5 Kasım 2018 Pazartesi 14:09

Başkanımız Mustafa Cengiz’den Gündeme Dair Açıklamalar

Başkanımız Mustafa Cengiz’den Gündeme Dair Açıklamalar

Galatasaray Spor Kulübü Başkanı Mustafa Cengiz, futbol takımımızın Almanya seyahati öncesi Atatürk Havalimanı’nda açıklamalarda bulundu.

Başkanımız Mustafa Cengiz’in basın mensuplarına yaptığı açıklamalar şu şekilde:

“Taraftarlarımız yoğun bir şekilde açıklama bekliyor. Öncelikle şunu söyleyeyim: Gerek 2. Başkanımız gerek teknik direktörümüz gerekse de yönetim kurulundaki bir arkadaşımız sosyal medya üzerinden açıklama yaptı. Bunların üzerine benim ekleyeceğim şeyler var. Altını çizmem gereken şeyler var fakat bugün bu saatte Almanya deplasmanına ülkemizi temsil etmeye giderken açıklama yapmamın en büyük nedeni konsantrasyon. Bizim önümüzde hem Galatasaray’ın geleceğini hem de Türkiye’nin temsil açısından geleceğini ilgilendiren bir durum var. Bu durum olması nedeniyle geçmişi unutalım demiyorum ama ona takılı kalmayalım. Schalke maçına ve Şampiyonlar Ligi temsiline odaklanalım. Galatasaray’ın ve kulüplerimizin kurtuluşu şampiyon olmalarına ve uluslararası arenada temsille elde edecekleri prestije ve gelire bağlıdır. Biz, marka değerimizin devamı için bunu önemli görüyoruz. Önümüzde Schalke maçı var. Lütfen konsantrasyonu bozmayalım. Bütün taraftarlarım bütün haksızlıkları unutmasınlar fakat bunlara kin ve nefretle takılı kalmasınlar. Kinlerini ve nefretlerini saklı tutsunlar.”

“Ali Koç Başkan’la beraber izliyorduk. Kendisine ‘tribünler neden boşalıyor’ diye sordum. O anda ayıp olur diye söylemedim. 2-0 olduğundan dolayı tepki gösteriyorlardır belki diye. O anda kendisine mesaj geldiğini söyledi bana. Bir arkadaş vefat etmiş dedi. ‘Tüm tribünler hastaneye gidiyor, moraller bozulmuş’ deyince inanın bizim de moralimiz bozuldu. Maçın tadı kaçtı. Çünkü hiçbir maç, hiçbir netice bir candan, bir evlat acısından daha değerli değildir. Bu vesileyle Koray (Şener) kardeşime ve Erzurum maçında hayatını kaybeden taraftarımız Burhanettin (Kütüklüoğlu) kardeşime de Allah'tan rahmet diliyorum. Ailelerine sabır diliyorum.”

“Çok değerli bir derbi oynadık. Taraftar şunu gördü: Değerli rakibimizin içinde bulunduğu durum, puan- sıralama ne olursa olsun karşımızda çok değerli bir rakibimiz var. Onlar direndiği için 2-0’dan 2-2 oldu. Dilerdim ki bu 2-0, 7-0 olsun; 6-0 psikozunu bozalım. Bütün dileğim odur, onu da söyleyeyim. Hakem genel anlamda Galatasaray aleyhine kötü bir yönetim gösterdi. Biz hiç hoşnut olmadık. Rakibimiz de golden önceki korner pozisyonundan bahsediyor ama toplama baktığımızda biz maalesef bir haksızlığa, gadre uğradığımıza inanıyoruz. Maç tartışmalarıyla birlikte o noktada kalabilirdi. Ama yine maalesef, hakem 1 dakika süren itişmeyi görmedi. Görüp müdahale etseydi bu çok üzüntü duyduğumuz maç sonu olayları oluşmazdı. Çıkan netice nedir? Şunu özellikle belirtmek istiyorum: Yangını çıkaranla, ki çıkaranın kim olduğu belli bir İspanyol kardeşimiz; yangına bırakın benzini dinamit atan Brezilyalı kardeşimizi; bu yangına tepki gösteren ve bu yangını önlemeye ve alevlerin yayılmasını yatıştırmaya çalışanlarla disiplin kurullarının bir tutmamasını diliyorum.”

“Türkiye Futbol Federasyonu bizim kurumumuz, değerli bir kurum. O kurumun içinde tahkim ve disiplinde 25’e yakın kişi içinde bildiğim kadarıyla sadece 1 tane bizim taraftarımız var. Diğer 24 değerli hukukçu rakip takım taraftarı. Ben bundan hiçbir beis ve rahatsızlık duymuyorum. Tabii ki bunu derken, onların adaletli bir şekilde karar vereceğine inancımla bunu diyorum. Yangını çıkaranla, yangına dinamit atanla, şu ya da bu şekilde, kontrollü-kontrolsüz tepki verenleri bir tutan bir zihniyet asla gerçek disiplini ve cezayı veremez. Bunu özellikle belirtiyorum. Sakın yanlış anlaşılmasın. Tehdit etmek için değil, gerçekleri söylüyorum. Önemli maçımız var, çok sakatımız var. Kadro sınırlamamız var, doğru. 28 futbolcumuz 8 adedi altyapıdan. Kimse farkında değil bunun. Biz devrim yapıyoruz. Teknik direktörümüz bir devrim realize ediyor. Testiyi kıranla, suyu getireni bir tutmamalısınız. Bunu hassaten rica ediyorum. Bir takımı tutabiliriz, bir takımın fanatiği olabiliriz. Hakem de olabiliriz, disiplin kurulu üyesi de olabiliriz. Hiç önemli değil. Bu sizin futbolla ilgili olduğunuzu gösterir ama adalet herkese, her zaman için gerekli. Ben bu konuda Türkiye Futbol Federasyonu disiplin kurullarındaki değerli hukukçuların bu objektif kriteri uygulayacağına inanıyorum.”

“Hakemle ilgili netice olarak bir şey söylemem gerekirse; maalesef aynı hakem ve biz bu durumu ilgililere de bildirdik, aynı hatayı üst üste yapmakta. Bir bakış açısı oluştu, hem bizim taraftarda hem hakemde. Bütün yorumları bizim aleyhimize. Maç içinde en üzüldüğüm nokta, ki tartışılabilir, futbol yorumcularına saygı duyuyorum; Muslera’nın hareketine penaltı diyor. Kurallar değişti diyorlar. Bana göre top çıkmıştı, çarpmak zorunda kaldı. Ama en üzüldüğüm nokta futbolcumuza rakip ceza sahası içinde yapılan hareketin penaltı ile cezalandırılmaması bir yana VAR’a bile gidilmemesi. VAR uyardı mı bilmiyorum. Çünkü bize, VAR ile hakem arasındaki diyaloglar yansıtılmıyor. Biz gerektiğinde bu konuşmaların yansıtılmasını istiyoruz. Acaba VAR hakemleri düzgün davrandı, orta hakemi uyardı, orta hakem gitmedi mi? Yoksa VAR hiç uyarmadı mı? Çok acı bir durum. İsim vermek istemiyorum, bizim futbolcumuza rakip ceza sahasında yapılan hareket bana göre net ve açık penaltı. Tekrar incelenmedi bile. İşte bu çok önemli.”

“Bakın bu kadar tepki oluyor. Olayları çıkaran ve kışkırtan iki yabancı oyuncu oldu. Yabancı oyuncuların şunu bilmesi gerekir. Türklerin patlama karakterini bilmiyorlar. Toplumsal gerginliği bilmiyorlar. Bizim ülkemiz sıkıntılar içinde. Bizim ülkemiz bu coğrafyada büyük dertler içinde. Bu dertler içinde bizim tek deşarj olacağımız yer futbol alanı. Bu futbol alanının tahrike gelmemesi gerekir. Fenerbahçe yönetiminin ve kulüp üyelerinin uyardığına inanıyorum. Çünkü biz de kendi içimizde arkadaşlara gerekli uyarıları yapıyoruz. Ben itidal ve sakinliğin iyi bir şey olduğuna inanıyorum. Bu tip bombalayıcı şey yapmasınlar. Bakın orada 50 bin kişi vardı. Sakın, kimse bizim sakinliğimize, efendiliğimize, tevazuumuza güvenip bizi ve seyircimizi test etmesinler. Korkarım, bir gün istenmeyen bir olay olur ki asla bunu istemem. Bunu bir tehdit gibi söylemiyorum. Çünkü rakip sahalarda olan kitlesel olaylar var. Bu bizim hoşumuza gitmedi. Rakip camialarda yaptığımız maçlara bakın. Ne seyircilerle sorun oldu, ne maç içinde bir şey oldu, ne de yöneticilerle bir şey oldu. Türk karakterini bilmeyen yabancı pasaportlu o iki kişi bu durumu ateşledi diye düşünüyorum. Meydanda zaten görüntüler. Bizden de kontrolsüz tepkiler verilmiş olabilir. Fakat soyunma odalarında ve koridorlarda olsun, ki ben sayın 2. Başkanın o tür demeçler verdiğine inanmıyorum, haksız-hukuksuz hiçbir şey hiçbir zaman olmamıştır, asla olmaz.”

“Olayları kendi aramızda devamlı istişare ettik. 2. Başkanımızın kolunda bir rahatsızlığı var. Baygınlık geçirdiği için orada serum takılma durumu oldu, insanlar onu bile yanlış değerlendirdi. Vefat eden insandan, takımdan hiçbirinin ki Fenerbahçe yöneticilerinin de haberi yoktu. ‘Seni sevmeyen ölsün’ü kasıtlı hale getirdiler. Lütfen acının üzerinden prim yapmayın. Acının üzerinden rakibinizi zorlamayın, bunlar yanlış. Biz gerçekten acısını paylaşıyoruz. Bunu unutmayalım. Biz kendi içimizde her gün her saat her şeyi değerlendiriyoruz. Bütün günümüz zaten 7/24 bu tür değerlendirmelerle geçiyor. Sadece bu değil tabii, gerek UEFA, gerek mali ve gerek idari konular…Bir yığın şeyle bütün arkadaşlarımız uğraşıyor.”

“Hasan Şaş güzel bir açıklama yaptı dün itibariyle. Hatalı olduğunu kabul etti. Ani olabiliyor, güneyli Karataş karakteri…  Olabiliyor. O yabancıların bunu yapmaması lazım, vur-kaçla olmaz. Bu spor ahlakına ve etiğine yakışmadı. Sakın bütün suçu ‘onun üzerine atıyorum’ demesinler. En başta hakem, iki yabancı oyuncu arasında bir dakika süren olay sonucunda onlara bir kart gösterseydi bu olaylar oluşmazdı. Biz bu güzel derbilerin, kimine göre dünyanın en büyük ve değerli derbisi, böyle şeylerle bozulmasını istemiyoruz. Maçın konuşulmasını istiyoruz. Hakemin öne çıkmasından hoşlanmıyoruz. Lütfen, disiplin kurullarından ülkenin geçirdiği bu zor durumlarda ağır cezalar vermemesini diliyoruz. Ciddi şekilde algı yönetimi yapılıyor. Onun da farkındayız. Benim buraya çıkış nedenim de bu. Schalke maçı öncesi ben konsantrasyon bozulsun istemiyorum fakat bir algı yönetimi yapmayın. Rakibinize verilecek cezalar ve rakibinizin zor duruma düşmesinden ötürü mutlu oluyorsanız sizde bir eksiklik vardır.”

“Ben adaletten yanayım. Bu ülkede müesses nizam bir kurum var ise, bu kurallara uymamız gerek. Kırmızı ışıkta geçmemiz gerek. Disiplin kurullarının adil, doğru kararlar vereceğine; tahriki ve yangını çıkaranları ön plana alacağına inanıyoruz. Bunu demekle, onları cezalandırın bize ceza verin demiyorum, fakat adil olmalı. Ceza cürume eşit olmalı. Tahrik unsuru hukukta en önemli konulardan biridir. Biz buna bakarız. Günü geliyor. Buna yönelik bir basın toplantısı yapmayı da düşünüyoruz.”

“Fırat Aydınus konusunda söyleyeceklerimi söyledim. İsimlendirmek istemiyorum; FIFA listesinden 5 yıldır çıkmış hakemlerimiz var. Alttan çok değerli genç hakemlerimiz geliyor. Merkez Hakem Kurulu’nun bu hakemlere yol vermesini, onlar hata yapsa da gördüğünü çalmasını işitiyoruz. Yanlışlıkla taç verebilir. Bizim reaksiyon göstermemiz gerek. Yanlış korner ve yanlış taç verebilir. Bunu illa kasta bağlamamamız gerekir, futbol sahada oynanır. Top oyuna girdiği anda sen ölümüne mücadele etmek zorundasın. Bundan da ne dediğim anlaşılıyor sanırım. Hakem hataları hep olmuştur, olacaktır. VAR hataları hep olmuştur, olacaktır. Fakat acıdır ki VAR kurulduğundan beri bizim lehimize olan hiçbir hata yok. Nedense yapılan bütün hatalar Galatasaray aleyhine. Diğer takımlara da oluyor tabii ki. Önemli olan şu değerli arkadaşlar, birisi bir yerde bağırıyorsa onu durup dinlemek gerekir. Bunu Beşiktaş için de söylemiştim önceden. ‘İmdat!’ diyorsa durup bir incelemek gerekir. Bu imdat gerçek mi, gerçekten mi zor durumda? Eğer öyleyse ona destek vermeniz gerekir. Çünkü aynı durum sizin de başınıza gelebilir. Onu bırakın, insanın yaradılışında, fıtratında bu vardır. Taraftardan bana bu konuda çok mesaj geliyor. Bunu söylemek ne derece doğru bilmiyorum ama bazen sizin bulunduğunuz konum, içinde bulunduğunuz vakar ve asalet her şeyi söylemenizi engeller. Siz mecbursunuz bazen susmaya, bazen izlemeye, bazen gülümsemeye. Lütfen bunu yanlış değerlendirmeyin. Cenap Şahabettin’in dediği gibi ‘bu ülkede mütevazı olmayın, gerçek sanırlar’. Yani siz ‘lütfen ve rica ederim’ dediğinizde, sustuğunuzda; yumuşak, gevşek, korkak, beceriksiz, pısırık zannediyorlar. Ben bu tip değerlendirmelere de gülümseyip geçiyorum. Biz şampiyonuz, UEFA’da yolumuza devam ediyoruz. Şükürler olsun, lütfen şükretmeyi bilelim.”

“Ali Koç’la bir değerlendirme yapmadık, gerek de olmadı. Zaten maç içinde hep beraberdik. Bütün divan başkanları da oradaydı. Çok saygın bir topluluk. Ben zaten Ali Bey’den önce Fenerbahçe yönetiminden bazı kişileri çok yakın tanıyorum. Hepsi Türk futboluna hizmet etmeye çalışan kendi camialarının insanları. Biz de kendi camiamıza en doğru şekilde hizmet etmeye çalışıyoruz. Diyalog kopmaz. Biz iyi niyet var oldukça asla irtibatı ve kontaktı yitirmeyiz."