12 Kasım 2016 Cumartesi 10:50
Babadan Oğula Geçen Hayatlar

Galatasaray HDI Sigorta'ya bu sezon katılan 1979 doğumlu Hüseyin Koç, geçmişte Ziraat Bankası, Halkbank, Arkas Spor gibi erkek voleybolunda önemli ekiplerde forma giydi. Universiad, 2008-2009 CEV Challenge Cup, 2013 CEV Cup şampiyonluğu, 2013 Türkiye şampiyonluğu, 4 Türkiye Kupası şampiyonluğu yaşadı.. 250’nin üzerinde milli olan kaptanımız Galatasaray Dergisi'nin Kasım sayısında sorularımızı yanıtladı.
Galatasaray’a transfer sürecin nasıl gelişti?
Uzun yıllardır Galatasaray’da oynamak istediğimi çevrem ve ailem biliyordu. Nedim Hoca’nın İstanbul Büyükşehir Belediyespor’dan ayrılıp Galatasaray’ın başına geçmesiyle doğru sezonun bu sene olduğunu hissedip Ali Yüce Bey’in de etkisiyle transfer gerçekleşti.
Genç bir takımın kaptanlığını yapıyorsun. Oyuncularla ilişkin nasıl?
Can ile birlikte takımın tecrübe yükünü almaya çalışıyoruz. Gençler çalışkan ve azimli; böyle fedakar oyuncularla birlikte oynamak hem keyifli hem zor.
Sezona Balkan Kupası ile başladık ama ligde zorlu rakipler bizi bekliyor. Hedefler neler?
Lig gerçekten çok zorlu, diğer takımların bütçesi çok yüksek ve kaliteli… Ayrıca dünya voleybolunda isim yapmış oyuncular favori olan beş takımda yer alıyor. Her takımda 4 - 5 yabancı oyuncunun yanı sıra devşirme oyuncular da var. Bizim hedefimiz ilk beşin içinde olmak ve her maçı aslan ruhuyla oynamak.
Kariyerin başarılarla dolu... Sana göre en önemli başarın hangisiydi?
Bugüne kadar 14 kupa kazandım. Her kupa benim için önemli... Benim bakışıma göre her maç fırsat… Sahaya çıktığımda duyduğum heyecan beni motive ediyor. Ama babamın ölmeden önce izlediği son maç olan Lube Banka Macarate maçı benim için unutulmazlar arasında yer alıyor. CEV final maçıydı ve 3-2 kaybetmiştik. O maç benim için unutulmazdı.
Küçükken futbol da oynadınız. Voleybola geçiş nasıl oldu?
Bursaspor’un seçmelerine gitmiştim. İnce ve uzun boyluyum diye kaleye geçirdiler. Bizim nesilde mahalle maçlarında en kötü oyuncuyu kaleye geçtiğini hatırlatayım. 10 yaşındayım ve kale biraz büyük geldi. 10 gol yiyince kova diye dalga geçti arkadaşlar. O gün futbol kariyerime noktayı koydum. Eğer santrafor oynatsalardı Türk futbolu bir Drogba kazanabilirdi. Ne diyeyim, Türk futbolu kaybetti...
Kişisel kariyer hedefin neler?
Hayatta tek amacım var; saygı duyulan ve sevilen bir insan olarak yaşamak ve ölmek. Oğlumun Galatasaray formasıyla beni izlemesi dünyadaki en güzel mutluluk benim için… İleride oğlumun “Babam Galatasaray Voleybol Takımı’nın kaptanıydı” diye anlatacağı günleri iple çekiyorum. Bir de kupa kazanıp sevincimi ikiye katlamak istiyorum. İnşallah bir gün bunu gerçekleştirip bu gururu ve onuru tüm Galatasaray camiasına yaşatırız...
Röportajın tamamını Galatasaray Dergisi'nin Kasım sayısında okuyabilirsiniz.
RÖPORTAJ: Onur Saygın
FOTOĞRAFLAR: Fatma Erdoğan