14 Mayıs 2019 Salı 18:59

“Galatasaray’a karşı büyük bir algı yönetimi yapılıyor”

“Galatasaray’a karşı büyük bir algı yönetimi yapılıyor”

Başkanımız Mustafa Cengiz, Ali Sami Yen Spor Kompleksi Türk Telekom Stadyumu’nda gündeme dair basın açıklamasında bulundu. Basın açıklaması esnasında Başkan Yardımcımız Yusuf Günay, Yönetim Kurulu Üyemiz Okan Böke ve Galatasaray Sportif A.Ş. Yönetim Kurulu Üyesi Oytun Özer de toplantı salonunda hazır bulundu.

Başkanımız Mustafa Cengiz’in açıklamaları şu şekilde:

“Değerli basın mensupları hoş geldiniz.

Değerli arkadaşlar ligin bitmeye yaklaştığı son iki haftada, daha önceki iki haftayı da eklersek çok büyük bir algı yönetimi yapılıyor Galatasaray’a karşı. Bu algı yönetimi Galatasaray’ın şanlı şampiyonluk yürüyüşünü maalesef kötülemek, değersiz kılmak ve ötekileştirmek temelli. Bu yürüyüşün camiamızda tam tersine bir kenetlenmeye; yönetimiyle, taraftarıyla, teknik kadrosuyla, futbolcularıyla kenetlenme yürüyüşüne doğru evrimini görüyorum. Galatasaray kenetlendiği için, bir araya geldiği için 8 puan geriden buraya geldi. Galatasaray en kötü durumlarında şampiyonluk yürüyüşünü asla bırakmadı. Bizim yürüyüşümüz onurlu ve şerefli bir yürüyüştür. Bunu özellikle not etmenizi istiyorum. Şampiyonluğa ulaşan takımlar oyunun içine hile, desise, oyun dışı birtakım etmenleri katmamış ise onun şampiyonluğunu kutlamak ve tebrik etmek gerekir. Bunu özellikle vurgulamak istiyorum. Şu anda her alanda lideriz, sadece sportif anlamda değil mali anlamda da UEFA kriterlerinde de lideriz. Her iki kupada finale, birinciliğe doğru yürüyoruz. Ne mutlu bize ki ne mutlu camiamıza ki verdikleri büyük destekle biz buna aracı olduk. Kenetlendikleri için bize destek verdikleri için biz bu yürüyüşü yaptık ve bu yürüyüşe devam edeceğiz. Ancak bizi ve camiamızı müthiş rahatsız eden bir algı var. Maalesef zamanında biz VAR kayıtları incelensin dediğimiz için, bazı pozisyonlara bakılsın dediğimiz için, Federasyonun istifasını istediğim için, şahsen ben -ki yönetim adına dedim onu- 150 gün ceza aldım. Teknik direktörümüz 10 maç ceza aldı. Bütün bunlara rağmen yürüyüşe devam ettik. Bize burada en büyük gücü veren camiamızdır. Buradan onlara tekrar tekrar teşekkür ediyoruz. Ancak bu algı operasyonları neden yapılıyor? Öyle algı operasyonu yapılıyor ki günlerdir, iki haftadır, sanki Galatasaray şampiyon oldu, bitti. Bunu nasıl yok ederiz? Nasıl Galatasaray camiası mutlu olmaz? Öylesine bir baskı ortamı özellikle belirli mihraklar tarafından yaratılıyor ki Galatasaray bununla sevinmesin. Maalesef öyle bir hale getirdiler ki hiçbir galibiyetimize bir tebrik bir teşekkür yok. Ne yönetime ne teknik heyete ne de sahada ayağını bırakan oyuncularımıza en ufak tebrik, geçmiş olsun bile yok bazı çevreler tarafından. Spor bir yarışmadır, daha önce de ifade ettiğim gibi Türk ulusunu Türk milletini bir araya getiren çimentodur, harçtır. Galatasaray, spor kulübüdür. Diğer kulüplerimiz de öyle. Ama bu harcın en büyük paydası biziz ve biz çok olumlu bir paydayız. Bu paydayı yok etmek, ötekileştirmek şu ya da bu nedenle gerek siyasi gerek ticari gerek kendi yönetimlerini sürdürmek için ötekileştirmek ve algı yaratmak çok kötü bir yoldur. Buna tenezzül etmemelerini rica ediyorum. Spor kulübü yöneticileri ve başkanları diğer kulüpler hakkında, hele ki kendi maçları olmayan maçlar hakkında konuşurken çok dikkatli olmalı. Çok kötü duyumlar alıyoruz, bu duyumlardan biz çok rahatsızız. Bunların olmamasını diliyoruz. Sporun barış, dostluk, kardeşlik içerisinde ölümüne bir yarış ve mücadele olmasını diliyoruz. Galatasaray bu temel ve karakterdedir. Asla herhangi bir hileye, desiseye tevessül ve tenezzül etmeyiz. Lütfen bunu böyle bilin. Bu şanlı yürüyüşün devamında camiamıza özellikle söylüyorum, karar verici mekanizmalara buradan sesleniyorum: lütfen oynayacağımız maçları önceden belirlemesinler, saha dışı etmenlerle oynayacağımız maça şu ya da bu şekilde etki etmesinler. Bunu özellikle istirham ediyoruz. Yok taçtan yedik, yok buradan yedik dediğinizde olayı çok basitleştirirsiniz. Geçen bize yapılan aynı taç hataları kendilerine yapıldığında feryat edenlerin bunu yapmamasını dileriz. Bunu ana gündem maddesi yapmamalarını dileriz. Türkiye Liginde 20 yıldan bu yana bütün maçlar kayıt altındadır. Siz televizyon kameralarının, yayıncı kuruluşunun kaydı altındadır. Şükür ki son bir yıldır VAR’ın kaydı altındadır. VAR kaydı altında hatalar olmamakta mı? Olmakta. Bizim lehimize ve aleyhimize hatalar olmamakta mı? Olmakta. Ama biz toplama baktığımızda Galatasaray’ın aleyhine yapılan hatalar lehine olanlardan kat be kat üstünde. İnsanın olduğu bir ortamda mutlak objektiflik mümkün değildir, mutlakıyet yaratana aittir. Şunu unutmayalım hata her zaman vardır. Ben şunu iddia ediyorum ve açıkça da burada gördüğünüz gibi belgeli, bizim aleyhimize yapılan hatalar lehimize yapılan hatalardan çok daha fazladır. Bizim lehimize hata yapan insanlara maç vermemek de bunun bir belgesidir. Bizi hiç kimse koruyup kollamamaktadır, eğer koruyup kollasaydı ben 150 gün, Teknik Direktörüm 10 maç, oyuncularım haftalarca ceza almazdı. Oynanan son maçta bile yapılan hatalar açık ve net. Lütfen objektif olalım ve toplumu ayrıştırıcı, kitleleri ile camiaları birbirine düşürücü söylemlerden imtina edelim. Kendi kişisel çıkarı için, kendi kulübünün seçimi için, kendi kulübünün maddi durumu yüzünden yarışmakta olduğu rakibine saygısız, hadsiz cümleler kullanmayalım. Arka planda sinsilik yapmayalım. Mert olalım, açık olalım, korkusuz olalım. Ancak böyle bir ligde dürüst mücadele içerisinde olan bir ligde biz varız. O ligde şampiyon olmak bizi her zaman onurlandırır.”

Başkanımız açıklamasından sonra basın mensuplarının sorularına cevap verdi. Başkanımız Mustafa Cengiz soru cevap kısmında şu ifadeleri kullandı:

“Göksel Bey’in ‘saha dışı’ söylemine gelecek olursak, biz o işin uzmanı değiliz. Elinde herhangi bir belge, bilgi, duyum var ise açıklasın. Zevkle yanıt veririz. Bizim alnımız açık, yüzümüz pak. Biz bunu rahatlıkla söylüyoruz, korkmuyoruz. Neden? Çünkü yaptığımız bir yanlış yok. Eğer Sayın Göksel Gümüşdağ’ın (Türk futbolunu dizayn ettiğini ve yönettiği psikozunu, havasını etrafa yayan bir kardeşimiz) elinde varsa açıkça beyan etsin, söylesin. Ama ben söylersem benim aldığım duyumları çok üzücü olur, üzülür.

‘20 yıldır tiyatro oynanıyor’ söylemini ben neresinden tutayım? Bunu dememek gerek. O yirmi yılda Fenerbahçe’nin de Beşiktaş’ın da Bursaspor’un da Trabzonspor’un da aldığı şampiyonlukları lekelemek demek. Böyle şey olur mu? 20 yılda Fenerbahçe kaç şampiyonluk aldı? Televizyon, medya var artık. Yayın var, maçlar yayınlanıyor artık herkes görüyor. O zaman ben sorarım; sen 20 yılda bunlar oldu dersen 80 yılda ne yaptın? Benim aklıma bunu getirirsin değil mi? 100 yıllık kulüpleriz. 80 yılı var. Sayın İkinci Başkanın dediği Abdurrahim Bey de onu bir öfkeyle söyledi. Fenerbahçe İkinci Başkanının ne dediğiyle ilgilenme pozisyonunda değilim. Küçük görme anlamında değil, dediğine katılmıyorum ve şunu ekliyim: Abdurrahim Bey bir maçtan sonra dedi onu. İki ofsayt pozisyonu vardı ve VAR Sistemi olaya dahil oldu. Biz bununla da uğraştık, VAR’ın yayın sistemine girişler var dendi. Bir televizyon programında dendi. Biz uğraşıyoruz derken bu teknik sorunlarla da uğraşıyoruz. Bir maçta bir sağlık heyetinin konuşması VAR kayıtlarını kesiyor. Benzer banttan giriyor frekans. Bir maçta oldu, şimdi ben isim vermeyim. Abdurrahim Bey’in tepki verdiği maçı hatırlayın, iki tane haksız pozisyon vardı. Onu dile getirdi. O an maç sonunda bir duygusal tepkiyi dile getirdi. Eğer önceden belli olduysa şampiyonluk oynamayalım anlamında. Eğer Galatasaray da önceden tespit ediliyorsa hakikaten oynamayalım. Ama eğer siz bunu derseniz ben gerçekten insaf yok sizde derim. Alemi sersem milleti kör zannetmeyelim.

Ben Fikret Orman’ın sözlerini seçime yönelik popülist bir söylem olarak görüyorum bunu. Söylediği birçok söz var, hiçbirine katılmıyorum. Ben kendilerine ağızdan çıkana dikkat etmeleri gerektiğini söylüyorum. Bütün yöneticiler için, sadece Fikret Başkan için değil. Çünkü camialar bundan etkileniyor, kitleler bundan etkileniyor. Kitleler ayrışıp genç taraftarlar birbirine düşman oluyor. Ağzımızdan çıkan her sözcüğe dikkat etmemiz gerekir. Öyle belge, bilgi olmadan afaki, hamasi, kendi taraftarlarınıza şirin gözükecek söylemlerden lütfen kaçınalım. Bu toplumun barışa, huzura, dostluğa, sevgiye çok ihtiyacı var değerli arkadaşlar. Biz bir sivil toplum örgütüyüz. Daha önce Çaykur Rizespor maçından önce söylediğim gibi hepsi bizim. Bütün renkler bizim. Biz sivil toplum örgütleri olarak herkesi kucaklamalıyız. Düşmanlıkla, komplo teorileriyle yürümememiz gerek.

Ben bu konudan toplam 150 gün ceza aldım. Bizim MHK ile görüşmemiz televizyondan bile yayınlanabilirdi. O kadar açıktık. Açık ve net olarak diyoruz ki Türk hakemleri kalite konusunda kendini aşma durumunda olmalı. Genç hakemlere fırsat verilmeli. Ben genç hakemlerin adını bile bilmiyorum. Hayatım boyunca hiçbir hakemle ne telefonla konuştum ne yan yana ne de yüz yüze geldim. Burada önemli olan Türk sporunun kalkınması. Türk halkı futbol ile yatıyor futbol ile kalkıyor. Herkes bir takım tutuyor. Ne kadar açık şeffaf ve adil olursak o kadar iyi. Ben tek bir şey söyleyeceğim, yeterli nitelikteki hakemler -ki 24 tane A klas hakem var- belli. 5-10 tanesi torbaya konsun ve herkesin huzurunda, televizyonlar yayınlasın, kura çekilsin. Buna bizim maçı oynayana kadar şiddetli itiraz ettiler. Hem de esprilerle itiraz ettiler. Biz bunları biliyoruz. Oysa biz safiyane teklif ettik. Desise ve hile olmaması için de açık ortamda yapılsın. Kağıda yazılarak kutuya konsun, öyle sıcak – soğuk kutuya değil tabii. Buna şiddetle itiraz ettiler. Şimdi aynı kişiler çıkış yolu arıyor. Ben yönetsem ben de hata yaparım. Hakemler de insandır hata yapabilir, hiçbir kulübe ayrıcalık yapılamaz diye bildiri yayınlatıp, telefon edip diğer kulüplere bunu yayınlamaları için baskı yaparsan sonra da dönüp o bildiriyi okuman gerekir. Hakemler de insandır, hiçbir kulübe ayrıcalık tanınamaz. Doğru ama sen bunu özellikle Galatasaray’a karşı kutsal bir cephe gibi yapmaya kalkarsan o yaptığın eylem sonunda men dakka dukka sana döner.

Yabancı hakem konusunu hepimiz düşündük fakat bunu yaptığımız anda, ki Suudi Arabistan ve bazı Asya ülkelerinde yapılıyor, ben Türkiye Ligi’nin çok değerli olduğunu düşünüyorum. Herhangi bir popülistlik anlamında da söylemiyorum. Belirli isimleri çok sert eleştirip ceza aldığım için söylüyorum. Bizim kısa ve uzun vadede cesaretle bu işin üstüne gitmemiz gerekiyor. Kısa vadede kura önlemleri gibi, uzun vadede genç hakemleri cesaretle sahaya sürmemiz gerekiyor. Onlar kötü niyetli olmasın yeter ki gördüğünü çalsın. Korkmasın, etkilenmesin, tereddüt etmesin. O cesareti göstersin. Bütün mesele burada. Bu uzun vadede hakem eğitimiyle olur. Hakem eğitimi derken de gelen mentörleri de bize benzetmemek gerek. Objektif ve adil olmak gerek. Eğer siz eşit ve adil bir yarışta yarışıyorsanız ve o yarışta birinci olursanız saygı duyulur. Ben bu saygı içerisinde olduğuna inanıyorum. Açık konuşayım şu anda üç takımın da şampiyonluk şansı var. Beşiktaş da şampiyon olursa tebrik ederim. Yeter ki herkes birbirine saygılı olsun.

Bu bilinçli yapılıyor. Bu videonun burada yayınlanmasının tek sebebi var. Bizim iki kulvarda birden şampiyonluk yürüyüşümüze çok ciddi algı yönetimi yapılıyor. Öyle bir algı yönetimi yapılıyor ki biz sesimizi ancak buradan duyurabiliyoruz. Biz bunu yayınladığımızda yayıncı kuruluş bize ihtar çekiyor. Diyor ki bunu yayınlama, kaldırıyor. Biz diyoruz ki bunu yapma, telif hakkı diye bir şey var. Bedelini ödeyelim diyoruz. Birtakım telefonlar aldığını söylüyor ve bu yayınları kaldırtıyor. Biz de tekrar yayınlıyoruz. Tekrar başvurabilir sanırım. Bizi Galatasaray TV’den başka ve birkaç yorumcu dışında bizi savunan yok. Yorum programlarına bakıyoruz, ben eleştirmiyorum hepsine saygı duyuyorum ama bakıyorsunuz iki Beşiktaşlı bir Fenerbahçeli, ya da iki Fenerbahçeli bir Beşiktaşlı oluyor. Allah için bir iki tane Galatasaraylı var, onlar da ikinci üçüncü planda. Bence bu haksızlık, orada yayınlanmadığı için biz burada yayınlıyoruz. Biz rakibimizin lehine yapılan üst üste beş hatayı verdik, hiç kimse vermedi biz verdik. Onu da kaldırdılar. 

Gazetecilerin söylemesi gerekir, savunması gerekir. Benim beş tane pozisyonumu Ali Palabıyık üst üste vermiyorsa ben bunda iyi niyet aramam, bir dış etken ararım. Sayın Başkan bahsediyor ya dış etmenler diye bence bu normal bir davranış değil. Öyle bir hakem değil çünkü. O dış etmenler yüzünden beş tane hatayı üst üste yaptı. Peki ne oldu? İki hafta beklediler, maça verdiler. Hani Galatasaray kollanıyordu? Bizim lehimize hata yaptığı iddia edilen iki hakemi ne yaptılar? Bitirdiler. Bizim aleyhimize hata yapanı sanki inat olsun diye ertesi gün maça veriyorlar. Ben verilsin verilmesin bağlamında da değilim. Ben düzgün, adil ve objektif yayın ile yorumdan yanayım. Yapılan yorumlar maalesef Galatasaray’a haksızlık noktasında. Yoksa Galatasaraylı bir yorumcu bizi haksız savunuyorsa onu da asla istemem. Bunu diyerek diğer rakip takım yorumcularına da bir şey demiyorum. Ancak gerçek bu, realite bu.

Ben hiç soyunma odasına inmedim bugüne kadar. Koridorlarda da bulunmadım. Sizler bulunuyorsunuz, sizler oradasınız. Bugüne kadar Galatasaray koridorlarında ne olmuş? Samimi söylüyorum ben de merak ettim. Bu nasıl bir algı yönetmektir? Bu nasıl bir söylemdir? Samimi söylüyorum ben de ürktüm. Bizim koridorda ne yapıyorlar arkadaş ya? Böyle eğitilmiş, milli takım teknik direktörü olmuş bir kardeşimiz nasıl böyle bir söylemde bulunur? Bu sadece maça bir şeyler yaratma, hakemi etkileme, diğer kurulları etkileme çabası. Biz böyle görüyoruz.

Geçen yıl 12 Eylül’de yaptılar ödül gecesini, doğru olanı yaptılar sezon bittikten sonra. Şimdi bayram değil seyran değil Nisan sonu Mayıs başı yaptılar. Lütfen onlara sorun biz de çok merak ettik. Niye o tarihte yaptılar? Yayıncı kuruluş da Türk futboluna hizmet ediyor. Ama niye öyle yaptılar biz hala o işi çözemedik. Lütfen kendilerine sorun, lig bitmeden… Durumdan vazife çıkarmak diye Türkçede çok güzel bir söz var. Siz zannediyorsunuz ki birileri birilerini işaret ediyor, ben de bu pozisyonda yerimi alıyım yürümekte olan trende yerimi ayırayım diyorlar. Bunu yapmasınlar, eşit olsunlar. Hiç öyle bir şey yok. Öyle bir şeye de biz katılmayız, bulunmayız. Orada Erzurumspor’un da maçı var, hiçbir şeyden haberi yok. Hiçbir suçları yok, bu hata yapıldı ve maalesef yayıncı kuruluş değiştirmedi. İki puanımız da gitti, Erzurumspor’un da iki puanı gitti tabii ki.

Bu yürüyüşte taraftarımıza candan teşekkür ediyorum. Yağmur, çamur, kar demeden her şartta gelerek bizi desteklediler. Ben ultrAslan’a, tek tek taraftar gruplarına candan teşekkür ediyorum. Eğer biz bugün bu mücadeleyi sürdürüyor ve bu noktaya geldiysek onların çok çok büyük katkısı var. Bizim katkımız çok naçizane.

Biz Rize’de birtakım olaylar yaşadık değerli arkadaşlar. Çaykur Rizespor seyircisi ve Rize halkı Türkiye’nin en centilmen seyircilerinden birisi. Bir şeye özellikle dikkatinizi çekerim, Rize tribünlerinden hiçbir şey olmadı. Maç sonunda çok sıkı Rizeliler benimle fotoğraflar çekildi, hediyeler verdiler. Maç sonunu söylüyorum. Rize tribünlerinden ne kitlesel küfür oldu ne de eylem oldu. Ama çok acı bir yerde oldu. Eski şeref tribünü tabir edilen protokol tribününde hayatımda görmediğim olaylar oldu. Çaykur Rizespor Kulübü Başkanı maalesef sırtını da sahaya dönerek protokol tribünündeki Rizesporluları baya kışkırttı. Çok zapt edilmez bir halde. Bu vesileyle Sayın Osman Aşkınbak’a, Eski Spor Bakanı, Sayın Rize Valisine, Sayın Rize Belediye Başkanına, Sayın Cumhuriyet Başsavcısı ve Sayın Rize Emniyet Müdürüne çok teşekkür ederim. Ama benim İkinci Başkanımın oğlu dayak yemekten, yumruk yemekten kurtulamadı. O insanların, yumruk yiyen ve hakarete uğrayan Abdurrahim Bey’in Rize’ye neler yaptığını yakinen bilen insanlardan birisiyim. Bir söz daha kanıtlanıyor demek ki, insan kendi memleketinde peygamber olamıyor. Biz protokol tribününde o kışkırtmayla, zaten televizyona çıktı, orada da söylediği sözleri ikrar etti. Hiç yakıştıramadık, bir spor kulübünde olmaması gereken hareket ve davranışlar. Kınıyoruz.”