8 Mayıs 2019 Çarşamba 18:37

Mayıs Ayı Divan Kurulu Toplantısı Gerçekleştirildi

Mayıs Ayı Divan Kurulu Toplantısı Gerçekleştirildi

Galatasaray Spor Kulübü Mayıs Ayı Divan Kurulu Olağan Toplantısı, Ali Sami Yen Spor Kompleksi Türk Telekom Stadyumu Özhan Canaydın Toplantı Salonu’nda yapıldı.

Toplantıya Başkanımız Mustafa Cengiz, İkinci Başkanımız Abdurrahim Albayrak, Başkan Yardımcımız Yusuf Günay ve Kaan Kançal, Yönetim Kurulu Üyemiz Mahmut Recevik ve Yönetim Kurulu Genel Sekreterimiz İlber Aydemir katıldı.

Toplantının açılış konuşmasını yapan Divan Kurulu Başkanımız Eşref Hamamcıoğlu, şu ifadeleri kullandı:

“Değerli üyeler konuşmamın başında söylediğim gibi tüzük konusunda hepimizin yıllara dayanan tecrübesi, görüşleri mutlaka vardır. Fakat bunları bir yerde dondurup önümüzdeki maçlara bakmak lazım diye düşünüyorum. O bakımdan da olabildiğince herkesin beğenisini sağlayacağını umduğumuz bir çalışma yaptı arkadaşlarımız. Bunu diğer çalışmalarla birlikte yarın Yönetim Kurulumuza takdim edeceğiz. Ondan sonra ilave görüşler vs olursa tüzük tadili ile ilgili zaten Genel Kurulda herkes görüşlerini belirtip, yapılacak oylama sonucunda da yeni tüzük uygulamaya girer diye düşünüyoruz. Biliyorsunuz aşağı yukarı 2016’dan beri bekleyen yönetimde bir tüzük tadili var. Şimdiki yönetim de 12 ayı geçen bir süredir bekliyor. Bu bakımdan bunun bir an önce kuvveden fiile geçirmek geçirilmesinde yarar var diye düşünüyoruz. Değerli Galatasaraylılar, son Divan toplantımızdan bu yana ülkemizde bir takım ilginç olaylar yaşandı. Bu ilginç olaylar elbette ki kulübümüzü de yakından ilgilendiriyor. Bunlardan bir tanesi bizim ilgimizi çeken henüz lig bitmeden yayıncı kuruluşun ve Türkiye Futbol Federasyonu’nun 2018-2019’un en başarılarını alelacele tayin etmekte göstermiş olduğu işgüzarlıktır. Bu organizasyon kanımızca düpedüz emeğe saygısızlık ve bilinçli bir algı yönetimidir. En büyük temennimiz futbol takımımızın ve hocalarımızın oyuncuları vasıtasıyla buna cevap vermesidir. Mutlu sona ulaşmalarına az kaldı. Bu konuda Yönetim Kurulu’nun törenlere katılmayarak göstermiş olduğu seviyeli tepkiyi de takdirle karşıladığımızı belirtmek isterim. Şampiyonluk yolunda mutlu sona ulaşmamıza birkaç hafta kala kendi sahamızda oynamış olduğumuz son maçta seyirci rekoru kırdığımızı hepiniz biliyorsunuz 51.800 civarında bir seyirciyle bu muhteşem mabette futbol takımımızın zaferine hep beraber eşlik ettik. Galatasaray’da vefa esas olduğuna göre zaman zaman bunu da günlük işlerden dolayı ihmal ediyoruz maalesef. Bu stadı bize kazandıran, bu kadar rahat maç seyretmemizi sağlayan 51.800 kapasiteye ulaştıran, projelendiren, inşaatında çalışan eski yöneticilerimize, eski başkanlarımıza, profesyonellerimize bir teşekkür borcumuzun olduğunu sanıyorum. O bakımdan ebediyete intikal etmişleri de rahmetle anıyorum. Bugün aramızda hala olanlara da esenlikler dilemek istiyorum.

Bir diğer konu yaşamakta olduğumuz siyasi konjonktür nedeniyle gittikçe bozulan ekonomik dengeler. Gün geçtikçe artan kur riski, yükselen enflasyon eminim ki tüm şirketlerde olduğu gibi Galatasaray Spor Kulübü Derneği ve bağlı kuruluşlarında da birtakım mali aksaklıklara sebebiyet verecektir, bu kaçınılmaz. Gelirlerimizin ve giderlerimizin aynı para cinsinden olmaması nedeniyle, hiçbir zaman olmadığı kadar nakit yönetimimizin ve de sabit işletme yönetim giderlerimizin gittikçe değişken hale getirilmesinin zaruri olduğunu sanıyorum ve bu konuda Yönetim Kurulumuzun gerekeni yapacağından emin olarak bir kere daha Divan Kurulu’na bu konuya hiçbir zaman olmadığı kadar daha da özenli olmalarını öneriyor ve tavsiye ediyorum.

23 Mart’ta yapılan Olağan Genel Kurul sonrası yaşanmakta olan sıkıntılı ve olağandışı süreç boyunca tüm paydaşlarımızın beyanlarına çok dikkat etmeleri ve her türlü ayrıştırıcı, ötekileştirici mesajlardan kaçınmaları, özellikle futbol takımımızın şampiyonluk yolunda potaya girdiği dönemde birlik olmamız gerektiğini son Divan toplantısında da hatırlatmıştık. Eski yöneticilerimizin, eski başkanlarımızın, eski sporcularımızın defalarca tüm eskilerimizin Galatasaray’ımızın en önemli varlığı olduğunu çeşitli vesilelerle vurguluyoruz. Ekim ayı Divan Kurulu toplantısında “Galatasaray’da konuşma, yazma ve davranış uslubu vardır. Bunun hiçbir yerde yazılı tanımı yoktur. Öncelikle bir zarafet taşır. Galatasaray’da vefa esastır ve temelinde geçmişimize saygı yatar. Bugün bu salonda bulunan veya bulunmayan zaman zaman ön sıraları süsleyen büyüklerimiz bizim değerlerimizdir. Zamanında her biri gerek sporcu, gerek yönetici olarak çok emek vermişlerdir. Hiçbirisinin aşağılanmasına, hakarete uğramasına izin vermemeliyiz. Buna tepkisiz kalanlara veya imkan sağlayanlara hoşgörüyle yaklaşamayız. Değerli üyelerimiz ve sarı kırmızı renklere gönül verenler, kulübümüzün çizgisi yıllar evvel Ali Sami Yen ve arkadaşları tarafından belirlenmiş ve hür Genel Kurul üyeleri tarafından seçilen yönetimler tarafından tüzüğümüze uygun olarak devam ettirilmektedir. Hiç kimsenin Genel Kurul üyelerinin iradelerini aşağılamaya ve çizgilerini belirlemeye hakkı yoktur. Camiamız tüm paydaşlarıyla bir bütündür. En büyük güvencemiz ve farkımız bizi biz yapan değerlerimizdir. Sizleri hep birlikte bunlara sahip çıkmaya ve fırsatçılara imkan tanımamaya davet ediyoruz.” demişiz.

Geçen hafta basında değerli Başkanımız Sayın Mustafa Cengiz’in, eski Başkanlarımızdan Sayın Faruk Süren hakkında talihsiz bir beyanı yer aldı. Bu konuda bizlere çok tepki geldi. Divan Kurulu olarak toplantılarımız aslında bir aile meclisi olduğundan bu konuyu bugünkü Divan toplantımızda tabiri caizse biraz yumuşatarak geçmeyi planlarken Sayın Cengiz’in dün akşam resmi sitemizde yayınlanan bir zorunlu açıklaması çıktı. Her ne kadar bu mesajın sonunda birlik ve beraberlikten söz edilse de konuya yaklaşım ve yaratılan algı özellikle de üslup tam tersine ayrıştırıcı olmaya devam etmektedir. Gereksiz yere yaratılan gerginlik ve mağduriyetlerin hiç kimseye sürdürülebilir bir faydası yoktur. Bu çerçevede Divan Kurulu olarak bir kere daha tüm paydaşlarımızı gelişmeleri, süreçleri, görev ve sorumluluklarını, önceliklerimizi doğru okumaya davet etme zorunda hissediyoruz kendimizi. Her şeyin çok güzel olacağı inancı ile hepinize saygı ve sevgilerimizi sunuyoruz.”

Toplantıda gündem kapsamında Kulübümüzü ilgilendiren önemli ve güncel konular hakkında katılımcılara söz verildi. Bu bölümde konuşmalarını yapmak üzere Reha Bilge, Timur Kuban, Alican Turalı, Hüsamettin Kavi, Eski Başkanlarımızdan Faruk Süren, İbrahim Göknar, Ahmet Şenkal, Semih Haznedaroğlu, Fatih Altaylı, Mehmet Helvacı, Acar Baltaş, Celal Emon, Rasim Zaimoğlu, Murat Gönenç, Hayri Kozak, Serhat Özalemdar, Mehmet Bilen ve Ömer Kükner kürsüye geldiler.

Son olarak konuşmasını yapmak için kürsüye gelen Başkanımız Mustafa Cengiz şunları söyledi:

“Sayın Başkanım, Divanın değerli üyeleri ve sevgili Galatasaraylılar, ben konuşma yapmayı düşünmüyordum. Sevgili Faruk Başkanım, bize dört şampiyonluk yaşattı. Tribünde ben hemen onun önündeydim, o mutluluğu birlikte yaşadık. Eski dostlar düşman olmaz diye bir söz var. Ben bir açıklık getirmek istiyorum. Gerçekten yanlış bir teamül olacak. Dünkü yazımın içinde bile Sayın Faruk Süren demek unutulmuş, üzüldüm. Ben asla sevgili Acar Hocamın da ifade ettiği gibi bozulmadım. Ben ilk gün neysem oyum. İnsanın karakteri dört yaşından sonra oluşuyor, zamanla değişip derinleşebiliyor.

Benim Sayın Fatih Altaylı’nın konuşmasında çok üzüldüğüm noktalar oldu. “Sayın Başkan çok konuşuyor ve boş konuşuyor. Dört tane baldırı çıplak karşısında” dedi. Benim yanımda ister beğenin ister beğenmeyin yirmiye yakın Türkiye’nin değerli basın mensupları vardı. Kendisi de basının değerli bir mensubu. Onlara baldırı çıplak dememesi gerekir. Şiddetle kınıyorum. Çünkü bizi de küçük düşürüyor. O gecikmiş bir toplantıydı. İletişim hakkında bir arkadaşımız bizi eleştirdi, kendisi çok haklı. Bu idari ibra nedir arkadaşlar? Biz bunu geliştirelim. Sportif ibra getirelim. Hatta bunu dallandıralım. Futbolda, voleybolda, basketbolda ibra getirelim. İletişim ibrası koyalım, ben de şu an kendime oy vermem. İletişim konusunda kendimi ibra etmem. Sosyal ibra koyalım.

Değerli arkadaşlar, birkaç ay önce lisemizde yaptığımız Divan Toplantısı’nda dedim ki idari ibra kalkar. Bir olay olmuş. Benim gitmemi istiyorlar. Buna saygı duyuyorum. Beni beğenmek zorunda değiller ki. Burada demokrasi var. Ancak Mustafa Cengiz’siz bir seçim istiyorlar. Ben de çok girmek istemiyorum onu da söyleyeyim. Fakat ben dedim ki şu tabloya bakın, bu tabloyla ibra etmezseniz mali açıdan anlayan anlar dedim. Anında tehdit etti dediler. Bütün medya buna katıldı. Biz balık değiliz, hepimizin hafızası var. Ben tehdit etmedim arkadaşlar, siz bunu tehdit olarak algılıyorsanız şimdi söylüyorum. Ben tehdit etmedim. Yapmayın arkadaşlar, bu kadar güzel bir mali tabloda bizi ibra etmemeleri ayıp olur demeye çalıştım. Bunu tehdit diye yazdılar.

Değerli arkadaşlar, Genel Kurula geldik. Sevgili Faruk Başkanımı tenzih ederek söylüyorum. Ben Sevgili Dursun Başkanımıza muhalefet ederek yönetime geldim. Ben her Galatasaraylı gibi hizmet etmek isterim. Şartlar öyle getirdi ki ben o görevi üzerimde buldum. Ben elimden geleni yapıyorum, yapmaya da Başkan olsam da olmasam da devam edeceğim. Ben her an, her saniye Galatasaray’ın emrindeyim. Bütün yaşantım da böyle geçti.

Sayın Başkanım geldi bana bunu dedi, konuşmalar onun dediği gibi olmadı. Bunu yalanlamak için söylemiyorum, kimseyi küçük düşürmek gibi bir niyetim yok. Bana gelir misin diye sordu, ben de Başkanım olduğu için gittim. Arkadaşlarım da geldi. Dedi ki bana “kürsüye çık ve ben seçime gidiyorum, lütfen beni ibra ediniz de.” Ben aynen dinledim, kendisine baktım, saydığım ve sevdiğim bir isim. Hiçbir tepkim veya kızgınlığım da yok şu an onu da söyleyeyim. Ben hiçbir şey demeden arkamı dönüp uzaklaştım. Sen madem bunu yapacaktın Sevgili Başkanım çık kürsüye söyle. Bu yanlış ya da doğru de. İşin orasına girmeyeceğim. Sohbet ortamında ben bunu anlattım. Bana şu anda da çok öfkeli konuşmalar oldu, belki içinden küfür etti dedi. Ama ben küfür etmedim, içimden de etmedim. Size samimi söylüyorum. Beni biliyorsunuz, pek dilimde durmuyor. Ben etmediğimi beyan ediyorum, illa ettin diyorsa da özür dilerim. Öyle bir şey yok. Bu beni küçültmez. Faruk Bey’e öfkemi ifade etmeye çalışıyordum. Yanlış oldu, özür dilerim.

Biz Galatasaray Spor Kulübü’yüz, Galatasaray Spor Kulübü Başkanlık Makamı asla bir kazanım elde etme makamı değildir. Bir hizmet makamıdır, hizmet etme makamıdır. Eğer ben hizmet ettiğime inanıyorsam ve üyelerin genel görüşü içerisinde bu konuda destek görüyorsam ben buna devam ederim. Ama Sayın Başkanım Faruk Süren’in bana terbiyesiz demesini de kınarım. Aynı şekilde Sayın Fatih Altaylı’nın terbiyeli ol demesini de şiddetle kınarım. Ben Galatasaray Başkanıyım, edepli olmak zorundayım. Edep, etiktir. Etik birine kedi demeyi, kovalanmayı, terbiyesiz demeyi, terbiyeli ol demeyi hele ki Galatasaray Başkanı’na bunları söylemeyi gerektirmez. Etik ahlaktır, ahlak da edeptir. İnsanı, hayvandan ayıran en büyük unsur edeptir. Ben eğer bir yanlış yaptıysam özür diliyorum. Eğer aynı hata başkası tarafından yapıldıysa onlar isterse dilesin, isterse dilemesin.

"DOĞAMIZDA OLDUĞU İÇİN OTOMATİK ŞAMPİYON OLMUYORUZ"

Bizi suçladılar, Galatasaray Başkanı tarikat toplantısına gidene el salladı diye. Orada 2500 insan vardı. Bugün şampiyonluğa yürüyorsak bizim doğamızda olduğu için otomatik şampiyon olmuyoruz. Keşke öyle olsa. Tek tek oya gibi, nakış gibi işleye işleye yürüyoruz. Anlatamam, anlattığım anda herkes yanlış anlar. Size ve rakiplerimize şunu bütün kutsiyetimle temin ediyorum ki: hiçbir yanlış, hile, desise, yalan yapmadık bu şampiyonluk yolunda. Dümdüz yürüdük, ne gerekiyorsa onu yaptık. Bunun yansımasını da 51000 kişiyle rekor kırarak gördük. İşte o taraftarı ben uğurlarım. Her gün uğurlarım, her saat uğurlarım. Ama UltrAslan ama Ultrakaplan. Lütfen toplumları siyaha ve beyaza boyamayalım. Arada gri var, grinin de 50 tane tonu var. Galatasaray Türkiye’dir ve buna özellikle dikkat edelim. Ben çok fazla uzatmak istemiyorum, bazı arkadaşlarımın fikriyatının değişmeyeceğini biliyorum. Buna saygı da duyuyorum. Ben onların da Başkanıyım. Fazla da yormak istemiyorum, hepinize saygılar sunuyorum.”