20 Haziran 2020 Cumartesi 22:54

Haziran Ayı Divan Kurulu Toplantısı gerçekleştirildi

Haziran Ayı Divan Kurulu Toplantısı gerçekleştirildi

Galatasaray Divan Kurulu Haziran Ayı Toplantısı, COVID-19 pandemisi sebebiyle telekonferans yoluyla gerçekleştirildi.

Başkan Yardımcımız Yusuf Günay, Başkan Yardımcımız Kaan Kançal ve yönetim kurulu üyemiz Okan Böke, yönetim kurulumuzdan toplantıya katılarak gündeme dair açıklamalarda bulundular.

Başkan Yardımcımız Kaan Kançal, toplantıda mali tablolara ilişkin sunumunu gerçekleştirdi. Ardından Denetim Kurulu Üyesi Emir Otluoğlu, finansal raporlara dair sunumunu yaparken divan kurulu üyelerimizden Ahmet Şenkal, İbrahim Göknar, Gökhan Göynümer, Doğan Konuk, Deniz Gün Enön, Rasim Zaimoğlu, Levent Şahinoğlu, Gürkan Eliçin, Emir Kıvırcık, Ali Öğüdücü, Sait Mısırlıoğlu, Volkan Karsan, Ömer Tümay da söz alarak görüşlerini dile getirdiler.

Başkan Yardımcımız Yusuf Günay'ın Divan Kurulu Toplantısı'nda yaptığı açıklama şu şekilde:

"Sayın Divan Kurulu Başkanım, Sayın Divan Kurulu Üyelerim, saygıdeğer Divan heyeti sözlerime başlarken sizleri saygıyla selamlıyorum. Hepinizin malumu son günlerde kulübümüz ile ilgili bazı dedikodulara şahit olmaktayız. Son dönemde yaşadığımız süreç var. Sayın başkanımızın yaşadığı ciddi rahatsızlığı var, bir hayat mücadelesi veriyor. Biz de bu noktada kulübümüze zarar vermeden, bütün arkadaşlarımızla birlikte görevimizi yerine getirmeye çalışıyoruz. Kaan beyin kaldığı yerden devam etmek isterim. Ben Sayın Kaan Kançal'ı 12 yıldır tanıyorum. Tribün arkadaşım. İyi ve başarılı bir iş adamıdır. Galatasaray Spor Kulübü Yönetim Kurulu'nda olmasına bir nebze vesile olmaktan dolayı onur duyuyorum. Kendisine özellikle rica edip ikna etmiştik. İki yılı aşkın süredir birlikte her şeyimiz ile Galatasaray'a, sevdiğimiz ve aşık olduğumuz renklere hizmet etmeye çalışıyoruz. Benim kamuda 24 yıllık bir hizmet sürem var. Bunun 12 yılı üst düzey yönetici olarak geçti. 5 yıl başbakanlıkta genel müdürlük yaptım. Sonra 6 yıl EPDK kurucu başkanlığı yaptım. Sonra tekrar başbakanlıkta görev aldım. Bu süreçte 9 başbakan, 13 hükümet, 460'a yakın bakanla yakın çalışma, onları yakından tanıma imkânım oldu ve şu tecrübeyi edindim; Bu ülkede kim ki, yolsuzluklarla mücadeleye kalksın, kısa sürede hemen bir yolsuzlukla itham edilip, geri adım atması istenir. Buna defalarca şahit oldum. Galatasaray Spor Kulübü'nde de şahit olduğum konu budur. Gerçekten mağazacılıkta çok ciddi sorunlar yumağı vardı. Kaan Bey size bunları anlattı."

"Bu sorunlar yumağı çözüldü. Artık GS Store hiçbir kişisel menfaat verilmeyen noktaya getirilmiştir. Bu süreç sonunda söylentiler o kadar arttı ki başta gülüyorduk, şimdi nasıl böyle bir şey olabilir diye üzülmeye başladık. Bunları dışarıya sızdıranlar, bunları gerçekmiş gibi anlatanlar bizlerin malumu. Biz bunların kim olduğunu biliyor ve yakından takip ediyoruz. Herkes bu konudaki iftiralarının sonucuna katlanacak. Bu süreçte Kaan Kançal'ı bırakın GS Store'dan kişisel menfaat temin etmeyi, kendi cebinden çok önemli maddi katkılarda bulunmuştur. Çok başarılı bir hizmeti olmuştur. Şu an GS Store çok emin bir şekilde, doğru bir şekilde faaliyetlerine devam edecektir.

Diğer konu benimle ilgili. Gökhan Göynümer isimli sayın divan kurulu üyemiz de ifade etti. Tarık Günay'ın Galatasaray Basketbol Takımı'na transfer edilmesi... Tarık Günay benim 25 yaşında trafik kazası geçirmiş olan ağabeyimin torunu. TED Ankara Koleji'nde eğitim gördü. TED Ankara Koleji'nde basketbol oynuyor idi. 2015 yılında yapılan genç erkekler basketbol turnuvasında Türkiye'nin birinci forveti seçildi. Benim Galatasaray yönetim kurulunda olmadığım süre içerisinde, Galatasaray Basketbol Teknik Heyeti, Tarık'ı almak için epey uğraş verdi; fakat TED Ankara Koleji buna izin vermedi. Yüksek bonservis bedelleri istedi. Sonra 18 yaşına geldiğinde bonservisini eline aldı ve Galatasaray'a transfer edildi. 1 yıldır Galatasaray genç takımında oynuyor. Tarık milli takıma da seçilmiş bir oyuncu. Asla benim bir gram bir torpilim söz konusu değildir. Hatta şöyle bir şey olmuştur. Tarık benim soyadımı taşıyor diye herhangi bir artı muamele görmemesi için tembih etmişimdir. Kendisiyle TBF'nin en alt limitten öngördüğü bir sözleşme yapılmıştır. Basketbol Gençler Ligi’nde en fazla üç sayı isabeti bulan üç oyunu arasına girmeyi başarmıştır. Son üç yıldır genç takımımız finallere kalamıyordu. Bu yıl Tarık'ın da mütevazı katkısıyla takımımız finallere kalmıştır.  Yıllardır yenemediğimiz Anadolu Efes'i 70-67 yenerken, benimle aynı soyadı taşıdığı için onur duyuyorum, 22 sayı kaydetmiştir. Fenerbahçe'ye karşı yine 22 sayı ile oynamıştır. Hiçbir şekilde benim soyadımı taşıyor diye bir gram artı muameleye tabi tutulmamıştır. Buna izin veremem. Benim için Tarık Günay önemlidir, Galatasaray daha önemlidir. Ben bu şekilde hizmet ediyorum. Saygılarımı sunuyorum."

Toplantıda söz alarak özellikle mağazacılık ile ilgili ortaya atılan spekülasyonlara yanıt veren Başkan Yardımcımız Kaan Kançal'ın açıklamaları ise şu şekilde oldu:

"Değerli divan üyeleri, değerli başkanlarım. Yaşadığımız pandemi sebebiyle uzun süre ertelenen divan toplantılarının ardından, dijital ortamda da olsa yeniden sizinle birlikte olmanın mutluluğunu yaşıyorum… Hepinizi hasretle selamlıyor ve saygılarımı sunuyorum. Umuyorum bu süreç çok uzamaz. Tekrar birbirimizi görebileceğimiz, tokalaşıp sarılabileceğimiz divan toplantılarımıza yeniden başlayabiliriz. İlk olarak derneğimizin altında faaliyet gösteren merkezlerimizi, tesislerimizi, amatör spor şubelerimizi, spor okullarımızı kapsayan 2020 Mart sonu 3 aylık gerçekleşen rakamları anlatacağız. Mali hesaplarımız dernek tarafında sportifin aksine yıllık... 2020'ye ait bütçelerimizi çok titiz bir şekilde her zamanki gibi aylarca çalıştık, bunları beyaz kitabımızda yayınladık; ama maalesef pandemi sebebiyle ertelenen mali genel kurulumuzda bu bütçeleri size onaylatma fırsatı bulamadık. Yine pandemi sebebiyle gelir ve giderlerimizdeki şaşmalardan dolayı da takdir edersiniz ki bu bütçeler bozuldu ve ortadan kalktı. Biz şu anda yeni bütçelerimize ilk genel mali kurulda size onaylatmak üzere aynı titizlikle çalışıyoruz; ama bugün size tüzüğümüz gereği onaylanmış bir bütçemiz olmadığı için her zamankinin aksine bütçe gerçekleşen şeklinde değil, sadece gerçekleşen olarak sunacağız… Bu demek değil ki bizim takip ettiğimiz mali disiplinimiz açısından bütçemiz yok. Biz kendi iç bünyemizde, aynı mali disiplin ile bütçelerimizi takip ediyoruz."

"Şube ve tesisler toplamında 26,9 milyon TL gelirimiz oldu. Kitapçıkta yayınladığımız bütçemiz burada 37 milyon TL idi. Bu 37 milyon TL ile 26,9 milyon TL arasındaki şaşma tamamen stopaj gelirlerimizden kaynaklanıyor. Devletimizin yaptığı bir kanun değişikliği sonucunda almayı planlayıp alamadığımız bir rakam. 36,1 milyon TL ile gerçekleşti. Bunu kitabımızda 37,1 milyon TL olarak bütçelemiştik. Pandemiyi mart ayında yaşadık. Bu vakte kadar olan mali disiplini dikkatli şekilde sürdürmüş olduğumuz gözüküyor. Gelir gider arasında farkımız 9,1 milyon TL zarar olarak gerçekleşti."

"Diğer gelir/gider satırında ben hep size hasılat doğum anlaşması sebebiyle ödenen rakamlardan bahsediyordum. Bu kez bu rakam o değil. Onun tahakkuku mayısta gelecek. 12,3 milyon TL'lik gider, Florya'nın Emlak Konut'a satışıyla ilgili yapılan faiz düzeltmesi. Bir alttaki faiz gideri de Riva ve Florya'nın 508 milyon TL'ye satılıp fatura kesilmesi, bu 508 milyon TL'nin erken kırdırılması sebebiyle, derneğimizin üstlendiği faiz giderinin, 3,8 milyon TL taksitinin 3 aylığı. Bu, eylül ayına kadar devam ediyor, eylül ayında bitecek."

Kur farkı gideri 9,7 milyon TL... Bu sportif sözleşmelerin, yabancı para cinsinden yapılmış olanlarının kur farkı. Sportif A.Ş'nin faiz gideri. Derneğimizin Sportif A.Ş'ye olan borcunun karşılığında Sportif A.Ş'nin işlettiği adat faturasıdır. Bu konu ile ilgili bildiğiniz üzere tek faiz-düşük faiz şekilde tartışmalar oluyordu. Aralık ayı itibarıyla bu tartışmalar da ortadan kalktı.

Brüt toplam giderin, 69,6 milyon TL'nin 33 milyon TL'lik kısmı grup içi hareket. Bir cebimizden öbür cebimize. Geçen yılın ilk üç ayıyla, bu yılın ilk üç ayını karşılaştıralım. 33 milyon TL olan gelirimiz, bu yıl 26 milyon TL'ye düşmüş. Bu da size bahsettiğim gibi stopaj gelirlerinin alınmamasından kaynaklanıyor. 31 milyon TL olan giderimiz 36 milyon TL'ye yükselmiş.  Bunun detayına girdiğimizde, merkez ve tesisler ile basketbolda bir artış görüyoruz.  Merkez ve tesislerin detayına girdik ve baktık bu artış nereden geliyor diye. Sadece 1 milyon TL'si, kulübümüzün stat merkezine gelen elektrik, doğalgaz ve su faturalarının zamlanmış olmasından kaynaklanıyor. Basketboldaki 2 milyon TL'lik farkın büyük bir bölümü de, yabancı para cinsinden olan sporcu sözleşmelerinin kur farkından kaynaklanıyor… Voleybol ve su sporlarında aşağı yukarı aynı enflasyonist program olmasına rağmen aynı seviyede kalmak bile bir tasarruf. Diğer şubelerdeki artışı incelediğimizde, geçen yıl espor diye bir şubemiz yok. Bu yıl 500 bin TL'lik bir rakam, bu 1,4 milyon TL'lik giderin içinde esporun gideri. Dolayısıyla geçen yılın ilk üç ayında 1,7 milyon TL olan karımız, bu sene 9,1 milyon TL zarara döndü. Tekrar etmek istiyorum, en büyük sebebi mart ayında yaşanan pandemi ile, stopaj gelirlerimizi alamamamız. Önümüzdeki dönemde bu zararı azaltmak için almamız gereken tüm tedbirleri alacağız.

Kulüp solo teminat ve ipoteklerimiz... Burada detaylı okumayacağım. 383 milyon TL'lik hisse rehinlerinin 31 Aralık ve 31 Mart arasında 419 milyon TL'ye yükselmesinin sebebi, hisse değerindeki artış. Hisse rehinlerimizi ilave ipotek vermiş değiliz. Hisse değerindeki artıştan kaynaklanıyor. Temliklerde 134 milyon TL'den 76 milyon TL'ye düşüş ve yüzde 43'lük bir azalma var. Bunun sebebi Emlak Konut'un temlikli olan taksitlerini ödemesi. Kalan tek taksiti olan 76 milyon TL'yi ödediği zaman temliklerimiz sıfırlanacak. Toplama baktığınızda 853 milyon TL'den 835 milyon TL'ye yüzde 2,13'lük bir gerileme söz konusu.

Sportif A.Ş konsolide gelir tablomuza bakalım. Geçen sezon ilk 9 ay şubat sonu ile bu sezonun ilk 9 ay şubat sezonunu karşılaştırmalı gelir tablosu olarak hazırladık. Hasılat 640 milyon TL'den 726 milyon TL'ye yükselmiş. Brüt karımız 110 milyon TL'den 117 milyon TL'ye yükselmiş. Faaliyet karımız 38 milyon TL'den 57 milyon TL'ye yükselmiş. Amortisman indirilmemiş hali ile 96,7 milyon TL'den, 143,3 milyon TL'ye arttı. Bu bir rekor. Şimdiye kadar olmamış bir esas faaliyet kârı elde etmişiz. Dönem net karına baktığımızda geçen sezonun ilk 9 ayında 76,1 milyon TL kâr etmişken, bu yıl 4 milyon TL kâr etmişiz. Bunun sebebini de şöyle açıklamak istiyorum. Yatırım faaliyetlerinden, gider-gelirlerimizde 147,2 milyon TL'lik bir gelirimiz var. Bu 147,2 milyon TL'nin içinde 11 milyon Euro Ozan Kabak'ın satışı ve Gary Rodrigues'in satışı var. Bunu neden vurgulamak istedik, altyapıdan yetiştirip değerlendirdiğimiz oyuncularımızın bizim için mali açıdan da ne kadar kıymetli olduğunu görmenizi istiyoruz. Finansman giderlerimiz 108,6 milyon TL'den 73,7 milyon TL'ye gerilemiş. Bunun da tek sebebi, yapılandırma ile birlikte ödediğimiz kur farkı zararlarından ve fahiş faizlerden kurtulmamızla finansman faiz giderlerimiz makul seviyelere geriledi.

UEFA kriterleri açısında durumumuz ilk bu kriterlere tabi olduğumuz 2017-18 sezonunda 50 milyon Euro zarar hakkımız varken 33 milyon Euro zarar açıkladık. 2018-19 sezonu 20 milyon Euro zarar kriterimiz varken, 25 milyon Euro kâr açıkladık. Dikkatli olan divan üyelerimiz diyebilir ki, 2017-18 sezonunda 33 değil 49 milyon Euro zarar diye sunmuştuk. 2018-19 sezonunda da 25 milyon Euro değil, 14 milyon kâr diye sunmuştuk. Bunlar UEFA tarafından revize edildi. Zararımız azaldı, kârımız yükseldi. Çünkü bu aşırı kur dalgalanmalarını, enflasyon haricinde olan kısmı UEFA tarafından bizim kontrolümüzün dışında olduğu için elemine edildi. Onlar da hesaplarında bazı altyapı giderlerini ve vergi ödemelerini giderden muaf tuttukları için onların nezdinde gözüken tablomuz bu şekilde. 2019-20 sezonu içinse bu yaşadığımız pandemi sürecine rağmen, UEFA kriterlerine uyma konusunda bir sorun yaşamayacağımızı şimdiden söylemek isterim.

Son olarak Kulüp konsolide net borç ve sermayemiz ile bilgilendirme yapmak istiyoruz... Net borç nedir, elimizdeki toplam finansal borcumuzdan, elimizdeki nakdi düştüğümüzde kalan tutardır. Geçen yılsonundan mart sonuna 3 aylık süreçte 1,369 milyar TL'den 1,340 milyar TL'ye bir gerileme var. Finansal borç benzeri kalemleri de eklediğinizde aralık sonu 1.717 milyar TL 1 milyar 656 TL'ye gerilemiş durumda. 

Euro olarak 258 milyon'dan, 229 milyona bir gerileme söz konusu. Net işletme sermayesinde 18,9 milyondan 26 milyona bir işletme sermayesi açığımızda yükselme mevcut.

Yaşadığımız pandemi süreci ile ilgili kısa biraz kısa bilgilendirme yapmak isterim. Bu konuyu sportif, mali ve idari olmak üzere üç ana başlık altında değerlendirecek olursak, sportif açıdan bildiğiniz üzere futbol takımımız pandemi öncesinde 3 puan farkla zirveye yaklaşmıştı. Pandemi sonrası ilk maçta yaşadığımız yenilgi ve talihsiz sakatlıklar, bizleri üzdü. Ancak bilmenizi isteriz ki şampiyonluk iddiamız hala devam etmekte... Hocamıza ve futbolcularımıza güvenmekteyiz.

Pandemi öncesi Beşiktaş maçının son anda seyircisiz oynanması kararı ile birlikte tüm gişe hasılatımızı iade etmek suretiyle kaybettik. Mali açıdan değerlendirirsek yayın hakkı gelirlerimiz bu süreçte tamamen durmuştur. Ligler 16 Mart'ta durdurulmasına rağmen mart ayı yayın hakkı gelirlerimizi dahi alamadık. Mağazalarımız kapatılmıştır, cirolarımızı maalesef bir daha geri alamamacasına kaybetmiş bulunuyoruz. Satamadığımız stokların yaş maliyeti oluştu. Döneme ait kur farkı zararlarımız oluştu. Ekonomik daralma sebebiyle, bu sezonki sponsorlarımızla, çok iyi ilişkilerle, çok zarar etmeden biraz vade ötelemeleriyle tahsilatımızı yapabildik. Ekonomik daralma sebebiyle önümüzdeki sezon sponsor gelirlerimizde azalma olacaktır. Gişe hasılatımız kesilmiştir. Belirsizlik sebebiyle bugüne kadar yapmayı planladığımız, önümüzdeki sezon yapılabilecek gişe satışlarını yapamamış bulunuyoruz. Tüm bunların bize yarattığı nakit akış kaybı yaklaşık 35 milyon Euro civarındadır. Yaklaşık bir Şampiyonlar Ligi kadar gelirimizi kaybettiğimizi söyleyebilirim.

İdari açıdan baktığınızda sosyal bir kulüp olmanın gereği ile herhangi bir işten çıkarma, küçülme operasyonuna gitmedik. Devletimizin sağladığı Kısa Çalışma Ödeneği'nden faydalandık. Bu, bizim yükümüzü ufak bir nebze azaltabildi.  Kulübümüzün maruz kaldığı zararları en hafif şekilde atlatabilmek için elimizden geldiğince çalışıyor, yönetim olarak çok yoğun bir mücadele veriyoruz. Yükümüzü azaltabilmek için aldığımız diğer bir tedbirse futbolcularımızdan ve teknik kadrolarımızdan maaşlarından indirim yapmaları suretiyle feragat etmelerini talep ettik. Futbolcu görüşmelerimizin tamamına yakını olumlu şekilde tamamlanmış ve feragatler imzalanmıştır. Bunun tamamlanmasıyla birlikte amatör şubelere de benzer bir çalışma yapmayı planlıyoruz. Sonuç olarak pandemi sebebiyle bilançolarımıza yansıyacak zararın ötesinde, daha da önemlisi nakit akışımızda yaşadığımız ciddi sıkıntıdır... Nakit akış sıkıntımızı aralık ayında imzaladığımız yapılandırma sözleşmesi ile kısmen aşmıştık. Anlaşmayı pandemiden önce yapmamızın bize büyük avantajları olmuştur. Örneğin, döviz cinsinden olan kredilerimizi kapatarak, kur artışından gelecek olan zararları savuşturmuş olduk. Ancak uğradığımız gelir kaybı ile nakit akış dengemiz bozulmuştur. Önümüzdeki sezon da yaşayacağımız muhtemel ekonomik daralma ile gelirlerimizdeki muhtemel düşüşü öngörüp ona göre tüm bütçelerimizi yeniden gözden geçirip yönetim olarak gerekli tüm tedbirleri alacağımızdan kimsenin şüphesi olmasın.

Değerli divan üyeleri; Yönetimimiz, başkanımızın talimatıyla sadece mali değil, idari sorunlarının da üzerine cesaretle gitmiş ve bunların çözümü konusunda büyük bir çaba sarf etmiştir. Bu konulardan biri de mağazacılıktır. Mağazacılığın 10 yıldır biriken sorunlarının üzerine topyekûn bir denetimle gidilmiş, aksayan tüm unsurlar tek tek tespit edilmiş ve bunların çözümü noktasında kalıcı reformlar yapılmıştır.

Bu topyekün denetim sanıldığı gibi sadece stok sayımından ibaret değildir ve olmamalıdır. Stok sayımı sadece bir neticedir. Örneğin stok sayımına gelmeden önce Galatasaray logolu ürünlerimizin stoklara kabul edilmesi sürecine bir bakalım. Bu denetim sürecinde gördük ki, depoya mal teslimi esnasında, irsaliye ve faturalar imzalanmadan şirketimizin muhasebe birimine gönderiliyormuş. Ürünlerin fiilen bize teslim edilip edilmediği yeterince araştırılmadan faturalar kayıtlara geçiriliyormuş. Tedarikçilerden gelen faturaların düzenli olarak kontrolünün yapılmadığı, ikili anlaşmalara rağmen bizim onayımız olmadan bazı tedarikçilerin fiyat değiştirdiği ve bunun fark edilmediği anlaşılınca, tüm tedarik zinciri baştan sona denetlenmiş, aleyhimize olan durumlar için yüzbinlerce liralık fark faturaları düzenlenip muhataplarına gönderilmiştir. Tam rakamları yüz yüze geldiğimiz divan kurulu ya da genel kurulda detaylı bir şekilde açıklayacağım. Mesela stoklara, teslimattan önceki adımlardan biri de üretim. Galatasaray'da pek çok lisanslı üretici ile çalışmaktadır. Temmuz 2019'da bizimle kontratı olduğu halde üretim hakkından korsan ürün imal eden iki tedarikçimizin olduğu tespit edilmiştir. Anlaşmalar derhal feshedilmiştir ve hukuki süreç devam etmektedir.  Merkez ofisimizde bir elemanın bu sahtecilik faaliyeti içindeki ortağı olduğu tespit edilmiş, iş akdi tazminatsız olarak derhal fesh edilmiştir. Az sayıda bayi mağazamızın stoklarında korsan ürüne rastlanmış ve gereken hemen yapılmıştır. Bazı korsan ürünlere Galatasaray resmi hologramının basıldığı, hologram fiyatların kasıtlı olarak düşürüldüğü ve kontrolsüz biçimde kötü niyetli kişilerin eline geçtiği tespit edilmiştir. Bugün hologramlarımız üreticiye ağır para cezaları ile madden zimmetli haldedir.

Risk teminat durumumuza bir bakalım. Mesleki derinliği olmayan ve mali güç olarak Galatasaray spor işletmesi mümkün olmayan bazı kişilere bayilikler verildiği, finansal dengeleri bozulduğu halde mal gönderilerek desteklendiği, bayi riskimize karşılık maddi teminatlarımızın yetersiz olduğu anlaşılınca, risk analizi çalışması yapılarak, ek teminat talepleri bayilere gönderilmiştir. Şirketimizi, yani Mağazacılık A.Ş'yi devraldığımız dönemde, 24,6 milyon TL riske karşılık, yalnızca 3,5 milyon TL teminatımız varken, bugün riskimiz 10,6 milyon, buna karşı riskimiz 6,4 milyon TL'ye yükselmiştir. Teminatların riski karşılama oranı yüzde 14,5'tan yüzde 69'a yükselmiştir. Öngörülebilir risk yönetimi açısından bu da tatminkar bir ilerlemedir. 2019 yılında gerçekleşen bu teşhis tedavi sürecini stok sayımından ibaret zannedildiğini, küçümsendiğini ve bazı spekülasyonlara yol açtığını duyuyoruz bu günlerde. Biraz önce izah ettiğim gibi, stok sayımı, aldığımız neticelerden sadece biridir.  Madem stoklar çok ilgi çekiyor, iş buna indirgeniyor birkaç bilgi de stok sayımı ile ilgili vermek istiyorum.

Galatasaray Mağazacılık ve Perakencelik A.Ş, tarihinde ilk kez, tüm depo ve satış noktalarında ilk defa eksiksiz ve doğru bir sayım yapmıştır. Neden mi? Çünkü şimdiye kadar hiçbir şekilde aynı sayım periyodu içinde, tüm depolar eksiksiz sayılmamış, barkodsuz ürünler ya kafa sayımı ile ya da hiç sayılmadan geçiştirilmiştir. Bu denetim döneminde barkodsuz olduğu için sayımlara dâhil edilmeyen binlerce ürün, türüne ve sezonuna göre tasnif edilmiş, barkodlanmış ve sayılarak kayda alınmıştır. Birim maliyeti eksi bakiye veren ya da bağış yoluyla elde edilmediği halde maliyeti sıfır olarak muhasebeleştirilmiş birçok ürüne rastlanmış, her biri tek tek kontrol edilerek, stoklarımıza girdiği dönemin doğru maliyetleri bile sisteme yeniden tanımlanmıştır. Anlaşılacağı üzere maliyet hesabını yanlış yapmışsanız, envanter değeriniz de yanlış olur ve kârlılık verilerinize kadar tüm mali süreçleriniz bu hatadan etkilenir.

Yine şirketimizin tarihinde ilk defa, stok sayım sonuçları analiz edilebilecek ve daha sonra raporlanacak şekilde merkezi sistemimize kaydedilmiştir. Şimdi diyeceksiniz ki daha önce kaydedilmiyor muydu? Hayır, kaydedilmiyordu. Sayım firmaları barkodsuz ürünü saymadığı için, binlerce barkodsuz ürün olduğu için, bu sayım neticesinde tüm ürünler sayılmadığı için, disketler çekmecelerde kalmış, stoğumuzu bozacak diye sisteme aktarılmamıştır.

Tüm noktalarda 2019 yılında sayım defalarca tekrarlanmıştır. Perakandecilik faaliyetine yabancı olanlar, bunda ne var diyebilir. Galatasaray'ın geçmiş yıllarda 10 milyon TL envanter değerine sahip malı, izi sürülmeyecek şekilde kaybolduğu, adeta buharlaştığı resmi olarak belgelidir. Oysa Nisan 2020'de yaptığımız sayım sonucuna göre, toplam envanter değeri üzerinden kayıp-fire oranımız binde birin altındadır. Perakendeciler bilir. Binde üçün altındaki fire, müşteri hırsızlığına girer ve makul sayılır. Nisan ayında mağazalarımızda yapılan sayımda fire oranımız tarihte ilk defa binde birin altına düşmüştür. Bu oran dünya normlarındaki perakendecilik için son derece başarılı bir sonuçtur. Demek ki bu denetimler neticesinde sanılanın aksine, yapılan sadece doğru bir sayımdan ibaret değildir. Mağaza kasaları üzerinden yapılan haksız kazancın, promosyon ürün adı altında dışarıya çıkarılan ürünlerin, tutarsız ve yanlış envanter maliyetlerinin, korsan ürün satarak haksız kazanç sağlayan üretici ve bayilerin, usulsüz hologram ticaretinin, fatura iptali, evrak silme gibi yetkisiz işlemlerin, yine yetkisiz ve usulsüz yapılan iskontolu satışlar ve bunun gibi birçok denetimsizlikten kaynaklanan kayıp kaçağın önüne geçilmiştir.

Mağazacılığımızın tam da gerçek anlamda ihtiyaç duyduğu, baştan aşağıya tüm departmanları kapsayan, bir ürünün doğumundan müşteriye satışına kadar geçen süreçte yaşanan tüm iş akışları denetlenmiş, kaçaklar engellenmiş, kronikleşmiş tüm sorunlar bertaraf edilmiştir. Bu sayede belki de geçmiş tüm yönetimlerin mustarip olduğu, tüm genel müdürlerin ve profesyonellerin mustarip olduğu ama çözmekte zorlandığı tüm konular tek tek çözülmüş ve bir daha yaşanmaması konusunda idari tüm tedbirler alınmıştır.

Bunu yaparken, 30 yıl perakende sektöründe faaliyet göstermiş biri ve hemen hemen sektördeki herkesi tanıyan biri olarak, işine, bilgisine, karakterine güvendiği, Galatasaray'da şahit olacağı mahrem olacak konuları dışarıyla çıkarmayacak, performans anlamında fedakarlık gerektiğinde olumlu geri dönüş alacağıma nazımın geçtiğine inandığım eski çalışanlarımdan yardım istediğim doğrudur. Dış kaynak kullanımı hakkındaki süreç, tüm mağazacılık profesyonellerinin, hukuk birimimizin, denetim kurulumuzun, kulüp genel sekreterimizin başından beri bilgisi dâhilinde şeffaf olarak yürütülmüştür. Yalnızca mağaza ve depo sayımları için üç farklı şirketten teklif alınmış olsa da, perakendecelik, demin bir kısmından bahsettiğim denetim süreçleri ve organizasyonları konusunda bizim diğer iş hedeflerimizi bire bir karşılayan başka herhangi bir teklif gelmemiştir. Bu işi yapabilecek muadil firmalar yoktur, çok azdır. Bu durumda sayım operasyonu için verilen minimum teklif ile diğer süreçlerin izlenmesi, denetlenmesi, raporlanması eklenerek belli bir pazarlık sonrası projenin fiyatı belirlenmiş ve bu firma ile hizmet tedarik anlaşması imzalanmıştır. Şeffaf bir şekilde yapılan bu çalışmaların tamamlanmasının üzerinden yaklaşık 1 yıl geçtikten sonra sanki özel bir kurgu ve kayırma varmış gibi bugün servis edilmesi bana göre pek manidardır. Bu spekülasyonların neden şimdi gündeme sokulmak istendiğinin sebebi de kanımca bellidir. Benim bir çalışanıma şirket kurdurduğum, bu ortaya çıkınca onu işten çıkardığım iddia ediliyor. Yalan. 2018 yılında tüm mağazacılık şirketlerime ait tüm faaliyetlerimi sıfırladım. Şirketim açık olsa da mağazacılık faaliyeti yoktur. Dolayısıyla diğer şirketlerimde bordrolu çalışanlarım olmakla birlikte, mağazacılık şirketimde 2018 itibarıyla çalışan bordrolu kimse kalmamıştır.

Bu sayım için kulübün 2,5 milyon TL ödediği iddia ediliyor. Yalan. Bu denetimin maliyeti sadece sayım değildir. Size sadece belki yüzde 1'ini anlattım. Divan kurulunda veya genel kurulda yüz yüze geldiğimizde daha detaylı şekilde anlatacağım. Bu denetimin maliyeti sadece sayım değildir, daha geniş kapsamlıdır. Size demin anlattığım topyekün teşhis ve tedavi sürecidir. Kulübümüze maliyeti 2,5 milyon TL değil, yaklaşık 1,5 milyon TL'dir. Tazminat ödendiği iddia ediliyor. Yalan. Sıfır tazminat ödenmiştir. Sayımda kullanılan tüm donanım, sayım cihazları, yazılım programları tarafımdan karşılanmış ve kulübe bağışlanmıştır. Biz dışarıda ve içeride bu kampanyada olan herkesi ve neden rahatsız olduklarını biliyor ve onları izliyoruz... Bunları yazıp çizen kişiler hakkında hukuki takip yapacağımızdan da kimsenin şüphesi olmasın. Bir işin içeriğini, mahiyetini ve kazanımlarının değerini bilmeden, doğru olmayan rakamlar telaffuz ederek ederine yüksek demek doğru bir yaklaşım değildir.

Değerli divan üyeleri, yüz yüze geleceğimiz ilk divan ve genel kurul toplantısında kırmadan dökmeden, Galatasarayımıza zarar vermeden, mağazacılık ve diğer konularla ilgili açıklayıcı bir sunum yapma sorumluluğunu şahsıma ait görüyorum. Ancak şimdiden şunu söyleyebilirim ki müsterih olun, mağazacılıktaki haksız kazanç dönemi artık kapanmıştır. Bu böyle bilinmeli. Şirket çalışanlarımız ve çözüm ortaklarımızla birlikte yaptıklarımızla gurur duyduğumuzu ve hesabını veremeyeceğimiz bir işin içinde asla olmadığımızı rahatlıkla söyleyebilirim.  Geçmiş profesyonellerimizi, namuslu ve dürüst bir mücadele veren mevcut çalışanlarımız şu anda bizi dinliyorlar. Üretimdeki korsan faaliyetleri anlattık; ancak burada mevcut çalışanlarımızın hiçbirini zan altında bırakmıyorum. Hepsi bizim profesyonellerimiz ve başımızın üstündeler. Geçmiş profesyonellerimiz, namuslu ve dürüst bir şekilde mücadele veren mevcut çalışanlarımızı, zan altında bırakacak, onların motivasyonunu ve itibarını aşağıya çekecek açıklamalardan lütfen kaçınalım. Her türlü soru, öneri, eleştiri ve tavsiyeniz için biz buradayız. Sabrınız için teşekkür ediyorum.

Voleyboldan sorumlu Yönetim Kurulu Üyemiz Okan Böke'nin açıklamaları şu şekilde:

“Sayın Başkanım, değerli hazirun, sayın divan üyeleri ve tüm Galatasaraylılara iyi günler diliyorum. Yarın bizim çok önemli bir gün. Kaybettiğimiz zaman değerini daha fazla anladığımız babalar günü. Galatasaray camiasının ve tüm babaların babalar gününü kutluyorum. Allah inşallah daha sağlıklarını nasip eder herkese. Az önce Volkan Bey, Yusuf Bey ve Kaan Bey’in geçmişlerini vermelerini eleştirdi, kendisinin de 40 senelik iletişimci olduğunu söyledi. Ben ne olduğunu söylemeyeceğim zaten bilen biliyor. İbrahim Göknar Bey’in kurlarla alakalı yaptığı yorum yanlış. Kur farkından olabilecek, doğacak olan riski kimse bilemez. Altını çizerek söylüyorum risk; kurlardaki + faizlerdeki oynaklığın doğuracağı olumlu ya da olumsuz sonuçtur. Bizim en son yaptığımız çalışmadan sonra yaklaşık %95’inin TL’ye döndükten sonra geri kalan %5’in yabancı para borcunun hedge edilmesi bir kere artı da olabilir eksi de olabilir. Dolayısıyla bazı meblağlar vardır ki hiçbir şey yapmazsanız en iyi yöntemdir hedge etmek için. Sayın Gürkan Eliçin’in bilanço hakkında yaptığı yorumları şaşkınlıkla izledim. O kalem inmiş, bu kalem çıkmış. Bize bakılan nokta en son satırdır. Oraya baktığım zaman 1 sene önceye göre çok büyük olumsuzluklar görmüyorum. Bir defaya mahsus olan gelirler… Haklı. Kaan da onu anlatmaya çalıştı. Ozan’ın satışı tamamen bizim yetiştirdiğimiz için gelir yazdı. Rodrigues’den esasında kazanmamız gereken paranın altında bir para kazandık. Royalty fee denilen şey tüm transfer bedeli üzerinden verilirken esasında verilmesi gereken Rodrigues’in maliyeti eksi satış, çarpı royalty fee olacaktı. Aktiflerin satışı istenmediği zaman gelinse çok zararlı olabilir. Şu anda öyle bir yerde değiliz. En son aktif satışı acaba ne zaman oldu? Bizim yönetimde olduğumuz zaman herhangi bir aktifi sattığımızı ben hatırlamıyorum. Hangi aktifi nereye satacağımızı da ben bilmiyorum. Galatasaray Sportif A.Ş halka açık bir şirket. Elbette en büyük sahibi biziz ancak diğer küçük yatırımcıların da payları olduğu için yarattığınız kaynağı bedava hiç kimseye kullandıramazsınız. Yaparsanız bir suçtur bu. Galatasaray Spor Kulübü’nün de kaynak kullanımı erişimi olmadığı için Galatasaray Sportif A.Ş ile Galatasaray Spor Kulübü arasındaki borç alacak hikayesi de olmak zorundadır. Ta ki Galatasaray Spor Kulübü’nde bütün bunların üstesinden gelebileceğimiz bir kaynağı yaratmamız kaydıyla."

"Gündem basketbol ama ben voleyboldan sorumluyum. Erkek takımı olarak biz bu sene ciddi bir şekilde şampiyonluk adayıydık. Ne yazık ki pandemi süresi bizim ligi bitirmemize engel oldu. Türkiye Ligi’nde erkeklerde kazanılacak tek bir kupa vardı onu da kazandık. Kadınlarda da geçen seneki gibi final oynama şansına sahip ligi dördüncü sırada bitirdik. Play-off’ta da yarı final ya da final veya şampiyonluk da görebilirdik. Erkeklerde kurduğumuz takım şampiyonluğun en büyük adayıydı. Dikkat ederseniz bu sene voleybol takımları kuruldu. Biz pandemi var diye çalışmadık diye bir şey yok. Mart sonundan bugüne kadar bu senenin kadın ve erkek voleybol takımları çok makul fiyatlarla kuruldu. Galatasaray’ın olduğu yerde hedef her zaman şampiyonluktur. Umarım geçen sene bitiremediğimiz işi bu sene bitireceğiz. 31 sene sonra aldığımız kupanın hemen ikincisi bu sene takdim edeceğiz."

"Galatasaray bir spor kulübüdür, şubeleri vardır diyoruz ama içimizden hiç kimseyi futbol maçlarının dışında salonlarda görmüyorum. Biraz da divan da konuşanlar, amatör şubelere değer verenler, azıcık da bizim yanımızda olsalar da biz de onların varlığını hissetsek. Kat ve kat daha fazla performans versek nasıl olur? Basketbol içindeki problemler arkadaşlarımız tarafından en düzgün şekilde halledilmektedir. Ben de bazen Galatasaray’ın voleybol transferlerini basından ya da sosyal medyadan öğreniyorum. Bazen çok fazla itibar etmemek lazım. Biz yöneticiler oyuncularla 24 saat iletişim halindeyiz. Her yönetici, her oyuncusunu inanın ki dışarıdan bakan bir gözden çok daha iyi tanıyor. Galatasaray’a hizmeti geçen her sporcu benim için çok değerlidir formaya ya da armaya saygısız yapmıyorsa. Ben gidenlere gittikleri yerde başarı diliyorum. Ancak gitme tarzları doğru olanlara kendi sosyal medyamdan iyi yolculuklar dileyeceğim. Gitmesinin yanlış olduğuna inandığım kişileri de Allah gittikleri yerde güldürsün diyeceğim. Tekrardan herkesin babalar gününü kutluyorum."

Divan Kurulu Başkanı Eşref Hamamcıoğlu'nun açıklamaları ise şöyle oldu:

Değerli kulüp başkanımız Sayın Mustafa Cengiz, bir rahatsızlık geçirmektedir. Her zaman olduğu gibi, bu ekrandan, Divan Kurulu üyesi arkadaşlarım, şahsım ve de tüm Divan Kurulu üyeleri adına kendisine geçmiş olsun dileklerimizi ve acil şifalara bir an önce kavuşmasını temenni ediyoruz. Umarım en kısa zamanda aramıza dönecektir. Bu konudaki bütün düşüncelerimiz ve dualarımız kendisiyledir. Eğer bizi buradan izleme fırsatı buluyorsa, buradan da kendisine selam ve sevgilerimizi, tüm Divan Kurulu üyeleri adına gönderiyoruz. Bir an önce sağlıkla aramıza dönmesi dileğiyle…

Vefat edenler arasında Sayın Süreyya Baybaba’nın ismi geçti. Kendisi, kulübümüzün ilk kadın yüzücülerindendir. Hepimize örnek olması açısından, onunla ilgili birkaç bilgi aktarmak istiyorum. Galatasaray Spor Kulübü Yardımlaşma Sandığı’nın değerli başkanı, saygıdeğer büyüğümüz Oral Yılmaz, bu konuyla ilgili olarak, Divan Kurulu’na bir bilgilendirme mektubu yazmış. Bu mektubu okumak üzere göndermiş bize ama içeriğine baktığımız zaman, çok duygu dolu olduğu kadar merhume Süreyya Baybaba hakkında çok fazla kişisel ve özel bilgiler içerdiği için, aramızda değerlendirerek bunu olduğu gibi okumak yerine size kısa bir bilgi aktarmak istiyoruz. Sayın Baybaba, geçirmiş olduğu rahatsızlığın sonunda bir de koronavirüse yakalanarak maalesef, aramızdan ayrılarak ebediyete intikal etmiştir. Fakat, ebediyete intikal ederken hastalığı sırasında kendisine kol kanat geren ve Galatasaray’da bir vefa örneği gösteren, Galatasaray Yardımlaşma Sandığı’na bu vefa borcunu ödeyebilmek amacıyla, notere bırakmış olduğu bir vasiyetname ile İstasyon Mahallesi, Durugül Sokak, No: 10, Zirvekent 1E3 Blok D:11 Tuzla’daki iki katlı gayrimenkulünü, Yardımlaşma Sandığı’na miras olarak bıraktığını açıklamıştır. Sayın Oral Yılmaz da gerekli kanuni işlemleri yerine getirmektedir. Tabii ki pandemi olmasaydı, gönül isterdi ki böylesine vefakâr bir Galatasaraylı eski sporcumuzu, İstanbul hanımefendisini, kendisini Galatasaraylı örf ve adetlerine uygun şekilde bir defin töreni düzenleyebilelim, Galatasaray bayrağı ile kendisini ebediyete yolcu edelim… Fakat malum nedenlerden dolayı bu maalesef gerçekleşmedi ve yalnız defnedilmek zorunda kaldı. Bu önemli bilgiyi sizlerle paylaşmak istedim; Galatasaray’da en çok sevgi ve vefa örneklerine ihtiyacımız olduğu zamanda, bunun tüm kulüp üyelerimize, tüm taraftarlarımıza, Galatasaray’a gönül verenlere bir örnek olması nedeniyle açıklamak durumundayız. Büyük özveriyle bu işleri yürüten Sayın Oral Yılmaz büyüğümüze de bir kez daha teşekkür ve minnetlerimizi arz etmek isterim.

Toplantıya başlamadan önce, Divan Kurulu’muzun birkaç güncel konuda görüşlerini her zaman olduğu gibi paylaşmak ve değerlendirmek istiyorum. Öncelikle bugün LGS vardı biliyorsunuz. Tüm çocuklarımıza, torunlarımıza başarılar diliyorum. Yarın, malumunuz babalar günü. Bizi Galatasaraylı yapan babalarımıza şükranlarımızı, ebediyete intikal etmiş olanlara rahmet sunuyorum, genç babalara da mutlu babalar günü temenni ederek konuşmama başlamak istiyorum.

Gündemimizde Galatasaray camiasını ilgilendiren, iki tane önemli konu var. Bir tanesi geçen hafta yeniden başlayan futbol liginde Rizespor’a karşı oynadığımız maç. Maç esnasında olan olaylar ve maç sonrasında hepimizi haddiyle üzen bir takım gelişmeleri sizlerle paylaşmak istiyoruz. Futbol, bir oyundur. Kaybederiz, kazanırız; tüm bunlar ayrı konular. Fakat, futbolun ve spor müsabakalarının altında yatan gerçek neden kardeşlik ve centilmence yarışmadır. Ancak biz her nedense her Rizespor deplasmanına girişimizde mutlaka bir tatsızlık çıkıyor ve bu tatsızlıktan da kaybeden taraf genelde Galatasaray oluyor.

Divan Başkanı Hamamcıoğlu, Çaykur Rizespor Kulübü Başkanı Hasan Kartal’ın geçtiğimiz yıl Rize’de oynanan maçın ardından yaptığı açıklamaları hatırlatarak, sözlerini şöyle sürdürdü:

Talihsiz bir açıklama yapmış, sportmenliğin ruhuna aykırı ve örnek olmamız gereken gençlere yanlış mesajlar verilmiştir. Aynı kişi bu defa Galatasaray futbol takımının uğramış olduğu hakem haksızlıklarına ve çok değerli iki oyuncumuz, başta kaptanımız, kalecimiz Muslera, santraforumuz Andone olmak üzere; çok önemli ve ağır iki sakatlık yaşanmış olmasına rağmen, özellikle yan hakemimizin kendi sicilindeki, Galatasaray aleyhtarı kararlara bir yenisini ilave ederek hem futbolcumuzun sakatlanmasına sebebiyet vermesi hem de diğer futbolcularımızın ceza görmesine sebebiyet sağlayacak ortamı yaratarak Galatasaray’ı adeta kıyıma uğratmıştır.

Hal böyleyken maç sonunda bütün tatsızlıklara rağmen aynı başkan yine geçen senenin rövanşını kastederek 'Allah'ın elinde sopası yok ki' gibi talihsiz bir açıklama yapmıştır. Başkan böyle söylerse, elbette takımın teknik direktörü de maçtan sonraki demecinde, başta Muslera olmak üzere, sakatlanan Andone'ye geçmiş olsun dileklerinde bulunmamıştır. Burada sadece bir Rizesporlu bir oyuncuyu istisna tutmak isterim; kendisi gayet centilmence Muslera ve Andone'ye geçmiş olsun dileklerini iletmiştir. Tüm dünya kalecilerinin, tüm dünya spor kamuoyunun Muslera'ya geçmiş olsun mesajları gönderirken, Galatasaray ile oynamak şerefine nail olan Rizespor Kulübü başkanının böylesine talihsiz açıklaması maalesef çok üzücüdür. Ben tüm Türk spor kamuoyunu buna karşı birleşmeye ve tepki göstermeye çağırıyorum. Bunlar, bir şeylerin fitilini ateşleyici kıvılcımlardır. Çok dikkatli olmamız lazım. Kulübümüzün bu konuda göstermiş olduğu tepki, yazılı bir tepkidir. Yaşanan olaylar çok daha canlı ve sert tepkileri hak ediyordu. Ancak kulüp yönetimi bununla imtina etmiştir. Bunu da ayrıca değerlendirmelerinize sunmak istiyorum. Buradan tekrar, başta Muslera olmak üzere, santraforumuz Andone'ye geçmiş olsun dileklerimizi iletiyor; Muslera'nın en kısa zamanda sağlığına kavuşarak tekrar aramıza döneceği günleri hasretle beklediğimizi belirtmek isterim.

İkinci konu, basketbol şubesinde yaşananlar. Kamuoyunda ve sosyal medyada okuduğumuz gibi; kadın basketbol takımımızın kaptanı Işıl Alben, kulüpten ayrılışını bir tweet ile duyurmuştur. Ben bu konuda gerekli kişilerden bilgileri aldım. En sonunda kaptanımız Işıl Alben ile konuştum. Kendisiyle, Galatasaray Spor Kulübü Divan Kurulu adına duygularımızı paylaştım. Ve yol açıklığı dileyip, bu zamana kadar yapmış olduğu hizmetler için de teşekkür ettim. Ayrılış şeklinin Galatasaray'a çok yakışmadığını da teyit ettim.

Bu konuda çok daha fazla yorum yapmadan sizle bir anekdotu paylaşmak istiyorum. Burada herkes gerekli sonucu çıkartır diye düşünüyorum. Ben bu anekdotu merhum Turgan Ece ağabeyimizden bir deplasman sırasında dinlemiştim. Brian Birch'un takımımızı çalıştırdığı yıllarda, merhum Ali Uras başkanımız vardı. Brain Birch, transfer zamanı Sayın Ali Uras'a gelip bir liste veriyor ve bu listede takımdan gitmesini istedikleri ve takıma katılmasını istedikleri oyuncuların isimleri var. Ali Uras bu listeyi çevirdikten sonra Brain Birch'e ithafen diyor ki; "Sir, burası Galatasaray Spor Kulübü, burada gelenekler, örf ve adetler ve vefa vardır. Bu nedenle bizim spor takımlarımızın kaptanlarıyla ilgili alınacak her türlü karar, başkanın inisiyatifindedir. O bakımdan bu listeye yazmış olduğun kaptan, futbol takımımızın kaptanıdır ve onun ben takımda kalmasını istiyorum." Bu kişi Galatasaray'a tarihi başarılar yaşatan, hala yaşatmakta olan Fatih Terim'dir. Dolayısıyla bu anekdotu ben tüm ilgili arkadaşlarımıza, kardeşlerimize, genç üyelerimize aktarma vazifesini, sorumluluğunu kendimde gördüm. Bunun değerlendirmesini, Işıl Alben'in ayrılış şekliyle ilgili olarak kararlarda dahli olan kişiler lütfen not etsinler. Bu, Galatasaray için önemli bir konudur.