?

Johan Neeskens: Biliyorsunuz ki ben de futbolcuydum ve bu oyunu gerçekten çok seviyorum. Saha kenarında olduğum maçı adeta yaşıyorum. Futbolcularımla sürekli beraber olduğum için onlar saha içinde oldukları zaman kendimi o esnada yanlarındaymışım gibi hissediyorum. Onların yaptığı güzel hareketler beni inanılmaz heyecanlandırabiliyor. Aynı zamanda güzel hareketlerin aksi olarak kabul edebileceğimiz, yaptıkları hatalar da beni sinirlendirebiliyor. Ama Johan Neeskens budur, bu saatten sonra kendimi değiştiremem, değiştirmeyi de düşünmüyorum.

Saha kenarındaki komutan misali duruşunuz insanı ister istemez heyecanlandırabiliyor. Kollarınızı bağlamanız, sahaya olan bakışınız tribündeki taraftara güven aşılıyor. Frank Rijkaard’la beraber oldukça dengeli bir ikli olarak tanımlanıyorsunuz. Aranızdaki uyumdan, dengeden bahsedebilir misiniz?

Johan Neeskens: Aramızdaki denge aslında sadece Frank Rijkaard’la değil, bütün teknik ekip için geçerli. Antrenörler olarak hem muhteşem bir ekibiz, hem de muhteşem bir takımı çalıştırma fırsatına sahibiz. Sayın Rijkaard’la aramızda olan ilişkiden bahsedecek olursak, birlikte çalışan iki insanın birbirini dengelemesi işimizi iyi yapabilmemiz adına bence oldukça önemli bir faktör. Aynı karakteristik özelliklere sahip iki kişinin varlığı bizim için çok da iyi olmayabilirdi. Ben duygularımı göstermeyi daha fazla seviyorum, bazı şeyleri daha yoğun olarak yaşıyorum. Sayın Rijkaard’da bunları benim gibi yaşıyor, o da tıpkı benim gibi duygusal bir insan. Ben nasıl üzülüyorsam, nasıl seviniyorsam o da bunları yaşıyor, amadışarıya yansıtmamayı daha çok tercih ediyor. O sessiz sakin kalmayı seviyor, bense duygularımı dışa vurmayı tercih ediyorum. Böylelikle farklı yapılara sahip iki insan olarak iyi bir ekip oluşturmuş oluyoruz.

Bizimle yaptığınız ilk röpörtajda öğrendiğiniz ilk Türkçe ifade olarak Galatasaray Ruhu’nun varlığından haberdar olduğunuzu söylemiştiniz. Sizce Galatasaray takımı geride bıraktığımız dönemde bu ruhu tam olarak yakalayabildi mi?

Albert Roca Pujol: "Galatasaray Ruhu" çok önemli bir ifade. Galatasaray Ruhu’yla tanışmam şu şekilde oldu: İmzaya geldiğim zaman, tesisleri gezerken, yemek yediğimiz yerde bu ifadenin yazılı olduğu bir poster vardı. Orada görüp anlamının ne olduğunu öğrenmiştim. Ben bütün takım olarak bu ruha sahip olduğumuza, bu ruhu göstermek için elimizden gelen her şeyi sergiliyoruz. Taraftarlarımızın da bu ruhu çok iyi sergilediğine inanıyorum ve onları gerçekten çok takdir ediyorum.  Çalıştığım, futbol oynadığım hiçbir yerde böyle bir taraftar grubuna rastlamadım. Mükemmel bir taraftar grubunun önünde oynuyoruz, bu sebepten ötürü de Galatasaray Ruhu’nu elimizden geldiği müddetçe en iyi şekilde sahaya yansıtmaya çalışacağız. Burada büyük şampiyonluklar yaşamak istiyorum.

Altı tane dil biliyorsunuz, Türkçe’yle aranız nasıl?

Albert Roca Pujol: Kendimi futbolla ilgili konularda ifade edebilecek kadar Türkçe biliyorum. Dediğiniz gibi altı tane dil biliyorum ama bunların çoğu Latin dilleri... İspanyolca, Katalanca, Fransızca, İtalyanca, birbirine benzeyen diller olduğundan benim için bu dilleri öğrenmek daha kolay oldu. İngilizce biliyorum ama o da zaten uluslararası boyutta önceliği olan dil. Türkçe bu dillerden farklı ve öğrenmesi daha zor görünüyor. Ama ben dil öğrenmeyi seven bir insanım, ve alacağım özel derslerle kendimi ifade edebilecek kadar Türkçe öğrenmek istiyorum.

Kulübümüzde yeni oluşturulan altyapı akademisinin meyvelerini en erken kaç yıl içinde toplamaya başlayabiliriz? Çok sayıda A2 maçı izliyorsunuz, altyapıdaki oyuncularımız hakkında neler düşünüyorsunuz?

Johan Neeskens: Galatasaray gibi büyük bir camianın altyapıya elbette önem vermesi gerekiyor. Şu anda altyapıya çok önemli bir yatırım yapıyoruz. Bizimle beraber hazırlık kampında olan genç futbolcularımız var. Onların bizimle kamp döneminde olan birlikteliği takımdaki motivasyon açısından oldukça önemli. Genç futbolcularımız iyi bir peformans gösterdikten sonra A takıma gelebileceklerinin bilincindeler. A2 takımımızda çok güzel bir çalışma ortamı var, futbolcularımıza bilmeleri gereken her şey en ince ayrıntısına kadar öğretiliyor. A2 Takımı’ndan A Takım’a çıktıktan sonra birkaç maç oynayıp, tekrar bir alt kademeye dönmek bir başarı sayılmıyor. Genç futbolcular için önemli olan A Takım’a çıktıktan sonra kendini geliştirip, takıma maksimum katkıyı verebilmek olmalı... Birçok A2 Ligi maçı izledim ve bu dediklerimi yapabilecek futbolculara sahip olduğumuza inanıyorum. Aramızda ileride takımımıza büyük katkılar verebilecek, Galatasaray’ın geleceğinde önemli pay sahibi olabilecek genç futbolcular var. O yüzden altyapımızdan oldukça ümitliyim ve orada çok iyi işlerin yapıldığını düşünüyorum.

Oğlunuz da Galatasaray’ın altyapısında... İlerleyen yıllarda Galatasaray forması giyebilir mi?

Johan Neeskens: Oğlum Armand Galatasaray’ın U18 takımında oynuyor. Şu ana kadar karşılaşmalarda forma giyme şansı bulamadı. FIFA’da uluslararası transfer sertifikası diye bir olay var, bu konuda sıkıntı yaşadık. Bu problemin en yakın zamanda çözüleceğini düşünüyorum. Armand bu sıkıntıdan ötürü şimdilik sadece takımla birlikte antrenmanlara çıkabiliyor. Tabi ki onun geleceği hakkındaki kararı sadece ben değil, hocaları da verecek. Benim şu anda tek isteğim yaptığı işten zevk alması... Elinden gelenin en iyisini yapmaya çalıştığını düşünüyorum. Şu ana kadar sadece antrenmanlarda yer aldı, ilerleyen dönemlerde maçlara da çıkacağını düşünüyorum.

Gezmeyi çok seven bir insansınız. İstanbul’da gezmek için vakit bulabildiğiniz takdirde nerelere gidiyorsunuz?

Albert Roca Pujol: İstanbul’da yaşadığım için kendimi çok şanslı hissediyorum. Türkiye bir Akdeniz ülkesi ve benim için çok önemli olan denizi burada da en güzel haliyle yaşayabiliyorum. Günümüzün büyük bir bölümünü Galatasaray’a adıyoruz, bu sebepten ötürü de kulüpten dışarıya çıkabilme fırsatını çok fazla bulamıyoruz. Kendimize ayırabildiğimiz zamanlarda, dinlenmek ve kafamızı boşaltabilmek adına bol bol geziyoruz. İstanbul’da çok büyük, tarihi bir şehir olduğundan ötürü yeni yerler keşfetmek, dilediğinizce gezip dolaşabilmek adına önemli bir yer. Gidilecek çok güzel restaurantlar, gezilecek çok önemli yerler var. Bunların dışında birçok yeni arkadaşlık edindik, onlarda çok güzel şeyler. Bebek sahil şeridini çok seviyorum. İstanbul’da Barcelona gibi denizin önplanda olduğu bir şehir, o yüzden burada kendimi iyi hissediyorum.

Barcelona başkanı Nunes, takımın kazandığı Kupa Galipleri Kupası sonrasında Neeskens’in sözleşmesini uzatmayı reddediyor. Bu karara büyük tepki gösteren taraftarlar kulüp binasının önünde toplanarak "Nunes’e hayır, Neeskens’e evet" niteliğinde pankartlar açıyorlar. Başkan gözyaşları içerisinde istifasını sunuyor ve Neeskens’de pankartlar ve tezahüratların etkisiyle tıpkı Nunes gibi gözyaşlarını tutamıyor. Taraftarın bu tepkisi futbolcu ve başkanı karşı karşıya getiriyor. Taraftarın sevgilisi Neeskens bı gelişmelerin ardından Barcelona’dan ayrılmak zorunda kalıyor.o günlere geri döndüğümüzde neler söylemek istersiniz?

Johan Neeskens:  Başkanımız Nunes’le aramda kesinlikle bir sorun yok. Barcelona Kulübü’nün kapıları her zaman bana açıktır. Bu olaya biraz daha açıklık getirmek gerekirse, Bay Nunes’in istifası tam olarak bu şekilde olmadı. Kontratımın bitişinin ardından yönetim bana gayet ciddi bir rakamla bir senelik sözleşme önerdi. Ama benim aklımda hep üç senelik bir kontrat imzalamak  vardı. Yönetimle bu konuda bir anlaşma yaşayamadık. O yüzden ben de üç senelik kontrat imzalayabileceğim başka bir takıma gitmeye karar verdim. Taraftarlarımızın gördüğüm ilgi beni çok duygulandırmıştı. Benim ayrılışımdan sonra Barcelona birkaç maç kötü gitti ve adım statta uzun bir süre anıldı. Orada futbolcu olarak çok güzel bir beş sene geçirdim, çok güzel anılarım oldu. Barcelona çok büyük saygı duyduğum, çok sevdiğim bir kulüp. Her zaman Barcelona kapıları bana açık diye düşünüyorum.

Sezonun sonu temennilerinizden bahseder misiniz?

Johan Neeskens: Bu soruya yanıt verirken öncelikle taraftarımızdan bahsetmek istiyorum. Devamlı arkamızdalar, bizlere devamlı büyük bir destek veriyorlar. Bizim de en büyük temennimiz sezon sonunda onları mutlu etmiş olmak. Bunun için çalışıyoruz. Taraftarlarımızın hiçbir şüphesi olmasın, sezon sonunda Galatasaray’ı destekliyor oldukları için çok mutlu olacak, bizimle büyük gurur duyacaklar:

Albert Roca Pujol:  Galatasaray çok büyük başarıları hakeden bir kulüp. Biz de teknik heyet ve futbolcular olarak bunun için çalışıyoruz. Elimizden geleni yapıyoruz ama uğraştığımız mevzunun adı futbol. Bunu asla unutmamamız gerekiyor. Mücadelenin çok fazla yaşandığı bir yarışın içindeyiz. Şampiyonluk için hem biz, hem de rakiplerimiz çok büyük bir uğraş gösteriyoruz. Ama taraftarımızın hiçbir şüphesi olmasın, Galatasaray Spor Kulübü’nü hakettiği yere, şampiyonluğa taşımak için elimizden gelenin en iyisini sergileyeceğiz.