13 Ocak 2020 Pazartesi 16:30

Başkanımız Mustafa Cengiz'den gündeme dair açıklamalar

Başkanımız Mustafa Cengiz'den gündeme dair açıklamalar

Ankara’da Gençlik ve Spor Bakanlığı tarafından düzenlenen, Türk Sporu'nun mevcut sorunları ve çözüm önerilerinin ele alındığı "Spor Kulüpleri ve Federasyonları Çalıştayı" başladı.

Spor kulüpleri ve federasyonlarının yapısal sorunları ve gelecek stratejilerinin konuşulduğu çalıştaya Başkanımız Mustafa Cengiz de katıldı.

Gençlik ve Spor Bakanlığı’nın, kulüplerin ve federasyonların mevcut sorunlarına çözüm önerilerinin dinlendiği çalıştayın ardından Başkanımız Mustafa Cengiz, basın mensuplarının sorularını yanıtladı. 

Gençlik ve Spor Bakanlığı'nın yaptığı bu çalışmanın önemine vurgu yapan başkanımız, "Bir kere bu çalıştay çok önemli. Neredeyse bir milat. Gençlik ve Spor Bakanlığımızın öncülüğünde yapılan bu çalıştayın Türk sporuna ve futboluna yararlı olmasını diliyorum. Çalışma grupları kurulacak. Beş gün boyunca üç günü Türk futboluyla ilgili, iki günü ise Türk sporunun sorunlarıyla ilgili geniş kapsamlı çalışmalar yapılacak. Düşünsel anlamda bir eşik, bir altyapı oluşturulmaya çalışılacak. Umarız bu çalışmalar hayırlara vesile olur. Türk sporuna ve futboluna yararlı bir gelişme olur. Bunun için bakanlığı kutluyor, Sayın Gençlik ve Spor Bakanına ve bakanlık çalışanlarına teşekkür ediyoruz." diye konuştu.

Gündemle ilgili gazetecilerin sorduğu soruyu yanıtlayan başkanımız, "Değerli arkadaşlar, Dün açıklamaların tamamını izleyemedim, ilgili bölümlerini izledim. Çok üzüldüm. Çok üzüldüm. Özellikle şunu anlamakta çok güçlük çekiyorum: "Oyun oynanırken kural değişmez" sözü genel bir sözdür ve doğru bir sözdür. Ben "Bir defa kural değişti, play-off çıkarıldı" dediğimde, maalesef "Ya size yanlış bilgi verilmiş ya yanılıyorsunuz ya da yalan söylüyorsunuz" diye bir ifade kullanıldı. Ben bu ifadeyi bir kulüp başkanına yakıştıramadım. Play-off oynanan sezon incelendiğinde şu görülecektir; Ligin oynanacağı 5 Mayıs'ta ilan edilmiştir. Oysa 25 Ağustos'ta play-off'un yapılacağı açıklanmış (ki çok geç bir açıklamadır), önceden bilgi verilmeden play-off  yapılmıştır. Daha acısı, daha önceden açıklanan Şampiyonlar Ligi'ne katılım statüsü sonradan Lig oynanırken yeniden değiştirilmiştir. Ben sözlerimle bunu kastettim. Benim bildiğim bu. Bu söylediklerim Türkiye Futbol Federasyonu (TFF) resmi sitesinde belgeli. 5 Mayıs, 25 Ağustos ve Şampiyonlar Ligi'ne katılacak takımın belirlenmesine ilişkin müteakip kural değişiklikleri bunlar. Bir kural değişikliği de değil birden fazla kural değişikliği. İşte ben bunu anlamıyorum: Bir kere oyun oynanırken kural değişikliği oldu, bu yanlış ama onda da şampiyon olduk dedim." ifadelerini kullandı.

Başkanımız, 2011-12 sezonunda yapılan sistem değişikliklerine yönelik yaptığı "Oyun oynanırken kural değişmez" çıkışının  bazı çevrelerce neden eleştirildiğine anlam veremediğini belirterek, "Ben şunu anlamıyorum. Gerçekten medya mensupları olarak sizin de yardımlarınızı istiyorum. Bu kuralı bana göre değiştiren şey TFF ve yayıncı kuruluşun talebi. Doğru mu? Peki o dönemde bu konu hakkında benim yalan söylediğimi iddia eden, rakip kulübün sayın başkanına ben soruyorum: Bu kural değişikliğini resmi olarak talep eden yayıncı kuruluş, kural değişikliğini yapan TFF. Sizin ne gibi bir dahliniz var da benim bu sözlerimi üzerinize alındınız? Bu sözler niye sizi rahatsız etti? Samimi olarak söylüyorum, anlamakta güçlük çekiyorum. TFF'nin resmen oyun oynanırken kural değişikliği yapmasının savunması neden size düşüyor? Ve neden bu kural değişikliği yapıldı dediğimde siz bana "Yalan söylüyor" diyecek kadar öfkelenip buna sahip çıkıyorsunuz? Samimi söylüyorum, bunu anlamıyorum. Siz bu karara müdahil mi oldunuz? Bu kararın çıkmasına, play-off oynanmasına siz mi önayak oldunuz? Ben bunları merak ederim. Çünkü bu değişikliği biz birdenbire öğrendik, hiçbir bilgimiz ve dahlimiz yoktu. Buna da boynumuz kıldan ince dedik. TFF bizim düzenleyici, yönlendirici, öğretici kurumumuzdur dedik ve uyduk. Bütün ligi oynadık, üstüne play-off maçları oynadık ve birinci olduk. Başka bir takım da olabilirdi. Ama kural değişmişti, biz bunu tavsiye etmiyoruz. Bunu diyoruz. Bu arada diğer bir kulüp de kurallara uyacağına ilişkin asil bir yazı yazarak cevap verdi. Neden bundan bu kadar rahatsız olunuyor? Ayrıca bu konuyla beraber değinilen, bağlantılı harcama limiti artırımıyla ilgili TFF ciddi çalışma yaptı. Biz de başta içinde bulunduk, son 1-2 ayında dışlandık. Bunu da o zaman ilgili federasyon başkanı Hüsnü Bey'e, aday Nihat Bey'e güzel güzel anlattım. Neden bizi çağırmadınız dedim. Olsun... Bu kural çıktı. Biz bu kurala uyarız. Nitekim TFF bütün kulüplere resmi yazı yazdı. " yanıtını verdi.

Galatasaray'ın transferde şeffaflık ilkesiyle hareket ettiğini ve limit kurallarına uyduğunu belirten başkanımız Mustafa Cengiz, "Arkadaşlar konular açık ve net: TFF "15 Aralık'a kadar faaliyet raporlarınıza lütfen itirazınız varsa yapın, yoksa ben hükmü vereceğim" dedi. Hepimiz itirazlarımızı verdik, 28 Aralık'ta da TFF kulüplerin durumunu tespit etti, bağladı, bitti. Ondan sonra siz "Vay ben uymadım, vay benim bu projem vardı, vay bu gelirim vardı" diyemezsiniz. Ama biz şunu da çok iyi biliyoruz: Bu konuda Galatasaray'ın açığa düşeceğini zanneden insanlar oldu. Daha önce de söyledim: Çünkü bütün mahfillerde; Avrupa'da, Ankara'da, Ljubljana'da, Cenevre'de, her yerde konuşuldu. "Galatasaray 13 milyona futbolcu aldı, har vurup harman savuruyor," "Galatasaray Falcao'yu aldı, har vurup harman savuruyor" diye konuşmalar bizim kulağımıza geldi. Yani denildi ki "Galatasaray mali açıdan bütün sınırları, limitleri aştı." Olayın öyle olmadığı görüldü. Kulübümün 500 milyon TL harcama limiti var şu anda. Sızdırıldı deniyor, şeffaf olarak hepsini açıklayın. Herkesin ne kadar limiti var, çıksın ortaya. Biz bundan yanayız. Lafla şeffaflık olmaz. Futbolcu transfer ediyorsan açıklayacaksın. Bonservisine ne ödendi? Yıllık ücreti ne? Bunu açıklayacaksın ki oradan ben de tahmin edeyim menajerlere ne ödedin. Bu konuda da benim bir iki söyleyeceğim var. Ben bir kulüp başkanına, değerli bir camianın, büyük, toplumsal bir camianın başkanına "Yalancısın" diyecek kadar basitliğe düşmem. O kadar basit olamam. Edebimi bilirim, edepsizce davranamam. Benim bütün camialara, Kayseri'den İzmir'e, İzmir'den Adana'ya, Adana'dan Diyarbakır’a, Çanakkale'ye her camiaya derin saygım var. Bize "Sizin fıtratınızda var" dendiğini de kayıtlarda var, biliyoruz. Ben buralara da girmiyorum. Tekrar ediyorum, benim edebim böyle konuşmalara müsaade etmez." diye konuştu.

Menajer ücretlerinin açıklanması konusunda Galatasaray'ın bunu ilk talep eden kulüp olduğunu vurgulayan başkanımız, "Biz o kadar haciz yedik ki arkadaşlar... Sağ olsun devletimiz yapılandırmayla… Evet, yapılandırmadan memnunum.  Memnun olan yok deniyor, değil. Devletimiz elinden geleni yapıyor. Teşekkür ayrı bir haslettir, o haslete sahip olmak gerek. Ama ürküp korkup teşekkür etmeyeceksiniz, kendiniz içinizden geldiği gibi yapacaksınız.  Ondan sonra tornistan teşekkürler olmaz. 10 bin Euro menajerlik ücreti ödediğimiz iddiasına ben de şaşırdım. Hemen o gün "Biz ne yaptık?" diye baktık. Biz 100 milyon TL para ödedik. Ben göreve geldiğimden günden bugüne menajerlik ücreti olarak ödediğimiz para 13.6 milyon Euro. Çarpın kura göre, 100 milyon TL. İki yılda... Bunun TFF internet sitesinde yazılıp yazılmaması beni hiç ilgilendirmiyor. Neden? Çünkü TFF de haklı olabilir. Çünkü TMS diye bir sistem var, ikincisi menajer olarak görünmüyor, danışmanlık şirketi olabilir. Avrupa'da artık danışmanlık şirketleri yönetiyor. Öyle göründüğü için kayıt alınmamıştır. Üçüncüsü, kayda girmemiştir. Dördüncüsü ve daha acısı, bunun TFF tarafından yayınlanmasını isteyen kişi benim. İyi hatırlayın, hafızalarınızı zorlayın. TRT'de üç gazeteciyle bir program yaptık. Bahri Bey, Fatih Bey, Meriç Bey... Orada açık açık ilan ettim. FIFA'nın regülasyonu var dedim, bu regülasyona göre TFF her yıl Mart ya da Nisan ayında menajerlik ücretlerini açıklamalıdır yoksa TFF suç işliyor dedim. Yayın arasında o zamanki federasyonun mali işler sorumlusu Hüsnü Güreli yayındaki bir gazeteci arkadaşımızı aradı, "Sayın Başkan doğru söylüyor, bunu yapacağız" dedi. Bunların açıklanmasını isteyen de benim. Menajerlik ücretlerinin yayınlanmasını isteyen Galatasaray'dır. Kim inanır benim 10 bin Euro verdiğime? Ama buradan "Bonservis ücretinin içine gömüyorlar, vergi kaçırıyorlar" gibi basit, akla gelmedik şeytanlıkları düşünen, üreten ve konuşan zihniyetleri de şiddetle kınıyorum. Kişiye sormuşlar, nasıl bilirsin? Kendim gibi bilirim demiş. Ben böyle bir şeyi dünya bir araya gelse düşünemem. Nasıl böyle bir şeyi düşünüp bu suçu üzerimize atıyorlar, hayretle izliyorum. Bin yıl düşünsem aklıma gelmez. Biz bunu da araştırıyoruz. Tekrar söylüyorum, tek tek açıklarım. Benim dönemimde ödenen para 100 milyonu aşkın. Yapılandırmadan aldığımız paranın yaklaşık 50 milyonunu haciz altındaki menajerlik borçlarımıza ödedik. 10 bin Euro gözüküyorsa benim ödediğim bu paralar nereye gitti? Ulaşmadı mı? Kayboldu mu? Yolda mı düştü? Merak ediyorum. Bu yayınlanan listeler maalesef eksik, hatalı ve gerçek ödemeleri yansıtmaktan uzak. Bir öncekinde bir rakip 1.4 milyon ödemiş, ben 3.5 milyon ödemişim. Şimdi ben aradaki bu farkı sen ne yaptın diye sormam, aklıma gelmez. Sen niye az ödedin demem. Dönüp sen bunu niye eksik bildirdin diyemem, aklıma gelmez. Yani şeytanın aklına gelmeyecek şeyler nasıl böyle düşünülüyor? Balıkesir'le anılmaktan da gurur duyarım, hoşnut olurum, benim ikinci memleketim. Bunu da söyleyeyim." dedi.

Yapılandırma konusunda bilgi kirliliği yaratıldığını vurgulayan başkanımız, "Maalesef yapılandırma konusu saptırılıyor. Sanki bir engizisyon mahkemesi, bir cezalandırma gibi takdim ediliyor. Sanki bir ceza var da herkes bir şeye uyduruluyor. Sanki herkese "Bu tişörtü herkes giysin" deniyor. Size dar geliyorsa giymeyin. Sizi mecbur tutan yok ki. Devletin öyle bir mecburiyeti yok. UEFA bize sordu, yapılandırmadan önce UEFA'yla toplantı yaptık. UEFA devletin şu ya da bu şekilde müdahalesine karşı arkadaşlar. UEFA özerk federasyonlar istiyor ve bu konuda da haklı. Devlet bu adımı atarken istişare etti ve UEFA bize sordu: "Bu yapılandırma devletin futbola bir müdahalesi midir?" Oturduk, anlattık, hayır dedik. Türkiye'nin konumu diğer Batı Avrupa ülkeleri gibi değil dedik. Bizim 1700 sporcumuz var. 13 branşta faaliyet gösteriyoruz. Sportif AŞ'den yani futboldan elde ettiğimiz geliri maalesef, amatör sporlara veriyoruz. Adı amatör olsa da basketbola, voleybola veriyoruz. Bu sadece bizim değil tüm kulüplerin sorunu. İstanbul'daki üç büyük kulübün daha büyük sorunu. Bu nedenle bu yapılandırmanın onayı için de biz UEFA'da mücadele ettik. Bunun için devlete teşekkür ettik, UEFA ondan sonra rezervi kaldırdı. Bunlar çok önemli şeyler. Avrupa'da bunlar olmaz ama Türkiye'de yıllarca gelen olumsuz mali birikimin yükü bize geliyor. Biz şimdi niye mücadele ediyoruz? Gelecek yönetimlere, kuşaklara acı reçete, acı miras bırakmayalım diye. Olay bu. Kimseye yapılandırma yetmiyor. Ben yapılandırma için devletimize ve Bankalar Birliği'ne tekrar tekrar teşekkür ediyorum. Kulübüm açısından yapılandırmayı oluşturan Ziraat Bankası'na, Denizbank'a, Aktifbank'a teşekkür ediyorum. Başka bir şey diyemiyorum." ifadelerini kullandı.

Politikanın spora karışmasına ilkesel olarak karşı durduklarını vurgulayan başkanımız, "Ben siyasetin sporda kullanılmasına şiddetle karşıyım. FETÖ bittikten, etkisi sona erdikten sonra kim kaç kere şampiyon olmuş, kim olamamış? Onu da siz medya mensupları olarak bulup çıkartın." dedi.

Kulüplerin mali sorunları ile ilgili derin çalışmalar yaptıklarını ve bunu çalıştayda dile getireceklerini söyleyen başkanımız Mustafa Cengiz, "Kulüplerin mali sorularına sayfalarca çözüm önerimiz var. Oytun Özer kardeşim çalıştaya katılacak, tek tek hepsini somut, uygulanabilir, hayal mahsulü olmayan önerilerimizin tamamını yapacağız." diyerek sözlerini noktaladı.