29 Eylül 2010 Çarşamba 00:46

Frank Rijkaard: “İstediğimiz Seviyeye Geleceğiz”

Frank Rijkaard: “İstediğimiz Seviyeye Geleceğiz”

Galatasaray Teknik Direktörü Frank Rijkaard, Galatasaray Televizyonu’nda Yayınlanan “Soru-Cevap” Programına Konuk Oldu.

Galatasaray Teknik Direktörü Frank Rijkaard, geçen haftaki Bucaspor karşılaşmasına göre ekibinde iki değişikliğe gitti. Harry Kewell ve Mustafa Sarp’ı yedek kulübesinde oturtmayı tercih etti. Bu iki ismin yerine ilk 11’de Aydın ve Lorik Cana’ya şans verdi. Hocamız yabancı kontenjanı konusunda zorlanıyor mu?

Bizim için şu an önemli olan sakat futbolcuların takıma dönmesi ve bunu da takım içerisinde en iyi şekilde kullanmak. Futbolcuların sakatlıktan dönüşü tabii ki benim de iyi anlamda zorlanmama neden oluyor ve seçim hakkım zor oluyor. Futbolcuların maç ritmlerini tamamlamaları da gerekiyor. Seçim yapmamda beni zorlamaları hoşuma gidiyor.

Bu maçta yapılan değişikliklere baktığımız zaman dikine oynayan bir takım var. Kanatlarda hızlı oyuncuları tercih etmiş. Neyi amaçlamış bu tercihinde?

Süratli başlamak istedik. En azından rakip takımı sağdan ve soldan süratli futbolcularla baskı kurup onları en iyi şekilde kullanmak istedik. Çünkü Pino ve Aydın uzun zamandır oynamıyorlardı. O yüzden onlarla başlamak en azından onlara maç ritmi vermek istedik.

Aydın bu anlamda sürpriz bir isimdi. O da güzel oyununu asistle taçlandırdı. Üçüncü golde bir asisti var.

Aydın şu anda çok mücadele ediyor. Dönüşü çok iyi oldu.  Takıma ayrıcalık katıyor. Dün de mücadele gücü ortadaydı ve çok top kaptı. Topla belki çok iyi değildi ama maç ritmini yakaladıkça daha da iyi olacak. Dünkü Milan Baros’un attığı gole geliyoruz. Aydın’ın orada süratli olması ve topu en iyi şekilde kullanmasına tabii ki bizim ihtiyacımız vardı. Aydın için de çok güzel oldu. Pino ve Aydın’ın süratli olması takıma özellik katıyor.

Serkan Kurtuluş’a değinmek gerekir. Bir gol attırdı bir de penaltı pozisyonunda yine onun ortası vardı. Serkan Kurtuluş ile ilgili hocamızdan yorum alabilir miyiz?

Serkan Kurtuluş, çok iyi bir rakibe karşı oynamasına rağmen başarılı oldu ve daha da başarılı olacak. Serkan’ın öne doğru oynaması Pino ile birlikte rakip takımı sindirdi. 2. yarıda bir tane hata yaptı ama onun dışında defansif olarak da çok iyi mücadele etti. Hücum yönünde de iyi bir ortayla asist yapmış oldu. İkinci golde de yarım asist yapmış oldu.

Galatasaray bu sezonun en iyi performansını sergiledi. Galatasaray’ın bu kadar etkili olma sebebi neydi?

Hızlı başlamamızdan ve kanat oyuncularımızın süratli olmasından yani rakip oyuncuları şaşırtıp çok hızlı ataklara kalkmamız sayesinde başarılı olduk. Rakip takıma da sürpriz yapmış olduk. Takımın bu sene alışık olmadığı bir şekilde 3-0 öne geçtik ve bir anda bocalamaya başladık. İstanbul Büyükşehir Belediye de iyi bir takıma sahip olmasından dolayı oyuna biraz hakim oldu ve bir gol yedik ama en azından skoru korumasını bildik.

Futbolcuların geçtiğimiz hafta için yapımında sona yaklaşılan Türk Telekom Arena’yı gezdikten sonra bu maça çıkmaları performanslarında değişikliğe sebep olmuş mudur?

Bir alakasının olmadığını düşünüyorum. Ali Sami Yen’de oynuyoruz. Ve apayrı bir hava ile çıktık. Hücumu çok iyi kullanarak, oynadık.

Belediye’nin maç hesapları da arka arkaya gelen goller ile kırılmış oldu. O anlamda rakibin direncini kırmak önemliydi herhâlde?

Bizim hızlı başlamamız rakibe de sürpriz oldu. İstanbul Büyükşehir Belediye iyi bir takım. Bizi bir müddet sıktı, üzerimizde baskı kurmuş oldu. Ama maçın 90 dakika sürdüğünü bilmemiz gerek. Bunu 90 dakikaya yaymamız lazım.

İstanbul BŞB maçının 2. dakikasında Cana’nın bir ara pası var, yine Serkan Kurtuluş’un 2 golde de katkısı var. Bunlar hep Frank Rijkaard’ın bu futbolculardan beklediği şeylerdi. Maçın en pozitif yanı da buydu. Rijkaard buna katılıyor mu?

Futbolcular bu yönde ön planda. Futbolcunun o anda ne yapması gerektiğini bilmesi bizi de sevindiriyor. Bunun üzerine çalışıyoruz. Tabii ki daha iyisi de olacaktır.

Skor avantajı yakaladıktan sonra sanki tempo düşüklüğü oldu gibi. Bu anladığım kadarıyla istem dışı bir hareketti ve normal şartlarda aynı oyun felsefesi ilk yarıda olduğu gibi 2. yarıda da devam etmeliydi öyle değil mi?

Daha önce de dediğim gibi belirli futbolcuların geri dönmesi, maç eksiği olması gibi durumlar var. En azından bunu takım hâlinde daha iyiye çıkartmalıyız. İlk yarıda oynanan futbolun hızının ikinci yarıda düşüşe uğraması çok normal. Çünkü, bunu yavaş yavaş yukarı çıkartmamız gerekiyor. Çok çalışmamız gerekiyor ve bunu da yapıyoruz. İstediğimiz seviyeye gelmiş olacağız.

İstanbul BŞB’nin yaptığı hatalar mı Galatasaray’a yardım etti yoksa Galatasaray’ın hareketli ve akıllı oyunu mu Belediye’yi hataya zorladı. Hocamız nasıl cevaplar?

Hızlı başlamamız, özellikle ilk 20 dakika etkili oyunumuz rakip takımın konsantresini bozmuş oldu. Ve böylece golleri bulmuş olduk. Yani bu bizim iyi oyunumuzdan dolayı. İBB iyi bir takım, az gol yiyen bir takım fakat onlar düzelene kadar biz işi bitirmiş olduk. Ama oyun esnasında bize zorluk çıkardılar ve iyi bir takım olduklarını göstermiş oldular.

Maçın adamı kimdi? Milan Baros 3 gol attı...

Tabii Milan Baros 3 gol attı ve maçın adamı olmuş oldu.

3. golü için Baros, "Abartmayın sadece şansım vardı" dedi. Hocamız nasıl yorumlar?

Önemli olan zaten Baros’un gol öncesi o deparı atmasıydı. Bu arada Aydın’ın topla birlikte hareket etmesi, en azından golcü olduğunu gösterip orada bulunması... Topu verdiğinde Aydın’ın, Baros’un topu alıp da sırt üstü yere düşmesi... Bir golcü olduğunu gösterip topa öyle vurması ile beraber mükemmel bir gol olmuş oldu. Bu koşullardan önce de Aydın topu alıp geriye gelebilirdi veya orada oyalanabilirdi. En azından defansı sağlama almış olurdu. Burada Aydın’ın süratli hareket edip öne doğru gitmesi  Milan’ın bu golü atmasına sebep oldu. Tabii ki bu çocukların maç ritmine de ihtiyacı var ve zamanla daha iyi olacağını söylememiz gerekiyor. Milan Baros, 64 metre koşabilirdi ama o top oraya gelmeseydi, her şeyi boşa yapmış olacaktı.

Golün estetik yanı bir yana, takım oyunu ön plana çıkmış oldu değil mi?

Maça iyi başlamamızı, takım hâlinde çok iyi oynamamızı zamanla 90 dakikaya yaymamız gerekiyor. Takım halinde hareket ettiğimiz daha iyi şeyler olacak. Bunun için de çalışmamız gerekiyor.

Markus Merk, "Misimovic yüzde 60’la oynuyor. Arda’nın gelişiyle de yükselişe geçer" demiş. Merk, Misimovic’i Almanya’dan tanıyan bir isim. Hocamız, bu görüşe katılır mı?

Takım hâlinde bu maç ritmini yukarıya çıkarmamız lazım. Arda, Misimovic, Lorik Cana, Pino ve Aydın gibi maç ritmi eksik olan futbolcuların yüzde yüze çıkmasını istiyoruz. O zaman takıma büyük katkıları olacak. Futbolcuların zamanla performanslarının üst düzey olacağını düşünüyorum.

Milli maç arasından sonra fiziksel olarak çok daha iyi bir Galatasaray izleyeceğiz, doğru mudur?

Milli maç arası bizim için çok büyük avantaj. En azından çalışmalarımızda daha yukarı hareket etmek isteyeceğiz. Bizim için önemli olan lig ve şu anda kupadır. Bunun için de çalışıp, sakat vermeden, daha iyi performans sağlamak istiyoruz.

İstanbul Büyükşehir Belediye Teknik Direktörü Abdullah Avcı, hocamızı evliliğinden dolayı tebrik ettiğini söyledi. Fair-play adına güzel bir davranış. Hocamızın hoşuna gitmiştir herhalde.

Açıkçası Abdullah Avcı’nın, bana öyle bir şey söyleyeceğini tahmin etmiyordum. Ama güzel ve hoştu. Onun için çok güldüm. Abdullah Avcı çok iyi bir hoca. Takımı çok iyi motive etmesini ve takım hâlinde oyun oynatmasını bilen bir hoca. Takdir etmek lazım.

Milli Takımlar’da sakatlanan futbolcular kulüp takımları için artık pahalıya patlıyor. Kulüpler ile Federasyonlar arasında birtakım tartışmalar yaşandığını biliyoruz. Örneğin Robben konusunda Bayern Münih ve Hollanda Futbol Federasyonu. Hocamızın görüşleri nelerdir?

Futbolcular için kendi takımında ve Milli Takımı’nda oynamak program yoğunluğu açısından sıkıntı yaratıyor. Kulüpler, Milli Takım’a verdikleri futbolcuların sakat veya yüzde 100 geri dönmediklerinden şikayetçi. Dünya Kupası’nda futbolcuların bireysel performansları yüzde 100’ün altındaydı. Dünya Kupası’nda iyi bir futbol izlemedik. Oynanan futbol düşük bir seviyedeydi. Bir sezonun ardından bu kadar yoğun bir tempoda oynayıp, Dünya Kupası’na giden üst düzey futbolcularda üst düzey bir performans görmedim.  Bu kadar yoğunluk, futbol için hiç iyi bir şey değil ve sıkıntı yaratan bir olay. Çok maç oynayıp az dinlenme fırsatı buluyorlar. Bayern Münih ve Hollanda Futbol Federasyonu arasındaki Robben sorununda, Bayern Münih’in haklı olduğunu düşünüyorum. Kulüpler, Milli Takım’a gönderdikleri futbolcuları sigortalatmak zorunda. Bayern Münih’in haklı olduğu konulardan bir tanesi şu: Büyük yatırımlar yapan kulüplerin, futbolcuları Milli Takım’a gidiyor, Milli Takım doktoru bakıp "iyi" deyip sahaya sürüyor. Ama muhakkak kulüp doktorunun da orada bulunması, en azından durumu izah etmesi daha iyi olur. Milli maçlar 1-2 haftalık gibi kısa bir periyotta oynanıyor. Futbolcular tabii ki Milli Takım’a gidecek, ama milli maçta oynayan oyuncuların hep sakat dönmesi, o futbolculara çok büyük paralar harcayan kulüplere zarar veriyor. Özellikle Bayern Münih’in şu konudaki yorumları doğru. Milli Takım’a gidip, Dünya Kupası oynayıp dönüp, istirahat yapmadan, ön hazırlık yapmadan direkt milli maçların olması. Bu sponsorların yapmış olduğu bir program. Futbolcuların bu tür milli maçlara yorgun çıkması, henüz düzenini sağlamadan tekrar maç ritmine girmesi büyük dezavantaj oluyor.

Yani bu konuda kulüplerden yana mısınız?

Bu konuda Milli Takım haklı ya da takımlar haklı demek istemiyorum. Milli takımlar ayrı bir özelliğe sahip. Her takımdan oyuncular geliyor ve ulusu temsil ediyor. O yüzden de benim istediğim kulübün doktorunun orada bulunup, en azından ona göre karar verilmesi. Milli Takım’a da kulübe de zarar vermeden bunu yapmak gerekiyor. Sakat futbolcuyu direkt oynatmak değil, en azından onu korumak. Ulusu mutlu etmek için orada iyi olan oyuncuyu oynatmak gerekiyor. Dünya Kupası’na bakıyoruz, Dünya Kupası’nın anlamı nedir? Herkesin kendi ülkesini televizyondan seyredip, desteklemesi. Ama baktığımızda bazı maçlar hariç iyi futbol yoktu. Futbolcuların bütün sene boyunca yoğun bir tempoda futbol oynayıp orada da maça çıkması futbol seviyesini çok düşürüyor. Bu da yoğunluktan kaynaklanıyor.