15 Kasım 2013 Cuma 11:43

Doğan Koloğlu Son Yolculuğuna Uğurlandı

Doğan Koloğlu Son Yolculuğuna Uğurlandı

Geçtiğimiz Çarşamba günü hayata gözlerini yuman Türk sporunun ve Galatasaray’ın efsane isimlerinden Doğan Koloğlu için bu sabah Ali Sami Yen Spor Kompleksi Türk Telekom Arena’da bir tören düzenlendi.

Başkan Ünal Aysal, Yönetim Kurulu Üyeleri, kulüp çalışanları, Galatasaray camiasından birçok isim ile Doğan Koloğlu’nun ailesi ve yakınlarının katıldığı törende Yönetim Kurulu Üyesi Sedat Doğan, Merhum Doğan Koloğlu'nun oğlu Nedim Ölçer, TSYD Eski Başkanlarından Atilla Gökçe birer konuşma yaptılar.

Yönetim Kurulu Üyesi Sedat Doğan, konuşmasında Koloğlu'nun fikri, vicdanı ve irfanı hür bir Galatasaraylı olduğunu belirterek şu ifadelerde bulundu: "Değerli Koloğlu ailesi, Sayın Başkan'ım, cemiyet başkanlarım, Galatasaraylılar ve değerli basın mensupları,
Böyle zamanlarda yapılan konuşmalar en zoru... Yıllarca bizi kanatlarının altında koruyan, bizlere yardımcı olan, yol gösteren Doğan Ağabey için esasında söylenecek çok söz var. Ben kendi tanıdığım şekilde Doğan Ağabey'i biraz anlatmaya çalışacağım. Doğan Ağabey'i toplumun büyük bölümü bir spor adamı olarak tanıdı; ama Doğan Ağabey, hepsinden önce bir fikir adamıydı. Demokrasinin, aydınlanmanın, çağdaşlaşmanın, özgürlüğün savunucusuydu. Tevfik Fikret'in söylediği gibi fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür bir Galatasaraylıydı Doğan Ağabey. Galatasaray denildiğinde de, ben hep şunu biliyorum ki, Galatasaray Mektebi'nin yaydığı ışığa, onun temsil ettiği değerlere hayran bir insandı. Hayatı boyunca da hep o değerlerin üstünlüğünü savundu, onların peşinden gitti. Ve hep şuna inandı: "Bir Galatasaraylının ilk görevi, kendi bulunduğu noktada en iyisi olmaktır. Neden en iyisi olmak? Çünkü Galatasaray'ın görevi bu ülkeyi ileri taşımak, bu ülkeyi ileri götürmek. O zaman sizler de Galatasaraylılar olarak kendi bulunduğunuz noktada en iyi olursanız, Galatasaray Lisesi'nin bu görevine en büyük katkıyı yapmış olursunuz" derdi. Sporu da Galatasaray açısından şöyle görürdü: "Spor, hem disiplin hem de bir ekip ruhu aşılayacağı için spor yaparak birbirinize daha bağlı olacaksınız. Galatasaray spor olarak ilerledikçe, sizler de Galatasaray Mektebi'nin ülkeyi ileri götürme misyonuna daha büyük bir hizmette bulunacaksınız" derdi.
Şunu da belirtmek gerekiyor: Galatasaray, Doğan Ağabey'e; Doğan Ağabey de Galatasaray'a hep sahip çıktı. Bu konuyla ilgili iki örnek vermek istiyorum. Bir tanesi, baskı dönemlerinde, Çetin Altan Ağabey'imizi "satmadığı" için Akşam Gazetesi'nin Genel Yayın Yönetmeni iken kendisi hapse atıldı. Niye atıldı? Özgürlüğü, fikir özgürlüklerini savunduğu için hapse atıldı. Galatasaray'ın bu misyonu bu değil miydi? Evet, buydu. Peki, Galatasaraylılar ne yaptılar? Doğan Ağabey'imiz hapisteyken, bir pilav gününde Galatasaraylılar birleştiler ve dediler ki, "Eğer Galatasaray özgürlüğün kalesiyse, Çetin Ağabey ile beraber içeride yatan Doğan Ağabey'imiz de bu kalenin bayrağıdır. Onlar pilav yemeden, biz pilav yemeyeceğiz" dediler. Ve ilk pilav hapishaneye gitti. Ne zaman ki hapiste Doğan Ağabey'imize ve Çetin Ağabey'imize pilav yedirildi, ondan sonra Galatasaraylılar da kendi pilavlarına kaşık salladılar. Ama Doğan Ağabey de ne yaptı? 1980 yılında yine bir darbeci zihniyet varken, Galatasaray Adası'nı yıkmak isteyen asker kökenli bir belediye başkanına Doğan Ağabey, Hürriyet Gazetesi'nden manşetler atarak, kendisi yazılar yazarak o dönemde karşı durdu. Ve Galatasaray Adası'nın yıkılmamasını sağlayan en önemli unsurlardan birisi oldu. Doğan Ağabey'in neden spor yazarlığına yöneldiğine ilişkin bize anlattığı anısını hikâyeyi sizlerle paylaşmak istiyorum. Akşam Gazetesi döneminde kendisi hapisteyken Amerikan Dışişleri Bakanlığı'ndan birisi geliyor, kendisini ziyaret ediyor ve diyor ki, "bizim çizgimiz sizinkiyle uyuşmuyor, onun için size kitaplar getirdim, bunları okuyun, sekiz ay sonra da hapisten çıkacaksınız, çıktığınız zaman artık bizlerin ne düşündüğünü iyi anlarsınız." Doğan Ağabey de diyor ki, "ben özgürlüğümü asla terk edemem. Benim fikrim hür, vicdanım hür ise, ben artık siyasi alanda gazetecilik yapamam. Bildiğim başka bir alan olan, spora dönerim" diyor. Ve aslında iyi de yapıyor. Doğan Ağabey, spora döndükten sonra yenilmeye ve ezilmeye alışmış olan Türk futbolcusuna yeni bir kavram getiriyor: "Hücum futbolu." Neden hücum futbolu? "Artık ezilmek yerine, kazan. Kazanmakiçin hücum et" diyor. Sadece bununla da kalmıyor. Hücum futbolu mottosunun yanına, "sınırsız güç tüketimi" diye kendisinin adlandırdığı, yani "hücum edebilmek, kazanabilmek için fizik kondisyonun yüksek olmalı, dayanıklı olmalısın, bütün maç boyunca da bunu sahaya yansıtmalısın" diyor. Bugün Türkiye'de başarılı olmuş olan antrenörlerimiz, futbolcularımız, hatta yöneticilerimiz esasında Doğan Ağabey'den aldıkları bu feyzle başarılı oldular. Doğan Ağabey, Türkiye'yi ileri götürme misyonunu sporda da bu getirdiği felsefi katkıyla sağlamış oldu. Nasıl ki, Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşunda, bir başka Galatasaraylının Tevfik Fikret'in fikirsel önderliği, özgürlükçü düşüncesi, çağdaşlaşma anlayışı varsa, herhalde Türk futbolunda da Doğan Ağabey'in de bu felsefi yaklaşımının büyük payı vardır. O sebeple; bence Doğan Koloğlu, Türk futbolunun Tevfik Fikret'idir. Benim için bu konuşmayı yapmak kolay değil. O yüzden son bir anekdot nakledeceğim sizlere. Doğan Ağabey, Sabah Gazetesi'nde yazarken, sürekli yemekler yerdik beraber. Nişantaşı'nda, Sevgili Turan Yücel, o da burada, üçümüz otururken bize Galatasaray'daki dostluklarla ilgili bize bir şey söyledi. Dedi ki, "Galatasaray'daki dostluklar ancak mezarda biter. Hak Vaki olduğunda göreceksiniz, ya siz benim üzerime bir avuç toprak atacaksınız, ya ben sizin üzerinize bir avuç toprak atacağım. Biz bu toprağı atacağız Doğan Ağabey; ama Galatasaray Lisesi'nden kardeşlerinin sana yolladığı Mektep'in toprağını atacağız. Nur içinde yat."

Törenin ardından Doğan Koloğlu’nun naaşı Cuma namazına müteakip Zincirlikuyu Camii'nden kaldırılıp Zincirlikuyu Mezarlığı’ndaki aile kabristanında toprağa verildi.

Doğan Koloğlu
Doğan Koloğlu, 1927 yılında Sürmene'de doğdu. İlk, orta ve lise öğrenimini Galatasaray Lisesi’nde tamamladı. Lise’de kardeşi Orhan Koloğlu ile “biraderler” olarak anıldı. Koloğlu, spora da Galatasaray Lisesi'nde başladı ve daha sonra Galatasaray Futbol Takımı'nda hem oyuncu, hem teknik direktör olarak görev yaptı. Galatasaray’daki görevlerinin ardından milli Takım'da görev aldı. 1963 yılında TSYD'nin ilk üyelerinden oldu. 1981-1984 yıllarında bu derneğin genel başkanlık görevini üstlendi. Akşam, Hürriyet ve Milliyet gazetelerinin spor bölümlerinde yönetmen, yazı işleri müdürü ve spor yazarı olarak hizmet verdi. Basın kuruluşlarının yönetim kurullarında görevler aldı.