21 Nisan 2017 Cuma 23:36

Başkan Dursun Özbek’ten açıklamalar

Başkan Dursun Özbek’ten açıklamalar

Galatasaray Spor Kulübü Başkanı Dursun Özbek; A Spor'da Gündem Özel programının konuğu oldu.

Başkan Dursun Özbek'in yaklaşık 3 saat süren programda kendisine yöneltilen sorulara verdiği yanıtlar şöyle: 

Dün akşam Beşiktaş maçını eşimle birlikte izledim. Beşiktaşlılar kadar üzüldüm. Çok iyi maçlar oynadılar. 2-1 sonrası 3-1, 4-1 olacağını düşündüm. İstenmeyen bir sonuç çıktı. Bu hem Türkiye hem sporseverler için üzücü bir sonuç oldu. Ama Beşiktaş'ın mücadelesi ve sahaya koyduğu futbol çok güzeldi. Bence bu sonucu hak etmediler. Tüm Beşiktaş camiasına geçmiş olsun diyor; ortaya koydukları başarıyı takdir ediyorum. Beşiktaş herkese çok güzel bir mücadele seyrettirdi; ayaklarına sağlık. 

Sosyal medya bambaşka bir alem ve bambaşka bir dünya. Atılan tweet olmaması gereken bir şeydi. 17 Mayıs'a hazırlanıyoruz. UEFA Kupası'nın alınışının 17. yıldönümü. Birleşmiş Milletler’in UNDP birimi ile iş birliği yaparak 17 Mayıs'ta şöhretlerimizin ve bize UEFA Kupası’nı kazandıran oyuncularımızın yer alacağı bir maç yapılacak. Bunun hazırlığı da var. Bunun tanıtımını yapıyoruz. Biraz ona yönelik ama zamanlaması yanlış oldu. Galatasaray Başkanı olarak demin de ifade ettim; en az Beşiktaşlılar kadar üzüldüm. Beşiktaşlı yöneticiler de çok yakın arkadaşlarım; dostlarım. Tüm kalbimizle onların yanında olmamız gerek. 

Galatasaray UEFA'dan cezayı neden aldı? Cevabı çok basit. UEFA; ekonominin büyümesi, ödemelerin büyük rakamlara ulaşması nedeniyle finansal deformasyonların çıktığını gördü ve bunu izledi. 2009'dan bu yana da Financial Fair Play kurallarını ortaya koydu. Galatasaray’ı UEFA kupalarında en çok görünen takım olması nedeniyle mercek altına alındı. 2014 yılında bir protokol yapıldı. Galatasaray, UEFA'ya verdiği sözü tutamadı. Öncelikle 2 senelik men etmek istediler. Müdahil olduk, kulübümüzü savunduk ve ceza bir yıla indi. Bir de ‘1 yıl turnuvalara gelme, önümüzdeki 2 yıl harcamalar 65 milyon Euro'yu geçmesin' dediler. UEFA ilk kez böyle bir karar aldı. Sütten ağzımız yandı; dolayısıyla hiç vakit kaybetmeden UEFA'ya gittim. Galatasaray Kulübü ve camiası böyle bir travmadan zor çıktı. Bir daha böyle bir durumuma uğramamak için birlikte çalışmayı teklif ettim. Olumlu karşıladılar. Benim başkan olarak işin takipçisi olmam onları çok etkiledi. Finansal olarak ne yaptığımızı, kulübü nereye getirmek istediğimizi gösterdiğimizde bize brifing verdiler. Sık görüşmeyi teklif ettiler. Galatasaray’ın önemli bir marka olduğunu ve Galatasaray'ı UEFA kupalarında görmek istediklerini söylediler. Çünkü Galatasaray önemli bir marka ve ticari olarak onlar için çok önemli. Helsinki için randevulaştık. Bu seneki turnuvalar için Galatasaray'ın problemi olmadığı söylendi. Ama belli ki zarar seviyesi istenilen seviyeye gelmedi: ‘2016-17 rakamlarını girin; Eylül-Ekim'de bir araya gelip 3 veya 4 yıllık bir anlaşma yapalım’ dediler. UEFA ile yapılacak bu çalışma Galatasaray'ı disipline edecek. İkincisi; ne olursa olsun yapılan bu anlaşmalar yönetimleri de hizaya getiriyor. Ortada bir anlaşma varsa; bugün ben, yarın bir başkası  buna uyum gösterebilir. 

Hedeflerimiz var; biz belli rakamları tutturmak zorundayız. 61 milyon Euro bu seneki uygulamamız. Gelecek sene çok iyi bir takım kurup maaş skalasını aşağı indirmeyi hedefliyoruz. 65 milyon Euro'nun içinde futbolcuların sabit maaşları, primler ve bunların toplamı üzerinden devlete ödenen stopaj var. 

O kadar net ki duruşumuz; Galatasaray gibi 500 yıllık bir kulüp… Tarihinde hep devlete hizmet eden, önemli isimler yetiştiren, devletle birlikte hareket etmiş bir kulüp. 15 Temmuz'dan sonra; Ağustos 2016'da ayında FETÖ bağlantılı üyelerin, yasal olarak kovuşturmada olan ve kaçak olan kişilerin tespiti için harekete geçtik. Bu manada tespit edilen 7 kişiyle ilgili delil toplamaya başladık. Bu delillerle beraber dernek prosedürleri çerçevesinde disipline sevk ettik.  Kanıtlar incelendi. O kadar konu net ki; deliller neticesinde çok net kararlar aldık. O kararı okumak istiyorum:

“Konu ile ilgili olarak Hakan Şükür' ün hakkındaki şikayeti içeren yazı Kulübümüzde kayıtlı adresine gönderilmiş, 7 gün içinde savunmasını vermesi veya sözlü savunma yapacağını yazılı olarak bildirmesi istenmiştir. Hakan Şükür 7 gün içinde savunmasını vermemiş, temsilcisi aracılığıyla savunma göndermemiş, sözlü savunma yapacağını da bildirmemiştir. Üye böylece savunma hakkından vazgeçmiş sayılmıştır. Hakan Şükür'ün, 25.08.2016 tarihli ve 29812 sayılı resmi gazetede detayları ile tanımı ve faaliyetleri açıklanmış olan FETÖ/PDY paralel yapı ve terör örgütü ile birlikte adı anılmaktadır. Mal varlığına el konulmuştur ve Hakan Şükür hakkında yakalama kararı çıkarılmıştır. Kulübümüze üye olan herkes ön koşulsuz tüzüğümüzde yer alan yükümlülükleri kabul etmiş demektir. Kulübümüzün kuruluş amaçları arasında vatansever, Atatürkçü gençler yetiştirmek de olan kulübümüzün her bir üyesi Cumhuriyet'in temel değerlerine bağlı kalmalıdır. Gerek kamuoyu nezdinde Hakan Şükür’ün adının FETÖ/PDY örgütü ile birlikte anılması, gerekse disiplin kuruluna arz edilen görüntülerin analizi ve genel olarak basın organlarında çıkan çeşitli haberler birlikte değerlendirilmiş ve kendisinin Cumhuriyetin temel değerlerine olan bağlılığı tartışmalı hale gelmiştir. Kaldı ki, Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararname, Milli güvenliğe tehdit oluşturduğu tespit edilen yapı, oluşum veya gruplara ya da terör örgütlerine üyeliği veya ... bunlarla irtibatı belirlenen ve ekli listelerde yer almayan ... dernekler... kapatılır" hükmü, Tüzüğümüzün 20.1 maddesinde yazılı olan Türk Medeni kanunu ve dernekler kanunu hükümlerine göre üyelik koşullarının kaybedilmesi hükmü ile birlikte değerlendirildiğinde; bir üyenin milli güvenliğe tehdit oluşturması vakıası gerçekleşmiş olmakla, kulübün varoluşunu tehlikeye sokan bir üyenin, üye olarak, olağan genel kurul kararına kadar üyelikten kaynaklanan haklarının korunması da düşünülemeyeceği için, Disiplin Kurulumuzun kanaatine göre, üyelik koşullarının ani şekilde kaybedilmesi müessesesinin koşulları da oluşmuştur. Bu nedenle; Yönetim kurulu kararı ile sicil kurulunca Hakan Şükür'ün sicil kaydının silinmesi için gereken şartlar oluştuğundan, takdir yönetim kuruluna ait olmakla beraber 15101 sicil numaralı üye Hakan Şükür hakkında tüzük madde.20.1 gereğince işlem yapılması düşünülebileceği gibi, ayrıca; 15101 sicil numaralı Hakan Şükür'ün yukarıda ayrıntılı şekilde belirtilen eylem ve davranışlarının kendisi hakkında Tüzüğümüzün 108.2 ve 108.5 maddesi uyarınca hak mahrumiyeti yaptırımının gerektirdiği ve ayrıca bu eylem davranışların Tüzüğümüzün 4.1 maddesini ihlal edici nitelikle bulunduğu, Tüzüğümüzün 107.1 ve 107.2 maddeleri kapsamında Kulübümüzün onur ve saygınlığına zarar verdiği ve üyelik onuru ile bağdaşmadığı ve bu durumların, tüzüğümüzün 104.1 maddesine göre bir üst yaptırım gerektiren ağırlaştırıcı neden oluşturduğu kanısına varıldığından, 15101 sicil numaralı üye Hakan Şükür hakkında üyelikten çıkarma yaptırımının uygulanmasına oy birliği ile karar verilmiştir.”

Burada Galatasaray'ın nasıl yaklaştığı belli. Disipline yolladığımız delillerin hepsi FETÖ üye bağlantısı kaynaklı deliller. Maalesef tüzük gereği genel kurulun onayına tabi. Ne sebeple olursa olsun genel kurulunun onayının alınması lazım. Biz kararımızı verdik; oybirliği ile Hakan Şükür, Arif Erdem ve Hüseyin Avni Mutlu'nun aralarında bulunduğu 7 kişiyi üyelikten attık. Zekeriya Öz'ü ise Nisan ayında attık. Genel kurul 12 saate yakın sürdü. İnsanlar yoruldu. Bunları mazeret olarak söylemiyorum; durum tespiti yapıyorum. Hazırun dağıldı; 250'ye yakın kişi kaldı. O gün 1-2 yapılan konuşma durumu hassas hale getirdi ve istenmeyen sonuç ortaya çıktı. Camianın böyle bir duruşu olamaz. Gece uyuyamadım. Orada bir o konuşmayı yapan arkadaşı da üyelikten çıkardım. Ertesi gün yönetim kurulunu toplantıya çağırdım; Galatasaray olarak bunu kabul edemeyeceğimizi söyledim. Defoları zaten bitmiyor. Aidatları da birleştirdik; üyelikten çıkardık. ‘Aidat ödemiyor gerekçesiyle çıkardılar’ diyorlar. Hayır. Az önce okudum. Delilleri söyledim. Yönetim Kurulu kararıyla da açıkladık. Örgüt üyeliğinden dolayı çıkardık. Kim olursa olsun; ülkenin bugün geldiği durumda 15 Temmuz'u yaşatmış kişilerin arkasında, önünde, sağında, solunda durmamız mümkün değil. Biz de durmadık. 12 saat geçmeden toplandık ve gerekli kararı oybirliği ile aldık ve üyeliklerini sonlandırdık.  Bu konu ile bu kadar ilgilenen, basınla paylaşan, ‘ayıklıyoruz, temizliyoruz’ diyen, genel kurula getiren başka bir spor kulübü bilmiyorum. Diğer kulüplerde yapıldığını ve irdelendiğini duymadım. Bizim tavrımız 15 Temmuz ertesi belli olmuştu. Dolayısıyla Galatasaray Yönetim Kurulu ve camiasının tavrı nettir, başka türlüsü de düşünülemez. 

Ben Galatasaray’ın başkanıyım. Tüm organlarda yapılan hareket beni ilgilendirir. Ben orada bir irade ortaya koydum. İhraç istedim. 2 üyeyi ve diğer 5 üyeyi orada oylamaya sundum. İlk genel kurula bunu getirdim. Başkanın ve yönetim kurulunun niyeti ortada. İnsanlara uğraşmak istediğiniz zaman çok kolay uğraşırsınız. Bu eleştiriden de öte. Fanatizm insanları öyle bir boyuta getiriyor ki ‘Ne pahasına olursa olsun başkanla uğraşalım’ diyorlar. Fakat; görüntü şu: Bir terör örgütünün arkasında neden durulur? Konuyu ajite etmek isteyen kişiler olduğu konusunda şüphelerim var. Bir gazeteci arkadaşın da konuşmasını tasvip etmedim ve üyeliğini sonlandırdım. Galatasaray’ın, bu kadar geçmişi olan bir kulübü böyle bir şeye alet etmek güzel değil.

Galatasaray için ‘küçülme’ sözcüğü yakıştırma. Ne kadar bütçemizi dikkate alıyorsak, zararda çıkarmaya çalışıyorsak; bu süreçte muhalifler ‘küçülmeye çalışıyor’ diyor. Bizim bir mali disiplin içine girmemiz gerekiyor. Elbette ki en iyi mücadele edecek, en iyi skoru alacak takımı kurmak benim hedefim. Biz bir spor kulübüyüz. Amatör sporlarda da hizmet veriyoruz. Büyük düşünmek pahalı düşünmek değildir. Takımın bütçesini gelirlerime göre ayarlamak zorundayım. Basketbolda en büyük kupayı getirdik. İyi takım kurmak; çok para harcamak manasına gelmemeli. İyi takım kuracağız. Galatasaray’ın sevdalıları var, taraftarı var. Ben hangi takımla sahaya çıkarsam çıkayım desteklenmesi gerektiğini düşünüyorum. Her branşta birinci olmak istiyorum. Diğer yanda da kısıtlayan durumlar var. Amatör sporlar gelir kaynağı olmaktan çıkmış. Özellikle basketbolun faaliyetleri içinde tribün gelirleri, sponsorluklar yeteri seviyede değil. Galatasaray, basketbol salonunun projeleri bitti, ruhsat aşamasındayız. Bir sponsorla da görüşüyoruz. Cebimizden para çıkmadan 15 bin kişilik salonu kulübe kazandıracağız. Salon çok önceden de Ali Sami Yen Spor Kompleksi içinde düşünülmüş ama hayata geçmemişti. Cumhurbaşkanımız bizi Külliye’ye davet etti. Kendisiyle özel olarak görüştüm. Spor bakamınız da yanımızdaydı. ‘Biz burada bir salon yapmak istiyoruz’ dedim. Kendisi de bana ‘Kaç kişilik yapacaksınız?’ diye sordu. ‘12 bin 500’ dedim. ‘Şampiyon takıma 12 bin 500 kişilik salon olmaz; 15 bin kişilik olsun’ dedi ve öyle harekete geçtik. Tekrardan Cumhurbaşkanımıza teşekkür ediyorum. Galatasaray’ı destekleyici mahiyette yaptığı konuşma ve desteğini devam ettirmesi önemli. Riva ve Florya için de kendisinin önemli desteği vardır. Başbakanımız, Spor Bakanımız ve Maliye Bakanımızın da katkıları oldu bu projelerin geliştirilmesinde. Bize düşen görev, bu destek sonrası gerekeni yapmak. Salonla ilgili çalışmalara başladık. 

Ergin Ataman çok iyi bir Galatasaraylı. Türkiye’nin yetiştirdiği en iyi koçlardan biri. Uzun süre milli takıma da koçluk yaptı. Makul bütçeyle Galatasaray’da başarıyı yakaladı. Sözleşmemiz sezon sonuna kadar devam ediyor. Galatasaraylılığı ve basketbol bilgisi tartışılmaz. Ergin Ataman profesyonel biri. Sezon sonunda nasıl bir karar alınacak, şartların oturup konuşulması lazım. Sezon devam ederken bunların konuşulması Ergin açısından da bizim açımızdan da yanlış olur. Galatasaray’a çok değer katmış bir koç. Taraftar ile bir sürtüşmesi oldu, olmasa daha iyiydi… Galatasaray, taraftarı, sporcusu yönetimi ile bir bütün. Aile içinde bir tartışma olabilir, bunun aile içinde çözülmesi ve bütünlüğe zarar vermemesi gerekir. Herkesin biraz heyecanını yenmesi, sabırlı olması gerekir. Ergin Ataman’ın da taraftarın da hedefi basketbol takımının başarısı. Dolayısıyla zarar verecek her konudan sakınılması lazım. Galatasaraylılığın getirdiği düstur bu. Galatasaray taraftarı, faaliyetleri gelip destekleyecek, yönetim gereğini yapacak, sporcusu ve koçu gereğini yapacak. Herkesin belirlenmiş görevi var.

Yöneticimiz Ali Yüce voleybolda çok başarılı. İki-üç jenerasyondur voleybol yöneticileri altyapıya çok önem verdiler. Ali Yüce de geldiğinde hazır bir altyapı buldu, bunu destekledi. Voleyboldaki başarının sırrı altyapıya verilen destek. Yüksek bütçeli takımları yendik. Ali Yüce ile birlikte voleybola altyapı hizmetini sağlayan geçmiş yöneticilere de teşekkür ediyorum. Altyapı sportif faaliyetlerde çok önemli. 

Galatasaray Türkiye’de en çok şampiyon olan takım. Galatasaray Avrupa’daki faaliyetlerde Türkiye’nin en başarılı takımı. Bu sene öyle denk geldi. Bugünkü faaliyetleri ile değil geçmişteki faaliyetleriyle de değerlendirilmeli. 
 
Türkiye eğer sportif faaliyetlerde bir başarıyı yakalamak istiyorsa; bunda büyük kulüplerin önemli katkısı var. Olimpiyatlara 15-16’şer sporcu Galatasaray, Fenerbahçe ve ENKA’dan gitti. Çatı büyük kulüpler vasıtasıyla oluşuyor. Galatasaray bu manada öncülüğünü her zaman kanıtlamıştır. Buna bağlı alarak sportif faaliyetlerdeki varlığı ve öncü duruşu devam etmek zorunda. Sayın Cumhurbaşkanımız ve Başbakanımıza bundan vazgeçmeyeceğimizi söyledik. Bizler başka kulüpler gibi tek branşla mücadele etmiyoruz. Bunlara olanak imkan sağlama, geliştirmek yetiştirmek bir maliyet gerektiriyor. Bu maliyet de kulüplere ağır geliyor. Bunları anlattık ve destek istedik. Faaliyetlerimiz hem sürsün hem geliştirelim istiyoruz. Bir spor yasası hazırlanıyor ve amatör sporlara destek geleceğini söylediler. Bunu bekliyoruz, yoksa biz olimpiyatlara nasıl sporcu yetiştireceğiz?

Riva ve Florya’dan gelen paranın tamamına yakını banka borçlarının kapatılması için kullandık. Temlikler vardı. Bilet, sponsor gelirleri, Spor Toto gelirleri hep temlikliydi. Bunlar açığa çıktı. Şu anda nefes alabiliyoruz. Gelecek gelirlerin banka borçlarına gitmesini hedefliyoruz. Benim aldığımdan daha iyi bir Galatasaray vermeyi hedefliyorum. Kulüpler artık ayağını yorganına göre uzatmalı, bunu küçülme manasında söylemiyorum. 

Alp Yalman ve Levent Nazifoğlu daha önce de önemli hizmetler yapmış isimler. Alp Yalman başkanlık yapmış, Nazifoğlu da belli dönemlerde hizmet verdi. Yorucu bir yoldayız, giderken yorulmalar oluyor. Zaman zaman değişmeler olağan karşılanmalı. Galatasaray demokratik bir kulüp. Bazı yöneticiler bu temponun içinde çalışmak istemediklerini söyleyebilirler. Bunu da normal karşılamak lazım. 

Bizim bugüne kadarki faaliyetlerimiz çerçevesinde en çok eleştirilerden biri futbol aklı konusunda. Bunun üzerine çalışıyoruz. Erken ifadede bulunmak istemiyorum. Sezon devam ediyor. Önümüzdeki sezon planlarını yapıyoruz. Galatasaray’a zarar verecek hiçbir hususu benim ağzımdan alamazsınız. Galatasaray için çalışıyorum, zarar verecek bir açıklama varsa benden hayatta gelmez.

Transferler benim kontrolümdeki isimlerdi. Kimse öküz altında buzağı aramasın. Hatalarımız, evet olmuştur. Yanlış transferlerimiz olmuştur. Dolayısıyla özeleştiriden kaçınmıyorum. Ama şu kadarını söyleyeyim; buradaki yapılan hataların tekrarı da mümkün değil. Yanlış yapmadık ama hata yaptık. Bunlardan da gereken dersi çıkarmış vaziyetteyiz. Önümüzdeki sezon için yapılan çalışmalar, bunlardan ders alınmış biçimde devam edecek. Tudor bizim teknik direktörümüz, önümüzdeki sezon da teknik direktörümüz. Yapılan teknik adam değişiklikleri, Galatasaray’ın özlenen başarıyı yakalamasına dönük hareketler. Sezon ortası teknik adam değişmek dünyanın en zor işi. Kolayı, teknik adam ile başarı ve başarısızlığı göze almak. Daha iyi bir Galatasaray olabilir nedeniyle bu değişiklikleri yaptık.

Takım içinde arkadaşlık, dostluk küslük meydana gelebilir. Yönetimlerin görevi en kısa sürede bunu bitirmek ve armoninin yakalanmasına yardımcı olmak. Dönem sonunda zaten tahlil ediyoruz. Galatasaray futbolcuya dayalı düzen son derece iddialı ve uygun olmayan bir tabir. Gruplaşmalar olabilir ama yönetim bunu çözmek zorundadır.  

Spor programlarını devamlı izliyorum. Müdahale eden başkanları tenkit ediyorsunuz; ben de neden müdahale etmediğim için tenkit ediliyorum. Takımı kurması için birine görev verdik. Takımla yatıp, takımla kalkıyor. Yönetim olarak bunun sorumluluğunu almaya hazırız ama görev verdiğiniz kişiye de saygı duymalısınız. Bütün koçlar her gün en isabetli kadroyu kuracak, en iyi neticeyi alacak diye bir şey yok. Tudor, Başakşehir maçında en uygun kadroyu kurdu ve neticesini görmüştür. Neticeye en çok ben üzüldüm. Ama oradaki hata ise eğer hatanın düzelmesi için gereken yapılmıştır. Elbette görüşüyoruz ama müdahil olmamak lazım. Yönetici ve başkan olarak sınırlarımız bellidir.

Galatasaray’ın şeffaf ve demokrat bir yapısı var. Bizim hedefimiz taraftarı mutlu edip sportif başarıyı yakalamak. İyi bir netice almadığınız zaman protesto kadar doğal bir şey yok. 2015’te seçildik, sezon başladı, ikinci hafta oldu. Berabere kaldık. 2 hafta olmuş henüz. 2 aylık seçilmiş bir yönetimin istifa etmesi nasıl bir fayda getirir? Eurocup şampiyonu olduğumuz gün ‘istifa’ diye bağırıldı. Öyle bir şey ki; taraftarın gayesi takımı desteklemek. Maç daha başlamadan istifa sesleri yükseliyor. Takımın motivasyonunun düşeceğinin de tahmin edilmesi lazım. Maç bitsin; bittikten sonra memnun değilseniz elbette ki protesto en doğal hak. Bu zamanlamayı iyi yapmak lazım. Geçen sene voleybolda final oynadık; yine yönetim istifa sesleri yükseldi. 

Bizden önceki başkanları tenkit amacıyla gelmedim buraya. Ünal Aysal döneminde şampiyonluklar kazanılmıştır. Bu başka bir şey. Sosyal medya bazı başkanları sevebilir. Ben sosyal medyada sevilen bir başkan değilim; bu bir gerçek. Başkanlığı adaylığımı koyduğumda ne yapacağımı ortaya koydum. Mali işlerin yükü benim sırtımdaydı. Ben Galatasaray’ı seviyorum. Kimse Galatasaray’a olan aşkımızı yargılayamaz. ‘Yönetim istifa’ demek yönetimin direncini durdurmaya yönelik. Kimseye de bunun fayda getireceğini düşünmüyorum. Sistem belli. 2018 sonunda hesabımı herkese veririm. Ama yarı yolda ‘sen istifa et git’ diyorsun, ben projelere başlamışım. Özellikle bu dönemde; Galatasaray’ın en çok ihtiyacı olan husus camianın birbirini desteklemesi. 

Sporcu için en büyük ihtiyaç duyulan şey alkış. Benim tek isteğim var. İyi sonuç, kötü sonuç olabilir. Protesto etmek de doğal bir hak. Bunu işin sonunda doğru zamanda yapmak gerek. Maç bitene kadar takımı teşvik etsinler. 

Mart sonu itibarıyla nakit olarak ödemeleri yaptık, bir kısmı için de senetler verdik. Yani Mart hesaplarını kapattık. Önümüzde Nisan ve Mayıs dönemi kaldı. Kimseyi incitmeden paralarını ödeyeceğiz ve borçsuz şekilde Mayıs ayını kapatacağız. İhtar çekme olayı; sözleşmelerin içinde var. Pek çoğu da menajerler tarafından olmuştur. 

Sneijder ve Bruma Galatasaray’ın çok değerli iki oyuncusu. Önümüzdeki sezon da Galatasaray’da oynayacaklar. Bu iki futbolcuyu bırakmak gibi lüksümüz yok. Bu arada da herhangi bir kulübün bu iki futbolcu ile ilgili teklifi de yok. Zaten bu iki futbolcumuz katkı veren; biri gelecek vadeden diğeri yıldız futbolcumuz. 

Bazen gazeteleri alınca şaşırıyorum. Balotelli haberi, İbrahimoviç haberi gibi. Balotelli için ‘Böyle bir görüşmemiz yok’ dedim. Bugün öğrendim ki ikisinin de menajeri aynıymış. İbrahimoviç ile hiç görüşmedik ama İbrahimoviç fırtınası çıktı. Orada bizim acemiliğimiz de oldu. İsmini zikretmedik. Bu sefer Balotelli ile ilgili tasarrufumuzun olmadığını peşinen söyleyeyim. 

Podolski gitmek istiyordu. 2.5 milyon Euro’a aldığımızda pahalı bulundu. Şimdi de 2.6’ya vermemiz eleştiriliyor. Galatasaray’ın 1 lirası bile benim için çok kıymetli. Elbette en pahalısına satmak istiyorum. Kendisine çok teşekkür ediyorum. Oyuncu Japonya’ya gitmek istedi. Japonya’da bütçe Çin gibi değil. O rakamlar seviyesinde alabileceğimiz en yüksek seviyede para aldık. 

Ne Abdürrahim (Albayrak) ile ne de Ali (Dürüst) ile kırgın olmam söz konusu değil. Şampiyonluk kutlaması sırasında; Servet Yardımcı da oradaydı. Duygun (Yarsuvat) abiden de rica ettim. Hesapta platforma iki başkan birlikte çıkacaktık. Yönetim Kurulu’ndan da futbolla ilgili olanlar platforma çıkacaktı. Kutlama günü geldiğinde Duygun abi ‘Ben platforma çıkmayayım’ dedi. ‘Sen çıkmazsan ben de çıkmayayım. Bu şampiyonluk senin başkan olduğun dönemde geldi’ dedim. ‘Sporcular ter döktü onlar alsın’ dedik. Şeref tribününe geçtim, kutlamalar başladı. Kupayı verecek olan Servet Bey ile yan yana oturuyorduk. Servet Bey, podyuma birlikte gitmemizi istedi. Yanlış algılanacağını söyledim. Israr etti. Ali Dürüst ile Abdürrahim’e de çıkmayacağımı ifade ettim. Onlar da ısrar etti. Isrardan sonra Servet Bey ile podyuma çıktım. Ertesi gün neler söylediler neler. Hiçbir zaman Ali ve Abdürrahim ile aramız bozuk değildi. Duygun abinin yönetiminde iken de yine kendisinin başkanlık seçimine katılmasını istedim. Seçim öncesi; ‘Ali Dürüst başkan olsun ben yardımcı olayım, üye de olabilirim’ dedim. Ali de seçime girmeyeceğini söyledi. Başarılı olursak aynı şekilde devam edeceğimizi söylemiştik. Abdürrahim’e de sordum. ‘Rahatsızım’ dedi. Olayın esası bu. Ali ve Abdürrahim ile uygun bir yönetim sergiledik Duygun başkan döneminde. Şampiyonluk kazandık. O arkadaşlarla çalışmak çok keyifliydi. Ali Dürüst şimdi federasyonda görevli. Abdürrahim son derece iyi bir Galatasaraylı. Hastalığı nedeniyle o dönemde seçime girmemesi Galatasaray için talihsiz bir durumdu. Bu tip kişilerin, Galatasaray’a gönül veren, hizmet aşkıyla yanan kişilerin Galatasaray’da olmaları gerektiğini düşünüyorum. Şimdi sağlık durumu iyiymiş, zaman zaman da görüşüyoruz. Herhangi bir kırgınlığımız söz konusu değil her ikisiyle de. 

İkincilik ile ilgili arzumuz, isteğimiz, planımız var. Ortada 21 puan var. İkincilik için olasılık söz konusu. Galatasaray’ın kalan son 7 maçı kazanmak gibi bir durumu ve hedefi söz konusu. Şampiyonlar Ligi’ni kazanmanın kulübe getirileri var. Bu futbol; 7 maç oynayacağız. Hepsini kazanmak arzumuz. Futbolun kendi içindeki karakteri ve tahmin güçlülüğü peşinen neticeyi söylemeye fırsat vermiyor. Başakşehir ve Trabzon maçlarının skorlarına çok üzüldük. Bunlardan ders çıkarmanın uygun olduğunu düşünüyorum. Antrenörü hemen değiştirmenin kalan sürede ilaç olacağını düşünmüyorum. Öyle bir olasılığımız yok. 

45 gün ceza almıştım, yeni bitti. Herkesin ittifak ettiği bir konu vardı son 6 maçta hakem hataları ile mağlubiyet ve beraberlik aldığı yönünde. Deklarasyon yayınladık. Kaybedilen puanlar işin bütünlüğünü etkiliyor. Hakem hatalarına şahsen de isyan ettim. Kulüpten yayınlanan bildiriyle bunu dile getirdik. Başakşehir ile oynanan kupa maçını izlediniz. Ofsayttan yenen gol, atılan dirsek… Bunlar geçmişte kaldı. Önemli bir derbimiz var. Fırat Aydınus tecrübeli bir hakem. Aynı terazide maç yöneteceğini düşünüyorum. Aydınus’un kariyeri belli, hakkaniyetli bir maç yöneteceğini düşünüyorum. Kendisinde hakem şansı olsun. Ne Galatasaray ne Fenerbahçe’yi yaralayacak yaralar olsun. 

40 binin üstünde taraftar bekliyorum. Seyircinin stada gelmemesinin birçok sebebi var. Ama bu derbiye taraftarın gelmemesi kabul edilebilir bir şey değil. ‘Ona küstüm, buna küstüm, yönetime küstüm…’ Galatasaray’a neden küsüyorsun? 30 milyon taraftarımızla övünüyoruz. Tüm taraftarları da eğer Galatasaraylıysa stada gidip takımı teşvik etmesi gerektiğini düşünüyorum. Futbolcuları da Florya’da son derece motive gördüm. Keşke mümkün olsa da orada olsaydınız. Futbolcuların birbiriyle olan şakalaşmaları görseydiniz.

Galatasaray ve Fenerbahçe yüz yılı aşkın süredir Türk futboluna hizmet ediyor. Birçok müsabaka yapmışız. İki Türkiye’nin güzide kulübü bu heyecanı dünyaya kadar yaymış. Benim kimseye küslüğüm yok. Önyargım da yok. Örnek teşkil etmemiz gerek, hareketlerimizle, tavrımızla. Tabii Aziz Bey ile sık görüşmemiz yok. Futbol Zirvesi’nde bir araya geldik. Sayın Cumhurbaşkanımız da bizim tokalaşmamız aklıma geldi. Neticede bu spor. Farklı düşünce, farklı kaygılar taşıdığınızda spordan uzaklaşıyorsunuz. Neden başkanlar birbiriyle kavgalı olsun. Bu bir spor ve sahada oynanıyor. Şenol hocanın güzel bir lafı var. Sonuçta ayakla oynanan bir spor. Rekabeti yeşil sahada bırakmak gerekir. 

Tudor genç ve başarılı bir futbol kariyerine sahip. Hırslı, başarıya aç bir teknik direktör. Bu özellikleri Tudor’u hem agresif, hem başarı odaklı, hem takipçi yapıyor. Rocky filmlerindeki gibi başarıyı kovalayan bir kimliği var. Dolayısıyla onun Galatasaray’a fayda getireceğini düşünüyorum. Tudor’un Türkiye’deki çalışma süresi belli. Karabük’ü disiplinli ve iyi mücadele eden bir takım haline getirdi. Galatasaray’ın ihtiyacı olan genç başarıyı kovalayan, Galatasaray’a uygun bir antrenör.

Takımın hep bir rejenerasyona tabii tutulması, belli dönemlerde gençleştirilmesi ihtiyacı var. Bazıları üzülmesin diye bunun tersini söylesek kimse inanmaz. Elbette takımı gerçekleştirmek her kulübün yapmak istediği bir şey. 

Sportif Direktörümüz Cenk Ergün, Tudor ile sürekli görüşüyor. Onların konuşmalarından oluşan rapor bana geliyor. Galatasaray’ın nerede eksiği var, ne takviye yapması lazım… 25-28 kişilik bir kadro kuracağız. Mevkilerde oynayanlar, kulübede olacaklar, takviye yapılacaklar ciddi bir çalışma. Bu manada Tudor hem yardımcılarla hem Cenk Ergün ile rapor hazırlıyorlar.  Hep birlikte takım planlaması yapıyoruz. Yönetime geldiğimizde 44 futbolcumuz vardı. 25 kişilik kadronun dışında kalanlar için kontratlar var. 15 futbolcu benim kadromda olmayacak. Kampa giderken ana omurgayı tespit ediyoruz. Kalan oyuncular için kontrat şartlarını değiştirmek mümkün değil. Bir takım bulmasını istiyoruz. ‘5 lirasını o veriyorsa 5 lirasını da biz ödeyelim, formdan düşme oyna’ diyoruz. Tribünde otursa parasının tamamını biz ödeyecektik ama maaşı 61 milyona getirdik. Sattıklarımız 32.5 milyon Euro. 2.5 milyon Euro artı veren bir transfer döngümüz var.

Serdar Aziz Türk Milli Takımı’nın stoperi. Geldiğinde sağlık kontrolünden geçirdik. Antrenmanlara başladı. Talihsiz bir sakatlık geçirdi. O da istemez, şu anda çok üzüldüğünü tahmin ediyorum. Sakat oyuncuyu ben almak istesem bile sağlık raporu olmadan transfer yapamıyorsun. Ki bizimki çok önemli bir hastane, sağlık raporu alınıyor ve federasyona veriliyor. Kolbeinn de istediğimiz kıvamda geldi. İngiltere’ye gol atarak Avrupa Şampiyonası’ndan geldi. Bu adama sakat diyebilir misiniz? Bizde idmanlara çıkmadan hazırlık maçına çağrıldı ve orada sakatlandı. Bu ciddi bir talihsizlik. Elbette ki en iyi transferi yapmak arzusundayız ama bazen bu sakatlıklar olabiliyor. 

Vitor Hugo ile geçen sene ilgilendik ama bu yıl ile ilgili bir şey yok. İyi bir futbolcu, iyi bir stoper. O tipte bir veya iki stoper düşünüyoruz.

Ada sorusu, camiayı yakından ilgilendiren, hak etmediği halde yönetimin eleştirildiği bir soru. Hıncal Uluç bunları köşesinde dile getiriyor. Sorunların takibinde de bu son derece önemli. Tek temennimiz daha uygun bir üslup. Ada konusu 2006’da başlıyor. Ada kiraya veriliyor rahmetli Özhan Canaydın tarafından. Adnan Polat döneminde vade dolmadan yenileniyor. 2012 yılında imara aykırı yapılması ve yıkılması kararı alınıyor. Nisan 2012’de tebliğ edilen yıkım iptali için dava açılıyor.  Mahkeme davanın reddine karar veriyor. 2014 Mayıs’ta kulübe tebliğ oluyor. Sayın Ünal Aysal döneminde karar temyiz ediliyor. 8 Ekim 2015’te Danıştay’a gidiyor. Danıştay kararı onuyor. Kasım ayında yıkım hükmündeki karar kulübe tebliğ ediliyor. Açılmış bir dava var. Bu davada bizden önceki yönetim bir şeyi savundu: Adanın ilgili yıkılacak yerlerinden bir kısmı cam panellerden oluşmuştur, portatiftir. Yıkımın bir bölümünü engelleniyor. Yönetimlerde süreklilik esastır. Yıkılmadan burayı tahliye edebilirsek iyi olacağı kanaatindeyiz. Bu manada karar düzeltmesi istedik. Bu, adanın tahliyesi konusundaki düşüncesini geri bırakmadı. 25 Kasım 2014’te ihtar çekmiştik, aykırı yapılanamadan dolayı. İmzalayan Duygun başkan ve benim. Akde aykırılıktan bununla ilgili davayı ilgili mahkemeye açtık. Maksadımız kazanım sağlam olmadı. İlgili kişiyle karşılaştığım olmuştur ama tanışıklığım olmamıştır. Bu yaftalamayı son derece yanlış buluyorum. Seçildikten çok kısa bir süre sonra adanın kangren olduğu düşüncesiyle bir genel kurul yaptım. Adanın tahliyesi istendi ve sosyal kulüp olarak kulübün hizmetine verilmesi istendi. Galatasaray’ın sahibi genel kuruldur. Ben emanetini taşıyan kişiyim. Genel kurul beni seçti, ne yapacaksam da danışmadan yapmam. Nitekim ada için bu sonuç çıktı. Buna bağlı olarak da ilgili davaları açmaya devam ettik. Ada ile ilgili bu görüşmeler devam ederken bize yapılan yakıştırmanın gerçek dışı olduğunu düşünüyorum. ‘Tahliye edelim ama adayı da bu şekilde teslim alalım’ dedik. Danıştay 14. daireden olan yıkılma kararının ardından Mart 2017’de Büyükşehir Belediyesi’ne karar bildirildi. Belediye’den yanıt geldi: Derhal tahliye edin. İmar dışı yerler için yıkıma geleceğiz… Durum bu. Bugün elimize kazma kürek alıp adayı yıkmamız mümkün değil. Ev sahibi kiracı ilişkilerini biliyorsunuz. O gün kapıya koyma şansınız yok. Galatasaray’ın aleyhine olabilecek bir konuda kimseye vakit kazandırma gibi bir olayın içinde değiliz, olamayız. Dolayısıyla hiç kimse endişe etmesin. 

Yaptığımız yolsuzluk soruşturmasıyla ilgili ihtimaller sıralanmış basında. ‘Başkan yapılan araştırmayı neden açıklamıyor’ diyorlar. ‘İçinde dostları var’ diyorlar. El insaf. Diyorlar ki şantaj niyetine bunu tutuyor… Ben böyle bir şey yapacak olsam bu araştırmadan kimseye bahsetmem. Biz dünyaya duyurduk araştırma yaptığımızı. Birinci kademeden ikinci kademeye geçtiğimiz duyurduk. Bir de ‘kendi hataları var, o yüzden açıklamıyor’ diyorlar. Bir yönetim düşünün, yolsuzluk araştırmasına niyet ediyor. ‘Acaba ben de bu işin içinde miyim’ diye düşünüyor. Böyle bir aymazlık olabilir mi? Bizi dinleyenlerin yorumlarına bırakıyorum…