14 Ekim 2010 Perşembe 18:39
Nezih Ali Boloğlu: "Ankaragücü Maçının Yeni Bir Başlangıç Olmasını Diliyorum"

Galatasaray Kaleci Antrenörü Nezih Ali Boloğlu, Galatasaray Televizyonunda yayınlanan Son Pas programına konuk oldu.
Dilerseniz ilk olarak takımın genel performansıyla başlayalım, sezon başladığından beri siz nasıl görüyorsunuz takımın performansını?
Sezon başı yapılan planlamayla aynı oranda sürüyor tabi ki. Sezon başında Avrupada ve ligde daha iyi bir konumda olmayı planlıyorduk, şu an bulunduğumuz durum bununla paralel değil. Ama bundan sonraki çalışmalarla bunu telafi edeceğimizi umuyoruz.
Galatasaray bu sezon yabancı kaleci tercih etmedi, yerli ve yabancı kaleciler hakkındaki düşünceleriniz nelerdir ?
Galatasaray yönetimimizin ve hocamızın aldığı kararla yerli kalecilerle devam etme kararı aldı. Bu Türk kaleciliği adına önemli bir durum. İlk defa uzun zamandan sonra, bu çocuklara güven duymak, onlarla bu yola çıkmak önemli. Bir görev, bir misyon üstlendirdik onlara ve bu başarıyı getirecek olanlar da kaleciler. Bu çalışmalar ve oynayacağımız maçlarla bunları pekiştirmeyi düşünüyoruz, şu ana kadar pek bir problem yaşamadığımızı düşünüyorum. Ama beklentilerimiz daha fazla olduğu için, onlardan benlenenler daha üst düzeyde olduğu için, bu başarıya da ulaşmak adına devamlı çalışıyoruz.
Peki Galatasarayın şampiyon olduğu sene, 2007-2008 sezonunda kalede yine iki Türk isim vardı. Yerli kalecilerin avantajları var mı sizce?
Yerli kalecilerin avantajları da var dezavantajları da var. Avantajlarına bakarsak bir kere yabancı hakkınızı önünüzdeki mevkilerde kullanabilirsiniz. Dezavantajları da biliyorsunuz, ülkemizde spor basını biraz daha acımasız, Türk kalecileri bunlardan daha çok etkileniyor. Medya halkı buna yönlendirebiliyor, en ufak bir başarısızlıkta ilk göze gelen kaleciler olduğundan daha zor anlar yaşıyorlar. Çocukları o psikolojiden çıkartıp, tekrar eski haline getirmek için daha fazla çaba sarf etmemiz gerekiyor.
Siz de eski bir kalecisiniz, sizin zamanınızda da böyle eleştiriler oluyor muydu? Çok eleştirildiğiniz zaman siz de demoralize oluyor muydunuz?
Tabi ki oluyorduk, çünkü bu işi yaparken başarılı olmak için yapıyorsunuz, bir emek sarf ediyorsunuz. Bir zaman sürecinde işleri yerine getirmek için bir sürü uğraş veriyorsunuz, o dilim zamanında yapmanız gereken bir sürü iş var. Son anda başarısız olabiliyorsunuz, bütün eleştiriler size dönüyor, o zaman da yıkım başlıyor.
Kalecilik futbolda en zor mevki olarak görünüyor, siz zaman zaman tecrübelerinizi oyuncularınıza aktarıyor musunuz?
Oyuncularla hem sözlü olarak, hem görsel olarak bazı çalışmalar yapıyoruz. Yapılan hataları hafta içi analizci arkadaşlarla gösteriyoruz, zaten devamlı diyalog içerisindeyiz. Yaptığımız çalışmalarla olsun, maçlardan sonraki toplantılarla olsun diyaloğumuzu kesmiyoruz. Hafta içi yaptığımız, yapılması gereken hareketleri hem sözlü olarak hem de yaptığımız çalışmalarla tekrarlayarak pekiştirmek için çaba harcıyoruz.
Milli kalecileri ve kaleci tercihlerini nasıl buluyorsunuz?
Son zamanlarda Türkiyede kaleci sayısı gittikçe artıyor, bu ülkemiz adına son derece önemli bir kazanç. Eskiden bu kadar kaleci yoktu, ligdeki kalecilerin çoğu yabancıydı ve tercihler bu yönde kullanılıyordu ama son dönemde alttan gelen gençlerin kaliteleri ve eğitim düzeyleri arttıkça bu tercihler Türk kalecilere doğru dönmeye başladı. Milli takıma da olumlu olarak yansıdı, milli takımdaki rekabet arttıkça oradaki kalite de artıyor. Biz de bu kaliteye katkıda bulunmak için, bizim de kalecimizin orada bulunması için çalışmalara devam ediyoruz. Umarım biz de bu süre içersinde oraya bir atak yapmak istiyoruz.
Standard Liegede forma giyen Sinan Polat da Türk Milli Takımını tercih eden isimlerden ama Kazakistan ve Belçika maçlarının kadrosunda bulunmasına rağmen Almanya ve Azerbeycan maçları kadrosuna alınmadı. Bildiğiniz gibi kamuoyunda da bu çok tartışıldı, bunun hakkında neler söylemek istersiniz?
Orada görev yapan arkadaşların hepsinin kendi tercihi var, onlar önce en doğru kararı aldıklarını zannediyorlar ama maç bittikten sonra eleştiriler bu yönde olmuyor. Eğer maç sonucu ve neticesi istediğiniz doğrultudaysa yaptığınız başarılı görünüyor. Kötü bir sonuç aldığınızda da eleştiriler bu yönde oluyor, o günkü tercihe bağlı her şey.
Kalecilerin performansını en iyi anlayan kişilerden biri sizsiniz, kalecilerin ilk on bire seçiminde sizin bir rolünüz oluyor mu yoksa direk Frank Rijkaardın kendi insiyatifine mi kalıyor?
Hocayla devamlı temas halindeyiz, fikirlerimi, kaleciyle ilgili oynaması ya da oynamaması hakkındaki bütün fikirlerimi söylüyorum. Ama hocayla aynı fikirde değilsek, onun kararı geçerli. Çünkü teknik patron, her şeyin patronu olduğundan en son sözü kendisi söylüyor.
Antrenmanları izleyen arkadaşlarımızdan aldığımız bilgilere göre, antrenmanlarda kaleye attığınız şutlar konuşuluyormuş?
Herhalde şutlarımdaki isabet oranından bahsedeceksiniz. Bu benim A takımda Galatasaraydaki dokuzuncu senem, devamlı o ritimde çalıştığımız için otomatik olarak gelişti. Futbol oynarken de ayağım iyiydi, çocukların da bir şikayeti yok, yani onlar da bu durumdan memnun.
Rijkaard için neler söylemek istersiniz ?
Hocanın kariyeri ortada, hem oyuncu hem teknik adam olarak önemli başarılara imza atmış bir insan. İnsanlık yönü de çok kuvvetli. Bizle olan ilişkilerinde, bizle olan yaşamında... Sosyal yaşamında da bizleri hep yanında görmek istiyor. Gerek doğum günlerinde, gerek nikahında, hep bir arada yaşıyoruz. Kendi ekibinden iki İspanyol kondisyoneri var, yardımcısı da Hollandalı Neeskens. Çok uyumlu bir ekip, beraber çalışmayı, beraber paylaşmayı çok seviyorlar. Kamplarda da devamlı beraber vakit geçiriyoruz. Gün içinde de zaten tesislerde zaman buldukça ya maç seyrediliyor, ya rakip takımın analizi yapılıyor. Devamlı şen şakrak bir insan. Konuşmalarında hep şakacı. Dışarıdan ne kadar ciddi görünse de işine çok bağlı. Hep iyi şeyler yapmak için uğraşıyorlar ama tabi eleştiriler karşısında onun yapacağı bir şey yok. Çünkü başarısız olduğu zaman bu eleştiriler gelecek. Ama bazı eleştiriler o kadar kötü veya seviyesi belli olmuyor. Saldırıya dönüştüğü zaman da bizlerin bile etkilendiğini söyleyebilirim.
Ufukun 3 sene önce yaşadığı el kırıklığı sorunu vardı biliyorsunuz. Sizce bu Ufukun kariyerini etkiler mi, ya da etkilerse bunun etkisi ne olur?
Bir zaman kaybı ama Manisada 2.ligde olduğu zaman omzunda da bir sakatlık vardı. İğnelerle oynadığı dönemler var, bunlar da onu etkilemiş. Geldiği zaman o sakatlıklara yönelik çalışmalar yapıldı, kendisini toplamak için. Başarılı olmak için devamlı çalışması gerektiğini o da çok iyi biliyor. Sakatlıkları zaman zaman yaşayacaktır. Tabi kimse sakatlansın istemez ama, vücudunuza ne kadar iyi bakar, ne kadar iyi korur, ne kadar sağlam çalışmalar yaparsanız, bu sakatlıkları o kadar bertaraf etme olanağınız olabilir. Ama o sakatlık dönemlerini atlattı. Şu anda vücudunda hiçbir problem yok. Kendisiyle de çok barışık, hiçbir şeyden korkmuyor ve önünde hedefleri var. O hedeflere ulaşmak için de canla başla çalışıyor. Umarım o hedeflerini kısa sürede tutturur.
Bu 3 isim arasındaki arkadaşlık sizce nasıl? Aykut, Ufuk ve Emirhan. Birbirlerini motive ediyorlar mı? Kimin oynadığı üzerine tartışmalar olmuyor herhalde.
Hayır olmuyor, diyalogları çok iyi. Yani ben uzun zamandır burada görev yaptığım için bu dönem zarfında hiç öyle bir rekabet içersinde, kirli işlerin döndüğü, kötü sözlerin söylendiği bir dönem yaşamadım kaleciler arasında. Çok iyiler. Birbirlerine karşı hem saygılılar, hem seviyorlar birbirlerini, çalışmalarda da birbirlerini çok olumlu motive ediyorlar. Yapıcılar birbirlerine karşı. Zaman zaman birlikte de vakit geçirdiklerini görüyorum. Kamplarda olsun, seyahatlerde olsun, hiçbir problem yaşanmadı bu konu hakkında. Birbirlerini desteklediklerini söyleyebilirim.
Türk futbolunun kanayan yarası, duran toplardan yenilen goller. Aykut ve Ufukun bu tip pozisyonlarda sıkıntı yaşadığını biliyoruz. Sizce bunu nasıl düzeltebiliriz?
Savunma takım savunması olarak yapılıyor, sadece kalecinin görevi değildir bu. Takım halinde problemleri çözmemiz gerekiyor. Golü kaleci yiyor, ama esas olarak golü yiyen takımdır. Hatalı olarak da ilk önce kaleci görünüyor. Devamlı bu çalışmalar yapılıyor esasında, ama dediğiniz gibi bu Türk futbolunun yarası. Eksiklerimiz var, bu eksiklerin giderilmesi hakkında da önemli çalışmalar yapılıyor. Hocamızın çok güzel saptaması vardır bu konuda, beni çok etkilemişti. Geçen sene söylediği; Türk futbolunda her şey var ama her şey biraz, hiçbir şey tam değil her şeyi açıklayan bir söz.
Milli takımla ilgili neler söylemek istersiniz? Almanya ve Azerbaycan maçlarında çok önemli puanlar kaybettik. Hiddinkin de basında ciddi şekilde eleştirildiğini görüyoruz.
Birçok şey yazıldı,söylendi. Geçmişe baktığımız zaman başarılarda hep Türk antrenörü görüyoruz. Yani bu başarılar arasında Avrupa üçüncülüğü var, dünya üçüncülüğü de var. Burada hep Türk antrenörler görünüyor. Zamanında da Fatih Hocamız hakkında da bir sürü eleştiriler olmuştu, o başarının arkasında bir sürü neden aranmıştı. Başarısızlıkta da yine bir sürü şey aranıyor. Ekonomik koşullara bakılıyor. Yani bunlar her dönem olan şeyler esasında. Futbol pastası çok büyüdü, futbol pastası büyüdükçe de konuşulacak o kadar çok konu oldu ki... Ekonomiye giriyorsunuz, fubolcuya giriyorsunuz, futbolcu ilişkileri, herşey var. Bu pasta büyüdükçe bu konular hakkında çok yorum yapılacak diye düşünüyorum.
Kariyerinizde hiç unutamadığınız bir karşılaşma var mı?
Bu klasik bir soru. Herkes de biliyordur. Nedved... Hatta arkadaşlar dalga geçiyor, Her sene hesabına para geliyor mu diye. Sparta Prag maçıydı, Ali Sami Yende oynanıyordu sanırım. Bayağı uzak bir mesafeydi. Ben kendimi çizgideydim diye hatırlıyorum ama çizginin iki üç metre önündeydim. Uzaktan bir şut attı, ben auta gidiyor diye elimi kaldırdım. Sonra vazgeçtim bir döndüm baktım top filelerde. İşte o benim yıkıldığım ve unutamadığım bi anım.
Hayrettin Demirbaş ile siz senelerce beraber oynadınız, beraber forma giydiniz , birlikte yaşadığınız bir anınız var mı acaba?
Saftig dönemiydi herhalde... Lüksemburgda Avenir Beggenle eleme maçı oynadık. O dönem ben başlamıştım, ben oynuyordum. Maç bitti, Şampiyonlar Ligine kaldık. Hayrettin geldi, Yok yok Nezo dedi, Sen oynayamazsın, bu sezonu götüremezsin, alışma dedi. Onu unutamam, o da güzel bir espriydi. Ciddi ciddi böyle bir konu geçmişti aramızda.
Avrupada beğendiğiniz isimler var mı?
Avrupada beğendiğim isimler var, Cech bence önemli bir kaleci. Lyonun kalecisinin yanı sıra, Barcelonalı Victor Valdesin de önemli kaleciler olduğunu düşünüyorum.
Son olarak Pazar günü oynayacağımız Ankaragücü maçını soralım size?
Yeni bir başlangıç olmasını diliyorum. Bugüne kadar yaptığımız işlerin yeterli olmadığını biz de biliyoruz. Daha yukarılara çıkmak istiyorsak, seri galibiyetler almak lazım. Bu da Ankaragücü ile başlar ve ondan sonra derbiye gideceğiz. O iki maç bizim için çok önemli çünkü. Bunları galibiyetle kapatırsak yeni bir başlangıca sayfa açacağız diye düşünüyorum.