14 Ağustos 2024 Çarşamba 17:24
Divan Kurulu Ağustos Ayı Olağan Toplantısı gerçekleştirildi

Galatasaray Spor Kulübü Divan Kurulu Ağustos Ayı Olağan Divan Kurulu Toplantısı, Ali Sami Yen Spor Kompleksi RAMS Park’ta bulunan Özhan Canaydın Konferans Salonu’nda gerçekleştirildi.
Toplantı başlamadan evvel, Cumhuriyetimizin Kurucusu Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk, vatan için canını feda etmiş olan kahraman şehitlerimiz, kulübümüzün kurucusu ve 1 numaralı üyesi Ali Sami Yen ve arkadaşları ile yakın zamanda yaşamını yitirmiş olan üyelerimizin anısına bir dakikalık saygı duruşunda bulunuldu.
Divan Kurulu Üyelerimizden Turcan Bolayır, Hayri Kozak, Taner Aşkın, Mehmet Bilen, İbrahim Göknar, Ayhan Özmızrak, Ertay Örmen, Ömer Saim Oğuz, Süheyl Batum, Erdal Günsel ve Işın Çelebi söz alarak gündeme dair düşüncelerini dile getirdi.
Galatasaray Spor Kulübü Başkan Yardımcısı Mehmet Cibara ve kulübümüzün eski İkinci Başkanı Abdurrahim Albayrak da kürsüye çıkan isimler oldu.
Başkan Dursun Aydın Özbek, toplantıda şu konuşmayı yaptı:
Sayın Divan Başkanım ve kıymetli heyeti, değerli Divan Kurulu Üyeleri, saygıdeğer hanımefendiler ve beyefendiler. Hepinize saygı ve selamlarımı gönderiyorum. Bugün, Ağustos ayı divan toplantımızda bir aradayız.
Temmuz ayında toplanmadık, şimdi bu iki aylık süre içerisinde olan gelişmelerle ilgili sizi bilgilendirmek istiyorum; ama bunlardan önce bir hatırlatma yapmak istiyorum.
Lisemizin eski müdürlerinden, fikri hür, vicdanı hür fikirlerin sahibi Tevfik Fikret’i ölümünün yıl dönümünde Aşiyan’da kabri başında anacağız. Tüm üyelerimizi 19 Ağustos’taki bu anma törenine davet ediyorum.
Değerli Divan Kurulu üyeleri. Bildiğiniz gibi mayıs ayında yapılan seçimde ben ve arkadaşlarım Galatasaray’ı yönetmek için sizin teveccühünüze mazhar olduk. Bu kısa dönemde neler yaptık, neleri başlattık, nelerle uğraşıyoruz… Onlar hakkında bilgi vermek istiyorum.
Öncelikle Florya konusu var. Florya konusu geçmiş dönemde 42 dönümlük arsanın alınmasıyla, imarlı 65 dönüm olan arsamızın geliştirilmesi ve buna bağlı olarak Galatasaray Spor Kulübü’ne destek verecek bir proje olarak geliştirmiştik. Burada gözden kaçmaması gereken bir hususu vurgulamak istiyorum. Galatasaray Spor Kulübü. Amacımız spor. Amacımız ne kadar destek, olanak varsa bunu sportif başarıyı yakalamak, Galatasaray’ı daha yükseğe taşımak için olduğunu anlatmaya çalışacağım.
Florya bu projelerden bir tanesi. Hazırlıkları geçen dönem de yapmıştık. Geçen dönemde seçime çok yakın bir tarihte bu çalışmalar hızlanmıştı. Hazırlıklar yapıldı, komisyonlar kuruldu. Seçim dönemindeki tartışmaları hatırlarsak ben ve Yönetim Kurulu arkadaşlarım şuna karar verdik. Seçim tarihi çok yakın. Zaten hazırlıklar belli bir seviyeye geldi. Anlatılanlar, söylenenler var. Kamuoyunda bilgilendirmeler var. Bu kadar şey söyleniyorsa seçim olacak, yeni yönetim gelecek. Yeni yönetimin bu işi kotarması, hazırlıklara devam etmesi ve isterlerse değişiklik yapması düşüncesiyle o dönemdeki bitmesi mümkün olan bir ihaleyi yapmadık fakat ne yaptık. Tekrar seçildikten sizin teveccühünüze mazhar olduktan sonra konuyu tekrar ele aldık. Tabii seçimden önceki gelişmelerle ihaleye katılacak bazı firmalar içinde de ufak tefek tereddütler hasıl olmuştu. Biz seçildikten sonra tekrar o firmalarla ve başkalarıyla da bazı görüşmeler yaptık. İhale ve proje kendilerine bilgi verdik, ihalenin mümkün olduğu kadar çok katılımlı olması için de gayret sarf ettik.
Bu ihaleyi yapacak, daha doğrusu ihaleyi yönet yönetmek için de eski başkanlarımızdan Adnan Polat Bey'e ricada bulundum. Dedim ki bu senin mesleğin sevgili başkanım. Dolayısıyla bu işi en iyi yönetebilecek kişi sen olduğunu düşünüyorum ve onun için de ihale komisyonu başkanlığı yapmanı rica ediyorum dedim. Kendisi de kabul etti. Zaten bugün kendisi burada konuyla ilgili çalışmalar ile ilgili sizi bilgilendirecek. Tabii Florya, Galatasaray için önemli bir proje. Her defasında da anlatmaya çalıştım. Biraz önce de söylediğim gibi, bütün bu yapılan projelerin bir tek amacı var. Galatasaray'ı sportif manada daha yukarılara taşıma amacı var; çünkü zaman zaman biz inşaat şirketi miyiz diye yorumlar oluyor. Bilin ki biz bu işi sportif manada daha güçlü, daha büyük olmak için yapıyoruz.
GALATASARAY ADASI
Galatasaray Adası iki seneden beri hizmet veriyor. Daha doğrusu ilk 2022'de seçildikten sonra o dönemdeki yönetim kurulu arkadaşlarla biz burayı hizmete açtık. Sadece bir bölgemiz kaldı. Eski küçük havuzun olduğu yerde de çalışmalarımız çok kısa sürede başlayacak; çünkü bir ruhsat alınması, imar durumunu çıkarmıştı. Ada’nın ruhsat işi vardı. O da sona geldi. Dolayısıyla oradaki çalışmalarımız başlayacak. Burada yaklaşık 1000 metrekareye yakın bir etkinlik alanı oluşturuyoruz. Buradan elde edilecek gelirin de kiralama suretiyle, yani bir birisini kiralama değil de, etkinlik yapmak isteyen firmalarla bire bir görüşerek burayı kiralayacağız. Kiradan gelen paranın büyük bir kısmını da su sporlarımız da kullanmak üzere bütçemize koyacağız.
KEMERBURGAZ METİN OKTAY TESİSLERİ
Kemerburgaz Metin Oktay Tesisleri… Bu da Galatasaray için geçmiş dönük başlattığımız bir projeydi. Yaklaşık 130 dönüme varan bir arsa üzerinde futbol tesislerimizin yenilenmesine ihtiyaç olduğu noktasından hareketle bir proje yaptık. İnşaata da başlamıştık. İnşaat bitme aşamasında. Sezonu burada açtık. Şimdi demin çok değerli bir üyemizin mektubu okundu. Altyapı ile ilgili. Tespitleri doğrudur. Değerli arkadaşlar değerli biz önce bu konuyla ilgili yönetimler olarak kendimize dair olarak söylüyorum ne yaptığımızı, altyapının gelişmesi için neler yaptığımıza bakmamız lazım. Tesisleşme bir spor kulübünün birinci olmazsa olması. Tesisler her defasında söylüyorum. İlgi duyan üyelerimiz, Galatasaray'ı sevenler varsa altyapı diye Florya'daki tesislere gidip bir baksınlar. Senelerden beri tesislerimiz bu vaziyette. Onun için Kemerburgaz'da şimdi altyapı için de akademi için de çok özel bir yapılanmaz var. Orada daha modern, daha güzel bir tesiste altyapıdaki çocuklarımız yetiştirmek için çalışacağız. Eğer tesis güzel değilse, eğer tesisiniz yoksa buradan da bir şey beklemek bence mümkün değil. Kemerburgaz tesislerimizde küçük bir gecikme yaşıyoruz; çünkü ana müteahhitle olan bir sıkıntımız vardı. Kendisi şu anda görevi bıraktı. Bundan aşağı yukarı 1,5 ay evvel görev bıraktı. Biz kendi imkanlarımızla burayı tamamlama aşamasına geldik. Çok kısa bir sürede tesis her noktasıyla beraber hizmet vermeye başlayacak.
ASLANTEPE VADİSİ
Aslantepe Vadisi Projesi bildiğiniz gibi stadımızın Vadi İstanbul'a inen kısmında 60 dönümlük bir arazi. Galatasaray'a 49 yıllık üst kullanma hakkı almak suretiyle kazandırmıştık. Burada da basketbol ve voleybollar ve salon sporlarına yönelik, yüzmeye yönelik tesisler yapmak üzere bir projemiz vardı. Sizlere tanıtmıştım. Bunu yapabilmek için imar durumunun alınması lazımdı. İmar durumunda da sadece zemin etüt kısmı eksik kalmıştı. Onu da şimdi tamamladık ve Çevre Şehircilik Bakanlığı'na ilettik. Dolayısıyla imar durumunun alınmasını, müteakip avan projeyi onaylatıp tesisi Galatasaray'a kazandırmaya çalışacağız.
Burada çok önemli bir konuya değinmek istiyorum bildiğiniz gibi 2024 Olimpiyatları bitti. Türkiye'nin olimpiyatlarda ne kadar başarılı olduğu bugün tartışılıyor. Ben öncelikle olimpiyat kotası alıp Türkiye'yi 2024 Paris Olimpiyatları'nda temsil eden kardeşlerimiz sporcularımızı kutluyorum; fakat oraya gönderdiğimiz sporcu sayısının Galatasaray için yeterli olduğunu düşünmüyorum. Onun içindir ki Aslantepe Projesi önemli. Bu tesislerin bir arada olması. Yüzmesi, voleybolu, basketbolu, diğer salon sporlarına hizmet edecek bir tesisin orada yapılmasını son derece önemli buluyorum. Çünkü düşünün yüzmeyi bir yerde yapıyoruz, judo başka bir yerde, voleybol başka bir yerde, basketbol bugün tartışılıyor, nerede oynayacağız belli değil… Galatasaray'a yakışan bütün bu tesislerin, bütün etkinlikleri bir araya toplayan bir spor kompleksini yapmak. Burasının isminin zaten Ali Sami Yen Spor Kompleksi olduğunu düşünürseniz bir eksiği tamamlamış olacağız. Bu konuda çok kararlıyız. Bu konuda yönetim kurulu arkadaşlarımla beraber elimizden gelenin en üst seviyede yapıyoruz; çünkü Galatasaray'ın acil bir ihtiyacı olduğunu düşünüyorum. Onun için demin okunan mektupta, üyemizin geri gönderdiği mektuba hak veriyorum. Elbetteki olimpiyatlarda daha başarılı olmamız lazım. Elbetteki olimpiyatlarda Galatasaray Spor Kulübü çok daha fazla sporcuyla Türkiye'yi temsil etmesi lazım; ama şu noktayı vurguluyorum. Bugünkü tesislerimizin dağınıklığı ve mevcut şekli buna imkan verecek seviyede değil.
SALDIRILARA KARŞI YANIMIZDA OLUN
Süper Kupa’da aldığımız üzücü sonuçtan sonra yeni sezona galibiyetle başladık.
Geçtiğimiz sezon sonu hocamızla yaptığımız planlama, şampiyon takımımızın iskeletini koruyarak üç bölgeye transfer yapmaktı. 3 Ağustos itibariyle bu üç bölgenin transferlerini tamamlamış bulunuyoruz. Bu sezon hedefimiz 25. Şampiyonluğumuzu kazanıp, 5. Yıldızı göğsümüze takmak ve bütün taraftarımızı gururlandırmaktır.
Tabi ki tek hedefimiz bu değil. Bunun yanında Avrupa’da da başarılı olmamız gerekiyor. Kurduğumuz kadro ve önümüzdeki dönemde oluşabilecek eklemelerle bunu başaracağımıza inanıyorum.
Şimdi biraz da son dönem özellikle sosyal medya üzerinden yaratılmak istenen kulübümüzü karıştırma çabaları üzerine konuşmak istiyorum. İki sezondur şampiyon olan bir takımın üzerine bu kadar arsız bir şekilde, akıl almaz iftiralarla, yalanlarla gelmelerini açıkçası bekliyorduk.
Beni ve arkadaşlarımı asıl üzen taraf bu saldırılara karşı siz değerli Galatasaraylılardan yeterince destek görememiş olmamızdır. Neticede bizler bundan iki ay kadar önce sizlerden aldığımız yetkiyle verdiğiniz emaneti taşıyoruz. Sizlerden ricam bu saldırılara karşı yanımızda olduğunuzu daha fazla hissettirmeniz gerekiyor.
Hiçbir başarı kazanmamakla ve hiç bir katma değer yaratmamakla itham edildik. Şimdi soruyorum değerli arkadaşlar:
- İki senedir şampiyon olan bir futbol takımı yaratmadık mı?
- Kendi imkanlarımızla Florya arazimizin yanındaki araziyi almak, Bankalar Birliği’nden çıkmak için son noktaya gelmiş olmak mühim değil mi?
- Kemerburgaz’da 14.500 metrekarelik yep yeni bir tesis yaratmak başarı değil mi?
- Mağazacılık A.Ş.’de satış rekorları kırmak hepimizi mutlu etmedi mi?
- Sosyal sorumluluk projeleri anlamında kulüplerin öncüsü olmak tüm camiayı gururlandırmadı mı?
- Camiada uzun zamandır ilk defa sevgi ortamını yaratmayı başarmış olmak bizleri huzura kavuşturmadı mı? Bu huzur sayesinde başarılar gelmedi mi?
Değerli Hazirun,
Ben ve arkadaşlarım size verdiğimiz sözlerin arkasında durmak için çalışmaya devam ediyoruz. Bu süreçte hangi konu olursa olsun sizinle şeffaf bir biçimde paylaşmaya çalıştık. Her zaman dediğim gibi, fikirleriniz, eleştirileriniz başımızın üstünde; ama sizden rica ediyorum, her şey iyi giderken bizi dağıtmak için gösterilen bu çabalara karşı tepkimizi birlikte koyalım.
Biz, birlik olursak, ne yaparlarsa yapsınlar başaramayacaklar. Galatasaray’ın başarılarla dolu geleceğinin bugünden yazılmasına engel olamayacaklar.
Hepinize sevgi ve saygılarımı sunuyorum.
Florya projesinin ihale sürecini yönetecek olan komisyonun başkanlığını üstlenen kulübümüzün eski başkanı Adnan Polat kürsüye gelerek şu bilgilendirmeyi yaptı:
Sayın başkan, değerli yönetim kurulu üyeleri, değerli Galatasaraylılar… Hepinizi saygıyla selamlıyorum. Hayırlı bir gün diliyorum. Konuya girmeden önce sayın başkanımın son konuşmasındaki son kısımlarda dolayı kendisine yüzde 100 katılıyorum. Sıfırdan bir takım kuruluyor. İki senedir şampiyon olunuyor ve saldırı altında Galatasaray camiası son derece sessiz kalıyor. Bizim bunu yapmaya hakkımız yok. Yönetimimize sonuna kadar sahip çıkmamız lazım. Bazen iş kazası olabiliyor. Bir Beşiktaş kazası oldu; ama gelişmeleri izliyorsunuz, görüyorsunuz… Galatasaray yoluna devam ediyor. Biz de sonuna kadar sayın başkan ve yönetiminin yanındayız. Yaptıklarınızdan dolayı da sizi kutluyorum.
Benim bugün iki tane gündemim var.En önemlisi Florya konusu. Florya ile ilgili sayın başkan ısrarla benim bu konuya el atmamı istedi. Ben kendi işimin dışında hiçbir yerde, dışarıda bir komisyon başkanlığı yapmadım. Kabul etmedim gelen teklifleri de ama Galatasaray'dan böyle bir teklif gelince de hayır deme lüksümüz yok. Galatasaray göreve çağırdığı vakit evet deme geleneğimiz var. Florya şöyle önemli bizim için. Ukrayna Savaşı ile ilgili dünyada başlayan, arkadan Filistin İsrail savaşıyla da devam eden ciddi bir ekonomik kriz var. Bu önce Avrupa'yı vurdu. Sonra da bizi de vurdu. Türkiye'nin, Avrupa'nın ekonomisini görüyorsunuz. Orada da çok büyük, güçlü olan ülkelere baktığımız vakit onlar da büyük sıkıntılar yaşıyorlar. Türkiye de bu sıkıntıları fazlasıyla dünyada yaşayan ülkelerin başında geliyor. Devletlerin dışında şirketler de bu krizleri yaşıyor doğal olarak. Spor dünyası da bu krizi yaşıyor. Kulüpler de yaşıyor. Biz Galatasaray olarak da yaşıyoruz. Biz sayın başkanla iki sene evvel bunun sohbetini yaparken dedim ki, bu krizler doğru, var ama Galatasaray bunu aşar. Nasıl aşar dedi. Galatasaray büyüklüğü bunu aşar. Ancak bir şartla. Galatasaray birlik beraberlik halinde olursa, bir bütün olursa bunun üstesinden gelecek kadar büyüktür dedim ve o yolda da önemli adımlar attı sayın başkan.
Şimdi Florya konusu… Bizim gelecekle ilgili önemli konularımızdan bir tanesi. Burada yapılacak olan tesis, proje bize çok önemli katkılar sağlayacak. Benimle ilgili belki bir çok konuyu biliyorsunuz. Kulüpte uzun yıllar ben hizmet ettim; ama inşaat sektöründe biz Polat İnşaat olarak 70 yıldır varız. Ben de doğduğumdan beri kendimi inşaatın içinde buldum. Yani 2500 yüzden fazla proje yaptık. Milyonlarca metre kare inşaat yaptık; ama benim en çok gurur duyduğum şey binlerce on binlerce insana daire sattık, bir tane müşterimizden mahkememiz olmadı. Biz sorumluluklarımızı, taahhütlerimiz hep yerine getirdik. Dolayısıyla bu işi bildiğimi düşünüyorum. Bu işin içinde uzun yıllardır hizmet ediyorum. Şu anda da 1 milyon metrekarenin üstünde 7-8 tane projeyi yönetiyorum. Florya projesinde biliyorsunuz bizim 22 bin metrekare bir arazimiz vardı. Diğer kısımlarının kullanım hakları vardı. Öncelikle Galatasaray yönetimini ve sayın başkanımı kutluyorum. Bu 42 dönümü almakla bence Galatasaray’a çok çok büyük bir iyilik yaptılar. Onun hemen altında yine 49 yıllığına bizim 20 dönümlük bir arazimiz var. Spor alanı olarak kullanacağız. Birir de arada bir tane yol geçiyor. O konuda da zaten Bakırköy Belediyesi ile görüşülüyor. İnşaat yapılacak arazi 65-66 bin metrekare bir arazi. Burada imar durumunda nasıl değerlendiririze bağlı olarak yani 80 ile 105 bin metrekare arasında bir inşaat yapılabilecek. Bu biraz daha orada inşaat yapacak olan firmanın yaklaşımına göre değişecek. Bu inşaatın tabii ki zemin altına da baktığınız vakit toplam inşaat alanı yapılacak inşaat alanı 130 binle 150 bin metre² arasında. Bunun maliyeti toplamda yapılacak olan inşaatın onun tanıtımı pazarlaması, idari giderlerini vesair koyduğunuz vakit bu 200 milyon $ civarındadır. Otursun bütün mühendisler, mimarlar bunun uzun zaman hesabını yapsınlar. %5 artı veya -1 yanılma payı olabilir ama 200 milyon olarak bunu hesaplayabilirsiniz.
Buraya yapılacak olan modelin de en önemli kısmı nasıl yapılacağı. Ben de uzun uzun şeyi düşündüm. Galatasaray bunu kendisi yapabilir mi? Galatasaray'ın bunu kendisi yapması için öncelikli olarak bunu yapacak bir kadrosunun bir organizasyonu, bir takımın olması lazım. Artı bununla ilgili finansmanın olması lazım. Artı bunu yaptığı vakit kendisi orada bir muafiyeti var ki herkes kaçırıyor. Eğer kendimiz yaparsak oradaki vergi muafiyetimizi kaybediyoruz. Bu çok önemli bir unsur. Kar ettiğinizin %25'i vergiye gidecek, dağıtmaya kalktınız %15'i de stopaj olarak gidecek. Yani kazandığınız paranın yüzde 40'ı filan gidecek. Galatasaray'ın bunu kendisinin yapması doğru bir model değil. Bunu başka birisine yaptırmamız lazım. Buradaki model ne olur, buradaki model de genelde Avrupa'da da bu çok sık kullanılıyor. Hasılat paylaşımı dediğimiz model olacak. Hasılat paylaşımı da şöyle olabiliyor, bizim orada bazı olmazsa olmazlarımız var. Şimdi bu araziyi bu 42 dönüm arazi alınırken alınan bir kredi var ve faizden alınan bir kredi. Günümüz şartlarındaki bu faiz oranlarını hepiniz biliyorsunuz. Bugün o kredinin yıllık bize faizi sayın başkan zaman zaman açıklıyor, yıllık 1 milyar 200 milyondan daha fazla. Bu ne demek? Bugünkü kurlarla baktığımız vakit 35 milyon $ civarında yıllık faiz ödemesi demek. Bizim bir kere bu yükten kurtulmamız lazım. Bu yükten kurtulmamız için de orada şu anda sırtımızda olan kredi yükünü kesinlikle kapatmamız lazım. Bunun içinde Türk Lirası kısmını değil, ben dolar olarak konuşayım. Bu rakamlar daha küçük, daha kolay anlaşılıyor. 70 milyon dolarlık bir kaynak gerekiyor. Gidip bankaya bu parayı yatıralım, kapansın. Bu yılda 35 milyon $ dediğimiz şey ne anlama geliyor. Varsayalım ki azalan bakiyelerle, enflasyonun da iyiye doğru gittiğini düşünürsek, dört sene içinde normal uluslararası batı Avrupa'daki standartlara geldiğini düşünürsek, çok basit bir hesap da yaptığınız vakit bu 35 milyon $ yıllık faiz azalan bakiyelerle toplam dört yılda bize 100 ile 120 milyon $ arası faiz yükü getiriyor. Şimdi biz eğer yapacağımız ihalede bunu kapatacak büyüklükte güçte firmalardan birini seçersek ve biz bu krediyi kapattırırsak zaten başlangıçta 100-120 milyon $ bizden çıkacak parayı engellemiş oluyoruz. Bu çok önemli bizim için. İkincisi kendimin bu işi yapacak olan gayrimenkul firmasının, yani müteahhit firmanın yerine koyuyorum. Burada 200 milyon dolarlık bir harcama yapacak. Artı bize ya 70 milyon $ verecek ve krediyi kapatacağız ya da 70 milyon $ karşılığındaki krediyi kendisi üstlenecek. Bizim üstümüzden çıkacak. Bunu yapmak zorundayız; çünkü bankanın şu anda arazinin üstünde ipoteği var. Bu ipoteğin kalkması lazım. Bu ipoteğin kalkması lazım ki yapacak olan firma burayı satarken, alıcı insanlar bu ipotek konusunu sorgulayıp bunu gündeme getirerek almaktan vazgeçmesinler.
Bunların hepsi birbirine bağlı olan bir konu. Onun için burada şunu düşündük biz. Bir ihale komisyonumuz var. Ben artı 7 kişi kendi konularında uzman arkadaşlar. İnşallah belli noktalara geldiğimiz vakit bir dahaki toplantıda hepsini buraya davet edeceğim. Sizlere takdim edip tanıştıracağım ama kulübümüzün üyesi hepsi. Galatasaray’a uzun yıllardır hizmet eden arkadaşlarımız var. Her biri kendi konusunda uzman ve bunların görüşlerini alıyoruz. Artı bu işleri yaparken, yani bu modeli kurarken muhakkak ki bunun bir denetimi bir uluslararası firma tarafından yapılması gerekiyor. Bu uluslararası firmalar da zaten dünyada sayılı. Bunları biliyorsunuz bunlardan. Ernst&Young, KMPG var, PWC var… Bunlardan birini seçeceğiz. Galatasaray yönetiminden şöyle bir şey geldi. Bir teklif geldi. Biz sizin işinize karışmıyoruz. Bunu tamamıyla ihalesini siz yapacaksınız, kararı da siz vereceksiniz; ama Galatasaray Spor Kulübü’nün denetimden bir arkadaş bu toplantılara katılsın. Kulüp adına takibini yapsın. Biz bundan büyük memnuniyet duyarız. Herkesin bilgilenmesi bence çok önemli. Belki bir ufak hata yapacağımız vakit belki o görecek bizi uyaracak. Bunda hiçbir sakınca yok. İhalenin verilmesinden sonra da muhakkak ki bir uluslararası inşaat şirketi, teknik şirket, bizim ihalede verdiğimiz, belirlediğimiz teknik şartname zamana göre işi takip edip üç aylık raporlar verecek. Daha önce yaptığımız şeyler bunlar. Yani çok olağanüstü şeyler değil esasında anlattığım şeyler. Dolayısıyla bunun kontrolü kulüp adına bu uluslararası firma tarafından mali olarak denetlenmesi bir başka enternasyonel firma tarafından tek tek anlamda ve süre anlamında denetlenmesi Galatasaray Spor Kulübü’nden, divan kurulu üyeleri, denetim kurulu üyelerinden bir tanesi tarafından takip edilmesi ve bize zaman zaman eğer yanlışlarımız oluyorsa uyarması…
Şimdi burayla ilgili çok değişik rakamlar seçimden önce konuşuldu. Bakın ben Florya, Yeşilköy, Yeşilyurt bölgesinde çok inşaatlar yaptım. Orada yaptım, sattım. En son bir tane büyük otel yaptık. Orada fiyatlar özellikle inşaatın satışında çok önemli. Sadece fiyat değil, aynı zamanda satış hızı da çok önemli. Şimdi düşünün ki müteahhit olarak geldiniz ve bu ihaleyi kazandınız. Biz ne dedik, bize 70 milyon $ vereceksin arkadaş. Ben gidip bir kere şu krediyi kapatacağım. İpoteği kaldıracağım. Bu kişinin her halükarda 30 ile 50 milyon $ arası buraya bir para koyması lazım ki bu inşaata başlasın. Yürümeye başlasın. Satış yavaşladığı vakit bu kaynağından devam etmesi lazım. Çünkü inşaatın yapımının bir süresi olacak ve bu sürede de cezai şartlar olacak. O yüzden 70'in üstüne 50 daha koyarsanız 120 milyon $. Burada ne anlama geliyor? Bu ihaleye girecek olan kişilere belli yeterlilikler koyacağız. Önüne gelen gelip burada teklif veremeyecek. Belirli standartları olması lazım, belli yeterlikleri olması lazım. O şekilde ihaleye katılabilir ve bu iki tane şartı muhakkak yerine getirmesi lazım. Özellikle bu kredi belasından kurtulmamız lazım. Bu bizim için çok büyük, yani ayağımıza bağlanmış bir taş. Adım atamıyoruz. Yönetimin hareket kabiliyetini çok minimuma indiriyor. Dolayısıyla bu firmaları seçerken de yine komisyonun değerlendirmesini içerisinde tekliflerini, ön yeterli olacak tekliflerini verecekler. Teklifleri verdikten sonra da biz değerlendirmesini yapacağız. Gerekli görürsek belki bir ikinci raunt daha yapabiliriz; ama unutmayın ki en yüksek teklifi veren bu ihaleyi kazanacak diye bir şey yok. Biz en doğru teklifi verene bunu vereceğiz.
Fiyatlardan bahsediyordum. Seçim öncesi mi çok değişik fiyatlar konuşuldu o bölgede. Daha önce de yönetimin Türkiye Sınai Kalkınma Bankası’na yaptırdığı bir araştırma, bir değerlendirme var ki biz kendimiz Polat Grubu olarak da zaman zaman kullanıyoruz. Konularında çok uzman kişilerdir ve konuyu iyi bilirler. Orada metrekare satış fiyatı 6700-6800 $ çıktı şimdi burada yapılacak sözleşmede biz bir minimum rakam koyacağız. Diyeceğiz ki, bir kere bu gelirin %50'si minimum Galatasaray'ın olacak. %50'nin üstünde verenler olabilir, değerlendireceğiz. Onu tercih edebiliriz; ama 6000 $'ın dediğiniz vakit 600 milyon $… Bunun üzerine fiyatlar çıkarsa iki taraf bunu paylaşıyor, zaten bizim işimize gelir; ama bir minimum rakamını koymamız lazım. İnşallah yediye sekize dokuza ona çıkar. Eğer yani sekize çıkarsa bu 600 milyon $ 800 milyon $ demektir. Bunun yarısı bizim, yarısı müteahhit firmanın olacak. Kaldı ki müteahhit firma verdiği 70 milyon $'ı bir türlü bizden mahsup ederek kesmesi lazım satışlardan. Buradaki modelde de genelde bazı dairelerin üstüne belli ipotekler konuyor; ama her satışta oradan çıkan gelen paranın ipotek kalkıyor. Bir kısmı o tarafa gidiyor, bir kısmı bize geliyor. Şimdi böyle bir modeli son haline getiriyoruz. Şu anda teknik şartnamesinin üzerinde çalışıyoruz. Bir de sayın başkanım bizden bir ricası oldu. Dedi ki mümkün olduğu kadar en hızlı şekilde yapın. İnanın ki bizim, benim şahsen bizim Polat grubundaki mali, idari, teknik, hukuk hepsi çalışıyorlar. Sözleşme taslaklarını hazırlıyoruz. Komisyona gönderiyoruz, komisyondaki arkadaşlarımız ne kadar hızlı değerlendirebilirlerse önerileri, düzeltmeleri oluyor. Onların önerilerine göre yapmamız gerekenler var. Son haline getirip bizim derdimiz bunu Ekim ayı içinde ihaleye çıkartıp biz bunu karara bağlamamız lazım. Eğer bu iş olursa ki, olacak, başka bir alternatifimiz yok, illa yapacağız. Bunu en kötü satış fiyatıyla yaptığımızda varsayalım, Galatasaray'ın buradan toplamda 300 milyon $ bir kazancı oluyor. En kötüsünü ve minimumunu söylüyorum. Buradan 70 milyon $'ı kredi borcuna gidiyor. 300 milyon $ oluyor ama ben o 70 aldığım gün 100 milyon $'ın üzerinde bir faiz yükünden de kurtarıyorum esasında benim kazancım 300 değil 400 oluyor ve geriye kalan 220 milyonun genel kurulda da kararı alındı. Belli bir yerde toplanıyor ve o paranın kullanım tarzıyla ilgili ilgili de kararlar aldınız. O kararları da uygun şekilde o para, bir fon mu olacak nasıl yapılacaksa onun üzerinde de biz görüş vereceğiz; ama karar yine yönetim kurulu ve genel kurulunun olacak.O şekilde o para bir kaynak olarak Galatasaray Spor Kulübü’nde duracak.
Florya esasında şu alınan 42 dönümle Galatasaray için bir piyango haline gelmiştir. Unutmayın. Biz bunu doğru kullanarak bu borçlardan kurtulabiliriz. Buradan gelen gelirlerle krediler kapanır. Belki gelecek yıllara ait anlaşmalar var, sporcu anlaşmaları falan katmıyorum; ama bütün cari borçlar, banka borçları, faizi borçlarının hepsi kapanır. Galatasaray tarihinde ve ikinci defa sıfır borca düşer. Bir keresinde de belki eski üyeler hatırlar, 96 yılında sıfır borçlu bırakmıştık. İnşallah bu sene bu sefer de bunu yaparız.
Bunun süresi ne kadar? Bunun süresi, başlaması ve bitmesi üçle dört yıl arası sürecek. Bu şu anlama gelmeli. Ekim ayında ihaleye çıktık yaptık diyelim ki. Sene sonunda ihale bitmiş vaziyette her şey hazır, inşaat hazır, para girişi hemen gelmeyecek. Dolayısıyla burada Galatasaray'ın ben hemen para girişi geliyor, ona göre kendimi planlayayım diye düşüncesi olmaması lazım. Gelecek sene buradan 2025'te bir kaynak beklentisi içine girmemesi lazım. Bütçesini buradan bir para girmeyecek şekilde yapması lazım. Bu çok önemli ki bunun sayın başkanla da biz daha önce de tartıştık, konuştuk; çünkü bunun başlaması lazım. Satışlar lazım. Satışlardan kaynakların girmesi lazım. Piyasanın düzelmesi lazım. Şu anda inşaat sektörü konjektür olarak kötü bir sektör. Şu anda daire satışları çok yavaş. İnsanlar parasını Türk lirasına götürüp çok yüksek, yüzde ellilerle faizde tutmayı tercih ediyor. Ne zaman bu aşağı inerse, enflasyon, faizler, o zaman giderim daha rahat faizle daireyi alırım diye düşünüyor. Bu konuda içiniz rahat olsun. İyi bir ekibimiz var bu 2-3 aylık süre içinde biz bunu bitirmek istiyoruz. Bunu bitirmek için de gerekirse 24 saat çalışmaya hazır bir komisyon var ve gelişmeleri size her ay aktaracağız. Bilginiz olması lazım.
Ben bu projeyi yüzde 50 ile yaparım. Bana Dursun Başkan iki sene evvel projeyi üstlenmemi teklif etti dedi ki, gel bu projeyi sen yap. Dedim ki Galatasaray'ın içinde görev yapmış biri olarak Galatasaray üzerinden bir ticaret yapıp bir para kazanamam. Bir tane stadın arkasında upuzun bir bina var görüyoruz hep değil mi? Ben bu stadın yapımı ile ilgili Ankara'da ilgili devletin kademelerini imzalarına bitirdim, o zaman başbakan Recep Tayyip Erdoğan’a da imza attırmak istiyorum. Normalde devlette bu tür işlerde başbakan imza atmaz. Başbakanlık Müsteşarı atar. O da attı. Sözleşme tamam, anlaşmamız tamam. Ben Tayyip Bey’e de imza attırmak istiyorum. O da diyor ki başbakan atmaz efendim. Dedim işte bu tarihi bir binadır, atın şuna imzanızı falan imzayı aldık. Geldim rahmetli babamı ziyaret ettim. Dedi ki ne oldu imzalattırdın mı, yine değil mi dedi… İmzalattırdığımı söylemedim, bak dedi, ben imzalattım dedi. Nedir o dedim. O binanın olduğu yer var ya, o zaman buralarda bina falan yok. Ben sahibiyle anlaştım, oraya apartman yapacağım, siz stadı yaptıktan sonra… Dedim ki baba, biz aile olarak Galatasaray Spor Kulübü üzerinden para kazanamayız. Bunu iptal et dedim ve iptal etti. Onun için ben kendi paramı istediğim gibi harcarım; ama ben başkan olduğum dönemde de şu dönemde de sonuna kadar, her kuruşunun hesabını sorarım. Galatasaray'ın bir kuruşunu da kimseye yedirmem arkadaşlar. Bunu bilin. Bu hep böyle oldu bundan sonra da öyle olacak.
GALATASARAY’IN MANEVİ KURUCUSU GÜL BABA’DIR
Size başka bir şey anlatmak istiyorum. Ben 40 yıl önce Budapeşte'de gezerken bir tane türbe gördüm; ama çöplük gibiydi. Nedir bu diye girdim, içine baktım, duvarda yazıyı okudum. Gül Baba Türbesi'ni gördüm ve orayı temizlettirdim. Orada bir şirketim vardı. Hala da var. Bekçi tuttum, kafama taktım. Bir gün gelip bir vakıf kuracağım ve bu Gül Baba Türbesi’ni vakfın içine alacağım dedim. Galatasaray'dan ayrıldıktan sonra gittim, vakıf hazırlıklarımı bitirdim. Gittim başbakan Victor Orban’ı da çok iyi tanıyorum. Dedim burayı bize ver; çünkü Gül Baba'nın kavuğunda da sarı kırmızı güller var. Dedi ki bu devlet toprağı, sana bunu veremem. Peki nasıl yapalım dedim. Ben bir devlet vakfı kurayım, seni de başkan yapalım. Neyse biz bu türbeyi yaptık, açtık şu anda 100 bine yakın ziyaretçisi var. Yarısı Müslüman yarısı Hristiyan… Hristiyanlar geliyor mum yakıyor, dua ediyor Gül Baba'ya. Orası bir turizm bir ziyaret destinasyonu oldu. Açıldıktan bir ay sonra UNESCO'dan beni konuşmacı olarak Paris'e davet ettiler. İlber Hoca ile beraber gittik. Orada çok büyük bir davet oldu. Çok büyük katılım oldu. İnsanlar sokaklara kadar taştı, çok güzeldi. İlber Hoca çok büyük bir tarih dahisi, çok bilgili bir insan. Ondan sonra aldım yemeğe götürdüm onu. Dedi ki bana, başkan dedi, bu dedi Gül Baba Galatasaray Lisesi II. Beyazıt’a kurduran Gül Baba olamaz dedi. Nereden biliyorsun hocam dedim, bu kadar uzun yaşamış olamaz dedi. Kanuni Sultan Süleyman 78 yaşına kadar yaşamışsa Gül Baba da 88'e kadar yaşamıştır. Allah'ını seversen bunları bir yerlerde sakın çıkıp söyleme dedim. Biliyorum ben, İlber Hoca da hiç yalan söyleyebilen bir insan değildir. Televizyon canlı yayında sorduğu vakit doğru bildiğini konuşur. Neyse döndüm geldim tam o dönemde Turizim Bakanı beni aradı, dedi ki ya bu Hacı Bektaş Veli törenleri var. 750. Yıl dönümü. Beraber gidelim dedi. Oraya gittim orada. Orada Coşkun isimli bir doçent hoca bir arkadaşla tanıştım. Bu bir tarihçi. Arapça ve Osmanlıca biliyor ve araştırmacı. Aldım getirdim buraya. Bir sene Osmanlı arşivinde Gül Baba kimdir diye bana araştır dedim ve bir senenin sonunda üç ciltten oluşan bir set kitap getirdi. Aşağı yukarı 1000 sayfa. İçinde bütün belgeleri de var. II. Beyazıt döneminde Galatasaray Lisesi'ni kuran kurduran Gül Baba. Bundan 5000 tane set bastırdım ve Türkiye'nin her yerine dağıttığım. Galatasaray Lisesi’ne de gönderdim. Cambridge'e gönderdim, Harvard'a da gönderdim. Bütün Türkiye'deki üniversitelerin ve kütüphanelerin hepsine gönderdim.
Şimdi bugün ben 13 senedir ilk defa Divan Kuruluna geliyorum. Bugünün hatırasına bende kalan 25 tane seti buraya getirdim. Ön sıralarda en kıdemliler oturur. Müsaade ederseniz onlara hediye olarak bugün anısına vermek istiyorum. Şunu bilin ki II. Beyazıt Beyoğlu’nda avlanmaya çıkarken orada gül bahçeleri içinde bir tane bektaşi dervişi görüyor ve giriyor, bakıyor bir tane genç derviş. Kavuğunda da sarı kırmızı güller var. Oturuyorlar, çay ikram ediyor vesaire… Sonra kalkıp giderken var mı diyor bir arzun, isteğin. Var padişah diyor. Burada bir mektep yap, devlet adamı yetiştirelim diyor ve Galatasaray Lisesi Sultani mektebi böyle kuruluyor. Sonra da Galatasaray Spor Kulübü 1905 yılında Galatasaray Lisesi'nde kuruluyor ve renklerinde Gül Baba'nın kavuğundaki güllerden aldığı için Gül Baba Galatasaray'ın bir yerde manevi kurucusu oluyor. Bunu kanıtlamak için inanın çok uğraştık ve kanıtladık. Onun için Gül Baba bizim manevi kurucumuzdur. Gurur duyabilirsiniz.
Toplantının tamamını YouTube kanalımızdan seyretmek için tıklayın!