19 Mayıs 2011 Perşembe 20:45

Başkan Ünal Aysal: Yeni Teknik Direktörümüz Fatih Terim

Başkan Ünal Aysal: Yeni Teknik Direktörümüz Fatih Terim

Galatasaray Spor Kulübü Başkanı Ünal Aysal, NTV Spor Kanalı'nda katıldığı %100 Futbol Programı'nda Galatasaray'ın yeni teknik direktörünü açıkladı.

Başkan Ünal Aysal, bugün 19.05'te Teknik Direktör Fatih Terim ile el sıkıştıklarını ifade etti. Başkan Ünal Aysal, Fatih Terim ile her konuda tam mutabakata vardıklarını belirterek bu mutabakatın yarın (20 Mayıs Cuma) hayata geçirileceğini ve Fatih Terim'in yarın 15.00'da göreve başlayacağını söyledi.

Pek çok konuda açıklamalarda bulunan Başkan Ünal Aysal, İsveçli golcü Elmander ile anlaşıldığını ve bu transferin yarın borsaya bildirileceğini açıkladı.

Başkan Ünal Aysal'ın NTV Spor Kanalı'nda yaptığı açıklamalar şöyle:

"Biz Terim ile aynı heyecanı paylaştığımızın farkına vardık" diyen Aysal, "Ben değişik bir insan buldum. Yani benim de medyadan takip ettiğim sanki işte imparator anahtarı alırım, kimseyi oraya sokmam, elimde sopayla herkesi kovalarım imajı vardı. Ama katiyetle böyle bir şey görmedim. Uzlaşıcı, beraber çalışma arayışında olan ve yardımcı, yardımlaşmayı seven bir insan gördüm. Benim için sürpriz oldu. Ben Fatih hocayı eskiden tanımıyorum. Bu geçtiğimiz dönemde yakından tanıma imkanına kavuştum. Doğrusunu isteseniz aldığım karardan da son derece eminim, herhangi bir endişem yok. Yardımcılarıyla ilgili bir şey, o önümüzdeki günlerde toparlayacağımız bir şey, muhakkakki orada da ideal kadroyu bulacağız" dedi.

Rıdvan Dilmen'in kadronun üçte biri gidecek diye bir yazı okudum sizin düşünceniz olarak. Ne diyorsunuz sorusuna Aysal, "Gidebilir ama bu teknik ekibini yapacağı çalışma, önümüzdeki günlerde yapacakları, maçlar, antrenmanlar vs. bunlarda teknik ekibin yönlendirip bize tavsiye edeceği liste olacak. Muhakkak bir takım arkadaşlarımızla el sıkışmak, ayrılmak durumunda kalacağız ama benim tahminim o civarda bir değişim olabilir. Takımı izlediğim vakit onu görüyorum" şeklinde cevap verdi.

İngiliz ekibi Bolton'dan İsveçli oyuncu Johan Elmander ile anlaştıklarını, Lyon'un İsveçli oyuncusu Kallström'le ise ilgilendiklerini açıklayan Aysal, taraftarları heyecanlandıracak sözler söyledi.

Transferde önceliklerinin hoca olduğunu ve bunu bitirdiklerini anlatan Aysal, ''Fatih hocanın kafasında bir çok oyuncu var. Bülent Tulun, Ali Dürüst ve Ali Gürsoy da ekibin parçası. Çalışmaları var. Listeleri birleştireceğiz ve karar vereceğiz. Hocamızın kafasında yıldızlar var. Bizde de var. Şimdi isim açıklarsam başkaları da talip olur ve fiyatı artar. Bir hafta içinde kaleci olarak çok önemli bir isim çıkabilir karşınıza. Taraftarımız güvensin ve beklesin'' diye konuştu.

Chelsea'de forma giyen Drogba'nın adının Galatasaray'la geçtiğinin sorusu üzerine Aysal, ''Drogba'nın çok talibi var. Biz de olabiliriz'' derken, Trabzonsporlu Seçuk İnan'la ilgili soruya da oyuncunun sezon sonu sözleşmesinin dolacağına dikkati çekerek, ''Serbest kalan futbolcularımızın, özellikle kaliteli olanlarınla ilgilenmemek mümkün değil, gayet tabi ilgileniriz ama daha henüz lig bitmediği için terbiyeli bir hareket olmaz teklif götürmek, nazik bir jest olmaz. Trabzonspor'a büyük saygımız var, büyük bir kulüp. Herhalde lig bittikten sonra bir karar alacağız"şeklinde konuştu.

Aysal, "Bülent Tulun benim futbol konusunda danışmanım, önemli bir görevi var. Çoktan beri de bu görevi götürüyor, kulübü çok iyi tanıyor. Bundan sonraki yapılaşma içinde muhakkak futbolun içinde olacak ama hangi pozisyonda olacak ona da önümüzdeki günlerde karar vereceğiz, o da ekip kararıdır. Ama muhakkak içeride olacak" dedi.

Fatih Terim'in ve kendisinin altyapıya çok önem verdiğini belirten Ünal Aysal, "Kulüpler ticari kuruluşlar bir yerde. Yani bir futbolcuyu alttan alacaksınız, yetiştireceksiniz, onu değerlendireceksiniz veya satacaksınız, para kazanacaksınız. Futbolcunun önünü açacaksınız, hem de kendinize en yararlı şekilde tutacaksınız. Ama bunda para kaybetmemeniz lazım en azından. Galatasaray geçtiğimiz son 5 sene içinde bu konuda biraz ekside görünüyor, futbolcu alım satımı işlerinde. Bunu tekrar müsbete çevirmemiz lazım. Hocanın deneyimlerini burada en iyi şekilde değerlendireceğiz" şeklinde konuştu.

Rıdvan Dilmen'in Tugay Kerimoğlu'nun durumunu Fatih Terim ile görüşüp görüşmediği sorusu üzerine Aysal, "Her iki hoca da Galatasaray'ın hakikaten çocukları. En zor zamanda, en sıkıntılı zamanda göreve sahip olan insanlar. Onları muhakkak takdirle bu hizmetlerini anmamız gerekiyor. Bence şu veya bu şekilde onlara camia içinde onlara uygun pozisyonu teklif etmemiz lazım. O da şu anda emin olun önceliklerimiz arasında ama henüz netleşmemiz bir şey" diye cevapladı.

"Bütün yabancılar oyuncular gider diye bir kural yok" diyen Aysal, "Yabancılardan bir eleme yapılacak. Mümkünse yararlı olabilecek oyuncular tutulacak ama baktık ki başka yerde daha mutlu olacaklar, bizim kurduğumuz düzende pek onların yeri yok, bu oyuncularımızı da en iyi şekilde değerlendirmeye çalışacağız. Tazminat sorunu çıkanlar olacak muhakkak. Orada uzlaşma yoluyla bir çözüm bulacağız" dedi.

Aysal, "Galatasaray kadrosunun şampiyon olmayacak bir kadro olduğuna inanmıyorum. Galatasaray kadrosu bu sene şampiyon da olurdu ama bizim sorunumuz, kadroda değişiklik yapma sorunumuz maalesef psikolojik olarak tekrar kazanamayacağımız oyuncuları değiştirmek. Yoksa psikolojik olarak kendi sistemimize kazandıracağımız oyuncuları muhakkak tutmaya çalışacağız. Çünkü geçen senenin tramvasını yaşamış, özellikle yabancı oyuncuların bu tramvadan kurtulmaları biraz zor gibi gözüküyor" şeklinde konuştu.

Arda konusuna da değinen Aysal, "Hocamız da tutmak istiyor, bende tutmak istiyorum Arda'yı. Ama Arda'nın da burada söz hakkı var. Kontratımız var, orada bir sorun yok ama bize gönülsüz oynayan bir oyuncu benim için o kadar üzerinde ısrar edilmesi gereken bir oyuncu değil. Hoca muhakkak Arda ile kendisi direkt konuşacaktır, ondan sonra gerekirse ben konuşacağım. Bence Arda'nın devam etmesi kendisinin çok lehinedir. Kaptanlığı devam eder, bizim öyle bir sorunumuz yok. Zaten bir takımda bir tane kaptan olmaz, bir iki tane kaptan olur. Galatasaray'da diğer kaptanların da olacağı bir sistem herhalde hoca kuracaktır" dedi.

Aysal, "Çim sahanın içindeki sayın Terim'in hiçbir hareketine biz katılmayız. Ne altındaki insanlara talimat geçer, ne oraya elimizi uzatırız. Çim saha kendisine aittir, sorumluluğu da kendisine aittir, başarısı da kendisine aittir ama çim sahaya ininceye kadar olan bütün çalışmalar kararlar bir ekip tarafından alınır. Sayın hocam da orada o ekibin önemli ismidir. Transferler o ekibin işi" dedi.

'Geçmiş dönemdeki başkanların düştüğü hangi yanlışlara düşmeyeceğinin garantisini verebilir' sorusu üzerine Aysal, "Mümkünse hiçbirine düşmek istemem. Ama özellikle bir tanesi çok önemli, tek başıma çabuk karar alıp başkalarının adına hareket etme gibi bir hatayı işlemek istemem" diye cevapladı.

Rıdvan Dilmen'in "Galatasaray'ın haftada ortalama 10 olan sakat oyuncularının problemi sağlık kurulundan mı, neden olduğunu bilemiyorum veya ligden erken kopuş mu? Buna mutlaka bir çözüm bulunması lazım diye düşünüyorum" şeklindeki sorusunu ise Aysal, "Benim dışarıdan Galatasaray seyircisi olarak baktığım vakit iki tane etken var. Bir tanesi psikolojik etken tabi, yani kaybolan bir sistemin içinde olmama çabası ama ağırlıklı olarak da ben sağlık ekimizin de çok başarılı olduğunu da söyleyemiyorum. Çünkü futbolcuların dayanıklılık çalışmalarının yeterince belki iyi yapılmadığı izlenimi de var ama özellikle sağlık ekibinin bu konuda daha duyarlı, daha proaktif olması gerektiğine inanıyorum. Bu konuda herhalde teklifini alacağız önümüzdeki günlerde. Hoca teklifini getirir, bizlerde yardımcı oluruz. Bizim de araştırmalarımı olur, bu beraber verilecek bir karar, çok önemli bir karar. Çünkü bütün oyuncularımızın sene içinde bize vereceği performansı direkt etkileyen bir karar" diye açıklık getirdi.

Her zaman uzun vadeli çözümlerden yana olduğunun altını çizen Ünal Aysal, "Yani Fatih Terim gibi bir hocayla kısa vadeli bir iş düşünmeniz hem ona, hem de kulübe saygısızlık olur. Zaten hiçbir çözümümüz kısa vadeli değil. Bütün çözümlerimiz uzun vadeli ve buna en uygun profil olarak da hocanın profili bana göründü. Bu evvelden alınmış bir karar değil. Çoktan beri takip ettiğim, tereddüt ettiğim, yabancı hocalarla da mukayese ettiğim vakit bugün Fatih Terim hocanın burada ağırlıklı bu görevin en iyi adayı olduğunu tespit ettiğim ve kendisine teklifi götürmüştüm 2 gün önce. Konuştuk, o da düşündü, bende biraz düşündüm. Özellikle hoca için yeni bazı şeyler olabilirdi. Gördüğünüz gibi sizler için de yepyeni benim bazı yaklaşımlarım, hoca için de alışmadığı bir şeyler olabilirdi. Ama çok mutlulukla tespit ettim ki özellikle kurumsallık konusundaki ısrarlarım hoca tarafından büyük bir memnuniyetle karşılandı. Kendisinin özellikle ikinci defa Galatasaray'ın başına geldiği vakit sorunların çoğunlukla kurumsallığın olmamasından kaynaklandığı konusunu analiz ettik beraber. "Eğer ben bir ekip içinde çalışsaydım, bu desteği görseydim çok daha başarılı olurdum" dedi ki ben buna inandım, yürekten böyle olduğuna inanıyorum. Çünkü o günkü yapıyı da biliyorum. Burada 'yiğidi öldür, hakkını ver' yani biraz da bunun olması lazım. Demek ki kurumsal yapıda bir ekip halinde çalışılacak. Herkes kendi kısmının gereğini yapacak ama karşılıklı görüşme, konuşma ve fikir birliğinle en iyisini bulacağız. Zaten benim de yaklaşımım "anahtarı ver kurtul" değil katiyetle. Çözüme katıl, gerekli desteği ver, gerekli denetlemeyi de yap, en iyi neticeyi al' politikasıdır. Hocayla bu konuda tam bir görüş birliğine vardığımız için de çok mutluyum bu akşam" şeklinde konuştu.

Aysal, "Bu bir bayrak yarışı demiştim. Bayrak yarışını gözünüzün önüne getirin. Bir oyuncu koşarken, öbürü de beraber koşuyor bir müddet ki alayım. Ondan sonra bir hızı yakaladıktan sonra alıyor ve devam ediyor. Bu sözüm bu kasıtla söylenmiş bir sözdü, uluorta söylenmiş bir söz değildi, bilinçli bir sözdü. Ben bu olayı bayrak yarışı olarak başlattım. Ben Galatasaray'ı üye olduğum günden beri çok yakından takip ediyorum. Oyuncu alım satımları falan değil, gündelik takip ettim. Bu dönem içinde gazetelerde bana sorulduğu vakit, beyanatlarım oldu, yazılarım oldu, röportajlarım oldu, Galatasaray camiası beni tanıdı, yani ben son 2-3 ay içinde ortaya çıkmış bir adam değilim. Tanıyan tanıyordu ama tanımayan da tanımıyordu. Ön planda olmamama rağmen işin içindeydim her zaman için. Yani bugün ben soğuk bir suya atlamış değilim, suyun sıcaklığını çok iyi biliyorum. Galiba seçmenim de, üyelerimiz de bu şekilde davrandı ki bana ve benim ekibime teveccüh ettiler. Kendilerine bir kere daha teşekkür ediyorum burada, bence de iyi yaptılar" ifadelerini kullandı.

Başkan Aysal, Galatasaray ile uzun zamandır ilgilendiğinin altını çizerken, "Galatasaray'daki bütün gelişmeleri takip ediyorum. Hatta özellikle üye olduktan sonra da çok daha yakından ilgilenmeye başladım. Bu benim tabiatımda var. Bir yere üyeysem, eğer bir sistemin içindeysem o sistemle çok yakından ilgilenmek gibi eskiden gelen bir alışkanlığım var. Ama başkan olmak gibi bir niyetim, heyecanım olmadı hiçbir zaman. Ancak bu geçtiğimiz aylar içinde kulüpteki hiç istenmeyen gelişmeler karşısında ben bir açıklama yaptım zaten. Benim ismim medyada telaffuz edildi, kulübümüzün diğer duayenleri tarafından. Ben de o zaman şöyle bir açıklama yaptım, "Kulübün bugünkü şartlarda deneyimli, enerjik ve bu işi başarabilecek genç kadrolar bu göreve talip olurlarsa ben destek veririm" dedim. Ve olmazlarsa da "Elimi taşın altına koyarım" dedim, böyle bir söz vermiş bulundum. Sonra zaman içinde bu göreve talip olan kadrolara baktığım vakit, sanki genelde bir isteksizlik var, herkes bugünkü ortamdan çekiniyor gibi bir durum doğdu. Onun üzerine sözümü tutmak zorunda kaldım ve aday oldum" dedi.

Kulübün bu seneki içinde bulunduğu durumu trafik kazası olarak niteleyen Aysal, "Bugünkü durum bir trafik kazası, yani hep öyle görüyorum. Aynı kelimeyi kullanıyorum, çünkü buna inandığım için söylüyorum. Kulüp projelerinde başarılı etaplar katetti ama bir nakit sorunu yaşandı son özellikle bir kaç ay içinde. Tabii bu yukarıda bazı uyumsuzluklar yarattı. Bu uyumsuzluklar aşağı doğru süzüldüğü vakit yeşil sahaya kadar indi ve Galatasaray hiç arzu edilmeyen ve hiç alışmadığı, bugüne kadar hiç tatmadığı, 20 seneden beri tatmadığı bir levhada 14. pozisyona kadar indi. Bu tabii camianın alışmadığı bir şey. Tabii infial oldu. Geldiğimiz durum işte bu neticede" diye konuştu.

Bugünkü planlarının sadece önümüzdeki 3 yıl için olduğunu söyleyen Aysal, "Ben 3 yıllık bir program yaptım kendime. Bu 3 yılda inşallah hedeflediğim yerlere gelebilirse arkadaşlarımızla beraber, 3 yıl sonunda ben müsaade isteyeceğim. Ama her şey çok iyi gider, camia "Gel bunun 3 sene de keyfini sür" derse bu da bir ihtimal ama o gün ne yapacağıma karar vermedim ama bugün benim programım sadece 3 sene" şeklinde konuştu.

Kendisinin genel felsefesinin netice odaklı çalışmak olduğunu söyleyen Ünal Aysal, "Kendime koyduğum hedeflere varabilmek için de öncelikle sözün kısa kesilip eylemin yapılmasına inanırım. Eylemciyim ve görevim bir şeyleri yoluna koymak, o görevi yapmam gerekiyor. Bu konuşarak olmuyor. Konuşarak camia içindeki bazı uzlaşmaları, birleşmeleri ve bazı barışmaları yaratmam gerektiğine inanıyorum. Konuşmanın da bir faydası var ama bir yere kadar, ondan sonra esas eylemi gerçekleştirmeniz lazım. Tahmin ediyorum ki, uzlaşma ve huzur verme yönünden biz bir etap kaydettik zaten. Şu anda öyle hissediyorum. Gerektiği vakit her zaman medyayla beraber olacağım, bana düşen görev bu ama bunu da fazla istismar etmemek lazım, esas görevimiz bizim büroda, makine dairesinde hep onu söylüyorum" dedi.

Aysal, "Galatasaray, 500 senelik bir eğitim müessesesi gerçeğini bir kenara bırakırsak, 106 yaşında, bir asrı devirmiş, yeni bir asra hazırlanan büyük bir kurum. Büyük imkanları var, o imkanların bazında ben gayrimenkuller, paralar ben bunlardan bahsetmiyorum, insan gücü var. Bir kültür birliği ve bizim çok ciddi bir insan kaynağı zenginliğimiz var Galatasaray'da, bunu değerlendirmek lazım ve bunu 21. yüzyıla girerken kulübe muhakkak katkı olarak sunmamız gerekiyor. Yapılacak çalışmaların bazında bu geliyor. Bu ne demek? Belki aynı şeyi tekrarlıyor gibi görünüyorum ama çok önem verdiğim bir şey. Bu kurumsal yapının tesisi işler hale getirmesidir. Baktığımız vakit kulüplere kurumsal yapı hepsinde var ama yapı işlemiyor. Yapılar başkanların elinde ve başkanın bir talimatıyla 3 kişi atılıyor, 5 kişi alınıyor. Şu sporcu alınıyor, bu sporcu satılıyor. Ben Galatasaray'da hedeflediğim ve idealize ettiğim durum, bunun kurumsal yapı içinde ve bir saygınlık içinde cereyan etmesi, bunun kendi kendine işleyen bir mekanizma haline gelmesi, kişilere bağlı olmaması, yarın öbür gün bir başkan görevini bitirdi, ayrıldı. Yeni gelecek başkanın sil baştan yapmayacağı bir düzen içinde çalışmaya başlanması. Profesyonel diyorsunuz, profesyonelliğin bazında para yatıyor. Bu bir holding yapısı içinde gerçekleştirilirse, ki altında zaten oraya gelinmiş bir takım şirketler var. Bu şirketlerin bir kısmı SPK'ya vs. falan kontrol ediliyor bunlar tarafından. Bu yapının iyi çalıştırılması lazım. Zaten mecburuz bunu iyi çalıştırmaya, düzenli çalıştırmaya. Bunun da esasları o kadar zor şeyler değil. Bütün mesele sistemin doğru kurulması ve kuralların iyi anlatılması. Arkası kolay gelir bunun ve bunun da bazında iyi bir planlama, iyi bir bütçeleme, iyi bir kontrol etme geliyor. Bunun dışında kolay yürüyecek bir sistem" diye konuştu.

Basketbolda çok başarılı olan bizden evvelki yönetimin bir üyesi var, Hakan Üstünberk ve ekibi. Onlarla devam etmek istiyoruz. Bu da işimizin doğasında var. Belki bazı arkadaşların endişeleri de olabilir. Diğer bürokratlarımızın, profesyonellerimizin de bu tip endişeleri olabilir. Başarılı, performansı iyi olan ve kulübe artı getiri sağlamış bütün elemanları biz mümkün olduğunca bünyemiz içinde tutmaya çalışacağız" diye konuştu.

Aysal, Güntekin Onay'ın Ersan İlyasova ile ilgilenildiği haberlerini doğru olup olmadığı sorusuna ise, "Benim bilgim var, böyle bir ilgi devam ediyor. Ben görüşmüyorum ama kulübün böyle bir ilgisi olduğunu biliyorum" diye cevapladı.

Ünal Aysal, "Biz eğer futbolda bir iyileşme istiyorsak, bunu basketbolda, voleybolda, diğer branşlarda beraber götürmek zorundayız. Sadece bir branşta iyileşme, 'bir çiçekle bahar olmaz' konseptini hatırlatıyor bana. Biz bahçemizi çiçeklendirmek zorundayız ama bütün gücümüzle bunun için çalışıyoruz zaten" dedi.

Aysal, "Ben hakkımı yerde bırakan adam değilim. Herkes bundan bir kere emin olsun ama arama tarzım ve yöntemlerim farklı. Bağırarak, çağırarak hak aramam. Ama bunun kanuni yolları var, hukuksal yolları var, araştırmacı yönleri var, müzakere yolları var. Bunlar çözülecek şeyler" diyerek sözlerini tamamladı.