7 Nisan 2013 Pazar 00:45

Maç Sonu: Fatih Terim

Maç Sonu: Fatih Terim

Galatasaray Profesyonel Futbol A Takımı Teknik Direktörü Fatih Terim, Mersin İdman Yurdu karşılaşmasının ardından Türk Telekom Arena'da basın mensuplarının sorularını cevapladı.

İlk yarıda hakem tarafından tribüne gönderilen Fatih Terim'in açıklamaları şu şekilde:

“Hiçbir şey yapmadan atıldım. Ondan sonra yaptıklarım, evet, bu sefer yaptım. Şimdi versinler. Hatta geçen seneden kalan iki maç var, onu da koysunlar üstüne. Kimseye de borçlu kalmayı sevmem ben. Alacaklarını tahsil etsinler, başkaları da fazla konuşmasın. Kimseye borçlu kalmayalım. Zaten Disiplin Kurulu’ndan, Tahkim Kurulu’ndan beklentim yok benim. İtimadım da, güvenim de yok. Ben iki senedir hiçbir hakeme konuşmuyorum. Ama daha evvel dördüncü hakemken yapamadıklarını bugün burada yapamazsın. Ne yaptım ben? Kendine dönük topu vurmadım. Oyuncuma kızmadığımı kim söylüyor? Böyle bir şey yok. Peki, Hasan [Şaş] ve Ümit [Davala]? Buradan Rıdvan’a da bir haberim olsun. Bana neyin yakışıp, neyin yakışmayacağını ben bilirim. Ben de kendisine bu yaklaşımını yakıştıramadım. Onun için dikkatli konuşsun. Yanlış veya doğru yaptığımı ben söylerim. Algıyı başka tarafa çevirmenin manası yok. O da kendine yakışanı yapsın. Ben bunları şampiyonluğa gidiyoruz, kazandık, kaybettik diye söylemiyorum. Ben 40 senemi verdim, arkadaşlar.”

“Benim gizli gündemlerim yok. Gizli gündemlerin ne olduğunu bilecek kadar tecrübem var. Tabii ki atıldıktan sonra tepki göstereceğim. Hem 1-0 mağlubuz hem de 10 kişiyiz. Topu kendine doğru da vurmadım ben, başka tarafa vurdum. ‘Fatih Terim’i attım ben, prestijini sarsayım, itibarsızlaştırayım.’ Böyle bir şey yok. Ben şimdiye kadar hiçbir hakem hakkında konuşmadım. Ama bundan sonra, devamlı olarak konuşacağım artık. Güvenim yok bir defa. Bazı şeylere güvenimiz kalmadı. ‘Hakem insandır, hata yapar.’ Oyuncu insan değil mi? Antrenör insan değil mi? Biz kötü oynayabiliriz, bunun yargısı bize düşer, kimseye düşmez. Oyuncu kötü oynayabilir, hakem kötü oynayamaz.”

“Ben ağzımı açmadım. Avrupalı hakemlere konuştum, bizimkilere yine konuşmadım. Gideceksiniz, devre arasında Antalya’da bazı kararlar alacaksınız… Böyle bir şey yok. İnsani ve medeni diyalogları biz her yerde kuruyoruz. Schalke maçında üçüncü golü attıktan sonra, sahada en az 20 kişiyiz. Dördüncü hakemle göz göze geldik, gözünü kırpmakla yetindi. Herkes de yerine geçti. Bunlar kulübe bekçisi: ‘İtiraz etme, kalkma ayağa.’ Biz her dakika birilerini suçlayan bir adam değiliz. Bundan sonra bu işler için uğraşmaya devam edeceğim. Eskisinden daha hırslıyım şu anda. Eskisinden daha fazla! Eğer Fatih Terim varsa, adaletin olduğu yerde vardır. Ben kendi haksızlığımı da ifade ettim yıllarca.”

“Buradan bir lafım da bazı taşeronlara. Bundan önce benim ceza almam için 21 maça kadar çıkanlar vardı ya, sekiz, dokuz, 11… O taşeronlara da sesleniyorum. Elinizden geleni ardınıza koymayın. Biz edebimizle, adabımızla, çalışarak bu ülkeye hizmet ediyoruz. Kimi terbiye ediyorsunuz siz? Hakemler oyuncuları hocaları sahada tutmak için mi var, atmak için mi? Nerede olursam, olayım, ben buyum. Ben bundan dolayı ceza yiyeceksem, devam! Ben buyum. Yalandan, dolandan kalamam öyle. Neyse odur, söylüyorum ben. Bir şey yapmadım. Atıldıktan sonra her şeyi yaptım. Bunun cezasını çekerim. Kimseye ağzımızı açmıyoruz; ama Galatasaray camiası bu.”

“Adalet herkese lazım. Sadece bize değil, herkese lazım. O yüzden, tamam, anlatıyorum. Benim gizli bir gündemim yok, diyorum. Şu komediye bakın, sokağa geldik, burada basın toplantısı yapıyoruz. Ne yaptık biz, zaten atılmışız, ‘basın toplantısı yapamazsın, soyunma odasına giremezsin.’ Bu bana değil, kulübüme verilen ceza. Bana ceza verilmeli. Şurada basın toplantısı yapamıyoruz. Hakem kötü yönettiği zaman haftaya maç izleyemiyor mu? İzleyebiliyor. Ben neden izleyemiyorum? Zaten Disiplin Kurulu’ndaki arkadaşlarla bazı gazeteciler konuşmaya başlar. Onlar da daha evvel olduğu gibi gizli olarak kamuoyuna aktarırlar. Hatta cezamı onlar daha önce bazılarına söylerler. Peki, biz de mi isimlerini alalım? Ne oluyor, siz yargıç mısınız, hakim misiniz? Galatasaray camiası bunun farkında değil mi?”

“Ben Disiplin Kurulu’na gittiğimde, sordum, ‘hocam, sizi daha önce iki kez uyarmışlar’ dediler. Ben de o beyefendiye sordum, beni uyarmadılar. Ben zaten uyarılacak bir hareket de yapmadım. Topu aldım, kızdım. Benim yönüm nereye dönük, kalenin arkasına dönük. Ben hangi hakem kararına itiraz ettim, iki senedir? Bana İngiliz gazeteleri, Cüneyt Çakır ile ilgili sorduklarında beyanatlarımı sizler biliyorsunuz: ‘Verdiği kararların arkasındayız, onla gurur duyuyoruz.’ Ama burada itibarsızlaştırmayı ön plana alan, gizli bir iş var. Bu kadar tecrübeliyiz. Yayıncı kuruluşumuz da sağolsun, çok modern, 18-20 kamerayla her şeyi çok güzel alıyorlar, ben atıldığım zaman da hiç başka tarafa bakmaz. Etrafımdakilere söyleyerek eşim ve Merve’yi [Terim] aradım, iletişim kurdum. Var mı böyle bir şey, komik. Komedi, komedi! Alex Ferguson ile hakem kafa kafaya geldiler, 30 saniye, neler dediler birbirlerine, neler… O yerine geçti, o yerine geçti, 12 bin paund para cezası…”  

“Eğer ben ona kötü söz söyleyip, atıldıysam her türlü cezaya razıyım. Ondan sonra, evet söyledim. Hepsine söyledim. Birikimin dışarı vurması, dışarısı, içerisi, hepsi. Herkes emek veriyor, sadece onlar değil. Öttüreceğin bir düdüğe dikkat edeceksiniz. Biz sizi sayıyorsak, siz de bizi sayacaksınız. ‘Fatih Terim’i attım.’ Atarsınız, atıyorsunuz zaten. Herhâlde böyle karar aldılar. Zekeriya Alp, benim arkadaşım, çok da güvendiğim biri. Geçen sefer beyanat veriyor: ‘Hakem, mükemmel maç yönetti.’ Serkan Çınar mıydı, hangisi? Zekeriya Alp maçı, biliyorsunuz, televizyondan seyrediyor. Ben 40 senedir bu ülkeye hizmet ediyorum, bundan sonra daha ciddi etmeye devam edeceğim.”