17 Mart 2019 Pazar 21:57

Teknik Direktörümüz Fatih Terim'den açıklamalar

Teknik Direktörümüz Fatih Terim'den açıklamalar

Futbol Takımımızın, Bursaspor karşısında deplasmanda aldığı 3-2’lik galibiyetten sonra Teknik Direktörümüz Fatih Terim yayıncı kuruluşa açıklamalarda bulundu.

Teknik Direktörümüz Fatih Terim şu ifadeleri kullandı:

“İlk yarıdaki oyunun izahı zor. Kötü oynadık, geriye düştük. İlk yarının sonundaki gol bizi maça daha çok bağladı. İkinci yarı daha iyi oynadık, üç gol bulup Bursaspor’dan 3-2’yi almak çok kolay bir iş değil. İki taraf için de çok kritik bir maçtı. Futbol sahada oynanması gereken bir oyun, sahada oynan bir oyun daha doğrusu. İyiyseniz, kazanırsınız. Kötüyseniz zaten kaybedersiniz. Bugüne kadar da biz hak etmediğimiz hiçbir şeyi istemedik. İlk yarı kötü oynadık, ikinci yarı iyi oynadık. Dolayısıyla çok kritik bir üç puan kazandık. Puan sıralamasına bakmaksızın, sezon sonuna kadar oynadığımız maçları kazandığımızda nereye geleceğimizi herkes çok iyi biliyor. O inancımı hiç kaybetmedim ben, oyuncularım da kaybetmeyecek, kaybetmedi. İnşallah böyle devam ederiz.

Bu arada şimdiye kadar oynanan oyunları ve oyuncuları tekrardan analiz etme fırsatımız olacak. Herkesi değerlendirme şansımız olacak. Kupaya kadar olan bölümde birçok arkadaşımızın Milli Takım’da olmasına rağmen onlara hazır olacağız. Neyin eksik, neyin daha iyi yapılması gerektiğini biliyor olacağız.

Bazı oyunlar vardır ki çözmesi çok zordur. Bugün kritik bölgede bulunan Bursaspor için maçta önce de söylemiştim ben. Kaybettikleri maçların da genelinde iyi oynamışlardı. Haklarını vermek lazım. Hiç beklemediğiniz anda Galatasaray iki golle geriye düşüyor. Kolay değil, onu da söylüyorum. İzahı zor, kötü bir oyun oynadık. Benim istediğim oyunlar ikinci yarı oynanan oyunun da çok üstünde. Galatasaray’ın oynadığı oyunlar ortada. Üçüncü golden sonra dördüncü golü atabilir miydik? Evet. O zaman daha rahatlayabilirdik ama kolay değil arka arkaya kritik maçlar oynamak. Kazanmasını bilmek çok önemliydi.

Emre’yi biz aldığımız zaman bir hayli papara yedik. Bir buçuk iki senedir oynamayan sakat oyuncuyu alıyorsunuz diye. Bizi bilen Galatasaraylılar “durun yahu, hocanın bir bildiği vardır” dediler. Her zamanki gibi yine onlar kazandı. Bu eleştirileri yapanlar sonunda özür dilese bizim için hiç sorun yok ama onu da yapmıyorlar. Emre’yi tanıdığım için ben Galatasaray hiçbir riske girmedi ki. Galatasaray sıfıra aldı, o çocukcağız da ağzını açıp ben şunu istiyorum demedi. Bunların da bilinmesinde fayda var. Bizim fizik ekibimiz, atletik ekibimiz ve hocalarımız onu hazırladılar. O çocuk da bana göre daha yüzde 50’si, yüzde 60’ıyla anca oynuyor. Her oyundan çıkışı da herkes bilsin ki sakatlığıyla alakalı değil, fiziki eksikliğiyle ilgili. Kondisyon ve kuvvet eksikliğiyle ilgili. Onu da zaman içerisinde kazanacak inşallah, kolay değil. Çok genç bir oyuncu ve Galatasaray’ın kaybedeceği hiçbir şey yok. Allah da O’nun bu çalışmasına yardımcı oldu, Galatasaray bir tane Türk oyuncuyu daha kazanmış oldu.”

Maçtan sonra düzenlenen basın toplantısında Teknik Direktörümüz Fatih Terim şunları söyledi:

 “İlk yarının izahı yok, oynadığımız kötü oyunun izahı yok. Bazen izah edemezsiniz. Futbol sahada oynanan ve oynanması gereken bir oyun. İyi oynarsanız kazanırsınız, kötü oynarsanız zaten kaybedersiniz. Biz ilk yarı kötü oynadık ve geriye düştük. İkinci yarı iyi oynadık öne geçtik. Oyuncularımın ikinci yarıdaki performansından ve isteğinden, ilk yarıdaki oyundan ne kadar memnun değilsem o kadar memnunum. Kaçırdığımız bir iki gol var. Daha da rahatlayabilirdik ama çok şükür maçı üç puanla kapatmak önemli. Maçtan önceki röportajımda da söyledim, Bursaspor bu sene kaybettiği maçlarda bile gayet iyi oynayan bir takım. İyi oynadığı birçok maçı da kaybetti. İyi bir takımla oynadık, puan sıralamasında burada olabilirler ancak her zaman dikkat edilmesi gereken bir takım. Bu kadar kritik bir noktada mücadele etmek kolay değil. Oyuncularımı kutluyorum. Bu arada biz oyuncuları ve oyunları analiz ederek neyi iyi neyi kötü yaptığımızı, neyi doğru neyi yanlış yaptığımızı tekrar inceleyeceğiz. Kupayla başlayacak olan aradan sonraki maçlarımızda İnşallah sonuna kadar puan kaybetmeden devam ederiz. Devre arasında arkadaşlar hepinizi tebrik ederim, çok iyi oynadınız diyecek halimiz yok. Oyun içerisinde birkaç değişiklik yaptık, sonrasında da kendi aramızda klasik bazı şeyleri konuştuk. Onlar da iyi hazırlanmışlar ikinci yarıya. Soyunma odamızda olan soyunma odamızda kalsın.

Hocalar sosyal medyaya göre takım yapmazlar. En azından ben yapmam. Herkesin fikri kendine, saygı da duyuyorum. Ülkemizde biliyorsunuz antrenör sayısı da fazladır. Milyon tane antrenör var. Bu takımın sorumlusu bensem, kaybettiğimiz zaman bu sorumluluğu alacak olan benim. Kazandığımız zaman da bütün övgüleri alacak olan oyunculardı. Ancak kimin ne zaman çıkacağına biz karar veririz. Bunlara bakan ona göre davranan bir adam da değilim. Öyle de olmaması gerekir zaten, çok doğru bulmuyorum. Geri dönüşlere esasında Galatasaraylıların alışık olması lazım. Türkiye’de belki de en çok geri dönüşleri yapan takımdır Galatasaray, Avrupa’da da Türkiye’de de. Özellikle Avrupa’da. Buna rağmen herhalde 2-0’ın verdiği kızgınlıkla söylediklerini düşünüyorum ama maçtan sonrayı beklesin hepsi. Devre arasına bir girelim, oyuncularımızla sağ salim bir konuşalım. Bazen oyuncu değiştirmezsiniz, oyunu değiştirirsiniz. Bazen oyuncuyla taktik değişikliği yaparsınız, bazen oyuncu değiştirmeden sahada yer değiştirerek taktik ve anlayış değişikliği yaparsınız. Bugün Allah’a şükür mahcup da olmadık. Yazılanlardan sonra tekrar pardon diyorlarsa sorun yok, demiyorlarsa kötü.

Bu hafta baktım ben ısrarla ve inatla yabancı kuralı, yerli yabancı sayıları, tribünde kim oturacak, tribünde kim oturacak? Gibi bir sürü laflar görüyorum, duyuyorum. Bence çok doğru yapmıyorlar. Bunu bu şekilde kullananlar sizlere yalan söylüyor. Sizi kandırıyor, bana göre futbola da ihanet ediyor. Buradan ülkemizdeki tüm futbol taraflarına seslenmek istiyorum. Bu kararın alınmasında ben de varım. Büyük de payım var. Takım fark etmeksizin Türk futbolu adına bazı şeyler söylemek istiyorum. Camialara, yönetimlere, taraftarlara, yayıncı kuruluşlara, medyaya, futbol kurum ve kuruluşlarına… Futbol bilgisi sınırlı olanlar hatta yanlı olanlar sorunun kaynağını konuşmuyorlar ama yanından öbür tarafından böyle çıkarcı bir kesim var. Bunu gündemden hiç düşürmüyorlar. Ya bundan besleniyorlar ya da burada bir çıkarları var. Bunun başka bir açıklaması olamaz, lütfen bu tuzağa düşmeyin ve bu çıkarlara alet olmayın. Herkes için söylüyorum bunu. Sosyolojik kayıtlara işlenmiş çok önemli bir futbol kuralı vardır. Futbol kişilere göre değil evrensel kurallara göre oynanır. 2015’te yabancı kuralı devreye girmiş, ben de çalışıyorum. O dönemde bu kuralın devreye girmesindeki en önemli faktörlerden biri benim. Bütün kulüp başkanlarına da sunumu ben yaptım. Bunun adı esasında yerli teşvik sistemi. Bu süreç kamuoyuna açıklanmadan evvel uzun süre profesyonel arkadaşlarımla beraber çalıştık, inceledik ve herkese anlattık. Başta Sayın Cumhurbaşkanımız olmak üzere konuya tarif olan herkesin bilgisi, görüşü ve onayı alındı. Tüm kulüp başkanlarının toplantısında, Federasyon Başkanı ve ben de vardım, birçok yetkilinin olduğu bir toplantıda sunum bittikten sonra bazı başkanların “bu bir devrimdir” diyerek alkışladığını da hatırlıyorum. Orada çok insan vardı sorabilirsiniz. Bizim yaptığımızın özü şuydu, yabancı sayısını sınırlayarak ya da yasaklayarak yerli oyuncuyu arttıramazsınız. Az önce size teşvik yöntemini söyledim, her yabancı oyuncudan alınan miktarla bir havuz oluşturulacak ve yerli oynatanların hepsine bu para geri dönecekti. Oradan eğitime ve alt yapıya yatırım yapılacaktı. Sonradan bu teşviklerin hepsi rakamlar fazla geliyor diye yavaş yavaş eridi. Ancak bakıyorum, herkes hatta bundan çok memnun olanlar da yabancı sayısı fazla gibi bazı şeyler söylüyor. Bu sistem özellikle alt yapıya kaynak sağlayacak bir sistem olarak çıkarıldı. Sistemi daha bilmeyenler var. Arkadaşlar 14 yabancı mecburi değil, 14 yerli mecburi. Alma, 28 Türk oyuncu ile oynayabilirsin. Bunun çıkma nedenleri var. Bu kime zarar? Artık konuşma zamanı geldi onun için söylüyorum. Bu Milli Takım Hoca’sına zarar, öyle gözüküyor. Ben bunu kabul etmiyorum. Etmediğim için de 2016 öncesi, 2015’te yürürlüğe girdi bu kural. Bir gün de şikayet etmedim. Türk Milli Takımı da bu sisteme rağmen Euro 2016’ya gitti. Kalsaydık belki 2018’e de giderdik. Şu anda yönetimde olan bazıları arkamızdan iş çevirmeseydi belki 2018’e de giderdik. 14 yabancı tercih edersen bunun rakam olarak bir bedeli var. Bu bedeli ödediğin zaman bu bedel havuza, havuzdan da kulüplerin alt yapısına gidecek diye konuştuk. Bu kural büyük rakamlar ödenmesin diye konuldu, rakamlar stabil hale geldi. Bazı oyuncularımız çok büyük rakamlarla yedek oturuyordu, belki Avrupa’ya giderler dedik, tarihimizin en yüksek rakamıyla Avrupa’ya oyuncu gitti. Bakıyorum ki bunlar konuşulmuyor olay yerli yabancıya döndü. Öyle bir şey yok arkadaşlar, isterseniz almazsınız. Daha çok anlatabilirim bu konuda ama benim ilk günden beri duruşum belli. İlk günden beri fikrim de belli aynı yerdeyim aynı duruştayım. Yerli yabancı diye bir kavga da benim kitabımda yok açıkçası. Avrupa ile mücadele ederken yeri geldiğinde aynı şartlarda değiliz diyorsunuz. Yabancı serbest oluyor ee bu sefer yabancı çok diyoruz. Federasyon nasıl bir karar alırsa buna saygı duyarız ancak bu konudaki benim fikrim çok net, duruşum da belli. Yapılmış birçok yenilikler var. Ben şunu kabul etmiyorum. Biz Avrupa Şampiyonası’na katılamadık, çünkü ligimizde çok yabancı oynuyor, onun için biz Türkleri oynatamıyoruz. Ee gittik biz. Kararın alınmasında etkili olan teknik direktör de benim. Bir gün şikayet ettik mi? Gidince hiçbir şey yok gidemeyince yabancılar. Türk futbolcusunun bizim göz bebeğimiz olduğunu yıllardır söyleyen benim. Bu yarışma onların lehine. 2-2.5 Milyon Euro maaşlarla yedek olan oyuncuları unutmayalım. Korkmayalım yasaklardan. Size soruyorum şimdi. Buna karşı olan kim ise, kim seslendiriyor ise, kim bununla ilgili bir şey diyorsa bunun çözümü için herhangi bir argüman söylediğini gördünüz mü? Öyle olmasın da böyle olmasın dediğini gördünüz mü? Yok. Sebebi, bahaneyi kaldıracağız. Bugün Dünya Kupası şampiyonu olan Almanya, Fransa, İspanya, İngiltere kimi sayarsanız sayın hepsinde serbest arkadaşlar. Avrupa şampiyonu olanların hepsinde serbest. Hatta Güney Amerika ile ilgili ekstra komüniter de birkaç tane serbest. Dünya şampiyonu hep onlar oluyor, Avrupa şampiyonu hep onlar oluyor.

Bu konuda benim herhangi bir şey söylediğim pek duyulmadı. Duyulduğu zaman da cezaları 10 maçtan başlıyor. Ben yine susma hakkımı kullanacağım. Ben yeni maçtan çıktım. Sayın Başkan yukarıdan seyrediyor. İnce ince doğrandı mı, kalın kalın mı doğrandı yoksa biz mi doğrandık daha önce? Bilmiyorum. Ben bu işlerden uzak kalmak istiyorum.”