15 Ekim 2021 Cuma 15:33

Başkanımız Burak Elmas’tan gündeme dair açıklamalar

Başkanımız Burak Elmas’tan gündeme dair açıklamalar

Başkanımız Burak Elmas, BeIN Sports’ta katıldığı yayında gündeme dair açıklamalarda bulundu.

Seçim öncesi yoğun bir ekip çalışmasıyla göreve geldiklerini ifade eden Başkan Burak Elmas, süreçle ilgili şu sözleri sarf etti:

“Bizim açımızdan Galatasaray adına çok önemli olduğunu düşündüğümüz bir seçimdi. Hep söylediğimiz şuydu. Bizim için bu seçimde aday olmak bir iktidar mücadelesi değil, Galatasaray adına verilen bir mücadeleydi. Tüm süreci çok şeffaf götürdük. Seçim süresince de Galatasaray'a olan sorumluluğumuzu unutmadan, Galatasaray'a yakışan şekilde, hiçbir adayın aleyhinde konuşmadan bence Türkiye'de de örnek gösterilecek bir seçim süreci yürüttük. Bu seçim sürecinde yorulduk tabii; ama tabi Galatasaray için yorulmak batmıyor. Yorgunluğu hiç fark etmediğimiz de söyleyebilirim. Çok geniş bir ekibimiz var. Ekip arkadaşlarımızdan fire vermeksizin o kadar uzun süre çalışma yürüttük. Biliyorsunuz spor camiasında o kadar uzun süre bu kadar geniş ekibi bir arada yürütebilmek kolay bir şey değil.”

“LİYAKAT SAHİBİ, KONULARINA HAKİM ARKADAŞLARIMIZLA YOLA ÇIKTIK”

“Seçimi kazanmaktan ziyade bir takım prensiplere sahip çıkmayı daha önemli gördük. Uzun zamandır kulüplerde şikayet edilen sürekli aynı kişilerin yönetimde yer alması, ehliyet sahibi kişilerin kurullarda ve yönetimlerde yer alması gibi konularda biz çok ciddi anlamda bir takım hamleler yaparak bundan uzaklaştık. Liyakat sahibi, konularına hakim, projelerine hakim arkadaşlarımızla yola çıktık. Hepsi birbirinden değerli. Galatasaray üyeleri, genel kurulumuz güzel bir teveccüh gösterdi. Her ne kadar az sayıda bir oy farkıyla da olsa bizi seçti. Seçimin dışında Galatasaray'ın iradesi ve aklı selimin ortaya çıkması son derece mutlu etti. Tabii kazandığınız zaman üzerinizde büyük bir yük oluyor. Galatasaray'ı çok seviyorsanız ve sorunlarınızı sahipleniyorsunuz. Bir dönem biliyorsunuz yöneticilik de yaptım. Şampiyonluklar o gece biter ertesi gün yeni sezon başlar. Biz de seçildikten sonra ertesi gün başladı. Bayağı da hummalı bir dönem geçiriyoruz.”

“Öncelikle bizde kongre üyesi kavramı yok. Tüzüğümüzde Galatasaray Spor Kulübü Üyesi ve genel kurula katılanlara da Galatasaray Spor Kulübü Genel Kuruluna katılma hakkına sahip üyelerimiz olarak bahsederiz. Bir farkımız da o. Aslında ekip arkadaşlarımızı biriktirerek büyüdük. Zaten kafamızda Galatasaray'ı sürekli düşünen bir ekip olduğumuz için başta düşündüğümüz, yapılması gereken konular, halledilmesi gereken sorunlar vardı. Aslında zor bir yola soyunduk. Bilindik isimleri ekibe dahil etmek en kolayıydı. Biz hazirunumuzda gizli olduğunu düşündüğümüz, yetkinlik sahibi ve bu iş aslında çok bulaşmak istemeyen arkadaşlarımızı ikna etmeye çalıştık. Ben yönetim kurulları, şirket yönetim kurullarında görev alacak aday arkadaşlarımın hepsiyle birebir konuştum. Çünkü bu arkadaşlarımız bir mücadele isimleri koyuyorlar. Bu mücadele liderliğine soyunan kişinin de aslında karşılıklı mülakatı oluyor. Onlar sizi mülakata tabi tutuyorlar. Siz de onları tanımaya çalışıyorsunuz. Uzun konuşmalardan sonra biriktirerek geldik yolda. Biz projemizi çalıştırmaya başladıktan sonra başka etkinliklere ihtiyacımız duyduğunu fark ettik. Ona göre de yine benzeri bir süreç yaşadık. Başta dört kişi, daha sonra kasım ayında 30'a çıkmıştık. Büyüyerek en sonunda hem çalışma gruplarımızda hem de yönetim kurulu şirket kurullarımızla beraber neredeyse 80'e yakın arkadaşımla birlikte seçim sürecinin sonuna geldik. Şu anda konuları sebebiyle ortada görünen birkaç arkadaşım dışında arkadan ciddi emek veren, karınca yönetim kurulu diyebileceğim çok vasıflı, Galatasaray’ı gönülden seven çok çalışan arkadaşlarım var. Ben geçmişte yönetim kurullarında da bulunduğum için çalışma prensiplerini de bildiğim için hakikaten çok mutlu oluyorum. Genelde herkes şöyle bir şey söyler. Ben de bunu yaşadım. Kalabalık bir heyecanlı bir ekiple seçimi girersiniz fakat seçim kazanıldıktan sonra 3-4 kişi çalışır. Geri kalan arkadaşlar gerek işlere gerek konulara hakimiyeti sebebiyle ilgisizlerdir. Şu anda bu yola çıktığımız arkadaşlarımızın çok yüksek bir oranı, benim Galatasaray’da görmediğim sayıda arkadaşımın Galatasaray'ın konuları hakkında çalıştığını görmek beni Galatasaray adına çok mutlu ediyor.”

“BURAYA PEMBE BİR TABLO BEKLEYEREK GELMEDİK”

“Biz sorunların büyüklüğünü biliyorduk. Çalıştık; fakat iki tane önemli husus var. Biz seçime girerken kaybetmekten korkmadık. Bizim için önemli olan Galatasaray’da ideallerimizin doğrultusunda, hazır bir şekilde Galatasaray'a yakışan bir ekip olarak aday olmaktı. Bunun sonucunda bir teveccüh gördük. Görmeyebilirdik de. Bazı riskler aldık. Etrafta bizim hakkımızda, ekip arkadaşlarımız hakkında konuşulurken, asla böyle bir şeye tenezzül etmeyeceğimizi söyledik. Biliyorsunuz genelde spor kulübü siyaseti çok bel altı gider. Biz buna başvurmadık çünkü hep kaybetmekten korkmadık ve yapacağımız seçim döneminde her hareketin Galatasaray'ın geleceğini etkileyeceğini ve bir takım kırgınlıklar yatacağını, bundan da Galatasaray'ın zarar göreceğini düşündük. Seçimi üyelerimizin teveccühüyle kazandıktan burada kalma kaygısıyla hareket etmiyoruz. Arkadaşlarımla çok konuştuk.  Galatasaray'da çok kronik, sürekli yönetimlerin halletmeye cesaret edemediği çok ciddi bazı acı reçeteler var. Bu dönem Bankalar Birliği anlaşması gereği sebebiyle baz acı reçeteler var. Her ne kadar bize kredi veren bankalar tarafından bizlere dikte edilmiş bazı hususlar olsa bile bunun dışında ciddi radikal kararlar almak lazım.”

“Biz de biz popüler olmaya gelmediğimizi söyledik. Burada çalıştığımız müddetçe Galatasaray'ın geleceğine pozitif etki yapacak önemli kurumsal ve yönetsel kararları alabiliyorsak bize onun vicdani rahatlığı önemli. Böyle de yürümeye devam ediyoruz. Geldiğimizde tabii ki sürprizlerle karşılaştık ama biz buraya pembe bir tablo bekleyerek gelmedik. Kazandığımız andan itibaren bizim sorumluluğumuz bu sorunlara çözüm üretmek. Çözüm üretirken de prensip olarak şunu öngörüyoruz. Galatasaray'ın problemleri bir tek bir yönetim kurulunun içine hapsedecek kadar ufak değil. Çok ciddi önemli problemler var. Hem camianın birlikte destek vermesi hem de bireysel olarak da katkı verecek herkesin masada bulunma arzusunun cevaplaması lazım. Onun için biz çok açık bir şekilde katkı verecek bütün üyelerimizin tavsiyelerini dinliyoruz. Onların da bu mücadeleye, Galatasaray mücadelesine katkı vermesine izin vermeye çalışıyoruz. Çok yeniyiz henüz. Hızlı çalıştık. Belki de hakikaten bu üç ayda neredeyse 1-2 senelik çalıştığımızı hissediyoruz. Dışardan umarım öyle algılanıyordur. Hata yapmamaya özen gösteriyoruz. Çünkü bu spor kulüplerin yapısı öyle. Biz geldiğimiz dönemde o kadar dinamik bir arada üzerimize geldi ki… Oraya yeni gelmişsiniz. Koltukta yeni oturuyorsunuz. Alacağınız her kararın Galatasaray'ın geleceğine negatif bir etkisi olmaması adına çok dirayetli ve doğru kararlar almanız lazım ama çok sorgulayacak vaktiniz yok. Onun için hızlı öğrenmeye, hızlı özümsemeye ve birlikte Galatasaray'ın geleceğine pozitif katkıda bulunacak kararlar almaya çalıştık. Örneğin transfer dönemi vardı biliyorsunuz. Futbolda ve bazı diğer şubelerimizde transfer dönemlerinden dolayı transfer süreci sonuçlanmıştı; fakat futbol, erkek basketbol gibi bazı branşlarımızda da direk transfer dönemin içine düştük. Transfer dönemleri çok hareketli süreçler. Her şey beklediğimiz gibi gitmiyor.”

“BİZİM DEĞİL CAMİANIN STRATEJİSİ OLMALI”

“Bugün futbol kadar cirosu olmayan bir amatör şubenin de belki futbolun %60, 70'e kadar insan kaynağına ve emeğe ihtiyacı var. Orası önemsiz diyemezsiniz. Oraya da aynı ilgi alakayı göstermemiz lazım. Yönetim Kurulunda belli sayıda insan var. Arkadaşlarım çok insan üstü çalışıyor; ama asıl bu şubeleri ve kulübün yönetimini yönetim kurullarından bağımsız kontrol edilebilir ve kurumsal yürüyen bir organizasyona devşirmek lazım. Biz de bunu yapmaya çalışıyoruz. Çünkü uzun vadeli strateji yaptık. Geçmişte de gördüğümüz gibi yönetim kurulu değiştikçe uygulanan bir strateji değiştirilebiliyor. Stratejiler kurumları değil yönetim kurularına ait oluyor. Biz istedik ki Galatasaray'ın gerçekten bir strateji ile yönetilmesi lazım ve bu stratejiler bizden sonra gelen yönetimler tarafından da değiştirilmesin. Bunun iki kuralı var. Birincisi düzgün, kurumsal yürüyen bir işleyiş kurmak. İkincisi de bunların sadece bizim stratejimiz değil camianın stratejisi olmasını sağlamak. Bu sebeple de özellikle Galatasaray'da en büyük fırsat olarak gördüğümüz divan kurullarımızda ve bugüne kadar olan her genel kuruluda ciddi anlamda emek veren arkadaşlarımın tanıması, bilinmesi açısından farklı konularda üyelerimizi bilgilendirmeye çalışıyoruz.”

Kulüplerin finansal probleminin tek sebebinin pandemiye bağlanamayacağını ifade eden Başkanımız Burak Elmas, konu ile ilgili şu cümleleri sarf etti:

“Burada çok önemli bir tespitte bulunmak lazım. Evet, dediğiniz gibi uluslararası tüm sektörler pandemiden etkilendiler. Buna futbol ve diğer spor branşlarını da dahil; fakat özellikle spor kulüplerindeki problemin sebebi pandemi değil. Pandemi üstüne geldi. Bazen maalesef o algı birbirine karışıyor. Yani bu sonuç. Zaten pandemi olmasaydı da spor kulüplerimizin finansal ciddi problemleri vardır. 1,5-2 sene ciddi bir kayıp var; ama onun üzerine bir de şunu söyleyeyim. Şampiyonlar ligine direk katılma hakkı vardı; o da ortadan kalktı. Pandemi bir süreç. Kulüplerimiz dayanabildi. Hepimizin ortak sorunları vardı o dönemde. Bu sistem yani geçmişte yapılan alışkanlıklarla zaten devam edemezdi. Şu anda hala bazı alışkanlıklar devam ediyor. Seçimde aday olurken bu alışkanlıkların her ne pahasına olursa olsun değişmesi gerektiğini, ciddi anlamda önlemler alınması gerektiğini söyledik. Biliyorsunuz bir Bankalar Birliği anlaşması imzalandı. Kulübümüz halka açık Sportif A.Ş. vasıtasıyla iki tane anlaşma imzaladı. İkinci imzalanan anlaşmayla zaten pandemi döneminin nakit açığının önemli bir bölümü kapandı. Banka kredisi ile kapandı. Çünkü bu bankalarla yapılan anlaşmanın prensibi de geçmiş borçların kapatılması. Asıl problem burada başlıyor. Diğer prensip de sonraki yıllarda da zarar edilmemesi. İlk iki sene bir adaptasyon süreci verildi. Ondan sonra ödemeler başlayacak. Galatasaray'ın kaş karşıya kalacağı ödeme faiz miktarı 400 milyon TL civarı. Burada şöyle bir problem var. Hükümetimiz bu pandemi sürecinde tüm sektörleri kapsayan çok ciddi mücadele vermek zorundaydı. Özellikle futbol bunun biraz dışında kaldı. Aslında bakarsanız destek alan sektörlere, futbol ciddi anlamda vergi problemleriyle karşı karşıya kaldı. Son dönemlerde oyuncuların vergi artışı oldu. Naklen yayın işini zaten biliyorsunuz. Orada sizlerin de yaşadığı bir takım sıkıntılar oldu. O sıkıntılar direkt kulüplere de yansıdı. Bütün bu sıkıntılar aslında çok büyük destek almadan bugünlere kadar geldi. Onu Bankalar Birliği anlaşmasına bağlarsanız, ödemeler başlayacak. Belli bir mali disiplin sağlamak lazım; fakat mali disiplini sağlamak için belli önlemleri erkene almak lazım. Bugün elinizde üstelik 3-4 senelik kontratlar varsa; ki biz bunları yaşadık. O kontrattan çıkamadığınız zaman bütçenizde nakit yaratıp o faizi ödeyecek hale getirmeniz bir süreç alıyor. Biz bununla uğraşıyoruz. Ciddi bir stratejik hamle yaptık. Bunu da yapmaya devam edeceğiz. Burada asıl amacımız Galatasaray'ın kar zarar tablosunu, bilançosunu kaldırabileceği yükümlülüklerin altına girmek. Bankalara edimlerimizi, alacaklarımızı getirecek bir yapı kurmak. Burada Türk futbolunun ikinci problemi ortaya çıkıyor. Rekabet. Böyle bir sistem getiriyorsanız bunun sıkı şekilde denetlenmesi lazım. UEFA niye Financial FairPlay dedi? Çünkü bugün sporda rekabetin en önemli öğesi sadece sahada değil, finans tarafında da gerçekleşiyor.”

“ESKİDEN YAPTIKLARIMIZLA GELECEĞE BAKAMAYIZ”

“Belli başlı Avrupa liglerindeki takımların bütçeleriyle ligimizin kıyaslanamayacağını ifade eden Başkan Burak Elmas, “Onlar bizim kadar finansal problemi olan liglerden gelmiyor. Bazı sahipli takımların daha fazla avantaj sağladığı iddia edilse de bütün lige baktığınız zaman borç raciosu bizim oranlara göre çok daha düşük. Dolayısıyla burada ekstra bir problem var. Bugün Türk futbolu battı söylemi herhalde herkes tarafından bugün kabullenilen bir gerçek. Resme bakın, hiç batmış gibi bir önlem göremiyorum. Biz bunları almaya çalışıyoruz. Yarışacağız ama yarışmak ve dönemsel popülarite uğruna Galatasaray'ın geleceğini tehlikeye atmayacağız. Burada bizim cesur davranacağımıza dair zaten bir taahhüdümüz var. Sektörde mücadeledeki rakiplerinizi yöneten kişiler ancak bir süre zarar ederek büyümeyi tercih edebilirler. O zarar sayesinde siz de onlara katılırsanız sektör hep birlikte batar. Biz bunu öngörüyoruz. Onun için çok ciddi önlemler alıyoruz; ama burada önemli olan regülasyonları koyan futbol federasyonunun gerekli denetimleri uygulamaları yapması. Şimdi siz düşünün, bir sektörün de denetimini yapıyorsunuz. Sektör batmış, borç içinde. Bankalarla bir anlaşma imzalanmış. Bu arada da eski alışkanlıklar devam ediyor. Siz bunu denetleme görevini yerine getiremiyorsunuz. Bu da haksız rekabete sebebiyet veriyor. Bugün Bankalar Birliği'ne tüm üç büyüklerin yaptığı taahhüt var. Futbol bütçesini önümüzdeki sene %20 azaltma. Türkiye Futbol Federasyonu'nun verdiği harcama limitleri %25 esnemeli ve bu limit bankalara taahhüdün üstünde. Ben bunu açıkça Bankalar Birliği’nde yapılan yeniden yapılandırma anlaşmasının taraflarına söyledim. Şu anda masalarda benim şahit oldum borç ödenmez konuşmaları yapıyor yapılıyor. Şu anda ödenmez deniyor. Şimdi böyle büyük bir yeniden yapılandırma anlaşması imzalanmış. Şu anda daha başında, eylüldeyiz ödenmez diye hareket edecek kadar sorumsuz olamayız biz Galatasaray yönetimi olarak. Aynı şeyler vergide de geçerli. Sistem problemli ama biz sisteme hep pansuman tedavisi yapmaya çalışıyoruz. Bu kurumlar için de geçerli. Sürekli söylüyorum. Bir hakeme şikayet ederek, maçta bir hakem bize gelmesin diyerek bu sistemin düzeltilemeyeceğini son 15 senede defalarca denedik ama yine aynısın devam ettirmeye çalışıyoruz. Tahkim Kurulu, Disiplin yargısı futbolda… Bu senelerdir böyle. Bundan şikayet etmeyen tek bir kulüp yoktur. Kararlarda vicdani olarak rahatsız olmayan tek kulüp yoktur. Buna taraftarlar da dahil. Aynı sistemi insan değiştirerek düzeltemediğimize göre sistemleri sorgulamak zorundayız. Bir taraftan da bankalarla yapılan yeniden yapılandırma anlaşmasını, bence futbol sektörel bir yeniden yapılandırma olduğu için futbol federasyonu da tarafıdır. Yani bugün baktığınız zaman, limit yükseltmek için bazı konuların etrafından dolaşılıyor. Mesela örnek vereyim size. Biliyorsunuz UEFA'dan elde edilen gelirlerin üçte biri kullanılabiliyorken bu sene üçte ikisi kullanılsın diye karar verildi. Yabancı konusu…  Kulüplerimizin yaptığı transferlere bakın. Yabancı futbolcuya üç senelik kontrat veriyorsunuz, lisans veriyorsunuz, seneye onları göndermesini isteyeceksiniz belli ki…  Yani burada sıkıntı ciddi anlamda sistemi düzeltmek. Eskiden yaptıklarımızla geleceğe bakamayız.”

“YABANCI KURALI KONUSUNDA YAPILAN YORUMLARI SAMİMİ BULMUYORUM”

Yabancı kuralı konusunda teknik direktörlerin ve yorumcuların beyanlarını samimiyetten uzak bulduğunu söyleyen başkanımız konu hakkında şöyle konuştu:

“Futbol paydaşlarının, bazı teknik direktörlerin, bu konuda samimi olmadıklarını düşünüyorum. Hatta bazı televizyon yorumcularının da bu konuda samimi olmadıklarını düşünüyorum. Taraf oldukları takımlar veya kendileri için uygun senaryoda aynı konuda iki farklı görüşü bir sene içerisinde söyleyen teknik direktörler gördük. Yabancı konusunda gerçekten kısıtlanmalı, milli takımımıza şöyle oluyor, istiklal marşı okuyamıyor diyenler bakıyorsun bir sene sonra aynı tezin tersine gidecek samimiyetsiz sözler sarf ediyorlar. Yabancı konusunda benim fikrim çok net. Belli kalitede yabancıların gelmesi lazım buraya; ama geçmişte üç-dört yabancıya müsaade ediliyorken Türk futbolu uçmadı. Burada esas, iyi oyunculara karşı maç yapmak, iyi oyuncu ile antrenman yapmak. Bunun yerlisi yabancısı olmaz. Yabancı kuralı, size Türk oynatmayı yasaklamıyor. Ayrıca da şunu unutmamak lazım. Ligimizde hep altyapı diyoruz. Bizde yetişen oyunculara Avrupa kulüpleri finansal olarak daha kuvvetli olduğu için, parayı bastırıp transfer ediyor. Bu ne demek? Türk futbolun kaliteli oyuncusu yurtdışına gidiyor. Onlara tanıdığınız hak sizde yok. Bugün işte bakın altyapı diyoruz. Galatasaray Ozan Kabak’ı yarım sezon oynatabildi. Transfer oldu. 2. Lig’den bile transfer ediyorlar. Türk kulüplerine yabancı sayısında sınırlama getirmek yerine alt yapı hamlelerini desteklemek, altyapıdan gelen oyuncuları teşvik etmek daha uygun. En iyileri buraya getirmek üzere bir sistem yaratmak lazım. Diğer aksi argümanlar, futbolun geleceği için bir tezi olmayan sığ argümanlar benim için. Bir sistemsizlik sistemi var. Türk futbolu sistemsizlik sisteminin içerisinde yürümeye çalışıyor. Biz yönetim olarak Galatasarayımızı bu sistemsizlik sisteminin bir parçası yapmayacağız.  Her ne pahasına olursa olsun doğruları yapmaya, doğruları söylemeye devam edeceğiz. Bakalım önümüzdeki sene ne karar alınacak. Göreceğiz. Herhalde birisi çıkar yine ‘milli marşı okunmuyor’ der. Milli Marşı okuyunca milli takım sanki başarılı oluyor. Milli takımımıza bakarsanız yurtdışına gitmiş bir sürü Türkiye'den geçmiş oyuncu var. Bu arkadaşlarımızın, yani bu konuda fikir lideri insanların söylediği sözlerin bir maliyeti olmalı. Maalesef bu konuda fikir üretenlerin bu konularda yükümlülükleri yok. Biz bunun bedelini ödüyoruz, onlar reyting alıyor veya teknik direktör kendini kurtarıyor. Bu konuda çok şeffaf açık ve net olmak lazım. Bir de sürekli fikir değiştirmemek lazım.”

“GALATASARAY SPOR KULÜBÜ’NÜN İRADESİNİ MASAYA KOYDUK”

Türk futbolunun sistemsel sıkıntılarıyla ilgili iradelerini net bir şekilde ortaya koyduklarını ifade eden Başkanımız Burak Elmas, “Kulüpler Birliği bu sene çok aktif. Göreve geldiğimiz ilk günden itibaren diyalogla birtakım sorunların çözülebilmesi için Galatasaray Spor Kulübü’nün iradesini pozitif anlamda hep masaya koyduk. Ciddi bazı eski alışkanlıklar var. Kişisel çekişmeler, çekememeler, güç alanını koruma savaşları… Bunların hiçbirinin hedefi Türk futboluna hizmet etmek değil. Bunlar etkisinden arınarak konu bazlı ve sonuç bazlı konuşmaya çalışıyoruz. Biliyorsunuz Kulüpler Birliği hep birlikte bir öneri getirdi… Tahkim Kurulu ve Disiplin Kurulunun seçilme mantığını diğer lig kulüplerinin desteğiyle değiştirecek bir önerge TFF Genel Kurulunda kabul edildi. Açıkça söylemek gerekirse orada Federasyon anlayışlı ve farkında davrandı. MHK ile ilgili ve yapısıyla alakalı kişilerden bağımsız konuşuyorum. Türk futbolunda şöyle bir problem var. Biz en basitine kaçıp sorunları kişiye zimmetliyoruz. O kişi gittiği zaman sorun bitmiş gibi davranıyoruz. Halbuki sorun yaşanmaya devam ediyor. Hep bunu yaptık. Dolayısıyla kişiler üzerinden değil de sistemlerin doğru çalışması adına, vicdani yara bırakmayacak şekilde, her kulübe eşit mesafede davranmak zorundayız. Tabii ki insanın olduğu her sistemde hata oluyor. Mümkün olduğu kadar hatalardan arındırılan bir sistem olmasını istiyoruz. Bu konuda Kulüpler Birliği Başkanımız Sayın Ahmet Ağaoğlu, Kulüpler Birliği Yönetim Kurulu da federasyonumuz ile istişare halinde. Gerekli paylaşımı yaparız. Türk futbolunun sistemi konusunda ben onlarca çalışma gördüm ama sonuca varmış bir çalışma yok. Bunlardan bir tanesi sonuca vardı. MHK ile ilgili görüşmeler devam ediyor. Umarım yakın zamanda federasyon da buna karşılık verir ve ileride tekrar bu yaşadığımız gerginliklerin vicdani sıkıntıları yaşamayacak bir sistem yürürlüğe girer.” dedi.

“TÜM KULÜP BAŞKANLARIYLA GÖRÜŞÜYORUZ”

Rakiplerle rekabetin doğal olduğunu ancak ortak sorunların çözümünde birlikte hareket edilmesi gerektiğini vurgulayan başkanımız, “Biz oturduğumuz zaman bütün kulüp başkanları birlikte sohbet edip konuşuyoruz. Birbirimize insan olarak saygı ve sevgimiz var. Benim de etrafımda birçok diğer takım taraftarı, çok yakın dostlarım var. Tabii ki onlar Galatasaray kaybetsin, ben de onlar kaybetsin istiyorum. Maçtan önce hepimizin bir fanatikliği var ve birbirimizle dalga geçiyoruz. Hatta bazen ufak yollu tartışıyoruz; ama maç bittiği zaman yine beraberiz. Örnek vereyim size. Benim çocukluktan beri beraber büyüdüğüm en yakın iki arkadaşım Galatasaray seçimlerinde sabahtan akşama kadar oradalardı. Ben teşekkür konuşmasını yapana kadar da akşam 22.30’a kadar oradalardı. Birisi çok koyu Fenerbahçeli diğeri de Beşiktaşlı. Elbette bazı konularda anlaşmamız mümkün değil. Çünkü çıkar çatışması var. Kulüplerin kendi camiaları açısından baktığı bir perspektif var ve o perspektiften kimsenin vazgeçmesini beklemiyorum; fakat bu konular var diye birlikte hareket etmemenin, Türk futbolunu buradan çıkaracak projelere de hayır demenin hepimize zarar verdiğini düşünüyorum. Hepimiz belli bir eğitim seviyesinin üzerinde konuşabilen, sorunları tartışabilen, bir çözüm yollarını bulabilecek yetkinlikte başkanlarız. Oturup konuşunca da bazı sorunlarla ilgili ortak sonuçlarına katlandığımız sorunlarla ilgili birlikte fikir alışverişi yapabiliyoruz. Burada hepimizin üzerine büyük bir sorumluluk düşüyor. Hepimizin söylemlerimizde dikkatli olmamız lazım. Çünkü arkada gerçekten de günlük hayatını her şeyini takımlara aidiyetleri üzerinden yaşayan taraftarlarımız var. Bizlerin arasında sorumsuzca birbirimize söyleyeceğimiz veya düşünmeden söylediğimiz laflar onları rencide edebiliyor. Ben buna çok özen göstererek davranmaya çalışıyorum.” şeklinde konuştu.

Sosyal medyanın kulüpler üstünde baskısıyla ilgili ise başkanımız, “Baskı kim yapıyor o önemli. Bütün sorunlara hakim biri mi yapıyor? O baskıya boyun eğerek ben Galatasaray'ın gelecek beş yılını heba edeyim, benim dönemim geçsin, ben popüler olayım, benden sonra gelen bedelini ödesin derse olmaz.” yorumunu yaptı.

“KULÜBÜN SAHİBİ OLSALARDI FALCAO’YU TRANSFER ETMEZLERDİ”

Eski futbolcumuz Radamel Falcao’nun ayrılığı konusunda sürecin nasıl işlediği sorusuna başkanımız şu yanıtı verdi:

“Falcao transferi…. Ben şunu iddia ediyorum. O dönem görev yapan yöneticimiz kulüp sahibi olsaydı Falcao’yu transfer etmezdi. Yani Avrupa'daki sahipli kulüpler gibi, kendi kulüpleri olsaydı, kendi ceplerinden bu zararlı finanse edecek ve olsalardı bu transferi yapmazlardı. Falcao gibi geçmişte bunun gibi birçok transfer yapıldı. Yapılan hataların dönemsel popülarite için yapılan hamleler belki o dönem sizi memnun ediyor ama Galatasaray'ın ve diğer kulüplerin geleceklerini ipotek altına alıyor. Sonra bunu da toparlayacak, cesur insanların gelip camiasını kulübün koruması lazım. Bugün ben bu koltukta oturuyorum, yarın genel kurulun ve üyelerimizin teveccühü ile başka bir arkadaşım oturacak. O zaman yine Galatasaray camiası içinde yaşamaya ve sorunlarıyla dertlenmeye devam edeceğim. Çünkü biz buranın ayrılmaz bir parçasıyız. Bu yönetimde iken de bununla eşdeğer davranmaya çalışıyoruz.”

“Arzu ettiğimiz gibi çözmek için çok uğraştık. Açık ve samimi konuştuk. Futbolcular da genç. Onlar da belli hayallerle geliyorlar. Oyuncuları belli sözler veriliyor. Kimse getirirken maalesef bir sene sonra bunu ödeyemeyiz, duruma göre ayarla kendini demiyor. Belli bir kontrat yapıyorsunuz onlar da geleceği için o kontratları tahsil etmek istiyorlar. Hele de dışardan, yurtdışından gelen her oyuncunun da bizler gibi veya Türk oyuncularımızın kulübe duyduğu aidiyeti duymasını bekleyemezsiniz. Bunlar profesyonel oyuncular. Açık seçik konuştuk. Galatasaray'ın içinde bulunduğu mali durumu onların maaşlarını ödemek için uygun olmadığını gelecekte ciddi önlemler almamız gerektiğini söyledik. Bazı oyuncular burada anlayışlı davrandılar. Şöyle de bir sorun var. Öyle kontratlar var ki Türkiye'de, yurtdışında bizden daha fazla maaş ödüyor dediğimiz piyasalarda dahi bu rakamlar yok artık. Pandemi ile beraber bütün kulüplerin ciddi maliyet azaltması ile beraber ciddi rakamlar düştü. O kontratları ne kadar üzerinizde taşıyorsanız kulübün geleceği açısından ve bu dönemde oluşan nakit açığı açısından o kadar kötü. Konuştuk bazı oyuncularımızla. Burada bir bütçe yönetimi var. Yani oyuncularımızla anlaşmadan, iyi bir şekilde ayrılmadan onun yerine de bir taahhüt yapmak istemedik. En kolayı bu. Biz alalım, oyuncu ayrılırsa çok iyi derseniz Galatasaray’ın önümüzdeki senesini yakmış olacaksınız. Çünkü bugünden ciddi bir zarar oluşacak. Onun için Falcao ile son güne kadar konuştuk.  Labirent gibi bir kontratı ve bir sürü maddeleri vardı. Transferin son gününde eğer Rayo Vallecano ile anlaştı. Biz de karşılıklı fesh ettik. Önümüzdeki sene alacağı ücretin önemli bir bölümünden kurtularak bu transfer gerçekleşti. Önümüzdeki sene de, bu tür hamlelerimiz devam edecek. Bu takımın ücret limitini ve kabiliyet limitini, yaş averajını belli bir standartta oturtmamız lazım. Bundan sonraki dönemlerde bizim yapacağımız transferler bu strateji dahilinde olmaya devam edecektir.”

Başkanımız Burak Elmas, Teknik direktörümüz Fatih Terim ile olan ilişkisine dair şu cümleleri sarf etti:

“Ben Fatih hocayla çok genç yaşlarda çalıştım. Birbirimizle çok uzun süredir bir ilişkimiz var. Birbirimizi tanıdığımızı düşünüyorum. Seçimde de bunu çok açık söylemiştim. Bu seçimde taraf olduğumuz için Fatih hocanın buradan yara görmemesi, eleştirilmemesi açısından hiç konuşmadım o dönem. Görev üyelerimiz tarafından bize verildikten sonra hocamızla konuştuk. Bu çok önemli bir yapılanma. Eğer başında bulunan teknik direktörünüzün futbol aklı bu projeyi benimsemiyorsa yapma ihtimaliniz yok. Birlikte oturduk. Bu tek boyutlu bir konuşma değil. Asıl sorun bazen teknik direktörlerle futbol direktörleri ile yönetimler sadece oyuncu üzerinden konuşurlar. Tabii Fatih hocanın bir avantajı var. Aynı benim kadar Galatasaraylı. Dolayısıyla bütün perspektiflerden bakarak mali konularda ve başarı prensipleri üzerinden oturduk, konuştuk, anlaştık. Üzerimizde büyük bir baskı vardı. Yetiştirmemiz lazım o sırada transferleri. Bütün piyasalar aynı anda açılmadı bu sene. Avrupa Şampiyonası vardı. Bir diğer taraftan da sezonu erken açtığımız için diğer takımlar bazı oyuncularını hazırlık kampına götürüp denemek, ondan sonra transferine karar vermek istedi.”

“DÖNEMSEL DÜŞÜNEN, STRATEJİSİ OLMAYAN, ÜRKEK DAVRANAN UZUN VADELİ BAŞARI YAKALAYAMAZ”

“Burada hocamızla konuştuk. Dedik ki, bizim bugün bir maç iki maç alacağımız bir karar, Galatasaray'ın geleceği için doğru olmayabilir. Galatasaray adına dirayetli duralım, baskıya boyun eğmeyelim. Her sene ilk 11'e 5-6 transfer yapacağımız bir futbol stratejisinden uzaklaşalım. Genç, Galatasaray'ı zamanla daha iyi tanıyacak, birlikte oynamaya alışacak, Galatasaray'a gelir getirebilecek, en azından beş sene birlikte oynayacak bir oyuncu grubu kuralım dedik.  Burada da hem bütün strateji konusunda hemfikir olarak gittik. Seçim öncesi de zaten deklare etmiştim. Futbol sorumlusu kim olacak dediler.  Ben de futbol bana bağlı olacak dedim. Çünkü Fatih hoca ile arama kimseyi koymama gerek yok. Birlikte konuşuyoruz. Konuştuklarımızın hepsini anlatmıyoruz. Biz çok şey konuşuyoruz. Birçok fikir alışverişinde bulunuyoruz. Çok güzel planlarımız var. Bazen fazla büyük planlarımız var. Sonra finansal perspektif koyup planları zamana yayıyoruz; ama güzel birlikteliğimiz var. Umarım sonunda Galatasaraylıların mutlu olacağı bir sonuç getirmeyi arzu ediyoruz.”

“Dönemsel düşünen, stratejisi olmayan ve ürkek davrananlar uzun vadeli başarı yakalayamaz. Bizim bir stratejimiz var. Bu stratejiyi uygulama konusunda cesuruz ve bu stratejiyi Galatasaray için, Galatasaray'ın geleceği için uygulamaya devam edeceğiz. Burada üzerimize tabii ki baskılar gelebilir; ama zaten baskıları kaldıramıyorsanız, baskılara direnip kulübümüzün bekası, başarılı ve geleceği sürdürülebilir olması için ayakta dimdik duramıyorsanız zaten bu göreve talip olmamanız gerekir. Bütün oyuncularımızı bir sistemle transfer ettik. Ciddi anlamda scout raporları, yurtdışında bir çok yerden oyuncuları izleyen scoutlar ile görüşmeler yaptık. Oyuncuların kulüpleriyle ve menajerleriyle direkt kendim görüşerek transfer yaptık. Yani mümkün olduğu kadar az aracılı ve detaya inerek, mümkün olduğu kadar da ekip kararıyla, yani hocamız ve biz birlikte hareket ederek bu oyuncuları transfer ettik. Benim sahada gördüğüm ve bize geldikten sonraki performanslarına baktığımda şu anda transferde hata yapmadığımızı düşünüyorum. Pozitif işaretler var. Örneğin iki tane ümit milli takım oyuncusu Galatasaray'a geldikten sonra A Milli takımda forma giymeye başladılar. Geçen Norveç maçında bakarsanız Taylan ve Berkan’ın içinde bulunduğu milli takım orta sahasında, yedek dahil olmak üzere, belki de uzun zamandır olmadığı kadar fazla Galatasaraylı oyuncu vardı. Halil keza öyle. Bunlar hep bizim adımıza Galatasaray'da doğru hamleleri yaptığımızın göstergesi; ama tabii biraz daha zamana ihtiyacımız var. Erken karar vermemek lazım. Doğruları yapmaya devam ederseniz başarı sonunda gelecektir. Şu ana kadar gittiğimiz yolda stratejimizin doğru ilerlediğini düşünüyorum.”

Profesyonel futbolcu Gedson Fernandes’in transfer görüşmeleriyle ilgili gelen soruya başkanımız, “Çok yüksek bir bonservis bedeli istediler. İlk önce göndermek istemediklerini söylediler. Kulübü kiralamak istemedi. Sonra orada bir hoca ve yönetim değişikliği oldu. Sonra kadroda tutmaya karar verdiler. Sürekli o yönetimin vereceği oyuncu satma veya kiralama kararını bekledik. En sonunda takımda tutmaya karar verdiler. Dolayısıyla olmadı. Bu süreçte transfer ettiğimiz oyuncu sayısının 2-3 katı da olumsuz sonuçlanan görüşmemiz de oldu.  Tabii bunlardan hiç bahsetmiyoruz. Gedson da bunlardan biri. Sonuçta takımında başarılar diliyorum.” yanıtını verdi.

“BİZİM GÖREVİMİZ GALATASARAY’IN TÜM SPORCULARINI VE VARLIKLARINI KORUMAK”

Futbolcularımız Marcao Teixeira ve Kerem Aktürkoğlu arasında cereyan eden vakanın çözümünün nasıl geliştiği sorusu hakkında Başkan Burak Elmas şu açıklamayı yaptı:

“Başka bir yerden bu soruya cevap vereceğim. Biz seçim döneminde çok cesur davrandık. Kaybetmekten korkmadan ideallerimizin peşinde ciddi anlamda bir duruş sergilemek istedik. Umarım da bunu sergilemişizdir. Takdir edildiğini görüyorum. Göreve geldikten sonra yönetim kurulu arkadaşlarım yönetim kurulu toplantısında bana şunu sordular, ‘Seçimde çok idealist hızlı davranan, radikal kararları hızlı alabilen bir başkan adayı iken, seçildikten sonra çok daha fazla temkinli, çok dikkatli karar veren bir insana dönüştüğünüz’ dediler. Ben de onlara dedim ki, ‘Seçim dönemi aldığımız kararların maliyeti bana ve sizlere aitti, bugün alacağımız her kararın maliyetini, faydasını ve zararını Galatasaray görecek’. Onun için kendi kişisel arzu güdülerimize ve duygularımızla, özellikle sosyal medyada nerede kim olduğunu bilmediğimiz hesapların yorumlarıyla Galatasaray'ın geleceği ve bugün hakkında karar veremeyiz. Biz sorumluyuz. Galatasaray adına en doğru kararı vermekle yükümlüyüz. Marcao olayı da öyle bir konu. Ben de böyle bir olayı ilk defa gördüm. Futbol şubesi sorumlusu olarak birçok şey görmüştüm. Her şeyi biliyorum ve gördüm dememek lazımmış. İşin  komik tarafı kazandıktan sonra olması. Bütün faktörleriyle hakikaten çok zor bir olay. Bu iki oyuncumuz da bizim oyuncumuz. Siz de biliyorum halı saha da top futbol oynuyorsunuz. Ben de eskiden oynuyordum. Bazı arkadaşlarımız vardır, sinirlidir o gün. Halı sahada böyle şeyler ben çok yaşadım. Şuna bakarsınız. Orada olan bir olaydan dolayı arkadaşlığınızı bitirmezsiniz. Pişman mı, bir daha yapacak mı, olayın arka planı ne gibi faktörlere bakarsınız. Sonuçta aile arasında kardeşler kavga edebilir. Sokakta da kavga edebilir. Hemen karar verip onları aileden attım demiyorsunuz. Galatasaray büyük bir aile. Marcao da Kerem de bizim ailemizin önemli parçaları.”

“İlk gün tansiyon yüksek olduğu zaman karar vermek sizi yanlış yönlendirebilir. Futbolda da tepkiler bazen çok sert ve hızlı geliyor. O anda siz o tepkilere direnme dirayetini gösteremezseniz, kulübünüz adına büyük bir risk alıyorsunuz demektir. Aldığınız her kararın doğru ve yanlış olma ihtimali aynı oranda yüksek. Dolayısıyla biz ilk önce oyuncularımızın kendi ruhsal durumu açısından ve takımın diğer oyuncularına sirayet etmemesi açısından temkinli bir duruş sergiledik. Hocamızla hemen konuştuk. Maçtan sonra ben de ilk defa olay akabinde soyunma odasına indim. Bu sene ilk oluyor. Hocamla oturduk. Fatih hocayla analiz yaptık. Sonunda da bir hareket planı belirledik. Hareket planı da Galatasaray'ın geleceğini etkileyebilecek iki oyuncumuzu ve takımı etkileyebilecek bir kararı hemen orada almak yerine takımı bütün şekilde İstanbul’a getirmek ve daha sonra olayı ciddi anlamda ele almaktı. Çünkü o bir olayın iki tarafı vardır. Hareketi asla tasvip etmiyoruz. Bizim toplumumuzun da hemen biletini keselim demek gibi bir huyu var. Marcao ve Kerem bizim için çok değerli genç bir oyuncularımız. Galatasaray onu hem transfer ederek hem de takımda oynatarak ciddi bir yatırım yaptı. Hem duygusal açıdan kendini haksızlığa uğramış hissetmemesi adına hem de Marcao’yu kaybetmemek adına doğruları nasıl yapabiliriz, olayın arkasında gelişen faktörler nedir diye analiz ettikten sonra bu kararı verdik. İçinden geçtiğimiz dönemde de Marcao Kerem’den özür diledi. Profesyonelce bir yaptırım uygulandı. Burada bizim görevimiz Galatasaray'ın bütün sporcularını ve varlıklarını korumak. Bunu yaparken de Galatasaray değerlerine sahip çıkmak. Bazen çok zor olabiliyor ama kolay olsa da bugünü herkes yapardı.”

“MUSLERA BURADA OLACAK”

Muslera’nın uluslararası maçtan lige yetişip yetişmeyeceği sorusuna başkanımız, “Eğer bir aksilik çıkmazsa yetişecek. Gerekli organizasyonu hocamızla da konuştuk. Umarım yarın akşamüstü burada olacak.” yanıtını verdi.

Profesyonel futbolcumuz Mostafa Mohamed’e gelen transfer teklifi hakkında gelen soru üzerine başkanımız, “Mostafa Mohamed’e Bordeaux’nun bir ilgisi oldu. O sırada da Mısır’daydı. Transfer saatleri bitmeye yakındı. Aynı anda 5-6 oyuncunun işlemi ile ilgili görüşmeler oluyordu. Biz de burada Mostafa Mohamed ile konuştuk. O da böyle bir imkan olursa bununla ilgilenebileceğini söyledi. Biz de görüşmesine izin verdik. Bordeaux Kulübü ile konuşuyorduk; fakat o arada da aramızda yaptığımız istişarelerde de bu olayın olmasını istemediğimize karar verdik ve sonuçta da konu kapandı.” bilgilendirmesini yaptı.

Halil, Diagne ve Mohamed forvet üçlüsünden ilk 11’de hangisini tercih edeceği ve Halil Dervişoğlu’nun bonservisinin alınıp alınmayacağı sorusuna başkanımız, Böyle bir kararı ben verecek olsaydım ben teknik direktör olurdum. Sadece Fatih hoca için geçerli değil. Bir teknik direktöre güvendiğiniz anda kendisini saha içerisinde sorumluluğun parçasıdır. Eğer siz müdahale ediyorsanız orada, o zaman teknik direktör getirmeyip başkan- teknik direktör modeline geçmek lazım. Orada enteresan bir madde koyduk ama anlaşılmadı. Halil'le ve kulübüyle ben görüştüm. Orada şöyle bir madde koyduk. Bir sene kiralık ücreti verdik. Halil’e gelecek herhangi bir teklifi aynı rakamlarla ilk alıcısı, kira bedeli düşerek biz olabiliriz. Böyle bir hakkımız var. Dolayısıyla bir anlamda ciddi bir ilerleme kaydettik. Brentford Kulübü de Halil'in buradaki performansına dayalı olarak, sene sonunda iyi bir teklif gelme opsiyonunu masada tutmak istedi. Biz de, ‘Biz sizden bir sene kiraladık. Bunun için bedel ödedik. Gelecek en iyi teklifin aynı rakamını biz ödersek transfer etme hakkı bizde olsun. Üstüne de bu ödediğimiz rakamı düşelim.’ Onlar da bunu kabul ettiler. Anlaşmamızda bu yazılı.” dedi.

“EN BÜYÜK HEDEFİM AVRUPA’DAKİ RAKİPLERLE DİŞE DİŞ MÜCADELE EDEN BİR TAKIM”

Şampiyonluk yarışı hakkında düşünceleri sorulan başkanımız, “Şu anda gerçekten belki de son dönemlerde en dişe diş rekabet var. Özellikle üst sıralarda. Herkes kendi açısından hem Avrupa mücadelelerini düşünerek, finansal yapılarına göre bir takım kurdular. Görünen o ki gerçekten birbirinden dişli takımlar var. Tabii bu arada ligimizdeki takım sayısı da milli maç takvimi de takımlara pek yardımcı olmuyor. Bizim bir sürü milli oyuncumuz yurtdışına gidiyor. Muslera’dan örnek verdiniz. Avrupa kupası oynamadığımız haftaların arasında da lig maçı oynamak zorunda kalıyoruz. Yani kolay değil. Gerçekten oyuncuların üzerinde ciddi bir baskı oluyor ve sakatlık riskleri oluyor. Marcao’yu değerlendiremedik. Aralık ayı bizim hamlelerimizin başarısı açısından daha gösterge niteliğinde olacaktır.  Avrupa kupalarında başarılı başlamak değil, başarılı bitirmek önemli. Hedefleri doğru koymak lazım. Benim en büyük hedefim, bu beş sene birbiriyle oynayacak takım, Avrupa'da rakiplerine karşı dişe diş oynayacak bir takım olması.” yorumunu yaptı.

Türk kulüpleriyle Avrupa kulüpleri arasındaki makasın açılmasıyla ilgili başkanımızın yorumu şöyle oldu:

Makas biz UEFA kupasını aldıktan sonra açmaya başladı.Biliyorsunuz Galatasaray'ın maalesef bu makasın açılmasa büyük katkısı oldu. Birincisi Şampiyonlar Ligi ön elemesinde Manchester United’ı eleyip Şampiyonlar Ligi'ne katılmamızdan sonra bir değişiklik yaptılar. 2000’li yıllarda biz UEFA şampiyonu olduğumuz zaman transfer sistemi farklıydı biliyorsunuz. Bosman Kanunu, Avrupa topluluğu üyesi olmayan takımlara uygulanmıyordu. Bizim içerde bir transfer yönetmeliğimiz vardı. Teklif ettiğiniz rakam çarpanıyla bir bonservis bedeli belirliyordunuz. O bonservis bedelini ödeyerek alamazsa kimse, oyuncu teklif ettiğiniz bedelden kulübünde kalıyordu. UEFA’nın aldığı yanlış kararlarla futbolun ruhuna çok büyük zarar verdiğini düşünüyorum. Avrupa'da ülkelerinin daha az gelirli liglerindeki temsilcilerinin, Avrupa'da başarı kazanma ihtimali vardı. Dönem olarak iyi oyuncular yetiştirmiş, iyi bir kimyası olan oyuncuları bir araya getirmiş bir ekip Avrupa'da mücadele edebilirdi. İşte buna Galatasaray’ı, Kızılyıldız’ı, Alaves’i sayabilirsiniz… UEFA verdiği kararlarla ve baskılara boyun eğerek futbolu özellikle Şampiyonlar Ligi’ni daha gelir kazanmayı arzu eden elitist takımların eline bıraktı. Bugün ikinci olmuş bir Galatasaray veya başka bir Türk takımı üç ön eleme oynayarak Şampiyonlar Ligi'ne katılma hakkı elde ediyorsa hakikaten bu sistemde bir yanlışlık var. Sonunda zaten bu sistem verdikçe daha fazla ister karşı taraf. Bu sene yaşadığımız Süper Lig olayı zaten bunun bir devamı. Onun sonrasında UEFA'nın Süper Lig’i engellemek için vermiş olduğu yeni Şampiyonlar Ligi formatı da buna bir teslimiyet. Ciddi anlamda bunun sorgulanması lazım. Bu dönem bizim gibi Avrupa'da eşit mücadele şartları elde etmek isteyen takımlarla yurtdışına görüşmeler yapıyoruz. Bu konuda da Avrupa'da mücadele Türk grupları ile de beraber bu takımlarla birlikte hareket bir takım aksiyonlar almayı arzu ediyoruz.”

“PANDEMİ İNSANLARIMIZI DUYGUSAL OLARAK ETKİLEDİ”

Avrupa’daki büyük taraftar kitlemizin önemli bir potansiyel olduğunun dile getirilmesi üzerine Başkan Burak Elmas, taraftarları potansiyel tüketici olarak görmediklerini vurgulayarak şu sözleri sarf etti:

“Taraftarı kulübü sevdiği için para harcamak zorunda olan kişi olarak görme alışkanlığından vazgeçmek lazım. Yani taraftar para harcamaya mecbur değil. Siz de kulüp olarak onlara bir aidiyet hissettirme, onlarla ilgilenme, onları da kulübün bir parçası gibi hissettirme yükümlülüğünüz var. Bu sadece forma satarak, maç bileti satarak olmuyor. Bir iletişim kurmak lazım. Biz bununla ilgili ciddi projeler üretiyoruz. Bu ilişkide samimi olmak lazım. O aidiyeti hissettirmezseniz, o ilgi uyandırmazsanız, Galatasaray'ı yaşattırmazsanız hayatın her anında şikayet edemezsiniz. Yurtdışında gerçekten ciddi potansiyelimiz var. Bugüne kadar o potansiyele oportünist yaklaşmış kulüpler. Fenerbahçe ve Beşiktaş için de söyleniyor bu. 10 dolar verse herkes kulübün borcu kapanacak diye. Öyle bir şey yok. Onlar hakikaten bu işi bilmeyen, dinamiklerini anlamayan kişilerin yapmış olduğu söylemler. Biz bu ülkelere ülke bazında gerçekten bir potansiyel aidiyet hissettirme ve oradaki taraftarlarımıza ulaşma ve onlara bir Galatasaray aidiyeti hissettirme adına potansiyel pazarlar olarak görüyoruz. Sadece Avrupa değil sadece Asya'da da Amerika'da da bunların planlarını yaptık. Ülke bazında ve coğrafya bazında yapıyoruz. Bu planları, bir sene, iki sene, iki ay, üç ay değil 5-6 senelik büyüme planları olarak yapıyoruz. Bunları da önümüzdeki seneden itibaren uygulamaya geçireceğiz. Maçlara gelme konusu da herkesin bir savı var. Bunu ciddi anlamda incelemek ve anlamak lazım. Bir kısım pandemi sebebiyle insanların çekindiğini söylüyor. Belli bir yaş grubunun altı gelemiyor zaten biliyorsunuz. O bir potansiyel eksiklik. Maça çocuğuyla gelenler çocuğunu getiremiyor. Belli yaşın altında gençler gelemiyor…  Bir de pandemi duygusal olarak insanımızı çok etkiledi. Çok yakınını kaybeden insanlar oldu. O maça gelerek bitmiyor. Maçtan da eve dönüyorsunuz. O riski almaktan çekiniyor olabilirler. Bütün bunun üstüne pandemi döneminde de biliyorsunuz gerçekten ciddi bir ekonomik sıkıntı yaşadı halkımız. Bilet fiyatlarında da hani ilk önce can, aile, sonra buraya harcama yapma sırasını düşünürsek orda da zorlanıyor olabilirler. Biz kulüp olarak elimizden geldiği kadar bu sebepleri iyi anlamak, taraftarımızın sağlığını riske atmadan takımımızı güçlü şekilde destekleyecekleri bilet fiyatlarında inceleyerek bir takım hamleler yapmak istiyoruz. Burada tek bir faktörden bahsetmek imkansız. Çünkü bu her takımın yaşadığı bir sorun.”

“Galatasaray’ın taraftarı bizim için çok önemli. İşte görüyorsunuz pandemi döneminde naklen yayında bile taraftarın sesini duymadığı için izleyici seyretmek istemedi. Ben de maç seyretmekten zevk almamaya başladım. Seyirci oyunun çok önemli bir tamamlayıcısı ve destekçisi. Taraftarımız Galatasaray'ın muhakkak yanında yer alacaktır. Sezon da yeni başladı. Çok zor 1-2 sene süreç geçti. Ben Galatasaray taraftarının Galatasaray'ı daha kalabalık bir şekilde desteklemeye devam edeceğini düşünüyorum.”

Nef ile yaptığımız sözleşmenin ülkemizde rekor olduğunu ifade eden Başkan Burak Elmas, “Süresi ve toplam bedeli göz önüne alırsa stadyum isim hakkı alanında bir rekor. Forma sponsorluğu konusunda da Nike ile yaptığımız önemli bir rekor anlaşma var. Nef özellikle bu ekonominin böyle olduğu bir dönemde, kulübümüzün üyesi ve yakın parçası sevgili Erden Timur, çok yakın sevdiğim bir dostum, yoldaşım… Markasıyla beraber taşın altına elini soktu ve Galatasaray'a ciddi bir hizmet yaptı. Ona da huzurlarınızda teşekkür etmek isterim. Evet bizim açımızdan özellikle bu zor dönemde Galatasaray açısından ekonomik olarak çok önemli bir anlaşma oldu. Hem de Galatasaray çok büyük avantajlar sağlayan bir anlaşma oldu. Onun dışında başka sponsorluk görüşmelerimizde devam ediyor.” dedi.

“KEMERBURGAZ PROJEMİZ HAZIR”

Kemerburgaz’da kurulması planlanan tesislerimizle ilgili başkanımız, “Kemerburgaz ile ilgili projemizi hazırladık. Kemerburgaz’ın tapusunu almamız için ilk önce belediyeden gerekli izinleri alıp ondan sonra milli emlaktan tapuyu almamız lazım. Halihazırda projenin detayları ile beraber Eyüpsultan Belediyesi’ne başvurduk. Oradan izin çıktıktan sonra gereken başvurumuzu yapacağız. Tapuyu aldıktan sonra inşaata başlayacağız.” diye konuştu.

Tesis edilmesi planlanan basketbol salonumuz hakkında ise başkanımız, “Salonun detay planları çalışılıyor. Orada da geçmiş salondan farklı bir salon olacağı için yeni bir ruhsat için Sarıyer belediyesine başvuracağız. Herhalde önümüzdeki iki ay içerisinde ruhsat başvurusu yapacağız oradan sonra da finansman paketini harekete geçirerek önümüzdeki sene inşaata başlamayı arzu ediyoruz.” dedi.

Yeni bir proje olan ‘Girişim Merkezi’ni önemsediğini ifade eden Başkan Elmas, “Üzerinde çalıştığımız bir takım farklı projeler var. Girişim merkezi kuruyoruz. Yurtdışında bazı kulüplerin başarıyla gerçekleştirdiği bu projeyi çok önemsiyorum. Burada hem yeni başlangıç aşamasında kurulan şirketlerin büyümesini hızlandırıcı bir program ve bu şirketlere Galatasaray'ın yatırım yapacağı bir fon var. Ocak ayından itibaren şu anda talep toplamaya başlayacağız. Ocak ayından itibaren harekete geçeceğiz. Bunun lansmanını da yakında yapacağız. Bu bizi çok heyecanlandırıyor çünkü spor ve eğlence alanında yapılan yeni Start uplara hem hızlı büyüme hem Galatasaray çatısı altında gerçek anlamda dünya markası olma fırsatı vereceğiz. Bundan da Galatasaray hem gelir olarak hem de bunların bir parçası olarak faydalanacak.” diye konuştu.

“ADA’DA GALATASARAY’A YAKIŞAN BİR TESİS YAPMAK İSTİYORUZ”

Ada konusundaki hukuki süreci hızlandırdıklarını söyleyen başkanımız, “Birçok mahkeme var. Şu anda istinaf mahkemesinde bir davamız var. Onun sonucunu bekliyoruz. Çok ciddi anlamda bir dilekçe yükü vardı önümüzde. Öne alınma talebimizi bildirdik. Öne alınma talebimiz kabul edildi dilekçemizin ehemmiyeti sebebiyle. Yakın bir zamanda sonucun çıkmasını bekliyoruz. Oradan pozitif bir sonuç çıkması halinde hemen görüntüsünü düzeltmek için işlemlere başlayacağız. Çünkü biz Ada’ya çıkamıyoruz maalesef. Onu da bir şekilde gerekli mercilerle görüşerek bir an önce orada Galatasaray'a yakışan bir tesis yapmayı ve markamıza yakışan bir görüntü oluşturmayı arzu ediyoruz.” dedi.

Dijitalleşme konusunda projeleri sorulan Başkan Burak Elmas bu alana yenilikçi bir bakış açısıyla yaklaştıklarını belirterek şu açıklamayı yaptı:

“Bununla ilgili bir değil birçok projemiz var. Çünkü biz geçmişte spor yönetim modellerinde bir dijital hayattan bahsedemezdik. Bildiğimiz klasik mecralar vardı. Şimdi bizim taraftarımızın ve toplumun ciddi bir dijital hayatı var. İleride de kulüplerin gelirinin en büyük bölümünün dijital hayatlardan oluşacağını düşünüyoruz. Burada ciddi bir yeni bakış açısı getiriyoruz. Dijital kanallarda iletişim stratejisi, dijital kanallarda yeni sunabilecek ürünler, yeni içerikler üretmek… Şu anda ekip arkadaşlarım kendi içimizde bir içerik üretim ajansı kurmayı başlattılar. Bunu da yakında devreye sokacağız. Çünkü Galatasaray'ın çok önemli bir markası ve içersinde bir sürü önemli içerikler var. Bunları uygun şekilde üretip bunları taraftarımızın beğenisine sunmak istiyoruz. Ayrıca markamızla ilgili ciddi anlamda kurumsallaşma çalışmaları yaptık. Marka stratejisi ve uygulamaları ile ilgili… Bunları divan kuruluna sunduk. Hakikaten Galatasaray'ın gelecek 20 yılda yönetim prensiplerini belirleyecek ciddi anlamda stratejik çalışmalar yapıyoruz. Dijitale artık bambaşka bir bakış açısıyla yaklaşıyoruz. Oradan gelen gelir veya orada yarattınız içeriğin izlenme oranlarının yan iş değil esas iş olduğunu düşünüyoruz.  Orada ciddi anlamda hem kaliteli insan kaynağı hem de stratejik olarak da ciddi bir bakış açısı terk ediyoruz. Yakında zaten bu görünmeye başlayacak. En önemli dijital tarafta yaptığımız yeniliklerden birisi NFT.”

“Ciddi anlamda hassas davranıyoruz. Burada amaç bir-iki seferlik işler yapmak değil, uzun süre devam eden stratejik anlamda iletişimi başarabilmek. Dijital tarafta biliyorsunuz yeni dijital varlıklar var. Ortada ciddi projelerimiz var. Türkiye'de ilk defa bir kulüp olarak NFT çıkardık. İkinci arzı da yaptık. Çok başarılı geçti. NFT hala yeni bir gelişen bir yer. Biliyorsunuz bir de ya Blockchain uygulaması dünyada çok yaygınlaşmaya başladı ve popülerleşti. Hala daha gelişme sürecinin başında. Orada ciddi anlamda projelerimiz var çalıştığımız. Size anlatamadığım projelerden bazı onlar. Çok ciddi görüşmelerimiz var. Ümit ediyorum fazla gecikmeden onları anlatabiliriz. Bir diğer taraftan da biz göreve gelirken Galatasaray'ın tüm kurumlarının birlikte hareket etmesinin Galatasaray’a, Galatasaray markasına önemli bir strateji ve sinerji yaratacağını düşünerek bu sinerjiyi sağlamaya çalışıyoruz. Bugün örneğin Galatasaray Üniversitemizle eğitim alanındaki sertifika programları ve birlikte projeler geliştirme konusunda bir iş birliği anlaşması yaptık. O konu da bizim için çok önemli.”

“TÜM KULÜPLER BİRLİKTE MÜCADELE ETMELİYİZ”

Korsan yayınların engellenmesi konusunda hukuki adımların atılması beklendiğini ileten başkanımız, taraftarlarımıza da bu yayınları izlememelerini tavsiye etti:

“Sadece yayının değil her türlü işim korsanı çok zarar veriyor. Bu anlamda ciddi anlamda biz markalı ürünlerimiz konusunda ciddi girişimler yaptık. Bütün bölgelerde 20 avukatlık bürosuyla anlaştık. Göztepe maçına uygulamamızı yaptık. Buna karşı ciddi bir savaş ve bir mücadele yapacağız. Yayın konusunda da tüm diğer kulüp başkanlarıyla hemfikiriz. Bu basit bir konu değil. Ciddi anlamda hukuki altyapısının yapılması gereken, kulüplerin özellikle bu Türkiye futbol ekonomisinin bulunduğu bu durumda ciddi zarara uğratan, hatta naklen yayın ihalesinin değerini de ciddi etkileyen bir husus. Buradan tüm taraftarlarımıza korsan yayınları seyretmemelerini rica ediyorum. Korsan yayın yapan kişilere sempati ile bakmamalarını rica ediyorum. Çünkü bunu yapanlar çok sevdikleri kulüplerinden çalıyorlar. Bunu bilsinler. Bunları ihbar etsinler. Çünkü bunu iş haline getirmiş maalesef gözümüzün önünde bir sürü siteler var. Bunun ilgili de hep beraber hem taraftarımız hem kulüp olarak hem diğer kulüpler ve taraftarlarıyla birlikte mücadele etmeliyiz. Bununla ilgili de zaten sayın bakanlarımızla da görüştük. Meclis yeni açıldı ve orada da yeni bir yasa çıkarma ve bunu da o yasaya dahil etme gibi bir irade var. Umarım çok kısa zamanda sonuçlanır. Biliyorsunuz önümüzde bir yeni naklen yayın ihalesi süreci var. Orada bu korsan yayınlarla ilgili alınacak önemli bir kanun değişikliğinin kulüpleri ve yayıncı kuruluşu koruyacak, ihalenin fiyatına da çok pozitif anlamda etkileyeceğini düşünüyorum.”

“HAKEMLER FUTBOLU BİLMİYOR”

Türk hakemliğinde ciddi eğitim sıkıntısının olduğunu söyleyen Başkanımız Burak Elmas, hakem sorunu konusunda düşüncelerini şöyle aktardı:

“Kimseyi rencide etmemeye çalışıyorum. Şimdi zaten hakem müessesemiz kötü. Ben bir maçta şikayet ettiğim zaman bugün işte son golü atmasak Rize'de bir şikayet ediyor olacaktık. Son golü biz atınca Rizespor şikayet etti ama maçın geneline bakınca iki takım adına da hakem ciddi hatalar yaptı. Rakip hakkında da bizim hakkımızda hata olmasın isterim. Bazen bana diğer maçtaki hakem ile ilgili niye konuşmuyorsun diyorlar. Yani bu akşam konuşmaya başlasam geçmişte bunun ne faydası gördük? Hiç bir şey. Burada sistemin düzelmesi lazım. Derbilerde de diğer takımlar üzerinden hakem belki eleştirebiliriz ama derbiye gerek yok hakem eleştirmek için. Bugün VAR hakemleri ile ilgili ciddi bir problem var, standart problemi var. Bu standart hepimize karşı var. Bugün biz de bütün rakiplerimiz de bir şekilde bundan mağdur. Eskiden diyorduk hani hiç olmazsa sahada göremiyorlar, meğer televizyonda da görünmüyormuş. Yani orda da göremiyorlar. Hakemin yaptığı hata göz yanılması, görememesi, yan hakemin yanlış yönlendirmesi gibi sebeplerle biraz daha hoş görülebilir; ama VAR’da yapılanları ve yapılmayanları asla hoş görmüyorum ve bunun kötü niyetli ve kasıtlı yapıldığını düşünüyorum. Çünkü artık televizyonda seyrediyorsunuz. Türk hakemliğine ciddi bir eğitim problemi var. Hakemler futbolu bilmiyorlar. Aynı pozisyonda üç farklı hakem üç farklı karar verebilir mi? Türkiye de verebilir ve veriyor da. Dolayısıyla ciddi anlamda orada sistemsel bir sorun var. Bakış açısıyla ilgili problem var. VAR’da çok vicdani yaralar açan kararlar oluyor. Orada tepkiler oluyor. Çünkü orada bize veya rakibimize karşı bir karar oluyor. VAR hakemi çağırıyor. Aynı pozisyon ertesi hafta oluyor. VAR hakemi çağırmıyor. Orada standart sağlayamazsınız sahada hiç sağlayamazsınız. Onun için bunun kişilerle değil sistemi düzelterek ve bu sisteme doğru kişileri getirerek düzeltilebileceğini düşünüyorum.”