1 Nisan 2021 Perşembe 21:00
Başkan Yardımcımız Yusuf Günay’dan açıklamalar

Başkan Yardımcımız Yusuf Günay, 1959 yılı öncesi turnuvalarda elde edilmiş başarıların Türkiye şampiyonluğu sayılması konusunda yapılan başvuru ile ilgili Galatasaray Televizyonu’nda açıklamalarda bulundu.
Başkan Yardımcımız Yusuf Günay, Galatasaray Spor Kulübü olarak rakibe saygı, kendine saygı ilkesiyle hareket ettiklerini belirterek, Fenerbahçe yöneticisinin camiamız hakkında sarf ettiği rencide edici sözler üzerine şu açıklamayı yaptı:
“Üzücü nitelendirmelerle karşı karşıya kaldığımız bir programı izledik. Türk sporundaki kalitenin bu noktaya gelmesi her sorumlu kişi gibi beni de ziyadesiyle üzdü. Kısa bir tarihçe yaparsak 2018 yılı hem Galatasaray Spor Kulübü’nde hem Fenerbahçe Spor Kulübü’nde yönetimlerin değiştiği bir yıl oldu. 2018 ocak ayında Sayın Mustafa Cengiz ve yönetimi geldi. Haziran ayında da Ali Koç yönetimi göreve geldi. Bu süreçte başkanımızın göreve geldikten sonra, “Rakibe saygı, kendine saygı” şeklinde bir beyanatı olmuştu. Bu süreç içerisinde rakip camialarımıza asgari saygıyı göstererek hareket ettik. Yöneticiler genel kurullarından aldığı yetkiyi, görevi ve sorumluluğu layıkıyla değerlendirmeleri ve ona göre hareket etmeleri gerekir. Bir yöneticinin çıkıp böyle kelimelerle Türkiye’nin en büyük camiasını rencide edici bir üslupla konuşmamalıdır. Biz o yüzden camia ve yönetim kısmını ayırıyoruz ve konuşmamı bu şekilde yapacağım. Fenerbahçe camiası ayrıdır, şu anki Fenerbahçe yönetimi elbette ayrıdır. Hafızamızı biraz tazeleyelim. Aziz Yıldırım ve Ali Yıldırım seçime katıldığında şöyle bir söylemleri olmuştu. Ali Yıldırım Bey sürekli rekabette kalitenin artırılacağını, daha kaliteli lig, daha kaliteli bir futbol oyunu ve daha kaliteli bir kulüp yönetimine kavuşacağını hep iddia etti ve bunları hedef gösterdi. Biz de gerçekten Türk sporu için yeni bir dönem başlayacak diye düşünüyorduk. Rakibiniz ne kadar kaliteli ve güçlü olursa siz de o derece kendinizi rekabete ayak uydurmak için hazırlayacağınız için güçlü ve zinde kalmak durumunda olursunuz. Bu sizin teyakkuzda olmanızı sağlar. Bu şekilde bir beklenti oluşmuştu. Gelinen nokta itibarıyla, muhtemel ki sahadaki başarısızlıklar Türkiye’yi yeni bir gündemin içine etmiş oldu. Hem genel başarısızlıklar hem iki kulüp arasındaki sonuçlar tahmin ediyorum ki Fenerbahçe Spor Kulübü’nü bu noktaya getirmiş durumda.”
Fenerbahçe Spor Kulübü’nün başarısızlıklarını örtmek ve gündemi değiştirmek amacıyla haksız ve hukuki olmayan bir zeminde bu başvuruyu yaptığını dile getiren Başkan Yardımcımız Yusuf Günay, “Sahada Galatasaray - Fenerbahçe rekabetinde son üç yılda Galatasaray, Fenerbahçe’ye karşı hiç mağlubiyet almadığı gibi onların sahasında iki kez galip gelmiştir. Aslında VAR uygulamasından önceki son maçı da aslında kazanmıştık; ama hakemin gözü önünde olan, Fehgouli’ye yapılan bir faul sonucunda futbolcu, kendi eliyle düzelterek golü atmıştı. O golle biz galibiyeti kaçırmıştık. Galatasaray Spor Kulübü VAR uygulamasından önceki son senede, VAR ile beraber de şampiyonluğu elde ederek rakibine karşı üstünlük sağlamıştı. Bu noktada bu başarısızlıkları örtmek ve gündemi değiştirmek adına yakın tarihte TFF’ye bir başvuru yapıldı. Bu başvuruyu başta aslında çok ciddiye almadık. Haksız, meşru ve hukuki olmayan bir başvuru. 1923-24 yılında oynanan bir oyunu, 1932-33 yılında yapılan bir müsabakayı 2021 yılında uygulanan ligin kurallara denk sayarak şampiyon olarak kabul edilmesi konusunda yapılan bir başvuru. Daha önce TFF tarafından Beşiktaş kararı var elimizde. Bu konu Türkiye’de çok tartışıldı. Türkiye bugünkü anlamda oynanan, kuralları olan bir lige 1959’da kavuşuyor. Bizim iddiamız şuydu. Siz 90 yıl geriye giderek, kuralı kaidesi olmayan, düzeni olmayan, sürekli olmayan, bir yılda iki ayrı şampiyon çıkarabilecek bir mantık ve düzenleme çerçevesinde oluşturulan turnuvaların sonuçlarını, gelip 90 yıl sonra etki edecek bir tasarrufta bulunuyorsunuz. Bunu yapamazsınız. TFF 5894 sayılı kanunla kurulmuş, özel hukuk hükümlerine göre faaliyette bulunmasına rağmen, beş konu TFF karar alırken önemlidir. Bir konu yetki, sebep, şekil, amaç ve konu itibarıyla hukuka uygun olmak durumundadır. TFF Tahkim Kurulu olarak, daha önce bazı kararlar vermiş. Aynı konunun tekrar hukuka uygun olmayarak gündeme getirilmesi, sadece ve sadece spordaki barış ve kardeşliği bozucu bir etki yaratır.” diye konuştu.
Galatasaray Spor Kulübü’nü ve camiasını bir terör örgütü ile iltisaklı göstermenin kabul edilemez olduğunu ifade eden Başkan Yardımcımız Yusuf Günay, “Bunlar bir tarafa, daha da öne geçen konu Fenerbahçe yöneticisinin Galatasaray camiası bin kullandığı ve sarf ettiği sözler. Bu, son derece yanlış, asla kabul edilemez, sorumluluk sahibi bir kişinin ağzından çıkmayacak sözler. Galatasaray Spor Kulübü, bu ülkenin en büyük sivil toplum kuruluşudur. Bir terör örgütü mensubu gibi suçlayacak bir duruma gelmesi, ülke adına üzücü bir durumdur. Zaman zaman taraftar grupları arasında bu tip tartışmalar oluyor. Türkiye’nin izlediği ortamda bu şekilde sorumsuzca Türkiye’nin önde gelen en büyük sivil toplum kuruluşu olan Galatasaray Spor Kulübü camiasına bu şekilde iftirada bulunmak asla kabul edilebilir bir şey değildir. Böyle bir programda karşılıklı münakaşaya giriyor gibi bir durumda olmak istememiştik. Bizi bu şekilde bir video yayınlamaya ve savunma yapmaya mecbur bıraktılar. Kastettiği terör örgütü ile iltisaklı olanlar kimlermiş? Bizim hiçbir başkanımız, başkan adayımız birbirleriyle böyle bir konuşmaya girmediler.” şeklinde konuştu.
Fenerbahçe Başkanı Ali Koç’un, seçim yarışlarında eski başkanları Aziz Yıldırım’a yönelik sarf ettiği sözleri üzerine Başkan Yardımcımız Yusuf Günay, “Günün sonunda Galatasaray Spor Kulübü’nün yaptığı şey, TFF’ye yapılan başvurunun haklı, meşru olmayan ve hukuka aykırı olduğunu söylemesi. Bunun karşılığında Fenerbahçe Spor Kulübü’nü temsil eden bir kişinin çıkıp da, Galatasaray Spor Kulübü terör örgütü mensubudur gibi bir laf söylemesi asla kabul edilebilir bir şey değil. Bu tip insanların Türkiye’de yöneticilik yapmaması lazım. Bu insanlar sorumlu davranmadıkları takdirde bunun sonucunun nereye varacağını hesap etmeleri gerekir. Sonuç olarak bizim camiamızla ilgili hiç böyle bir tartışma olmadı. Bir iki tane profesyonel sporcudan kaynaklanarak bu iftiraların atılması, hiçbir şekilde, hiç kimseye fayda sağlamaz. Bunlar çok yakışıksız şeyler.” yorumunu yaptı.
Aziz Yıldırım’ın 2017 mali kongresinde, 1959 yılı öncesi şampiyonlukların sayılmasını ‘zorbalık’ olarak nitelediği konuşmasının üzerine Başkan Yardımcımız, “Sanıyorum, Aziz Yıldırım Bey’in de bu yıldızlar ile ilgili başvurularının olduğunu ve onun da bu konuda talepleri olduğunu ifade etmek anlamında gösterilmişti. Kendisinin konuşması ortada.” dedi.
Eski Türkiye Futbol Federasyonu Tahkim Kurulu Başkanı Türker Arslan, Fenerbahçe Spor Kulübü’nün iddiasının aksine, 1959 öncesi organizasyonlara yönelik şampiyonluk tescil başvurusunun daha önce yapıldığını ve reddedildiğini söyledi. Dönemin TFF Yönetim Kurulu’nun, bu başvuruyu reddettiğini, ardından konunun tahkim kuruluna getirildiğini belirten Türker Arslan, tahkim kurulunun da yönetimin aldığı bu kararı onayladığını ifade etti. Galatasaray Televizyonu’na telefonla bağlanan Türker Arslan’ın konu ile ilgili açıklamaları şu şekilde:
“Ben 15 seneyi aşkın Tahkim Kurulu’nda görev yaptım. Bunun 15 senesinde başkandım. Benim başkanlığım ve Haluk Ulusoy’un TFF Başkanı olduğu dönemde böyle bir başvuru yapıldı. TFF bir karar verdi. Biz de onu onayladık ve bu Fenerbahçe’nin talebini reddettik. Bu bir vakıa. Bu karar ancak TFF’nin arşivlerinde, Tahkim Kurulu’nun arşivinde bulunur. Sorumluluk içinde bulunan TFF’nin bunu çıkarması lazım. Tahkim Kurulu’nun vermiş olduğu böyle bir karar varken, bu konu yeni bir delil ortaya çıkmadan, yeni bir gelişme olmadan tekrar iade mahkeme yoluyla gündeme getirilemez. Ne yazık o Fenerbahçe yöneticisini çok üzüntüyle izledim. Beyanları çok seviyesi düşük ve biraz terbiyesizce, saygısızcaydı. Kendisini muhatap alıp böyle bir şeye cevap vermeyi uygun görmem. Ben 50 senedir sporun içindeyim. O arkadaşımız daha genç herhalde, bu işlere yeni başladı. Beni Fenerbahçe’nin o dönemdeki yöneticilerine ve başkanlarına sorarsa, benim ne kadar tarafsız ve adil hareket ettiğimi bilir. Kendisi Haluk Ulusoy ve Türker Arslan bu işi manipüle etti deyip, tamamen tezgâh kurulu anlamında bir beyanda bulunuyor. Bu tamamen yanlış.”
“O tarihte yönetim kurulu karar defterinde olması lazım. Hangi tarihte bilemem. 2000’li yıllar civarında. 20-21 sene öncesinden bahsediyoruz. O açıdan TFF, sorumlu bir davranış çerçevesinde bu kararı çıkarıp gereğini yapmalıdır. 12 sene CAS’ta hakemlik görevi yaptım. Türkiye’nin tek hakemiydim iki dönem. Benimle ilgili taraflı ya da tarafsız iddialarını Metin Sipahioğlu denen arkadaş biraz araştırsın. Ondan sonra belki sözlerini düzeltir ve yanlışlarını ortadan kaldırır. Bu evrak TFF’nin sorumluluğunda. Karar Tahkim Kurulu’nun arşivlerinde ve dosyalarındadır. Biz kararı veririz, taraflara tebliğ ederiz. Biz artık o kararla ilgilenmeyiz. Bu konuda TFF’nin yönetim kurulunun da verdiği bir karar var. Yönetim kurulu kararı da olması lazım. O karara karşı olarak bize geldiler. O karar doğrultusunda TFF’nin gereğini yapmaları lazım. Aziz Yıldırım, 2017 yılında genel kurulda yaptığı konuşmada böyle bir başvurunun olduğunu söyledi zaten. Ayrıca bugün bir basın organında böyle bir müracaatı 2014 yılında yaptık diye Bedri Baykam’ın bir açıklaması var. 2014 yılı söz konusu değil. Orada bir tarih hatası var; ancak kendileri zaten bunu beyan ediyorlar.”
Başkan Yardımcımız Yusuf Günay, Türker Arslan’ın sözleri üzerine, “Türker Bey, çok net bir şekilde böyle bir başvurunun olduğunu ve reddedildiğini söylüyor. 15 yıl süreyle Tahkim Kurulu Başkanlığı yapmış ve spor hukuku alanında yetkin bir kişi. İfadeleri bizim için yeterlidir. Biz zaten TFF’den ve Tahkim Kurulu’ndan bu kararları istedik. Anayasanın 59. Maddesi’ne 2011 yılında 3. fıkra olarak bir fıkra eklendi. Spor federasyonları üzerine Tahkim öngörüldü. Tahkim kararlarının yargıya kapalı olduğunu, en üst karar olduğunu anayasa olarak hükme bağladılar. Bir konu tahkim kurulunda görüşülüp karara bağlandıktan sonra yeniden o konuda bir başvuru hukuken olamaz. Bu Anayasanın 59. maddesinin 3. fıkrasının hükmüdür. Bir karar daha var. O da 2002 yılında Beşiktaş’ın şampiyonluk talebi ile ilgili yaptığı başvuru sonuçlanıyor. Orada çok ilgi çekici bir ifade var hüküm kısmında. 1956, 1957 ve 1958 yılları öncesindeki şampiyonlukların ulusal lig statüsünde şampiyonluk olamayacağı ve kabul edilemeyeceği hükme bağlanmış. Aslında bu, şu an tahkim kararlarının derlendiği kitapta da var. Herkes çok net bir şekilde görebilir. 2002 yılında Tahkim Kurulu bu konuyu, 1956 şampiyonlukların yeni şampiyonluk olarak addedilemeyeceğini hüküm olarak karara bağlamış durumda.” değerlendirmesinde bulundu.
Rekabette geri kalmanın çaresizliği olarak adlandırıyorum bunu. Konuşmamın başında, üç yıl önce rekabette kalitenin oluşacağı konusunda bir beklentinin olduğunu açıklamıştım. Futbola bir kalite gelecek ve sahada kalite artacak diye düşünüyorduk. Bunun tam tersi oldu. Saha dışındaki olaylar daha fazla konuşulmaya başlandı. Birkaç örnek versem yeterli. İlk olarak Fatih hocamızın federasyondan aldığı tazminatla ilgili spekülasyon yaratıldı. Bu tazminat Çocuk Esirgeme Kurumu’na bağışlanmıştır. Tüm toplum tarafından takdir edilmesi gereken bir konu. Yakın zamanda Oğulcan davasında Tahkim Kurulu, Galatasaray’ın ayartan taraf olmadığı konusunda karar veriyor; ama rakip kulübümüzün başkanı, sanki bu karar böyle değilmiş gibi, Galatasaray Spor Kulübü ayartan kulüp olarak kabul edilmiş ve cezalandırılmış gibi lanse ediyor. Şu an içinde bulunduğumuz geçmiş defterleri karıştırma noktası da buradan kaynaklanıyor.
Şampiyonluk tescil konusunun dışına çıkılarak bel altı suçlamalar yapılmasının yanlış olduğunu söyleyen Yusuf Günay, “Sahadaki başarısızlığın oluşturduğu psikolojik bir durum var. Fenerbahçeli yönetici, genç kardeşimizin konuşmalarında bu çok net seziliyor. Ciddi bir travma ile karşı karşıyalar herhalde. Galatasaray Spor Kulübü’ne ve başkanına bu hakaretlerin hiçbiri karşılıksız kalmayacak. Bir daha bu kişilerin böyle söylemlerde bulunmaması için gerekli hukuki başvurularımızı yapacağız. Bir Türk atasözü var. Eğer camdan köşkte oturuyorsanız, komşunuza taş atmayacaksınız. Biraz kendinize bakın arkadaş! Kendi iç dünyanıza bakın. Bunları illa burada söylemenin bir mantığı yok. Yazık! Bu ülkedeki, spordaki barış ve kardeşliği bozmanın bir manası yok. Siz üzerinize hak etmediğiniz bir konuyu almanız, biz de karşı durduğumuz zaman cevabı bunlar olmamalı. Spor tarihçimiz şampiyonlukların niçin sayılamayacağını anlatıyor. Siz de bunun cevabını verirsiniz. Tutup karşı kulübü direkt terör örgütü ile suçlamak akıl almaz bir şey. Böyle bir şeyi kabul etmek mümkün değil.” dedi.
“Tek Krallık Galatasaraylılık” pankartına yönelik Fenerbahçe yöneticisinin ithamlarına yanıt veren Başkan Yardımcımız, “Cumhuriyet, krallık meselesi… Krallık meselesi, taraftarlarımızın Real Madrid’e yaptığı bir göndermedir. Cumhuriyet meselesi başkanımızın dediği gibi aynı şey değil. Bugün 5894 sayılı kanun ile kurulmuş Türkiye Futbol Federasyonu var. Bu federasyonun görev ve yetkileri ortada. Sanki böyle bir şey yokmuş gibi, ilgili kulüp, bizim kulüplerimize şampiyonluk dağıtıyor. Diyor ki, bu hafta karşılaşacağım kulübün 20, benim 28 şampiyonluğum var gibi… Denetleyici ve düzenleyici otorite siz misiniz? Bu ülkede federasyon var. Bunlar kaos oluşturur. Böyle bir yönetim olamaz, olmamalı.” dedi.
TFF’nin bu başvuruyu hukuk gereği kabul edemeyeceğini vurgulayan Başkan Yardımcımız, "TFF kanunla kurulmuş, özel hukuk hükümlerine göre faaliyetlerine göre yürütülen bir kamu tüzel kişisi niteliğinde. Verdiği kararlarda hukuka uygun davranmak durumunda. 1932 yılında 6 takım arasında oynanan turnuvadaki şampiyonluğu bugünle eş tutmak, buna karar vermek hukuki olarak mümkün değil. Böyle bir karar verileceğine ihtimal vermiyoruz. Görüşülmeden bunun reddedileceğini düşünüyorum. Kamu kurumları kanundan aldıkları yetkiyle görevini yerine getirirken, hukuka uygun davranmak durumundalar. İlgili yönetici kardeşimiz, Galatasaray 1959 öncesi bizden şampiyonluğu olsaydı buna itiraz eder miydi dedi. Şunu soruyorum. Şayet ligde Fenerbahçe, Galatasaray’ın önünde olsaydı böyle bir talepte bulunur muydu? Bunu düşünmek lazım. Sonuçta bir rekabeti sahada yapmak durumundayız. Sahada bu mücadeleyi vermek durumundayız. Asla başka iftira niteliğindeki kin ve nefret duygularıyla hareket etmememiz gerekir. Bugün bunu gördük, yaşadık. Galatasaray camiası olarak bunu karşılıksız bırakmayacağız. Hukuk önünde bunun hesabını soracağımızı ben buradan taahhüt ediyorum.” diyerek sözlerini noktaladı.