13 Nisan 2021 Salı 19:02

Başkanımız Mustafa Cengiz: “MHK fonksiyonunu yitirmiştir”

Başkanımız Mustafa Cengiz: “MHK fonksiyonunu yitirmiştir”

Başkanımız Mustafa Cengiz, Süper Lig’de Galatasarayımızın aleyhine sıklıkla yapılan hakem hatalarına dair Galatasaray Televizyonu’nda açıklamalarda bulundu.

Süper Lig’de son dönemde önceden yazılmış senaryoların hayata geçirildiğini dile getiren başkanımız, “Boş kaldığım anda dinlenmeye geçiyorum. Ben daha çok kendi takımlarımın maçlarını izlerim. Diğer takımları genel olarak izlemem. Başkan olduğumdan beri onları da izlemek durumunda kalıyorum. İlk maç cumaydı. Cumartesi ve pazar günü oynanan maçları yarıda keserek dinlenmeye çıktım. Tiyatroyu insan görüyor. Tiyatro derken, kurgu demek... Tiyatro bir eserdir ve orada emek verilir. Orada toplumsal bir hiciv ve mesaj verilir. Bu maalesef tiyatro değil komedi. Önceden yazılmış ama sanki bir yere doğru yazılmış. Büyük takımların karşısında diğer takımlar gol attığında artık neticeyi tahmin edebiliyorum. Üç dört haftadır kesin tahmin ediyorum ve tahminlerimde yanılmıyorum. O yüzden izlemiyorum. Aynı sıkıntıyı beynimde yaşadıktan sonra bir de görsel olarak yaşamak insanı rahatsız ediyor. Rakiplerimize hiçbir zaman saygısızlık etmem. Camia açısından baktığımda hepsi benim kardeşim. Sosyal topluluk anlamında bir cemaattir hepsi. Biz bunu okulunda okuduk. Sosyal bilimci Maurice Duverger bunu çok iyi sıralar. Bu camialar mensup olduğu fikir ya da renk aşkıyla oluşan camialara her zaman saygı duymak gerekir. Özellikle Türkiye’de, renk için aşığız. İtalya şehir devletlerinden gelişmiştir. İtalya devleti birliğini 1870’lerde kurmuştur. Daha önce Venedik, Cenova gibi şehirler vardı. Fatih zamanından bilirsiniz. Almanya’da, İskoçya’da, İngiltere’de olduğu gibi tarikat ya da dini inançlar üzerinden temellenir takım tutmak. Türkiye’de bu yok. Türkiye’de Baba bir takımı tutar, oğul ve anne bir takım tutar… Bazı sıkı babalar var illa kendi takımını tutturur. Tersi durum da çok fazladır ve öyle durumlarda güleriz. Benim Fenerbahçeli kardeşim, Beşiktaşlı eniştem… Rakip takımlardan kardeşim gibi sevdiğim çok yakın arkadaşlarım var. Ben hiçbir zaman onlara düşmanlık duymadım. Duymam da. Bir yöneticinin yaptığı hata… Maç bağlama, olumsuz bir şey… Oyunu bozan, oyuna hile sokan bir karakteri ben camialara yüklemem.” diye konuştu.

Hakemlerin içinde ayrı bir oluşum olduğunu ve bunun büyük tehlike arz ettiğini ifade eden Başkanımız Mustafa Cengiz, “Türkiye’de son 1-2 aydır hakemlerde iki oluşum var. Kendi içlerinde gruplar var. Bu zaten yeniler ve eskiler şeklinde her zaman vardı. Şimdi de başka bir grup oluştu. VAR hakemleri ve sahadaki hakemler. Herkes nasıl yan hakemini belirliyorsa şimdi VAR hakemi ile orta hakem tesanüt içinde oluyor. Bunu geliştireceğim, anlatacağım. Bildiklerim de var. Çok tehlikeli bir gelişme var.” yorumunu yaptı.

Başkanımız Mustafa Cengiz, Süper Lig’in 34. haftasında oynadığımız Fatih Karagümrük maçının son dakikasında oyuncumuz Kerem Aktürkoğlu’nun düşürülmesine önce penaltı ve kırmızı kart kararı, ardından bu kararın iptal edilmesine ilişkin olay hakkında şu yorumu yaptı:

“Hakem çok kararlı. Ben gerekli insanlarla görüştüm. Penaltı ve kırmızı gördüm diyor hakem Ali Palabıyık. 100 gramlık ters bir rüzgâr bile, hafifçe dokunması bile sizi uçurur. Ali Palabıyık, ben dokunduğunu gördüm diyor. Ayağa da temas var. Kerem, hızlı bir oyuncu. O dokunma onu uçurur. Hepimiz spor yaptık. Çok enteresan. Biz de kameradan bakıyoruz. Kendimizi Suat Arslanboğa yerine koyalım. Güzel kardeşim sen bunu nasıl böyle yorumlarsın? Zemin mi kötü? Şu anda bu zemin Türkiye’nin en iyi zeminlerinden bir tanesi. Kerem üçkağıtçı bir oyuncu da değil. Bazıları var, kendilerini atıyor. Bunu yapanı kendi takımımızda da olsa şiddetle reddederiz. Tam tersi Kerem kendini toparlamaya çalışıp toparlayamıyor. Burada Ali Palabıyık’a asla kızamam. Çok yakından görüyor ve kararını veriyor; fakat enteresan olan kendisini asıl hakem olarak gören Suat Arslanboğa arkadaşımız, bak kesinlikle penaltı değil kendisi düştü. Dikkat edin hiçbir Karagümrüklü oyuncu itiraz etmiyor. Bana kırmızı verme, sarı versen yeter diyor. Olay bu. Bu konuda Ali Palabıyık’a kızmam. Babel’in koltuk altı dokunuşunu da anlatacağım. Böyle bir kararı bastırarak, ısrarla ağır ifadelerle aldırdığı söyleniyor. Hakem hayatın biter filan diye… Böyle militan bir VAR hakemi dünyada yok.  Benim bu laflarım üzerine açıklama yapacaklar tabii; ama ben sıcağı sıcağına aldım bunu.

“Açıklama yaparlarsa lütfen rica ediyorum bütün konuşmaları canlı yayında versinler. Sadece bizim değil Beşiktaş’ın da Fenerbahçe’nin de, Alanyaspor’un da… Tüm takımların maçlarını versinler. İtiraz edilen konuları açıp versinler. Gizli bir şey yok; ama küfür hakaret var veremeyiz derlerse ona da saygı duyarım. Yüzlerce milyon harcıyor takımlar. Onlara da saygı göstermek gerek. Düşmanlığın bana veya takımıma olabilir. Herhangi bir takıma sevgin de olabilir; ama sen toplumsal gerginliğe neden olamazsın. Sen dürüst olacaksın, şövalye olacaksın, sipahi olacaksın. Ali Palabıyık’ın üzerinden tüm hakemlere sesleniyorum. VAR’a gidin ama VAR’ın esiri olmayın. Gerçekten toplum Covid’den, oturmaktan, maddi durumlardan çok rahatsız ve gergin. Bu gerginliği artırmayın, buna alet olmayın. Bu toplumu düşünün. Bu toplumu düşünürken bizim lehimize olacak haksız bir karar vermeyin. Bu sefer diğer camiayı ayağa kaldıracaksınız. Allah aşkına şunu yapmayın!”

Yukarıda bahsedilen olayları UEFA ve FIFA nezdinde dile getirip getirilmediği sorulan başkanımız, “Getirdiğimiz anlar oldu. UEFA Başkanı dürüst bir insan. Benim intibam o. Gittiğimizde kahvemi bile o yapar. O kadar nazik bir insan. Biz Ulenberge’e kızdık. Neden kızdık? Demeç verdi. Bunu yapamayacağını biliyoruz. Bunu yapmamasını söyledik ve yazılı metin gönderdik. Dediler ki, Ulienberg UEFA’ya bağlı. Federasyonlar bizden mentör ister. Uilenberg mentördür.  Açıklayıcıdır. Hakemlere destek olmak için orada, yargıda bulunmak için değil dedi.

FIFA’nın kurallarını anlatma vazifesi var dendi.  Bizim kişisel bir antipatimiz yok Uilenberg’e. Sağ olsun Türk futbolu için elinden geleni yaptığına inanıyoruz. Gördüğümüz kadarıyla Ulienberg, UEFA’nın danışma mercisi gibi bir durumda şu an. Bu pozisyonda. VAR’a uyuyor. VAR’ın müdahale bile etmemesi gerek. Etti. Kerem’i cinler mi uçurdu? Koşan adama dokunduğun anda uçar. Buna VAR’ın kararı doğru diyor. Çok şaşırdım.” dedi.

Karagümrük maçımızda rakip oyuncu Jeremain Lens’in, oyuncumuz DeAndre Yedlin’e yaptığı hareketin kartsız geçilmesi ile ilgili başkanımız, “Hepimiz az çok futbol oynadık. Profesyonel futbolcunun gözleri radar gibidir. Mesleği bu. Vuruyor ve Yedlin’in de ayağını uzattığını görüyor. Şut atacaksınız ve bakmayacaksınız. Böyle bir şey yok. Vurduğu top nereye gidiyor? Bakıyor zaten. VAR’ın veya duayen(!) hakem heyetinin kararı doğal bir hareket olduğu yönünde.” yorumunu yaptı.

Sivasspor maçımızda rakip takımın kaptanı Ziya Erdal’ın, Henry Onyekuru’ya attığı tekmenin cezalandırılmaması ile ilgili başkanımız ,”Ziya? Tribüne “altı” hareketini yapan arkadaşımız. Hatırladım… Bu nasıl kansızlık?” dedi.

VAR odasında telefonla mesajlaşma şeklinde uygulamaların olup olmadığını soran başkanımız, “Duyduklarımla hareket ediyorum. Özet olarak diyorum ki bundan sonra orta hakemlere değil; VAR’a bakın. Daha duyduğum bir şeyleri söylersem hoş olmaz. VAR odasına telefon geliyor mu? VAR konuşmaları neden yayınlanmıyor? Telefon sokan var mı? Kısa mesaj atan var mı? Merak ediyorum.” ifadelerini kullandı.

Türk futbolunda bir VAR organı oluştuğunu ve saha içi sonuçlara direkt olarak etki ettiklerini söyleyen başkanımız, “Başlarken söyledim. Beni anlayan hakem yorumcuları da olacaktır. Yeni bir organ oluşuyor. Nasıl TFF Tahkim Kurulu var, Disiplin Kurulu var ve MHK var… Şimdi MHK’nın içinde bir VAR organı oluştu. Artık maçların neticesini orta hakemden ziyade VAR hakemleri belirlemeye başladı. Sona doğru gittikçe bu daha da artacak. Ben bu tip tartışmalara aslında girmek istemezdim. Şu anda VAR hakemliği, yardımcısı ve teknik heyet dâhil üç kişi. Bazen teknik heyetin iki kişi olmasıyla dört oluyor. VAR odasındaki hakemler, çimlerdeki hakemlerden daha etkin hale geliyor. Bu bir oluşum. Başka ülkelerde yanlışı düzeltmek için kurulan bu düzen… Ben burada TFF’yi suçlamıyorum. TFF yönetim kurulunun çoğunu tanırım. Başkanı da tanıyorum ve iyi niyetle çalışıyorlar. İstediğiniz kadar beğenmeyin. Ancak MHK çok ayrı bir kurum. Galatasaray başkanı olarak MHK’nın beni kollamasını istemem. Giderek bir VAR organı oluşuyor. Tahkim Kurulu gibi VAR kurulu oluşuyor ve giderek kemikleşiyor. Özellikle hakem yorumcularının buna dikkat etmesini istirham ediyorum. Bizimle ilgili o kadar çok şey var ki… Bu futbol insanı sıkıntılarından arındırması gereken, bazen üzen, sinirlendiren bir şölen, bir şov. Bir gönül işi. Bunu sıkıntı iş yaparsanız insanlara yazık olur. Adamı kanser edersiniz.” dedi.

Hatayspor maçımızda ise rakip oyuncu Mohammed Kamara’nın, oyuncumuz Şener Özbayraklı’ya attığı yumruğun es geçildiğini dile getiren başkanımız, “Bu pozisyonda Kamara’nın bile içinin rahat ettiğini inanmıyorum. O da bir evlat, o da dürüst olsun diye yetiştirilmiş bir insan; ama hakem bunu görüyor ve VAR ile konuşuyor. Yazık ya! Kötü niyet. Bu arkadaşın kırdığı ceviz bir değil bir sürü… Bizim lehimize de yapsa utanırım ve haklı derim. Burada hakem hata yapmış derim. Beni oraya hakem olarak koysalar da derim. Bana laf gelmesin diye azami dürüst davranmaya çalışırım. Bizde ahlaki bir erozyon var. Bu eve kapanma ve covid ile bir sınav veriliyor. İnsanlar tuttukları takımın lehine yapılmış bir hatayı tolere ediyor. Bu çok tehlikeli bir şey. Bunu ben yapmışsam bana da yazıklar olsun. Dürüstlük size yapılan hatayı da doğru değerlendirmenizle ilgili bir şey. Bize de yapılmışsa karşı çıkmak gerek. Allah müstahaklarını versin.” dedi.

Yapıcı eleştirilere her zaman açık olduğunu söyleyen başkanımız Mustafa Cengiz, “Hakemler de biliyor ki önce yönetimlere küfrediliyor. Onu bildikleri için çok kolay sarı ve kırmızı kart çıkarıyorlar. Yıllardır bu böyle. Çünkü bizimkiler bu konuda çok özgür ve fütursuzlar. Sizin yaptığınız hiçbir olumlu hareketi alkışlamıyorlar, konu bile etmiyorlar. Bütün yönetimler için konuşuyorum. Bana bir rakip kulüp başkanı bunu dedi. Sizde bir divan oluyor, 20 kişi çıkıyor. 19’unu sana ağzına geleni söylüyor. Bir tanesi ortaya sıcak konuşuyor dedi. Ben de izledim biraz, sende de 20’si çıksa 20’si de seni övüyor dedim. Evet dedi… Eleştirileri duyuyorum. Haklı ise bana yapılan bir eleştiri onu düzeltmeye çalışıyorum. Haksız ise, sadece tatmin için bunu yapıyorsa yazıklar olsun diyorum.” şeklinde konuştu. 

Hakemler bizi şampiyonluktan mı etmek istiyor sorusuna başkanımız, “Kamuoyuyla da paylaşmak için aynı soruyu sordum. Uilenberg, son yayıncı kuruluşta bir programa katıldı. Onu da izlemiştim. Özellikle dedi ki, ‘FIFA Board, VAR kuralını değiştirdi’ dedi bu pozisyonlarla ilgili. Yani Babel'in omuz hizası ve Cenk Tosun pozisyonları çarpan pozisyon. Birbirinin aynısı. Uilenberg,’Arm pit' dedi. Arm pit koltuk altı demek. "Koltuk altı uzantısı penaltı değil" dedi. Tişörtlü birini düşün, tişörtün geldiği yer el değil çünkü koltuk altından başlıyor. Dirsekten itibaren kol… Yeni değişti dedi. Bunu diyeli bir ay olmadı. Ben bunu dediğimde durdular. Çünkü Arm pit denilen bölgeye geldi Babel'in pozisyonu. TV'de açıklayan kendileri. Daha Cenk'i de görmemiştim o anda. Dediler ki, ''arm pit'ten biraz aşağıydı.'' Hangi cetvelle ölçtünüz dedim ya! Allah aşkına. Bunu iptal ettiler. Yine kim girdi devreye? Malum hakem ve VAR girdi devreye… Suat Arslanboğa! Verilmiş golü iptal ettirdi Sevgili Suat. Benim TFF veya MHK'yla problemim yok; ama madem öyle istiyorlar söyleyeyim MHK görevini yapmıyor. Bundan bana ceza verilecekse versinler. Ben Serdar ile ilgili, rakip takımın taraftarı, çocukluktan beri hastası olduğunu da biliyorum. Bunu biliyorum. Olabilir. Bir hakem bizim veya rakibimizin de fanatiği olabilir. Hiç problem değil hiç; ama kararlarını, duygularını etkiliyorsa bir hakem pozisyonunda yazıklar olsun derim! Bu nedenle ben bu MHK'nın hakemlere artık söz geçireceğine inanmıyorum. Oluşan fraksiyonların, bölgelerin, onları doğruya sevkedeceğine inanmıyorum. Çünkü istedikleri gibi davranıyorlar. Bakın benim laflarım var. Doğrusunu dinlesinler. Telefonlar çalıyor mu? Evet-hayır mesajları geliyor mu? Kerem'in pozisyonu için çağırdığında penaltıda ne konuştular? Ben onları dinlemek istiyorum. Babel'in pozisyonunu dinlemek istiyorum. Arm pit bu ey Ulenberg! Sen mentörsün gerçi, hakem hocası değilsin. Mentör dediğin yaşam koçu, sen buraya gelen bir topa kendi ifadenle FIFA değiştirdi bunu dedin. Açalım TV'yi, ben olsam onu bulurdum. O konuşmayı bulurum yayıncı kuruluştan izin alırım, yayınlarım ve Babel'in pozisyonunu gösteririm. Beşiktaş'ın pozisyonuna karışamam. O benim haddim değil ama emsal gösteririm. Aynı değil. Bütün gösterdiklerinizin emsali var. Galatasaray'a karşı hep aleyhte. Niye bunu yapıyorsun güzel kardeşim! Şimdi MHK maalesef fonksiyonunu yitirmiştir. Yazık Serdar Tatlı'ya, bir an evvel ayrılsın. Bu kadar 5 haftadır üst üste bizim aleyhimize, bir takım rakiplerimiz lehine hatalar yapılmaz. Ben bunda iyi niyet aramam. Kötü niyet ararım, kötülük ararım. Açık ve net konuşayım. Bizim maçtan sonra bile Falcao'yu attılar. En ufak fırsatı arıyorlar. Aynı oyuncu bir önceki takımında geliyor kendini atıyor, dirseğini getiriyor Muhammed'e. Muhammed de şaşırmış durumda, Mısır'da yok bu. Avrupa'da hiç yok. Bu Türklere özgü bir takım kırmızı kartlar yarattık. Bunları MHK'nın düşünmesi lazım. Yani illa belli bir takım olunca mı Suat Arslanboğa'nın sözleşmesini iptal ediyor. Bizimkinde niye iptal ettirmiyor? Bence artık gücünü yitirdi MHK."

Kulüpler Birliği’nin bu yapısıyla birlik sıfatını taşımadığını söyleyen başkanımız, “Onlar haklı çıktı. 5 maçtır bize karşı aleyhte hata yaptıkları için hakemler de insandır diyorlar. Hata yapabilirler diyorlar. Görüşlerinde haklı çıktılar ki 17 takım değil 10 takım imzalamıştı o bildiriyi. Yani insan ne diyeceğini şaşırıyor! Bunu da yaptılar! Son mesela var mı? Adı ne bizimkinin? Kulüpler Birliği, 'union'. Sence birlik mi? Birlik mi? Değil. Birlik olması mümkün mü? Değil. Bu birliğin üçü hatta dördü şampiyonluğa oynuyor diyelim… Geriye kalan 10 tanesi küme düşmemeye oynuyor. Birlik olması mümkün mü? Değil. Bu vakıf ama yönetim kurulu var. Nereden çıktı yönetim kurulu onu da bilmiyorum. Mütevelli heyet vardır, o da yok. Ben anlamıyorum. Beni niye katıyorsun kardeşim. Yönetim kurulu ise bana imzaya getirt. İmzam yok! Getirmiyor. Sen iç hukuk yollarını tüket, sonra FIFA'ya git. Bunu dediğim halde tersini yapıyorlar. Başkanlık? Başkanlık seçimi diye bir şey olmadı. Bunu da yazdım şerhini. Ses yok! Ben şimdiki başkana gitsin diye söylemiyorum ama seçim olmadı. Bunlar yanlış işler. Türk futbolunu birliğe değil aykırılığa, ayrılığa götürür niyetin ne kadar iyi olursa olsun. Ahmet Nur Çebi sağolsun çalışıyor ama ben onaylamıyorum bazı söylemlerini."

MHK, ligi dizayn etmek mi istiyor? sorusuna Başkanımız: Şu anda MHK'nin içindeki hizipler, MHK'yi peşinden sürüklüyor. Onun için istifa etmesi gerekir. Şu anda kontrolü kaybetmiş durumdalar. MHK yönetimi şu anda kontrolü kaybetti. Şimdi ben neden Nihat Özdemir'in kişisel suçu yok dedim. Yahu oturup Başkan MHK toplantısına mı katılacak. Şunu ata, bunu ata mı diyecek. Eğer diyorsa onun da derhal ayrılması gerekir." 

Tahkim Kurulu ve Disiplin Kurulu’nun verdiği kararlara saygı duymadığını ifade eden başkanımız Mustafa Cengiz, “Evet görevlerini çok iyi yerine getiriyorlar(!) Bana 3 hafta, 21 gün ceza verdiler. Zaten ikisi deplasmanda, bir maç evdeydi. Karagümrük maçını izledim. Kaça izledim biliyor musun? 50 bin TL'ye. Böyle bir şey olur mu!? Tahkim benim 21 gün cezamı kaldırıyor, yerine 50 bin TL koyuyor. Herkesi de beni de aptal zannediyorlar. Tahkim yapıyor bunu. Bu arada Tahkim Kurulu Başkanı ile Disiplin Kurulu başkanı aynı bürodalar. Böyle bir şey olur mu ya? Şıracı ile bozacı gibiler.  Tahkim ile Disiplin Kurullarının verdiği kararlara saygı duymuyorum maalesef. Benim 21 gün cezayı kaldırıyor. Dışarıda olan biri zanneder ki iyilik yaptı. 50 bin lira ceza veriyor. Maç başı kaç para oluyor düşün? 15-16 bin TL, ben teşekkür ediyorum, demek Galatasaray maçları bu kadar değerli. Bir gün Erzurum maçının 3 saat öne alınmasını istedim. Erzurum da kabul etti. Federasyon da müdahale etti, yayıncı kuruluş almadı, yapmadı. Aynı gün yayıncı kuruluşun körfez uyruklu yöneticisi geldi, başkanım yapamayız dedi. Ulusal ve uluslararası olarak sizin maçlarınızdan çok para kazanıyoruz. Yaptığımız anda 2-3 milyon dolarımız gider dedi. Güzel dedim. Şimdi ağzımdan kaçırdı, Bizim her maçımız 2-3 milyon dolar, aşağı yukarı. 2 milyon dolardan yapsanız, 40 maçta 80 milyon dolar. Ben kaç alıyorum? 160 milyon TL alıyorum. Kim ödüyor bu paraları? Galatasaray başta, Fenerbahçe ikinci, Beşiktaş üçüncü, Trabzonspor dördüncü. Özellikle Galatasaray ve Fenerbahçe ile birlikte bu havuzu dolduruyoruz değil mi? Yani bu havuzu Anadolu takımları doldurmuyor. Ben niye isteyemiyorum daha fazla para. 2-3 takım dolduruyor. Neden ben fazla para isteyemiyorum? En fazla ben yayın geliri alıyorum. 170 milyon TL aldım, 18-20 milyon euro para. Benim yarattığım hasıla ne kadar? 40'la çarpsan, 2 desen 80 milyon dolar. Böyle bir şey olur mu ya! Sen benden alıp oraya veriyorsun. Anadolu kulüpleri bunun farkında. O zaman ben Fenerbahçe ve Galatasaray olarak ayrı bir yayın sözleşmesi yapmalıyız derim. Tabii onlar bu cesareti gösterebilir mi bilmiyorum. Benim hakkım gidiyor. Ben daha büyük transferler yapmak istiyorum. Çünkü benim taraftarım daha fazla, benden çok daha büyük beklentisi var. Fenerbahçe'den öyle bir beklenti yoksa bir şey demem, cebinden ödüyorsa ona da helal olsun derim; ama biz burada kendimiz yapılandırıyoruz. Taraftarımızla birlikte yapılandırıyoruz. 10 Milyon TL topladık taraftarımızla. Büyük para. Bizim 100 milyonlarca dolar giderlerimiz var yıllar içerisinde. Bunu nasıl karşılayacağız? İşte yayın hakkıyla. Bunun arttırılması gerek Galatasaray için. Ya da bizim hakkımız verilmeli. Bunu kim savunup anlatacak? Ben anlatacağım. Federasyon bunu demez, tekme atan Ziya demez."

Galatasaray’ın ayağa kalkması gerektiğini ifade eden başkanımız, “Galatasaray yarıştaysa o ligin hala seyir değeri var. Hem ne öldürüyor, ne onduruyor diye bir laf var. Bizim daha önümüzde yedi maç daha var. 21 puan eder. Şimdi onlar istediği kadar bazılarını yarışta tutmaya devam etsinler. Yine ip Galatasaray’ın elinde. Biz oynamalıyız. Biz terimizin son damlasına kadar mücadele etmeliyiz. Yedlin orada sakatlandığında başında en az 10 tane futbolcu olmalıydı. Bir golümüz verilmediğinde en az 10 futbolcumuz itiraz etmeliydi. Sahanın altının üstüne getirmeliydi. Kaleci kaptan geldi ona da sarı kart verdi. Galatasaray’ın ayağa kalkması gerekiyor. Özellikle futbolcular haysiyet ve şereflerini hatırlamaları gerek. Burada kendileri oynamıyor. Türkiye’nin en büyük camiasını temsil ediyorlar. Orada ölümüne mücadele etmesi gerekir. Kırmızı kart verse de bir yere kadar verebilir. Bunu neden yapmıyor futbolcularımız. Neden? Soruyorum ben buradan. İpinde değil adamın profesyonelce bakıyor. Ben öyle görüyorum artık. Adam ikinci maç oynamazsa prim alamıyor galibiyette. Onu da hesaplıyor olabilir. Ben bu kadar derine giremem. Türk futbolcular nerede o zaman? Ben soruyorum, ben orada çıldırıyorum izlerken.” dedi.

Yapılan fedakarlıkların ve iyi işlerin çabuk unutulduğunu söyleyen başkanımız, “Aklıma geldi; Bekir Çınar kim biliyor musunuz? Adana Demirspor’un başkanıydı,  intihar etti. Bütün kulübün borçlarını üzerine aldı ve ertesi gün intihar etti. Kimse tanımıyor. Sen istediğin kadar kendini öldür Galatasaray için veya Fenerbahçe için 3 gün sonra unuturlar. Ben bunu bile bile yapıyorum. Hatta olmayaydın, ne işin vardı, çıkarın mı vardı derler. Bunu da biliyorum ben ama pandemi yüzünden çekilemiyorum. Çünkü kayyum gelecek biliyorum. Seçim yapamıyoruz. Şunu bilin ki ölümüne mücadele eden biri olarak ölümüne mücadele ederim. Yeter ki seçimler açılsın. Ufacık bir siyasi çıkarım, ufacık bir ticari çıkarım olduğunu bana kanıtlasınlar. Beni doğru söylemekten kimse men edemez. Çıkıyor bir aday diyor ki 8 ayda Galatasaray Adası’nı, Kemerburgaz’ı hallederim. Bunu dediğinde ada ve Kemerburgaz halledilmişti. Demek bunu da biz anlatamamışız. Yine kendimizi suçluyorum. Kalktım Kemerburgaz’da toplantı yaptım. Yarın adada da yapacağım, otelde de yapacağım, Büyükçekmece’de de yapacağım. Çünkü insanlar başka türlü anlamıyor. Ondan sonra sizin iletişiminiz zayıf diyorlar. Hayır efendim! Senin o hakemler gibi gözün kör, kulağın sağır. Sen duymuyorsun, anlamıyorsun. Unutmak istiyorsun. Ben teşekkür de beklemiyorum. Bilin ve doğru konuşun. Vicdanı yıkılacak teşekkür edince onu da istemiyorum. Çok fazla doluyum ama kimsenin kalbini kırmak istemiyorum.” dedi.

Mücadeleye bundan sonra da devam edeceğini dile getiren başkanımız, “Cenap Şahabettin’in bir lafı var bu ülkede mütevazi görünme, efendi görünme gerçek sanırlar. Seni yumuşak sanırlar diyor. Evet, korktuğumu zannediyorlar. Tabii ki korkarım Allah’tan, haksızlıktan, iftira etmekten korkarım. Yanlış yaptımsa özür de dilerim. Bu beni küçültmez ama yeter artık. Beni inan edin ne Türkiye Futbol Federasyonu, ne MHK, ne Fenerbahçe, ne Beşiktaş’ın mücadelesinden ürkmüyorum. Bizim yandaş var ya, bize gül atıyorlar ya Pîr Sultan’da olduğu gibi… İşte onlar beni bin kere kanser ederler. Başkan itiraf etti diye devam etsinler. Ölümüne kadar da devam edeceğim. Ne zaman ki özgür seçimler olur o zaman görecekler her şeyi. Beni bir adım geri çektiremezler. Yani iddiada kaybet başkana, yönetime küfür et. Ayıp!” diyerek sözlerini noktaladı.