11 Ocak 2020 Cumartesi 18:37

Ocak Ayı Divan Kurulu Toplantısı Gerçekleştirildi

Ocak Ayı Divan Kurulu Toplantısı Gerçekleştirildi

Galatasaray Spor Kulübü Ocak Ayı Olağan Divan Kurulu Toplantısı, Galatasaray Lisesi Tevfik Fikret Salonu'nda gerçekleştirildi.

Toplantıya Başkanımız Mustafa Cengiz, İkinci Başkanımız Abdurrahim Albayrak, Başkan Yardımcılarımız Yusuf Günay ile Kaan Kançal ve Yönetim Kurulu Üyemiz Banu Vahapoğlu Akgün katıldı.

Toplantının başlamasından önce ebediyete intikal etmiş üyelerimiz için bir dakikalık saygı duruşunda bulunuldu. Divan Kurulu Başkanı Eşref Hamamcıoğlu’nun açılış konuşması sonrası aralık ayına ait toplantı tutanağı takdim edilip oya sunuldu. Ardından Divan Başkanlığına gelen evrak okundu.

Daha sonra Başkanımız Mustafa Cengiz kürsüye gelerek ‘Yapılandırma Sözleşmesi, Riva-Florya'daki son durum ve TFF harcama limiti hakkında açıklamalarda bulundu.

Başkanımız Mustafa Cengiz, Galatasaray'ın Ocak Ayı Olağan Divan Kurulu Toplantısı'nda konuşma yaptı. Florya'nın tapusunun alınması, Riva Projesi ve Bankalar Birliği ile yapılan anlaşmanın detayları ile ilgili önemli bilgiler veren başkanımızın konuşması şu şekilde:

“Sayın başkan, sayın divan kurulu üyeleri, divanın değerli üyeleri, sevgili Galatasaraylılar. Yapılandırma, fiziki olarak 4 Ağutos'tan beri uzun müzakereler neticesinde 4-5 ay süren 180 milyon TL'lik bir süreç.

Bu süreç, üyelerimizin talepleriyle sadece bizim tarafımızdan konuşulmakta. Ben buna saygı duyuyorum. Yaklaşık 5 ya da 6 Süper Lig kulübü yapılandırma anlaşması imzaladı. Hala görüşme sürecinde olan kulüpler var. Ben bugüne kadar medyada veya imzalayan kulüp kanatlarında yapılandırmayla ilgili en ufak bir açıklama duymadım. Sadece Süper Lig'den 2-3 kulüp başkanımız bütün kefalet ve sorumluluğun kendilerinde olduğunu beyan eden ifadelerini genel kurulda ya da medyada ifade ettiler. Yapılandırma anlaşması gizlilik mahremiyet hükmüne sahip; ama biz gerek yönetim gerek Galatasaray kültürü ve anlayışı içinde sizlere olası her türlü bilgiyi her zaman vermeye hazırız. Gerektiğinde bir seçim durumunda ilgili aday başkanlara bu kayıtları, kayda alınmaması kaydı ile açacağız. Gerekirse brifing ile tek tek anlatırız.

Yapılandırma tamamen sorunlarımızı halletti mi? Asla. Yaraya merhem oldu mu? Evet, oldu. Ağustos sonu itibarıyla çok uzun yıllardan bu yana üzerimizde biriken çok ağır mali yük, artık nakit akışı anlamında sürdürülemez hale gelmişti. Buna devletimiz, sağ olsun bir anlamda müdahale etti. İyi niyet esasında borçlarımızı 5 yıllık bir süreye yaydı. Bizim talebimiz 10 yıldı. İlk 2 yılı ödemesiz, 6'şar aylık faiz ödemeleri şeklinde. Artık gecikmiş, muaccel hale gelmiş, yani öteleyemeyeceğiniz borçlarımıza nakit desteği. Bu nakit desteğinde tabii ki bu kredilendirmenin muhtevası alındı ve ağustostan bu yana yapılandırma neden son 1 haftaya kaldı? 2-3 adet çok ciddi engel çıktı. Biz çok şükür ki ödemeyi almıştık fakat yapılandırmayı bitirememiştik. Biz temerrüde düşmek durumundaydık. Nedir temerrüt? Bütün aldığın parayı öde, tüm varlıklarına el koyarım. Biz teminat ve ipotek vermedik. Tam tersine Ada bizim kırmızı çizgimizdir dedik ve asla ipotek olarak vermedik. Bankalar Birliği de sağ olsun buna saygı gösterdi.

Emlak Konut ile ilgili Florya engeli karşımıza çıktı. Olağanüstü divan toplantılarında dile getirdiğimiz gibi, Florya'dan taşınmak için belirlenen 60 günlük tahliye sürecini yerine getirmek mümkün değildi. Çünkü Kemerburgaz arazisini teslim alamamıştık. Florya'da çalışan ekibimize kaldırımda, sokakta idman yaptıramazdık. Bir yıl içinde sözleşme gereği Florya'nın terk edilmesi gerekiyordu, edilemedi. 1 yıl ek süre verildi. 30 Mayıs 2018 yılında müteahhide ihale edildi. O andan itibaren faiz işlemeye başladı. İnşaat sektörünün hafiflemesinden dolayı Riva Projesi durma noktasına geldi. Hizmette süreklilik ilkesi gereği, Florya ve Emlak Konut ile ilgili sorunlarımızı çözdük. Divana da bu arada teşekkür ederim. Çok değerli üç hukukçu üye ile, sayın Celal Erkut, İrfan Helvacı ve Murat hocam ile 2,5 saat istişare ettim. Kendilerine çok teşekkür ederim. Aynen devam edin, sakın yargıya gitmeyin dediler. Savaş ve yargı insanın başvurmak zorunda kalacağı en son çaredir.

Övünmek anlamında söylemiyorum. Galatasaray camiasına teşekkür ediyorum. Mağrip ile Maşrık bir araya gelse, orta dünya üst dünya bir araya gelse Florya'nın tapusu yeniden alınamazdı. Yeniden aldık. Bu benim değil, yönetimimin değil, Galatasaray camiasının gücü ve başarısıdır. 2016'da ödediğimiz bedel üzerinden Florya'yı aynı bedele geri aldık. Bir faiz ödeyeceğiz. Onu da 120 milyon TL'si yapılandırma anlaşmasının bünyesine aldık. 5 yıllık ödeme. Emlak Konut'a da çok teşekkür ediyorum. Özel bir banka ile 5 yıllık bir takvime aldık. Bize ve gelecek yönetimlere yük olmamasını istedik. Ben burada açıkça Cumhurbaşkanımıza teşekkür ediyorum. Yiğidi öldürün hakkını inkar etmeyin. Rakiplerimiz de buradan heveslenip saldırıda bulunmasın "bize de verin" diye. Biz kendi mülkümüzü, kendi evimizi aldık. Buna delalet eden herkese buradan tekrar teşekkür ediyorum.

Emlak Konut ile bir lansman yaptık. Selahattin Beyazıt Başkanımızın adını inşallah Riva vadisinde önemli bir yere vermek düşüncesindeyiz. Bütün satışlar neredeyse durmuştu. Düşler Vadisi Projesi neredeyse bitiyordu. O lansmanı yaptıktan sonra Galatasaray'ın gücü bir kez daha ortaya çıktı. 1000'e yakın başvuru oldu o lansmandan sonra. Riva'da 190 milyon TL'lik satış yapıldı.

Riva Düşler Vadisi Projesi müthiş bir proje olacak. Avrupa'da mimari olarak ödüller alacak. Sevgili Selahattin Beyazıt abimize ve o dönem yönetimine ve sonraki yönetimlere teşekkür ediyorum.

Riva ne kadar satılırsa ne kadar başarılı olursa Florya o kadar güçlenecek, ödediğimiz faizi ödemeyeceğiz. Çünkü bildiğiniz gibi 1 milyar TL'ye yakın bir tahmini gelir var. 508 milyon TL minimum gelir var. Bunu 508 milyon kırdırdık, faizini ödemeye devam ediyoruz. Büyüklerimizin bize miras verdiği bu değerleri korumaya ve geliştirmeye devam ettiğimize inanıyoruz.

Bu projeden elde edilecek gelirler, bizim yapılandırmayı geri ödememize temel teşkil edecektir. Florya'yı 2016 yılındaki aynı TL değeri üzerinden aldık. Biz bu yapılandırmanın gecikmesine engel olan divanın araştırıcı, inceleyici, sorgulayıcı tavrına teşekkür ederim. Belki bu bizi diri tutar. Ne kadar bu sinerjimiz sürer onu bilmiyoruz.

Bu arada bir haciz olayıyla karşılaştık. Bir tek divanda ben soru sorulduğunu görmedim. Bu nedir, nasıldır, nasıl çözeceğiz? Tek bir soru gelmedi. Teşekkür de gelmedi. Teşekkür edenleri yönetimci olmakla suçladılar. O nedenle insanlar hep ortaya sıcak konuştu. Buna yönetim olarak ihtiyacımız var mı? Aslında var. Çünkü siz meccani bir şey tutuyorsanız, ajandanız yoksa, ikinci bir planınız yoksa, maddi, siyasi ya da ticari beklediğiniz tek şey vardır. Sosyolojik konuşuyorum. Teşekkür vefa ve takdir göremezseniz, yaptığınız sosyal hizmetin hiçbir anlamı, manevi tatmini yoktur. İnsanın en büyük hasletlerinden olan sosyal dayanışmayı yok eder.

Özellikle Ziraat Bankası'na çok teşekkür ediyorum. Sabah 4:30'a kadar süren bir süreçle bitirdik ve yapılandırma anlaşmasını finalize ettik. Atılan adımların daha da geliştirilmesi bizi mutlu edecek. 5 yıllık bir süreç. Yüzde 5, 15 ve 80'lik bir ödeme süreci. Nakit akışta ve ödemede hiçbir sürecimiz yok. 127 milyon TL'mizi haciz nedeniyle ve Emlak Konut nedeniyle, yapılandırma bitmediği için 3 ay bankalarda kullanamadık. Herhangi bir nema alamadık. O gemiyi 3 ay, sizlerin başını eğdirmeme adına mali anlamda nasıl yürüttüğümüzü bir Allah bilir bir de biz biliriz. Gerek profesyonel takımımızın ücretlendirmesi gerekse teknik ücretlendirmemiz çok yüksek. Bunu indirmemiz gerek. Hiç kimse kanı sarı-kırmızı akıp bedava oynamıyor. Şunu bilin, bizim FIFA'lık hiçbir sürecimiz olmadı.

Yapılandırma anlaşması Galatasaray'ın çıkarlarına en uygun halde, günlerce tek tek maddelendi. Önüne gelene dağıtılan bir ulufe değildir. Buna uyabilen kulüpler girebiliyor. Biz buna uyanlardan biriyiz. Adımlarımızı UEFA'ya göre atıyoruz. UEFA Finansal Fair Play sınırları bizim kırmızı çizgimiz. Orada iki ana bağımsız denetim firmasının denetiminden geçiyoruz. Kendi denetlememiz ve siz değerli divan üyelerinin tek tek denetlemelerinin dışında bunlar tarafından da resmen denetleniyoruz. Bizim bu konuda rakamlarla ilgili en ufak oynamamız yok. Lütfen halka açık bir şirketle ilgili tabirler kullanırken dikkatli olalım. Eğer haklı iseniz gelin yanlışımız varsa bize bizzat anlatın düzeltelim. Sırf bize vurmak için birtakım rakamlar oluşturup Galatasaray'ı vurmayın.

Biz bugün varız, yarın yokuz; ama Galatasaray baki, Galatasaray bir marka ve bir değer. Galatasaray asla hileye, hurdaya, mertçe olmayan hiçbir harekete girmez. Her zaman alnımız açık. Hepinize saygılar sunuyorum.”

Ardından Başkan Yardımcımız Kaan Kançal da kürsüye gelerek bir önceki toplantıda görüşülen ve merak edilen konulara ilişkin bilgiler verdi.

"Geçen Divan Kurulu'nda benim sevgili devre arkadaşım Gürkan Eliçi'nin mali tablolarımızla ve finansal raporlarımızla ilgili iddia ve hatta ithamları olmuştu. Önemli gördüğümüz için bunlara cevap vermek istiyoruz. Birinci iddia 31 Aralık 2017'yle 31 Ağustos 2019 arasında derneğimizin Sportif AŞ'ye olan borcunun aşırı yükseldiği, sebebinin haksız, usulsüz kesilen adat ve faiz faturalarından kaynaklandığı yönündeydi. Bunu da birtakım rakamlarla ispat edeceğini söyledi, hatta finansal dedektifliğe soyundu, "Hep birlikte Sherlock Holmes'cülük oynamak zorundayız" dedi. Böyle bir ortamda, canlı yayında, halka açık bir firmayla ilgili, böyle cümleler sarf etmek manipülasyona girer ve suç teşkil eder. Hepimizin buna son derece dikkat etmemiz gerekiyor. Cevabımı verirken ben de bundan dolayı özenle konuşacağım.

İddia özetle şu: Kullandığımız bir mali tablo üzerinden bir faiz hesaplaması yapılmış. Bu hesaba göre kesilen adat faturalarının faizi %42 olarak tespit edilmiş. Sonra bunun bileşiğinin de %53'e gittiği iddia edildi ki biz bunu anlamadık, daha sonra da buna değinilmedi. Sonrasında da 31 Aralık 2018 itibariyle yine bizim sunduğumuz bir mali tablo üzerinden derneğin 358 milyon TL borcu olduğunu tespit etti. Sonra da bu 358 milyon TL'nin borç stoğumuzun içinde bir yerde bulmamız gerekiyor dedi, karşılığında da %42'lik faize denk geliyor olması lazım diye de ekledi. Bunun arayışını da hep birlikte yapmak üzere çağrı yaptı. Yani söylemek istediği şu: Derneğin borcu 358 milyon TL ise bunun karşılığında finansal tablolarımızda böyle bir kredi bulmamız, bunun da faiz miktarının %42 olması gerekir. Sonrasında da ilgili tarihlerdeki mali tablolarımızda 378 milyon TL'lik bir krediye rastlıyor. Bunun da faizi LIBOR + 4.75. Ardından da 358 milyon TL'lik borcu, 378 milyon TL'lik krediye benzetiyor. Faiz oranlarını da karşılaştırıp kesilmesi gerekenden 27 milyon TL fazla faiz faturası kesildiğini de iddia ediyor. Son olarak da "Hepimiz hemfikiriz herhalde" diyor. Hayır, değiliz.

Her gün değişen, hareketli bir borç carisinin, hareketli bir kredi ve faiziyle yaşarken bilançoda zamanın durdurulup bir tek rakam içinde aranması, bu işin mantığını anlamadığınızı gösterir. Burada biz kendimizi sorumlu tutuyoruz. Bu işin nasıl işlediğini biz size bir kere daha anlatmaya çalışacağız.

Sportif AŞ'de derneğimizin cari bir hesabı var. Bu kendi içinde ayrı olarak işliyor. Bu cari hesap sadece nakit ihtiyaçlarla hareket görmüyor, dernekle Sportif AŞ arasında birtakım sözleşmelerimiz var. Bu sözleşmelere, şartlarına uygun zamanlarda ödeme yapamadığımızda yine borç kaydı oluyor. Birtakım gider yansıtmaları var. Örneğin, elektrik faturaları. Bunlar ortak kullanım, hepsini birine yazmamız mümkün değil. Bunlar paylaştırılıyor. Bunların hepsi cari hesabı oynatıyor. IFRS düzeltmeleri, adat faturaları... Sportif AŞ içerisindeki derneğin cari hesabı gün içinde sürekli olarak hareket görüyor. Bu arada tabii ki Sportif AŞ'nin de bir cari hesabı var. Tek kasa, iki şirket gibi düşünün. Hem AŞ hem de dernek bu kasayı ihtiyaçları ölçüsünde kullanıyor, kendi carileri de kendi içinde hareket gösteriyor. Bir taraftan da AŞ'nin finansal borçlar hesabı var, yani bankalardan kullandığı krediler. 2018 yılında Sportif AŞ toplam 750 milyon TL anapara kredi kullanmış, 1 milyar TL de kredi kapatmış. Yani çok hareketli. Uzun vadeli, kısa vadeli ödemeler, açıp kapatma işlemleri, bu da çok hareketli bir krediler hesabı. Derneğin de kendini çevirecek geliri olmadığı için AŞ'nin nakit akışından faydalanıyor. Yani kaynağını kullanıyor. Sportif AŞ de o dönem maruz kaldığı en yüksek faiz oranını geçmemek kaydıyla derneğe adat işletiyor. Bu bizden önceki yönetimlerde de böyleydi. Hiçbir fark yok. Tek fark biz şeffaf olarak çıkarıp ilk defa sizlerle paylaşıyoruz, sizlere gösteriyoruz.

Peki, yanılgı nerede? Hesap hatası nerede? Biz bir ödeme gerekli olduğu zaman, kasamızda para olmadığı için bir kredi kullanma talebi yapıp onun yanıtını beklemiyoruz. Yangın anında kasada parayı buldun mu, kullanıyorsun. Dolayısıyla yıllardan beri gelen ve her gün hareket eden carisinin borç bakiyesini bilançoda zamanı durdurup tek bir rakam içinde aramanız, yani sadece sanki ona özel bir kredi alınmış gibi aramanız mantık olarak yanlış. Kesilen adat faturalarının tamamı tek tek bağımsız denetimden geçip kontrol ediliyor. İki farklı mali yılı yaşayan Galatasaray yılda beş kez bağımsız denetimden geçip yedi tane mali rapor yayınlıyor. Bugüne kadar bağımsız denetim şirketinden usulsüz adat faturası kesilmesiyle ilgili bir bulgu olmadı. Olsaydı zaten anında müdahale eder, mali tablolarımızı düzeltirdi. Veya şartlı görüşe taşırdı. Bugüne kadar SPK tarafından da bu yönde tutulmuş bir tutanak yok. Kaldı ki maruz kaldığınız en yüksek faiz oranının %0.001 üstünü dahi faiz olarak kesemezsiniz. Bu SPK mevzuatı gereği usulsüz olur ve bağımsız denetimden geçmez.

Ardından yanlış olduğunu şimdi anlattığım bu rakamın sağlaması için uğraşılıyor. 31 Ağustos 2019 tarihli finansal mali tablolarında şöyle bir veri bulunuyor: Finansman geliri 51 milyon, finansman gideri 51 milyon. Buna da deniyor ki kredi kullanılmış, 51 milyon faiz ödemiş. Onun da tamamını derneğe adat keserek kendine gelir yaratmış. Böyle bir şey yok. Finansal tablo okuma hatası yaptığınız için siz böyle bir şey var zannediyorsunuz. Finansman geliri, faiz geliri demek değildir. Finansman geliri ve gideri dediğiniz şeyin içinde kur farkı gelir ve giderleri de var. Zaten bunu hesaba kattığınızda sağlama yapmak mümkün değil.

25 Aralık'ta yani bu iddialardan bir hafta sonra UEFA, FFP'ye tabii takımlarla ilgili raporunu açıkladı. 18 Aralık'ta bu iddialarla birlikte adat faturalarıyla ilgili durumun FFP'de de sorun oluşturduğu hükmü verildi. Ama bizim haberimiz yok bundan. Bu konuşma neye hizmet ediyor? Böyle bir endişe bana iletilse, ben 10 dakikada bunun böyle olmadığını açıklayabilirim. Bir Galatarasaraylının yapacağı konuşma bu mu? Haklı çıkmak uğruna her şeyi pervasızca iddia edebilir miyiz? Bu Galatasaray'a haksızlık değil mi?

 Ben UEFA'yla ilgili hafızaları tazelemek istiyorum. UEFA iki yıl önce Galatasaray'a kapılarını kapattı. O zamanki mali tablolarla Galatasaray'ın UEFA'ya girmesi mümkün değildi. Başkanımız gitti, gerçekten çok ciddi bir mücadele vererek, inandırarak, güvene dayalı birçok taahhüt verdi ve UEFA bir mucize eseri bize kapılarını tekrar açtı. Biz de bütün taahhütlerimizi fazla fazla yerine getirdik. 6 ayda bir ilerleme raporu sunmamız gerekirken biz 3 ayda bir gönderiyoruz. Bağımsız denetim firması tarafından UEFA her istediğinde denetleniyoruz. Bunların yanı sıra sezon bitimlerinde UEFA'nın sitesine mali tablolarımızı en ufak ayrıntısına kadar giriyoruz. Defalarca UEFA tarafından inceleniyor, sorular soruluyor, cevaplar veriyoruz. 25 Aralık'ta UEFA, FFP kriterlerine tabii takımlar için kararını verdi. İkinci sezon bu kriterlere uyduğunu açıkladı. Uymadığını açıkladığı takımlar da var. Demek ki adaleti doğru dağıtıyorlar.

UEFA, "Futbol dışı zarar eden şubelerini kapat" diyor. "Kapatmıyorsan da fonlanmayı kes, futboldan elde ettiğin stopaj gelirlerini futbol altyapısına kullan, derneğine kullandırma" diye ekliyor. Bu sezon futboldan elde ettiğimiz stopaj gelirlerinden 65-70 milyon TL'yi derneğe verdik. Bu verdiğimiz paradan 1 lira adat ve fatura kesmeyi bırakın, derneğin carisine borç dahi kaydetmedik. Üstüne bir de gelir kaybettik. Yani resmen para hibe ettik.

Dahası derneğin yabancı para cinsinden sporcu sözleşmeleri var. Bunları ödeyemediği zaman Sportif AŞ bunları fonluyor. O günkü döviz kurundan TL'ye çevirip carisine TL olarak borç kaydediyor. Ama o kredinin kur artışından dolayı çıkan kur farkı zararı, bu bahsedilen dönemde yaklaşık 130 milyon TL. 1 TL bununla ilgili fatura kesilmemiş. Bu ilişkide mağdur olan taraf dernek değildir. Bir değil beş tane bağımsız denetim firmasıyla gelin, doğruysak dağları bile deviririz.

Borç neden artıyor? 2012 yılında dernekle Sportif AŞ arasında bir sözleşme imzalanmış: Stat hasılat doluluk paylaşım anlaşması... Başkanımız Ünal Aysal zamanında. SPK gelip tutanak tutana kadar bu sözleşmeye ait yükümlülüklerin hiçbiri yerine getirilmediği gibi, derneğin carisine borç dahi kaydedilmiyor. Bizim bunu ödeyecek halimiz yok, derneğin carisine borç yazıyoruz. Bunlar vaktinde ödenseydi, böyle bir ani yükseliş olmayacaktı."

Sicil Kurulunun 2019 yılında yapılan yeni üyelikler konusundaki sunumunu ise Sicil Kurulu Başkanı Selçuk Erdoğmuş gerçekleştirdi.

Toplantının gündemi kapsamında Kulübümüzü ilgilendiren önemli ve güncel konular hakkında katılımcılara da söz verildi. Bu bölümde Divan Kurulu Üyelerimiz İbrahim Ziyal, Hayri Kozak, Reha Bilge, Ayhan Özmızrak, Selim Akel ve Mehmet Bilen konuşmalarını yapmak üzere kürsüye geldiler.

Toplantıda son olarak Başkanımız Mustafa Cengiz, üyelerimizin yönelttikleri soruları cevaplandırmak üzere yeniden kürsüye geldi.

Başkanımızın açıklamaları şu şekilde:

“10 yıldan beri ilk defa zarardan 45 milyon TL karar geçtik. Bu çok önemli. Geçen yıl kulüp konsolide de toplam 564 milyon TL olan zararımız, 148 milyon TL'ye indi. Bunu için burada bütün camiamıza, bütün taraftarlara, gelmiş geçmiş yönetimlere, tek tek Galatasaraylılara çok çok teşekkür ederim. Sayın Eşref Hamamcıoğlu kulüp lisanslama ve malum rakip kulüp başkanının ifadesini hatırlattı... Rakipler tarafından atılan her adımı dikkatle izliyoruz. Hem onlara olan saygımızdan hem de kendi mücadelemizden ötürü. Kimse bize saldırmadıkça asla ve kata suçlamadık adlarını bile zikretmedik. Küçük gördüğümüzden değil, kendimize olan saygımızdan. Galatasaray tarihinin en ağır cezalarını yiyen başkanıyım.

TBF de sağ olsun geride kalmadı 35 bin TL'lik bir ceza verdi bana. Şimdi, kulüp lisanslama ile ilgili futbol kamuoyuna bir açıklama yapmak istiyorum. Kulüp lisanslamanın başlangıç aşamasında Galatasaray Spor Kulübü Profesyonelleri ve yönetim kurulundaki Sportif A.Ş'deki, başta Oytun kardeşim olmak üzere büyük çaba gösterdik. Bütün toplantılara biz aylarca katıldık. UEFA FFP'de uzman hale geldiğimiz için bir anlamda, 4 ay UEFA ile neredeyse akraba olduk. Kaç kere gittik, kaç yüz sayfa yazı yazdık. İleride dokümante edilirse sanırım bir cilt olacak bizim UEFA ile yazışmalarımız. Sonra 4 ay CAS süreci yaşadık. Bu konuda dünyada bilgi birikimi ve data açısından en saygın ve donanımlı kulüp durumundayız. Diğer bizleri sahada yenen, belki de azcık fark da atan takımlar bile bizi bekledi. Bizim attığımız adımları bekleyerek CAS'a gitti. Biz hiçbir zaman adam markajı yapmayız. Lisanslama bitti sanıyorduk, bir iki itirazımız vardı. Sonra UEFA'dan bize bir telefon geldi. Neden lisanslamada yoksunuz dediler?

UEFA, TFF'ye sormuş. O zaman geçici Başkan Sayın Hüsnü Güreli vekaleten yürütüyordu, Nihat başkan aday idi. Ben her ikisini aradım. Neden biz lisanslamanın finalize edilmesi aşamasında yokuz diye sordum. Kulüpler Birliği'nin o zamanki başkanına ilgili arkadaşlar sordu. O da biz TFF'ye bildirdik dedi ve bu lisanslama çıktı. Bir geçiş dönemi oldu. Gayet sert kararlar ve hükümler kondu. Peki dedik. Son oluşumun 2 ayında biz yoktuk. Bugün dilekçe veren, değişsin diyen insanlar var. Final öneri onlara ait, bize değil. Kesinlikle söylüyorum, oyun oynanırken kurallar değişemez. Biz bazı şeyleri belki fazla medyaya yansıtmak istemiyoruz; ama şundan emin olsun camiamız. Her platform ve ilişki düzeyinde biz haksızlıklara karşı mücadelemizi, duruşumuzu net ve kesin şekilde ortaya koyuyoruz. Yayıncı kuruluş dahil. Yayıncı kuruluş ile ilgili GS TV'nin dünyaya her platformda dijital açılışı için önümüzdeki hafta inşallah müjdeli bir haber veririm. İmzalanmadığı için henüz bir şey demiyorum. Kulüp lisanslama konusundaki görüşümüz net. Bunu TFF de biliyor. Oyun oynanırken kural değişmez. Oyun oynanırken bir kez kural değiştirildi. Play-off yapıldı. Onda da alnımızın akıyla kupayı kaldırdık.

Hayret ve üzüntü ile izlediğim bir şey var. Adnan Polat dönemindeki idari ibrasızlık ile ilgili Yargıtay, 53 üyesinin oybirliği ile Genel Kurulun idari ibrasızlığının yok hükmünde olduğuna karar verdi. Buna rağmen hala hukuk çevrelerinin buna direnmesini ben anlamıyorum. O genel kurulda 1760 hazirun vardı. 48 konuşmacı süre sınırlamasına tabii tutulmadı, saat 11 oldu. 1700'ün 1000'i salonu terk etti. 700 kişide oluşan fark 14 kişi. Yüzde 2'lik bir sapma tek tek kontrol edildi. Yanlış sayım yapılabilir. Çünkü gözle yapılıyor. Sizin bunu sandığa taşımanız gerekirdi. O zamanki genel sekreter her şeyi hazırlamıştı. Bir kardeşimiz bir kayıtta diyor ki, sakın sandığa gitmeyin. Tanıdığım, tuz-ekmek olduğum bir kardeşimdi. Hiç kimseye benim özel düşmanlığım yok; üzülüyorum ama açıklayamıyorum. Mahkeme kadıya mülk değil. Ben bugün varım yarın yokum. Ben idari ibrasızlık akşamı o şansı elde etmiştim, çekilebilirdim. 190 milyon TL'ye yakın bir ödeme vardı. Onu nasıl ödedik, o ayrı bir destan. Bugün gerek Florya, gerek yapılanma, eski başkanlara olan borçların yapılandırılması... Bütün bunları hallettik. Şu anda Ada ve diğer konular önümüze geliyor. Adım adım giderek hallediyoruz. Türkiye'nin yapısında bunu bir anda, bilgisayar oyunu oynar gibi çözümlemeniz mümkün değil. Benim çabam seçime gitmemek için bir çaba değil. Bundan emin olun. Ben çekildiğim anda kaçtılar diyecekleri için, genel tarih beni bu şekilde yargılar diye görevimi sürdürüyorum. Dönemini tamamlayan yönetim yok. Galatasaray Spor Kulübü 2 yılda 3 seçimi kaldırır mı? Seçim kararı alırsak, çok ciddi sponsorluk çalışmaları var, stat adı dahil. Uluslararası görüşmeler var. Bunlar akamete uğrar mı, Galatasaray'a zarar verecek hale gelir mi, transfer politikamızı şampiyonluk yürüyüşümüzü etkiler mi? Buna bakıyoruz.

Kemerburgaz elimizde. Biz Kemerburgaz için feri müdahil olduk. Tedbir kalktı; şimdi milli emlak devlet otoriteleriyle birlikte olayı bitirmeye çalışıyoruz. İnşallah oraya da bayrağımızın dikildiğini göreceksiniz.

Nakit akış tablosunda görevi devraldığımız 25 Ocak 2018'de 5 milyon TL'ye yakın kârdayız. Bu bir şey ifade etmez ama elimizden geleni yapıyoruz. Umarım bizden sonra gelenler bunu daha ileri taşır. Florya bizim değildi. Elimizden çıkmıştı ve satmıştık. İnşallah kalıcı yatırımlar yaparız. Adada 6 dava açtık. Yürüyor; fakat devam edeceğiz inşallah. Yargıda kimsenin üzülmesini istemiyorum.

Biz Galatasaray Spor Kulübü olarak, Trabzonspor ile birlikte KAP'a açıklama yapan halka açık tek şirketiz. Şeffaf olduğunu söyleyen kulüpler bunu söylemiyor. Tek tek açıklıyoruz. Menajerleri de açıklarız ama mahremiyet hakları için bunları istemezler. Bir Lorik Cana ve İsveçli Elmander'in menajerlik parasını yeni ödedik. 100 milyonlarca menajerlik parası ödedik. Ben burada kimseyi suçlamıyorum. İnşallah bizim değerli rakiplerimiz de KAP'a transferlerini açıklarlar. Sadece isimlerini değil, detaylı bir şekilde açıklalar...

Ortak etkileşim diye UEFA 2 yıldır bir şey çıkardı. Geçen yıl rakibimiz Başakşehir girseydi bizim avantajımıza olurdu. Bizim altımızda olan katılım bizi üste taşıyor. Başakşehir elenince bizim üstümüzdeki takım katılmış ve zararımıza oldu. Ezberlerimizi yeniden gözden geçirelim. Artık paylarını alamıyoruz.

Borç sarmalını kırmak zorundayız. Başarılı olmak zorundayız. Yönetim olarak da başarılı olmak zorundayız. Başarılı olmadığımız an başarılı olacak insanlara bayrağı teslim ederiz.

Yapılanmayı 5 yıl ödemezsek diye bir şey yok. Ödeme gücü olan bir kulübüz. Sabrınız için hepinize teşekkür ediyorum.”