11 Eylül 2019 Çarşamba 19:47

Eylül Ayı Divan Kurulu Toplantısı Gerçekleştirildi

Eylül Ayı Divan Kurulu Toplantısı Gerçekleştirildi

Galatasaray Spor Kulübü Eylül Ayı Divan Kurulu Olağan Toplantısı, Galatasaray Lisesi Tevfik Fikret Salonu’nda gerçekleştirildi.

Toplantıya Başkanımız Mustafa Cengiz, İkinci Başkanımız Abdurrahim Albayrak, Başkan Yardımcılarımız Yusuf Günay ve Kaan Kançal, Yönetim Kurulu Üyelerimiz Mahmut Recevik, Ömer Cansever, Banu Vahapoğlu Akgün, Erol Özmandıracı, Muhasip Üyemiz Dorukhan Acar ve Divan Kurulu Üyeleri katıldı.

Toplantının başlamasından önce ebediyete intikal etmiş Divan Kurulu üyeleri için bir dakikalık saygı duruşunda bulunuldu.

Toplantıda gündem kapsamında Kulübümüzü ilgilendiren önemli ve güncel konular hakkında katılımcılara söz verildi. Bu bölümde Galatasaray Spor Kulübü Eski Başkanı Dursun Özbek, Divan Kurulu Üyelerimiz Turcan Bolayır, Mehmet Bilen, Hayri Kozak, Taner Aşkın, İbrahim Göknar, Ayhan Özmızrak, Süheyl Batum, İbrahim Özdemir, Abdullah Zaimoğlu, Teoman Kadıoğlu, Sami Çölgeçen ve Bülent Karadeniz konuşmalarını yapmak üzere kürsüye geldiler.

Divan Kurulu Başkanımız Eşref Hamamcıoğlu, Divan Başkanlığına gelen evrakı okunmasının ardından toplantının açılış konuşmasını yaptı. Hamamcıoğlu, yaptığı konuşmada şu ifadeleri kullandı:

“Gündemimizde iki temel madde var. Bir tanesi yaşamakta olduğumuz konjonktürü göze önüne aldığımız zaman kulübümüzü ilgilendiren idari ve yerel konular. İkincisi de tüzüğümüz gereği dönemsel mali raporların yönetim tarafından sunulması ve buna bağlı olarak Denetim Kurulunun hazırladığı denetim raporunun sunularak görüşlere yer verilmesidir. Toplantımızın verimli geçmesi için sizler de uygun görüyorsanız lütfen birinci bölümde mali konular dışındaki konularda söz alacak üyelerimizin konuşmasını istiyoruz. İkinci bölümde ise salt mali konuları görüşmeyi öneriyoruz.

Son toplantımızdan bu yana iki ay geçti, umarım herkes iyi bir yaz geçirmiştir. Sizleri burada sağlıklı olarak görmek bizleri çok mutlu etti. Gündeme bakacak olursak salonun hararetine hararet katacak maddeler var. Bildiğiniz gibi burası bir aile meclisi. Galatasaray Divan Kurulu da Galatasaray Spor Kulübü’nün en büyük danışma organıdır. Aramızda dışarıda para ile tutamayacağınız kalitede danışmanlar mevcut. Gündeme girmeden önce bir anekdotumu sizlerle paylaşmak istiyorum. Galiba 2001 – 2002 yılları, rahmetli Özhan Canaydın Başkanımızın döneminde bir grup kulüp yönetimini eleştiren insanlarla toplantılar düzenliyorduk. Bunlardan bir tanesini Pera Palas’ta öğle yemeğinde yapmıştık. Herkes sıkıntılarını dile getiriyordu. Mali konuları, Futbol Takımımızı, Voleybol Takımımızı konuşuyorduk. O günden bugüne kadar çok değişen bir şey yok. Şu an aramızda değil, Allah kendisine sıhhatler versin İzzettin Doğan büyüğümüz dedi ki “Bunlarla boşuna uğraşıyorsunuz. Galatasaray’ın geleceğini ilgilendiren daha önemli konular var. Bunların tedbirini şimdiden almanız lazım.” Konuya şöyle girdi, “Galatasaray Türkiye’de birleşmenin ve birlikteliğin örneğidir. Yarın öbür gün gücü eline alacak kişilerin ilk yapacağı iş ayrıştırmaya sebep olmak, yeniden bir Galatasaray dizayn etmek olacaktır.” “Buna tedbir almanın en etkili yöntemlerinden biri uyanık olmak, bir arada olmak, doğru stratejilerle tepki göstermek” demişti. Buradan hareketle yaşamakta olduğumuz ayrıştırmaya ve Galatasaray’ı yeniden dizayn etmeye yönelik iki tane aksiyon gördük. Bunlardan bir tanesi son 10 günde yaşamakta olduğumuz TFF’nin Profesyonel Futbol Disiplin Kurulu’nun Hocamız Fatih Terim’i tedbirsiz şekilde sevk etmesine rağmen verdiği ceza. Bu cezanın kamuoyuna 19.05’te tebliğ ediliş şekli ve bunu tekzip etme niyetiyle yayınlamış oldukları çok hafif duyuru. Buradan hareketle bu bir örnektir. Bugün ahbap – çavuş ilişkisiyle kurulmuş olan Futbol Disiplin Kurulu ve Tahkim Kurulu maalesef TFF’nin yumuşak karınlarından bir tanesidir. Eğer dünya markası olmuş Galatasaray Spor Kulübü’nün futbol branşını ya da başka branşını, gücü elinde bulunduranlar bu şekilde önünü kesmeye çalışacaklarsa; bugün gençlerin umudu olan, daha güzel günleri bekleyen ve sporun barış olduğunu benimsetmeye çalışan yöneticilerin söylediklerine tamamen ters düşecektir. Söylemek istemem ama bugün federasyon başkanlığına tek aday olarak seçilen kişinin bu davranışlarından aklımıza başka şeyler geliyor. Bu kişiler acaba sayın Hocamız ve Divan Kurulu Üyemiz Fatih Terim ile geçmişte yaşadıkları sıkıntıların hesabını bugün Galatasaray üzerinden mi görmeye çalışmaktadır? Veya sayın Federasyon Başkanımızın yöneticilik yapmış olduğu kulüpte yaşadığı sportif başarısızlıkların hesabını Galatasaray ile Fatih Terim üzerinden mi görmek istiyorlar? Bunu böyle düşünmek istemiyorum ama camiamız üzerinde oluşan algı budur. Ben buradan tekrar sporun barış ve kardeşlik olması gerektiğini hatırlatmak istiyorum.  Bu tarz tahriklerle ve adil olmayan cezalarla hiçbir yere varamayız. Bu kararların bundan sonra bu şekilde cereyan etmemesini canı gönülden diliyorum. Bu konuda alınacak olan bütün kurumsal tepkilerin destekçisi olacağımızı geçen hafta Sayın Başkan ile yaptığımız bir telefon konuşmasında kendisine söylemiştim. Bu tarz davranışlar cevapsız kalmamalı ama organize ve Galatasaray’a yakışan tepkiler olmalıdır diye düşünüyorum.

İkinci konu ise bizi daha az ilgilendirmekle beraber yok sayamayacağımız bir Lise müdürü ataması polemiği yaşıyoruz. Biz şu anda Galatasaray Spor Kulübü’nün ve diğer Galatasaray kurumlarının neşet ettiği bir eğitim yuvasındayız. Ne olursa olsun, kişiler kim olursa olsun, Galatasaray Spor Kulübü bu lisede kurulmuştur ve buradan gelen kurucu iradeyle devam etmektedir. Bu bizim en büyük avantajımız ve farkımızdır. Dolayısıyla Galatasaray Lisesi’nin farkını size anlatmak lüzumsuz olabilir ama o kadar çok telefon aldım ki bu konuya değinmek gerektiğini düşünüyorum. İnsanların ilgisi olmadan bu konuda fikir ürettiğini gördüm. Bu nedenle birkaç açıklama yapmayı zaruri görüyorum. Galatasaray Lisesi statüsü gereği farklıdır. Ancak ikta amiri Galatasaray Üniversitesi’dir. Galatasaray Lisesi’nin müdürü şu şekilde tayin edilir, Galatasaray Üniversitesi uygun gördüğü bir adayı Milli Eğitim Bakanlığı’na önerir. Orada yapılan istişarelerden sonra da Milli Eğitim Bakanlığı bu adayı uygun görür ya da görmez. Galatasaray Lisesi’ne atanmış ve polemik konusu olan son müdür Vahdettin Ergin, bu çerçevede atanmış bir Galatasaray Lisesi mezunu müdürdür. Galatasaray Lisesi’ne müdür atanmasının Galatasaray Spor Kulübü ile ilişkilendirilmesine gelecek olursak, her tüzel kişilik kendi içerisinde otonom kararlar alıyor desek de Galatasaray Lisesi müdürünün Galatasaray Spor Kulübü’nde olduğu gibi diğer Galatasaray kurumlarında da bir temsil görevi vardır. Bu sembolik bir görevdir, aynı Galatasaraylılar Derneği’nde olduğu gibi. Galatasaray Spor Kulübü’nün tüzüğünde geçen doğal üyelikten de kasıt budur. Galatasaray Lisesi ile Galatasaray Spor Kulübü arasında bu bağda sembolik bir sorumluluk vardır. Ancak konuşmamın başında da söylediğim gibi Galatasaray Lisesi sıra dışı bir lisedir. Türkiye’de birçok liseye örnek olmuş bir kurumdur. Dolayısıyla Galatasaray Lisesi’ne müdür ataması ile alakalı polemiğin spor sayfalarına taşınmasını biz Divan Kurulu olarak çok doğru bulmuyoruz. Ancak gelinen yer şu ki bu atamayı önerenler inceleyip, kabul edip onaylayanlar ve bu atamayı kabul edenler Galatasaray’ın içinde bu konunun polemik olacağını bilerek yapmışlardır. Bu çok net. Bu bakımdan İzzettin Doğan’ın anekdotunda hatırlattığım gibi bu tip ayrıştırmalara ve provokasyonlara gelmeden, belli kişi ile kurumların amacına hizmet etmeden birlikte, güçlü durmamız lazım. Biz şu anda lisede misafir olarak bulunuyoruz. Bununla ilgili ilgisiz herkesin demeç vermesi, bildiri yayınlaması, “Geldikleri gibi giderler” tarzında demeçler vermesi son derece yersizdir. Bu amaca hizmet eder. Ben bir kere daha buradan Galatasaray Camiasını sağduyulu olmaya davet ediyorum. Evet, hoş olmayan bir şey olmuştur ama Lise müdürümüzün de sadece eğitime odaklanacağına inanıyorum. Nitekim Fenerbahçe Spor Kulübü üyeliğinden istifa etmiş. Bu her şey demek değildir, sonuç olarak bu alt kimliği tescillenmiş bir insandır fakat Lisemizin müdürüdür. Bu konuda bir girişimde bulunduk, Lise müdürümüze hayırlı olsun demek için makamında ziyarette bulunduk. Kendisinin görevli olduğu eğitime odaklanmasını teminen Galatasaray Spor Kulübü’nün de sadece sportif faaliyetlere konsantre olmasını teminen kendisine bir teklif götürdük. Dedik ki sizin göreviniz tüzüğümüzde yazdığı gibi Galatasaray Lisesi’ni kurumlarda temsil etmektir. Bunun sembolik bir sorumluluğu vardır. Hatta Galatasaray Spor Kulübü üyelerinin sayısına da dahil edilmez. Hiçbir toplantıya katılmaz, bu her zaman da böyle olmuştur. Yaşanan polemiği ortadan kaldırmak için kendisine götürdüğümüz teklif şu oldu, kendisinin de kabul ettiği bir öneri oldu. Buradan teşekkür ediyorum. Dedik ki temsil göreviniz var ve bu konuda bu kadar polemik çıktı. Hem Liseyi hem sayın müdür hem camiayı yıpratan bir konu var ortada. Spor haberi olmamasına rağmen spor sayfalarına konu oldu. Doğal üyesi olduğu Galatasaray Spor Kulübü Yönetim Kurulu ve yine doğal üyesi olduğu Galatasaray Divan Kurulu’na bu hafta bir dilekçeyle müracaat edecek. Dilekçesinde özel durumu ve işlerin yoğunluğu nedeniyle tüzüğün kendisine vermiş olduğu temsil görevini kadrosunda yer alan bir Galatasaraylı yetkiliye devredecek. Dolayısıyla Galatasaray Lisesi’nin temsil edilmesi gerektiğinde müdürün tahin etmiş olduğu yetkili bulunacaktır. Dolayısıyla bizim önerimiz bu polemiğin bu şekilde sonuçlanmasıdır. Bizler beğensek de beğenmesek de Milli Eğitim Bakanlığı’nın uygun gördüğü bir tayine daha fazla müdahale etme şansımız yoktur. Umarım bu iyi bir çözüm olacaktır hem Galatasaray Lisesi müdürünün rahatlaması anlamında hem de kulüp ile ilişkisi açısından. Bu konuyu sizlerle paylaşmak istedim.

Dedik ki Galatasaray dışarı karşı güçlü olmalıdır. Elbette birlikte hareket etmeliyiz. Galatasaray’ın en büyük gücü kendi kendini eleştirme özelliğinden gelmektedir. O bakımdan eğer biz dışarı karşı güçlü olmak istiyorsak mutlaka kendi içimizde yaptığımız eleştirilere kulak vermeliyiz. Bunlardan bir tanesi defalarca söylediğimiz kurumsal iletişim. Eğer TFF’nin ve ona bağlı PFDK’nın vermiş olduğu cezalara zamanlama, üslup ve içerik bakımından uygun kurumsal tepkiyi vermezsek bizim dışarıda kuvvetle olma şansımız yok olacaktır. Bu bakımdan Sayın Yönetim Kurulumuzdan bir kez daha rica ediyoruz, lütfen kurumsal iletişim konusuna gereken önemi versinler. Tekrar tekrar istirham ediyorum. Bu konu çok önemli çünkü iletişim ve temsildeki hatalar birçok Galatasaraylı üyeyi rahatsız etmektedir. Bu konuda birçok tepki alıyoruz, bu konuyu hatırlatmak istedim. Bir diğer konu da Fatih Terim’in aldığı ceza. Fatih Terim bizim sadece teknik direktörümüz değil aynı zamanda Divan Kurulu Üyemizdir. Severiz, sevmeyiz; beğeniriz, beğenmeyiz Türkiye futbol tarihine damgasını vurmuş bir isimdir. Gönül ister ki haksızlığa uğradığımızı iddia ettiğimiz maçlardan sonra, teknik kadromuzun fiziki saldırıya uğradığı karşılaşmalardan sonra kulübümüzü koruyan, verilen kararları eleştirecek demeçleri hocamız vermesin. Fatih Terim bir boşluğu doldurmak zorunda kalmamalı. Bizim önerimiz, iyi hazırlanmış yazılı metinlerle, iletişim tekniğini iyi bilen ve Yönetim Kurulunun görevlendireceği kişilerden birinin bu sorumluluğu almasıdır. O zaman Fatih Terim’i de bu polemiklerin dışında tutarız. Hocamız sadece Futbol Takımının başarılarına odaklanmış hem de yalnız kalmamış olur.”

Eski Başkanımız Dursun Özbek’in konuşmasından sonra kürsüye gelen Başkanımız Mustafa Cengiz şu ifadeleri kullandı:

“Çok değerli kardeşlerim, Divanın muhterem üyeleri, ben genel bir cevap verecektim ama durumun aciliyeti ve konuya hakim olamayan arkadaşlarımızın kafasına karıştırabilecek söylemler olduğu için kürsüye çıktım. Sayın Dursun Özbek’e yanıt vereceğim. Ondan sonra konuşmacılar olursa her konuda sizlere bilgi vereceğimizden emin olabilirsiniz.

Sayın Başkanımız Dursun Özbek kürsüye çıktı, Riva ve Florya’yı anlattı. Riva ile Florya’nın Galatasaray’ı kurtarma projesi olduğunu ve üyelerin çoğunluğu tarafından onaylandığını dile getirdi. Fakat Yönetimimizin bu konuyu doğru yönetmediğini ifade ettiği. Değerli arkadaşlar gerçekler acıdır. Siz teoride ne kadar plan yaparsanız yapın, dünyanın en iyi kurmay heyetiyle birlikte hareket etseniz bile işler planlandığı gibi ilerlemeyebiliyor. Biz Riva ve Florya’yı 1 milyar TL’ye yakın tahmini gelir ile yaptık. Yaptık diyorum çünkü bu kararı genel kurulla beraber aldık. Benim görüşüm Riva ile Florya’nın ayrılmasıydı. Sevgili Divan Başkanımıza da ilettim, kendileri de bana katıldı. Daha sonra söylenen Florya’nın katılması da zorunlu gibi gösterildi. Florya’yı neden taşımadık? Sayın Dursun Özbek bir an önce taşıyın diyor. Biz de çıkmak istiyoruz, gidebileceğimiz bütün devlet kapılarında bunu zorluyoruz. Taahhütlerimize, hizmette süreklilik sebebiyle, biz eski yönetimlerin kararlarına katılmasak bile uymak zorundayız. Kemerburgaz’a geçmek için elimizden geleni yaptık. Koca koca köpekler var dedi, mandıra var dedi. Hayır onlar temizlendi. Gerek Bakanlık gerek Emlak Konut gerek İstanbul Valiliği gerek İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı gerek Eyüp Belediyesi nezdinde bu kişinin çıkması için her şeyi yaptık. Süreç yaklaşık 18 aydır devam ediyor. Sevgili Başkanımızın konuşmalarımızı dinlemediği ortaya çıktı. Siz niye orayı görmüyorsunuz yanında da Kasımpaşa var dedi. Şimdi ben şunu soruyorum, acaba eski yönetim Kemerburgaz’ı Florya’ya karşılık alırken orayı bir gün ziyaret etti mi? Bıraktık 40 metre kot farkını orada maden ruhsatı sahibi olduğunu ve bu kişinin hukuk içerisinde ne gibi haklara sahip olduğunu biliyor mu? Mevcut yasa içerisinde Meclisin bahçesinde birinin maden ruhsatı varsa, oradan bile onu çıkaramazsınız. Komisyonlar kurduk, sağ olsun hükümetimiz bize çok yardımcı oldu bütün ilgili kurumlarla beraber. Başbakan’ın imzasına gidecek noktaya kadar geldi. Sayın Binali Yıldırım da bu konudan haberdardı. Fakat Başbakan gitti, yerine Cumhurbaşkanlığı sistemi geldi. Biz mücadeleyi bırakmadık. Yine bakanlık nezdinde yasanın değişmesi için mücadele verdik. Galatasaray’ın gücü buna da yetti. Yasayı da torba kanuna sokma becerisini gösterdik, ruhsat sahibinin araziden çıkması için… Ama hepimiz biraz önce saydığım unsurlarla hazır iken maden sahibi yürütmeyi durdurma kararı aldırdı. Devlet, hukuka uymak zorunda. Maden ruhsatı sahibi yürütmeyi durdurmak için itiraz etti. Ne kadar sürecek bilemiyorum. Biz devlete sitem ettik, hani bize verecektiniz dedik. Vermediler. Ben bunu anlatamıyorum, biz döndük Sayın Bakan ile konuştuk Sayın Emlak Konut Genel Müdürü ile konuştuk. Biz çıkamıyoruz. İki yıl içerisinde çıkmamız gerekirdi ama hukuksal süreç gereğiyle çıkamıyoruz. Biz hukuku aşarak böyle bir şey yapamayız. Ben para yok demişim. Ben asla böyle bir ifade kullanmadım. Nereden nasıl bunları söylüyor, onu bilmiyorum. Biz daha mülkü ele geçiremedik ki yatırım yapalım. O zaman sözleşmeyi revize edelim dedik. Biz Florya’da kalalım, Galatasaray’dan kuruş çıkmayacak şekilde Florya’yı geliştirelim ve yeniden sadece Riva üzerinden revize edelim dedik. Bu konuda sözlü mutabakat yaptık. Normalde bugün toplanacaktık, Divan Kurulu nedeniyle erteledik. Görüşmeler devam ediyor. Florya ve Riva’da maalesef biz beklentilerimizi bulamadığımız gibi 508 milyon TL olarak kırdırılan miktarın 340 milyon TL’sini sermaye artırımına kullandık. Daha sonra 155 milyon Euro stopaj hariç 11 futbolcu transfer edildi. Bugün bizim çektiğimiz mali sıkıntının en temelinde işte bu harcama var. Bu harcamayı biz hala bitiremedik. Birleşmeden sonraki 10 yıllık tarihimizde ilk defa kara geçtik. Bu arada şunu söyleyeyim, bizi iş bilmezlikle suçluyorlar. Ben daha çok hukuk ehli insan ehli olmayı dilerim. Tüccar, faiz ve fatura hesaplarını yapmayı isteyen biri olmadım hayatım boyunca.

Gelelim otele. Otelin önünden geçerken utanıyorum, başımı çeviriyorum diyor. Evet ben de başımı çeviriyorum. Çünkü Dursun Ağabey zamanında çıktı burayı iki yılda bitireceğim ve size yılda 5 milyon Dolar net gelir taahhüt ediyorum dedi. Ben de alkışladım. 2015 yılında hepimiz alkışladık Duygun Bey’in yönetimi döneminde. Bu otel hepimizi etkileyerek başladı. Kefalet verdik dedi, o kefaleti biz de veriyorduk ama yapılandırmada kefalet eridi. Şu anda yük tümüyle Galatasaray Spor Kulübü’nün üzerinde. 2015 yılında bir söz verildi, biz 2019 yılındayız. Yıllık net 5 milyon Dolar gelir denmişti. Ben bu geliri bir taraftar olarak Dursun Özbek’ten talep ediyorum. Bize söz verdi, bunu istiyorum. Otel ile ilgili durum bu. Evet inşaat sektörünün içinde aklınıza gelebilecek bütün yolları deniyoruz. Hala masada iki teklif var ama biz 5 milyon Dolar’a ulaşamıyoruz. TL bazında bunu yakalarsak bu konuyu tekrar size getirip onayınızı alarak çözmeye çalışacağız.

Haciz ve icra konusunu öyle bir anlattı ki ayıp yahu. “Ben size para verdim, beni de araştırıyorlar. Ben vermedim, ortağım verdi” dedi. Ortağı olarak söylediği kişi aynı zamanda avukatı. Hem icra hem haciz getirdi. Lütfen hafızalarınızı tazeleyin, 20 Ocak tarihinde seçimi kaybettikten sonra Sportif A.Ş.’nin hisse senetlerine rehin koydu. Pazartesi günü bir şirketten alıp diğer şirkete taşıdı, bunların hepsi belgeli. Kim yaptı bunu? Görevden düşmüş bir yönetim. Yetmedi, Emlak Konut’tan alacağımız 20 milyon Dolar’a da rehin koydu. Yetmedi üç tane senet aldı. 5 milyon TL otel artı faiz dedi, 7 milyon Dolar, 12 milyon Euro. Bizzat kendisi tazmin etti. Hukukta buna ne deniyor aramızdaki hukukçulara soruyorum. Yönetme yetkisini kaybetmiş bir yönetim kendini alacaklı ve borçlu yaparsa hukukta bunun adı ne? Yetmedi, bize icra yolladı. Yetmedi, bize haciz yolladı. Şimdi merak ediyorum sevgili Dursun Başkanım, siz ortağım diyorsunuz. Ortağınız aynı zamanda avukatınız. 4 adet üst üste senet alıyor, hem hisse senetlerine rehin hem Emlak Konut’a teminat hem de yetmiyor bu rehin ve teminatın 900 bin Liralık harcını da kulübe ödetiyor. Siz Galatasaray’ı hacze verdiniz. Sizin avukatınız, ortağınız yaptı. Yetmedi, icraya verdiniz. Biz bir araya geldik, siz “Ben zor durumdayım” dediniz. Ama bunu buradan otuz kere ilan ettim, tekrar ediyorum. Bir Galatasaray Başkanı fatura kesmez ama kendisi kesmiş. Yardımcı olmuş, tamam ama otel faturalarının içinde Gaziantepspor var. Otel faturaları da yasal süresi içerisinde kesilmemiş. Aylık kesilmiş. Hiçbir hukukçu kabul etmedi bunu. Ne kadarı böyle? 1.5 – 2 milyon kadarı. Geriye kalan 5.5 milyon ne? Faiz dedi. Nereden kaynaklanıyor bu faiz? Çünkü bir dönem faiz kesmemiş, kayıtlarımızda var. Mail yolladım neden cevap vermediniz dedi. Yapmayın lütfen Sayın Başkanım, biz size noterden yazılı belge yolladık. Size ulaşmaması mümkün değil. Bizim sizinle aramızda bir faiz ilişkisi yok. Bu nedenle gönderdiğiniz faiz faturalarını kabul etmiyoruz diye resmi yanıt verdik. Bunun üstüne siz bize faizi bağış makbuzu yolladınız. Faizi kabul etmeyen bir kurumun bağışı kabul etmesi mümkün değil. Biz haliyle bağışı da reddettik. Sayın Başkanım, ben size Fatih Hocanın babasının cenazesinde de söyledim. Dursun Başkanımızın 12 milyon Euro, 7 milyon Dolar alacağı da var. 5 milyonu kabul etmiyorum. Bize aynı şekilde futbolcu taahhüdünden dolayı bir borcu da var. Fiziken aldığı bir borç değil, yaklaşık 40 milyon TL’ye yakın. Bizim bunları halletmemiz lazım. Ama maalesef borcu veren kulüp başkanı, senedi veren de Özbek Turizm. Bunu kabul etmedi, Dursun Bey samimiyetle söylüyorum elimden gelenin fazlasını yaptım. Ben yine de size Galatasaray Başkanı olarak söylüyorum bu borcu ödeyeceğiz. Ama lütfen doğru anlatalım. Burada “Haciz koymadım, mecburen kasa kolaylığı yaptım, beni zorladı, ortağım yapmak zorunda kaldı” demeyelim. Sizin Galatasaray’da alacağınız var. Haciz koydunuz, ibra koydunuz. Nedense bunlar bir sivil toplum örgütünün üyelerinin tepkisini çekmiyor. Neden sessiz kalıyorsunuz diye Divana sordunuz, ben de soruyorum. Neden sessiz kalıyorsunuz?”

Divan Kurulu Üyelerimizin konuşmalarının ardından kapanış konuşmasını yapmak için bir kez daha kürsüye gelen Başkanımız Mustafa Cengiz şu ifadeleri kullandı:

“Sayın Divan Başkanım, Divan Kurulunun Değerli Üyeleri ve sevgili Galatasaraylılar, ben kısa kısa notlar aldım. Zamanın ve sabrınızın izin verdiği ölçüde sorularınızı cevaplamaya çalışacağım.

Sevgili Turcan Bolayır Hocama hassasiyeti için çok teşekkür ediyorum. Duyumlar yanlış, biz Galatasaray TV’yi kapatmayı düşünmüyoruz. Tam tersine lisans için başvurduk. Kötü ev sahibi insanı ev sahibi yaparmış. Yayıncı kuruluşa da taş atmak istemiyorum her an görüşebiliriz ama Erzurumspor maçından bu yana aramız biraz şeker renk. Yayıncı kuruluşa hemen burada söylüyorum, sevgili Zaimoğlu da söyledi Sayın Bakanım da söyledi, biz şu anda Türk futbolunun marka değerine son yaptığımız transferlerle müthiş katkıda bulunduğumuza inanıyoruz. Sadece Falcao transferi değil, orta sahaya yaptığımız diğer transferlere de. Allah utandırmasın camiamızı.

Galatasaray TV ile ilgili sermaye artırımı yaptık bunun için gerekli olan RTÜK’e de başvurumuzu yaptık. 2 – 3 ayımız nasıl yapabiliriz diye çalışarak geçti. Galatasaray TV’yi kapatmak değil, bütün dünyaya yayın yapacak konuma getirmek istiyoruz. Ben gittiğim bütün ülkelerde, bütün zeminlerde Galatasaray’ın bir dünya kulübü olduğunu görüyorum. Galatasaray bir dünya devi, son iki yılda bu iyice şaha kalktı ama bunda bizden önceki bütün Yönetimlerin ve Başkanların da katkısı var. Dursun Başkanımın, Duygun Başkanımın, Ünal Başkanımın, Adnan Başkanımın, Özhan Başkanımın, Alp Başkanımın, Faruk Başkanımın hepsinin katkısı var. Faruk Başkanımın dört şampiyonluğu var, onu aşıp beş şampiyonluk üst üste almak inşallah bize nasip olur ama ömrümüz mahkeme koridorlarında vefa olacak mı göreceğiz.

Galatasaray TV’de çalışan arkadaşlarımızın sayısı 40’a yakın. İnanın aldıkları ücretler çok düşük. Bizim kulübümüzde çalışan bütün personellerin maaşı öyle. Galatasaray aşkı ve ruhu uğruna gece gündüz çalışıyorlar. O ruhu fiziken ceplerinden fedakarlık yapıp, ailelerine zaman ayıramayarak veriyorlar. Ben buradan bütün çalışanlarımıza sevgi ve saygılarımı iletiyorum.

Sevgili Mehmet Bilen kardeşim üyelik ile ilgili konuştu. Bu sene maalesef bize ‘bu yönetim lise düşmanı’ diye bir damga yapıştı. Bunu bazı yerlerde duyuyorum. Liseyi benden iyi anlatan kişi sayısının çok az olduğunu düşünüyorum. Liseyi övdüğümde arkadan dolanıp güreşte olduğu gibi iki puan almayı hiç düşünmedim, içimden geldi. Üniversiteyi ben Mülkiye’de okudum. Arkadaşlarımızın çoğu da o dönemde Galatasaray Liseliydi. Biz onlarla onur duyduk. Galatasaray Liseli birini gördüğümde iki defa seviniyorum çünkü hem liseli hem Galatasaraylı. Divan Üyesi gördüğümde üç defa seviniyorum. Bilenler bilir ben kulübe geç üye oldum. Devletteyken bütün gücümü kullandım üye olamadım. Alp Başkanım benim yakın arkadaşım oldu üye olamadım. Sağ olsunlar Celal Açar olsun Doğan Hasol olsun araya girdiler beni üye yaptılar. Üye olduğum an benim belki hayatımda en mutlu olduğum andır. Mehmet Bilen’in değindiği üyelik konusuna gelirsek, liseliler 400 kişi de gelebilirdi. 140 arkadaşımız geldiğinde bu konuyu açmayın, aramızda kalsın dedim. Korkaklıktan değil, sakın yanlış anlamayın. Ben ateşten, demirden geldim. Bir tek Allah’tan korkarım. Hepsi de gelebilirdi. Ama deklare ettiler, olay açığa çıkınca maalesef bizim kontrolümüzden de çıktı. O çocukları çağırdım, çocuklar bana tavırlıydı. Ben buna da kırıldım. Benim öyle bir niyetim yok, tekrar ediyorum liseli olunca iki kere seviniyorum. Ama liseyi kendi çıkarları için kullanan olursa ben o menfaatçi grupların en şiddetli şekilde karşısına çıkan insanım. Gerek Antep Liseli olsun gerek Galatasaray Liseli olsun, önce insan. 277 kişi gelmişti diye hatırlıyorum, Mehmet Bey’in söylediği gibi çok az kişi kalacak ama ne yapalım tüzük böyle. Tüzük Kongresini mutlaka yapmamız lazım arkadaşlar, sadece 8. madde için değil. Diğer maddelerde de çok ciddi sıkıntılarımız var, en başta ibra.

Arkadaşlarım mahkemeye giderken bizim seçim kararı almamıza kesinlikle engel yoktu. Biz seçime gidersek seçilemeyiz diye düşünerek mahkemeye gitmedik. O zaman bizim şampiyonluk yürüyüşümüz vardı. Mayıs ayındaydık, bugünkü kadar zordu. Konuşmacılarımızın ifade ettiği gibi bundan sonra daha da zor. Eğer biz o gün orada bırakıp gitseydik yüzyıllarca bizim arkamızdan kaçtılar derlerdi. Bundan emin olun, tarih bizi yargılardı. Biz tarihe karşı durduk. Daha önce de açıkladım, eğer ibrasızlık mali yönden olsaydı bir dakika durmazdım. Mali yönden böyle bir tablo varken yapmayın dedim, bunu bile tehdit olarak algıladılar. Buna üzüldüm, yapmayın. Biz kardeşiz. Benim siyasi veya ticari bir menfaatim varsa beni uyar. Ben yapmam. Ama senin varsa çık mertçe söyle.

Hayri Ağabey de söyledi, diğer arkadaşlarım da söyledi. Sayın Bakan da söyledi. Benim Dursun Bey ile kişisel bir sıkıntım yok. Allah aşkına ben Dursun Bey’den rahatsız da değilim. Ben ibra edilmeyince bana el de salladılar ama benim kişisel bir sıkıntım yok bunu kendisi de biliyor. Bütün konuşmalarıma bakın, tek bir saygısızlık etmedim. Ama Kaan Bey’i arıyor avukatı anlaşmamız gerek yoksa konuşacağım diyor. Biz şaşırdık. Çıksın konuşsun o zaman dedik. Bu münazaradan ben hiç hoşnut değilim. Bu benim davam değil ki ben burada Galatasaray Spor Kulübü adına konuşuyorum. Bir kez Mustafa Cengiz ismi geçmedi ama karşıdaki insan ilişkili kişi. Bunu anlattım, biraz yüksek sesle oldu kusura bakmayın o kadar da oluyor.

Abdurrahim Bey’i de eleştiriyorlar. Bizim de sinir sitemimiz var, ailemiz var, arkadaşlarımız var, en önemlisi sizler varsınız. Biz görmüyor muyuz bize edilen lafları? Ne beceriksizliğimiz kalıyor ne vasatlığımız kalıyor. Ağzına geleni söylüyor adamlar. Medyada, Twitter’da söylüyorlar. En sevdiğim adamlar söylüyor. Onlara daha çok üzülüyorum. Pir Sultan’ın dediği gibi dostun gülü yaralıyor insanı. Biz ters bir şey görsek vallahi ikinci gün durmayız burada, sizin için varız. Bizi sadece sizin teşekkürünüz ve gözünüzdeki parıltı tatmin ediyor. Sağ olsun bir İbrahim Bey bir de Sami Bey etti. Şampiyon olduk, iki yılda almadık kupa bırakmadık. Mali açıdan ilk defa kara geçtik. Yapmayın ya, Allah aşkına yapmayın. İki denetimden geçiyor arkadaşlar. Sevgili Dursun Başkanım makyaj çantası mı dedi? Yapma hocam ya. UEFA bugün kulüp üyelerimizin ceplerinden ödeyerek Cenevre’ye gidip avukatsız, tercümansız yaptıkları savunmayla bize saygı duyuyor. Biz doğrudan onlara gittik ve bize inandılar. 147 milyon Euro zararımıza rağmen bizi onayladılar. Bizim açtığımız yoldan Paris Saint-Germain ve Türkiye’den bazı kulüpler gitti. Bunu burada medyaya bildiriyorum.

Galatasaray’ın faiz ile birlikte derneğe 500 milyon borcu var deniyor. Biz Sportif’e kar aktarıyoruz, faiz geliyor. Oradan da kar ediyoruz. Bize ticaret bilmeyen insanlar diyorlar. Derneğe, basketbola, voleybola bir para veriyorsam bunu cebimden vermiyorum. Nijerya’dan da almıyorum, bankadan alıyorum. Bu paraya da faiz ödüyorum. Denetim, bana sen bu faizi almak zorundasın diyor. Biz geldiğimizde basketbolda transfer yasağı vardı. Futbol ile birlikte 70 milyon borcu vardı. Futbolda da transfer yasağı vardı, ödememiz gereken 5 milyonluk bir borç ve bu borcu ödemek için 5 günümüz kalmıştı. O yasağı kaldırdık, Abdurrahim Bey’in bunda büyük katkısı var. Sonra Nagatomo’yu alıp, Ndiaye’yi sattık. Ndiaye’nin satışından kurtardınız dediler, Ndiaye’nin satışı iki hafta sonra geldi. Rodrigues’i verdik, 5 milyonu hala alamadık. Adamlar biz bir yere vereceğiz, oradan para kazanıp paranızı ödeyeceğiz dediler. Adam geldi bir yere ama bize para gelmedi. Bunu verirken kafamızdan atmıyoruz. Ödeyeceğin faiz, aynı zamanda alacağın faizdir. Bunu bilmiyorsanız ticareti fazla konuşmamanız gerekir. Net karımız da denetimlerden geçiyor. Bunları kimseyi eleştirmek için demiyorum. Dursun Bey’in veya başka bir Başkanımızın zor duruma düşmesi beni rahatsız eder. Ben hiçbir Galatasaraylının zor duruma düştüğünü görmek istemem. Galatasaray benim kırmızı çizgimdir.

Süheyl Hocamın bir lafına çok katılıyorum. 6222 ilk defa birine uygulandı, Sevgili Abdurrahim’e uygulandı ve bizim medyayla birlikte haberimiz oldu. Bir şey demiyorum, doğru duvar yıkılmaz. Son gülen iyi güler inşallah.

Ben sert bir tepki verdim, 150 gün ceza yedim kimsenin haberi yok. Burada kürsüde ben şiddetle eleştirildim ve buna üzüldüm. Bir Galatasaray Başkanı ne konuştuğunu bilmeli, konuşurken haddini bilmeli ve ceza almamalı dediler. Bu beni üzdü. Bir arkadaşımız niye Galatasaray’a bu 100 bin Lirayı ödetiyorsun dedi. Bize sorsaydı bu cezayı kendimiz ödediğimizi söylerdik. Bu cezayı ben şahsıma yemedim, Galatasaray için yedim. Şimdi bakalım tahkimi bekliyoruz. İnşallah düzelir.

Bir Galatasaraylı olarak şunu söylemek istiyorum: Galatasaray Lisesi, Galatasaray Spor Kulübü’ne sahip çıkar. Bu kulüp bu okulun koridorlarında, sınıflarında kuruldu. Aynı şekilde gerektiğinde Galatasaray Spor Kulübü de Galatasaray Lisesi’ne sahip çıkar.”

Başkanımızın konuşmasının ardından Kulüp ve bağlı ortaklıklarına ait 30 Haziran 2019 tarihi itibarıyla düzenlenmiş ve bağımsız denetimden geçmiş konsolide mali tablolar ile özet yönetsel-sportif faaliyet raporlarının Yönetim Kurulunca sunulması, oy birliğiyle bir sonraki Divan Kurulu Toplantısına ertelendi.