15 Ekim 2008 Çarşamba 18:20

Mehmet Kurdoğlu’ndan GS TV’ye Açıklamalar

Mehmet Kurdoğlu’ndan GS TV’ye Açıklamalar

Galatasaray Sağlık Kurulu Başkanı Mehmet Kurdoğlu, Galatasaray TV’de sakatlıkları bulunan oyuncularımızın son durumları hakkında açıklamalarda bulundu.

Şu anda basının en çok konuştuğu iki kişiden birisiniz; Galatasaray adına biri Teknik Direktör Skibbe ise diğeri de Mehmet Kurdoğlu. Galatasaray’da neler olup bitiyor, gelişmeleri sizden özetlemenizi rica edelim hocam.
Tabi hakikaten gündemde olan bir konu, ben de radyoda, özellikle hastaneye giderken spor programlarını dinliyorum. Hatta dün dinlediğimde de, Mehmet Demirkol’un da eşlik ettiği bir şeyde, yine Galatasaray’ın sakatlıkları üzerine, aslında çok da iyi anlaşıldığını zannetmediğim şekilde konuşmalar oldu. Türkiye’den manzaralar ifade edildi. Eylemler, bizim şehitlerimizin olduğu hadiseler. Zaman zaman böyle spor programlarını dinlediğimde acaba bu manzaraların içine öyle spor programlarında tek taraflı bilinçsizce yapılan tenkitleri de koymak mı gerekir diye düşünüyorum. Örneğin o programda bir Uğur Uçar’ın sakatlığı ön plana getirilerek bir teşhis yanlışlığından bahsedildi ki hiç alakası olmayan bir konuydu. Onun için bu çok isabet oldu bizim bir araya gelişimiz. Gerçi bundan önce ayak üstü de olsa bu tip yayınları yaptık, yani Galatasaray bu konuda çok şeffaf; neyi var neyi yok hepsi ortada. Tekrar tekrar söylememize rağmen nedense yanlış anlaşılmak istediğimiz için mi ısrarla bizim söylediğimiz dışında konuşmalar oluyor. Biraz evvel gazete haberlerinde de üç tane oyuncumuzun iyileşerek sahalara döndüğünü sevindirici bir haber olarak okudum. Hakikaten sevindirici bir şey, Kewell’ın Hasan’ın ve Ümit Karan’ın sahalara dönmesi. Böylelikle sakatlık sayımız da azaldı. Artık bir takım kuramayacaklar sakatlarla.

Eski sakatlarımızdan başlarsak, ameliyat olmuş olanlardan ki Uğur Uçar en çok gündemde.

Uğur, Şubat ayında sakatlandı, sekiz aydır bir sakatlık dönemi geçiriyor ve dünkü o Mehmet Demirkol’un da katıldığı spor programında da, “sekiz aydır iyileşmiyor yanlış teşhis” gibi lafların geçmesi hakikaten beni çok üzdü. Yani bir kırığın yanlış teşhisi olmaz, kırık kırıktır. Ama Mehmet Demirkol, her kırık birbirine benzemez gibi de doğru yönde bir yorum yaptı. Barış’ın ayak parmağının, Deivid’in ayak bileğinin kırığı veya eski zamanlarda görülmüş olan kırıklarla aynı kırıklar değil. Nedir bunun özelliği? Diz ekleminin ön yüzünü oluşturan bir kemiktir diz kapağı kemiği, yani diz her oynadığında bu diz kapağı kemiğiyle sürtüşerek hareket eder. Düşünün ki ikiye ayrılmış bir diz kapağı kemiğinin ön ve arka yüzü ikisi bir arada kaynıyor, kaynayan hiçbir şey orjinali gibi düz bir yüzey meydana getirmez, böyle dizde her topa vuruşta ve koşuşta sürtünen iki yüzeyin ara yüzeyindeki kıkırdak dokusu tam kaynamış olmasına rağmen bu sürtünmeden dolayı sıvı salgılıyor. Böylelikle dizi su topluyor, yani bir insan düşünün kırığı kaynamış, bu iş dört ayda tamamlanmış ama bunun üzerine bu dört ay içinde esas topla çok ilgili olan ön uyluk adalesi atrofi dediğimiz küçülmeye gitmiş. Yani diğer bacakla bir 3 cm’lik adale çapı farkı var. Biz bu adale çapını istediğimiz kalınlığa getirmeden Uğur’u sahaya  koyarsak eğer o zaman Uğur’un o adaleyi koparması çok büyük risk, böyle bir şey yapamayız. O zaman adaleyi toparlamamız lazım. Adaleyi toparlamamız için yaptığımız ağırlık çalışmalarında da kaynayan o kemiğin diz ekleminde ki bu sürtünme hareketiyle su topladığından dolayı bize zaman müsaade etmiyor. Yükleniyoruz çap farkını azaltıyoruz. Adaleyi kuvvetlendiriyoruz su topluyor buz yapıyoruz, gerekli tedavileri yapıyoruz, suyu geriletiyoruz tekrar yükleniyoruz. Onun için bu süreç, bu sürtünmenin o yüzeyi, iki kemik birbirine yeni kaynamış haliyle alışıncaya kadar geçen süreyi devamlı takip, devamlı çalışmayla götüreceğiz. Buna bir zamanlama verilemez. Bu iki yüzeyin birbirine alışkanlık getirmesi için acaba başka kimselerin elinde, başka yerde olsaydı daha iyi olur muydu? Bu soru için, biz de aynı şekilde yurt dışından çok inandığımız Almanya’da bir profesörle yine bu konuyu danıştık; Uğur oraya gitti, filmleriyle gitti ve o profesör yapılan ameliyatı mükemmel buldu. Ameliyatın seyrini son derece normal buldu ve bu anlattığım problemlerle mücadeleye devam etmemiz gerektiğini söyledi. Aynı şekilde hiçbir ortopedistin de hem Uğur düzeyinde futbol oynayıp hem de bu diz kapağı kemiği kırığı vakası yaşayan hastası ikiden fazla değildir. Yani birinin 500 tane vakası olsun bilelim de o 500 vakayı nasıl savaştıysa bakalım. Öyle bir tecrübe yok, bu bizim kendimize ait bir tecrübe ama bu ameliyatı yapan insanlar çok inandığımız kişiler ki Uğur’a bundan evvel iki ameliyat daha yaptılar. Bunları belki unuttu kamuoyu; mesela kalçasına yakın aynı uyluk kemiğinde bir kist vardı bu kist çıkarıldığında kemik 1 cm inceliğe kadar indi. O kistin içi kemikle dolduruldu. Uğur iki ay sonra sahalara döndü, ondan önce katık fıtığı ve leğen kemiğindeki aynı böyle kemik zarında kırık gibi bir şey oldu, onları da yine aynı ortopedist arkadaşım başarıyla tedavi etti. Uğur hemen sahaya üç ay içinde döndü. Uğur’un böyle şanssız sakatlıkları üst üste geldi. İnanıyorum ki bu diz kapağı sakatlığı da 8 ay sürmesine rağmen, sürtünen kemiklerin yeni uyuma adapte olduğu zaman, dizin su toplaması gibi problem ortadan kalktığı zaman, biz adaleye de iyice yüklenmeye fırsat bulduğumuz zaman düzelecektir. Buna bir tek zamanlama veremiyoruz ama şu anda, hele son 1 ay içinde çok gelişme kaydettik ve her seferinde ümitle bakıyoruz. İnşallah kısa bir süre de Uğur bu sakatlığından kurtulup sahaya geri dönecek. Uğur hikayesi çok uzun, onun için buna uzun vakit ayırmak istedim, sebepleri bunlar. Eğer spor programı yapan diğer arkadaşlar tarafından tartışılacaksa lütfen bu bilgiler ışığı altında tartışılsın

Herhalde kamuoyundaki bütün soru işaretleri açıklamalarınızdan sonra netlik kazanacak diye düşünüyorum.
Bir sağlık kurulunun ve çok seçkin profesörlerin ameliyat ettiği ve bakımını üstlendiği bir olayda tıbbi gerçekler bunlardır. Bu gerçekler bilinerek yorum yapmak lazım, başka da bu açıdan faydalanacağımız dünyada bir tecrübe yoktur. Zaten faydalanmaya da çalıştık ama yine bizim bildiğimizden öte şeyler bize söylenmedi. Bu gerçeği de tam manasıyla ortaya koyalım.
Barış için iyi haberler alıyoruz. Barış biliyorsunuz ayak tarak kemiğinde bir kırık olmuştu, kendi ailesi Almanya’da olduğu için orada ameliyat olmayı tercih etti. Başarılı bir ameliyat oldu, 2 ay içinde antrenmanlara başlayacağını düşünüyoruz. Daha şimdi işte  5-6 haftası oldu, tahmin ediyorum 15 gün içinde Uğur’la ufak ufak koşularla filan başlanır. Şimdi özel bir ayakkabı giyerek ancak yürüyebiliyor, alçıdan da özel ayakkabıya bu hafta içinde geçiş oldu. Tahmin ederim 15 -20 gün içinde antrenmanlara başlar. Antrenmanlarda bizim yüklediğimiz kondisyonlarla istediğimiz kondisyona geldiği zamanda takımla antrenmanlara başlar

Kısa bir süre sonra İstanbul’a gelecek yani…
Gelecek. Yani buradaki saha içi çalışmalarına Cevat Hoca’yla beraber başlayacak

Serkan Çalık’la ilgili…
Bununla da ilgili çok büyük konuşmalar oldu. Serkan geçen Mayıs ayının başında bir menüsküs yırtılmasına bağlı menüsküs ameliyatı oldu. Ama menüsküs kıkırdağı çıktıktan sonra onun altındaki kıkırdağında iyi olmadığı, yumuşak olduğu, bir kıkırdak lezyonununda bir kıkırdak harabiyetinin olduğu da tespit edildi. Onun için yavaş rehabilite etmekteydik ama Almanya’da tatil süresi içinde, Almanya’da kendi bulduğu Alman Milli Takım’ı fizyoterapistiyle birazcık daha agresif çalışmayla o kıkırdak dokusu su yapar hale geldi. Bu yüzden tekrar kıkırdak dokusunun tamiri için daha agresif ameliyata ihtiyaç duyuldu, biz bu ameliyatın zamanlamasını Türkiye için tam yapıyorduk. Bu menüsküs ameliyatını yapan arkadaşım tarafından da zaten böyle bir yaklaşım vardı ama o Almanya’da olmayı tercih etti ve orada başarılı bir ameliyat oldu. Kıkırdağı kanlandırıcı bir ameliyat ama ondan sonra bir 3 ay kadar dizlerinin üzerine ağırlık vermemesi için çift koltuk değneğiyle bir dolaşma safhası oldu. Yeni yeni o da bir 15 gün içinde koltuk değneklerini atarak adaleleri kuvvetlendirici tarzda rehabilitasyonun itici kısmına geçecek. Onun biraz daha süreceğini tahmin ediyorum, onu izleyerek, takip ederek gerekli bilgileri de Galatasaray taraftarına vereceğiz.

En çok merak uyandıran oyunculardan biri kuşkusuz İsveç Mili Takımı’nın da futbolcusu Linderoth. Milli maçta sakatlandı ve daha sonra da seyre gelen bir süreci var. Linderoth’un durumu nedir?
Tobias mili takımında sakatlandı. Linderoth’la ilgili söylememiz gereken; cumartesi günüydü maçı, sakatlandı biz hemen telefonlarla kontak kurduk. Fakat kesin bir sonuç veremediler. Çünkü Pazar günü hastanelerin genellikle kapalı olduğunu, böyle bir MR’ı Pazartesi çekip, ondan sonra değerlendireceklerini söylediler. Bizim memleketimizdeki telaş ile onların ele alışındaki farkı söylemek için belirttim. Biz de anında Acıbadem Hastanelerine götürülür ve orda çekilir, bu şeylere orada hemen karar verilir. Gerçi pratik açıdan bir gün önce bir gün sonra çekilmiş şeylerin tedavi açısından faydası yoktur. O 24 ila 48 saat içinde yapılacak olan şeyler aynıdır. Çekilen MR’ın da çok ileri bir şey olmadığını ve kısa sürede futbola döneceği şeklinde bir yorum geldi. Fakat ağrıların devam edip, bizim klinik muayenemizin farklı olması nedeniyle ciddi bir durum olduğunu gördük. Biz bir MR daha çektik. Onların çekilen MR’ın da bizim daha yukarıdan aldığımız kesitlerde onların görmediği şeyleri gördük. Bu nedenle biraz daha ciddi olduğuna karar verdik. Nitekim dediğimiz gibi çıktı. Onlar için 10-15 günde dönmesi gereken Linderoth, aşağı yukarı iki aya yakın olacak oynamıyor. Belli bir mücadelenin içinde en azından bir ayı geçmiş durumda, şu anda ödemi tedaviye zor cevap veriyor. Ama ondan öte topuk kemiğinde darbeye bağlı olarak bir ezilme var. Topuk kemiğinin bembeyaz yerinin üzerinde, eklemin yüzeyine yakın bir yerinde simsiyah bir bölge var. Bu durum, o kemiğin ezildiğini gösteriyor. Oranın ödem olduğunu yani su topladığını gösteriyor. Bütün şikayetleri ağrıları buna bağlı. Eğer biz bu ağrılara rağmen onu zorlarda oynatmaya çalışırsak, ödemli yerden bir parça kopup eklem içine düşüp Tobias’a futbolu bıraktırır.  Bu kemik ödeminin tedavisi de klasik bir tedavildir. Öyle çok sofistike, öyle çok ayrı merkezlerde yapılan tedaviler değildir. Ortalama bir fizyoterapi tedavisi ile ele alınmış durumda MR kontrolleriyle ödemin gerilediği ağrısının geçtiğini kontrol ediyoruz. Tedaviye cevap veriyor. İlk geldiği hale göre dörtte birine indi sakatlığı. Ama her şey ama sıfırlanmadı. Sıfırlanması için biraz daha bekliyoruz. Hani hep bu zaman soruları… Biz bu soruları hiç sevmeyiz. Çünkü her kişiye göre bu değişir ama yine de bir alışkanlık olarak herkesin de bir parça bilmesi için bu sakatlığın daha üç hafta kadar süreceğini söyleyebiliriz. Yani bu süreden sonra takımla birlikte çalışmalara başlamasında bir sakınca yok… O da bir MR kontrolünde bu ödemin gerilediğini gördüğümüz zaman. Çünkü öbür türlü Linderoth’u zorlarsak tamamen kaybedebiliriz.

Peki hocam diğer oyunculara da kısaca bakalım, kaleci Orkun’da problem var zannedersem...
Evet Orkun ve Mehmet Topal’da çeşitli sakatlıklar var. Mehmet Topal’a Bellinzona maçında çaprazlama şeklinde ayak bileğine bir darbe oldu ve kısa süre idare eder gibi olsa da oyundan çıktı. Hakikaten ciddi bir şeydi. Bahsettiğimiz bölge; ayakta, kaval kemiğiyle yanındaki kemiği bağlayan aradaki bağ… Allah’tan yırtılma olmadı sadece ödem oldu bahsedilen yerde. Sağlam ise üç hafta içinde sahalara döner. Yırtıksa belki  3-4 ay sürebilir. Biz bunun sağlam olduğunu, bir hafta sonra tedavilere başladıktan sonra tekrar ayak bileğine MR çekerek gördük. Ayak bileğinde ödem var, su toplamış durumda… Nasıl bir darbe ki, bu bütün bu alttaki kemikleri bu şekle getirmiş ama yırtık olmaması, sadece zorlanma ve buna bağlı ödem olması sebebiyle tedaviye hızla cevap verdi. Şu anda iyi bir şekilde gidiyoruz. Tahmin ediyorum 2-3 hafta içinde, ki üç hafta dersek daha doğru olur. İstediğimiz düzeyde saha içi antrenmanlarına başlayacaktır

Kasım ayı sonlarında aşağı yukarı bu saydığımız oyuncuların pek çoğu Galatasaray’a katılacak…
Eskiden beri sakatlığı olan Emre Güngör var. Emre de sanki etraftan kaybolmuş gibi oldu. Avrupa Şampiyonası finallerinde, genç yaşta Galatasaray’da hemen oynadıktan sonra yer buldu ve çok da başarılıydı. Ama orada bir sakatlık geçirdi. O sakatlığı iyileşti, sonra Steaua Bükreş maçında şanssız bir topta kontrolsüz bir hareketle arka adalesini ciddi şekilde gerdi ve bunun sonunda da adalede tam kopma oldu. Hızla ilk başta tedaviye cevap verdi. Sonra tedavinin daha yavaşladığı bir devre olur. Biliyorsunuz sekizinci ayın 13’ünde olmuştu zaten. Sekiz haftadan önce iyileşeceğini düşünmüyorduk. İşte o da aynı şekilde bu ayın sonunda antrenmanlara vereceğimiz düzeye gelir diye düşünüyorum. En son sakatımız da Orkun. Çok şanssız olarak Almanya’da tam kalenin konulduğu yere yakın bir yerde, olmaması gereken bir tümseğin üzerine, kalça kemiğinin üzerine düştü. Kalça kemiğinde ciddi bir ezilme oldu. Onun tedavisini yapıyoruz cevap veriyor. Şikayetleri azalmış durumda ve kısa bir sürede o da toparlayacaktır.

Özellikle bazı yazılı basında ortaya çıkan bir haber yer almıştı. Kulüpte bazı futbolcular sağlık heyetinin kontrolü dışında başka takımların doktoruna ziyaretlerde bulundular. Bununla beraber sözü size vermek istiyorum.
Galatasaray sağlık kurulu kurulmuş en eski organizasyondur. Sekiz senelik geçmişi var. Fatih Terim zamanında kurulmuştur. Bu bizim sağlık kurulumuzun içinde Florya’da devamlı bulunan dört spor ekibi var. Bunun biri altyapıda, biri baskette, ikisi futbolda. Ayrıca takım doktoru olan Murat’ın takımla bir arada. Akşam sekiz, sabah sekiz bütün antrenmanlar boyunca kulüpte vakit geçiriyor. Bu dört ekibimizin görevi sadece sakatlıkları tedavi etmek değil. Teknik direktörlerle antrenmanlar üzerine sakatlıkları önleyici yorumlarda bulunuyorlar. Bu performans hekimliğinde, yapılan antrenmanlarda da tıpta işin içinde. Performansta tıbbın çok büyük bir yeri var bunun. Fatih Terim bu konuda memleketimizdeki en öncülerindendir. Dikkat ederseniz bizim bünyemizde çalışan yine spor ekibi arkadaşımız Bülent Bayraktar’ı da milli takıma sırf bu iş için alarak bunu paylaşan bir kişi. Teknik direktörlerin de, inancıyla, vizyonuyla, bilgileriyle paylaşılan bir şey bu. Yani tıbbın performansla ilgisi böyle bir şey… Arkada tedavileri destekleyen Acıbadem hastaneleri ve onun içinde 15 tane öğretim üyesi profesör seviyesinde insan var. Özellikle ortopedist arkadaşlarım da Türkiye‘de; bunların en seçkinleri dünyada da isimleri olan kimseler. Hatta normal vatandaşlar kendilerini çok iyi tanırlar. Kendi sakatlıkları, hastalıkları ile randevu almaya kalksalar 6-8 aydan önce ulaşamayacakları kimseler. Bizde iki ameliyat arası da olsa anında ulaşılıp yardım ederler.
Bu tedavilerin dışında bazı arkadaşlarıma çıkma ihtiyacı duyuyor olabilirler sporcu arkadaşlarım. Hani Uğur gibi uzun süren sakatlıklarda, aynı yerde tedavinin bunalımı olabilir veya başka takımlarda da daha önceden oynamış, buraya geldiğinde Ankaragücü, Ankaraspor gibi takımlarda oynamış arkadaşlar; oradaki hekim arkadaşlarla olan ilişkilerinden, onlara da duyduğu güvenden olabilir…
Ama aslında bu sistem hiçbir takımda şu anda olan sistem değil. Ben bunu yadırgarım, yani bu bilimselliğin bu kadar kıymetli kişilerin dışında bir tedavi arayışı tabi. İnsan yapısında olan şeyler; bunlar olabilir. Bu tedavinin, hele diğer arkadaşlarla sanki böyle bir şey varmış gibi iğneyle telafi edilmesi, çalışılması ancak Türkiye gibi ülkelerde biraz sorumsuzca davranışlardan olabilir. Yabancı ülkelerde de görebiliyoruz ama örneğin iğne yapılmış, bu iğnenin ne içeriğini biliyoruz ne yapılan ilacı biliyoruz. Bunun ruhsatlı olup olmadığını biliyoruz ve dünyada da iğne yapılarak daha iyi tedavi edildiğine dair hiçbir bilimsel çalışma yok. Bilimsel çalışma demek bizde aynı sakatlığı iğneli iğnesiz takip edersin, iğneli eğer ondan üstünse ama bunu mikroskop altında da adalelerinin iyileştiğini göstererek ispat edersen herkes onu yapar. Geçen yıl ki istatistiklere bakıyorum bizim sağlık merkezinde 2800 müracaat olmuş, biz 1015 tane ciddi tedavi yapmışız.
Düşünün ki 45 dakikadan fazla zaman vermişiz 1045 tedaviye. Bunlar eskiden dışarıdan yapılıyordu ve kimse de takip edemiyordu. Şimdi 1045’i burada yapmışız. 7 kişi kendini dışarıda böyle bir kendine çare aramış. O arkadaşlar da böyle ararken belki kendilerine göre haklı nedenleri vardır. En azından bizim için böyle tedaviler zarar vermesin diye dua ediyoruz faydasına inanmıyoruz, sonra arkadaşlar bize döndüler zaten hiçbiri o iğneden sonra harika bir gelişim gösterip ertesi gün oynamadı yine. Bizim tedavimiz de devam etti ve sonradan yeni yeni biz bunları tekrar Galatasaray’a kazandırmaya çalışıyoruz.