13 Kasım 2013 Çarşamba 19:10
Kasım Ayı Divan Toplantısı Yapıldı

Galatasaray Spor Kulübü aylık olağan Divan Toplantısı bugün Galatasaray Lisesinde yapıldı. Divan Başkanı İrfan Aktar başkanlığında yapılan toplantıya Başkan Ünal Aysal, İkinci Başkan Özkan Olcay, Başkan Yardımcısı Ümit Özdemir, Yönetim Kurulu Üyeleri Adnan Nas, Mete İkiz, Aka Gündüz Özdemir, Emir Sarıgül, Ahmet Ocaklı, Mehmet Karlı ve Necati Demirkol katıldı.
Geçen aya ait toplantı tutanaklarının takdimi, oya sunulması ve Divan Başkanlığına gelen evrakın okunması ile başlayan toplantıda daha sonra Yönetim Kurulu adına Muhasip Üye Mete İkiz, Kulübün 9 aylık kesin olmayan hesap özeti ve sportif faaliyet raporunu açıkladı.
Barkovizyon eşliğinde yaptığı sunumda Mete İkiz, 30 Eylül 2013 tarihi itibariyle Kulübün solo bazdaki net borç-alacak farkının 206 milyon TL (101 milyon ABD Doları), konsolide bazdaki net borç-alacak farkının ise 522 milyon TL (257 milyon ABD Doları) olduğunu belirtti. Eylül sonu itibariyle Kulübün konsolide gelirlerinin 334 milyon TL'ye ulaştığını anlatan Mete İkiz, bu durumun geçtiğimiz yılın aynı dönemine göre %23'lük bir artışa denk geldiğini ifade etti. Mete İkiz sunduğu raporda ASY Spor Kompleksi TT Arena'dan elde edilen VIP, loca ve sezonluk kart gelirlerinin toplam gelirler içerisinde ilk sırada geldiğini anlatarak, GSStore satış gelirleri ve yayın hakkı gelirlerinin bunu takip ettiğini söyledi ve reklam, sponsorluk ile UEFA performans gelirlerindeki artışlara da dikkat çekti. Amatör Şubelerin gelir-gider bütçe fiili rakam karşılaştırmalarını Divan üyeleriyle paylaşan Mete İkiz, tüm amatör şubelerde ilk 9 aylık gider bütçe rakamlarının aşılmadığını ifade etti. Amatör şubelerin ilk 9 aylık gelir bütçelerinin ise kurs ve sponsorluk gelirlerinin beklenin biraz altında gerçekleşmesi nedeniyle düşükde olsa bir gelir eksikliği yaşandığını ifade etti. Amatör şubelerin Temmuz-Eylül arası 3. çeyrek dönemdeki tüm sportif başarılarını detaylı olarak sıralayan Mete İkiz, Yönetim Kurulu'nun Kulübün gelir kaynaklarını artırmak ve çeşitlendirmek amacıyla geliştirdiği projelerdende bahsederek, bir yandan Kulübün gelirlerini artırırken diğer yandan da sürdürülmekte olan tasarruf programının olumlu sonuçlarını önümüzdeki dönemde daha somut olarak görmeyi hedeflediklerini söyleyerek sözlerine son verdi.
Mete İkiz'in sunumunun ardından Divan Başkan İrfan Aktar, tüzükte yapılan değişiklikler ile ilgili olarak bilgi verdi. 2010 yılında değiştirilen kulüp tüzüğünün muhtelif maddelerinde, 3 yıllık uygulama esnasında tespit edilen eksiklik veya aksaklıkların düzeltilmesiyle ilgili çalışmanın kapsamı, yöntemi ve zamanlaması hakkında görüşmenin ardından bir komisyonun kurulmasına karar verildi. Bu bölümde Divan üyelerinden Taner Aşkın, Ahmet Şenkal, Mehmet Helvacı, Hayrettin Kozak, Özer Berkay, Osman Yiğit, Yılmaz Toköz, Turcan Bolayır, Mehmet Bilen, Ergun Öztürk söz aldı. Konuşmaların ardından üyelerin sorularını cevaplandırmak adına Yönetim Kurulu adına Mete İkiz ve Mehmet Karlı kürsüye geldi.
Divan toplantısında son olarak kürsüye Başkan Ünal Aysal geldi. Ünal Aysal yaptığı konuşmada şunları söyledi:
İlk olarak daha önce benim yaptığım açıklama, Galatasaray markası, Atatürkten sonra, İstanbul gibi önemli bir markadır şeklindeydi. Ben bir Atatürk çocuğu olarak, hiçbir zaman Atatürkü Galatasaray dahi olsa hiçbir şeyin altına koymam. Bir kere daha bunu düzeltmek isterim.
Hatırlarsınız, tam otuz ay önce Galatasarayda bir misyonu değiştirmek için göreve geldim. Üç yıllık planlamamın hedeflerini ve önceliklerini açıklarken, bunlara ulaşmak için hiç kimseye taviz vermeden, netice odaklı çalışacağımı ve neler yapacağımı net ve açıkça anlattım. Bu misyonda, özellikle o günlerde içinde bulunduğumuz koşulları düşünerek, sportif başarıyı neden önemli ve öncelikli gördüğümü sizlerle defalarca paylaştım ve bu başarılar için de sonuna kadar yapabileceğim her şeyi yaptım, alabileceğim her türlü tedbiri aldım.
Son iki haftada, biri Şampiyonlar Liginde olmak üzere, tamamen şanssızlık olarak nitelendirilebilecek, iki önemli oyuncumuzun sakatlığı sonrasında, kolayca telafi edilebileceğine inandığım iki yenilgi dışında, pek çok dalda oldukça önemli sportif, mali ve idari başarılara hep birlikte imza attık. Bu başarılar, bir ekip çalışması ve toplu dayanışmanın eseri olup, hiçbiri ne benim ne de başka bir kişinin tek başına ortaya koyabileceği veya kendisine mal edebileceği çapta ve boyutta değildir. İşte bundan dolayıdır ki, camiamızda bu felsefeyi paylaşamayan kişiler geçici, ama prensipler, ödev ve hedefler kalıcıdır.
Bu kalıcı zaferler her başarılı dönem sonrasında yaşandığı gibi, 2011 yılı öncesi birkaç yıllık şanssız dönemden geçen camiamızı tekrar kıskanılan bir duruma getirdik. Hele Şükrü Saraçoğlu Stadındaki son maçtan sonraki görüntüler, bazı kulüplerimizin Galatasaray kompleksi ile yaşadıklarını ve Galatasaray düşmanlığından beslendiklerini açıkça ortaya koydu. Özellikle 19. şampiyonluğumuzun sonrasında bazı iç muhalefet mihrakları ve genelde rakip kulüplerin konrolünde olan bir takım medya tellallarının açık hedefi olduk. Ancak bundan ne korktuk, ne de çekindik. Hepimiz bu reaksiyonun eşyanın tabiatında zaten var olduğunu biliyoruz.
Geldiğim günden beri yapamayacağım hiçbir şeyin sözünü sizlere vermedim. Ve de sözünü verdiğim her şeyin 2014 Mayısından önce ana hatlarıyla tutturulacağına gönülden inanıyorum. Bunu bir kere daha belirtmek isterim. Kimse kusura bakmasın. Bu kıskançlığın daha da ileri noktalara gitmesinin, onlar açısından kaçınılmaz olduğunu şimdiden söyleyebilirim. Kasım ayındaki sevinçlerin, Mayıs ayında nasıl bir düş kırıklığına dönüşebildiğini lig tarihine bakanlar çok net görmektedirler ve gayet iyi göreceklerdir. Bu güç ve inanç bizde var. Galatasarayı her bakımdan sağlıklı yapıya kavuşturmak, Türk sporundaki liderliğini, uluslararası platformda başka hiçbir Türk takımına nasip olmayan üstün başarılarını sürdürülebilir düzeyde tutarak, Galatasaray markasının değerini yükseltmek için gece gündüz çalıştığımız bu günlerde, kaç cephede ve kimlere karşı mücadele verdiğimizi bir kere daha düşünmenizi istiyorum.
Aleyhimizde kurulmuş ve kurulmakta olan bütün tuzakların bilincinde olmalarını, medyada çıkan her türlü haberin bu gerçeğin süzgecinden geçirilerek incelenmesini renklerimize gönül vermiş Galatasaraylı kardeşlerimizden, burada, huzurunuzda önemle rica ediyoruz. En haklı olduğumuz konulardaki atılımlarımızı engellemek için kurulan organizasyonlar, yöneticilerimizi kendi taraftar gruplarına hedef gösteren rakip takım yöneticileri, basında hergün asılsız haber çıkartarak enerjimizden çalmaya çalışanlar, hemen her karar uygulamasında Galatasarayın aleyhinde davraran federasyonlar ve iyi niyetli taraftar gruplarını ve hatta devlet kurumlarını yanıltarak sinsice bel altından organize edilen sosyal medya kanalları bunlardan sadece bir kaçı. Hepsinin unuttuğu gerçek şu; Biz bu sorunlara yabancı değiliz, etkilenmeyiz, tutsağı da olmayız. Doğduğumuz günden beri iç ve dış düşmanlarla korkmadan savaşmış ve hepsinden güçlenerek çıkmışız.
Geçtğimiz süre içersinde katılabildiğim 21. Divan toplantısı bu. Geriye dönüp baktığımda Galatasarayı Galatasaray yapan divan toplantılarının gündemini ve kürsüden yapılan konuşmaları hatırladığımda ister istemez bazen karamsarlığa düştüğüm anlar olduğunu itiraf ettiğimi söylemek zorundayım. Maalesef kendi dostlarımızca yalnız bırakılıp, bazen şahıslarca rencide edici seviyelere ulaşan insafsızca eleştirilmemize rağmen verilen mücadelenin sağduyulu Galatasaraylılar tarafından tespit ve fark edileceğine dair güvenimi sorguladığım anlar da oldu. Ancak yine de gayretlerimize hiçbir taviz vermeden devam etmenin tek çıkar yol olduğuna her zaman olduğu gibi bugün de inanıyorum.
Hiçbir zaman bir takdir ve iltifat beklemedik. Hiçbir başarıyı kendi üstüme ipoteklemedim. Bugüne kadar gönül verdiğim bu büyük camia için bütün çabamı ve imkanlarımı kullanarak Galatasaraya faydalı olmak istedim. Bundan sonra da bu ilkemde bir değişiklik olmayacak. Ancak bugün gelinen noktada Galatasaray vizyonu, kulübe sahip çıkma anlayışı bu mudur diye de kendimi sorgulamıyorum desem doğruyu söylememiş olurum.
Sayın Taner Aşkının önerdiği doğrultuda özellikle kulübümüzdeki tüm kırgınlıkları yok etmek, tam bir dostluk ve sevgi ortamı yaratmak için çok önemli hazırlıklar içinde olduğumuz bu günlerde amacım kesinlikle sizlere burada sitem etmek değil. Amacım, iyi günde de kötü günde de bu kulüpten hiçbir şey beklemeden, tüm heyecanlarıyla bu kulüp için çalışan, düşünen, kendisi yapmasa bile en azından çalışanları motive eden bir camia olduğumuzu, bu rolümüzü hiçbir zaman unutma lüksümüzün bulunmadığını bir kez daha kendimize hatırlatmaktı.
Değerli dostlarım, başka yenilgiler de alacağız. Sporun doğasında kaybetmek yoksa, kazanmak zaten yok. Ama şunu herkes bilmeli ki, biz ve bizden sonra bu sorumluluğu üstlenecek gönüldaşlarımız, girdiğimiz her mücadelede hem camiamızın hem de bu ülkenin gururu olmayı sürdüreceğiz. Hedefimiz her zaman bu oldu ve olmaya devam edecek. Sizlere ebediyete kadar birlik ve beraberlik dileklerimi sunarken, Galatasaray'ın en büyük gücünün bu beraberlikten ve dayanışmadan kaynaklandığını bir kere daha hatırlatmayı kulübümüzün sorumlusu ve başkanı olarak görev addediyorum.