10 Temmuz 2019 Çarşamba 19:00

Temmuz Ayı Divan Kurulu Toplantısı Gerçekleştirildi

Temmuz Ayı Divan Kurulu Toplantısı Gerçekleştirildi

Galatasaray Spor Kulübü Temmuz Ayı Divan Kurulu Olağan Toplantısı, Ali Sami Yen Spor Kompleksi Türk Telekom Stadyumu Özhan Canaydın Toplantı Salonu’nda gerçekleştirildi.

Toplantıya Başkan Yardımcılarımız Yusuf Günay ve Kaan Kançal, Yönetim Kurulu Üyemiz Okan Böke ve Divan Kurulu Üyeleri katıldı.

Ebediyete intikal etmiş Divan Kurulu üyeleri için 1 dakikalık saygı duruşunda bulunuldu.

Toplantıda gündem kapsamında Kulübümüzü ilgilendiren önemli ve güncel konular hakkında katılımcılara söz verildi. Bu bölümde Mehmet Bilen, Ahmet Özdoğan, Hayri Kozak, Serhat Özalemdar, Cengiz Ataklı, Mehmet Helvacı, Sami Çölgeçen, Ali Öğüdücü, Hatice Günay ve İbrahim Gökmen konuşmalarını yapmak üzere kürsüye geldiler.

Divan Kurulu Başkanımız Eşref Hamamcıoğlu, Divan Başkanlığına gelen evrakı okumasının ardından toplantının açılış konuşmasını yaptı. Hamamcıoğlu, yaptığı konuşmada şu ifadeleri kullandı:

“Son günlerde gündemi çok meşgul eden 6222 sayılı sporda şiddeti ve düzensizliği önleme kanunu konusunda birçok haber çıktı. Bizim düşüncemizde bunun bir pozitif bir de negatif yanı var. Pozitif yanı sportif faaliyet gösterilen alan kavramının genişletilmesi. Eskiden sadece sportif faaliyetin yapıldığı yer sportif alan olarak kabul ediliyordu. Okuduğumuz kadarıyla bu alan genişletildi ve sosyal medya da buna dahil edildi. Sosyal medya vasıtasıyla sportif mücadelelerde taraf olan her kimse başka taraflar tarafından hakarete, tacize, ırkçı ayrıma ve tehdide maruz kalırsa bu kanun kapsamında değerlendirilecek. Bizim açımızdan bu pozitif bir şey. Sportif mücadelelerde paydaşlar sadece spor salonlarında bir araya gelmiyorlar. Bunun dışında sosyal medyada daha çok karşı karşıya geliyorlar. Bu hakaret ve nefret lisanını belki bu şekilde önleyebiliriz diye düşünüyoruz.

Olumsuz bulduğumuz tarafı ise; suçun kişisellikten çıkarak tamamen kitlesel halde değerlendirilmesi. Beni şahsen bu rahatsız ediyor. Kötü bir tezahürat olduğu zaman bütün tribün kapatılıyor. Halbuki kişilerin ceza alması daha uygun olurdu diye düşünüyorum. Passolig’in bloke edilmesi uygun olabilirdi. Kurunun yanında yaş da yanıyor misali toplu bir cezalandırma oluyor.

Üçüncü olarak da biyometrik kimlik uygulamasının getirilmesi. Bu biyometrik kimlik uygulaması ileride nelere yol açar? Hangi istismarlara sebep verir? Bunu içinde bulunduğumuz konjonktürde farklı değerlendirmek gerekir diye düşünüyorum. Ancak yine de spor müsabakalarında şiddetin ve düzensizliğin önlenmesi açısından pozitif bir adımdır diye genel bir değerlendirmemiz var. Fakat dikkatli izlenmesi gerek diye düşünüyoruz.

Bir diğer aktüel konu, Türkiye Futbol Federasyonu ile Kulüpler Birliği Başkanı arasında yapılan bir toplantıda Türkiye Futbol Federasyonu’nun yeni sezon izleyeceği finansal kriterler gündeme getirildi. Bu finansal kriterlerin ne olduğu konusunda çok açık bilgi vermemekle birlikte her kulübün kendi mali işlerini yakından takip edilmesi ve bu kriterler takip edilmediği takdirde transfer yapamama, transferlerin tescil edilmemesi, puan silinmesi ve para cezası gibi yaptırımlar uygulanması gündemde. Dolayısıyla buradaki tez de Türkiye’deki futbol kulüplerinin finansal darlığına ve düzensizliğine UEFA müdahale etmeden TFF’nin müdahale etmesi. Özellikle dikkat edilmesi gereken konu, yönetimimiz de mutlaka dikkat edecektir, bu uygulamanın geriye dönük de yapılması önemli. Eylül ayında başlayacak ama eğer temmuz ayında kulüpler finansal kriterlere aykırı bir transfer yaparsa bu transferlerin tescil edilmemesi ve ceza işlemi, hatta eski şampiyonlukların silinmesi ve puan silme cezası gibi yaptırımlardan bahsettiler. Bu konudaki hassasiyetimiz belki diğer kulüpleri daha fazla ilgilendirse de bizim açımızdan da önemlidir.

Yine bir duruşma öncesi Divan Kurulu toplantısı yapıyoruz. Haziran’daki Divan Kurulu toplantımızın sonrasında da kulübümüzün geleceğini ilgilendiren bir duruşma vardı. Maalesef bu alışılmadık süreci yara almadan atlatabilmemiz için herkesin özveride bulunması gerektiğini düşünüyoruz. Sağduyulu hareket etmemiz lazım. Değerlerimize, tüzüğümüze ve her şeyden önemlisi demokratik haklara ve kanunlara saygılı olmamız gerekiyor.

Özellikle son Mali Genel Kurul sonrası bu durumdan vazife çıkaranların bir an önce ayrıştırıcı, ötekileştirici, nefret söylemlerinden uzak durması gerektiğini düşünüyorum. Bu bizi çok yaralıyor. Bu durum için için kulübümüzü ve tarihimizi kemirmektedir. Tüm paydaşlarımızın doğru etrafında birleşmesi gerekiyor. Bizi birleştiren sarı kırmızıya olan sevdamızdır. Son 3-4 senedir büyük ivme kazanmış olan ayrıştırıcı, ötekileştirici söylemin bir an önce bitmesi ve bundan vazife çıkaranları önlememiz gerekiyor. Kimsenin sanal düşmanlar yaratarak algı yönetimi yapmasına izin vermemeliyiz. Emin olun başka kulüplere malzeme verir hale geldik. Galatasaray’ın kültürel ağırlığını taşıyabiliyor olmamız lazım. En yeni üyemizden en eski üyemize kadar bu şarttır. Bunları taşıyabilmek, bu değerlerimize sahip çıkabilmek emin olun kupalardan ve şampiyonluklardan çok daha önemlidir. İnanın aksi takdirde kupalar, şampiyonluklar bizim sevinmemize yetmez. Şu anda en çok dikkat etmemiz gereken şey, kapsayıcı olmamız gerekiyor. Her paydaşın birbirine empati kurarak yaklaşması lazım. Bu tatil umarım bu anlamda herkese iyi gelir. Herkes bir adım geriye çekilip biraz daha yukarıdan bakarak ‘Acaba biz nerede hata yapıyoruz?’ diye düşünür. Bu durumu nasıl düzeltebiliriz ona bakmamız lazım. Bu tartışmaların bize faydası yok emin olun. Tüm paydaşların birbirini kucaklaması gerektiğini düşünüyorum. Bunu sağlamak için en önemli konulardan bir tanesi tüzük tadilinin mutlaka yapılması. Her ne sebeple olursa olsun yapacağımız ilk Genel Kurul’un sağlıklı olabilmesi için Yönetim Kurulumuzun tüzük tadiliyle alakalı bir genel kurula davet etmesi gerektiğine inanıyoruz. Aksi takdirde yapılacak genel kurulun Galatasaray’a yakışmayacak seviyede olacağından çok endişeliyim. Vermiş olduğumuz tüzük tadilinde Genel Kurulumuzun sağlıklı geçmesini sağlayacak maddeler şunlar: Mali Genel Kurul’un iki gün yapılması, birinci gün tartışmalar ve sunumların yapılmasından sonra ikinci gün oylamanın yapılması önemli. Bir diğer konu Galatasaray Spor Kulübü Derneği’nin mali yılıyla, ortaklarının özellikle Sportif A.Ş.’nin mali yılının senkronize edilmesi. Bu senkronizasyonunun yapılması mali konularla uğraşan profesyonellerimizin ve Yönetim Kurulu Üyelerimizin işlerinin kolaylaştırılmasını sağlayacaktır. Diğer bir önemli konu Denetim Kurulu’nun bağımsız hale getirilmesi. Yani Denetim Kurulu’nun seçime ayrı girmesi. Yönetim Kurulu’nun, Denetim Kurulu olmaması gerekiyor. Çapraz sorumlulukların hakkıyla yerine getirilmesi önemli. En önemlisi ise çok basit bir konu ama; oylama yönteminin değişmesi gerekiyor. Artan üye sayımız, konularımızın ağırlaştırılması ve Genel Kurul sürelerinin uzaması nedeniyle mutlaka elektronik oylamaya geçmemiz gerekiyor. Evet diyenler sağ tarafa, hayır diyenler sol tarafa gibi bir uygulamaya gerek yok. Ondan sonra herkes birbirini izleyip ‘Sen bana hayır demiştin, sen bana evet demiştin’ gibi ötekileştirmesin. Ben bu konuyu çok önemsiyorum. Galatasaray’daki basıncın azaltılması için bu tüzük tadilinin bir an önce Genel Kurul’a getirilip tartışılması geleceğimiz açısından çok önemli. Bizim tarihimiz ve kültürümüz, bizi vasatlığa alıştıramaz. Galatasaray, vasat olamaz ve olmayacaktır. Buna Divan Kurulu olarak hiçbir üyemizin izin vermeyeceğinden yüzde yüz eminim. Bu anlamda da iletişimimize, kendi aramızdaki üsluba dikkat etmemizin çok önemli olduğunu düşünüyorum. İnanın kazanacağımız tüm kupalardan daha önemli bir konu bu. Galatasaray’ın vasatlaşmasına izin vermeyelim. Biz dikkat ederseniz Divan Kurulu olarak elimizden geldiği kadar katılımcı bir yönetim sergilemeye çalışıyoruz ki yönetimimizin işi kolaylaşsın. Bu kapsamda da tüzük tadiliyle ilgili tüzük komisyonu, etik komisyonu ve iletişim komisyonunun yapmış olduğu çalışmayı özellikle gündeme getirdik. Bu arkadaşlar burada bir sunum yaptılar. Bilmiyorum yönetimimiz bunları okuma fırsatı buldu mu ama en azından bunları yok saymamak adına bu konuda emek sarf eden arkadaşlarımızın yönetim kurulundan bir teşekkürü hak ettiğini düşünüyorum. Bunları yok saymak Galatasaray’ı hiçbir şekilde ileriye götürmez. Galatasaray konsensüsünü sağlamak için geç kalmış sayılmayız. Herkesin bu konuda çok büyük çaba sarf etmesi gerektiğini düşünüyorum. Ben bu duygu ve düşüncelerle bir kez daha sizi ve Yönetim Kurulu arkadaşlarımızı selamlıyorum. Hepinize iyi tatiller, iyi yazlar diliyorum.”

Divan Kurulu Başkanımız Eşref Hamamcıoğlu’ndan sonra kürsüye gelen Başkan Yardımcımız Yusuf Günay, katılımcılara gündem hakkında açıklamalarda bulundu ve şunları söyledi:

“Sayın Başkanım, saygıdeğer Divan Kurulu Üyeleri, sizleri saygıyla selamlıyorum. Camia için yaptığı birleştirici konuşma için Divan Başkanımıza teşekkür ederim. Tabii konuşma içinde de Yönetimi biraz üslup olarak eleştiri vardı, önyargıyla olumsuz bakış da diyebilirim. Sayın Başkanım, biz Yönetim olarak ilk günden beri Galatasaray’ın sorunlarını çözmek için büyük uğraş gösteriyoruz. Bundan kimsenin şüphesi olmasın. Galatasaray’ın bütün sorunları teker teker Yönetim Kurulumuz tarafından masaya yatırılıyor ve geldiğimiz nokta ortada. Galatasaray hem mali hem sportif hem de idari açıdan diğer rakiplerimizin çok önüne geçmiş durumda. Bunu herkes görüyor. İdari ve mali açıdan Galatasaray’ın tıkandığı noktada bir erken seçim yapıldı. Bu seçimde kimse aday olmadı. Sayın Mustafa Cengiz ve ekibi aday oldu. Seçimi kazandıktan sonra öndeki iki temel sorundan bir tanesi UEFA tarafından ihraç cezası tehlikesi, diğeri ise sermaye artırım meselesiydi. Bu yönetim tarafından bu sorunlar çözülerek Galatasaray’ın geçen sezon sportif başarısının en temel esası sağlanmış oldu. Son sezonda da bildiğiniz gibi Galatasaray hem 18. Türkiye Kupası’na uzandı hem de 22. şampiyonluğunu aldı. Bunu mali olarak artıya geçerek yaptı. Türkiye’nin mevcut şartlarında bu takdir edilecek bir başarıdır. Biz bu konunun sizler tarafından takdir edilmesini istiyoruz.

Komisyonlarımıza yaptıkları çalışmalar için teşekkür ediyoruz. Çok güzel çalışmalar, biz de bu çalışmalardan istifade ediyoruz. Tüzük değişikliği üzerine ben bir haftadır çalışıyorum. Galatasaray camiasının tüzük değişikliğine ihtiyacı var. Bu yapılmalı, bizim gündemimizde bu var ve tüzük çağrısı yapacağız. Diğer raporlar da okunuyor, hepsinden biz yönetim olarak istifade etmeye çalışıyoruz. Sayın Başkanımız Mustafa Cengiz, gerçekten yoğun bir çalışma programı içerisinde. Hem mali yapılandırma görüşmeleri hem de transfer görüşmeleri devam ediyor. İkinci Başkanımız da aynı şekilde.

Tek tek sorulara cevap verebiliriz elbette. Seçimde vadettiğimiz hiçbir konu göz ardı edilmiş değil. Teknokent konusunda bakanlığa başvurumuzu yapmıştık. Üniversiteler ile ilgili görüşmeler devam ediyor. Önce Galatasaray Üniversitesi ile başladık, sonra İstanbul Üniversitesi görüştük. En son görüşmemiz Cerrahpaşa Üniversitesi ile oldu. Bir üniversite ile kanunen ortak olmak zorundayız. Bu konuda çalışmalarımız hiçbir yasa göz ardı edilmeden devam ediyor.

Florya ve Kemerburgaz konusunu kısaca özetleyeyim: Bizden önceki Yönetim tarafından yapılan bir sözleşme var. Bu sözleşme Florya ve Riva’yı veriyor, bunun karşılığında gelir paylaşımı esasına dayalı bir anlaşma yapılıyor. Bu sözleşmeler belirli bir öngörüye dayanıyor. Şu ana kadar sözleşmenin dayandığı öngörüler gerçekleşmiş değil. Bu bizim Yönetimimizin sebep olduğu bir problem de değil. Buna rağmen iki sözleşmenin de gereğini yerine getirmek adına elimizden geleni yapıyoruz. Biliyorsunuz Kemerburgaz, 101 dönümlük bir arazi. Kulübümüze tahsis edilmişti. Tahsis edildiği günden bu yana her hafta takip ediyoruz. Oradaki işgalcinin bu hafta çıkmasının tebliğ edileceği zaman geldi. Bunun için kanun yeni çıktı, biz bunu bekledik. Bizim irademizde olmayan şeyler bunlar. Şu bir gerçek ki Florya ve Riva konusunda sözleşmelerde öngörülenlerin gerçekleşmeyeceği aşağı yukarı belli. Biz de Yönetim olarak bu konuda Galatasaray için en doğru yol ne ise onu tespit ederek gereğini yapacağız. Ama şu an yapılabilecek bir şey yok. Kemerburgaz kamu arazisi, bir kira bedeli var ama ufak bir bedel. Ancak iddia edilen gibi bir bedel ortada yok. Mecidiyeköy’de Teknokent için başvurduk ancak otel için de yapılan başvurular var. Hiçbir şekilde Galatasaray’a gelir getirecek, umduğumuz boyutta bir teklif yok. Biz üzerine reklam alınabilir mi? diye araştırmalar da yapıyoruz. Ancak ekonomik şartların da etkisiyle şu anda durum bu. Otel mevzusu zaten Teknokent projesinin içinde. Eğer makul bir teklif gelirse onu da değerlendiririz.

Çok amaçlı spor salonu bu sene son yılında. Büyük mali kaynak gerektiren bir yatırım. Türkiye’nin ekonomik şartları ortada. Sponsorların bile güçlükle bulunduğu ya da bulunamadığı bir ortamdayız. Çok amaçlı spor salonuyla alakalı çok ümitlenmemek gerektiğini herkes bilsin. Stadın çatısı konusu bundan bağımsız.

Galatasaray Adası hakkında hukukçu arkadaşımızın gönderdiği yazının altında şu yatıyor. Bu kürsüde yapılan bir konuşma bizim aleyhimize sonuç doğurdu. Sanki bilirkişilerle bir iletişim kurulmuş gibi algılandı. Zaten yürürlükte olan bir dava hakkında konuşmak da çok doğru değil. Şu an beş tane dava var. Biz de en son bir dava daha açtık. Bu elbette ki çok uzun süredir gelen bir hukuki problem. Biz sonuca çok yaklaştık, bunu da bütün inancımla söylüyorum. Kısa süre içerisinde hukuki yoldan sonuç alacağız ve tekrar Galatasaraylıların kullandığı bir mülk haline gelecek ada. Elbette ki kolay değil, çok ciddi mücadele veriliyor. Adada mevcut işletmecinin faaliyet yapmasına engel olmak için teyakkuz halindeyiz. Şu anda bu konu daha önce hiç olmadığı kadar gündemimizde.

139 insanın kişisel verilerinin sızması söz konusu değil. Bir hesaptan bir kişiye dair bir yayın olmuş. O da kişisel bir bilgi değil ve sonrasında kaldırılmış. 139 insanın kişisel bilgileri verilmiş gibi yanlış bir anlaşılma olmasın. Selçuk arkadaşımız bir kişi olduğuna dair bir itirazda bulunmuştu. Eğer bir yanlış varsa hukuki anlamda gereği yapılır. Divan Kurulu Başkanımız olarak 139 insanın kişisel verileri yayımlandığı zaman bu bilgi size nereden geldi diye sorulabilir.

Bizim yönetim olarak Galatasaray camiasını ayrıştırmak bir tarafa hep beraber olmak en temel hedefimiz. Biliyorsunuz 23 Mart 2019 Genel Kurulu’nda bir ibrasızlık oldu. Biz bunu hiçbir şekilde problem etmedik. Bir ayrıştırma aracı olarak kullanmadık. Sadece demokratik hakkımızı kullanarak konuyu mahkemeye taşıdık. Yargıda hukuk genel kurulu var, diyor ki idari ibrasızlık diye hukuki bir müessese yoktur. Böyle bir karar alınırsa bu hukuka aykırıdır. Ben de Galatasaray Spor Kulübü Genel Kurulu’nun hukuka aykırı bir karar almasını engellemek amacıyla bir başvuruda bulunduk. O hafta Galatasaray tarihinin en önemli olaylarından biri vardı, biz kimseye sitem dahi etmedik. Bizim ibrasızlık veren arkadaşlarımızla hiçbir problemimiz yok. Ancak bizim bunu yapmamıza rağmen bu tedbir kararlarının kaldırılması için ya da ilave tedbirler koyulması için arkadaşlarımız mahkemeye gitti ve Galatasaray için çok kritik anlarda oldu bu. Söylem de hep ‘Galatasaray için şampiyonluklar önemli değil, teamüller önemli’ oldu. Galatasaray için teamüller tabii ki önemli. Ama ben 22. şampiyonlukla çok gurur duyuyorum, çok mutlu oluyorum. Bu da önemli. Elbette herkes dava açabilir, herkesin buna hakkı var ama Galatasaray Yönetim Kurulu yetkilerini kullanmasın diye mahkemeye gitmek hangi akla hizmettir?

Yarın bir duruşma var, hukuk ne diyorsa hepimiz için bağlayıcıdır. Bu konuyu çok fazla konuşmak gerçekten doğru değildir. Bizi eleştirenler eleştirsin, bize yol göstersinler. Hiç önemli değil, başımızın üstünde yeri var. Hep birlikteyiz, hep birlikte inşallah nice şampiyonluklara yürürüz.”

Başkan Yardımcımız Yusuf Günay, katılımcıların konuşmalarına cevap vermek için tekrar kürsüye gelerek haziruna seslendi. Başkan Yardımcımız Yusuf Günay şunları söyledi:

“Sayın Ahmet Özdoğan Bey’in yaptığı konuşmayı hayretle ve biraz da acıyarak dinledim. Buraya gelip Yusuf Günay ve Abdurrahim Albayrak, Galatasaray Spor Kulübü’nü dava etti demek bir suçluluk psikolojisinin ürünüdür. Ben size neyi dava ettiğimizi anlatayım. Genel Kurullarda Divan Başkanlığı, Galatasaray Spor Kulübü’nü temsil eder. Genel Kurullarda olan herhangi bir konu için tek dava muhatabı Galatasaray Spor Kulübü’dür. Bu dava böyle açılır. Buna hukukta zorunlu muhataplık denir. Ben, ‘Ahmet Özdoğan benden daha iyi Galatasaraylı, ben daha kötü bir Galatasaraylıyım ve Galatasaray Spor Kulübü’nü dava etti’ diyorum. Böyle bir şey olabilir mi? Ben konuşmanın başında da söyledim, bu konuda daha önce yaşadığımız bir filmin sonunda Yargıtay Hukuk Genel Kurulu bir karar vermiş. İdari ibrasızlık hukuki bir müessese değildir demiş. Biz de bunun için davaya gittik. Galatasaray Spor Kulübü’nü dava etmedik. Bunu bile bile Yusuf Günay ve Abdurrahim Albayrak, Galatasaray Spor Kulübü’nü dava etti demek aslında bir acizliktir. Bunu söylemek isterim. Çünkü aslında bu Galatasaray’ın belki de hukuka daha uygun şekilde değiştirmesini sağlayacaktır. Bence tartışılması gereken ya da değerlendirilmesi gereken konu şudur: kendisi Galatasaray Spor Kulübü hukuk müşavirliğinin tedbirinin kaldırılması için başvurduğunu söyledi. Bence bu alkışlanması gereken bir şey. Yönetim Kurulu olarak, başta Başkanımız Mustafa Cengiz olmak üzere hepimiz hukuk müşavirimize bu davada Galatasaray Spor Kulübü’nü sonuna kadar savunacaksın ve bize de bilgi vermeyeceksin dedik. Biz herhangi bir baskı yapmadan objektif bir karar çıkması için elimizden geleni yapıyoruz. Bu da gerçekten takdir edilmesi gereken bir şey. Bu polemiklere gerçekten gerek yok. Bizim dava açmamız, Galatasaray adına doğruyu aramamız kadar doğru bir yol olamaz. Tartışılması gereken Özdoğan Bey’in anında açtığı dava ya da başvuru talebidir. Böyle bir şeye neden ihtiyaç hissedilmiştir? Devam eden bir mahkeme var. Mahkeme bizi haklı bulmazsa seçime gideceğiz, haklı bulursa devam edeceğiz. İkinci bir davaya gitmenin gerekçesi ne? Galatasaray bugün Şampiyonlar Ligi’nde daha güçlü bir mücadeleyle ortaya koyacak bir takımı oluşturmanın peşinde. İkincisi mali yapılandırma sürecinin tam ortasındayız. Bence izah edilmesi gereken konu budur. Bu konu Sayın Özdoğan’ı germiş biraz. Burada bu edayla bu konuşmayı yapıyor. Yusuf Günay ve Abdurrahim Albayrak, Galatasaray’ı dava etti lafı ancak bir çocuk tarafından söylenebilecek bir şey. Elbette ki ben zorunlu muhatap olarak bunu yapmak zorundayım. Bu Galatasaray’ın yararına olacak bir şey. Baştan beri söylüyorum, Sayın Başkanımız da söyledi, hiçbir şekilde ayrıştırıcı bir üslup kullanmayacağız. Burada ayrıştırıcı üslubu kullanan da Ahmet Özdoğan Bey’in kendisi. Demagojiye gerek yok, sonuçta Galatasaray hepimizin ortak değeri ve ortak sevdası.

Ali Öğüdücü Bey o kadar güzel bir konuşma yaptı ki Yönetim adına ona teşekkür etmemek haksızlık olur diye düşündüm. Bu tip birleştirici bir konuşmaya camia olarak ihtiyacımız olduğunu düşünüyorum. Gerçekten mutlu olduk. Kaan Kançal hem özel hayatımda hem de Yönetim Kurulunda benim en yakın arkadaşım. Tribün arkadaşıyız. Kaan Kançal liseli, ben liseli değilim ama çok yakın arkadaşız. Yani aramızda böyle bir problem yok. Divan Başkanımızın da toplantının başında yaptığı birleştirici konuşma çok önemli ve değerli. Ona da teşekkür ediyorum. İnşallah hep birlikte hareket ederiz, hep birlikte şampiyonluklara yürürüz. Böyle suni bir problemi güçlü bir iradeyle kaldırabileceğimizi düşünüyorum ve hepinize saygılarımı iletiyorum.”

Daha sonra konuşma yapmak için Başkan Yardımcımız Kaan Kançal kürsüye geldi ve şu ifadeleri kullandı:

“Saygıdeğer Divan Üyeleri, bugün gündemimizde mali sunum yok. Dolayısıyla bir sunum hazırlığıyla gelmedim ama kısa bir izahat vermek için huzurlarınızdayım.

Hayri Bey, açıklanmasını istediği birtakım verilerden bahsetti. Biliyorsunuz biz rakamlarımızda son derece şeffafız. Bizim çalıştığımız bağımsız denetim kurulu, bizim direktiflerimizle çalışmıyor. Bağımsız, mali bir denetimden geçiyoruz. Bunun belirli süreleri var, bu mali raporlar yayınlandığında zaten faaliyet raporlarımızda da yayınlanıyor. Biz divanımızın ve genel kurulumuzun bizden istediği her türlü veriyi dilediğiniz zaman şeffaf bir şekilde paylaşmaya hazırız.

Eşref ağabey bilir, bu sunumlarda hem sizleri sıkmayalım diye hem de gündemin yoğun olmasından dolayı hep bir pazarlık halindeyiz. Belirli bir format var, bu format dahilinde bu sunumları yapıyoruz. Ancak dediğim gibi dilediğiniz takdirde her türlü raporu paylaşmamızda sakınca yok.

Hayri ağabey az önce değindi, ben de kısaca üzerinden geçmek istiyorum. Biz mali işler departmanımızda yapmış olduğumuz idari reformlarla artık hesaplarımızı güncel takip edebiliyoruz. Üstelik geçen divanda bahsettiğim gibi bu kayıtları bünyemizde tutmaya başladık. Kendi içimizde, bağımsız denetimden geçmeden de biz bu rakamları görmeye başladık.

Kulüp solo dediğimiz, sadece derneğimizin altında faaliyet gösteren merkez, tesis ve spor şubelerimizle alakalı Mayıs ayı sonu rakamlarını sizle paylaşmak istiyorum. Faaliyetimizi 7.9 milyon artı olarak bütçelemişiz, 12.5 milyon artı olarak da hayata geçirmişiz. Mayıs sonu itibarıyla bütçemizden daha iyi bir performansla ilerliyoruz. Şubat sonu 9 aylık Sportif’in rakamlarını hemen geçiyorum. Brüt karımızı 270 milyon, faaliyet karımızı 188.9 milyon, net karımızı da 81 milyon olarak KAP’a bildirmiştik. Biz şu anda Mayıs sonu Sportif kapanış dönemindeki rakamları da bünyemizde görüyoruz. Henüz bağımsız denetimden geçmedi ama bildiğiniz gibi biz bunu yönetim olarak açıklayamıyoruz. Önce KAP’a bildirmemiz gerekiyor ama benim şu anda gördüğüm rakamlar kadarıyla UEFA kriterlerini kurtarmamız konusunda hiçbir endişemiz yok. Bu ikisini birleştirdiğimizde kulüp konsolide diyoruz. Yani derneğimizin zararı, Sportif’in karını birleştirip konsolide tabloyu elde ediyoruz. Geçen divanda açıkladığım gibi mart sonunda kendi bünyemizde konsolide bir tablo yaptık. Bu Galatasaray tarihinde bir ilk. Merakla çıkan neticeyi bekledik ve eğer yanlış hatırlamıyorsam faaliyetimizin 11.2 milyon kar verdiğini gördük. Tabii ki finansal giderlerini düşünce konsolide zarardayız ama bizim kulüp konsolide olarak faaliyetimizde kar vermemiz çok çok önemli. Ben 10 sene geriye gittim, böyle bir şey yok. İlk defa yaşanıyor. Biz bu süreci aksatmadan aynı titizlikle devam ederek bu ivmeyi sürdürmeliyiz. Bu ivmeyi uzun yıllar sürdürdüğümüz takdirde nakit akışta rahatladığımızı hissedeceğiz. Yapılandırmanın haricinde konuşuyorum. Kendi göbeğimizi kendimiz kestiğimiz takdirde bunu da kendimiz başarabiliriz.

Sayın Başkanımız Mustafa Cengiz’in 2011 yılında attığı bir tweet söyleniyor. Ben açıkçası vicdanen rahatsız oluyorum. Yine Başkanımızın bugün şahsi kulübümüze verdiği kefaletin tutarı 375 milyon Lira. Abdurrahim Albayrak’ın da 390 milyon Lira. Biz bugün bu konuşmaları yaparken bu insanların da hakkını teslim ederek konuşalım. İlave bir şey daha söylemek istiyorum, bu yapılanlar Başkanımız ve Yönetim Kurulumuzun iradesiyle yapılır. Bu tabloların arkasında birtakım idari reformlar var. Bu idari reformlar olmadan bu mali tablolardaki iyileşmeyi biz sürdüremeyiz. Bu reformlar da Başkanımızın ve Yönetim Kurulumuzun ortaya koyduğu idareyle mümkün oluyor. Dolayısıyla bu başarıyı lütfen başta Başkanımız ve Yönetim Kurulumuza ithafen kabul etmek istiyorum. Kendi şahsıma binaen kabul etmek istemiyorum. Teşekkür ederim.”

Yönetim Kurulu Üyemiz Okan Böke ise kürsüye gelerek şu ifadeleri kullandı:

“Sayın Başkanım üslubum için kusura bakmayın. Gerek Divanda gerek Mali Kurullarda neler gördüm ama “Ya” dediysem de özür dilerim. Ben Ahmet ağabeyi çok uzun zamandır tanıyorum, Galatasaray için de çalışmalarını takdirle karşılıyorum. Ama demin o kadar eksik düşünce demeyeyim akıl tutulması diyeyim öyle konuşuyor ki, sağ olsun Galatasaray hakkında ve hukuk hakkında bilmediğimiz şeyleri öğreniyoruz. Feri müdahil nedir bilmiyordum ama sayenizde öğrendik. Sizin feri müdahilliğin başladığı tarih 29 Mayıs. Bakın, Galatasaray şampiyonlukları bir günde kazanmıyor. Biz 19 Mayıs’ta kazandıktan sonra kutlama varken 23. şampiyonluğun çalışması başlamıştı. Yani sizin bizim elimizi kolumuzu bağlayıp bu yönetime bir şey yapmasın, dursun, oyuncu almasın, transfer yapmasın, satmasın, bütün yetkileri elinden alınsın dediğin zaman biz o sırada 23. şampiyonluğa çalışıyorduk. Ama biz şampiyon olduğumuz zaman gene burada kutluyor olacaksınız ve yine biz olacağız, gene biz kazanacağız. Biz bunu kendimiz için yapmıyoruz. Benim burada nasıl Galatasaraylı olduğumu, bu işi yürekten sevdiğimi herkes biliyor. Feri müdahillik veya yöneticinin elini kolunu bağlayın, yapın, çok iyi olmuş ben hepinizi tebrik ediyorum. Bu bize daha iyi çalışma şevki veriyor. Ama bir şeyi unutuyorsunuz, siz bunu her türlü eli kolu rahat Barcelona’da, Real Madrid’de, Manchester City gibi yerlerde olursanız başarılı olabilirsiniz. Onlar için hiçbir şey fark etmiyor, siz onların elini kolunu bağlayın, oyuncu alamayıp satamasınlar, lig başlasın biz ufacık çocuklarla bütün ligi oynayalım. Daha sonra gelip bizden hesap sorun. Sonra bu basketbol, futbol ne olacak, siz bize yasak koyduğunuz an günü itibarıyla imza atıyoruz. Oyuncular bana ‘’Okan Bey şimdi biz imza atacağız ama…’’ diyorlar. Bana gelen yazıda Galatasaray yöneticinin elini kolunu bağlayıp, tedbir koyuyoruz hiçbir şey yapamazsınız deniyor. Kim yapacak bunları, bu takımda kim oynayacak, bu hocaya, bu divana kim hesap verecek? Ben 314 kişiye de hesap veririm, o kişiler 314 veya 17 kişi değil aslında oradaki fark 9 kişi, basit bir matematik ile anlaşılabilir. Gecenin bilmem ne saatinde yapılan oylamada idari ibrasızlığı çıkaran 9 kişidir. 2500 kişi ile gelen bir Galatasaray yönetimi 9 kişi ile ibra edilmiyor. Bakın ben ve arkadaşlarım Galatasaray Spor Kulübü’ne dava açmadılar, Galatasaray Spor Kulübü’nün işleyişi devam etsin diye açıldı başka da hiçbir şey için değil. Ama şunu altını çizerek söylüyorum Galatasaray’ın şampiyonlukları bir günde kazanılmıyor, 19 Mayıs’tan sonrasını bekledik, 29 Mayıs’ta yaptık. O gün zaten 23 başlamıştı. Sonra Galatasaray yönetime tedbiri koyayım işlem yapamasınlar, biz banka mıyız? Geldiğimizden beri bulduğumuzun haddi hesabı yok, hiç bunlara girmeyelim. Ne yapıyorsak Galatasaray için yapıyoruz, ben herkesin ne kadar Galatasaraylı olduğunu da biliyorum burada ama ne olur birbirimizin ayağına basmayalım, onlar bunlar diye konuşmayalım. Neticesinde 1 tane arma var o da Galatasaray arması, her zaman her yerde en büyük Galatasaray, biz de buna lütfen sahip çıkalım.”