28 Ocak 2019 Pazartesi 21:22

Divan Kurulu Olağanüstü Toplantısı gerçekleşti

Divan Kurulu Olağanüstü Toplantısı gerçekleşti

Galatasaray Spor Kulübü Divan Kurulu Olağanüstü Toplantısı, Ali Sami Yen Spor Kompleksi Türk Telekom Stadyumu Özhan Canaydın Konferans Salonu’nda yapıldı.

Toplantıya Başkanımız Mustafa Cengiz, İkinci Başkanımız Abdurrahim Albayrak, Başkan Yardımcımız Yusuf Günay, Yönetim Kurulu üyelerimiz Dilek Kutlu, Mahmut Recevik, Ömer Cansever, Okan Böke ve Dorukhan Acar katıldı.

Divan Kurulu Başkanımız Eşref Hamamcıoğlu, gündem konusuna dair değerlendirmesiyle toplantının açılış konuşmasını yaptı. Hamamcıoğlu, yaptığı konuşmada şu ifadeleri kullandı:

“Bu Divan Kurulu olağanüstü toplantısını neden organize ediyoruz? Bu konuyla ilgili olarak gerek sosyal medyadan gerekse üyelerimizden hatta karar verici pozisyonda bulunan bazı üyelerimizden çeşitli soru talepleri geldi. Bunlardan bir tanesi: “Divan neden bu işe karışıyor, neden bu toplantıyı organize ediyorsunuz?” Bu toplantı, Divan’ın talebi üzerine olmuyor. Bu toplantı, tüzüğümüzde belirtilen ilgili maddenin gereği olarak, 34 Divan üyesinin verdiği dilekçe çerçevesinde bu talebe cevap vermek üzerine yapılmaktadır. Tüzüğümüze göre 20 imza lazımdır. Bize gelen ise 34 imza. 20 imza kısıtlaması o zamanki Divan Kurulu’nun mevcut düzenine kurulmuştu. Şimdi üzerine çalışılan tüzük tadilinde bu sayının mevcut aktif sayısına göre revize edilmesine gayret ediyoruz. Aksi takdirde sürekli, Divan Kurulu toplantısı talebiyle karşı karşıya kalabiliriz. Yoğun bir şekilde teşrif ettiğiniz için teşekkür ederiz.

Gündemin Kulübümüz için iki önemli ucu var. Bunlardan birincisi son Divan toplantısında Sayın Mustafa Cengiz’in ifade ettiği gibi siyasi iradenin bir kararıdır. Dolayısıyla buradan ele almak gerektiğini düşünüyorum. Görüş belirtecek üyelerimizin iki konuyu hassasiyet göstermesi önemli olacak görüşündeyim. Bir tanesi böyle olası bir yeniden yapılanmaya kulüp yönetimi karar verip imza atacağı zaman, Galatasaray’ın kuruluş değerlerini, kolektif mülkiyetini ve şu ana kadar yaşamış olduğumuz otonomimizi göz ardı etmeden karar vermesi gerekmektedir diye düşünüyorum. İkincisi de eğer mevcut yönetimin çalışmalarını beğenmiyor olsanız bile sırf bu yüzden Galatasaray’ın faydasına olacak bir projeye hayır diyerek Galatasaray Spor Kulübü’nü oluşacak olan olası bir spor kamuoyunda marjinal kalmamasına da gayret etmemiz gerekiyor. Dolayısıyla bu iki uç arasında istişare bir sonuç alacağız diye düşünüyorum. Bizim divan kurulu olarak bugünkü toplantı sonunda hedeflediğimiz sonuç şudur: Değerli üyelerimizin Galatasaray’ın üslup ve kalitesine uygun şekilde yapacağı katkılardan sonra Yönetim Kurulumuza alacağı karara destek olarak bir tavsiye kararı almaktır. Hedeflediğimiz budur, dolayısıyla bu çerçevede hepinize hoş geldiniz diyor ve toplantıyı açıyorum.”

Divan Kurulu Başkanı Eşref Hamamcıoğlu’nun açılış konuşmasının ardından Başkanımız Mustafa Cengiz kürsüye gelerek gündem konusu hakkında bilgilendirmede bulundu:

“Sayın Divan Kurulu, Sayın Başkan ve Divan’ın çok değerli üyeleri;

Divan Kurulu’nu toplama talebi geldiğinde buna saygı duyarız. Toplantıyı engelleme yolunda hiçbir şey yapmayız. Her zaman hesap da bilgi de veririz fakat burada verilecek bilgi gündeme geldiğinde biz aslında bilgiyi verme konumunda değiliz. Sevgili devletimizin bu konuda atacağı adımları netleştirmeden ve henüz ne olduğunu bilmeden tahmini bir şey diyemeyiz. Ama geçen Divan’da yaptığımız gibi aldığımız ham bilgiler doğrultusunda ‘Niyet nedir, bu niyete karşı Galatasaray’ımızın ve Genel Kurul’da yetkilendirdiğiniz biz Yönetim Kurulu’nun tavrı ne olmalıdır?’ konusunu naçizane ben sizin belirlediğiniz Yönetim Kurulu’nun temsilcisi olarak ifade edebilirim.

Hepimiz takip edip izliyoruz. Şöyle bir algı, tepki olduğunu gördük: ‘Acaba devletin borçlu kulüplere el koyma niyeti mi var? Yıllarca bir kayyum endişesi taşıdı spor kulüplerimiz. Acaba devletimiz bu yoldan yönetimlere, kulüp iradelerine ve genel kurul iradelerini el koymak mı istiyor?’ Şuna açıkça belirtmeliyim ki; başından beri içinde bulunduğumuz temaslar ve irtibatlarda asla böyle bir şey olmadı. Resmi olarak böyle bir niyetle, böyle bir taleple, böyle bir gizli ajandayla his olarak bile karşılaşmadık. Sayın Başkan’ın da ifade ettiği gibi tümüyle başka çıkar yolu kalmayan ve dünya çapında kulüplerle yarışan kulüplerimizin içine düştüğü mali durumlara bir çözüm olarak görüyorum. Açık ve net. ‘Ne yapabiliriz’i devlet de düşünüyor. Biz nasıl Genel Kurul üyeleri olarak Galatasaray için gerekli olanı düşünüyorsak, Galatasaray için strateji öngörü içinde ‘Ne yapabiliriz’i gerekli olan yönetimi gerçekleştirebilmemiz için doğru insanları arama gayreti içindeysek devlet de aynı şekilde milletinin mensubu olduğu bu sosyal camialara destek olmak istiyor. Ben bunun için devletimize çok teşekkür ediyorum. Bu teşekkürler bir siyasi mülahaza olarak görülürse kesinlikle esef ederim. Ben devletten geldim. Devlete küsemezsiniz, devletle kavga edemezsiniz. Sadece devlete yardımcı oluruz. Devlet de milletine ve onun en önemli unsurlarından biri olan spor kulüplerine ve o spor kulüplerinin en büyük parçası olan -ki biz 40 milyonun üzerindeyiz, bir rakibimiz 30; diğer rakibimiz 20 milyon üzerinde- bizlere. Tersi bir durum olsaydı bütün medyada sürmanşet yayınlanırdı. Biz böyle olduğumuz için böyle yayınlanmaz.

Değerli arkadaşlar, Türk spor kulüplerinin yaklaşık 15 milyar TL borcu var. Borç-alacak farkına girdiğinizde 10 milyar TL’ye yakın. İki, üç kulübümüzün borcu yok. Otarşik, kendi yağında kavrulan yapıdalar. Onları tebrik etmek gerekir. Hep söylüyorum; o ya da bu yönetim, biz geçmiş bütün yönetimlere, yöneticilere ve kurullarda bulunmuş üyelere her zaman candan teşekkür edelim. Onlar da bizim gibi elinden geleni yapmaya çalıştı, gayret gösterdi, zamanını ayırdı. Belki de çocuklarının rızkını verdi. Onlara teşekkür ederiz. Biz sosyal bir camiayız. Bu nedenle bazı değerlere, bazı kurumlara, bazı söylemlere çok dikkat edilmesi kanaatindeyim.

Değerli arkadaşlar, devlet düşünüyor: ‘Biz nasıl yardımcı oluruz kulüplere?’ Bu asla yeni bir kredilendirme değil. Böyle düşünmeyin. Konuşmalarda biz şunu istemedik: Bize yeni bir kredi verin, biz bu krediyi alalım. Bu krediyi transferlere harcayalım ve onları getirelim.’ Bizim üzerimizde stopajlarda dahil 150 milyona Euro’ya yakın yükümlülüklerimiz var. Ödememiz gereken çok yüksek meblağlar var. Her üç ayda bir borçsuzluk kağıdı alıyoruz. Borçsuzluk belgesini aldığımız üç aylık dönem dinamik şekilde hareket ediyor. Önümüzdeki üç ayda da biriken mali sorunlar yeniden karşımıza geliyor.

İçinde bulunduğumuz dönemde kulüplerin kısa vadede çok borç ödemeleri var. Müjdeyle söylüyorum ki; bu durum Galatasaray’da tam tersi. Biraz daha iyi durumda. Çünkü biz, sendikasyon kredisiyle benzer yapılandırmayı yaptık. Ben 1-2 defa söyledim, kimse oralı olmadı. Ağustos ayından itibaren DenizBank ve Ziraat Bankası kanalıyla 380 milyon TL sendikasyon kredilendirmesi yaptık. Çok teşekkür ediyorum bu vesileyle onlara. Kısa vadeli borçları tersine çevirdik. Euro bazındaki borçlarımızı da azalttık. Daha rahat, daha iyi bir duruma geldik.

Devlet bir öteleme yapmak istiyor. Açık ve net konuşayım. Teklifimiz: ‘Siz bunu 10 yıl yapan ilk dört yılı ödemesiz olsun. Çünkü alacak-borçta kulüplerin toplam 3-3.5 milyon TL hasılası var. Dört katlık bir değer farkı. Ben hiçbir şey harcamasam dört yıl sonra elde ettiğim gelir aynı seviyede kalırsa borcumu ödüyorum. Kulüplerin ortalama oranı bu. Bu oran için dört yıllık bir ödeme dönemi önerdik. ‘Dört yıl ödemeyeceksiniz, bir rahatlığa kavuşacaksınız.’ Dört yıl sonra gelecek yönetime yüklenecek bütün yük. Böyle bir kısır döngü. ‘Hayır’ dedik. ‘Bunu da yapmayın.’ Biz amatör sporlara vergi ödüyoruz ve amatörler için ödediğimiz vergilerden amatör şubelere 27 milyon TL kaynak yarattık. Amatörlerdeki kısır döngüyü kırmak üzereyiz. Kontrollü krediyi bilirsiniz. Biz bunu anlattık. Aynı şekilde bizim harcamalarımızı kontrol edin. Öncelikli olarak kısa vadeli borç ödemeleri – eğer devletin ayıracağı kaynak yeterliyse- uzun vadeli ödemeleri karşılayın. Üç büyük kulübü, Anadolu futbol kulüplerinden ayıran bir özellik var. Cumhuriyetten bu yana üç büyük kulübümüz özellikle olimpik dallarda amatör şubelere çok büyük destek veriyor. Neredeyse Bakanlıkların yapması gerekeni görevi bünyesinde bulunduruyor. Bin 600 küsur gence biz spor eğitimi verdiriyoruz. Üç büyük kulüp de öyle. Bu nedenle büyük kulübüz. Sadece başarılardan dolayı değil. Hizmetleriyle de. Bunun da baz alınmasını istedik. Yani sadece futbol kulübü, Sportif A.Ş. bazında değil; spor dernekleri bazında konsolide edilmesini istedik. Bir sürü tartışma oldu. Profesyonellerimiz arkadaşlarımız şu anda yürütüyor. Şundan emin olun; Galatasaray hem o çalışmalar nezdinde profesyonel hem de siyaset nezdinde şeffaf, dürüst ve açık davranıyor. Bizim hesaplarımız meydanda. Biz yıllardır -ki geçmişten beri, borsaya kote olduğumuzdan beri, aldıkları karar için eski yönetimlere teşekkür ediyorum – aldığımız her oyuncu için ‘Kaç Lira’ya aldık?’, ’Hangi yıl ne kadar ödeyeceğiz?’ tek tek KAP bildirimini yapıyoruz. Rakiplerimiz yapıyor mu? Yapmıyor. Bu neyi gösterir? Bizim ne kadar açık, şeffaf olduğumu gösterir. Bizi eleştiren arkadaşlar rakamları söylüyorlar. Biz bundan mutlu oluyoruz; ‘Acaba bir yerde yaptığımız bir hata var mı? Varsa bunu düzeltebilir miyiz?’ diye.

Hesaplarımız çok açık ve şeffaf. Devletimiz bunu görüyor. Diğer rakip kulüpler içinde en iyi durumda olan biziz. Bunu da son altı aylık raporlar net gösterdi. Bu arada benim de serzenişte bulunma hakkım var. Değerli bir eski Başkanımız, bir önceki Başkanımız, sevgili profesörümüz bizim bilançoda cinlik yaptığımızı söylüyor. Bizim gelecek yılda UEFA’dan elde edeceğimiz muhtemel gelirleri bu yılın bilançosuna koyduğumuzu ve insanları aldattığımızı söylüyor. Çok üzüldüm. İnanamadım söylediklerine. Ordinaryus profesör - burada olmasını çok isterdim – sayın Duygun Yarsuvat; bunu okuyacağım. Galatasaray bu kadar şeffaf, açık ve samimi bir şekilde yönetiliyor. Yıllardır öyle. Biz de öyleyiz: ‘Şampiyonlar Ligi’nden bir sene sonra gelecek parayı mali tablolara koymuşlar. Bir mühendislik yapmışlar. Cin olmadan adam çarpmışlar.’ Yani, biz bilançolarda sahtekarlık yapmışız. Değerli arkadaşlar, biz sadece kendi içimizdeki denetim değil; aynı zamanda uluslararası bağımsız bir şirketin denetimi altındayız. Ernst&Young. Bir kere onlara hakaret var. Suç. Biz bunları yapmışsak suçtur. Uluslararası ISF’e göre bu yine bir suçtur. Yetmedi, biz UEFA denetimindeyiz. Bizi aynı zamanda diğer bir uluslararası denetim kuruluşu Price Waterhouse denetliyor. Biz iki defa denetleniyoruz. Geçmişte olan birtakım hadiseler nedeniyle Price Waterhouse çok sıkı denetliyor. Biz o denetlemelerden geçerek bugün hiç söylenmeyen, neredeyse olağan hayatın akışı gibi görülen UEFA’dan geçerlilik belgesi aldık. O denetlemelerin sonucunda aldık. Çalışmalarımızı mali olarak kanıtladı ve şükür bize ki; efektif ve reel olarak ilk defa biz iki denetleme şirketinin altı aylık denetlemesi altında net kara geçtik. Bu karlılık aslında UEFA’nın bize kestiği 2 milyon Euro’luk ceza olmasaydı yaklaşık 15 milyon TL olacaktı. İnşallah, dokuzuncu ay itibariyle çok daha iyi olacak. Transferlerle ilgili gecikmeler oldu, evet. Ona girmeyeyim şimdi.

Değerli arkadaşlar, devletin yapmak istediği bizim intibamıza göre bu. Bize henüz bir teklif yapılmış değil. Bütün dökümlerin, mali tabloların tamamını verdik. Zaten Ziraat Bankası’nda bizim mali tablolar bulunuyor. Bankalar mali tablolarımızı didik didik ediyor. Umarım bize bir kredi hattı açılır. Hiçbirimiz ülkemizin geçirdiği ekonomik sıkıntılardan vareste değiliz. Bu ülkede yaşıyoruz. Bu sıkıntılar içinde spor kulüplerine böyle bir desteğin gelmesi müthiş bir şey. Öyle yayınlar oluyor ki - siyasi mülahazalar, siyasi tepkiler; olabilir, biz buna karışamayız - bunu öldürmeye çalışıyorlar. Yani, ‘devlet bu yardımı yapmasın. Ziraat Bankası, çiftçinin bankası. Neden spor kulüplerine veriyor?’ Öyle bir şey yok.

Faiz konusunu da açayım. Aldığımız o 380 milyon TL’lik sendikasyon kredisinde de flotan (yüzer) faiz oranı kullandık. Faizler düştüğünde bizim oranlar düşecek, yükseldiğinde yükselecek. Devlete aynı şekilde kontrollü verin dedik. Gelecek kuşakların hakkını yemeyelim. Bu paraları çarçur etmeyelim. Bunu biz defaatle dile getiriyoruz. Amaç borcu öteleme, nefes alma ama gelecek kuşaklara da yük bindirmeme. Bizim önümüze gelecek, biz bakacağız. Asla Galatasaray’a zarar verecek, onu yük altına sokacak bir iş yapmayız. Şu anda yılı doldurduk. Bu yönetim sekiz aylık. Dört aylık mali tablolarda müthiş bir iyileşme var. Öz sermayemiz eksi 600 milyondan eksi 300 milyona indi. İki katlık bir değer elde ettik. Sürekli 250 milyon zararlardan 117’den 2.6 milyon kara geldik. İnşallah devam eder, şartlar bizi şaşırtmaz. Lüzumsuz harcamaların içine şartlar sokmaz. Üstümüzdeki baskıyı biliyorsunuz. Hanım benimle transfer yapmadınız diye konuşmuyor. Samimi söylüyorum.

Bütün arkadaşlar dün gece saat 4-4.30’da evlerine gitti. Saat 22’de çeşitli kanallara dağıldık. Son 10 günde ikiye üçe bölündük. Şartlar bu yönde gelişebiliyor. Neden böyle olduğunu biz de anlamıyoruz. Bariyerler derken engelleri kastediyorum tabii; hiç ummadığınız şeyler karşınıza çıkıyor. Bunları burada ifade edemem. Karşıdaki kulübe ve şartlarına saygısızlık etmiş olurum. Rastgele konuşan bir camianın temsilcisi değilim. Bizim camia müeddeptir, edebini bilir. Rakip takımlara transfer yaparken laf atmaz. Edepli insanlarız. Herkes edebine göre davranır. Ayrıldığımız çeşitli kanalları bir araya getirerek senkronize edip, toparlayıp 4-5 olası oyuncuya indirdik. Ara dönemde az oluyor maalesef. Olumlu dönüş aldık. Yine bir terslik olmazsa hayırlı olacağına inanıyoruz. İnşallah, Camiamıza ve taraftarlara olası en iyi, en uygun mali şartlarla hayırlı olur. Hiç kimse bize tehditle, baskıyla, küfürle, fiziki tehditle Galatasaray’ın parasını sokağa attıramaz. Onu da söyleyeyim.”

Toplantıda daha sonra gündem konusu kapsamında katılımcılara söz verildi. Bu bölümde Mehmet Helvacı, Ahmet Özdoğan, Duygun Yarsuvat, Teoman Kadıoğlu, Faruk Bil, Taner Aşkın ve Cengiz Ergani konuşmalarını yapmak üzere kürsüye geldi.

Katılımcıların gündeme dair görüşlerinin ardından Başkanımız Mustafa Cengiz konuşmasını yapmak ve gündeme dair soru ve eleştirilere cevap vermek üzere söz aldı. Başkanımız Mustafa Cengiz’ın açıklamaları şu şekildeydi:

“Genel bütün sosyal camiaların fakat bizim Galatasaray’ımızın beş şartından biri nedeniyle buradayız. Galatasaraylı olmanın beş ana şartı nedir? Birincisi aidiyet; kendimizi Galatasaray’a ait hissediyoruz. İkincisi sahiplenme; işte burada Galatasaray’ı sahipleniyoruz. Üçüncüsü sadakat; her durumda Galatasaray’ın iyiliğini istemek. Dördüncüsü ki çok önemli, vefa; Galatasaray’a hizmet edenlere vefa. Beşincisi hizmet edenlere teşekkür. Bu beş ana sosyal unsur olmadan Galatasaraylı olunamaz. Sahiplendiğimiz için teşekkür ediyorum.

Bize Genel Kurul’un verdiği yetkiler var. Hayatın olağan akışı içinde derhal cevap verilmesi gereken ve bazı rakamların ikili üçlü ilişkiler nedeniyle mahremiyet ilkesi – bakın suçluluk değil – içerisinde olması gereken mali durumlar vardır. Hızlı hareket etmelisiniz. Bu ay sonuna kadar 6-7 milyon Euro ödemem gerekiyor. Yapmam gereken transferler var. Burada ben ölürken bir kişi ‘Al sana su. Bu suyun bedelini de 10 sene sonra öde’ diyorsa ben ‘Dur bekle. Bunun için Genel Kurul’u toplayayım, 3 hafta, 4 hafta…’ dersem ‘Git yoluna derler’ bana. Özür dileyerek söylüyorum, bütün iyi niyetinizden de eminim. Bizi beceriksiz olarak görüp basiretsiz bir karar alma ihtimaline karşı bunu getirdiğinizden de eminim. Bu da bir bağlılıktır, sahiplenmelidir. Teşekkür ederim. Ama şundan emin olun; gizli hiçbir şey olmayacak, bu gök kubbenin altında hiçbir şey gizli kalmaz. Bizim bu yapılandırmaya girip girmeyeceğimiz de meçhul. Bizim bu yapılandırmanın hangi bölümüne ne kadar gireceğimiz de meçhul. Abdurrahim Albayrak’la birlikte bizler de şahsi olarak ciddi teminatlar veriyoruz. Ben gelip Genel Kurul’a imza veren üyelere asla demem. Çünkü bir yükün altına girdik. Siz bize tevdi ettiniz. Ben bu yükü Yönetim Kurulu üyeleriyle birlikte taşırım. Fakat şundan emin olmanızı isterim. Hiçbir şey belli değil. Biz böyle radikal bir şey alırsak; size yardım etmek isteyen devletin iştahını kapatma tehlikesi de var. Açık konuşayım. Dört yıl sonraya, on yıl sonraya… O da belli değil. Bu sadece bir öneri. Sayın Başkan’ın da ifade ettiği gibi tek tek her banka bakacak. Sırf bu nedenden ötürü DenizBank ile Ziraat Bankası’na tekrar teşekkür ederim. Üçüncü bir bankanın adını zikretmiyorum. Sırf bu nedenle durdu. Bize olan desteği için bu kararın neticelenmesi bekledi. Yani, bize zararı oldu. Ben bunun için Genel Kurul’u mu toplayayım? Bu bankayı eleştirmek için yani.

‘Kredi ödenmezse ne olur?’, ‘Galatasaray’ın geleceğini mi karartacaksınız?’ Düşünceniz buydu, sordunuz. Yeni teminatlar vereceksem ben zaten ölmüşüm. Hiçbir gelirimi alamıyorum. Maç günü gelirimi alamıyorum. Stat yayın hakkı gibi her şey temlik. Hepsi rehin altında. Bütün yönetici arkadaşlarım bunu biliyor. Bunda bir rahatlama görmezsem neden bu yapılandırmaya/ötelendirmeye gireyim ki? Girmem ben. Başka bir patron daha yakışıklı diye onun tahakkümü altına girmem. Siz beni bunun için seçmediniz mi? Tam tersine o süre içinde borçları ötelerim. Atladığımız çok önemli bir husus var. Sevgili Doruk hazırladı fakat ben siz sevgili hazirunun bu pazartesi sendromu içinde zamanını almak istemiyorum. Durdurdum Doruk’u. Bütün rakamlar meydanda. Gidiş çok iyi. UEFA bunu görüyor. Sayın Özdoğan ‘UEFA ne diyor?’ diye sordu. Biz bu konunun ertesi günü UEFA’yla bir araya geldik. UEFA, borsaya kote ve Avrupa kupalarına katılma durumundaki dört büyük kulüple görüştü. UEFA bu desteği son derece olumlu karşıladı. Çok olumlulardı. UEFA, bu nedenle çok önemli bir direktörünü Türkiye’ye atadı. Yani siyasi bir baskı, özerk yapıya bir müdahale değil; tersine futbolun gelişmesi için çok önemli bir katkı olarak gördü. Burada bazı şeyler çok hızlı gelişebilir. Açık ve net söylüyorum: Bizim paraya ihtiyacımız var. Burada ben siz değerli üyelerimiz için geldim ve anlatıyorum. Saniyemiz yok. Sabah, gece, gündüz… Bütün rüyalarımız para temini oldu. Şu anda Abdurrahim kardeşim serumla buraya geldi. Dışarı çıktı, sonrasında ‘lütfen git, banka görüşmesi var’. Hiçbir şey göründüğü gibi değil. Biz o cebinde parası olmayan, ayağı çamurlu insanın aldığı formanın ve bize teslim ettiği bedelin, bize emanet ettiğinin hesabı içindeyiz. Biz bırakın ki öyle rastgele atlayacağız, gelecek 10 yılı karartacak bunu asla aklınıza bile getirmeyin. Bütün yönetici arkadaşlarımız bu konuda tek tek eliyor. Sayın Divan Başkanımın dediği gibi biz en ufak şekilde tıkandığımızı hissettiğimiz anda müracaat ederiz, hem Divan’a hem siz değerli kardeşlerime. Bundan emin olun. Biz oluşturmuyoruz bir yanlış anlaşılma oldu. Sevgili Yusuf kardeşim de serumlarla ayakta. Manevi yediğiniz küfürler bazen sizi zedeliyor. Bütün Yönetim Kurulu Üyeleri de öyle. Birçoğu burada olmayanlar bilin ki hasta yatağında yatıyor. Genel grip de var fakat bizim içinde bulunduğumuz özel bir durum da var. Onun da etkisi çok. Şundan emin olun değerli arkadaşlar. Babam tüccardı ama ben bürokrasiden geldim. Devlette bulundum. Devlet enteresandır heykelinizin dikileceğini zannedersiniz dürüstlükle hakkınızda 30 tane usulsüzlük davası açılır. Dikkat edin usulsüzlük. Spor kulüplerinde de böyle. Siz istediğiniz kadar şampiyon olun. Şu anda şampiyonuz. Şu an bizim en büyük derdimiz ne arkadaşlar forvet. Bizim tek derdimiz forvet olsun. Şükretmek duygusu çok önemli. Bir camia, Ali Sami Yen bir lisede kurmuş beş altı arkadaş. Burada alev almış, dünyayı sarmış ve biz diğer kulüplere göre çok iyi durumdayız. Avrupa’da ve dünyada çok saygın bir noktayız. Biz bunu sizlerden aldığımız güçle temsil ediyoruz. Sevgili Duygun Başkanım dahil beni tanıyanlar bilir ben kimseye kin beslemem. Bizim üzerimizde özellikle bazı sosyal medyada öyle bir kin, öyle bir acımasız saldırı var ki. Biz şaşırıyoruz, neden bu kin, neden bu nefret. Biz nerede yanlış yaptık. Muhasebeci alırdık diyor. Oysa ben onun aldığı formanın, ödediği biletin bedelinin peşindeyim. Onun en doğru şekilde harcanması için. Benim için hiç önemli değil. Dediğim gibi ben bürokratım sorumluluğu size atmaktan da zevk alırım. Sonra da dönerim ‘ben demiştim’ derim. Ben bundan zevk almam. Asla yol arkadaşlarıma, size ben demiştim demem. Ben öyle bir karakterde değilim. Bir yanlış varsa, bir hata varsa onun ceremesini yönetim ve ben çekerim. Sorumluluk sizleri temsilen yönetimdedir. Bizim üzerimizde Genel Kurul var. Genel Kurul için gerekli şeyler yapılır o zaman boynumuz kıldan ince. Ne olup ne olmayacağı da belli değil. Belki de sevgili Abdurrahim’e buradaki konuşmalardan ötürü sevgili devlet “Ekmedim bostan, yemedim karpuz” der. Bu risk var. Sonra getirin Genel Kurul’u da alın, imza da toplayın zevkle. Değerli arkadaşlar kredi ödenmezse ne olur? Şimdi ne oluyor? Ödeyemiyoruz. Şimdi soruyorum size. Bizim 2,5 milyar TL borcumuz var. Borç alacak farkı 1.3 milyar TL. Bankalara finansal borcun 1 milyar TL civarında. Kim ödüyor, nasıl ödüyoruz, yapılandırma mı yapılıyor? Biz ödüyoruz, sizler ödüyorsunuz. Sizlerden aldığımız maç geliri, yayın geliri ve güçle onları ödüyoruz. Nasıl ödüyoruz bölüştürerek. Nasıl ödediğimizi bir Allah biliyor bir de biz biliyoruz. Şikayet için demiyorum arkadaşlar. Sevgili Faruk Başkanım bana bakıyor ateş düştüğü yeri yakıyor. Ben bundan mutazarrır değilim biz buraya bilerek geldik. Ben özellikle sizden bir şey istirham ediyorum. Sosyal medyadaki arkadaşlarıma sesleniyorum. Haklılar, bizi eleştirsinler ama lütfen insaf etsinler. Birçok arkadaşımız o kadar gergin hale geldi ki sağlığını yitirmeleri bir yana aile huzurları bitti. Bunu lütfen yapmayın sabredin. Hiçbir şey göründüğü gibi değil, hiçbir şey sizlere sunulduğu gibi değil. Dün sayın teknik direktörümüz Fatih Terim ile 5-6 saat beraberdik. Ben bakamıyorum sosyal medyaya zamanım yok. Şu anda da yok. Şunu demişler “Adam Amerika’da eski fotoğrafını servis ediyorlar” demişler. İnanamıyor insanlar sabah 4’e kadar toplantı yaptığımıza. Biraz sonra yine gideceğim. Bir aciliyet var. Latince bir sözdür: ‘Hasta yataktaysa her şey ikinci plandadır.’ İnşallah forvet alacağız.”

Başkanımız Mustafa Cengiz’in konuşmasının ardından Divan Kurulu Başkanı Eşref Hamamcıoğlu, olası yapılandırmayla ilgili tavsiye kararı oylamasından sonra şunları söyleyerek toplantıyı sonlandırdı:

“Bugünkü Olağanüstü Divan Toplantısı’ndan çıkan sonuç: oyçokluğuyla eğer Bankalar Birliği ya da Federasyon tarafından gündeme getirilirse bunun Olağanüstü Genel Kurul veya Mali Genel Kurul’a ayrı bir gündem madde olarak getirilmesi, değerli Yönetim Kurulu’muza destek olma amacıyla tavsiye edilmiştir Divan Kurulu tarafından. Buna uyup uymamak veya birlikte geliştirmek değerli Yönetim Kurulu’muzun tasarrufundadır. Eğer bunu Olağanüstü Divan Kurulu’nda ya da gündeme getirildiği toplantıda bir İhtisas Komitesi kurulması gerekirse burada da bunu çalıştırmak, hızlandırmak lazım. Türkiye’de işi komisyona havale etmek yavaşlatmaktır, yapmamaktır. Bizim öyle bir lüksümüz yok. Sayın Başkan’ın da dediği gibi çok çabuk ilerlememiz lazım. Bu konuda bu kadar formal toplantı organize etmeksizin de her zaman Yönetim Kurulu’nun yanında olduğumuzu teyiden bildirmek istiyorum. Bu toplantıya katıldığınız için çok teşekkür ediyorum. Bu zamana kadar yaptığımız en verimli toplantıydı. İnşallah bundan sonraki toplantılarımıza da örnek olur. Tekrar iyi akşamlar diliyorum.”