14 Aralık 2011 Çarşamba 14:53

Aralık Ayı Divan Toplantısı Yapıldı

Aralık Ayı Divan Toplantısı Yapıldı

Galatasaray Spor Kulübü Aralık Ayı Divan Toplantısı, Galatasaray Lisesi Tevfik Fikret Salonu’nda yapıldı.

Geçen aya ait toplantı tutanaklarının takdimi ve oya sunulması, Divan Başkanlığına gelen evrakın okunması ve 2011 yılı Türkiye Şampiyonasında dereceye giren Kürek ve Yelken şubemize Divan başarı beratı verilmesinin ardından Galatasaray Spor Kulübü Başkanı Sayın Ünal Aysal tarafından Divan Kurulu'na 84.Yönetim Kurulunun ilk 7 aylık mali-idari-sportif çalışmalarıyla ilgili bilgi sunumuna geçildi.

Başkan Aysal'ın konuşma metni şu şekilde;

Değerli dostlarım, sevgili Galatasaraylılar,

2011 yılının son divan toplantısına hoş geldiniz.
Yılın son toplantısı olması dolayısıyla sadece 1 aylık gelişmeleri değil, yönetimde olduğumuz tüm süreyi kapsayan bir sunum yapmayı doğru buldum.

Ve istedim ki, toplantı sonrasında küçük bir çay sohbetiyle hem birbirimizin yeni yılını kutlamak hem de biraz sohbet etmek şansını bulalım.

Meselelerimizi 4 ana başlık altında toplayacağım. Sırasıyla mali meselelerimiz, idari meselelerimiz, sportif meselelerimiz ve sosyal ve kültürel meselelerimiz.

Bu 4 temel konuyu 3 ayrı perspektifte ele alacağım.

Birincisi mayıs 2011 itibariyle işe hangi kesitten başladığımıza bakmak, ikincisi bugün itibariyle geldiğimiz noktayı özetlemek, üçüncüsü çözüm için benimsediğimiz yol haritamızı ve hedeflerimizi sunmak.

Mali meselelerimizden başlayalım;

Daha önce de ifade etmeye çalıştığım gibi önemli ekonomik varlık ve imkanlara sahibiz. Ancak elimizdekileri bu kriz döneminde daha çok bir aile babası titizliğiyle korumalı ve bazı imkanları zamanında görüp cesaretle değerlendirmeliyiz. Yaşadığımız sorunlar varlıksız olmamızdan değil, varlıklarımızı ve de fırsatları  iyi yönetemememizden kaynaklanıyor.

Hepimiz biliriz ki, kurumlar nakit akışlarını iyi yönetemezlerse kolay kolay sağlıklı bir ekonomik yapıya ulaşamazlar. Ne yazık ki, kulübümüzün uzun bir zamandan beri bu sorunu yaşadığı açık bir gerçektir.

Nakit akışındaki zaafiyetimiz pahalı borçlanmalara, yüksek faizlere, gereksiz teminatlara, hatta cezalara yol açmıştır. Kulübümüz bu bedeli o kadar pahalıya ödemiştir ki, Mayıs ayında önümüze şöyle bir tablo çıkmıştır: Tüm gelirlerimiz temlik altındaydı. Yeni kredi alma olanağımız kalmamıştı. 150 milyon dolarlık ciddi bir kredi borcu yükü mevcuttu. 57 milyon doları muaccel borç olmak üzere, toplam borç 327 milyon dolar borç birikmişti. Daha da önemlisi piyasa rayicinin çok üzerinde kredi faizleri ödemekteydik ve görülmemiş yükseklikte teminatlar vermiş durumdaydık.

Futboldaki sportif başarısızlıklar sonucu Türk Telekom Arena’ya yetersiz bir ilgi vardı. Satılan 3 yıllık kombine, loca ve sponsorluk gelirlerinin harcanmış olması kısa vadede gelir musluklarını da tıkamıştı.

Üstelik tarihimizde eşi görülmemiş ölçekte ciddi bir transfer hamlesi ile, neredeyse komple futbol takımı yenileme ve basketbol ve voleybol kız ve erkek takımlarının ciddi ölçüde takviye ihtiyacı ile karşı karşıyaydık. Bütün bunların üzerine Sportif A.Ş’nin birikmiş 152 milyon TL’lik zararı dolayısı ile bir teknik iflas probleminin acilen çözülmesi gerekiyordu.

Bu koşullar altında acil ve öncelikli hedeflerimizi şöyle belirledik:
1. Vecibelerimizi hızla yerine getirerek kredibilitemizi yeniden kazanmak.
2. Mümkün olan en kısa sürede temliklerden kurtulmak.
3. Kredilerimizi yeniden yapılandırarak yüksek faiz yükünü hafifletmek ve tabii borçları azaltmak.
5. Sportif başarıyla ekonomik başarının el ele gideceğini bildiğimiz için çok geniş ama akıllı bir transfer operasyonunu gerçekleştirmek.
6. Kulübün hayatiyetini devam ettirebilmesi için aylık yaklaşık 16 milyon dolarlık sabit masraflarını karşılamak ve devamlılığı sağlamak.

Üstelik bu süreci futbol dünyamızı temelinden sarsan bir şike soruşturması sırasında yönetmek gibi bir ek zorluk daha vardı. Böyle bir ortamda realist bir proje ve plan, kaygan ve değişken bir zemine dayanıklı bir strateji geliştirmek zorundaydık. Ve elimizdeki enstrümanlar son derece sınırlıydı. Bu nedenle Olağanüstü Genel Kurul’da sizden yetki istedik.

Sağolun yetkiyi verdiniz. İyi ki de vermişsiniz. Yoksa bugünkü sunumumuz biraz  daha  kısa  kalacaktı.

Şimdi izninizle bu geçen dönemde bu konularda neler yapıldı, nereye vardık bunlara değinelim.

Az önce değindiğim gibi muaccel borçlarımız 56 milyon doları aşmıştı. Yaklaşık 30 milyon dolarlık bir transfer ihtiyacının da gündemde olduğunu varsayarsak acil ihtiyacımız 87 milyon doları buluyordu. Hiç kuşkusuz her kurum için önemli bir rakamdır bu. Özellikle kredileriniz tükenmişse ve bir global krizin ortasındaysanız daha da önemli bır rakamdır.

87 milyonluk acil ihtiyaç Ekim ayı sonunda 42.7 milyon dolara indirildi. Aralık ayı itibariyle daha da indiğini söyleyebilirim. 31 Ekim itibariyle toplam banka borçlarımız anapara artı faizler olmak üzere 149.6 milyon dolardan 110.4 milyon dolara düşmüştür. Ve düşmeye devam etmektedir. Gelinen noktada toplam borçlarımızda 32 milyon dolar seviyesinde bir iyileşme gerçekleştirilmiştir.

Önemli bir iyileşme de verilmiş teminatlarda gerçekleşmiştir. Toplam teminatlarımız 850 milyon dolardan 552 milyon dolara indirilmiştir.

Temliklerde iyileşme daha da büyüktür. Yüzde 56’lık bir iyileştirmeyle temliklerimiz 252 milyon dolardan 110 milyon dolar seviyesine indirilmiştir.

Olağanüstü Genel Kurul raporunda 31 Mayıs 2012  itibariyle öngörülen toplam nakit açığımız 123.7 milyon dolar olarak hesaplanmıştı. Bugün bu gelinen noktada bu açığın 79.8 milyon dolara indiğini söylemek mümkün. Ve en önemlisi geçtiğimiz yedi aylık dönemin gereksinimi olan aylık 16 milyon yani toplam yaklaşık 112 milyon dolarlık sabit masraflar yeni borç yüküne girilmeden karşılanmış, kulüp ve bağlı şirketlerin hayatiyeti aksatılmadan devam ettirilmiştir.

Değerli arkadaşlarım;
Bu önemli gelişmelere rağmen önümüzde yapılması gereken çok işimiz mevcuttur.

Sorunlar kontrol altına alınmıştır ama bunların çözümü için daha önümüzde uzun ve zorlu bir yolumuz var.

Şimdi bu noktaya nasıl gelindi bir bakalım...
Muaccel borçlardaki temizlik, transferlerin gerçekleştirilmesi ve toplam borçların düşürülmesi nasıl gerçekleşti?

Kağıt üzerinde imkanlarımız neydi, yeni banka kredisi, kişilere borçlanma, riva arazisinin değerlendirilmesi ya da hisse senedi satışı?

Banka kredisı almak daha önceden verilmiş yüksek teminatlar yüzünden mümkün değildi. Üstelik ihtiyacımız olan 150 milyon TL’lik yeni bir kredinin yılda kulübe 26 milyon TL faiz yükü anlamına geleceği ortadaydı. Kişilere borçlanmanın ise kulüpler açısından son derece sakıncalı olduğu örneklerle sabittir. Ancak gelinen noktada bu kaçınılmaz olmuş, bu takviyeye sınırlı ölçüde başvurulmak zorunda kalınmıştır.

Acil ihtiyaçlarda başvurulan kişisel kasa kolaylıkları dışında Galatasaray’ın prensip olarak tamamen kendi imkanlarıyla bu süreçten çıkması planlanmış ve projemiz buna uygun olarak kurgulanmıştır.
Bir diğer öncelik de bankalardaki temliklerin kaldırılarak kulübün sıhhatli bir nakit akış tablosuna kavuşmasına verilmiştir. Ancak bunun için bankadaki kredilerin geri ödenmesi gerekmektedir.
Riva arazisine gelince, talebin yüksek olduğu bir dönemde değiliz. Gerek yurtiçi gerekse yurtdışı yatırımcılarda orta vadeli böyle bir yatırıma cesaret edecek heyecan henüz istenilen düzeyde değil.  Bu çok değerli varlığımızı en yüksek ve en güvenli teklif yönünde değerlendirme çabalarımız sürüyor.

Benimsediğimiz prensip şudur: Hızlı hareket etmek ama işi aceleye getirmemek.

Bildiğiniz gibi ruhsatımızda bir sorun yaşamamak için hafriyat çalışmaları başlatılmıştır. Bir kez daha belirtiyorum; bu değerli varlığımız en iyi teklif alınıncaya kadar elden çıkarılmayacaktır.

Olağanüstü Genel Kurul’da bize verilmiş olan hisse senedi satışı yetkisini kullandık. Hatta 9 Temmuz’da yeterli olacağını tahmin ettiğimiz oranı aştık.

Bunun nedenleri açıktır. Olağanüstü Genel Kurul sonrasında bankacılık piyasasındaki kriz derinleşmiş ve kredi bulma olanağının daralması bir yana kurlarda ve faizlerde çok önemli artışlar olmuştur. Bankalar kendi bağlı kuruluşlarına dahi kredi vermekten kaçınır bir politika izlemek zorunda kalmışlardır. Neticede repo işleminin faiz yükü dolayısıyla ve çok az bankanın kabul edileceği bir sisteme dönüşmesi ile avantajını ve işlerliğini kaybetmiştir.

Diğer taraftan  bize tanınan  yetkiler içinde kalarak, hiçbir faiz ve masraf ödemeden geçici olarak ve süresine kendimizin karar vereceği bir  takvim bazında, finansman  ve kaynak üretme sorunumuza kısmen bu yöntemle bir çözüm getirmek bize en rasyonel ve projemize ve de Galatasaray’ın menfaatlerine en uygun yöntem olarak sağlıklı geldi.

Bilindiği gibi hisse senedi alım satımı faiz maliyeti olmayan bir nakit girişi sağlar. İyi planlanırsa repo işlemi gibi uygulanabilir. Süre ve maliyet baskısı yoktur. Bu nedenle özellikle kar dağıtımı yapılmayan dönemlerde nakit akışını toparlamak için en sık kullanılan enstrümandır. İstenildiği zaman geri almak mümkündür.
Ağustos - Aralık döneminde toplam yüzde 25.66’lık hisse senedi satışı yaptık. 152.7 milyon TL satış geliri, yaklaşık 81.4 milyon TL de kar elde ettik. Eğer biz bu satış operasyonu yerine yeni bir kredi alsaydık kulübümüzün sırtına her yıl için 26 milyon TL faiz yükü binecekti.

Buna ilave olarak satıştan elde edilen nakitle kapattığımız 39 milyon dolarlık kredilerin faiz maliyetinden yıllık 4 milyon dolar, kur farkından da yaklaşık 10 milyon TL tasarruf sağlanmıştır. Bu gelir nakit akışımızı rahatlatırken Riva’nın satılması konusundaki baskıyı da hafifletmiştir. Böylece kasamıza nakit planlaması yapabileceğimiz bir imkan yaratılarak borç ödemeleri ve bankalardaki temliklerin serbest kalmasına dönük ciddi bir olanak devreye sokulmuştur. Satışı ile şirketin kontrolünü hiçbir şekilde sıkıntıya  düşürmeyen bu hisseleri kimlerin aldığı merak konusu olur ise İMKB’dan bu alımları kimlerın yaptığını öğrenmek mümkündür.

Ben bazı üyelerimizin endişelerini ciddiye alıp araştırdım, bu alımlar tamamen küçük yatırımcılara aittir ve aralarında Galatasaray Camiası’nda öne çıkmış hiç bir isim yoktur.

Çok azınlıkta dahi olsalar geçtiğimiz günlerde bazı Galatasaraylı dostlarımın internetteki beyanlarında ağırlıklı olarak hisse senetlerinin kullanım şekli için verdiğimiz sözü tutmadığımız yönünde endişeleri olduğunu izledim. Kendilerine bu kürsüden çok net bir ifade ile şunu belirtmek ve teyit etmek istiyorum; lütfen kaygıları olmasın özellikle halka açık bir şirketin gerçeklerine uygun bir strateji ve projeyle geldik ve programımıza sadığız.

Attığımız her adım dikkatli ve bu çerçeve içinde olup, neticede genel kurulumuzun hassasiyetleri gözetilerek uygulanmaktadır. İyi hatırlanırsa ben sayın üyelerimize 9 Temmuz’da yaptığım konuşmada hisse satışı işlemlerinin komple bir projenin vazgeçilmez bir parçası olduğunu ve proje tamamlandığında bize verdikleri yetkilerden dolayı pişman olmayacakları sözünü vermiştim.

Şu anda henüz programımızın sadece ilk etabındayız ve de Galatasaray’ın varolma kavgası verdiği bu dönemde 9 Temmuz’dan beri yaşanan büyük finansal kriz ve futbol sektöründeki skandalların getirdiği bankalar nezdindeki spor kulüplerine karşı güvensizlik dolayısı ile ortam ve şartların, bizi, modelimizde bazı değişiklikler yapmaya zorlamış olması neticeyi etkilemeyecektir. Herşey Galatasaray’ın yüksek menfaatlerine en uygun şekilde yürütülmektedir. Bizim öncelik ve görevimiz, kişiler ile hesaplaşmak değil Galatasaray için en faydalı formül ne ise onu uygulamak, kurumumuzu süratle ve dikkatimizi dağıtmadan selamete çıkartmaktır. Dostlarımdan rica ediyorum, lütfen aceleci davranmasınlar, beklesinler  neticede sözlerimin her hecesinin arkasında olduğumu görecekler.

Son olarak şunu söyleyeyim, halka açık şirketlerde hisseler gerektiğinde özkaynak yaratmak için dizayn edilmişlerdir; yani gerektiğinde satılabilir ve tekrar geri alınabilir. Ama bu duygusal değil, rasyonel nedenlerle olmalı ve bunun için doğru zaman beklenmelidir. Hiçbirşey şansa bırakılmamakta ,önceden ve itina ile yapılmış bir plana göre uygulama yapılmaktadır.

Hatırlayacaksınız, seçim döneminde vermiş olduğum en önemli sözlerden biri optimizasyon ve zarar kapılarının  küçültülmesi konusundaydı. Her ne kadar henüz istediğimiz seviyeye ulaşamamış olsak da önemli süreçleri başlattık.

Tüm işletme ve şirketlerimizin birer kar merkezi haline getirilmesi hedefınden hareketle bir türlü karlılığa ulaştırılamamış  GS mağazacılık operasyonunu bağımsız bir birim haline getirmek için sektörün deneyimli bir yöneticisini bir kaç hafta önce işin başına getirdik.

Böylelikle pazarlama şirketinin diğer işleri arasında kaybolup gitmesini önlemek, eskisine oranla çok daha büyük bir konsantrasyonla yönetmek şansı doğdu. Yeni yöneticimizden kısa sürede karlı bir işletme için bir yol haritası ve model önerisi bekliyoruz.

Meseleye şu bakışla yaklaşıyoruz:

Galatasaray markalı ürünlerden azami karlılığı sağlamak mutlaka bizim mağazacılık yapmamız anlamına gelmiyor. Mağazacılığı yapmak mı yaptırtmak mı?  Bu sorunun cevabını Ocak ayı itibariyle  sizinle paylaşabileceğimizi sanıyorum.

Bir gelişme haberi de TT Arena’nın yanında Ülker, Nike ve Sony ile işbirliği içinde inşaatına başladığımız Flagshıp mağazamızın 13 Ocak Cuma günü açılıyor olması. Bu merkez mağazanın sistemin kontrol ve optimizasyonunda büyük katkısı olacağına  inanıyoruz.
Bu vesileyle desteklerinden ötürü Ülker grubuna, Nike firmasına ve Sony’ye teşekkür ederim.

Bir diğer önemli adımımız da TT Arena kombine ve bilet satışlarını kulübümüze yüzde 10 -12  gibi çok yüksek maliyeti olan ISG şirketinden alarak kendi bünyemize geçirmemiz oldu. Bu operasyonun kulübümüze önümüzdeki dönemde önemli bir tasarruf sağlayacağını söyleyebilirim.

Koltuk satışlarımız bu sezon yüzde 31. 6 lık bır artışla 25.815’e ulaşmıştır. Seyirci ortalamamız ise geçen sezona kıyasla % 16.5 luk bır artış göstermiş ve 35.857'ye ulaşmıştır. Önümüzdeki günlerde bu rakamların daha da artmasını bekliyoruz hedefimiz başarı skalamıza paralel olarak azami kapasiteyi doldurmak.

Sponsorluk alanında en başarılı çalışmamız Medical Park’la yaptığımız, 3 seneyi kapsayan ve toplam 23 milyon dolarlık anlaşmamızdır. Bu anlaşmanın sağlayacağı en önemli kalem, 3 milyon dolarlık bir yatırımla Galatasaray Medical Park sağlık merkezinin kurulması olacaktır.

Galatasaray yatırıma mekan sağlayacak, merkeze ismini verecek ve cirodan yüzde 12 net pay alacaktır. Türkiye’de bir ilk olacak bu merkezin sadece Galatasaray’ın değil tüm Türk sporunun hizmetinde olması kulübümüz için ayrı bir gurur kaynağıdır.

TT Arena’nın geçici devrinde kulübümüzün sırtına yüklenmiş sorunlar, inşaat eksikleri ve yol yapımıyla ilgili kapsamlı bir rapor hazırlanmış ve Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü’yle müzakereler için hazırlıklarımız tamamlanmıştır.

Ali Sami Yen stadımızla ilgili geçmişten devraldığımız Kare İnşaat’ın aleyhimize  açmış olduğu 7,5 milyon euroluk dava, sulh yoluyla sona erdirilmiştir. Ayrıca yurtdışında aleyhimize açılmış toplam 5 milyon euroluk iki adet dava da uzlaşma yoluyla çok düşük bir meblağ bazında çözüme kavuşturulmuştur.

Değerli Galatasaraylılar, kulübümüz büyük bır holding ölçeğinde ama henüz rasyonel bir  kurum olarak yönetilmiyor. Kulüp çalışan sayısı son yıllarda eşi görülmemiş bir hızda artmış durumda. Dahası, kadro verimliliğinde rasyonel bır modelimiz mevcut değil. Bu durum kar merkezleri hedefimiz bakımından ciddi bir sorun teşkil etmekte ve bilançolarımızı  zorlamaktadır. Burada sert ve ani bir kadro daralmasından ziyade mevcut kadrolardan mutlaka maksimum verimde yararlanılmasından söz ediyorum

Önümüzdeki dönemde en önemli işlerimizden birisi de bu verimliliği en üst düzeye çıkartmak olacaktır. Buna dönük olarak spor kulüplerinin rehabilitasyon ve reorganizasyon konusunda  özellikle Manchester’daki ünitelerini de devreye alarak Deloıtte firması ile çok kapsamlı bir anlaşma yaptık. Yeniden yapılanma çalışmaları içine ve kulüp ve şirketlerimizde daha önce kurulmamış olan dahili denetim fonksiyonunun hayata geçirilmesi kararını aldık.

Bu çalışma 16 hafta içinde sonuçlandırılacak ve idari yapımız 21. asrın gerçeklerine uyumlu hale getirilecektir. Başta futbol, basketbol ve voleybol olmak üzere şubelerimiz emin ellerde ve son derece dikkatle yönetiliyor.

Şubelerle yönetim arasında çok ciddi bir uyuma ulaşıldı.

Basketbol ve voleybolda yıllar sonra Avrupa Kupaları mücadelesi içindeyiz ve önemli beklentilerimiz var. Diğer yandan altyapılarımızı güçlendirmek ve geleceğe yatırım yapmak için çalışıyoruz. Başarının sürekliliği ancak altyapıdan yetişecek yeni yıldızlarla mümkün.

Açıkça söyleyeyim; bu konuya önem verilmesi beni çok mutlu ediyor, ileride bu yatırımların meyvesini daha çok göreceğimize inanıyorum.

Özetle şunu söyleyeyim; henüz ideal noktaya ulaşmadık ama doğru yoldayız.

Altyapıdan biraz söz etmekte yarar var...

Değerli arkadaşlarım; hepimizin bu konuda ortak bir anlayışta olduğunu biliyorum. Galatasaray’ın geleceği bugün altyapıya yapacağımız yatırımların başarısına bağlıdır. Büyük bir memnuniyetle duyurmak isterim ki, Florya Metin Oktay Tesisleri’ndeki köhnemiş altyapı tesisimizi antrenman sahalarımız da dahil olmak üzere 1 milyon 200 bin TL’lik yatırımla son derece modern hale getirdik. Artık 40 yataklı 5 yıldızlı bir altyapı binamız oldu diyebiliyoruz. Okullarımızla birlikte 1000’e yakın öğrencimiz var.

Altyapı alanında  dış ülkeler ile  çeşitli temaslarımız oldu ve bu konuya kararlılıkla eğilmiş durumdayız. Bildiğiniz gibi, futbol takımını neredeyse baştan sona yeniledik. 11 yeni ve üst düzey futbolcu sadece 29 milyon dolarlık bır bonservis ödenerek takımımıza kazandırıldı. 17 oyuncu da satıldı ya da serbest bırakıldı. Böylece gerçek mali yükümüz 7 milyon dolar ile sınırlı kaldı.

Bütün bu yeniden kadrolaşma programının gerçekleşmesinde şube maliyetleri açısından gerçekçi olmaya dikkat ettik. Futbol şubesi  2011- 2012  sezonu işletme  maliyetimiz  62 milyon dolar ile geçen yıldan 10 milyon, bir evvelki sezondan ise 28 milyon dolar daha  düşük olarak bütçelenmiştir.

Bu vesile ile sizlerle kısaca futbol, basketbol, voleybol ve yüzme şubelerimizin bu yılki performanslarını paylaşmak istiyorum.

Geçen yıl ile karşılaştırır isek karşımıza çıkan tablo şudur:

Futbol’da 15. haftada geçtiğimiz yıl 20 puanla 9. Sırada yer alırken, bu yıl aynı haftada 31 puan ile lider durumdayız.

Basketbolda erkek takımımız geçtiğimiz yıl 7. Haftada 4. Sırada yer alırken, bu sene 1 mağlubiyet ile 2. Sıradadır. Erkek basketbol takımımız bu akşam alacağı sonuca göre Euroleague’de top 16’ya kalacaktır.

Basketbol bayan takımımız ise geçtiğimiz yıl olduğu gibi bu sene de tek mağlubiyet alarak 2. sırada yer almaktadır. Güçlenen takımımızdan Avrupa’da da büyük zaferler beklemekteyiz.

Voleybolda ise erkek takımımız geçtiğimiz sene olduğu gibi yine 6. sırada yer almaktadır. Bu akşam Challenge Cup’ta ilk maçını oynayacaktır. Kendilerine başarılar diliyorum.
Bayan voleybol takımımız ise geçtiğimiz yıl 6. sırada yer alırken, bu sene tek mağlubiyetle 2. sırada yer almaktadır. Ve CEV Cup’ta kulübümüzü başarıyla temsil etmektedir.

Limassol’la oynadığımız ve 3-0 kazandığımız deplasman maçında bayan sporcularımızın yaşadıkları sıkıntıları basından takip etmiş olduğunuzu tahmin ediyorum. Kendilerine bir kez daha geçmiş olsun dileklerimi sunuyorum.

Yüzme dalında gelenekselleşmiş başarılarımız devam ediyor.

8-11 aralık’ta Polonya’da yapılan  ve 38 ülkenin katıldığı 25. Avrupa Kısa Kulvar Yüzme Şampiyonası’nda 4 sporcumuz toplam 7 Türkiye rekoru kırarak bizleri gururlandırmışlardır. Şampiyonada yüzücülerimiz 2 final, 4 yarı final yüzmüşlerdir.

Kalamış Tesisleri’nde yapılmakta olan binamızın kaba inşaat işleri ihalesi tamamlanmış ve inşaata başlanmıştır. Bina 3. kat seviyesindeyken Büyükşehir Belediyesi girişimleri ile Kadıköy Beledıyesi tarafından inşaat durdurulmuştur. 3. katın yıkılması ıstenmiş, yıkım işlemlerı, havuz çatısını örten kısım hariç tutularak tamamlanmıştır. Binanın kullanılması için belediyenin oluru beklenmektedır.

Yapılması gereken işler:

Öncelikle belirtmek isterim ki, ilgili belediyelerin müsadelerini almak çalışmaları tamamlayabilmek için şarttır. Şu anda çatının oturacağı betonarme kirişleri tamamlanmakta ve çelik  çatının  imalatı yapılmaktadır. Çatının montajına bir ay içinde başlanabilecektir. Montaj da ayrıca 15 günlük bir süre alacaktır. Cephe kaplaması ile binanın dış cephe işleri tamamlanmış olacak, iç inşaat işlerine bundan sonra başlanacak ve belediye ile  mevcut sıkıntı atlatılır ve ilerde yeni bir sorun yaşanmaz ise inşaat yaza kadar bitirilecektir.

Geçtiğimiz günlerde Galatasaray bir kez daha Türkiye'nin en itibarlı markası seçilmiştir. Bu olağanüstü bir başarıdır.

Ancak kendimize şunu sormamız gerekir:

Bu kadar itibarlı, bu kadar güçlü bir marka neden hala ekonomik sıkıntılarla uğraşıyor?

Değerli Galatasaraylılar;

25 milyondan fazla taraftarımız var. Galatasaray resmi web sitesinin günlük ziyaretçi sayısı 200.000. 550 bin twıtter üyemiz var. Facebook’da 6 milyon 200 bin üye ile sanal dünyada 6. büyük taraftar kitlesine sahibiz. Tekrar ediyorum, bu kadar çok seveni, taraftarı olan bir kulüp nasıl oluyor da  taraftarından  gerekli ekonomik desteği  alamıyor?

Bir örnek vermek istiyorum. Bir kredi kartımız var. Adı GSBonus. Garanti Bankası ve Denizbank’la birlikte çıkartılmış. Kaba bir hesapla 2 milyon Galatasaraylı’nın cebinde zaten Bonus Kart mevcut normal Bonus Kart yerine GSBbonus’a geçmenin hiç bir maliyeti yok. Bu kartı kullandığımız zaman yapılan harcamanın önemli bir bölümü kulübümüze geliyor. Ne yazık ki 2 milyon Bonus Kart sahibi Galatasaraylı içinde GSBbonus’ a geçen ve kullanan sayısı sadece 90.000. Eğer 1 milyon Galatasaraylı’ya bunu anlatabilir ve GSBbonus’a geçmelerini,  kullanmalarını sağlarsak yılda yaklaşık 45- 50 milyon lira ek gelir sağlarız.

Şimdi galiba sıra bu tarz kampanyalar, pazarlama aktiviteleri yapmaya geldi. Bu kampanya  sadece kulüp yönetimi ile olmaz. Hep birlikte olur. Hepinizden rica ediyorum. Elele verelim tüm Galatasaraylı  dostlarımızı bu kampanyaya  davet edelim ve 1 milyon destekçi  rekorunu  kıralım. O zaman sadece en itibarlı  marka  olmayız, en güçlü ve zengin markalardan da biri oluruz.

Bildiğiniz gibi maçlarımız öncesi Türk Telekom Arena’da kulübümüze ve özellikle futbol takımımıza büyük emeği geçmiş sporcularımızı ve yöneticilerimizi anıyoruz. Bunun nedeni sadece maç öncesinde toplam maç seyir keyfini arttırmak değil. ‘Vefa’nın Galatasaray için bir semtten ibaret olmadığını, en önemli değerlerimizden biri olduğunu her hafta milyonlarca izleyiciye aktarmak

Aynı amaçla Türk Telekom Arena’da 2 önemli çalışma yürütüyoruz.

Daha büyük bir proje olan Galatasaray Müzesi’ni Arena’ya taşımak ve çağdaş bir spor ve kültür müzesi gerçekleştirmek. Arena’nın içinde ise dünyada “hall of fame” diye bilinen ünlüler galerisini  sezon sonuna yetiştirmek.

Ayrıca mimari ekibimiz bir açık hava konser alanı, ek localar ve izni için uğraştığımız kapalı spor salonu projeleri üzerinde çalışmaktadır.

Değerli Galatasaraylılar;

Çok önemli bir dönemeçteyiz. UEFA’nın mali kriterleri başta olmak üzere yeni kuralları devreye girmiş durumda. Tüm futbol kulüplerimiz gibi bizim de rehavet döneminin sona erdiğini, kulübümüzü müthiş bir mali disiplin içinde yönetmemiz gerektiğini kabul etmemiz gerekli.

Ancak bunu bir tehdit olarak değil bir fırsat olarak görmemiz gerekir. Kurumsallaşmaya, gelir gider dengemizi sağlamaya azami özen göstermek zorundayız.

UEFA’nın 3 yıllık süre için toplam 30 milyon euroluk bir zarara tolerans göstereceği gerçeği karşısında ne kadar hızlı hareket etmek zorunda olduğumuz ve uluslararası başarıyı elde etmek için tüm işletme ve operasyonlarımızı birer kar merkezi haline getirmemiz gerektiği ortadadır.

Yeniden yapılanma çalışmasına paralel olarak önümüzdeki dönemde bu konularda atılan ve planlanan somut aktiviteleri paylaşmak üzere hepinize sağlıklı, mutlu ve başarılı bir yıl diler, saygılarımı sunarım."

Başkan Ünal Aysal'ın ardından Hayrettin Kozak, Murat Ece, Taner Aşkın, Mehmet Dülger ve Mehmet Helvacı söz alarak düşüncelerini paylaştı.

Başkan Ünal Aysal, daha sonra tekrar kürsüye gelerek konuşmaların ardından oluşan sorulara yanıt verdi. Bir yıllık nakit akış planının ve programının hazır olduğunu söyleyen Aysal, hisse satışları hakkında şunları söyledi: "%11 hisse satışı sınırı... O gün için tüm hissselerimiz bankada rehine oldukları için, rehine olmayan hisselerin %11’i kastedilmiştir. Bizim genel kurulumuzdan aldığımız yetki %49’dur. Biz yetkimizi aşmadık. Ama biz hisseleri kurtardığımız nispette bir kısmını satma sürecini içine soktuk. Maalesef SPK’ya olan sorumluluklarımız, halka açık olması dolayısıyla, ben size bu konudaki plan ve projeksiyonumuzu açıklayamıyorum. Mali Genel Kurul’da bu konuda hepinizi tatmin edici açıklamaları yapabilecek ortama gelinecektir.”

Hisselerin geri gelip gelmeyeceğine ilişkin yorumlarda bulunan Aysal, “Hisseler geri gelir. ‘Ben şu kadar hisseyi şu kadar zamanda geri alacağım, şöyle bir mesuliyet yükleniyorum’, dediğiniz vakit, bu hisselerin değerleri üzerinde siz ciddi bir uygulamaya geçmiş olursunuz. Bunun cezası çok ağırdır SPK’da. Bunu arkadaşlarımızın bilmesi gerekir. Böyle bir taahhütü vermek, her şeyden evvel, Galatasaray’a ağır zarar getirir. Benim şahsımdan daha ağır sıkıntı Galatasaray yaşar. O yüzden bu konuda Mali Genel Kurul’u beklemenizi istirham ediyorum” ifadelerini kullandı.

Galatasaray Adası'ndaki yatırım tespitinin kendilerinden önce yapıldığını anlatan Başkan Ünal Aysal, “O zamanın hukuk kurulunun başındaki arkadaşımız tarafından yapılmıştı. Benim de aldığım cevap bu oldu. Tasarruf politikası konusunda %100 katılıyorum. Muhakkak ki tasarruf yapmamız gerekiyor. Zaten başka türlü önümüzü açamayız. Sadece para kazanarak bu iş bitmez. Az evvelki sunumumda bundan bahsettim. Tasarruf, bizim yönetimimizin temel ideallerinden ve kurallarından birini oluşturmaktadır. Bugünkü divan kurulumuz, bir kesitin ortasını almaktadır. Bütün programımızı, stratejimizi şu anda açıklamak durumunda olamıyorum. Ama önümüzde çok kısa bir zaman, sadece üç ay var. Tahmin ediyorum, bu üç ay içinde politikamızın ve stratejimizin ne olduğunu tüm üyeler, ağabeylerimiz, kardeşlerimiz göreceklerdir” diye konuştu.

Ünal Aysal, nakit akış tablosuna ilişkin soruya ise şu yanıtı verdi: “Benim de ilk çalışmalarımdan biri oldu. Ama nakit akışı tablosu yapabilmeniz için nakit akışınızın olması lazım. Az evvel arz ettim. Nakit yok ki, akış olsun. Sadece çıkış var. Ancak birkaç aylık çalışma sonrası nakit girdilerini düzene sokma fırsatı elde ettik. Nakit akışı yapıldı. Bu konuda çok hassasız.”

Kâr-zarar planlaması üzerine konuşan Aysal, “Biz hiçbir şey satmıyoruz. Ortada olan bir hareketi görüyorsunuz yalnızca. Ama hareket bitince şapkadan çıkan bir tavşanı görmeyeceksiniz. Ekonomik kurallar içinde realize edilmiş bir programın sonucunu göreceksiniz. Biraz sabırlı olmanızı rica edeceğiz. Benim endişem yok. Karşınıza Galatasaray Başkanı olarak endişeli çıkmayacağım” dedi

Başkan Ünal Aysal, Kalamış projesiyle ilgili olarak, “Bu inşaat başladığı vakit izinsiz başlamış. Biz projeyi bu şekilde miras aldık. Bununla ilgili çalışmalar yapılıyor. Bu konu hakkında bir toplantı yapılarak bu sorun aşılmaya çalışılıyor. İlerleyen günlerde tahmin ediyorum ki güzel bir haber vermiş olacağız" diye konuştu.

Başkan Ünal Aysal, gündemdeki şike konularına ilişkin bir soruya da şu yanıtı verdi: “Hiçbir zig-zag çizmedik. Bütün Galatasaraylılar emin olsunlar. En başta çıktığımız nokta neyse oradayız. Tutumumuz aynen devam etmektedir. Uzlaşmacıyız, ama her şeye rıza gösteren bir tutum içinde değiliz. Galatasaray’ın haysiyetini Galatasaraylılar adına ayakta tutmak için, sizin düşüncelerinizi aktarmak için yerine göre sert, yerine göre yumuşak oluyoruz ama istikametimiz aynıdır. Pusuladaki yönümüzü değiştirmedik, değiştirmeyeceğiz.”

Ünal Aysal'ın konuşmasının ardından Divan Kurulu toplantısı sona erdi.