13 Haziran 2012 Çarşamba 15:37

Haziran Ayı Divan Toplantısı Yapıldı

Haziran Ayı Divan Toplantısı Yapıldı

Galatasaray Spor Kulübü Haziran Ayı Divan Toplantısı, bugün Florya Metin Oktay Tesisleri'nde gerçekleştirildi. Başkan Ünal Aysal ve Yönetim Kurulu üyelerinin katıldığı toplantı Divan Başkanı İrfan Aktar’ın konuşması ile başladı.

Toplantıda daha sonra başarı beratları verildi. Futbol Takımımızın, 18. Lig Şampiyonluğuna ulaşması dolayısıyla Divan Başkanı İrfan Aktar, İkinci Başkan Ali Dürüst’e, Başkan Ünal Aysal ise Teknik Direktör Fatih Terim ile yardımcı antrenörler Ümit Davala ve Hasan Şaş’a başarı beratlarını verdi.

Toplantıda daha sonra Başkan Ünal Aysal bir konuşma yaptı. Başkan Ünal Aysal konuşmasında şunları söyledi.

Bugün diğer divan toplantılarından biraz daha farklı olacak ama çok önemli bir olayı hep beraber kutlamak üzere buradayız. Aslında biraz Aziz Nesin hikâyesi gibi olacak ama işte 390 günümüzün hikâyesi:

18 Mayıs’ta mazbatayı aldıktan sonra ilk iş, bir ölçüde dışarıdan duyduğumuz kadarıyla bildiğimiz mali durumun tespiti olmuştu. Manzarayı defalarca anlattık, tekrara gerek yok, özellikle bugün. Yapılmaması gerekenler son derece netti, acilen yapılması gerekenlere yöneldik. Kredibilitemizi yeniden kazanmak, kulübü ve bağlı şirketlerini yeniden iş yapabilir hale getirmek üzere harekete geçtik. Borç yükü, temlik, teminat derken global ölçüde bir finans krizi, yani bankaların en tedirgin, en şahin oldukları bir dönemde bu işlemler bir ölçüde güncel sorunlarımız arasına girdi. Elimizde sorunları ve eksikleriyle birlikte Ali Sami Yen Spor Kompleksi Türk Telekom Arena ve en temel gelir kaynağımız olan futbolda bize yakışmayan bir sonuç, baştan sona değiştirilmesi gereken bir takım, teknik kadro ve darmadağın olmuş bir Florya vardı. Tabii dışarıdan çok akıl veren oldu; Gazeteler, basın, dostlarımız: Yok Riva’yı satın, yok satmayın inşaat yapın, yok şunu yapın, aman bunu yapmayın mesajları gibi. Doğrusu hiç kimse böyle bir dönemde ne başkanlığı ne de yönetimde olmayı hayal etmemiştir. Özetle hem içte hem dışta usta bir itfaiyecilik gerektiren bir durumla karşı karşıyaydık.

Tam evdeki sorunlara eğilmeye başlamışken dışarda başlayan bir büyük yangın daha... 3 Temmuz soruşturması ve Galatasaray’ı işin içine çekme çabaları karşımıza dikilen en büyük sorunlar oldu. Özellikle futbol açısından hiçbir yanlış yapma lüksümüzün olmadığı bir dönemde yepyeni bir yönetim kadrosu ile işe başlamış olduk. Bu dönemde “Drogba’yı alamamış başarısız bir Başkan” olduğum medyamız tarafından ilk tescil edilen olaydı.

Neler oldu, nereye geldik biraz bunlardan bahsedeyim...

Yepyeni bir takım kurduk, kadro derinliğimizin olmamasına rağmen play off nedeniyle uzayan sezonda iki defa şampiyon olduk. Şampiyonluk hepimizi sevindiriyor, gururlandırıyor ama daha çok sevindirmesi gereken şey Florya’nın bugünkü idare şekli. Başta hocamız Fatih Terim olmak üzere bu dönüşümü gerçekleştiren tüm ekibe burada yürekten teşekkür etmek istiyorum. Benim Florya’ya geldiğim ilk gün izlenimim; Buraya hangi hoca girerse girsin, bir asit fıçısına girmiş gibi sadece kemikleri buradan çıkar izlenimi olmuştu. Ama bugün asit yok, ortalık günlük güneşlik. Bahçelerimizde çiçekler açtı. Bunu bu ekibin özverisine, gece gündüz çalışmasına borçlu olduğumuzu unutmamamız lazım.

Üstün başarı sağlayan engelsiz aslanlar, bayan voleybol ve su sporları hariç diğer branşlarda doğrusu istediğimiz sonuçları kısmen alabildik diyebilirim. Özellikle erkek basketbolda Avrupa ligleri de tam garantilenmişken Beşiktaş’a üç defa üstü üste yenilmiş olmamız biraz hevesimizi kursağımızda bıraktı. Bunun tedbirlerini herhalde bu sene alacağız.

Sportif sonuçlardan başladım, çünkü bu kilidi açamasaydık usta itfaiyeciliğimiz de yeterli olmayabilirdi.

Bu süreç içinde bir yandan ligdeki pozisyonumuzun verdiği moralle birikmiş işlerimize konsantre olmaya çalışırken, bu kez alabileceğimiz en iyi sonucu bile tehlikeye atacak bir federasyon yönetimleri kriz dönemi yaşadık. Ne kadar kendimizi soyutlamaya çalışırsak çalışalım, içinde olduğumuz camianın sorunları bizi farkında olmadan kucaklıyor. Ve önceliklerimiz arasına giriyor. Biz kendimizi soyutlamaya çalışırsak dahi günümüz ve mesainin büyük bir kısmı medyanın da baskısı ile bizi sürüklüyor.

Özetle bugün hedeflerimizin ilk aşamasını tamamlamış durumdayız. Önümüzdeki günlerde borçlarımızda daha hızlı bir azalma göreceğiz ve tahmin ediyorum, 2013 Mali Kongresi’ne ise yaklaşık üçte birine inmiş bir borç stoku ile girebileceğiz. En azından hedefimiz bu ve dikkatli şekilde ilerliyoruz.

Bunlar işin elle tutulur kısmı. Dışarıya çok yansımayan diğer çabalarımızdan söz edeyim. Dünya ve Avrupa spor kulüpleri yönetimlerine baktığımız zaman sanırım tüm Türk kulüplerinin modernleşmede biraz geri kaldığını söylemek mümkün. Bu geleceğimiz açısından en büyük tehlikedir. Bunu öncelikle kendi kulübümüz içinde Deloitte kuruluşu ile 16 hafta süren bir analiz gerçekleştirdik ve yaklaşık 2 aydır uygulama safhasına girdiğimiz bir dönemi geride bıraktık. Önümüzdeki haftalarda bu konuda önemli adımları atmış olacağız. Günlük operasyonlarımız yetkin kadroların elinde, rasyonel ve verimli bir biçimde yürütülecek. Bu hedefi bu sene Kasım ayı sonuna kadar tutturacağımızı tahmin ediyorum.

2014 UEFA Mali Kriterlerine en çabuk ve en iyi uyum sağlamış kulüp olacağımızın sözünü artık verebilirim. Bunun kulübümüzün geleceği itibariyle önemini en iyi sizler takdir edersiniz. Geçtiğimiz günlerde diğer üç güzide kulübün başına gelen sıkıntılar Galatasaray için bir korku sebebi değildir, içiniz rahat olsun.

Bu gelişmelerin ve özellikle mali sorunlarımızı geride bırakıyor olmanın verdiği  güvenle uzun bir süredir üzerinde bir ekip olarak çalıştığımız transferlere yoğunlaşmış durumdayız. Hedef büyük. Kolay olduğunu da söyleyemem ama tüm ekibime güvenim tam. Basında hemen her gün çıkarılmaya çalışılan dedikoduları ve yapay krizlere lütfen kulak asmayınız, camiamız tam bir uyum içinde çalışıyoruz. Otokritik dediğimiz sistem çalışıyor. Gayet tabii her gün birbirimiz tenkit ve kritik edeceğiz. Daha iyisini bulmak için. Bütün kritiklerimiz Galatasaray camiasında yapıcıdır, hataların önlenmesine dönüktür. Bizde yönetim olarak bunu büyük bir dikkatle izliyoruz. Her kritiği de takdir ve teşekkürle karşılıyoruz. 

Bir başka önemsediğim çalışma Galatasaray’ın marka gücünü dünya sathında güçlendirmek, milyonlarca taraftarımızı pasif taraftarlıktan aktif destekçiliğe dönüştürmek çabamız. Bunun için geçtiğimiz dönemde Türkiye içindeki ziyaretlerin yanı sıra Amerika, Belçika, geçen hafta Almanya dernekleriyle bir araya geldik. Vizyon ve projelerimizi paylaştık. Camiamızdaki heyecanın son derece yüksek bir düzeyde olduğunu söyleyebilirim. Yeni bir bilinçlenme bizi yepyeni bir boyuta ulaştırmak üzere. Galatasaray’ın yurt içi kadar, yurt dışındaki desteği ve Galatasaray kültürünün sebep olduğu bu dış dayanışma Galatasaray’daki taraftar sayısını yurt dışında yurt içinden daha yukarı taşıma istidadını göstermektedir. Bunu size şimdiden müjdeleyeyim. Pazar günü Egeli Galatasaraylılarla buluşmak üzere Kuşadası’na gideceğim. Böylece yurt içinde gelişmeleri, taraftarlarımızın kulübümüze olan ilgisini orada izleme imkanı bulacağım.

Bu sürecin bir parçası da “2020 Galatasaray Taraftar Kartı” projemiz. Bildiğiniz gibi İstanbul 2020 olimpiyatlarının en güçlü adayı. Bu hepimiz için tarihi bir fırsat ve aynı zamanda tarihi bir görev demek. Yılda 50 lira karşılığında alınacak ve karşılığında bilet önceliğinden GSStore ürünlerinde indirime kadar varan avantajlar sağlayacak taraftar kartı gelirleri sadece basketbol, voleybol ve diğer olimpiyat branşlarımıza şampiyonlar yetiştirmek için kullanılacak. Dışardaki derneklerimizden bu konuda büyük destek gördük. Türkiye’nin en büyük kulübü olarak bunu geliştirmeyi Galatasaray’ın temel görevi olarak görüyorum.

Kombine satışlarımızın kısmen yenilenme dönemi gelmişti.  Dün saat 16:00 da başlayan online satışlarımız rekor bir talep görmekte. Bu sabah itibariyle 4 bin 500 yakın yeni satışla 35 bini bulduk. Böyle gidersek önümüzdeki 10 gün içinde stadın tüm kapasitesini satabiliriz. Şimdi tartışıyoruz, nerede durduralım bu satışı diye. Çünkü önümüzde dış maçlarımız var. Bunu hesabı yapılacak ve satışlara devam edilecek veya devam edilmeyecek.

Değerli Galatasaraylı abilerim, kardeşlerim, dostlarım… Kısa kısa diğer olayları özetlemek istiyorum.  Bildiğiniz gibi efsaneler projesi ile vefanın semt adı olmadığını kanıtladık. Bizi biz yapan sporcularımıza ve eski yöneticilerimize sahip çıktık. Galatasaray’ın dünya kulübü haline getirilmesi vizyonuyla bugünün temellerini atan Ali Uras Abimizi maalesef kaybettik. Tekrar hatırlayalım, bu merasimi yaptığımız Florya’yı bizlere kazandıran, Galatasaray’da futbola ivme kazandıran Jupp Derwall’i getiren bu değerli yöneticimize, abimize, Başkanımıza tekrar Allah’ta rahmet diliyorum.

Kız ve erkek basketbolcularımız Cumhurbaşkanlığı Kupası’nı Fenerbahçe’yi yenerek aldılar. Sosyal medyada dünyanın en güçlü altıncı kulübüyüz. 7 milyon Facebook, 1,5 milyon Twitter ve aylık 2 milyon internet sitesi kullanıcımız var. Ve bu arada ufak bir haber; Abdurahim Albayrak kardeşimiz, bir maçta zıplarken omuriliğinde beş noktayı kırdı. Bu da tarihimize geçecek bir özellik. Dünyanın hayranlıkla izlediği tribün şovları ile gururlandık. Taraftarımızdan dolayı hemen hemen hiç ceza almadık. Bu Galatasaray için gurur verici bir olaydır. Bunu her vesile ile medyada açıklıyorum. Galatasaray’ı diğer takımlarından kulüplerden farklı kılanın işte bu kültür ve davranış olduğunu her defasında vurgulamaktan büyük zevk aldığımı söyleyebilirim.

GSStore Ali Sami Yen mağazasını bu sene açtık. Nike’ın araştırmasına göre kulüp mağazaları içerisinde ciroda açıldığından beri dünyada bir numaraya getirdik.
Kalecimiz dâhil oynayan tüm oyuncularımız gol attı. TV’mizi şifresiz hale getirerek 2,5 milyon haneye ulaştık. Sarı formamız Türkiye’deki geri dönüşümlü malzemeden yapılan ilk çevreci forma oldu. Stadımızda birçok devlet başkanını ağırladık. Görme engelliler için dergimizin internet sitesini sesli hale getirdik. Tekerlekli Basket Avrupa Şampiyonası’nı biz organize ettik. Kulüp merkezini Mecidiyeköy’den Arena’ya taşıdık. TV’mizin merkezini yeni stüdyolarıyla takviye ederek Arena’ya taşıdık.

Ve sonunda 2011-2012 sezonu en fazla gol atan, en az gol yiyen, en fazla galibiyet alıp, en az yenilen takım olarak iki kere şampiyon tamamladık.

Galatasaray’ı çok güzel günler bekliyor. Bu kendiliğinden oluşabilecek bir netice değil. En büyük görev bizlere düşüyor. Hepimiz bu tarihi fırsatı en iyi şekilde değerlendirmek için el ele verirsek ortak idealimize daha çabuk ulaşırız. Dolayısıyla önümüzdeki dönemi bir rahatlama dönemi olarak görmüyorum. Aksine hedeflerimizin büyüdüğü, dolayısıyla görevimizin daha da ağırlaştığı bir dönem olarak görev görüyorum.

Bunu yalnız Galatasaray için değil, Türk sporu için, Federasyonumuz için, Kulüpler Birliği için ve Galatasaray’ın ağırlığını her gün daha çok hissettireceği tüm kurumlar için görüyorum. Son olarak bütün bu zorlu süreçte bize güvendiğiniz ve verdiğiniz destek  için şükranlarımı sunuyorum.

Daha büyük başarıları birlikte kutlamak üzere sevgi ve saygılarımı iletiyorum.

Başkan Ünal Aysal’ın konuşmasının ardından, Divan Başkanı İrfan Aktar, bir kutlama gününde olduklarını belirterek üyeleri Florya Metin Oktay Tesisleri’nde gerçekleştirilecek pikniğe davet etti.